Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

AİLEYİ İHYA ETMEK, GELECEĞİ İNŞA ETMEKTİR

Gündem 05.08.2026 - 13:58, Güncelleme: 05.08.2026 - 14:09 97 kez okundu.
 

AİLEYİ İHYA ETMEK, GELECEĞİ İNŞA ETMEKTİR

KÜTAHYA KUVÂY-I AİLE KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI

Kadim Vakfı ile Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği iş birliğinde düzenlenen Kütahya Kuvây-ı Aile Kongresi, aile kurumunun karşı karşıya bulunduğu güncel sorunları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek; millî ve manevî değerlerimiz ışığında çözüm önerileri geliştirmek ve “güçlü aile, güçlü toplum” anlayışını yeniden tahkim etmek amacıyla akademisyenlerin, eğitimcilerin, sosyologların, araştırmacıların, yazarların, sivil toplum temsilcilerinin ve farklı kesimlerden duyarlı vatandaşlarımızın geniş katılımıyla gerçekleştirildi. Kongrede; ailenin sosyolojik rolü, Türk aile yapısının tarihsel gelişimi, kadın ve aile, ailede mahremiyet, aile dilindeki sertleşme ve kültürel kayıp, dijital sosyoloji, çocuk ve yapay zekâ, transhümanizm, dijital dünyanın aile üzerindeki etkileri, ailede görgü ve nezaket eğitimi, değer aktarımı, karakter inşası, neslin korunması, aile-devlet ilişkisi ve medeniyet perspektifinde aile başlıkları bilimsel bir zeminde ele alındı. Bunun yanında serbest kürsü oturumunda vatandaşlarımızın, eğitimcilerin, sivil toplum temsilcilerinin ve yerel katılımcıların görüşleri alınmış; masa çalışmalarında ortak akıl ve istişare kültürüyle çözüm önerileri geliştirildi. Yapılan müzakereler sonucunda ortaya çıkan şu tespit, değerlendirme ve tavsiyelerin kamuoyuyla paylaşılması kararlaştırıldı: 1. Aile; yalnızca bireylerin birlikte yaşadığı sosyal bir yapı değil; milletimizin kültürel hafızasını, ahlaki değerlerini, inanç dünyasını ve medeniyet tasavvurunu geleceğe taşıyan en temel kurumdur. Ailenin korunması yalnızca bireysel bir tercih değil; toplumsal huzurun, millî güvenliğin ve kültürel sürekliliğin stratejik bir gereğidir. Yeni zamana dair bir medeniyetin inşası ancak ailenin korunmasıyla mümkündür. 2. Güçlü aile güçlü toplumun, güçlü toplum ise güçlü devletin temelidir. Aile meselesi taviz verilemez bir millî güvenlik meselesidir. Bu sebeple aile politikaları yalnızca sosyal politika kapsamında değil; eğitim, kültür, sağlık, hukuk, ekonomi ve dijital dönüşüm politikalarının merkezinde ele alınmalıdır. İlgili tüm kurumlar ve sivil toplum kuruluşları bu konudaki görev ve sorumluluklarını daha güçlü bir farkındalıkla yerine getirmek zorundadır. 3. Türk aile yapısı tarih boyunca sevgi, sadakat, fedakârlık, karşılıklı sorumluluk, istişare ve dayanışma ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Bu köklü miras modern dünyanın değişen şartlarına rağmen korunmalı ve yeni nesillere aktarılmalıdır. Bu konuda en büyük görev; model olma, ortam sağlama, farkındalık oluşturma ve bilinç kazandırma misyonu zayıflayan anne-babalara düşmektedir. 4. Kadın ve erkek aile içinde birbirinin rakibi değil; hayat arkadaşı, birbirini tamamlayan iki değerdir. Sağlıklı aile yapısı üstünlük mücadelesiyle değil; sevgi, şefkat, merhamet, adalet, sadakat ve karşılıklı sorumluluk bilinciyle güçlenir. Bu yaklaşımdan uzaklaşan tüm yasal ve kurumsal düzenlemeler yeniden gözden geçirilmelidir. 5. Kadın; aileyi bir arada tutan sevginin, merhametin, fedakârlığın ve değer aktarımının en güçlü taşıyıcılarından biridir. Bununla birlikte aileyi koruma sorumluluğu yalnızca kadına yüklenemez. Baba da güvenin, adaletin, sorumluluğun ve istikrarın temsilcisi olarak aile bütünlüğünün vazgeçilmez unsurudur. Güçlü aile; kadın ile erkeğin birbirini desteklediği, birbirinin yükünü hafiflettiği ve çocuklarına birlikte örnek olduğu ailedir. 6. Aile içinde hiçbir birey ötekileştirilmemeli; anne, baba, çocuklar ve aile büyükleri arasında sevgi, saygı, anlayış, empati ve şefkat esas alınmalıdır. Sağlıklı iletişim aile içi huzurun ve toplumsal barışın temelidir. 7. Günümüz dünyasında yalnızca çekirdek aile değil, geniş aile kültürü de korunmalıdır. Büyükanneler, büyükbabalar, amcalar, halalar, dayılar ve teyzeler; nesiller arasında kültür, tecrübe ve değer aktarımını sağlayan önemli şahsiyetlerdir. 8. Çocukların karakteri, kimliği ve kişiliği öncelikle aile ortamında şekillenir. Dijital platformlar bilgi sunabilir; ancak ahlakı, vicdanı, aidiyeti ve şahsiyeti inşa edemez. Meşgul edebilir ama mutlu edemez. 9. Dijitalleşme, yapay zekâ ve teknolojik gelişmeler insanlığa büyük fırsatlar sunarken; aile içi iletişim, dikkat, mahremiyet, güven ve aidiyet üzerinde ciddi riskler oluşturmaktadır. Teknoloji insanın hizmetinde kalmalı; insan teknolojinin yönlendirdiği bir nesne hâline gelmemelidir. 10. Aile bireylerinin birlikte geçirdiği nitelikli zaman artırılmalı; ortak sofralar, ortak ibadetler, ortak kültürel faaliyetler ve yüz yüze iletişim yeniden aile hayatının merkezine alınmalıdır. 11. Çocukların ve gençlerin dijital bağımlılık, siber zorbalık, çevrim içi istismar, mahremiyet ihlalleri ve zararlı içeriklerden korunması amacıyla ailelere yönelik dijital ebeveynlik eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır. 12. Sosyal medya üzerinden oluşturulan yapay hayatlar ve ideal aile algıları; kıyas kültürünü, memnuniyetsizliği ve aile içi huzursuzlukları artırmaktadır. Gerçek mutluluk dijital görünürlükte değil; samimi ilişkilerde aranmalıdır. 13. Aile mahremiyeti korunmalı; özellikle çocuklara ait görsellerin dijital ortamlarda kontrolsüz biçimde paylaşılmaması konusunda toplumsal bilinç artırılmalıdır. 14. Eğitim sistemi yalnızca akademik başarıyı değil; karakter eğitimini, aile ve toplum bilincini, görgü ve nezaketi, dijital okuryazarlığı, sorumluluk duygusunu ve sosyal dayanışmayı da merkeze alan bütüncül bir anlayışla güçlendirilmelidir. 15. Türk ve İslam aile yapısını besleyen Kur’an-ı Kerim, Peygamberî ahlak, Dede Korkut geleneği, Ahilik, Bacıyân-ı Rûm, vakıf kültürü ve komşuluk gibi köklü medeniyet birikimi yeni nesillere aktarılmalıdır. 16. Transhümanizm, aşırı bireyselleşme, tüketim kültürü ve insanı yalnızlaştıran küresel yaklaşımlar karşısında; insan onurunu, aile bütünlüğünü ve toplumsal dayanışmayı esas alan medeniyet merkezli politikalar geliştirilmelidir. 17. Aile kurumuna dair politikaların hazırlanmasında sosyoloji, psikoloji, eğitim bilimleri, ilahiyat, hukuk, sağlık, iletişim ve teknoloji alanlarında çalışan uzmanların ortak çalışmaları esas alınmalıdır. 18. Kongrede dile getirilen dijital bağımlılık, aile içi ihmal, mahremiyet, değer eğitimi, ebeveyn otoritesi, kuşaklar arası iletişim, sosyal medya kaynaklı kıyas kültürü, çevrim içi güvenlik ve kişisel verilerin korunması gibi konular ulusal aile politikalarının öncelikli alanları olarak değerlendirilmiştir. 19. Okul-aile iş birliği güçlendirilmeli; aile danışmanlığı, evlilik öncesi eğitimler, ebeveyn okulları ve aile destek merkezleri yaygınlaştırılmalıdır. Sağlık ocakları gibi “aile ocakları” kurulmalıdır. 20. Kuvây-ı Aile Hareketi; belirli bir şehirle sınırlı olmayan, Türkiye’nin her bölgesinde ortak aklı, istişareyi ve çözüm üretmeyi esas alan sürdürülebilir bir toplumsal seferberlik hareketidir. SONUÇ: Kütahya Kuvây-ı Aile Kongresi, aileyi geçmişe ait bir kurum olarak değil; geleceğin inşasında vazgeçilmez bir medeniyet değeri olarak görmektedir. Bütün saldırılara ve yıpratmalara rağmen aile kurumunun toparlanabilir olduğuna inanmakta ve çözüm üretmeye sevdalı olanları birlikte hareket etmeye çağırmaktadır. İnanıyoruz ki aileyi ayakta tutan en büyük güç; sevgi, şefkat, merhamet, adalet, sadakat, karşılıklı sorumluluk ve güven duygusudur. Kadın ile erkeği ayrıştıran değil birbirini tamamlayan; çocukları yalnızca geleceğin bireyleri değil medeniyetimizin emanetçileri olarak gören; büyükleri tecrübenin ve hikmetin kaynağı kabul eden bir aile anlayışı güçlü bir toplumun ve huzurlu bir geleceğin teminatıdır. Bu bildirgeyle; aileyi merkeze alan, kuşaklar arası bağı güçlendiren, dijital çağın imkânlarını insan onurunu ve aile bütünlüğünü koruyarak kullanan, millî ve manevî değerlerimizi yaşatan bir toplumsal seferberlik çağrısı yapılmaktadır. Kütahya’dan yükselen bu çağrının, ülkemizin dört bir yanında gerçekleştirilecek Kuvây-ı Aile Kongrelerine ilham vermesi; akademik çalışmalara, kamu politikalarına ve toplumsal farkındalığa katkı sunması en büyük temennimizdir. 2 Ağustos 2026 – Kütahya Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği KADİM Vakfı
KÜTAHYA KUVÂY-I AİLE KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI

Kadim Vakfı ile Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği iş birliğinde düzenlenen Kütahya Kuvây-ı Aile Kongresi, aile kurumunun karşı karşıya bulunduğu güncel sorunları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek; millî ve manevî değerlerimiz ışığında çözüm önerileri geliştirmek ve “güçlü aile, güçlü toplum” anlayışını yeniden tahkim etmek amacıyla akademisyenlerin, eğitimcilerin, sosyologların, araştırmacıların, yazarların, sivil toplum temsilcilerinin ve farklı kesimlerden duyarlı vatandaşlarımızın geniş katılımıyla gerçekleştirildi.

Kongrede; ailenin sosyolojik rolü, Türk aile yapısının tarihsel gelişimi, kadın ve aile, ailede mahremiyet, aile dilindeki sertleşme ve kültürel kayıp, dijital sosyoloji, çocuk ve yapay zekâ, transhümanizm, dijital dünyanın aile üzerindeki etkileri, ailede görgü ve nezaket eğitimi, değer aktarımı, karakter inşası, neslin korunması, aile-devlet ilişkisi ve medeniyet perspektifinde aile başlıkları bilimsel bir zeminde ele alındı.

Bunun yanında serbest kürsü oturumunda vatandaşlarımızın, eğitimcilerin, sivil toplum temsilcilerinin ve yerel katılımcıların görüşleri alınmış; masa çalışmalarında ortak akıl ve istişare kültürüyle çözüm önerileri geliştirildi.

Yapılan müzakereler sonucunda ortaya çıkan şu tespit, değerlendirme ve tavsiyelerin kamuoyuyla paylaşılması kararlaştırıldı:

1. Aile; yalnızca bireylerin birlikte yaşadığı sosyal bir yapı değil; milletimizin kültürel hafızasını, ahlaki değerlerini, inanç dünyasını ve medeniyet tasavvurunu geleceğe taşıyan en temel kurumdur. Ailenin korunması yalnızca bireysel bir tercih değil; toplumsal huzurun, millî güvenliğin ve kültürel sürekliliğin stratejik bir gereğidir. Yeni zamana dair bir medeniyetin inşası ancak ailenin korunmasıyla mümkündür.

2. Güçlü aile güçlü toplumun, güçlü toplum ise güçlü devletin temelidir. Aile meselesi taviz verilemez bir millî güvenlik meselesidir. Bu sebeple aile politikaları yalnızca sosyal politika kapsamında değil; eğitim, kültür, sağlık, hukuk, ekonomi ve dijital dönüşüm politikalarının merkezinde ele alınmalıdır. İlgili tüm kurumlar ve sivil toplum kuruluşları bu konudaki görev ve sorumluluklarını daha güçlü bir farkındalıkla yerine getirmek zorundadır.

3. Türk aile yapısı tarih boyunca sevgi, sadakat, fedakârlık, karşılıklı sorumluluk, istişare ve dayanışma ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Bu köklü miras modern dünyanın değişen şartlarına rağmen korunmalı ve yeni nesillere aktarılmalıdır. Bu konuda en büyük görev; model olma, ortam sağlama, farkındalık oluşturma ve bilinç kazandırma misyonu zayıflayan anne-babalara düşmektedir.

4. Kadın ve erkek aile içinde birbirinin rakibi değil; hayat arkadaşı, birbirini tamamlayan iki değerdir. Sağlıklı aile yapısı üstünlük mücadelesiyle değil; sevgi, şefkat, merhamet, adalet, sadakat ve karşılıklı sorumluluk bilinciyle güçlenir. Bu yaklaşımdan uzaklaşan tüm yasal ve kurumsal düzenlemeler yeniden gözden geçirilmelidir.

5. Kadın; aileyi bir arada tutan sevginin, merhametin, fedakârlığın ve değer aktarımının en güçlü taşıyıcılarından biridir. Bununla birlikte aileyi koruma sorumluluğu yalnızca kadına yüklenemez. Baba da güvenin, adaletin, sorumluluğun ve istikrarın temsilcisi olarak aile bütünlüğünün vazgeçilmez unsurudur. Güçlü aile; kadın ile erkeğin birbirini desteklediği, birbirinin yükünü hafiflettiği ve çocuklarına birlikte örnek olduğu ailedir.

6. Aile içinde hiçbir birey ötekileştirilmemeli; anne, baba, çocuklar ve aile büyükleri arasında sevgi, saygı, anlayış, empati ve şefkat esas alınmalıdır. Sağlıklı iletişim aile içi huzurun ve toplumsal barışın temelidir.

7. Günümüz dünyasında yalnızca çekirdek aile değil, geniş aile kültürü de korunmalıdır. Büyükanneler, büyükbabalar, amcalar, halalar, dayılar ve teyzeler; nesiller arasında kültür, tecrübe ve değer aktarımını sağlayan önemli şahsiyetlerdir.

8. Çocukların karakteri, kimliği ve kişiliği öncelikle aile ortamında şekillenir. Dijital platformlar bilgi sunabilir; ancak ahlakı, vicdanı, aidiyeti ve şahsiyeti inşa edemez. Meşgul edebilir ama mutlu edemez.

9. Dijitalleşme, yapay zekâ ve teknolojik gelişmeler insanlığa büyük fırsatlar sunarken; aile içi iletişim, dikkat, mahremiyet, güven ve aidiyet üzerinde ciddi riskler oluşturmaktadır. Teknoloji insanın hizmetinde kalmalı; insan teknolojinin yönlendirdiği bir nesne hâline gelmemelidir.

10. Aile bireylerinin birlikte geçirdiği nitelikli zaman artırılmalı; ortak sofralar, ortak ibadetler, ortak kültürel faaliyetler ve yüz yüze iletişim yeniden aile hayatının merkezine alınmalıdır.

11. Çocukların ve gençlerin dijital bağımlılık, siber zorbalık, çevrim içi istismar, mahremiyet ihlalleri ve zararlı içeriklerden korunması amacıyla ailelere yönelik dijital ebeveynlik eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır.

12. Sosyal medya üzerinden oluşturulan yapay hayatlar ve ideal aile algıları; kıyas kültürünü, memnuniyetsizliği ve aile içi huzursuzlukları artırmaktadır. Gerçek mutluluk dijital görünürlükte değil; samimi ilişkilerde aranmalıdır.

13. Aile mahremiyeti korunmalı; özellikle çocuklara ait görsellerin dijital ortamlarda kontrolsüz biçimde paylaşılmaması konusunda toplumsal bilinç artırılmalıdır.

14. Eğitim sistemi yalnızca akademik başarıyı değil; karakter eğitimini, aile ve toplum bilincini, görgü ve nezaketi, dijital okuryazarlığı, sorumluluk duygusunu ve sosyal dayanışmayı da merkeze alan bütüncül bir anlayışla güçlendirilmelidir.

15. Türk ve İslam aile yapısını besleyen Kur’an-ı Kerim, Peygamberî ahlak, Dede Korkut geleneği, Ahilik, Bacıyân-ı Rûm, vakıf kültürü ve komşuluk gibi köklü medeniyet birikimi yeni nesillere aktarılmalıdır.

16. Transhümanizm, aşırı bireyselleşme, tüketim kültürü ve insanı yalnızlaştıran küresel yaklaşımlar karşısında; insan onurunu, aile bütünlüğünü ve toplumsal dayanışmayı esas alan medeniyet merkezli politikalar geliştirilmelidir.

17. Aile kurumuna dair politikaların hazırlanmasında sosyoloji, psikoloji, eğitim bilimleri, ilahiyat, hukuk, sağlık, iletişim ve teknoloji alanlarında çalışan uzmanların ortak çalışmaları esas alınmalıdır.

18. Kongrede dile getirilen dijital bağımlılık, aile içi ihmal, mahremiyet, değer eğitimi, ebeveyn otoritesi, kuşaklar arası iletişim, sosyal medya kaynaklı kıyas kültürü, çevrim içi güvenlik ve kişisel verilerin korunması gibi konular ulusal aile politikalarının öncelikli alanları olarak değerlendirilmiştir.

19. Okul-aile iş birliği güçlendirilmeli; aile danışmanlığı, evlilik öncesi eğitimler, ebeveyn okulları ve aile destek merkezleri yaygınlaştırılmalıdır. Sağlık ocakları gibi “aile ocakları” kurulmalıdır.

20. Kuvây-ı Aile Hareketi; belirli bir şehirle sınırlı olmayan, Türkiye’nin her bölgesinde ortak aklı, istişareyi ve çözüm üretmeyi esas alan sürdürülebilir bir toplumsal seferberlik hareketidir.

SONUÇ:

Kütahya Kuvây-ı Aile Kongresi, aileyi geçmişe ait bir kurum olarak değil; geleceğin inşasında vazgeçilmez bir medeniyet değeri olarak görmektedir. Bütün saldırılara ve yıpratmalara rağmen aile kurumunun toparlanabilir olduğuna inanmakta ve çözüm üretmeye sevdalı olanları birlikte hareket etmeye çağırmaktadır.

İnanıyoruz ki aileyi ayakta tutan en büyük güç; sevgi, şefkat, merhamet, adalet, sadakat, karşılıklı sorumluluk ve güven duygusudur. Kadın ile erkeği ayrıştıran değil birbirini tamamlayan; çocukları yalnızca geleceğin bireyleri değil medeniyetimizin emanetçileri olarak gören; büyükleri tecrübenin ve hikmetin kaynağı kabul eden bir aile anlayışı güçlü bir toplumun ve huzurlu bir geleceğin teminatıdır.

Bu bildirgeyle; aileyi merkeze alan, kuşaklar arası bağı güçlendiren, dijital çağın imkânlarını insan onurunu ve aile bütünlüğünü koruyarak kullanan, millî ve manevî değerlerimizi yaşatan bir toplumsal seferberlik çağrısı yapılmaktadır.

Kütahya’dan yükselen bu çağrının, ülkemizin dört bir yanında gerçekleştirilecek Kuvây-ı Aile Kongrelerine ilham vermesi; akademik çalışmalara, kamu politikalarına ve toplumsal farkındalığa katkı sunması en büyük temennimizdir.

2 Ağustos 2026 – Kütahya

Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği

KADİM Vakfı

Kütahya HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.