TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE, SİVİL VE MİLLİ YENİ ANAYASA
TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE, SİVİL VE MİLLİ YENİ ANAYASA
Türkiye, uzun yıllardır terörün, çatışmaların ve toplumsal gerilimlerin ağır bedellerini ödemiş bir ülkedir. Bugün gelinen noktada ise milletimizin en büyük beklentilerinden biri, terörün tamamen sona erdiği, huzurun ve kardeşliğin hâkim olduğu bir Türkiye’dir.
Türkiye, uzun yıllardır terörün, çatışmaların ve toplumsal gerilimlerin ağır bedellerini ödemiş bir ülkedir. Bugün gelinen noktada ise milletimizin en büyük beklentilerinden biri, terörün tamamen sona erdiği, huzurun ve kardeşliğin hâkim olduğu bir Türkiye’dir.
Milli dayanışmayı, kardeşliği ve demokrasiyi güçlendirmek amacıyla yürütülen çalışmaların toplumda oluşturduğu umut son derece önemlidir. 86 milyon vatandaşımızın ortak beklentisi; hiçbir insanımızın kökeni, dili, inancı veya siyasi düşüncesi nedeniyle birbirinden ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini bu ülkenin eşit ve değerli bir ferdi olarak gördüğü bir Türkiye’dir.
Barış sürecinde yapılan görüşmeler ve atılan adımlar, milletimizin umutlarını artırmaktadır. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla ve diğer bütün unsurlarıyla bu millet, tarih boyunca olduğu gibi bundan sonra da aynı vatan üzerinde kardeşlik içinde yaşayacaktır.
Irki ve etnik meseleleri sürekli gündemde tutmak yerine, ortak vatandaşlık bilinci ve kardeşlik duygusunu güçlendirmek zorundayız. Türkiye’yi sevmeyen, ülkemizin birlik ve beraberliğini bozmak isteyen ihanet odaklarının planlarını boşa çıkarmanın yolu da milletimizin birbirine daha fazla kenetlenmesinden geçmektedir.
İnsanlık da Türkiye de terörden çok çekmiştir. Artık yeni acılar yaşamak istemiyoruz.
Bu nedenle Türk siyasetinin dili de değişmelidir. Siyasi aktörler arasındaki gerilimin azaltılması, iyi niyetin öne çıkarılması ve kırmadan, dökmeden, suçlamadan bir barış dili kullanılması Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.
Herkes elini taşın altına koymalıdır.
İyi niyet, sağduyu, akıl, vicdan, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygusuyla hareket edildiğinde terörsüz Türkiye hedefinin gerçekleşmesi mümkündür. Kötülükten iyilik çıkmaz. Kavga ve gerilimden Türkiye kazanmaz. Türkiye; ancak ortak akılla, dayanışmayla ve kardeşlikle büyür ve güçlenir.
Terörsüz Türkiye hepimizin ortak arzusudur. İnşallah bu hedef gerçekleşecektir. Ancak terörsüz Türkiye hedefinin kalıcı hale gelmesi için yeni ve sivil bir anayasa da gereklidir.
MİLLİ VE YERLİ BİR ANAYASA İHTİYACI
Türkiye'nin yürürlükteki anayasası, 12 Eylül 1980 darbesinin ardından hazırlanan ve 1982 yılında halkoyuyla kabul edilen anayasadır.
Bu anayasa, milli iradenin askıya alındığı bir dönemin ürünü olması nedeniyle başlangıcından itibaren ciddi tartışmalara konu olmuştur. Aradan geçen yıllarda defalarca değiştirilmiş, anayasanın önemli bölümleri yeniden düzenlenmiştir.
Anayasanın defalarca değiştirilmiş olması, Türkiye'nin artık yeni ihtiyaçlara cevap verecek, bütün vatandaşların üzerinde uzlaşabileceği, sivil ve demokratik bir anayasa yapma ihtiyacını açıkça ortaya koymaktadır.
1982 Anayasası hazırlanırken temel yaklaşım, devlet otoritesini ön plana çıkaran bir anlayış üzerine kurulmuştur. Oysa çağdaş demokratik hukuk devletinde esas olan; insanı, insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri ve milli iradeyi merkeze alan bir anayasal düzendir.
Devlet güçlü olmalıdır. Ancak güçlü devlet, güçlü vatandaşla mümkündür. Vatandaşın hak ve özgürlüklerinin güvence altında olmadığı bir sistemin gerçek anlamda demokratik olduğunu söylemek mümkün değildir.
Bu nedenle Türkiye'nin yeni anayasası, geçmişin darbe anlayışlarından ve vesayetçi zihniyetlerden tamamen arındırılmış, milli iradeyi esas alan, sivil, demokratik, özgürlükçü ve hukuk devleti ilkesini güçlendiren bir anayasa olmalıdır.
YENİ ANAYASA GECİKTİRİLMEMELİDİR
Türkiye'nin yeni ve sivil bir anayasaya ihtiyacı artık ertelenmemelidir.
Bugün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetilen Türkiye'de, anayasal düzenin de yeni yönetim sistemiyle uyumlu ve açık bir şekilde yeniden ele alınması mümkündür.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletimizin temsilcilerinin bulunduğu en önemli demokratik zemindir. Yeni anayasa çalışması da elbette Meclis'in öncülüğünde, toplumun bütün kesimlerinin görüşleri alınarak ve mümkün olan en geniş uzlaşma sağlanarak hazırlanmalıdır.
Yeni anayasa bir siyasi partinin, bir hükümetin veya bir grubun anayasası olmamalıdır.
Milletin anayasası olmalıdır.
Dünyada yazılı ve yazısız anayasa örnekleri bulunmaktadır. İngiltere'nin anayasal sistemi bunun en bilinen örneklerinden biridir. Ancak anayasanın şekli kadar, onu uygulayanların hukuk ve demokrasi anlayışı da önemlidir.
Dünyanın en iyi hazırlanmış anayasası bile kötü niyetli ellerde anlamını yitirebilir. Buna karşılık iyi niyetli, vatansever ve demokratik bir yönetim anlayışı; vatandaşın hak ve özgürlüklerini koruyan, adaleti ve hukuku esas alan bir yönetim ortaya koyabilir.
Dolayısıyla mesele sadece anayasa metnini yazmak değildir. Asıl mesele, o anayasanın ruhuna uygun bir yönetim anlayışını da ortaya koyabilmektir.
YENİ ANAYASA MİLLİ İRADEYİ ESAS ALMALI
Türkiye'nin siyasi tarihinde uzun yıllar parlamenter sistem, koalisyon hükümetleri ve hükümet krizleri tartışılmıştır.
Adnan Menderes'ten Turgut Özal'a, Alparslan Türkeş'ten Süleyman Demirel'e ve Necmettin Erbakan'a kadar birçok siyasi lider, Türkiye'nin daha güçlü ve istikrarlı bir yönetim sistemine kavuşması gerektiğini savunmuştur.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hayata geçirilmesi ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde mümkün olmuştur.
Şimdi yapılması gereken, Türkiye'nin yönetim sisteminin anayasal çerçevesini de çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden değerlendirmektir.
YENİ ANAYASA NASIL OLMALI?
Yeni anayasa;
Milli iradeyi esas almalı,
İnsan haklarını ve temel özgürlükleri genişletmeli,
Hukuk devletini güçlendirmeli,
Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını güvence altına almalı,
Devlet ile vatandaş arasındaki güveni güçlendirmeli,
Hiçbir vatandaşın kendisini dışlanmış hissetmesine izin vermemeli,
Etnik, mezhepsel veya siyasi farklılıkları çatışma nedeni olmaktan çıkarmalı,
Türkiye'nin birlik ve beraberliğini güçlendirmeli,
Gençlerin, kadınların, çocukların ve gelecek nesillerin haklarını güvence altına almalı,
Demokratik siyasetin önünü açmalı,
Terörün ve şiddetin her türünü reddeden güçlü bir hukuk düzeni oluşturmalıdır.
En önemlisi de yeni anayasa, milletin ortak iradesini ve Türkiye'nin ortak geleceğini temsil etmelidir.
Terörsüz Türkiye hedefi ile yeni anayasa hedefi birbirinden ayrı düşünülemez.
Terörün sona erdiği, toplumsal barışın güçlendiği, kardeşliğin pekiştiği bir Türkiye'yi kalıcı hale getirmenin yolu; güçlü demokrasi, güçlü hukuk devleti ve vatandaşın temel haklarını güvence altına alan sivil bir anayasadan geçmektedir.
Türkiye artık geçmişin darbeleriyle şekillenen anayasa tartışmalarını geride bırakmalıdır.
Yeni anayasa; milletin iradesiyle, millet için ve milletin geleceği düşünülerek hazırlanmalıdır.
Bu fırsat daha fazla geciktirilmemelidir.
Türkiye'nin ihtiyacı kavga değil uzlaşmadır. Ayrışma değil kardeşliktir. Vesayet değil milli iradedir. Korku değil özgürlüktür.
Terörsüz Türkiye için, güçlü demokrasi için, güçlü hukuk devleti için ve gelecek nesiller için sivil, milli ve özgürlükçü yeni bir anayasa artık bir tercih değil, Türkiye'nin temel ihtiyaçlarından biridir.
Av. Mustafa Kuran
Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.




