Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

MÜSLÜM ABACIOĞLU’NUN KENDİ AĞZINDAN GAZETECİLİK SERÜVENİ

Kültür-Sanat 06.08.2026 - 12:02, Güncelleme: 06.08.2026 - 12:02 128 kez okundu.
 

MÜSLÜM ABACIOĞLU’NUN KENDİ AĞZINDAN GAZETECİLİK SERÜVENİ

Derleyen, düzenleyen ve yayına hazırlayan: Ecz. Bakır YEGENOĞLU

  (2’NCİ BÖLÜM) Röportaj metni: Müslüm ABACIOĞLU Derleyen, düzenleyen ve yayına hazırlayan: Ecz. Bakır YEGENOĞLU   KIYMETLİ DOSTLARIM, DEĞERLİ OKUYUCULARIM… Yukarıda hayatı, hizmetleri ve eserleri hakkında bilgi vermeye çalıştığım Müslüm Abacıoğlu Hocamız, gazetecilik serüvenini ve meslek hatıralarını kendi ifadeleriyle de anlatmıştır. Karanlık odalarda banyo edilen siyah-beyaz filmlerden dijital fotoğraf makinelerine; daktilodan bilgisayara, PTT’den internete uzanan bu yarım asırlık yolculuğu kendisinden dinlemek, Şanlıurfa basın tarihinin yakın dönemine ışık tutması bakımından son derece değerlidir. Şimdi sözü Müslüm Abacıoğlu Hocamıza bırakalım… --- SORU: SİZİ KISACA TANIYABİLİR MİYİZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1955 yılında Şanlıurfa’nın Siverekli Mahallesi Tosun Sokak’taki müstakil evimizde dünyaya gelmişim. İlkokulu Vatan İlkokulunda, ortaokulu Merkez Ortaokulunda, lise öğrenimimi ise Şanlıurfa Lisesinde tamamladım. 1971-1972 eğitim ve öğretim yılı sonunda Urfa Lisesinden mezun oldum. 1972-1975 yılları arasında İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünde öğrenim gördüm. Daha sonra Urfa Eğitim Enstitüsünün kısa dönem eğitim sınavlarına girdim ve ilköğretime geçiş yaptım. 1979 yılından itibaren Zonguldak Ereğli, Afyon Sincanlı, Şanlıurfa merkez ve köylerinde öğretmenlik yaptım. Öğretmenlik ve gazetecilik mesleklerini uzun yıllar birlikte yürüttüm. Temmuz 2005’te, öğretmenlik mesleğimin 27’nci yılında emekli oldum. Ancak gazetecilik mesleğini bırakmadım ve imkânlarım ölçüsünde sürdürmeye devam ettim. Yaklaşık 50 yıllık gazetecilik ve 27 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca doğruluktan ve dürüstlükten ödün vermemeye çalıştım. Hiçbir zaman kendimi ön plana çıkarmayı sevmedim. Çünkü sürekli “Ben” demeyi hiçbir zaman öğrenemedim. Maddiyatı değil, maneviyatı ön planda tuttum. Evliyim. Dördü kız, ikisi erkek olmak üzere altı çocuk babasıyım. İkisi kız, dördü erkek olmak üzere altı torunumuz bulunmaktadır. Allahu Teâlâ herkesin evlatlarını ve torunlarını bağışlasın. --- SORU: GAZETECİLİĞE NE ZAMAN VE NASIL BAŞLADINIZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Gazeteciliğe lise yıllarımda, 1969-1970’li yıllarda başladım. Benden bir üst sınıfta okuyan amcaoğlumla birlikte okulda fotoğraf çekerdik. Okul dışında ise Şanlıurfa’nın tarihî yerlerini ve ilginç görüntülerini fotoğraflamaya çalışırdık. Yetkin Pasajı’nda bulunan Foto Murat’ın sahibi Mehmet Lobut’a işlerinde yardımcı olurduk. O dönemde Tercüman Gazetesi’nin Urfa muhabirliğini yapan merhum Müslüm Köylü’nün haberleri için gerekli fotoğrafları çekerek kendisine destek oluyorduk. Bu çalışmalar sırasında gazetecilik mesleğine ilgi duymaya başladım. Bazı yayın kuruluşlarıyla görüşerek kendilerine haber ve fotoğraf gönderdim. Dile kolay… Basın hayatında yarım asrı geride bıraktık. Yaşımız da şehrimizin plaka numarasını geçti. Allahu Teâlâ cümlemize hayırlı ve uzun ömürler versin. Son nefesimizi imanla vermeyi nasip eylesin. --- SORU: GAZETECİLİĞE BAŞLADIĞINIZ YILLARDA ŞANLIURFA’DA HANGİ GAZETELER VARDI? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Hatırlayabildiğim kadarıyla o yıllarda Şanlıurfa’da Urfa’nın Sesi Matbaası ve Hizmet Matbaası bulunuyordu. Bu matbaalar aynı isimlerle yerel gazeteler çıkarıyordu. Hizmet Gazetesi’nde merhum Halit Okutan ile birlikte birçok habere gider, haber ve fotoğraf çalışmalarını gerçekleştirirdik. 1977-1978 yıllarında, Ege Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulundan mezun olarak memleketine dönen merhum Kemal Kapaklı, Güneydoğu Gazetesi’ni çıkarmaya başladı. Ben de gazetenin kuruluşundan itibaren İstihbarat Şefi olarak görev yaptım ve habercilik çalışmalarımı sürdürdüm. --- SORU: HANGİ BASIN KURULUŞLARINDA GÖREV YAPTINIZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1970’li yıllardan itibaren farklı dönemlerde Günaydın Gazetesi, Hayat Mecmuası, Hayat Spor, Türk Spor Mecmuası, Anadolu Ajansı, Dünya Gazetesi, Millî Gazete, Son Havadis Gazetesi, Ulusal Basın Ajansı ve Türk Haberler Ajansında görev yaptım. 1978 yılında Son Havadis Gazetesi’nin Şanlıurfa muhabirliğini üstlendim. 1977 yılından itibaren 20 yılı aşkın süreyle Türkiye Gazetesi ve İhlas Haber Ajansı camiasında muhabirlik başta olmak üzere çeşitli görevlerde bulundum. Dolaylı olarak Türkiye Çocuk Dergisi, TGRT ve TGRT FM için de çalışmalar yaptım. 1992-1993 yıllarından itibaren Akşam Gazetesi grubunun bölge ve Şanlıurfa muhabirliğini yürüttüm. Çeşitli basın kuruluşlarında kısa veya uzun süreli görev yaptım. Ancak öğretmenlik görevim nedeniyle basın kuruluşlarında sigortalı çalışmam mümkün değildi. Gönderdiğim haberler karşılığında belirli ücretler tarafıma ulaştırılırdı. --- SORU: KENDİ GAZETELERİNİZİ DE ÇIKARDINIZ MI? MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1998 yılında Müslüm Aktürk, Dr.Müslüm Sunay, Müslüm Abacı ve Müslüm Gözek arkadaşımızın desteğiyle haftalık yerel Yenidoğuş Gazetesi’ni çıkardık. Daha sonraki yıllarda Yenidendoğuş ve Urfa Hayat gazetelerini haftalık olarak yayımladık. O dönemde devlet memuru olduğum için gazeteler resmî olarak başka arkadaşlarımızın isimleriyle çıkarılıyordu. Daha sonra Mehmet Keşküş ve Mehmet Atlı’nın sahibi olduğu Urfa Atılım Gazetesi’nin yayımlanmasına her yönüyle destek verdik. İlerleyen yıllarda Şanlıurfa Olay Gazetesi ve GAP Gündemi Gazetesi’nde haber ve mizanpaj çalışmalarında bulundum. On beş günde bir yayımlanan GAP Gündemi Gazetesi’nin günlük yayına geçmesine katkıda bulunduk. Bir süre sonra yerimizi gençlere bıraktık. Ancak ulusal gazete muhabirliğimizi ve öğretmenlik mesleğimizi sürdürdük. 2015 yılından itibaren İstanbul’da yaşayan küçük kardeşim İbrahim Abacıoğlu’nun sahipliği ve maddi desteğiyle Güneydoğu Hakikat Gazetesi’ni haftalık olarak yayımlamaya başladık. Maddi imkânsızlıklar ve bazı teknik sorunlar nedeniyle 34’üncü sayıdan sonra gazetemizi on beş günde bir çıkardık. 39’uncu sayımızın ardından ise yayın hayatına ileriki bir tarihte devam etmek üzere ara verme kararı aldık. --- SORU: ESKİ GAZETECİLİKTE HABER VE FOTOĞRAFLAR NASIL HAZIRLANIRDI? MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1970’li yıllarda kullandığımız fotoğraf makineleri bugün antika değerinde kabul edilebilir. Kodak, Agfa, Yashica ve Lubitel gibi makinelerin içine siyah-beyaz filmler takardık. Fotoğrafları çektikten sonra filmi banyo ettirir, ardından fotoğrafları kâğıda bastırırdık. Haber metinlerini daktiloda yazardık. Hazırladığımız haber ve fotoğrafları, çok acil değilse PTT aracılığıyla; acilse şehirlerarası otobüslerle İstanbul’daki gazete merkezlerine gönderirdik. Daha sonra haberin ulaşıp ulaşmadığını takip ederdik. Fotoğrafı olmayan acil haberleri geçirmek için PTT’ye giderdik. Çalıştığımız basın kuruluşunun yurt haberler servisini ödemeli olarak aratır, bağlantının kurulmasını beklerdik. Telefon bağlantısı sağlandığında haberi karşıdaki görevliye kelime kelime yazdırırdık. İlk yıllarda ses kayıt cihazı yoktu. Daha sonraki dönemlerde önce büyük, ardından daha küçük teypler kullanılmaya başlandı. Röportaj yaptığımız kişilerin konuşmalarını kaydeder, daha sonra kâğıda dökerek haber hâline getirirdik. Bugün internet ve cep telefonları sayesinde fotoğraf ve haberler saniyeler içerisinde dünyanın her tarafına ulaştırılabiliyor. Teknoloji elbette büyük kolaylık sağladı. Fakat eski gazeteciliğin heyecanı, emeği, sabrı ve fedakârlığı da bambaşkaydı. --- SORU: DİJİTAL FOTOĞRAF MAKİNESİNİ ŞANLIURFA’DA İLK KULLANANLARDAN BİRİ OLDUĞUNUZ DOĞRU MU? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Dijital fotoğraf makinesini Şanlıurfa’da ilk kullananlardan birinin ben olduğumu söylersem sanırım yanlış olmaz. Singapur’a geziye giden amcaoğlum, oradan bana dijital bir fotoğraf makinesi hediye olarak getirmişti. Dijital makineler sayesinde film satın alma, filmi banyo ettirme ve fotoğrafı kâğıda bastırma masrafı ortadan kalktı. Daha sonraki yıllarda fotoğrafları diskete kaydeden makineler de piyasaya çıktı. Daktilonun yerini bilgisayar; posta, telgraf, telefon, teleks, telefoto ve otobüslerle gönderilen haberlerin yerini internet aldı. Ses kayıt cihazlarının ve fotoğraf makinelerinin görevini ise cep telefonları üstlendi. Günümüzde her şey çok daha kolay ve hızlı yapılabiliyor. --- SORU: GAZETECİLİK HAYATINIZDA UNUTAMADIĞINIZ BİR HATIRANIZ VAR MI? MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1978 yılında kurulan Bülent Ecevit Hükûmetinde İçişleri Bakanı olan İrfan Özaydınlı, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesindeki Devlet Üretme Çiftliğine gelmişti. Merhum Nuri Okutan ile birlikte biz de haber yapmak için Ceylanpınar’a gitmiştik. Oradaki gazetecilerin çoğunda birer fotoğraf makinesi vardı. Benim ise iki makinem bulunuyordu. Makinelerden birini boynuma asmış, kalabalığın arasından başımı uzatarak Bakan Özaydınlı’nın fotoğrafını farklı yönlerden çekmeye çalışıyordum. Diğer gazeteciler benden daha iri yapılıydı. Ben ise ufak tefek ve zayıf biriydim. Kalabalık arasında zorlandığımı gören Bakan İrfan Özaydınlı beni fark etti. Eğilip elimden tutarak: “Yahu, ne yapıyorsunuz? Çocuğu aranızda ezeceksiniz. Gel oğlum, gel böyle ön tarafa; rahat rahat çalış” diyerek beni yakınına çekti. Bu olay, gazetecilik hayatımın unutamadığım hatıralarından biridir. --- SORU: TURGUT ÖZAL’A SORDUĞUNUZ BİR SORUDAN DA SÖZ EDİYORSUNUZ. O GÜN NELER YAŞANDI? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Merhum Turgut Özal, Anavatan Partisi’ni kurduktan sonra seçim çalışmaları sırasında Şanlıurfa’yı ziyaret etmişti. Karameydan yakınlarında, Merkez PTT’nin bitişiğindeki parti binasının önünde Turgut Özal’ın yanına yaklaştım. Kulağına eğilerek kendisine şu soruyu sordum: “Efendim, Urfa’da yetişmiş doktorlarımız, emniyet müdürlerimiz ve çok sayıda tahsilli insanımız varken siz neden köy ağalarını veya onların önerdiği kişileri milletvekili adayı gösteriyorsunuz? Hiç olmazsa onların okumuş çocuklarını aday gösterseniz daha doğru olmaz mı?” Turgut Özal bana özetle şu cevabı verdi: “Senin saydığın o değerli insanlar bize kaç oy getirir? Oy kırsalda. Bu nedenle kırsalda sözü geçen kişileri veya onların önereceği isimleri aday gösteriyorum. Bize çok sayıda milletvekili lazım ki tek başımıza iktidar olalım ve ülkemize hizmet edelim.” Bu hatıra, gazetecilik hayatım boyunca sorduğum doğrudan sorulardan biri olarak zihnimde yer etti. --- SORU: ESKİ GAZETECİLİKLE BUGÜNKÜ GAZETECİLİK ARASINDAKİ EN ÖNEMLİ FARK NEDİR? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Bizim zamanımızda gazetecilik çok daha zor fakat çok daha heyecanlıydı. Günümüzde bilgiye ve görüntüye ulaşmak çok kolaylaştı. Ancak hızın artması, her bilginin doğru olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle günümüzde gazetecinin sorumluluğu azalmamış, tam tersine daha da artmıştır. Gazetecilik hayatım boyunca hiçbir haber veya röportaj nedeniyle mahkemelik olmadım. Çünkü doğruluğundan emin olmadığım hiçbir şeyi yazmamaya çalıştım. Haber kaynağımı asla yalancı durumuna düşürmedim. Kişi hangi görüşten olursa olsun, söylediklerini anlamını değiştirmeden yayımladım. Gazeteci doğruluktan vazgeçmemeli, haber kaynağını küstürmemeli ve kendisine duyulan güveni boşa çıkarmamalıdır. --- SORU: HABER HAZIRLARKEN HANGİ KURALLARA DİKKAT EDİLMELİDİR? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Gazeteci, haberini hazırlarken 5N–1K olarak ifade ettiğimiz temel kurallara uymalıdır:   Ne oldu? Nerede oldu? Ne zaman oldu? Nasıl oldu? Neden oldu? Kim yaptı veya kimler etkilendi?   Haberin giriş, gelişme ve sonuç bölümleri açık ve anlaşılır olmalıdır. Başlık, spot ve haber metni birbiriyle uyumlu hazırlanmalıdır. Okuyucu; olayın nerede, ne zaman, nasıl ve neden gerçekleştiğini kolaylıkla anlayabilmelidir. --- SORU: BASININ TOPLUMDAKİ YERİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Basının toplumda çok önemli bir görevi vardır. Basın; Toplumun bilgilenmesine, İnsanların bilinçlenmesine, Toplumsal barışın güçlenmesine, Huzur ve güven ortamının oluşmasına, Demokrasinin sağlam temeller üzerine oturmasına, Fikir ve düşünce özgürlüğünün gelişmesine katkıda bulunur. Gazetecilik en dinamik ve en fazla fedakârlık isteyen mesleklerden biridir. Gazeteci, gerçeğin ve doğrunun peşinde koşmalı; basın meslek ahlakına bağlı kalmalı ve kamu yararını kişisel çıkarların üzerinde tutmalıdır. İnsan haklarına, farklı düşüncelere ve toplumun bütün kesimlerine saygılı olmalıdır. --- SORU: SİZCE BİR GAZETECİDE BULUNMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ ÖZELLİKLER NELERDİR? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Gazeteci namuslu, onurlu, ahlaklı ve dürüst olmalıdır. Gazeteci yalan yazmamalıdır. Gazeteci satılık değildir. Makam, mevki, para ve şöhret peşinde koşmamalıdır. Rüşvet almamalı, para karşılığında haber yazmamalıdır. “Yazması gereken bir haberi menfaat karşılığında yazmamalı” Ülkesinin, milletinin ve memleketinin menfaatini her şeyin üzerinde tutmalıdır. Kendi çıkarını veya birilerinin özel menfaatini toplumun menfaatinin önüne geçirmemelidir. Gazetecilik zor bir meslektir ve büyük sorumluluk ister. Gazeteci; araştıran, düşünen, yazmayı bilen, yetenekli ve sorumluluk sahibi bir insan olmalıdır. Gazeteci toplumun gözü, kulağı ve dilidir. Topluma karşı sorumluluğunu unutmamalı; adil, tarafsız, gerçekçi ve doğru olmalıdır. --- SORU: GÜNÜMÜZDE İNSANLARIN OKUMA ALIŞKANLIKLARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Kırk yıl ve daha öncesinde insanlar bugüne göre okumayı daha çok seviyordu. Bir gazetenin haberlerini, köşe yazılarını, ilanlarını ve hatta reklam metinlerini baştan sona okuyan insanlara şahit oldum. Şimdilerde gazete okumayı sevmeyen, uzun yazılara sabır gösteremeyen ve yalnızca başlıklara bakarak kanaat oluşturan insanların sayısı arttı. Oysa doğru bilgiye ulaşmak için okumak, araştırmak, karşılaştırmak ve düşünmek gerekir. Teknoloji bize büyük kolaylıklar sağladı. Fakat okuma alışkanlığımızı, araştırma isteğimizi ve doğru bilgiyi ayırt etme sorumluluğumuzu kaybetmemeliyiz. --- SORU: GAZETECİLİK HAYATINIZI BİRKAÇ CÜMLEYLE NASIL ÖZETLERSİNİZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Yaklaşık yarım asırlık gazetecilik hayatım boyunca maddi kazancı hiçbir zaman ön planda tutmadım. Gazeteciliği insanların sorunlarını duyurmak, şehrimizin eksikliklerini gündeme getirmek, güzel hizmetleri kamuoyuna anlatmak, yanlışların düzeltilmesine vesile olmak ve doğru bilgiyi halka ulaştırmak olarak gördüm. Öğretmenlik mesleğimde öğrencilerime, gazetecilik mesleğimde ise okuyucularıma karşı sorumluluk taşıdım. Her iki meslekte de temel ilkem dürüstlük, doğruluk ve insanlara faydalı olabilmekti. Yıllar geçti, makineler değişti, gazeteler değişti, iletişim araçları değişti… Fakat gazeteciliğin değişmemesi gereken temel ilkeleri vardır: Doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık, ahlak, sorumluluk ve kamu yararı… Gazeteci bu değerlerden uzaklaştığı zaman yalnızca kendi itibarını değil, temsil ettiği mesleğin ve toplumun güvenini de zedeler. --- SON SÖZ MÜSLÜM ABACIOĞLU: Yaklaşık 50 yıllık gazetecilik ve 27 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca imkânlarım ölçüsünde insanlara, memleketime ve ülkeme hizmet etmeye çalıştım. Kendimi hiçbir zaman ön plana çıkarmadım. Yaptığım hizmetlerin takdirini insanlardan değil, Allahu Teâlâ’dan bekledim. Eksiklerimiz ve hatalarımız elbette olmuştur. Ancak bilerek hiç kimseye haksızlık yapmamaya, doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmamaya gayret ettim. Gazeteciliğin yalnızca haber yazmak veya fotoğraf çekmek olmadığını; vicdan, ahlak, sabır, emek ve büyük bir sorumluluk gerektirdiğini yaşayarak öğrendim. Ebediyete göçen bütün gazeteci, yazar ve basın emekçisi meslektaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Hayatta olanlara sağlık, huzur ve hayırlı uzun ömürler temenni ediyorum. Genç gazeteci kardeşlerimize de doğruluktan, dürüstlükten ve meslek ahlakından hiçbir zaman ayrılmamalarını tavsiye ediyorum. Gazetecilik zor meslektir. Gazetecilik emek ister. Gazetecilik ahlak ister. Gazetecilik cesaret ister. Her şeyden önce gazetecilik sorumluluk ister.   Müslüm ABACIOĞLU Gazeteci – Yazar – Emekli Öğretmen --- VEFA, TEŞEKKÜR VE TAKDİR Kıymetli Müslüm Abacıoğlu Hocamızın yarım asrı aşan gazetecilik hayatı, yalnızca şahsi bir meslek hikâyesi değil; aynı zamanda Şanlıurfa’nın yakın dönem basın tarihinin önemli bir bölümüdür. Karanlık odalarda banyo edilen siyah-beyaz filmlerden dijital fotoğraf makinelerine; daktilodan bilgisayara, otobüslerle gönderilen haberlerden saniyeler içinde dünyaya ulaşan dijital yayınlara kadar büyük bir dönüşüme bizzat şahitlik etmiştir. Öğretmenlik ve gazetecilik gibi iki önemli mesleği yıllarca birlikte yürüten; meslek hayatı boyunca doğruluk, dürüstlük ve kamu yararından ayrılmamaya özen gösteren Müslüm Abacıoğlu Hocamıza, Şanlıurfa basınına, kültürüne ve eğitim hayatına yaptığı hizmetlerden dolayı gönülden teşekkür ediyoruz. Kendisinin hatıralarının, gazetecilik belgelerinin, fotoğraf arşivinin ve mesleki tecrübelerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının son derece değerli olduğuna inanıyoruz. Kıymetli Hocamıza ailesi ve sevdikleriyle birlikte sağlıklı, huzurlu ve hayırlı uzun ömürler diliyor; kalemine, yüreğine ve emeklerine sağlık diyoruz.
Derleyen, düzenleyen ve yayına hazırlayan: Ecz. Bakır YEGENOĞLU

 

MÜSLÜM ABACIOĞLU’NUN KENDİ AĞZINDAN GAZETECİLİK SERÜVENİ

(2’NCİ BÖLÜM)

Röportaj metni: Müslüm ABACIOĞLU

Derleyen, düzenleyen ve yayına hazırlayan: Ecz. Bakır YEGENOĞLU

 

KIYMETLİ DOSTLARIM, DEĞERLİ OKUYUCULARIM…

Yukarıda hayatı, hizmetleri ve eserleri hakkında bilgi vermeye çalıştığım Müslüm Abacıoğlu Hocamız, gazetecilik serüvenini ve meslek hatıralarını kendi ifadeleriyle de anlatmıştır.

Karanlık odalarda banyo edilen siyah-beyaz filmlerden dijital fotoğraf makinelerine; daktilodan bilgisayara, PTT’den internete uzanan bu yarım asırlık yolculuğu kendisinden dinlemek, Şanlıurfa basın tarihinin yakın dönemine ışık tutması bakımından son derece değerlidir.

Şimdi sözü Müslüm Abacıoğlu Hocamıza bırakalım…

---

SORU: SİZİ KISACA TANIYABİLİR MİYİZ?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1955 yılında Şanlıurfa’nın Siverekli Mahallesi Tosun Sokak’taki müstakil evimizde dünyaya gelmişim.

İlkokulu Vatan İlkokulunda, ortaokulu Merkez Ortaokulunda, lise öğrenimimi ise Şanlıurfa Lisesinde tamamladım.

1971-1972 eğitim ve öğretim yılı sonunda Urfa Lisesinden mezun oldum. 1972-1975 yılları arasında İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünde öğrenim gördüm.

Daha sonra Urfa Eğitim Enstitüsünün kısa dönem eğitim sınavlarına girdim ve ilköğretime geçiş yaptım.

1979 yılından itibaren Zonguldak Ereğli, Afyon Sincanlı, Şanlıurfa merkez ve köylerinde öğretmenlik yaptım. Öğretmenlik ve gazetecilik mesleklerini uzun yıllar birlikte yürüttüm.

Temmuz 2005’te, öğretmenlik mesleğimin 27’nci yılında emekli oldum. Ancak gazetecilik mesleğini bırakmadım ve imkânlarım ölçüsünde sürdürmeye devam ettim.

Yaklaşık 50 yıllık gazetecilik ve 27 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca doğruluktan ve dürüstlükten ödün vermemeye çalıştım.

Hiçbir zaman kendimi ön plana çıkarmayı sevmedim. Çünkü sürekli “Ben” demeyi hiçbir zaman öğrenemedim.

Maddiyatı değil, maneviyatı ön planda tuttum.

Evliyim. Dördü kız, ikisi erkek olmak üzere altı çocuk babasıyım. İkisi kız, dördü erkek olmak üzere altı torunumuz bulunmaktadır.

Allahu Teâlâ herkesin evlatlarını ve torunlarını bağışlasın.

---

SORU: GAZETECİLİĞE NE ZAMAN VE NASIL BAŞLADINIZ?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: Gazeteciliğe lise yıllarımda, 1969-1970’li yıllarda başladım.

Benden bir üst sınıfta okuyan amcaoğlumla birlikte okulda fotoğraf çekerdik. Okul dışında ise Şanlıurfa’nın tarihî yerlerini ve ilginç görüntülerini fotoğraflamaya çalışırdık.

Yetkin Pasajı’nda bulunan Foto Murat’ın sahibi Mehmet Lobut’a işlerinde yardımcı olurduk.

O dönemde Tercüman Gazetesi’nin Urfa muhabirliğini yapan merhum Müslüm Köylü’nün haberleri için gerekli fotoğrafları çekerek kendisine destek oluyorduk.

Bu çalışmalar sırasında gazetecilik mesleğine ilgi duymaya başladım. Bazı yayın kuruluşlarıyla görüşerek kendilerine haber ve fotoğraf gönderdim.

Dile kolay…

Basın hayatında yarım asrı geride bıraktık. Yaşımız da şehrimizin plaka numarasını geçti.

Allahu Teâlâ cümlemize hayırlı ve uzun ömürler versin. Son nefesimizi imanla vermeyi nasip eylesin.

---

SORU: GAZETECİLİĞE BAŞLADIĞINIZ YILLARDA ŞANLIURFA’DA HANGİ GAZETELER VARDI?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: Hatırlayabildiğim kadarıyla o yıllarda Şanlıurfa’da Urfa’nın Sesi Matbaası ve Hizmet Matbaası bulunuyordu. Bu matbaalar aynı isimlerle yerel gazeteler çıkarıyordu.

Hizmet Gazetesi’nde merhum Halit Okutan ile birlikte birçok habere gider, haber ve fotoğraf çalışmalarını gerçekleştirirdik.

1977-1978 yıllarında, Ege Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulundan mezun olarak memleketine dönen merhum Kemal Kapaklı, Güneydoğu Gazetesi’ni çıkarmaya başladı.

Ben de gazetenin kuruluşundan itibaren İstihbarat Şefi olarak görev yaptım ve habercilik çalışmalarımı sürdürdüm.

---

SORU: HANGİ BASIN KURULUŞLARINDA GÖREV YAPTINIZ?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1970’li yıllardan itibaren farklı dönemlerde Günaydın Gazetesi, Hayat Mecmuası, Hayat Spor, Türk Spor Mecmuası, Anadolu Ajansı, Dünya Gazetesi, Millî Gazete, Son Havadis Gazetesi, Ulusal Basın Ajansı ve Türk Haberler Ajansında görev yaptım.

1978 yılında Son Havadis Gazetesi’nin Şanlıurfa muhabirliğini üstlendim.

1977 yılından itibaren 20 yılı aşkın süreyle Türkiye Gazetesi ve İhlas Haber Ajansı camiasında muhabirlik başta olmak üzere çeşitli görevlerde bulundum.

Dolaylı olarak Türkiye Çocuk Dergisi, TGRT ve TGRT FM için de çalışmalar yaptım.

1992-1993 yıllarından itibaren Akşam Gazetesi grubunun bölge ve Şanlıurfa muhabirliğini yürüttüm.

Çeşitli basın kuruluşlarında kısa veya uzun süreli görev yaptım. Ancak öğretmenlik görevim nedeniyle basın kuruluşlarında sigortalı çalışmam mümkün değildi. Gönderdiğim haberler karşılığında belirli ücretler tarafıma ulaştırılırdı.

---

SORU: KENDİ GAZETELERİNİZİ DE ÇIKARDINIZ MI?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1998 yılında Müslüm Aktürk, Dr.Müslüm Sunay, Müslüm Abacı ve Müslüm Gözek arkadaşımızın desteğiyle haftalık yerel Yenidoğuş Gazetesi’ni çıkardık.

Daha sonraki yıllarda Yenidendoğuş ve Urfa Hayat gazetelerini haftalık olarak yayımladık.

O dönemde devlet memuru olduğum için gazeteler resmî olarak başka arkadaşlarımızın isimleriyle çıkarılıyordu.

Daha sonra Mehmet Keşküş ve Mehmet Atlı’nın sahibi olduğu Urfa Atılım Gazetesi’nin yayımlanmasına her yönüyle destek verdik.

İlerleyen yıllarda Şanlıurfa Olay Gazetesi ve GAP Gündemi Gazetesi’nde haber ve mizanpaj çalışmalarında bulundum.

On beş günde bir yayımlanan GAP Gündemi Gazetesi’nin günlük yayına geçmesine katkıda bulunduk.

Bir süre sonra yerimizi gençlere bıraktık. Ancak ulusal gazete muhabirliğimizi ve öğretmenlik mesleğimizi sürdürdük.

2015 yılından itibaren İstanbul’da yaşayan küçük kardeşim İbrahim Abacıoğlu’nun sahipliği ve maddi desteğiyle Güneydoğu Hakikat Gazetesi’ni haftalık olarak yayımlamaya başladık.

Maddi imkânsızlıklar ve bazı teknik sorunlar nedeniyle 34’üncü sayıdan sonra gazetemizi on beş günde bir çıkardık.

39’uncu sayımızın ardından ise yayın hayatına ileriki bir tarihte devam etmek üzere ara verme kararı aldık.

---

SORU: ESKİ GAZETECİLİKTE HABER VE FOTOĞRAFLAR NASIL HAZIRLANIRDI?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1970’li yıllarda kullandığımız fotoğraf makineleri bugün antika değerinde kabul edilebilir. Kodak, Agfa, Yashica ve Lubitel gibi makinelerin içine siyah-beyaz filmler takardık.

Fotoğrafları çektikten sonra filmi banyo ettirir, ardından fotoğrafları kâğıda bastırırdık.

Haber metinlerini daktiloda yazardık.

Hazırladığımız haber ve fotoğrafları, çok acil değilse PTT aracılığıyla; acilse şehirlerarası otobüslerle İstanbul’daki gazete merkezlerine gönderirdik.

Daha sonra haberin ulaşıp ulaşmadığını takip ederdik.

Fotoğrafı olmayan acil haberleri geçirmek için PTT’ye giderdik. Çalıştığımız basın kuruluşunun yurt haberler servisini ödemeli olarak aratır, bağlantının kurulmasını beklerdik.

Telefon bağlantısı sağlandığında haberi karşıdaki görevliye kelime kelime yazdırırdık.

İlk yıllarda ses kayıt cihazı yoktu. Daha sonraki dönemlerde önce büyük, ardından daha küçük teypler kullanılmaya başlandı.

Röportaj yaptığımız kişilerin konuşmalarını kaydeder, daha sonra kâğıda dökerek haber hâline getirirdik.

Bugün internet ve cep telefonları sayesinde fotoğraf ve haberler saniyeler içerisinde dünyanın her tarafına ulaştırılabiliyor.

Teknoloji elbette büyük kolaylık sağladı. Fakat eski gazeteciliğin heyecanı, emeği, sabrı ve fedakârlığı da bambaşkaydı.

---

SORU: DİJİTAL FOTOĞRAF MAKİNESİNİ ŞANLIURFA’DA İLK KULLANANLARDAN BİRİ OLDUĞUNUZ DOĞRU MU?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: Dijital fotoğraf makinesini Şanlıurfa’da ilk kullananlardan birinin ben olduğumu söylersem sanırım yanlış olmaz.

Singapur’a geziye giden amcaoğlum, oradan bana dijital bir fotoğraf makinesi hediye olarak getirmişti.

Dijital makineler sayesinde film satın alma, filmi banyo ettirme ve fotoğrafı kâğıda bastırma masrafı ortadan kalktı.

Daha sonraki yıllarda fotoğrafları diskete kaydeden makineler de piyasaya çıktı.

Daktilonun yerini bilgisayar; posta, telgraf, telefon, teleks, telefoto ve otobüslerle gönderilen haberlerin yerini internet aldı.

Ses kayıt cihazlarının ve fotoğraf makinelerinin görevini ise cep telefonları üstlendi.

Günümüzde her şey çok daha kolay ve hızlı yapılabiliyor.

---

SORU: GAZETECİLİK HAYATINIZDA UNUTAMADIĞINIZ BİR HATIRANIZ VAR MI?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1978 yılında kurulan Bülent Ecevit Hükûmetinde İçişleri Bakanı olan İrfan Özaydınlı, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesindeki Devlet Üretme Çiftliğine gelmişti.

Merhum Nuri Okutan ile birlikte biz de haber yapmak için Ceylanpınar’a gitmiştik.

Oradaki gazetecilerin çoğunda birer fotoğraf makinesi vardı. Benim ise iki makinem bulunuyordu.

Makinelerden birini boynuma asmış, kalabalığın arasından başımı uzatarak Bakan Özaydınlı’nın fotoğrafını farklı yönlerden çekmeye çalışıyordum.

Diğer gazeteciler benden daha iri yapılıydı. Ben ise ufak tefek ve zayıf biriydim.

Kalabalık arasında zorlandığımı gören Bakan İrfan Özaydınlı beni fark etti. Eğilip elimden tutarak:

“Yahu, ne yapıyorsunuz? Çocuğu aranızda ezeceksiniz. Gel oğlum, gel böyle ön tarafa; rahat rahat çalış” diyerek beni yakınına çekti.

Bu olay, gazetecilik hayatımın unutamadığım hatıralarından biridir.

---

SORU: TURGUT ÖZAL’A SORDUĞUNUZ BİR SORUDAN DA SÖZ EDİYORSUNUZ. O GÜN NELER YAŞANDI?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: Merhum Turgut Özal, Anavatan Partisi’ni kurduktan sonra seçim çalışmaları sırasında Şanlıurfa’yı ziyaret etmişti.

Karameydan yakınlarında, Merkez PTT’nin bitişiğindeki parti binasının önünde Turgut Özal’ın yanına yaklaştım.

Kulağına eğilerek kendisine şu soruyu sordum:

“Efendim, Urfa’da yetişmiş doktorlarımız, emniyet müdürlerimiz ve çok sayıda tahsilli insanımız varken siz neden köy ağalarını veya onların önerdiği kişileri milletvekili adayı gösteriyorsunuz? Hiç olmazsa onların okumuş çocuklarını aday gösterseniz daha doğru olmaz mı?”

Turgut Özal bana özetle şu cevabı verdi:

“Senin saydığın o değerli insanlar bize kaç oy getirir? Oy kırsalda. Bu nedenle kırsalda sözü geçen kişileri veya onların önereceği isimleri aday gösteriyorum. Bize çok sayıda milletvekili lazım ki tek başımıza iktidar olalım ve ülkemize hizmet edelim.”

Bu hatıra, gazetecilik hayatım boyunca sorduğum doğrudan sorulardan biri olarak zihnimde yer etti.

---

SORU: ESKİ GAZETECİLİKLE BUGÜNKÜ GAZETECİLİK ARASINDAKİ EN ÖNEMLİ FARK NEDİR?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: Bizim zamanımızda gazetecilik çok daha zor fakat çok daha heyecanlıydı.

Günümüzde bilgiye ve görüntüye ulaşmak çok kolaylaştı. Ancak hızın artması, her bilginin doğru olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle günümüzde gazetecinin sorumluluğu azalmamış, tam tersine daha da artmıştır.

Gazetecilik hayatım boyunca hiçbir haber veya röportaj nedeniyle mahkemelik olmadım. Çünkü doğruluğundan emin olmadığım hiçbir şeyi yazmamaya çalıştım.

Haber kaynağımı asla yalancı durumuna düşürmedim.

Kişi hangi görüşten olursa olsun, söylediklerini anlamını değiştirmeden yayımladım.

Gazeteci doğruluktan vazgeçmemeli, haber kaynağını küstürmemeli ve kendisine duyulan güveni boşa çıkarmamalıdır.

---

SORU: HABER HAZIRLARKEN HANGİ KURALLARA DİKKAT EDİLMELİDİR?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: Gazeteci, haberini hazırlarken 5N–1K olarak ifade ettiğimiz temel kurallara uymalıdır:

 

Ne oldu?

Nerede oldu?

Ne zaman oldu?

Nasıl oldu?

Neden oldu?

Kim yaptı veya kimler etkilendi?

 

Haberin giriş, gelişme ve sonuç bölümleri açık ve anlaşılır olmalıdır.

Başlık, spot ve haber metni birbiriyle uyumlu hazırlanmalıdır.

Okuyucu; olayın nerede, ne zaman, nasıl ve neden gerçekleştiğini kolaylıkla anlayabilmelidir.

---

SORU: BASININ TOPLUMDAKİ YERİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: Basının toplumda çok önemli bir görevi vardır.

Basın;

Toplumun bilgilenmesine,

İnsanların bilinçlenmesine,

Toplumsal barışın güçlenmesine,

Huzur ve güven ortamının oluşmasına,

Demokrasinin sağlam temeller üzerine oturmasına,

Fikir ve düşünce özgürlüğünün gelişmesine katkıda bulunur.

Gazetecilik en dinamik ve en fazla fedakârlık isteyen mesleklerden biridir.

Gazeteci, gerçeğin ve doğrunun peşinde koşmalı; basın meslek ahlakına bağlı kalmalı ve kamu yararını kişisel çıkarların üzerinde tutmalıdır.

İnsan haklarına, farklı düşüncelere ve toplumun bütün kesimlerine saygılı olmalıdır.

---

SORU: SİZCE BİR GAZETECİDE BULUNMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ ÖZELLİKLER NELERDİR?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: Gazeteci namuslu, onurlu, ahlaklı ve dürüst olmalıdır.

Gazeteci yalan yazmamalıdır.

Gazeteci satılık değildir.

Makam, mevki, para ve şöhret peşinde koşmamalıdır.

Rüşvet almamalı, para karşılığında haber yazmamalıdır.

“Yazması gereken bir haberi menfaat karşılığında yazmamalı”

Ülkesinin, milletinin ve memleketinin menfaatini her şeyin üzerinde tutmalıdır.

Kendi çıkarını veya birilerinin özel menfaatini toplumun menfaatinin önüne geçirmemelidir.

Gazetecilik zor bir meslektir ve büyük sorumluluk ister.

Gazeteci; araştıran, düşünen, yazmayı bilen, yetenekli ve sorumluluk sahibi bir insan olmalıdır.

Gazeteci toplumun gözü, kulağı ve dilidir.

Topluma karşı sorumluluğunu unutmamalı; adil, tarafsız, gerçekçi ve doğru olmalıdır.

---

SORU: GÜNÜMÜZDE İNSANLARIN OKUMA ALIŞKANLIKLARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: Kırk yıl ve daha öncesinde insanlar bugüne göre okumayı daha çok seviyordu.

Bir gazetenin haberlerini, köşe yazılarını, ilanlarını ve hatta reklam metinlerini baştan sona okuyan insanlara şahit oldum.

Şimdilerde gazete okumayı sevmeyen, uzun yazılara sabır gösteremeyen ve yalnızca başlıklara bakarak kanaat oluşturan insanların sayısı arttı.

Oysa doğru bilgiye ulaşmak için okumak, araştırmak, karşılaştırmak ve düşünmek gerekir.

Teknoloji bize büyük kolaylıklar sağladı. Fakat okuma alışkanlığımızı, araştırma isteğimizi ve doğru bilgiyi ayırt etme sorumluluğumuzu kaybetmemeliyiz.

---

SORU: GAZETECİLİK HAYATINIZI BİRKAÇ CÜMLEYLE NASIL ÖZETLERSİNİZ?

MÜSLÜM ABACIOĞLU: Yaklaşık yarım asırlık gazetecilik hayatım boyunca maddi kazancı hiçbir zaman ön planda tutmadım.

Gazeteciliği insanların sorunlarını duyurmak, şehrimizin eksikliklerini gündeme getirmek, güzel hizmetleri kamuoyuna anlatmak, yanlışların düzeltilmesine vesile olmak ve doğru bilgiyi halka ulaştırmak olarak gördüm.

Öğretmenlik mesleğimde öğrencilerime, gazetecilik mesleğimde ise okuyucularıma karşı sorumluluk taşıdım.

Her iki meslekte de temel ilkem dürüstlük, doğruluk ve insanlara faydalı olabilmekti.

Yıllar geçti, makineler değişti, gazeteler değişti, iletişim araçları değişti…

Fakat gazeteciliğin değişmemesi gereken temel ilkeleri vardır:

Doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık, ahlak, sorumluluk ve kamu yararı…

Gazeteci bu değerlerden uzaklaştığı zaman yalnızca kendi itibarını değil, temsil ettiği mesleğin ve toplumun güvenini de zedeler.

---

SON SÖZ

MÜSLÜM ABACIOĞLU: Yaklaşık 50 yıllık gazetecilik ve 27 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca imkânlarım ölçüsünde insanlara, memleketime ve ülkeme hizmet etmeye çalıştım.

Kendimi hiçbir zaman ön plana çıkarmadım.

Yaptığım hizmetlerin takdirini insanlardan değil, Allahu Teâlâ’dan bekledim.

Eksiklerimiz ve hatalarımız elbette olmuştur. Ancak bilerek hiç kimseye haksızlık yapmamaya, doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmamaya gayret ettim.

Gazeteciliğin yalnızca haber yazmak veya fotoğraf çekmek olmadığını; vicdan, ahlak, sabır, emek ve büyük bir sorumluluk gerektirdiğini yaşayarak öğrendim.

Ebediyete göçen bütün gazeteci, yazar ve basın emekçisi meslektaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Hayatta olanlara sağlık, huzur ve hayırlı uzun ömürler temenni ediyorum.

Genç gazeteci kardeşlerimize de doğruluktan, dürüstlükten ve meslek ahlakından hiçbir zaman ayrılmamalarını tavsiye ediyorum.

Gazetecilik zor meslektir.

Gazetecilik emek ister.

Gazetecilik ahlak ister.

Gazetecilik cesaret ister.

Her şeyden önce gazetecilik sorumluluk ister.

 

Müslüm ABACIOĞLU

Gazeteci – Yazar – Emekli Öğretmen

---

VEFA, TEŞEKKÜR VE TAKDİR

Kıymetli Müslüm Abacıoğlu Hocamızın yarım asrı aşan gazetecilik hayatı, yalnızca şahsi bir meslek hikâyesi değil; aynı zamanda Şanlıurfa’nın yakın dönem basın tarihinin önemli bir bölümüdür.

Karanlık odalarda banyo edilen siyah-beyaz filmlerden dijital fotoğraf makinelerine; daktilodan bilgisayara, otobüslerle gönderilen haberlerden saniyeler içinde dünyaya ulaşan dijital yayınlara kadar büyük bir dönüşüme bizzat şahitlik etmiştir.

Öğretmenlik ve gazetecilik gibi iki önemli mesleği yıllarca birlikte yürüten; meslek hayatı boyunca doğruluk, dürüstlük ve kamu yararından ayrılmamaya özen gösteren Müslüm Abacıoğlu Hocamıza, Şanlıurfa basınına, kültürüne ve eğitim hayatına yaptığı hizmetlerden dolayı gönülden teşekkür ediyoruz.

Kendisinin hatıralarının, gazetecilik belgelerinin, fotoğraf arşivinin ve mesleki tecrübelerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının son derece değerli olduğuna inanıyoruz.

Kıymetli Hocamıza ailesi ve sevdikleriyle birlikte sağlıklı, huzurlu ve hayırlı uzun ömürler diliyor; kalemine, yüreğine ve emeklerine sağlık diyoruz.

Şanlıurfa HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.