OKULLARDA CUMA NAMAZININ KILINMASININ KOLAYLAŞTIRILMASINA DAİR

Gündem 20.09.2026 - 16:34, Güncelleme: 20.09.2026 - 16:42
 

OKULLARDA CUMA NAMAZININ KILINMASININ KOLAYLAŞTIRILMASINA DAİR

Şakir Albayrak yazdı...

Bu metnin amacı, tahkir ve istihfaf değil, millî birliğe, huzura ve refaha giden yolu otoban yapmaya çalışmaktır. Okullarımızda namaz konusu yıllarca sorun halindeyken MEB’in amir talimatlarıyla sorun konumundan tatbikat mevkiine yerleşmiştir. Bu, memnuniyet verici bir keyfiyettir zira 70’li 80’li yıllarda Millî Eğitim Bakanlığında işi olanların namaz kılmaları ancak kalorifer kazan dairelerinin boşluklarında, seccade şekline dönüştürülmüş tahtalar üzerinde mümkün olabiliyordu. Yatılı okullarda da durum çok farklı değildi. Yatakhanelerdeki elbise dolaplarının bölümünde, tahta seccadede namaz kılanlardan biri de bendim.  Bu durum ancak işkence kelimesiyle nitelendirilebilir. Bakanlığımızın bu uygulaması, mütedeyyin zevatın ibadet uygulamalarının kolaylaşmasını sağlamış, son derece memnuniyetine sebep olmuştur. Gelelim Cuma namazı konusuna. Cuma namazına dair ayetlerin bazıları şunlardır. Cuma Suresi, 9. Ayet: "Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."    Cuma Suresi, 10. Ayet: "Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz."   Bu meallerden anlaşıldığına göre cuma gününün tatiline dair bir hüküm bulunmamaktadır. Cuma Gününün Önemi ve Faziletine dair ise “Cuma gününün, haftanın en hayırlı günü olduğu kabul görür. Hz. Âdem’in yaratıldığı, cennete girdiği ve cennetten çıkarıldığı gün olduğu da belirtilir hatta Kıyametin de cuma günü kopacağı hadislerde zikredilir. (Müslim, "Cum‘a", 18) bilgileri hafızalardadır. Peygamberimiz, (SAV) cuma gününü, ümmetin bayramı olma özelliği ile nitelendirmiş ve bugün kılınan iki rekât namazın, diğer günlerde kılınan bin rekâttan daha efdal olduğunu belirtmiştir.  Bakanlığın cuma günü uygulamasının sebeplerini düşünürken akıl, hafta sonu tatillerini araştırmaya mecbur ediyor insanı. Tarihî detaylara da göz atmak gerektiği fikri ağır basıyor. Konunun siyasî tezvirata kurban edilmemesi ziyadesiyle elzemdir. İslam medeniyeti çerçevesinde konu değerlendirildiğinde şu sonuca varıyoruz. Cuma namazı sebebiyle cuma gününün tatiline dair asr-ı saadet ve Dört halife devrinde, bir cuma günü tatiline rastlanmıyor. Emevîler devrinde ise Basra mahkemelerdeki iş ve işlemlerin cuma günü dışında yürütüldüğü biliniyor. Bu durum da sadece mahkeme personelinin cuma günü çalışmadığına işaret ediyor.  Abbasîlerde ise ilk devirlerden itibaren resmî dairelerin cuma günleri tatil edildiği biliniyor. Bu tatile cumartesi gününün de dahil edildiği bilinenler arasındadır. Halife Mehdî, ((d. 746- ö. 4 Ağustos, 785) ölümüne kadar on sene halifelik makamında kalmıştır.))  resmî dairelerin cumadan başka perşembe günleri de tatil edilmesini istemiştir. Bu uygulama,9. Asrın ilk çeyreğinin bitimine kadar sürmüştür. Anlaşıldığına göre bu tatil uygulamaları mevzi kalmıştır. Pazar gününün resmî tatil edilmesi ise Roma İmparatoru I. Konstantinos’un7 Mart 321’de verdiği kararla gerçekleşmiş ancak bu tatil keyfiyeti, köylüleri kapasam dışında, ihtiyarî bırakmış, bugünün kutlanması için de imparator I. Konstantinos emirname yayınlamıştır. Pazar gününün tatil olması, bu tarihten itibaren bütün Hristiyan dünyasında resmî tatil sıfatını haiz kutlanmaya başlamıştır. Bu uygulama 20. Yüzyılın başına kadar cumartesi öğleden sonra ve pazar günü olmak üzere geçerli oldu. ABD ise bu uygulamayı, 1933’te cumartesi ve Pazar günlerinin tam gün tatil sayılması uygulamasına geçti. Yahudilerin de tatili dinî saik ve sebeplerle cumartesidir. Onlara göre Evren, 6 günde yaratılmış, yaratıcı 7. Gün dinlenmiş, bu yüzden cumartesi günü tatil edilmiştir. Gelelim bizim tatil günü uygulamasının esaslarına. Osmanlı İmparatorluğu döneminin “Tanzimatlı” yıllarının başından itibaren 02.01.1924 tarihine kadar cuma günü resmî tatil günü sayılmış, bu tarihten itibaren de cumhuriyet döneminde cuma gününün tatil uygulaması, 27 Nisan 1935 tarihli kanunla pazara çekilmiştir. 01.06.1935’te ise Pazar gününün tatil olması resmen başlamıştır. Bütün inanç sistemlerinin tatilinin dinî sebeplere bağlılığı yukarıda defaten belirtilmiştir. İslam dünyasının cumaya atfedilen kutsiyete binaen, hürmeten tatil şartı başlarda yokken sonradan cumanın tatil uygulamasına geçilmiş olmasına rağmen pazara geçilmesi daha sonraki zamanlarda da buna yarım gün cumartesinin devreye sokulmasından sonra, 01.07.1974’te, cumartesinin tam gün tatil uygulamasına geçilmesi gerçekleşmiştir. Böylece haftada iki gün sinagoglarda ve havralarda Musevilere cumartesi günü, pazar günü de Hristiyanlara İbadet tatili gerçekleştirilmiş olurken gerekçesine, uluslararası ticarî çalışmaların verimliliği eklenmiştir. Onların da bizim de tatil günlerimiz ayrı ayrı olsa tatillerde alışveriş gerçekleşmeseydi müflis mi olurduk. Yaptıktan sonra milyarder miyiz? Bu uygulamada Lozan muahedenamesinin 43. Maddesi (Madde 43 — Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurttaşları, inançlarına aykırı ya da dinsel ayinlerini bozucu herhangi bir işlem yapmaya zorlanamayacakları gibi hafta tatilleri gününde mahkemelerde hazır bulunmaktan ya da herhangi bir yasal işlemin yapılmasından kaçınmaları nedeniyle onların hiçbir hakkı ortadan kalkmayacaktır. Bununla birlikte, bu hüküm söz konusu Türk yurttaşlarının, kamu düzeninin korunması bakımından, öteki tüm Türk yurttaşlarının bağlı olduğu yükümlerden bağışık kılmayacaktır.) sebep ve müessir olması söz konusu mudur? Burada, tatil günlerinde, gayr-i Müslimlerin mahkemeye çağrılmayacakları hükmü açık biçimde anlaşılmamaktadır. Azınlıklar, bir devletin zimmetindedirler. Azınlık olmaları, resmen menfi muameleyi gerektirmediği gibi tabi de tutulamazlar. Hal bu iken ayin günlerinde tam tatile ne lüzum kalır, onlardan mahkemeliklerin mahkemeye celbini, diğer günlerde yapmak mümkün değil miydi ki? Azınlıklarımıza tanıdığımız bu müsamahakârlığı, kendimize tanımamışız, bu da yetmiyormuş gibi namaz vakitlerinde bile kendimize işkence ediyoruz. Bunun sebebi, açıktan Müslüman, gizliden kendi dinine uygun amel edenler olmasın. Sayılamayacak kadar çok sayıya sahip olmayan azınlıkların ibadet etmeleri için haftada 2 gün tatil yapıp Müslüman Türk’ün İbadetine tatil günü ayırmamak en önce demokrasi kavramıyla kabil-i telif değildir. Vicdanen de Müslümanın namaz ibadetine mâni olmak mümkün değildir eğer vicdanlar kör, sağır ve kara değilse. Şakir Albayrak,20.09.2026,16.00, Çekmeköy- İstanbul.
Şakir Albayrak yazdı...

Bu metnin amacı, tahkir ve istihfaf değil, millî birliğe, huzura ve refaha giden yolu otoban yapmaya çalışmaktır.

Okullarımızda namaz konusu yıllarca sorun halindeyken MEB’in amir talimatlarıyla sorun konumundan tatbikat mevkiine yerleşmiştir. Bu, memnuniyet verici bir keyfiyettir zira 70’li 80’li yıllarda Millî Eğitim Bakanlığında işi olanların namaz kılmaları ancak kalorifer kazan dairelerinin boşluklarında, seccade şekline dönüştürülmüş tahtalar üzerinde mümkün olabiliyordu. Yatılı okullarda da durum çok farklı değildi. Yatakhanelerdeki elbise dolaplarının bölümünde, tahta seccadede namaz kılanlardan biri de bendim.  Bu durum ancak işkence kelimesiyle nitelendirilebilir. Bakanlığımızın bu uygulaması, mütedeyyin zevatın ibadet uygulamalarının kolaylaşmasını sağlamış, son derece memnuniyetine sebep olmuştur.

Gelelim Cuma namazı konusuna.

Cuma namazına dair ayetlerin bazıları şunlardır.

Cuma Suresi, 9. Ayet: "Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."   

Cuma Suresi, 10. Ayet: "Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz." 

 Bu meallerden anlaşıldığına göre cuma gününün tatiline dair bir hüküm bulunmamaktadır.

Cuma Gününün Önemi ve Faziletine dair ise “Cuma gününün, haftanın en hayırlı günü olduğu kabul görür. Hz. Âdem’in yaratıldığı, cennete girdiği ve cennetten çıkarıldığı gün olduğu da belirtilir hatta Kıyametin de cuma günü kopacağı hadislerde zikredilir. (Müslim, "Cum‘a", 18) bilgileri hafızalardadır.

Peygamberimiz, (SAV) cuma gününü, ümmetin bayramı olma özelliği ile nitelendirmiş ve bugün kılınan iki rekât namazın, diğer günlerde kılınan bin rekâttan daha efdal olduğunu belirtmiştir. 

Bakanlığın cuma günü uygulamasının sebeplerini düşünürken akıl, hafta sonu tatillerini araştırmaya mecbur ediyor insanı. Tarihî detaylara da göz atmak gerektiği fikri ağır basıyor. Konunun siyasî tezvirata kurban edilmemesi ziyadesiyle elzemdir.

İslam medeniyeti çerçevesinde konu değerlendirildiğinde şu sonuca varıyoruz. Cuma namazı sebebiyle cuma gününün tatiline dair asr-ı saadet ve Dört halife devrinde, bir cuma günü tatiline rastlanmıyor. Emevîler devrinde ise Basra mahkemelerdeki iş ve işlemlerin cuma günü dışında yürütüldüğü biliniyor. Bu durum da sadece mahkeme personelinin cuma günü çalışmadığına işaret ediyor. 

Abbasîlerde ise ilk devirlerden itibaren resmî dairelerin cuma günleri tatil edildiği biliniyor. Bu tatile cumartesi gününün de dahil edildiği bilinenler arasındadır. Halife Mehdî, ((d. 746- ö. 4 Ağustos, 785) ölümüne kadar on sene halifelik makamında kalmıştır.))  resmî dairelerin cumadan başka perşembe günleri de tatil edilmesini istemiştir. Bu uygulama,9. Asrın ilk çeyreğinin bitimine kadar sürmüştür. Anlaşıldığına göre bu tatil uygulamaları mevzi kalmıştır.

Pazar gününün resmî tatil edilmesi ise Roma İmparatoru I. Konstantinos’un7 Mart 321’de verdiği kararla gerçekleşmiş ancak bu tatil keyfiyeti, köylüleri kapasam dışında, ihtiyarî bırakmış, bugünün kutlanması için de imparator I. Konstantinos emirname yayınlamıştır. Pazar gününün tatil olması, bu tarihten itibaren bütün Hristiyan dünyasında resmî tatil sıfatını haiz kutlanmaya başlamıştır. Bu uygulama 20. Yüzyılın başına kadar cumartesi öğleden sonra ve pazar günü olmak üzere geçerli oldu. ABD ise bu uygulamayı, 1933’te cumartesi ve Pazar günlerinin tam gün tatil sayılması uygulamasına geçti.

Yahudilerin de tatili dinî saik ve sebeplerle cumartesidir. Onlara göre Evren, 6 günde yaratılmış, yaratıcı 7. Gün dinlenmiş, bu yüzden cumartesi günü tatil edilmiştir.

Gelelim bizim tatil günü uygulamasının esaslarına. Osmanlı İmparatorluğu döneminin “Tanzimatlı” yıllarının başından itibaren 02.01.1924 tarihine kadar cuma günü resmî tatil günü sayılmış, bu tarihten itibaren de cumhuriyet döneminde cuma gününün tatil uygulaması, 27 Nisan 1935 tarihli kanunla pazara çekilmiştir. 01.06.1935’te ise Pazar gününün tatil olması resmen başlamıştır.

Bütün inanç sistemlerinin tatilinin dinî sebeplere bağlılığı yukarıda defaten belirtilmiştir. İslam dünyasının cumaya atfedilen kutsiyete binaen, hürmeten tatil şartı başlarda yokken sonradan cumanın tatil uygulamasına geçilmiş olmasına rağmen pazara geçilmesi daha sonraki zamanlarda da buna yarım gün cumartesinin devreye sokulmasından sonra, 01.07.1974’te, cumartesinin tam gün tatil uygulamasına geçilmesi gerçekleşmiştir. Böylece haftada iki gün sinagoglarda ve havralarda Musevilere cumartesi günü, pazar günü de Hristiyanlara İbadet tatili gerçekleştirilmiş olurken gerekçesine, uluslararası ticarî çalışmaların verimliliği eklenmiştir. Onların da bizim de tatil günlerimiz ayrı ayrı olsa tatillerde alışveriş gerçekleşmeseydi müflis mi olurduk. Yaptıktan sonra milyarder miyiz?

Bu uygulamada Lozan muahedenamesinin 43. Maddesi (Madde 43 — Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurttaşları, inançlarına aykırı ya da dinsel ayinlerini bozucu herhangi bir işlem yapmaya zorlanamayacakları gibi hafta tatilleri gününde mahkemelerde hazır bulunmaktan ya da herhangi bir yasal işlemin yapılmasından kaçınmaları nedeniyle onların hiçbir hakkı ortadan kalkmayacaktır. Bununla birlikte, bu hüküm söz konusu Türk yurttaşlarının, kamu düzeninin korunması bakımından, öteki tüm Türk yurttaşlarının bağlı olduğu yükümlerden bağışık kılmayacaktır.) sebep ve müessir olması söz konusu mudur? Burada, tatil günlerinde, gayr-i Müslimlerin mahkemeye çağrılmayacakları hükmü açık biçimde anlaşılmamaktadır. Azınlıklar, bir devletin zimmetindedirler. Azınlık olmaları, resmen menfi muameleyi gerektirmediği gibi tabi de tutulamazlar. Hal bu iken ayin günlerinde tam tatile ne lüzum kalır, onlardan mahkemeliklerin mahkemeye celbini, diğer günlerde yapmak mümkün değil miydi ki?

Azınlıklarımıza tanıdığımız bu müsamahakârlığı, kendimize tanımamışız, bu da yetmiyormuş gibi namaz vakitlerinde bile kendimize işkence ediyoruz. Bunun sebebi, açıktan Müslüman, gizliden kendi dinine uygun amel edenler olmasın.

Sayılamayacak kadar çok sayıya sahip olmayan azınlıkların ibadet etmeleri için haftada 2 gün tatil yapıp Müslüman Türk’ün İbadetine tatil günü ayırmamak en önce demokrasi kavramıyla kabil-i telif değildir. Vicdanen de Müslümanın namaz ibadetine mâni olmak mümkün değildir eğer vicdanlar kör, sağır ve kara değilse.

Şakir Albayrak,20.09.2026,16.00, Çekmeköy- İstanbul.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Hadım yok
(20.09.2026 18:50 - #334)
Türkiye Cumhuriyet devletinde 85 milyon insan var değil mi bu insanların inancıları adetleri görgü ve görenekleri kendine has ayrı ayrı değil mi Sünni kesim olarak namazdan bahsediyorsunuz da diğer insanların ibadetleri ne olacak okullarda diğer insanların inançları ne olacak çok şükür herkesi okullarda çocuklarımızı Sünni kesimin adetlerine inançlarına yönlendirirseniz burada bir adaletsizlik olmuyor mu ben de bunu soruyorum
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.