<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler</title>
                      <link>https://www.akturkhaber.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.akturkhaber.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Fri, 07 Aug 2026 13:39:52 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler</copyright><item><title><![CDATA[ŞEVKET DEMİR, MTSO 31. GRUP DESTEK HİZMETLERİ MECLİS ÜYELİĞİNE ADAYLIĞINI AÇIKLADI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-sevket-demir-mtso-31-grup-destek-hizmetleri-meclis-uyeligine-adayligini-acikladi-584.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-sevket-demir-mtso-31-grup-destek-hizmetleri-meclis-uyeligine-adayligini-acikladi-584.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 31. Grup Destek Hizmetleri Meclis Üyeliği için adaylığını açıklayan Şevket Demir, sektörün ortak sorunlarına çözüm üretmek ve üyeleri etkin şekilde temsil etmek amacıyla yola çıktığını belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uzun yıllardır Mersin'de destek hizmetleri sektöründe faaliyet gösterdiğini ifade eden Şevket Demir, sektörün beklenti ve ihtiyaçlarını yakından bildiğini söyledi. Meclis üyeliğine, sektör temsilcilerinin sesi olmak ve ortak menfaatleri kararlılıkla savunmak amacıyla aday olduğunu belirten Demir, "Sektörümüzün sorunlarını ilgili platformlara taşıyacak, çözüm süreçlerine katkı sunacak ve üyelerimizi güçlü bir şekilde temsil edeceğiz." dedi. "HER ZAMAN ULAŞILABİLİR BİR TEMSİL ANLAYIŞIYLA HAREKET EDECEĞİM" Temsil anlayışının sadece seçim dönemleriyle sınırlı olmadığını vurgulayan Demir, meclis üyeliği süresince sektör temsilcileriyle sürekli iletişim halinde olacağını ifade etti. Şevket Demir, "Sorunları dinleyen, talepleri yakından takip eden, şeffaf, dürüst ve ulaşılabilir bir temsil anlayışıyla görev yapacağım. Sektörümüzün beklentilerini doğrudan MTSO'nun karar mekanizmalarına taşıyacak, üyelerimizle odamız arasında güçlü bir iletişim köprüsü oluşturacağız." diye konuştu. "ORTAK AKIL VE DAYANIŞMAYLA DAHA GÜÇLÜ BİR SEKTÖR" Destek hizmetleri sektörünün gelişiminin ortak akıl ve istişare kültürüyle mümkün olacağını dile getiren Demir, üyelerin görüş ve önerilerinin her zaman yol gösterici olacağını belirtti. Birlik ve dayanışmayı güçlendirecek projeler üretmeyi hedeflediklerini kaydeden Demir, "31. Grup Destek Hizmetleri ailesiyle birlikte hareket ederek sektörümüzü daha güçlü bir noktaya taşıyacağız. Bu süreçte tüm meslektaşlarımızın desteği ve güveni en büyük gücümüz olacaktır." ifadelerini kullandı. Demir, açıklamasının sonunda MTSO 31. Grup Destek Hizmetleri üyelerine destek çağrısında bulunarak, seçim sürecinin sektör adına hayırlı olmasını temenni etti. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[ŞEVKET DEMİR, MTSO 31. GRUP DESTEK HİZMETLERİ MECLİS ÜYELİĞİNE ADAYLIĞINI AÇIKLADI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:20:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sevket-demir-mtso-31-grup-destek-hizmetleri-meclis-uyeligine-adayligini-acikladi-122221-20260807.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sevket-demir-mtso-31-grup-destek-hizmetleri-meclis-uyeligine-adayligini-acikladi-122221-20260807.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sevket-demir-mtso-31-grup-destek-hizmetleri-meclis-uyeligine-adayligini-acikladi-122221-20260807.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SAĞLIKLI YAŞAM GURUSU ALİ BIDI’DAN EZBER BOZAN SAĞLIKLI YAŞAM REÇETESİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-saglikli-yasam-gurusu-ali-bididan-ezber-bozan-saglikli-yasam-recetesi-583.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-saglikli-yasam-gurusu-ali-bididan-ezber-bozan-saglikli-yasam-recetesi-583.html</link>
                    <description><![CDATA[77 YAŞINDA BİR GENÇLİK MUCİZESİ: ALİ BIDI’DAN SAĞLIK DEVRİMİ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Anfaş Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı iş insanını ve sağlıklı yaşam gurusu Ali Bıdı İzmir Ege Medya Platformu Üyesi gazeteci yazarlar ile bir araya geldi.&nbsp; Bıdı, ilginç hayat hikayesini ve tıbbi müdahale olmaksızın beslenme zincirini değiştirerek başardığı mucizevi iyileşmesini gazeteciler ile paylaştı.

İlerleyen yaşına rağmen zorlu spor disiplini, atletik başarıları ve yüksek yaşam enerjisiyle dikkat çeken 77 yaşındaki iş insanı ve sağlıklı yaşam gurusu Ali Bıdı, modern tıbbın ve beslenme alışkanlıklarının ötesine geçen yaşam felsefesiyle adından söz ettirmeye devam ediyor.

ALİ BIDI’DAN EZBER BOZAN SAĞLIKLI YAŞAM REÇETESİ

İzmir Ege Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan moderatörlüğü’nde medya mensupları ile bir araya gelen Ali Bıdı, sağlıklı yaşam reçetesine ilişkin ezber bozan açıklamalarda bulundu. 35 yıl boyunca kronik rahatsızlıklar yaşadı. Bel, sırt, diz ağrıları, romatizma ve nihayetinde kalın bağırsak kanseri (3 adet polip) teşhisiyle karşı karşıya kaldı. Tıp dünyasının ameliyat ve kemoterapi önerilerini reddeden Bıdı, kendi vücudunu bir laboratuvara dönüştürerek tıp kitaplarını ve doğadaki canlıların yaşam mekanizmalarını inceledi. “Doğadaki canlıların veterineri yok, abur cubur yemiyorlar ve hastalanmıyorlar” felsefesinden yola çıkarak, 24 yıl önce hayvansal olan her şeyi hayatından çıkardı ve vegan beslenmeye geçti. 23 yıldır hiçbir ilaç kullanmadan ve doktora gitmeden yaşamını sürdürüyor.

Ali Bıdı yaşam felsefesini, “Fakir doğdum, bu benim suçum değildi. Bilgisiz doğdum, o da suçum değildi. Ama bilgisiz ve fakir öleceksem suç bende” sözleriyle özetliyor.

BİR YANDA SAĞLIK MÜCADELESİ DİĞER YANDA İLHAM VERİCİ GİRİŞİMCİLİK HİKAYESİ

Sağlıklı yaşam gurusu Ali Bıdı’nın sağlık mücadelesinin ardında aynı zamanda ilham verici bir girişimcilik hikâyesi yatıyor. Gençlik yıllarında "Fakir doğdum ama fakir ölmeyeceğim" diyerek yola çıkan Bıdı, ticari hayatında Aquatherm firması ile tanışarak markanın Türkiye distribütörlüğünü üstlendi. İş hayatında dürüstlüğü ana ilke edindiğini söyleyen Bıdı, "Hayatım boyunca kimseye yanlış yapmadım. Para kazanmasını bilmeyen, para harcamasını da bilmez. Alın teri ve emek olmadan kazanılan paranın değeri kıymeti bilinmez" diyor.

VERMEDEN PAYLAŞMADAN SADECE ALARAK MUTLU OLAMAZSINIZ

Kazandığı maddi ve manevi birikimi toplumla paylaşmanın mutluluğuna inanan Bıdı, "Ben vererek ve paylaşarak mutlu olmayı öğrendim. Paylaşmadan, vermeden sadece alarak hiçbir zaman mutlu olamazsınız" ifadelerini kullanıyor. Ali Bıdı’nın en büyük gelecek hayali ise edindiği tüm hücresel sağlık birikimini aktaracağı dev bir "Ali Bıdı Sağlıklı Yaşam Merkezi" kurarak insanlığa hizmet etmek

MODERN İNSAN DAMAK TADINA MAHKUM OLARAK SAĞLIĞINI SABOTE EDİYOR 

77 yaşında olmasına karşın yapılan ölçümlerde biyolojik yaşının 33 olarak belirlendiğini iddia eden Bıdı, kronik rahatsızlıklardan korunmanın yolunun ağır tıbbi müdahalelerden değil, beslenme zincirini kökten değiştirmekten geçtiğini savunuyor. Dünyanın en büyük savunma gücünün insan vücudunun kendi hücresel yapısında saklı olduğunu vurgulayan ünlü guru, modern insanın damak tadına mahkûm olarak kendi sağlığını sabote ettiğini ifade ediyor.

Bıdı,”insan vücudundaki 150 bin kilometrelik damar ağının korunması gerektiğine işaret ederek, yanlış beslenmenin ve asidik gıdaların damarları yıprattığının altını çiziyor.

Eklem ağrılarının en birincil sebebinin vücuttaki sıvı kaybı ve yetersiz su tüketimi olduğuna dikkat çeken Bıdı, "Halkımız su içmiyor. Kalbin kanı rahatça pompalaması için suya hayati ihtiyacı var. 95 farklı hastalığa zemin hazırlayan en temel faktör hücresel bazda susuzluktur" uyarısında bulunuyor.

“BESLENME ALIŞKANLIĞINI DEĞİŞTİRMEK YÜKSEK DİSİPLİN GEREKTİRİR”

Beslenme alışkanlıklarını değiştirmenin yüksek bir disiplin gerektirdiğinin altını çizen Bıdı, bencil beynin ve damak tadı bağımlılığının aşılması gerektiğini ifade ediyor. Ancak radikal değişikliklerin vücutta şok etkisi yaratabileceği konusunda da uyarıda bulunarak, "Hemen birdenbire veganlığa geçmeyin, bu tehlikeli olabilir. Geçiş yavaş yavaş yapılmalıdır. Eti minimuma düşürün; eğer ille de yiyecekseniz yağda kızartılmış olanları değil, mutlaka haşlama olanları tercih edin. İneklerin yediği otları ve yeşillikleri tüketin." şeklinde konuştu.

İçecek alışkanlıklarına da değinen Bıdı, siyah çay tüketimini asidik yapısı nedeniyle tavsiye etmediğini, Çay’ın açlık hissini yalancı şekilde kapatarak vücudun temel su dengesini bozduğunu kaydediyor.

DİŞLERİN GÖREVİNİ MİDEYE YAPTIRMAYIN

Sağlıklı yaşam gurusu Bıdı, "Dişlerin görevini mideye yaptırmayın. Çiğnemeden yutulan her lokma metabolizmaya yük getirir. Günlük hayatta sporu eksik etmeyin; koşabiliyorsanız koşun, koşamıyorsanız yürüyün, yürüyemiyorsanız yüzün, merdiven inip çıkın ama mutlaka hareket edin." Sözleriyle sağlıklı yaşam uyarılarında bulunuyor.&nbsp;&nbsp;

KENDİ SAĞLIK FELSEFESİNİ OLUŞTURDU

Almanya’da geçirdiği 15 yıllık çalışma hayatı boyunca hastalıklarla yoğun bir mücadele veren ve edindiği tecrübelerle kendi sağlık felsefesini oluşturan Ali Bıdı, edindiği disiplini uluslararası alanda spor başarılarına dönüştürüyor. Yaklaşık 400 kitap okuyarak anatomi, hücresel sağlık ve beslenme üzerine uzmanlaşan Bıdı, 27 Eylül’de Rusya’da düzenlenecek uluslararası zorlu yarışlarda Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor.

"VÜCUT MOTORUNU KENDİ ELLERİMİZLE YAKIYORUZ"

İş insanı ve sağlıklı yaşam gurusu Ali Bıdı, beslenme analizlerinde hayvansal gıdalar ile işlenmiş karbonhidratların insan fizyolojisine uygun olmadığını savunuyor. İnsanoğlunun anatomik olarak hayvansal gıdaya göre dizayn edilmediğini belirten Bıdı, et ve süt ürünlerinin vücutta asidik reaksiyon yarattığını dile getiriyor.&nbsp;

Özellikle günümüz insanının göbekli olmasının arkasındaki ana sebebin buğday tüketimi olduğunu belirten Bıdı, şu uyarılarda bulunuyor:

"Buğday vücutta tutkal gibi bir etki yaratır. Ekmek yiyen bir kişi 1-2 saat sonra yeniden acıkır. Çünkü egoist beyin sürekli daha fazlasını ister. Bugün erkeklerde prostat, kadınlarda ise göğüs kanseri vakalarının bu kadar yaygınlaşmasının temelinde beslenme zincirindeki bu kırılmalar yer almaktadır. Trans yağlar ise adeta birer hücre katilidir; bütün canlı hücre yapısını öldürür."



İşte İş İnsanı ve Sağlıklı Yaşam Gurusu Ali Bıdı’nın sağlıklı yaşam için tavsiyeleri:

•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tavuk ve Yumurta Yanılgısı: Tavuk yumurtayı insan yesin diye değil, çoğalmak ve kendi neslini devam ettirmek için yapar. Hayvansal protein yerine bitkisel kaynaklara yönelmeliyiz. 

•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Doğal Protein Kaynakları: Siyah meyveler, enginar, lahana, mercimek ve brokoli gibi gıdalar yüksek protein ve enerji barındırır. Kırmızı pancar hücresel yenilenme için kesinlikle tüketilmelidir. 

•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kolesterol Gerçeği: Kolesterol vücudun ana gücüdür ve vücut ihtiyaç duyduğunda bunu kendisi kullanır. 

•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meyve Tüketim Kuralları: Meyveler yemekten sonra değil, mutlaka yemekten önce tüketilmelidir. Meyve suyu sıkılarak değil, meyvenin kendisi lifleriyle yenmelidir.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[SAĞLIKLI YAŞAM GURUSU ALİ BIDI’DAN EZBER BOZAN SAĞLIKLI YAŞAM REÇETESİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saglikli-yasam-gurusu-ali-bididan-ezber-bozan-saglikli-yasam-recetesi-120955-20260807.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saglikli-yasam-gurusu-ali-bididan-ezber-bozan-saglikli-yasam-recetesi-120955-20260807.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saglikli-yasam-gurusu-ali-bididan-ezber-bozan-saglikli-yasam-recetesi-120955-20260807.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BAŞDEĞİRMEN'İN BAŞARISI TÜRKİYE ÇAPINDA TESCİLLENDİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-basdegirmenin-basarisi-turkiye-capinda-tescillendi-582.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-basdegirmenin-basarisi-turkiye-capinda-tescillendi-582.html</link>
                    <description><![CDATA[Müslüm Aktürk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bir belediye başkanının gerçek karnesi, görevde olduğu yıllardan ziyade; görevini bıraktıktan sonra yazılır.

Aradan yıllar geçer...

Seçim sonuçları unutulur.

Partiler değişir.

Siyasi tartışmalar sona erer.

Ancak şehre kazandırılan eserler konuşmaya devam eder.

İnsanlar bir parkın önünden geçerken, bir meydanda otururken, bir sosyal tesisten faydalanırken ya da şehrin siluetine bakarken;

"İşte burayı şu başkan yapmıştı..."

"Bu proje onun eseriydi..."

"Şehrin değişimi o dönemde başlamıştı..." diyorsa...

İşte gerçek başarı budur.

Bazı belediye başkanları görev süreleri boyunca gelir, gider. Makamlarını devreder, isimleri birkaç yıl sonra hafızalardan silinir. Adeta saman alevi gibi parlar ve sönerler.

Ama bazı belediye başkanları vardır ki, görevleri sona erse bile eserleri yaşamaya devam eder. Çünkü insan ömrü sınırlıdır; şehre bırakılan izler ise bazen nesilleri aşar.

İşte bugün Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen'in Ankara'da Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu tarafından "Yılın En Başarılı Belediye Başkanı" ödülüne layık görülmesini de bu pencereden değerlendirmek gerekiyor.

Bu sadece bir plaket değildir.

Bu ödül, Isparta'da ortaya konulan belediyecilik anlayışının Türkiye çapında takdir gördüğünün tescilidir.

Ankara'da düzenlenen törende Türkiye'nin farklı illerinden gelen muhtarlar ve federasyon temsilcileri, Başkan Şükrü Başdeğirmen'in hizmet anlayışını örnek gösterirken, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta'nın, "Isparta modelini Türkiye'nin birçok ilinde anlattım. Hak edene hakkını vermek gerekir." sözleri, ödülün anlamını tek cümlede özetledi.

Programda söz alan farklı illerden gelen muhtarların ifadeleri de dikkat çekiciydi.

"Türkiye'de örnek bir belediye başkanısınız."

"Keşke her ilde sizin gibi bir belediye başkanı olsa."

"Gönüllerimizin başkanı oldunuz."

"Allah sizin gibi belediye başkanlarının sayısını artırsın."

Bu sözler, aynı siyasi düşünceyi paylaşan insanların değil; Türkiye'nin dört bir yanında görev yapan, vatandaşın nabzını tutan muhtarların ortak kanaatiydi.

Elbette herkesin siyasi görüşü farklı olabilir.

Belediyenin eksikleri eleştirilebilir.

Daha iyisi istenebilir.

Bunların tamamı demokrasinin gereğidir.

Ancak hakkı teslim etmek de en az eleştirmek kadar önemli bir erdemdir.

Bugün Isparta'da hayata geçirilen birçok yatırım, sosyal yaşam alanı, çevre düzenlemesi ve vatandaş odaklı hizmet anlayışı, şehrimizin gelişimine önemli katkılar sunmuştur. Bu çalışmaların Türkiye ölçeğinde takdir görmesi ise sadece Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen'in değil, Isparta'nın da başarısıdır.

Buradan özellikle muhalefet partilerine de samimi bir çağrıda bulunmak istiyorum.

Genel seçimlerde elbette iktidara muhalefet edebilirsiniz.

Hükümet politikalarını eleştirebilirsiniz.

Sandıkta farklı tercihler yapabilirsiniz.

Bunlar demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır.

Ancak konu Isparta olduğunda gelin siyasi rozetlerimizi bir kenara bırakalım.

Çünkü başarılı bir belediye başkanı sadece ona oy verenlerin değil, bu şehirde yaşayan herkesin belediye başkanıdır.

Yapılan bir parkı sadece iktidar partisine oy verenler kullanmıyor.

Yeni yolları sadece belli bir siyasi görüşten insanlar kullanmıyor.

Çocuk oyun alanlarından, spor tesislerinden, kültür merkezlerinden, yeşil alanlardan ve sosyal projelerden hepimiz faydalanıyoruz.

Bugün biz yararlanıyoruz...

Yarın çocuklarımız yararlanacak...

Sonra torunlarımız...

Şehre kazandırılan her eser, herhangi bir siyasi partinin değil, Isparta'nın ortak mirasıdır.

İşte bu nedenle diyorum ki;

Genel seçimlerde muhalefetinizi yapın...

Eleştirilerinizi de yapın...

Ama Isparta adına başarılı bir belediye başkanı bulmuşken, gelin onun etrafında kenetlenelim.

Çünkü destek verdiğimiz her güzel hizmet, yarın şehrimize kazandırılacak yeni hizmetlerin de önünü açacaktır.

Şükrü Başdeğirmen'in bugün aldığı ödül sadece şahsına verilmiş bir ödül değildir.

Bu ödül, Isparta'nın adının Türkiye'de başarıyla anılmasının da ödülüdür.

Ben inanıyorum ki bundan 20 yıl sonra da Şükrü Başdeğirmen'in adı sadece belediye başkanları listesinde yer alan bir isim olarak anılmayacaktır.

Şehre kazandırdığı eserlerle...

Hayata geçirdiği projelerle...

Ortak akla verdiği önemle...

Vatandaşın gönlünde bıraktığı izlerle...

"Isparta'nın çehresini değiştiren belediye başkanlarından biriydi." denilerek hayırla yâd edilecektir.

Çünkü makamlar geçicidir.

Siyaset geçicidir.

Seçimler geçicidir.

Ama şehre kazandırılan eserler kalıcıdır.

Yıllar sonra insanlar belediye başkanlarının kaç oy aldığını değil, şehirlerine ne kazandırdığını konuşur.

İşte gerçek belediye başkanlığı da budur.

İşte gerçek başarı da budur.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[BAŞDEĞİRMEN'İN BAŞARISI TÜRKİYE ÇAPINDA TESCİLLENDİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 04:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/basdegirmenin-basarisi-turkiye-capinda-tescillendi-072039-20260807.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/basdegirmenin-basarisi-turkiye-capinda-tescillendi-072039-20260807.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/basdegirmenin-basarisi-turkiye-capinda-tescillendi-072039-20260807.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Başkan Başdeğirmen’e ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ ödülü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-baskan-basdegirmene-yilin-en-basarili-belediye-baskani-odulu-581.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-baskan-basdegirmene-yilin-en-basarili-belediye-baskani-odulu-581.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu’ndan Başkan Başdeğirmen’e ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ ödülü verildi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu tarafından ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ seçildi. Başkan Başdeğirmen’e ödülünü Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta takdim etti. Delibalta, Başkan Başdeğirmen’in Türkiye’ye örnek bir başkan olduğunu belirterek, hak edene hakkını vermek amacıyla hareket ettiklerini söyledi.

Göreve geldiği günden bu yana yaptığı çalışmalar ve hizmetlerle Isparta’ya bir marka değer kazandıran Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, 50 bin muhtarın temsil edildiği Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu tarafından ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ seçildi. Başkan Başdeğirmen’e ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ plaketinin takdimi için Ankara’da Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu binasında bir program düzenlendi. Programa Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Türkiye Muhtarlar Konfederasyon Genel Başkanı Kadir Delibalta, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi, konfederasyon yönetim kurulu üyeleri, konfederasyona bağlı federasyon temsilcileri, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen muhtarlar ve Ispartalı muhtarlar katıldı.

Büyükleblebi: “Başkanımız Isparta başka bir hâl aldı”

Programda ilk söz alan Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi, kendisinin ilk kez 2009 yılında muhtarlığa seçildiğini belirterek, Başkan Başdeğirmen’in 2019 yılında göreve geldiğini söyledi. Büyükleblebi, “2019 öncesi var, ters bir şekilde yerel yönetim, muhtar camiası ve Isparta’da çalışma var. Ama Belediye Başkanımız Sayın Şükrü Başdeğirmen 2019’da göreve geldikten sonra Isparta başka bir hâl aldı. En son 7 yıl önce gelen bir misafirimiz bugün geldiğinde şehrin ne kadar değiştiğini, sosyalleştiğini, şehrin ne kadar temiz olduğunu, sosyal alanların çoğaldığını fark edip bize söylüyorlar. Biz bunu mahalle muhtarları olarak bizzat yaşadık. Başkanımızın ekibine verdiği talimat şudur; ‘bir mahallede belediye adına hizmet yapıyorsanız mahalle muhtarını bulup istişare içinde, muhtarımızın gözetiminde çalışmanızı yürütün’ dedi. Muhtarla belediye bu şekilde birleşince Isparta’da çok güzel bir hizmet ortaya geldi. Bu yüzden başarı geldi. Bu başarının konfederasyonumuz tarafından ödüllendirilmesi çok önemli. Hak edilen takdim. Genel başkanımıza teşekkür ediyorum. Sayın belediye başkanımıza da bizlerle ortak akılla Isparta’ya kattığı değerlerden dolayı tekrar tekrar teşekkür ediyorum” dedi.

Gülcü: “Hiçbir zaman desteğini esirgemedi”

Akdeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı Mahmut Gülcü, Akdeniz bölgesinde daha önce Hatay Valisine böyle bir ödül takdiminde bulunduklarını şimdi de Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ ödülünü verdiklerini söyledi. Hakkı hakka teslim etmenin önemli olduğuna değinen Gülcü, “Isparta’da Şükrü Başdeğirmen başkanımızla federasyon olarak tanıştık, ondan sonra da Isparta’da her türlü etkinliğimizde talebimiz olduğunda kendisi manevi anlamda hiçbir zaman desteğini esirgemedi. Böylelikle başarı ortaya çıktı. Kıymetli belediye başkanımızın anasının ak sütü gibi teşekkürü hak ettiğini düşünmekteyim. Genel başkanımız da böyle bir tasarrufta bulunup yönetimdeki arkadaşlarla istişare neticesinde bugün bizleri davet etti” ifadelerinde bulundu.

Delibalta: “Hak edene hakkını vermek gerekir diye düşündük”

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta da önemli bir ana şahitlik ettiklerini söyledi. Kurumlar arasında uyum olan şehirde başarının geldiğini dile getiren Delibalta, “Uyum olmayan şehirlerde hep problem var. Ben 28 yılımı bu kuruma verdim. Çok ciddi şekilde araştırma yaptım. Çok kötü örnekleri var ama iyi bir örneği var. Biz iyi örneği taçlandırmazsak o zaman bizim muhtar olarak kendimizi sorgulamamız lazım. Sayın cumhurbaşkanımızın ‘akıllı belediye başkanı muhtarı koluna takar, sağ ve soluna hâkim olur. Muhtarını üzen beni üzer, ben de onu üzerim’ diye sözü var. ‘Devletin valisini kaymakamını, tüm kurumlarını emrinize verdim’ diyen bir cumhurbaşkanımız var. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun. Isparta modelini anlatınca herkes şöyle bir duruyor. Bu kadar olur mu diyorlar. Türkiye’nin her tarafında, kendi memleketim Rize’de bile Isparta modelini anlattım. Bu ödülün altyapısını oluşturma noktasında tüm Türkiye’yi dolaştım. Bu ödülü düşünürken hem hak edene hakkını vermek hem de muhtarların nasıl bir vefalı kurum ve&nbsp; nasıl gözlemci olduğunu anlatmak adına bunu yapıyoruz” ifadelerinde bulundu.

“Başkanımız gönüllere taht kurdu”

Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in şehre güzel hizmetler kazandırdığını ancak asıl eserinin insanların gönüllere girmek olduğunu kaydeden Kadir Delibalta, “Başkanımız gönüllere taht kurdu. Halkın, muhtarların gönlünde var olacaksın. Başkanımızı tebrik ediyor, Allah razı olsun diyoruz” dedi.

Başkan Başdeğirmen: “Muhtarlarımızla iş birliği halinde çalışıyoruz”

Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, coşkulu karşılanmasından dolayı muhtarlara teşekkür etti. Güzel sözleri duymak ve takdir edilmenin tüm belediye başkanlarının ve hizmet yapan kişilerin duymak istediği sözler olduğunu ifade eden Başkan Başdeğirmen, “Alınan hizmet, alınan destek, verilen o güzel oyların hakkının verilmesi hepimizin takdirinedir. Belediye başkanı olarak bizlere verilen oylar, muhtarlarımıza güvenilerek verilen oyların bugün kârını topluyoruz. Bunlar bizim vatandaşımıza yapmış olduğumuz hizmetin kârları. Meclis üyesi arkadaşlarımıza şunu söylüyorum; ‘Yarın bu görevler bitecek. Caddede yürürken esnaf arkadaş seni görüp dükkanına girerse sen zarar etmişsin, yoksun. Ama ayağa kalkıp gel bir çayımı iç diyorsa işte senin kârın budur. Tüm muhtarlarımız bu bilinçle çalışıyor. Bizler de bu bilinçle hizmet ediyoruz. Rabbim bu güzel görevi bize vermiş. Bizler eğer ki şehrimizi ortak akılla yönetemez ve birlik, beraberlikle istişare yapamazsak bizim başarılı olmamız mümkün değil. Özellikle Isparta Muhtarlar Dernek Başkanımız Gökhan Büyükleblebi’ye ve yanındaki 45 muhtar ile azalarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Son seçimde AK Partimizde oyunu arttırarak seçilen tek belediyemiz Isparta’dır. Bunun tek sebebi de muhtarlarımızla olan iş birliği ve diyaloğumuzdur. Bizler Isparta’da bu iş birliğinde olmasak, karşılıklı sevgi ve saygıyı sürdüremezsek belediye başkanı olarak kazanamayız, kaybederiz. Bir sonraki seçimde nasip olur aday olursam en önemli destekçim muhtarlarımız. Sorunları birlikte tespit edip yapmanın sonucudur bu. 45 muhtarımız da fedakârlık yapıyor. Biz hizmetlerimizi yapıyoruz ama bizim göremediğimiz yerlerdeki vatandaşlarımız taleplerini muhtarlarımız bize getiriyor” görüşlerinde bulundu.&nbsp;

“Eşim her gün evlere gidip ihtiyaçları tespit ediyor”

Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, konuşmasında eşi Şadiye Başdeğirmen’e de ayrı bir parantez açarak, “Eşimin mahallelerde kimsesiz, ihtiyaç sahibi olan vatandaşlarımızı tespit etme görevi var. Her gün onlarca eve gidip onların ihtiyaçlarını tespit ediyor” dedi.

“Belediye başkanlığı tek başına yapılan bir iş değil”

Belediye başkanlığının tek başına yapılan bir iş değil olmadığını vurgulayan Başkan Başdeğirmen, “Eğer belediye başkanlığında belediye başkan yardımcılarını, meclis üyelerini, mesai arkadaşlarını, muhtarlarımızı, onun dışında halkımızın bize teveccühünü göremezseniz belediye başkanlığını da yapamazsınız.&nbsp; Buraya gelmek için onları yapmak lazım. Bu masanın önünde olup bu ödülü almak benim tek başıma yaptığım bir iş değil. Bu ödül benim sadece şahsıma verilen bir ödül değil. Meclis üyelerimiz, başkan yardımcılarımız, mesai arkadaşlarımız, halkımız var. Ben bu ödülü hepsi adına alıyorum. Genel başkanımıza teşekkür ediyorum. Bizleri ve Isparta’mızı onure ettiniz. Sayın cumhurbaşkanımız, cumhurbaşkanımız nezdinde bakanlarımız, milletvekillerimiz daire başkanlarımız, müdürlerimiz bize hizmet eden kişiler. Muhtarlarımız talepte bulunuyor biz gidiyoruz bakanımızdan talep ediyoruz. O şekilde hizmet ediyoruz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e, ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ plaketini takdim etti.

Kandemir: “Allah sizin gibi belediye başkanlarımızın sayılarını artırsın”

Daha sonra farklı kentlerden gelen muhtarlar da söz alarak görüşlerini dile getirdi. Yalova Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Kandemir, Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in kendileri için çok değerli olduğunu belirterek, “Allah sizin gibi belediye başkanlarımızın sayılarını artırsın. 94 muhtar arkadaşım adına şükranlarımı arz ediyorum” dedi.

Yapıcıoğlu: “Türkiye’de örnek bir belediye başkanısınız”

Kastamonu Muhtarlar Derneği Başkanı Muammer Yapıcıoğlu da Başkan Başdeğirmen’in Türkiye’de örnek bir belediye başkanı olduğunu söyledi. Yapıcıoğlu, “Muhtarlarla çok ilgi ve alaka içerisindesiniz. Sayınızın artmasını diliyorum. Sizleri Kastamonu’da ağırlamaktan onur duyarım” şeklinde konuştu.

“Gönüllerimizin başkanı oldunuz”

Diğer muhtarlar da söz alarak “Keşke herkes sizin gibi bir belediye başkanı olsa. Konfederasyon olarak ilk toplantımızı Isparta’da yapmıştık. Çok güzel ağırlamıştınız. Her ilde sizi anlatıyoruz. Rabbim sayınızı artırsın. Sayın başkanımızın muhtarlık sürecimizde muhtarlara gösterdiği yakın ilgiden konfederasyonumuz adına teşekkür ediyorum. Gönüllerimizin başkanı oldunuz. Sizleri tanımaktan kıvanç duyduk. Halkla iç içe gönüllere dokunmak isteyen bir belediye başkanısınız. Burada sizleri ağırlamaktan onur duyduk” dediler.

“Başkanımız bizim için çok değerli”

Ispartalı muhtarlar da Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in her zaman kendilerine destek verdiğini belirterek, “Başkanımız bizim için çok değerli. Ne zaman arasak ulaşabiliyoruz” görüşlerinde bulundular.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[Başkan Başdeğirmen’e ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ ödülü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 03:11:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/baskan-basdegirmene-yilin-en-basarili-belediye-baskani-odulu-061913-20260807.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/baskan-basdegirmene-yilin-en-basarili-belediye-baskani-odulu-061913-20260807.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/baskan-basdegirmene-yilin-en-basarili-belediye-baskani-odulu-061913-20260807.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ALLAH’TAN İSTEMEK İNSANIN DEĞERİNİ YÜCELTİR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-allahtan-istemek-insanin-degerini-yuceltir-580.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-allahtan-istemek-insanin-degerini-yuceltir-580.html</link>
                    <description><![CDATA[Avukat Mustafa Kuran (Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı) yazdı…]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Kâinatın sahibi, her türlü noksanlıktan münezzeh olan, gören ve işiten Allah’a ne kadar şükretsek yine de azdır. Gece gündüz dua ederek bize verilen nimetlerin farkında olmak ve şükretmek, imanlı ve edepli insanın şanındandır. Şükretmek bir fazilettir. Allah’tan istemek, O’na sığınmak ve her hâlimizi O’na arz etmek ise imanımızın gereğidir. Çünkü veren de Allah’tır, alan da Allah’tır. Allah’tan başka mutlak güç ve kudret sahibi yoktur. Allah’tan istemek insanı küçültmez; aksine değerini ve kulluk şuurunu yüceltir. Dua, insanın Rabbine yönelişi; gönlünü O’na açması ve niyetini en yüce makama emanet etmesidir. KALPLER ALLAH’I ANMAKLA HUZUR BULUR Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur ve güven bulur. Allah’ı çokça zikretmek, O’nun isimlerini anmak ve şükretmek; insanın ruhuna huzur, gönlüne güven verir. Esma-i Hüsna’yı zikretmek, Allah’ın güzel isimlerini anmak ve O’na yönelmek, insanın manevi dünyasını zenginleştirir. İnsan hangi sıkıntıyla karşılaşırsa karşılaşsın, “Ya Hakk” diyerek Allah’ın kudretine ve rahmetine sığınmalıdır. Allah’ın verdiğine de vermediğine de şükreden kul olabilmek büyük bir nimettir. Bazen istediğimizin verilmemesinde de bizim bilemediğimiz bir hikmet vardır. Kulun vazifesi; elinden geleni yapmak, sabretmek, şükretmek ve duasını eksik etmemektir. Dua, “Ben niyetimi en yüksek makama emanet ettim” demektir. İnsanoğlu fıtratı gereği hayatı boyunca iyisiyle kötüsüyle pek çok imtihandan geçer. Bu imtihanlar karşısında yalnız olmadığını bilmek, Allah’ın rahmetine sığınmak ve O’ndan yardım istemek insana güç verir. Dua en büyük nimetlerden biridir. Allah’ı anmak ve O’ndan istemek, varlığımızın anlamını ve kulluk şuurumuzu güçlendirir. Toplumsal barışın, huzurun, güvenin ve gerçek mutluluğun yolu da Allah’ı anmaktan, O’nun rahmetine sığınmaktan ve güzel ahlakı yaşamaktan geçer. Allah’ı bilen, O’na şükreden, rahmetine sığınan ve duasını eksik etmeyen kullara selam olsun. &nbsp; Avukat Mustafa Kuran Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[ALLAH’TAN İSTEMEK İNSANIN DEĞERİNİ YÜCELTİR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 03:01:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/allahtan-istemek-insanin-degerini-yuceltir-060415-20260807.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/allahtan-istemek-insanin-degerini-yuceltir-060415-20260807.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/allahtan-istemek-insanin-degerini-yuceltir-060415-20260807.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BAŞHEKİMLİK KOLTUĞUNDA DEVAM MI, TAMAM MI?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-bashekimlik-koltugunda-devam-mi-tamam-mi-579.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-bashekimlik-koltugunda-devam-mi-tamam-mi-579.html</link>
                    <description><![CDATA[Müslüm Aktürk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Isparta Şehir Hastanesi'nde kritik süreç başladı.

Mevcut Başhekim Op. Dr. Ekrem Aytar'ın iki yıllık sözleşmesi doldu ya da dolmak üzere.

Doğal olarak sağlık camiasında da, şehirde de aynı soru konuşuluyor:

"Ekrem Aytar devam edecek mi, yoksa yeni bir isim mi gelecek?"

"Devam mı, tamam mı?"

Bu sorunun en doğru cevabını elbette Sayın Aytar verebilir. Ancak kendisine ulaşmak mümkün olmuyor.

Telefonlarımıza cevap vermedi. Mesajımıza ise yoğun olduğunu belirterek dönüş yaptı. Bu nedenle kendisine;

"Göreve yeniden talip misiniz? Yorulduğunuz ve görevi sürdürmek istemediğiniz yönünde iddialar var. Bunlar doğru mu?" sorularını yöneltemedik.

Belki de gerçekten çok yoğundur.

Belki de henüz konuşmak istemiyordur.

En doğrusu, resmi süreci beklemek olacaktır.

Göreve ilk başladığı dönemlerde Ekrem Aytar'ın iletişimi oldukça iyiydi. Telefonlara cevap verir, cevap veremediğinde mutlaka geri dönüş yapardı. Aynı hastane, aynı başhekim... Son dönemde ne değişti, bunu bilemiyoruz. Her şeyin hayırlısı diyelim.

BAŞHEKİMLİK KOLAY BİR GÖREV DEĞİL

Şunu kabul etmek gerekiyor ki hastane yönetmek, hele hele Isparta Şehir Hastanesi gibi büyük bir sağlık kuruluşunu yönetmek hiç de kolay değil.

Ne kadar başarılı olursanız olun mutlaka eleştirileceğiniz bir konu çıkıyor.

Üstelik yıllardır yüksek standartta sağlık hizmeti sunulan bir hastanede vatandaşın beklentisi de doğal olarak yükseliyor. Küçük bir aksaklık bile kısa sürede herkesin konuştuğu bir mesele hâline gelebiliyor.

Bu nedenle başhekimlik sadece idari bir görev değil; aynı zamanda büyük bir sorumluluk.

Mesai saati diye bir kavramınız kalmıyor.

Gece gündüz telefonunuz açık.

Tatilde olsanız bile aklınız hastanede.

Ailenize ayıracağınız zamandan fedakârlık yapıyorsunuz.

Kısacası başhekimlik, ciddi fedakârlık isteyen bir görev.

Ancak bir gerçek daha var...

Hamama giren terler.

Bu göreve talip olan herkes, bu yükü de göze almalıdır.

KULİSLERDE CEYHUN COŞKUN'UN İSMİ KONUŞULUYOR

Sağlık kulislerinde şu ana kadar en çok konuşulan isim ise Yalvaç Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ceyhun Coşkun.

Biz de kendisini aradık.

"Hocam, Isparta Şehir Hastanesi Başhekimliği için isminiz geçiyor. Hayırlı olsun." dedik.

Tecrübeli bir yönetici olan Ceyhun Coşkun ise oldukça dikkatli ve devlet ciddiyetine yakışır bir cevap verdi:

"Ben devlet memuruyum. Sağlık Bakanlığımız ve yetkililerimiz nereyi uygun görürse görevden kaçmayız. Yalvaç'taki görev sürem Eylül ayına kadar devam ediyor. Başhekimlik görevi talep etmekle değil, tevdi edilince başlar. Biz de verilen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışırız."

Bence bu açıklama, tecrübeli bir kamu yöneticisine yakışan bir cevaptı.

Ne "Ben geleceğim." dedi...

Ne de "Böyle bir şey yok." diyerek kapıyı kapattı.

Devlet terbiyesi içinde konuştu.

ŞİMDİLİK BAŞKA İSİM DUYMADIK

Kulislerden edindiğimiz bilgilere göre şu an için başka güçlü bir isim konuşulmuyor.

Elbette perde arkasında girişimlerde bulunanlar olabilir.

Belki de isimlerin erken konuşulmasını istemeyenler vardır.

Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.

SAĞLIK MÜDÜRÜ İÇİN DE AYRI BİR PARANTEZ

Hazır sağlık yönetiminden söz etmişken, İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Serhat Küçükcoşkun'a da ayrı bir parantez açmak gerekiyor.

Kendisiyle ilgili duyduğumuz bir konu var.

Mesai saatleri dışında, hatta geceleri zaman zaman tedbir amacıyla sağlık kuruluşlarını yerinde denetlediği ifade ediliyor.

Bu da sağlık hizmetlerinin aksamaması adına gösterilen hassasiyetin önemli bir göstergesi.

Bunu önemsiyorum.

Çünkü yöneticilik, sadece makam odasında oturmakla olmuyor.

Sahada olmak gerekiyor.

Edindiğimiz bilgilere göre Sayın Küçükcoşkun'un da sözleşme süreci yaklaşıyor.

Isparta'da sağlık alanında başlatılan projelerin ve hizmetlerin kesintiye uğramaması adına, başarılı çalışmaların devam etmesini temenni ediyoruz.

Son sözü ise elbette Sağlık Bakanlığımız söyleyecek.

Biz de gelişmeleri kamuoyu adına takip etmeye devam edeceğiz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[BAŞHEKİMLİK KOLTUĞUNDA DEVAM MI, TAMAM MI? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:42:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/bashekimlik-koltugunda-devam-mi-tamam-mi-173527-20260806.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/bashekimlik-koltugunda-devam-mi-tamam-mi-173527-20260806.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/bashekimlik-koltugunda-devam-mi-tamam-mi-173527-20260806.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ADIYAMAN'IN ÜCRA KÖYÜNDEN PROFESÖRLÜĞE UZANAN AZİM HİKÂYESİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-adiyamanin-ucra-koyunden-profesorluge-uzanan-azim-hikayesi-578.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-adiyamanin-ucra-koyunden-profesorluge-uzanan-azim-hikayesi-578.html</link>
                    <description><![CDATA[Astsubay olarak başladığı askerlik hayatında tıp eğitimini tamamladı, Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubaylıktan tabip subaylığa geçen ilk isimlerden biri oldu. Bugün ise Ankara'da beyin cerrahisi profesörü olarak görev yapıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA – Başarı hikâyeleri bazen en zor şartlarda yazılır. Prof. Dr. Abdurrahman Bakır'ın hayatı da bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Adıyaman'ın ücra bir köyünde yoksulluk içinde başlayan yaşam yolculuğu, azim, disiplin ve eğitime olan inancıyla Türkiye'nin saygın beyin ve sinir cerrahlarından biri olarak devam ediyor. 1961 yılında Adıyaman'ın Kayatepe köyünde, 15 çocuklu yoksul bir ailenin hayatta kalan altı çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Abdurrahman Bakır, henüz bir buçuk yaşındayken ailesiyle birlikte Kıvırcık köyüne taşındı. Çocukluk yıllarını kırsalın zorlu şartlarında geçiren Bakır, tüm imkânsızlıklara rağmen eğitiminden vazgeçmedi. İlk ve ortaöğrenimini yatılı bölge okullarında tamamlayan Bakır, gösterdiği üstün başarıyla 1979 yılında Ankara Elektronik Astsubay Hazırlama Okulunu birincilikle bitirdi. Böylece Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubay olarak görevine başladı. HAYALİ DAHA BÜYÜKTÜ Astsubay olarak görev yaparken eğitimini sürdürmeye karar veren Bakır, lise fark derslerini tamamladıktan sonra üniversite sınavını kazandı ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine girdi. 1987 yılında doktor olarak mezun olan Bakır, aynı yıl tabip teğmen rütbesine nasbedildi. Böylece Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubaylıktan tabip subaylığa geçen ilk isimlerden biri olarak örnek gösterilen bir başarıya imza attı. Bu başarı, yalnızca mesleki bir yükseliş değil; çalışmanın, hedef belirlemenin ve kararlılığın insan hayatını nasıl değiştirebileceğinin de güçlü bir göstergesi oldu. BEYİN CERRAHLIĞINI SEÇTİ, DÜNYAYA AÇILDI 1987-1988 yıllarında GATA'da stajını tamamlayan Prof. Dr. Bakır, kıta görevinden sonra Tıpta Uzmanlık Sınavı'nı kazanarak en çok istediği bölüm olan GATA Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniğinde uzmanlık eğitimine başladı. 1996 yılında beyin ve sinir cerrahisi uzmanı olduktan sonra Diyarbakır Asker Hastanesine klinik şefi olarak atandı. Aynı yıl yabancı dil sınavlarında gösterdiği başarı sayesinde Amerika Birleşik Devletleri'ndeki George Washington Üniversitesinde 18 ay araştırma görevlisi olarak çalıştı. Burada bilimsel çalışmalar yürüten Prof. Dr. Bakır, ABD'de hekimlik yapabilmek için gerekli olan USMLE ve CSA sınavlarını başarıyla geçerek uluslararası düzeyde doktorluk yapma hakkı elde etti. TOEFL sınavını da başarıyla tamamlayan Bakır, mesleki birikimini dünya standartlarına taşıdı. BAŞHEKİMLİKLERDEN PROFESÖRLÜĞE Türkiye'ye döndükten sonra Diyarbakır ve Ankara başta olmak üzere birçok askerî hastanede beyin cerrahisi klinik şefliği görevlerinde bulunan Prof. Dr. Bakır, meslek hayatı boyunca yalnızca başarılı ameliyatlara değil, sağlık yöneticiliğinde de önemli görevlere imza attı. Ankara Mevki Asker Hastanesi, Erzurum Mareşal Çakmak Bölge Asker Hastanesi ve Kayseri Asker Hastanesinde başhekim olarak görev yapan Prof. Dr. Bakır, aynı zamanda akademik çalışmalarını da sürdürdü. 2007 yılında yüksek lisans eğitimini tamamlayan Bakır, 2010 yılında Üniversitelerarası Kurul tarafından yapılan sınavda başarılı olarak Beyin ve Sinir Cerrahisi Doçenti unvanını aldı. Uzun yıllar Türk Silahlı Kuvvetlerine hizmet eden Prof. Dr. Abdurrahman Bakır, Tabip Albay rütbesiyle emekliye ayrıldı. BİLGİ VE TECRÜBESİNİ HASTALARI İÇİN KULLANMAYA DEVAM EDİYOR Emekliliğinin ardından da mesleğini bırakmayan Prof. Dr. Abdurrahman Bakır, bugün Ankara'daki Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde beyin ve sinir cerrahisi profesörü olarak hastalarına şifa olmak için çalışmalarını sürdürüyor. Meslek hayatı boyunca binlerce hastaya umut olan Prof. Dr. Bakır'ın yaşam öyküsü, iki ayrı kitaba da konu oldu. Evli ve üç çocuk babası olan Prof. Dr. Abdurrahman Bakır'ın hayatı, imkânsızlıkların başarıya engel olmadığını gösteren en güçlü örneklerden biri olarak genç nesillere ilham veriyor. Adıyaman'ın mütevazı bir köyünde başlayan bu yolculuk, bugün sadece bir profesörün kariyerini değil; azmin, eğitimin ve kararlılığın insan hayatını nasıl değiştirebileceğini anlatan unutulmaz bir başarı hikâyesi olarak hafızalarda yer ediyor. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[ADIYAMAN'IN ÜCRA KÖYÜNDEN PROFESÖRLÜĞE UZANAN AZİM HİKÂYESİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 12:41:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/adiyamanin-ucra-koyunden-profesorluge-uzanan-azim-hikayesi-154326-20260806.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/adiyamanin-ucra-koyunden-profesorluge-uzanan-azim-hikayesi-154326-20260806.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/adiyamanin-ucra-koyunden-profesorluge-uzanan-azim-hikayesi-154326-20260806.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MÜSLÜM ABACIOĞLU’NUN KENDİ AĞZINDAN GAZETECİLİK SERÜVENİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-muslum-abacioglunun-kendi-agzindan-gazetecilik-seruveni-577.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-muslum-abacioglunun-kendi-agzindan-gazetecilik-seruveni-577.html</link>
                    <description><![CDATA[Derleyen, düzenleyen ve yayına hazırlayan: Ecz. Bakır YEGENOĞLU]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;  (2’NCİ BÖLÜM) Röportaj metni: Müslüm ABACIOĞLU Derleyen, düzenleyen ve yayına hazırlayan: Ecz. Bakır YEGENOĞLU &nbsp; KIYMETLİ DOSTLARIM, DEĞERLİ OKUYUCULARIM… Yukarıda hayatı, hizmetleri ve eserleri hakkında bilgi vermeye çalıştığım Müslüm Abacıoğlu Hocamız, gazetecilik serüvenini ve meslek hatıralarını kendi ifadeleriyle de anlatmıştır. Karanlık odalarda banyo edilen siyah-beyaz filmlerden dijital fotoğraf makinelerine; daktilodan bilgisayara, PTT’den internete uzanan bu yarım asırlık yolculuğu kendisinden dinlemek, Şanlıurfa basın tarihinin yakın dönemine ışık tutması bakımından son derece değerlidir. Şimdi sözü Müslüm Abacıoğlu Hocamıza bırakalım… --- SORU: SİZİ KISACA TANIYABİLİR MİYİZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1955 yılında Şanlıurfa’nın Siverekli Mahallesi Tosun Sokak’taki müstakil evimizde dünyaya gelmişim. İlkokulu Vatan İlkokulunda, ortaokulu Merkez Ortaokulunda, lise öğrenimimi ise Şanlıurfa Lisesinde tamamladım. 1971-1972 eğitim ve öğretim yılı sonunda Urfa Lisesinden mezun oldum. 1972-1975 yılları arasında İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünde öğrenim gördüm. Daha sonra Urfa Eğitim Enstitüsünün kısa dönem eğitim sınavlarına girdim ve ilköğretime geçiş yaptım. 1979 yılından itibaren Zonguldak Ereğli, Afyon Sincanlı, Şanlıurfa merkez ve köylerinde öğretmenlik yaptım. Öğretmenlik ve gazetecilik mesleklerini uzun yıllar birlikte yürüttüm. Temmuz 2005’te, öğretmenlik mesleğimin 27’nci yılında emekli oldum. Ancak gazetecilik mesleğini bırakmadım ve imkânlarım ölçüsünde sürdürmeye devam ettim. Yaklaşık 50 yıllık gazetecilik ve 27 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca doğruluktan ve dürüstlükten ödün vermemeye çalıştım. Hiçbir zaman kendimi ön plana çıkarmayı sevmedim. Çünkü sürekli “Ben” demeyi hiçbir zaman öğrenemedim. Maddiyatı değil, maneviyatı ön planda tuttum. Evliyim. Dördü kız, ikisi erkek olmak üzere altı çocuk babasıyım. İkisi kız, dördü erkek olmak üzere altı torunumuz bulunmaktadır. Allahu Teâlâ herkesin evlatlarını ve torunlarını bağışlasın. --- SORU: GAZETECİLİĞE NE ZAMAN VE NASIL BAŞLADINIZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Gazeteciliğe lise yıllarımda, 1969-1970’li yıllarda başladım. Benden bir üst sınıfta okuyan amcaoğlumla birlikte okulda fotoğraf çekerdik. Okul dışında ise Şanlıurfa’nın tarihî yerlerini ve ilginç görüntülerini fotoğraflamaya çalışırdık. Yetkin Pasajı’nda bulunan Foto Murat’ın sahibi Mehmet Lobut’a işlerinde yardımcı olurduk. O dönemde Tercüman Gazetesi’nin Urfa muhabirliğini yapan merhum Müslüm Köylü’nün haberleri için gerekli fotoğrafları çekerek kendisine destek oluyorduk. Bu çalışmalar sırasında gazetecilik mesleğine ilgi duymaya başladım. Bazı yayın kuruluşlarıyla görüşerek kendilerine haber ve fotoğraf gönderdim. Dile kolay… Basın hayatında yarım asrı geride bıraktık. Yaşımız da şehrimizin plaka numarasını geçti. Allahu Teâlâ cümlemize hayırlı ve uzun ömürler versin. Son nefesimizi imanla vermeyi nasip eylesin. --- SORU: GAZETECİLİĞE BAŞLADIĞINIZ YILLARDA ŞANLIURFA’DA HANGİ GAZETELER VARDI? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Hatırlayabildiğim kadarıyla o yıllarda Şanlıurfa’da Urfa’nın Sesi Matbaası ve Hizmet Matbaası bulunuyordu. Bu matbaalar aynı isimlerle yerel gazeteler çıkarıyordu. Hizmet Gazetesi’nde merhum Halit Okutan ile birlikte birçok habere gider, haber ve fotoğraf çalışmalarını gerçekleştirirdik. 1977-1978 yıllarında, Ege Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulundan mezun olarak memleketine dönen merhum Kemal Kapaklı, Güneydoğu Gazetesi’ni çıkarmaya başladı. Ben de gazetenin kuruluşundan itibaren İstihbarat Şefi olarak görev yaptım ve habercilik çalışmalarımı sürdürdüm. --- SORU: HANGİ BASIN KURULUŞLARINDA GÖREV YAPTINIZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1970’li yıllardan itibaren farklı dönemlerde Günaydın Gazetesi, Hayat Mecmuası, Hayat Spor, Türk Spor Mecmuası, Anadolu Ajansı, Dünya Gazetesi, Millî Gazete, Son Havadis Gazetesi, Ulusal Basın Ajansı ve Türk Haberler Ajansında görev yaptım. 1978 yılında Son Havadis Gazetesi’nin Şanlıurfa muhabirliğini üstlendim. 1977 yılından itibaren 20 yılı aşkın süreyle Türkiye Gazetesi ve İhlas Haber Ajansı camiasında muhabirlik başta olmak üzere çeşitli görevlerde bulundum. Dolaylı olarak Türkiye Çocuk Dergisi, TGRT ve TGRT FM için de çalışmalar yaptım. 1992-1993 yıllarından itibaren Akşam Gazetesi grubunun bölge ve Şanlıurfa muhabirliğini yürüttüm. Çeşitli basın kuruluşlarında kısa veya uzun süreli görev yaptım. Ancak öğretmenlik görevim nedeniyle basın kuruluşlarında sigortalı çalışmam mümkün değildi. Gönderdiğim haberler karşılığında belirli ücretler tarafıma ulaştırılırdı. --- SORU: KENDİ GAZETELERİNİZİ DE ÇIKARDINIZ MI? MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1998 yılında Müslüm Aktürk, Dr.Müslüm Sunay, Müslüm Abacı ve Müslüm Gözek arkadaşımızın desteğiyle haftalık yerel Yenidoğuş Gazetesi’ni çıkardık. Daha sonraki yıllarda Yenidendoğuş ve Urfa Hayat gazetelerini haftalık olarak yayımladık. O dönemde devlet memuru olduğum için gazeteler resmî olarak başka arkadaşlarımızın isimleriyle çıkarılıyordu. Daha sonra Mehmet Keşküş ve Mehmet Atlı’nın sahibi olduğu Urfa Atılım Gazetesi’nin yayımlanmasına her yönüyle destek verdik. İlerleyen yıllarda Şanlıurfa Olay Gazetesi ve GAP Gündemi Gazetesi’nde haber ve mizanpaj çalışmalarında bulundum. On beş günde bir yayımlanan GAP Gündemi Gazetesi’nin günlük yayına geçmesine katkıda bulunduk. Bir süre sonra yerimizi gençlere bıraktık. Ancak ulusal gazete muhabirliğimizi ve öğretmenlik mesleğimizi sürdürdük. 2015 yılından itibaren İstanbul’da yaşayan küçük kardeşim İbrahim Abacıoğlu’nun sahipliği ve maddi desteğiyle Güneydoğu Hakikat Gazetesi’ni haftalık olarak yayımlamaya başladık. Maddi imkânsızlıklar ve bazı teknik sorunlar nedeniyle 34’üncü sayıdan sonra gazetemizi on beş günde bir çıkardık. 39’uncu sayımızın ardından ise yayın hayatına ileriki bir tarihte devam etmek üzere ara verme kararı aldık. --- SORU: ESKİ GAZETECİLİKTE HABER VE FOTOĞRAFLAR NASIL HAZIRLANIRDI? MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1970’li yıllarda kullandığımız fotoğraf makineleri bugün antika değerinde kabul edilebilir. Kodak, Agfa, Yashica ve Lubitel gibi makinelerin içine siyah-beyaz filmler takardık. Fotoğrafları çektikten sonra filmi banyo ettirir, ardından fotoğrafları kâğıda bastırırdık. Haber metinlerini daktiloda yazardık. Hazırladığımız haber ve fotoğrafları, çok acil değilse PTT aracılığıyla; acilse şehirlerarası otobüslerle İstanbul’daki gazete merkezlerine gönderirdik. Daha sonra haberin ulaşıp ulaşmadığını takip ederdik. Fotoğrafı olmayan acil haberleri geçirmek için PTT’ye giderdik. Çalıştığımız basın kuruluşunun yurt haberler servisini ödemeli olarak aratır, bağlantının kurulmasını beklerdik. Telefon bağlantısı sağlandığında haberi karşıdaki görevliye kelime kelime yazdırırdık. İlk yıllarda ses kayıt cihazı yoktu. Daha sonraki dönemlerde önce büyük, ardından daha küçük teypler kullanılmaya başlandı. Röportaj yaptığımız kişilerin konuşmalarını kaydeder, daha sonra kâğıda dökerek haber hâline getirirdik. Bugün internet ve cep telefonları sayesinde fotoğraf ve haberler saniyeler içerisinde dünyanın her tarafına ulaştırılabiliyor. Teknoloji elbette büyük kolaylık sağladı. Fakat eski gazeteciliğin heyecanı, emeği, sabrı ve fedakârlığı da bambaşkaydı. --- SORU: DİJİTAL FOTOĞRAF MAKİNESİNİ ŞANLIURFA’DA İLK KULLANANLARDAN BİRİ OLDUĞUNUZ DOĞRU MU? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Dijital fotoğraf makinesini Şanlıurfa’da ilk kullananlardan birinin ben olduğumu söylersem sanırım yanlış olmaz. Singapur’a geziye giden amcaoğlum, oradan bana dijital bir fotoğraf makinesi hediye olarak getirmişti. Dijital makineler sayesinde film satın alma, filmi banyo ettirme ve fotoğrafı kâğıda bastırma masrafı ortadan kalktı. Daha sonraki yıllarda fotoğrafları diskete kaydeden makineler de piyasaya çıktı. Daktilonun yerini bilgisayar; posta, telgraf, telefon, teleks, telefoto ve otobüslerle gönderilen haberlerin yerini internet aldı. Ses kayıt cihazlarının ve fotoğraf makinelerinin görevini ise cep telefonları üstlendi. Günümüzde her şey çok daha kolay ve hızlı yapılabiliyor. --- SORU: GAZETECİLİK HAYATINIZDA UNUTAMADIĞINIZ BİR HATIRANIZ VAR MI? MÜSLÜM ABACIOĞLU: 1978 yılında kurulan Bülent Ecevit Hükûmetinde İçişleri Bakanı olan İrfan Özaydınlı, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesindeki Devlet Üretme Çiftliğine gelmişti. Merhum Nuri Okutan ile birlikte biz de haber yapmak için Ceylanpınar’a gitmiştik. Oradaki gazetecilerin çoğunda birer fotoğraf makinesi vardı. Benim ise iki makinem bulunuyordu. Makinelerden birini boynuma asmış, kalabalığın arasından başımı uzatarak Bakan Özaydınlı’nın fotoğrafını farklı yönlerden çekmeye çalışıyordum. Diğer gazeteciler benden daha iri yapılıydı. Ben ise ufak tefek ve zayıf biriydim. Kalabalık arasında zorlandığımı gören Bakan İrfan Özaydınlı beni fark etti. Eğilip elimden tutarak: “Yahu, ne yapıyorsunuz? Çocuğu aranızda ezeceksiniz. Gel oğlum, gel böyle ön tarafa; rahat rahat çalış” diyerek beni yakınına çekti. Bu olay, gazetecilik hayatımın unutamadığım hatıralarından biridir. --- SORU: TURGUT ÖZAL’A SORDUĞUNUZ BİR SORUDAN DA SÖZ EDİYORSUNUZ. O GÜN NELER YAŞANDI? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Merhum Turgut Özal, Anavatan Partisi’ni kurduktan sonra seçim çalışmaları sırasında Şanlıurfa’yı ziyaret etmişti. Karameydan yakınlarında, Merkez PTT’nin bitişiğindeki parti binasının önünde Turgut Özal’ın yanına yaklaştım. Kulağına eğilerek kendisine şu soruyu sordum: “Efendim, Urfa’da yetişmiş doktorlarımız, emniyet müdürlerimiz ve çok sayıda tahsilli insanımız varken siz neden köy ağalarını veya onların önerdiği kişileri milletvekili adayı gösteriyorsunuz? Hiç olmazsa onların okumuş çocuklarını aday gösterseniz daha doğru olmaz mı?” Turgut Özal bana özetle şu cevabı verdi: “Senin saydığın o değerli insanlar bize kaç oy getirir? Oy kırsalda. Bu nedenle kırsalda sözü geçen kişileri veya onların önereceği isimleri aday gösteriyorum. Bize çok sayıda milletvekili lazım ki tek başımıza iktidar olalım ve ülkemize hizmet edelim.” Bu hatıra, gazetecilik hayatım boyunca sorduğum doğrudan sorulardan biri olarak zihnimde yer etti. --- SORU: ESKİ GAZETECİLİKLE BUGÜNKÜ GAZETECİLİK ARASINDAKİ EN ÖNEMLİ FARK NEDİR? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Bizim zamanımızda gazetecilik çok daha zor fakat çok daha heyecanlıydı. Günümüzde bilgiye ve görüntüye ulaşmak çok kolaylaştı. Ancak hızın artması, her bilginin doğru olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle günümüzde gazetecinin sorumluluğu azalmamış, tam tersine daha da artmıştır. Gazetecilik hayatım boyunca hiçbir haber veya röportaj nedeniyle mahkemelik olmadım. Çünkü doğruluğundan emin olmadığım hiçbir şeyi yazmamaya çalıştım. Haber kaynağımı asla yalancı durumuna düşürmedim. Kişi hangi görüşten olursa olsun, söylediklerini anlamını değiştirmeden yayımladım. Gazeteci doğruluktan vazgeçmemeli, haber kaynağını küstürmemeli ve kendisine duyulan güveni boşa çıkarmamalıdır. --- SORU: HABER HAZIRLARKEN HANGİ KURALLARA DİKKAT EDİLMELİDİR? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Gazeteci, haberini hazırlarken 5N–1K olarak ifade ettiğimiz temel kurallara uymalıdır: &nbsp;  Ne oldu?  Nerede oldu?  Ne zaman oldu?  Nasıl oldu?  Neden oldu?  Kim yaptı veya kimler etkilendi? &nbsp; Haberin giriş, gelişme ve sonuç bölümleri açık ve anlaşılır olmalıdır. Başlık, spot ve haber metni birbiriyle uyumlu hazırlanmalıdır. Okuyucu; olayın nerede, ne zaman, nasıl ve neden gerçekleştiğini kolaylıkla anlayabilmelidir. --- SORU: BASININ TOPLUMDAKİ YERİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Basının toplumda çok önemli bir görevi vardır. Basın;  Toplumun bilgilenmesine,  İnsanların bilinçlenmesine,  Toplumsal barışın güçlenmesine,  Huzur ve güven ortamının oluşmasına,  Demokrasinin sağlam temeller üzerine oturmasına,  Fikir ve düşünce özgürlüğünün gelişmesine katkıda bulunur. Gazetecilik en dinamik ve en fazla fedakârlık isteyen mesleklerden biridir. Gazeteci, gerçeğin ve doğrunun peşinde koşmalı; basın meslek ahlakına bağlı kalmalı ve kamu yararını kişisel çıkarların üzerinde tutmalıdır. İnsan haklarına, farklı düşüncelere ve toplumun bütün kesimlerine saygılı olmalıdır. --- SORU: SİZCE BİR GAZETECİDE BULUNMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ ÖZELLİKLER NELERDİR? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Gazeteci namuslu, onurlu, ahlaklı ve dürüst olmalıdır. Gazeteci yalan yazmamalıdır. Gazeteci satılık değildir. Makam, mevki, para ve şöhret peşinde koşmamalıdır. Rüşvet almamalı, para karşılığında haber yazmamalıdır. “Yazması gereken bir haberi menfaat karşılığında yazmamalı” Ülkesinin, milletinin ve memleketinin menfaatini her şeyin üzerinde tutmalıdır. Kendi çıkarını veya birilerinin özel menfaatini toplumun menfaatinin önüne geçirmemelidir. Gazetecilik zor bir meslektir ve büyük sorumluluk ister. Gazeteci; araştıran, düşünen, yazmayı bilen, yetenekli ve sorumluluk sahibi bir insan olmalıdır. Gazeteci toplumun gözü, kulağı ve dilidir. Topluma karşı sorumluluğunu unutmamalı; adil, tarafsız, gerçekçi ve doğru olmalıdır. --- SORU: GÜNÜMÜZDE İNSANLARIN OKUMA ALIŞKANLIKLARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Kırk yıl ve daha öncesinde insanlar bugüne göre okumayı daha çok seviyordu. Bir gazetenin haberlerini, köşe yazılarını, ilanlarını ve hatta reklam metinlerini baştan sona okuyan insanlara şahit oldum. Şimdilerde gazete okumayı sevmeyen, uzun yazılara sabır gösteremeyen ve yalnızca başlıklara bakarak kanaat oluşturan insanların sayısı arttı. Oysa doğru bilgiye ulaşmak için okumak, araştırmak, karşılaştırmak ve düşünmek gerekir. Teknoloji bize büyük kolaylıklar sağladı. Fakat okuma alışkanlığımızı, araştırma isteğimizi ve doğru bilgiyi ayırt etme sorumluluğumuzu kaybetmemeliyiz. --- SORU: GAZETECİLİK HAYATINIZI BİRKAÇ CÜMLEYLE NASIL ÖZETLERSİNİZ? MÜSLÜM ABACIOĞLU: Yaklaşık yarım asırlık gazetecilik hayatım boyunca maddi kazancı hiçbir zaman ön planda tutmadım. Gazeteciliği insanların sorunlarını duyurmak, şehrimizin eksikliklerini gündeme getirmek, güzel hizmetleri kamuoyuna anlatmak, yanlışların düzeltilmesine vesile olmak ve doğru bilgiyi halka ulaştırmak olarak gördüm. Öğretmenlik mesleğimde öğrencilerime, gazetecilik mesleğimde ise okuyucularıma karşı sorumluluk taşıdım. Her iki meslekte de temel ilkem dürüstlük, doğruluk ve insanlara faydalı olabilmekti. Yıllar geçti, makineler değişti, gazeteler değişti, iletişim araçları değişti… Fakat gazeteciliğin değişmemesi gereken temel ilkeleri vardır: Doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık, ahlak, sorumluluk ve kamu yararı… Gazeteci bu değerlerden uzaklaştığı zaman yalnızca kendi itibarını değil, temsil ettiği mesleğin ve toplumun güvenini de zedeler. --- SON SÖZ MÜSLÜM ABACIOĞLU: Yaklaşık 50 yıllık gazetecilik ve 27 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca imkânlarım ölçüsünde insanlara, memleketime ve ülkeme hizmet etmeye çalıştım. Kendimi hiçbir zaman ön plana çıkarmadım. Yaptığım hizmetlerin takdirini insanlardan değil, Allahu Teâlâ’dan bekledim. Eksiklerimiz ve hatalarımız elbette olmuştur. Ancak bilerek hiç kimseye haksızlık yapmamaya, doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmamaya gayret ettim. Gazeteciliğin yalnızca haber yazmak veya fotoğraf çekmek olmadığını; vicdan, ahlak, sabır, emek ve büyük bir sorumluluk gerektirdiğini yaşayarak öğrendim. Ebediyete göçen bütün gazeteci, yazar ve basın emekçisi meslektaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Hayatta olanlara sağlık, huzur ve hayırlı uzun ömürler temenni ediyorum. Genç gazeteci kardeşlerimize de doğruluktan, dürüstlükten ve meslek ahlakından hiçbir zaman ayrılmamalarını tavsiye ediyorum. Gazetecilik zor meslektir. Gazetecilik emek ister. Gazetecilik ahlak ister. Gazetecilik cesaret ister. Her şeyden önce gazetecilik sorumluluk ister. &nbsp; Müslüm ABACIOĞLU Gazeteci – Yazar – Emekli Öğretmen --- VEFA, TEŞEKKÜR VE TAKDİR Kıymetli Müslüm Abacıoğlu Hocamızın yarım asrı aşan gazetecilik hayatı, yalnızca şahsi bir meslek hikâyesi değil; aynı zamanda Şanlıurfa’nın yakın dönem basın tarihinin önemli bir bölümüdür. Karanlık odalarda banyo edilen siyah-beyaz filmlerden dijital fotoğraf makinelerine; daktilodan bilgisayara, otobüslerle gönderilen haberlerden saniyeler içinde dünyaya ulaşan dijital yayınlara kadar büyük bir dönüşüme bizzat şahitlik etmiştir. Öğretmenlik ve gazetecilik gibi iki önemli mesleği yıllarca birlikte yürüten; meslek hayatı boyunca doğruluk, dürüstlük ve kamu yararından ayrılmamaya özen gösteren Müslüm Abacıoğlu Hocamıza, Şanlıurfa basınına, kültürüne ve eğitim hayatına yaptığı hizmetlerden dolayı gönülden teşekkür ediyoruz. Kendisinin hatıralarının, gazetecilik belgelerinin, fotoğraf arşivinin ve mesleki tecrübelerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının son derece değerli olduğuna inanıyoruz. Kıymetli Hocamıza ailesi ve sevdikleriyle birlikte sağlıklı, huzurlu ve hayırlı uzun ömürler diliyor; kalemine, yüreğine ve emeklerine sağlık diyoruz.  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/kultur-sanat-haberleri">Kültür-Sanat</category><dc:creator><![CDATA[MÜSLÜM ABACIOĞLU’NUN KENDİ AĞZINDAN GAZETECİLİK SERÜVENİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 09:02:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/muslum-abacioglunun-kendi-agzindan-gazetecilik-seruveni-120415-20260806.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/muslum-abacioglunun-kendi-agzindan-gazetecilik-seruveni-120415-20260806.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/muslum-abacioglunun-kendi-agzindan-gazetecilik-seruveni-120415-20260806.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[METİN ÇELİK VE EKİBİ SEÇİM ÇALIŞMALARINA BAŞLADI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-metin-celik-ve-ekibi-secim-calismalarina-basladi-576.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-metin-celik-ve-ekibi-secim-calismalarina-basladi-576.html</link>
                    <description><![CDATA[Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Yönetim Kurulu Başkanı ve yeni dönem başkan adayı Metin Çelik, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği adaylık açıklamasının ardından seçim çalışmalarına başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;  Mavi Liste olarak yeniden adaylığını açıklayan Çelik, ekip arkadaşlarıyla birlikte Özkanlar ve Mimar Sinan Caddesi'nde faaliyet gösteren oda üyelerini ve işletmeleri ziyaret ederek hem geride kalan dört yıllık dönemde hayata geçirilen çalışmaları anlattı hem de yeni dönem projelerini paylaştı. Ziyaretler sırasında açıklamalarda bulunan Çelik, göreve geldikleri günden bu yana en büyük önceliklerinin üyelerle güçlü bir iletişim kurmak olduğunu belirtti. Çelik, "Geçtiğimiz günlerde Isparta Ticaret ve Sanayi Odamız için Mavi Liste olarak yeniden başkan adaylığımızı açıkladık. Bugün de ekip arkadaşlarımızla birlikte üyelerimizi ziyaret ediyor, hem bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz çalışmaları paylaşıyor hem de yeni dönem hedeflerimizi anlatıyoruz." dedi. Dört yıllık görev süresi boyunca işletmeleri yerinde ziyaret ettiklerini ifade eden Çelik, sektör buluşmaları düzenlediklerini, Sütçüler'den Keçiborlu'ya, Organize Sanayi Bölgeleri'nden sanayi sitelerine kadar birçok noktada üyelerle bir araya geldiklerini söyledi. Oda bünyesinde gerçekleştirilen komite toplantılarıyla üyelerin görüş ve önerilerini dinlediklerini belirten Çelik, tüm çalışmalarda üyelerin taleplerini ve beklentilerini ön planda tuttuklarını vurguladı. Sahada olmaya devam edeceklerini ifade eden Çelik, "Biz, odacılığın sadece makamda değil, üyelerin yanında, onların iş yerlerinde ve üretimin olduğu her noktada yapılması gerektiğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı. Yeni dönem hedeflerine de değinen Çelik, önümüzdeki dört yıl için Isparta'nın ticaretine, sanayisine ve ekonomisine değer katacak 12 büyük proje hazırladıklarını belirterek, "Yeni dönemde de üyelerimizin rekabet gücünü artıracak, şehrimizin ekonomik gelişimine katkı sağlayacak çalışmaları kararlılıkla hayata geçirmek istiyoruz." dedi. Mavi Liste olarak üyelerin yanında olmaya devam edeceklerini dile getiren Çelik, destek veren tüm üyelere teşekkür ederek, "Dün olduğu gibi bugün de yarın da üyelerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Hep birlikte daha güçlü bir Isparta için çalışmayı sürdüreceğiz." diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[METİN ÇELİK VE EKİBİ SEÇİM ÇALIŞMALARINA BAŞLADI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 08:11:37 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/metin-celik-ve-ekibi-secim-calismalarina-basladi-112134-20260806.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/metin-celik-ve-ekibi-secim-calismalarina-basladi-112134-20260806.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/metin-celik-ve-ekibi-secim-calismalarina-basladi-112134-20260806.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ISPARTA’DA 19. ETAP UCI BİSİKLET YARIŞI HEYECANI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ispartada-19-etap-uci-bisiklet-yarisi-heyecani-575.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ispartada-19-etap-uci-bisiklet-yarisi-heyecani-575.html</link>
                    <description><![CDATA[Isparta, uluslararası bisiklet organizasyonlarından birine daha ev sahipliği yapıyor. 19. Etap UCI Bisiklet Yarışı, kentin eşsiz doğası ve dağ manzaraları eşliğinde gerçekleştirilecek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[    Türkiye Bisiklet Federasyonu ve Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) iş birliğiyle düzenlenen 19. Etap UCI Bisiklet Yarışı, bisiklet sporunun önemli organizasyonlarından biri olarak Isparta’da gerçekleştirilecek. SPORCULAR ISPARTA İÇİN PEDAL ÇEVİRECEK Türkiye’nin farklı bölgelerinden ve yurt dışından bisiklet sporcularının katılması beklenen organizasyonda, sporcular Isparta’nın doğal güzellikleri arasında mücadele edecek. Yarış güzergâhında Isparta’nın kendine özgü doğası, ormanları ve dağ manzaraları sporculara eşlik edecek. Organizasyon, kentte bisiklet sporunun gelişmesine katkı sağlamasının yanı sıra Isparta’nın spor turizmi ve tanıtımı açısından da önemli bir fırsat oluşturacak. GÖL, DAĞ VE BİSİKLET AYNI KAREDE Isparta’nın doğal güzelliklerinin ön plana çıkarılacağı yarışta, sporcuların pedal çevirdiği parkurlar kentin tanıtımına da katkı sunacak. Türkiye Bisiklet Federasyonu, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile UCI iş birliğinde gerçekleştirilen organizasyonla, Isparta’nın bisiklet sporunda önemli bir merkez haline gelmesi ve daha fazla sporcunun kenti keşfetmesi hedefleniyor. Organizasyonun, bisiklet tutkunlarının yanı sıra Isparta halkına da heyecanlı bir spor deneyimi yaşatması bekleniyor.    ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/spor-haberleri">Spor</category><dc:creator><![CDATA[ISPARTA’DA 19. ETAP UCI BİSİKLET YARIŞI HEYECANI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:29:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartada-19-etap-uci-bisiklet-yarisi-heyecani-193141-20260805.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartada-19-etap-uci-bisiklet-yarisi-heyecani-193141-20260805.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartada-19-etap-uci-bisiklet-yarisi-heyecani-193141-20260805.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AİLEYİ İHYA ETMEK, GELECEĞİ İNŞA ETMEKTİR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-aileyi-ihya-etmek-gelecegi-insa-etmektir-574.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-aileyi-ihya-etmek-gelecegi-insa-etmektir-574.html</link>
                    <description><![CDATA[KÜTAHYA KUVÂY-I AİLE KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kadim Vakfı ile Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği iş birliğinde düzenlenen Kütahya Kuvây-ı Aile Kongresi, aile kurumunun karşı karşıya bulunduğu güncel sorunları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek; millî ve manevî değerlerimiz ışığında çözüm önerileri geliştirmek ve “güçlü aile, güçlü toplum” anlayışını yeniden tahkim etmek amacıyla akademisyenlerin, eğitimcilerin, sosyologların, araştırmacıların, yazarların, sivil toplum temsilcilerinin ve farklı kesimlerden duyarlı vatandaşlarımızın geniş katılımıyla gerçekleştirildi.

Kongrede; ailenin sosyolojik rolü, Türk aile yapısının tarihsel gelişimi, kadın ve aile, ailede mahremiyet, aile dilindeki sertleşme ve kültürel kayıp, dijital sosyoloji, çocuk ve yapay zekâ, transhümanizm, dijital dünyanın aile üzerindeki etkileri, ailede görgü ve nezaket eğitimi, değer aktarımı, karakter inşası, neslin korunması, aile-devlet ilişkisi ve medeniyet perspektifinde aile başlıkları bilimsel bir zeminde ele alındı.

Bunun yanında serbest kürsü oturumunda vatandaşlarımızın, eğitimcilerin, sivil toplum temsilcilerinin ve yerel katılımcıların görüşleri alınmış; masa çalışmalarında ortak akıl ve istişare kültürüyle çözüm önerileri geliştirildi.

Yapılan müzakereler sonucunda ortaya çıkan şu tespit, değerlendirme ve tavsiyelerin kamuoyuyla paylaşılması kararlaştırıldı:

1. Aile; yalnızca bireylerin birlikte yaşadığı sosyal bir yapı değil; milletimizin kültürel hafızasını, ahlaki değerlerini, inanç dünyasını ve medeniyet tasavvurunu geleceğe taşıyan en temel kurumdur. Ailenin korunması yalnızca bireysel bir tercih değil; toplumsal huzurun, millî güvenliğin ve kültürel sürekliliğin stratejik bir gereğidir. Yeni zamana dair bir medeniyetin inşası ancak ailenin korunmasıyla mümkündür.

2. Güçlü aile güçlü toplumun, güçlü toplum ise güçlü devletin temelidir. Aile meselesi taviz verilemez bir millî güvenlik meselesidir. Bu sebeple aile politikaları yalnızca sosyal politika kapsamında değil; eğitim, kültür, sağlık, hukuk, ekonomi ve dijital dönüşüm politikalarının merkezinde ele alınmalıdır. İlgili tüm kurumlar ve sivil toplum kuruluşları bu konudaki görev ve sorumluluklarını daha güçlü bir farkındalıkla yerine getirmek zorundadır.

3. Türk aile yapısı tarih boyunca sevgi, sadakat, fedakârlık, karşılıklı sorumluluk, istişare ve dayanışma ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Bu köklü miras modern dünyanın değişen şartlarına rağmen korunmalı ve yeni nesillere aktarılmalıdır. Bu konuda en büyük görev; model olma, ortam sağlama, farkındalık oluşturma ve bilinç kazandırma misyonu zayıflayan anne-babalara düşmektedir.

4. Kadın ve erkek aile içinde birbirinin rakibi değil; hayat arkadaşı, birbirini tamamlayan iki değerdir. Sağlıklı aile yapısı üstünlük mücadelesiyle değil; sevgi, şefkat, merhamet, adalet, sadakat ve karşılıklı sorumluluk bilinciyle güçlenir. Bu yaklaşımdan uzaklaşan tüm yasal ve kurumsal düzenlemeler yeniden gözden geçirilmelidir.

5. Kadın; aileyi bir arada tutan sevginin, merhametin, fedakârlığın ve değer aktarımının en güçlü taşıyıcılarından biridir. Bununla birlikte aileyi koruma sorumluluğu yalnızca kadına yüklenemez. Baba da güvenin, adaletin, sorumluluğun ve istikrarın temsilcisi olarak aile bütünlüğünün vazgeçilmez unsurudur. Güçlü aile; kadın ile erkeğin birbirini desteklediği, birbirinin yükünü hafiflettiği ve çocuklarına birlikte örnek olduğu ailedir.

6. Aile içinde hiçbir birey ötekileştirilmemeli; anne, baba, çocuklar ve aile büyükleri arasında sevgi, saygı, anlayış, empati ve şefkat esas alınmalıdır. Sağlıklı iletişim aile içi huzurun ve toplumsal barışın temelidir.

7. Günümüz dünyasında yalnızca çekirdek aile değil, geniş aile kültürü de korunmalıdır. Büyükanneler, büyükbabalar, amcalar, halalar, dayılar ve teyzeler; nesiller arasında kültür, tecrübe ve değer aktarımını sağlayan önemli şahsiyetlerdir.

8. Çocukların karakteri, kimliği ve kişiliği öncelikle aile ortamında şekillenir. Dijital platformlar bilgi sunabilir; ancak ahlakı, vicdanı, aidiyeti ve şahsiyeti inşa edemez. Meşgul edebilir ama mutlu edemez.

9. Dijitalleşme, yapay zekâ ve teknolojik gelişmeler insanlığa büyük fırsatlar sunarken; aile içi iletişim, dikkat, mahremiyet, güven ve aidiyet üzerinde ciddi riskler oluşturmaktadır. Teknoloji insanın hizmetinde kalmalı; insan teknolojinin yönlendirdiği bir nesne hâline gelmemelidir.

10. Aile bireylerinin birlikte geçirdiği nitelikli zaman artırılmalı; ortak sofralar, ortak ibadetler, ortak kültürel faaliyetler ve yüz yüze iletişim yeniden aile hayatının merkezine alınmalıdır.

11. Çocukların ve gençlerin dijital bağımlılık, siber zorbalık, çevrim içi istismar, mahremiyet ihlalleri ve zararlı içeriklerden korunması amacıyla ailelere yönelik dijital ebeveynlik eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır.

12. Sosyal medya üzerinden oluşturulan yapay hayatlar ve ideal aile algıları; kıyas kültürünü, memnuniyetsizliği ve aile içi huzursuzlukları artırmaktadır. Gerçek mutluluk dijital görünürlükte değil; samimi ilişkilerde aranmalıdır.

13. Aile mahremiyeti korunmalı; özellikle çocuklara ait görsellerin dijital ortamlarda kontrolsüz biçimde paylaşılmaması konusunda toplumsal bilinç artırılmalıdır.

14. Eğitim sistemi yalnızca akademik başarıyı değil; karakter eğitimini, aile ve toplum bilincini, görgü ve nezaketi, dijital okuryazarlığı, sorumluluk duygusunu ve sosyal dayanışmayı da merkeze alan bütüncül bir anlayışla güçlendirilmelidir.

15. Türk ve İslam aile yapısını besleyen Kur’an-ı Kerim, Peygamberî ahlak, Dede Korkut geleneği, Ahilik, Bacıyân-ı Rûm, vakıf kültürü ve komşuluk gibi köklü medeniyet birikimi yeni nesillere aktarılmalıdır.

16. Transhümanizm, aşırı bireyselleşme, tüketim kültürü ve insanı yalnızlaştıran küresel yaklaşımlar karşısında; insan onurunu, aile bütünlüğünü ve toplumsal dayanışmayı esas alan medeniyet merkezli politikalar geliştirilmelidir.

17. Aile kurumuna dair politikaların hazırlanmasında sosyoloji, psikoloji, eğitim bilimleri, ilahiyat, hukuk, sağlık, iletişim ve teknoloji alanlarında çalışan uzmanların ortak çalışmaları esas alınmalıdır.

18. Kongrede dile getirilen dijital bağımlılık, aile içi ihmal, mahremiyet, değer eğitimi, ebeveyn otoritesi, kuşaklar arası iletişim, sosyal medya kaynaklı kıyas kültürü, çevrim içi güvenlik ve kişisel verilerin korunması gibi konular ulusal aile politikalarının öncelikli alanları olarak değerlendirilmiştir.

19. Okul-aile iş birliği güçlendirilmeli; aile danışmanlığı, evlilik öncesi eğitimler, ebeveyn okulları ve aile destek merkezleri yaygınlaştırılmalıdır. Sağlık ocakları gibi “aile ocakları” kurulmalıdır.

20. Kuvây-ı Aile Hareketi; belirli bir şehirle sınırlı olmayan, Türkiye’nin her bölgesinde ortak aklı, istişareyi ve çözüm üretmeyi esas alan sürdürülebilir bir toplumsal seferberlik hareketidir.

SONUÇ:

Kütahya Kuvây-ı Aile Kongresi, aileyi geçmişe ait bir kurum olarak değil; geleceğin inşasında vazgeçilmez bir medeniyet değeri olarak görmektedir. Bütün saldırılara ve yıpratmalara rağmen aile kurumunun toparlanabilir olduğuna inanmakta ve çözüm üretmeye sevdalı olanları birlikte hareket etmeye çağırmaktadır.

İnanıyoruz ki aileyi ayakta tutan en büyük güç; sevgi, şefkat, merhamet, adalet, sadakat, karşılıklı sorumluluk ve güven duygusudur. Kadın ile erkeği ayrıştıran değil birbirini tamamlayan; çocukları yalnızca geleceğin bireyleri değil medeniyetimizin emanetçileri olarak gören; büyükleri tecrübenin ve hikmetin kaynağı kabul eden bir aile anlayışı güçlü bir toplumun ve huzurlu bir geleceğin teminatıdır.

Bu bildirgeyle; aileyi merkeze alan, kuşaklar arası bağı güçlendiren, dijital çağın imkânlarını insan onurunu ve aile bütünlüğünü koruyarak kullanan, millî ve manevî değerlerimizi yaşatan bir toplumsal seferberlik çağrısı yapılmaktadır.

Kütahya’dan yükselen bu çağrının, ülkemizin dört bir yanında gerçekleştirilecek Kuvây-ı Aile Kongrelerine ilham vermesi; akademik çalışmalara, kamu politikalarına ve toplumsal farkındalığa katkı sunması en büyük temennimizdir.

2 Ağustos 2026 – Kütahya

Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği

KADİM Vakfı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[AİLEYİ İHYA ETMEK, GELECEĞİ İNŞA ETMEKTİR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 10:58:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/aileyi-ihya-etmek-gelecegi-insa-etmektir-140336-20260805.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/aileyi-ihya-etmek-gelecegi-insa-etmektir-140336-20260805.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/aileyi-ihya-etmek-gelecegi-insa-etmektir-140336-20260805.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[URFA BASININDA YARIM ASRI AŞAN BİR ÇINAR: MÜSLÜM ABACIOĞLU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-urfa-basininda-yarim-asri-asan-bir-cinar-muslum-abacioglu-573.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-urfa-basininda-yarim-asri-asan-bir-cinar-muslum-abacioglu-573.html</link>
                    <description><![CDATA[ŞANLIURFA’NIN TARİHİNİ, MANEVİ DEĞERLERİNİ VE HATIRALARINI GELECEK NESİLLERE AKTARAN EĞİTİMCİ, GAZETECİ VE YAZAR…]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ MÜSLÜM ABACIOĞLU HOCAMIZA VEFA, TEŞEKKÜR VE TAKDİR…

Doğum: 1955 – Şanlıurfa

Mesleği: Gazeteci, yazar ve emekli öğretmen

Gazetecilik hayatı: Yarım asrı aşkın

Öğretmenlik hayatı: 27 yıl

&nbsp;

Hazırlayan, derleyen ve yayına hazırlayan:&nbsp;Ecz. Bakır YEGENOĞLU

3 Ağustos 2026





KIYMETLİ DOSTLARIM, DEĞERLİ OKUYUCULARIM…

Grubumuzda bulunan kıymetli büyüklerimizi, hocalarımızı, dostlarımızı ve memleketimize hizmet etmiş değerlerimizi imkânlarım ölçüsünde tanıtmaya devam ediyorum.

Bugün de hayatını eğitime, gazeteciliğe, araştırmaya, yazmaya ve Şanlıurfa’nın değerlerini gelecek nesillere aktarmaya adamış kıymetli bir büyüğümüzü; gazeteci, yazar ve emekli öğretmen Müslüm Abacıoğlu Hocamızı sizlere tanıtmak istiyorum.

Müslüm Hocamız, grubumuzdaki yazıları büyük bir dikkat ve zevkle takip ettiğini belirterek şahsıma son derece nazik, teşvik edici ve onurlandırıcı sözler yazdı.

Hazırladığım vefa yazılarının kitap hâline getirilerek gelecek nesillere aktarılmasının faydalı olacağını ifade etti; sabır ve azmimi takdir ederek hayır dualarını iletti.

Doğrusu, ömrünü yazmaya, öğretmeye ve memleketinin kültürel değerlerini yaşatmaya adamış bir büyüğümüzden bu güzel sözleri duymak benim için büyük bir mutluluk ve manevi destek oldu.

Ancak onun hayatını ve çalışmalarını araştırdığımda gördüm ki asıl takdir, teşekkür ve vefa gösterilmesi gereken değerlerimizden biri de Müslüm Abacıoğlu Hocamızın kendisidir.

Çünkü onun yarım asrı aşan gazetecilik hayatı, yalnızca şahsi bir meslek hikâyesi değildir. Aynı zamanda Şanlıurfa’nın yakın dönem basın, kültür ve eğitim tarihinin önemli bir bölümüdür.

---

SİVEREKLİ MAHALLESİ’NDEN URFA LİSESİNE…

Müslüm Abacıoğlu Hocamız, 1955 yılında Şanlıurfa’nın Siverekli Mahallesi Tosun Sokak’taki aile evinde dünyaya geldi.

İlköğrenimini Vatan İlkokulunda, ortaöğrenimini Merkez Ortaokulunda, lise öğrenimini ise Şanlıurfa Lisesinde tamamladı.

Urfa Lisesinde okuduğu yıllarda yalnızca dersleriyle değil, fotoğrafçılığa duyduğu ilgiyle de dikkat çekti.

Okuldaki arkadaşlarının, öğretmenlerinin ve yaşanan güzel günlerin fotoğraflarını çekerek daha o yıllarda zamanın tanıklığını yapmaya başladı.

Belki de gazetecilik mesleğinin ilk tohumları, Urfa Lisesinin koridorlarında elinde fotoğraf makinesiyle dolaştığı o gençlik yıllarında atılmıştı.

Çünkü fotoğraf çekmek yalnızca bir görüntüyü kaydetmek değildir. Bir insanı, bir hatırayı, bir olayı ve yaşanmış bir dönemi geleceğe taşımaktır.

Müslüm Hocamız da daha lise yıllarında bu sorumluluğu yüreğinde hissetmişti.

---

GAZETECİLİĞE ATILAN İLK ADIMLAR

Müslüm Abacıoğlu Hocamız, gazetecilik ve fotoğrafçılık çalışmalarına 1969-1970’li yıllarda, henüz lise öğrencisiyken başladı.

Kendisinden bir üst sınıfta okuyan amcaoğluyla birlikte okulda fotoğraflar çekiyor; okul dışında ise Şanlıurfa’nın tarihî mekânlarını, sokaklarını ve ilginç görüntülerini fotoğraflıyordu.

Yetkin Pasajı’nda bulunan Foto Murat’ın sahibi Mehmet Lobut’a çalışmalarında yardımcı oluyor, o dönemde Tercüman Gazetesi’nin Urfa muhabirliğini yapan merhum Müslüm Köylü’nün haberleri için fotoğraf çekiyordu.

Bu çalışmalar sırasında gazetecilik mesleğine ilgi duymaya başladı. Hazırladığı haber ve fotoğrafları çeşitli yayın kuruluşlarına göndererek basın hayatına ilk adımlarını attı.

Fotoğraf makinesiyle başlayan bu yolculuk, zamanla yarım asrı aşan büyük bir meslek hayatına dönüştü.

---

URFA LİSESİNDEN BUCA EĞİTİM ENSTİTÜSÜNE…

Müslüm Abacıoğlu Hocamız, 1971-1972 eğitim ve öğretim yılı sonunda Urfa Lisesinden mezun oldu.

1972-1975 yılları arasında İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünde öğrenim gördü.

Daha sonra fotoğrafçılık ve gazetecilik çalışmalarını sürdürebilmek amacıyla Urfa Eğitim Enstitüsünün kısa dönem eğitim sınavlarına katıldı ve ilköğretim alanında görev yapmaya başladı.

1979 yılından itibaren Zonguldak Ereğli, Afyon Sincanlı, Şanlıurfa merkez ve köylerinde öğretmenlik yaptı.

Görev yaptığı her yerde yalnızca dersine girip çıkan bir öğretmen olmadı. Öğrencilerinin eğitimleriyle, güzel konuşmalarıyla, okumalarıyla ve düşünmeleriyle yakından ilgilendi.

Gündüzleri sınıfta öğrencilerine Türkçeyi, güzel konuşmayı, okumayı ve düşünmeyi öğretirken mesai saatleri dışında fotoğraf makinesi ve kalemiyle toplumun meselelerini dile getirdi.

Böylece öğretmenlik ve gazetecilik gibi iki önemli mesleği aynı ideal etrafında birleştirdi:&nbsp;İnsana hizmet etmek…

Öğretmen olarak öğrencilerinin zihinlerine bilgi tohumları ekerken gazeteci olarak toplumun gözü, kulağı ve sesi olmaya çalıştı.

Temmuz 2005’te, 27 yıllık öğretmenlik hizmetinin ardından emekliye ayrıldı.

Ancak gazetecilikten, araştırmaktan, yazmaktan ve toplumun meseleleriyle ilgilenmekten hiçbir zaman emekli olmadı.

---

GAZETECİLİĞİ HALKA HİZMET OLARAK GÖRDÜ

Müslüm Abacıoğlu Hocamız, gazeteciliği hiçbir zaman yalnızca bir meslek, şöhret aracı veya geçim kapısı olarak görmedi.

Onun anlayışında gazetecilik;

Halkın sorunlarını duyurmak,

Şehrin eksikliklerini gündeme getirmek,

Yapılan güzel hizmetleri kamuoyuna anlatmak,

Yanlışların düzeltilmesine vesile olmak,

Doğru bilgiyi insanlara ulaştırmak,

Memlekete ve millete hizmet etmekti.

Öğretmenlik görevi nedeniyle bulunduğu Zonguldak, Afyon ve Şanlıurfa’nın çeşitli bölgelerinde karşılaştığı sorunları haberleştirerek çalıştığı gazetelere ulaştırdı.

Bazen doğrudan, bazen de dolaylı yollarla yetkililerin dikkatini bu sorunlara çekmeye ve çözümlerine katkıda bulunmaya çalıştı.

Maddi imkânları hiçbir zaman ön planda tutmadı.

Yaptığı çalışmalarda doğruluk, dürüstlük, kamu yararı ve insanlara faydalı olabilme düşüncesini temel ilke edindi.

---

ULUSAL BASINDA VE HABER AJANSLARINDA GEÇEN YILLAR

Müslüm Abacıoğlu Hocamız, gazetecilik hayatı boyunca çok sayıda ulusal gazete, dergi ve haber ajansında görev yaptı.

Farklı dönemlerde;

Günaydın Gazetesi,

Hayat Mecmuası,

Hayat Spor,

Türk Spor Mecmuası,

Anadolu Ajansı,

Dünya Gazetesi,

Millî Gazete,

Son Havadis Gazetesi,

Ulusal Basın Ajansı,

Türk Haberler Ajansı,

Türkiye Gazetesi,

İhlas Haber Ajansı,

Akşam Gazetesi

gibi önemli yayın kuruluşlarına haber ve fotoğraf hizmeti verdi.

1977 yılından itibaren 20 yılı aşkın süreyle Türkiye Gazetesi ve İhlas Haber Ajansı camiasında muhabirlik başta olmak üzere çeşitli görevlerde bulundu.

Dolaylı olarak Türkiye Çocuk Dergisi, TGRT ve TGRT FM için de çalışmalar yaptı.

1978 yılında Son Havadis Gazetesi’nin Şanlıurfa muhabirliğini üstlendi.

1992-1993 yıllarından itibaren ise Akşam Gazetesi grubunun bölge ve Şanlıurfa muhabirliği görevini yürüttü.

Gönderdiği haberlerle Şanlıurfa’da yaşanan olayları, halkın sorunlarını, beklentilerini, kültürel zenginliklerini ve güzelliklerini ülke gündemine taşıdı.

---

ŞANLIURFA’NIN YEREL BASININA VERİLEN BÜYÜK EMEK

Müslüm Abacıoğlu Hocamız, ulusal basın kuruluşlarında görev yapmasının yanı sıra Şanlıurfa’daki yerel gazeteciliğin gelişmesine de önemli katkılarda bulundu.

Hizmet Gazetesi’nde merhum Halit Okutan ile birlikte birçok habere giderek haber ve fotoğraf çalışmaları yaptı.

Merhum Kemal Kapaklı tarafından çıkarılmaya başlanan Güneydoğu Gazetesi’nin kuruluşunda yer aldı ve gazetenin İstihbarat Şefi olarak görev yaptı.

1998 yılında birkaç arkadaşının desteğiyle haftalık yerel Yenidoğuş Gazetesi’ni çıkardı.

Daha sonraki yıllarda Yenidendoğuş ve Urfa Hayat gazetelerini haftalık olarak yayımladı.

Yenidoğuş Gazetesi’ne ortaktı ama devlet memuru olması nedeniyle gazete, Anadolu Ajansı’ndan emekli olup İstanbul’dan Urfa’ya yerleşen Müslüm Aktürk’ün adına yayınlandı. Yenidoğuş Gazetesi o dönem çok ses getirdi. Birinci ve arka sayfa renkli ve düzenli olarak haftalık basılıyordu. Tasarımı da baskısı da Diyarbakır’da yapılıyordu. Güçlü bir yayın kurulu oluşturulmuştu. Yayın kurulunda Müslüm Abacı ve Müslüm Aktürk’ün dışında Naci İpek, Dr. Müslüm Sunay, Dt. Abdi Demirtaş, Abuzer Akbıyık, Halil Besleyici, Faik Dündar gibi isimler de vardı. Müslüm Abacı, gazetenin haberlerin hazırlanmasından mizanpaja, baskıdan dağıtıma kadar her aşamasında büyük emek verdi.

Mehmet Keşküş ve Mehmet Atlı’nın sahibi olduğu Urfa Atılım Gazetesi’nin yayımlanmasına destek oldu.

Şanlıurfa Olay Gazetesi ve GAP Gündemi Gazetesi’nde haber ve mizanpaj çalışmaları yaptı.

On beş günde bir yayımlanan GAP Gündemi Gazetesi’nin günlük yayına geçmesine katkıda bulundu.

Daha sonra yerini genç meslektaşlarına bıraktı; ancak ulusal gazete muhabirliğini ve gazetecilik çalışmalarını sürdürmeye devam etti.

---

GÜNEYDOĞU HAKİKAT GAZETESİ

Müslüm Abacıoğlu Hocamız, İstanbul’da yaşayan kardeşi İbrahim Abacıoğlu’nun sahipliği ve maddi desteğiyle 2015 yılından itibaren Güneydoğu Hakikat Gazetesi’ni haftalık olarak yayımlamaya başladı.

Maddi imkânsızlıklar ve teknik sorunlar nedeniyle gazete, 34’üncü sayıdan sonra on beş günde bir yayımlandı.

39’uncu sayının ardından ise yayın hayatına ileriki bir tarihte devam etmek üzere ara verildi.

Müslüm Hocamız, toplumu ilgilendiren konular ve dinî sohbet ağırlıklı köşe yazılarını çeşitli gazetelerde ve internet sitelerinde yayımlamayı sürdürdü.

Gazetenin internet sitesi, sosyal medya hesapları ve kişisel sayfaları aracılığıyla haber, yazı ve kültürel paylaşımlarına devam etti.

Kendisini daha sakin bir hayat sürüyor gibi gösterse de kalemini hiçbir zaman tamamen bırakmadı.

---

ABDÜLKADİR EMİN ÖNEN’İN BASIN ÇALIŞMALARINA VERDİĞİ DESTEK

Müslüm Abacıoğlu Hocamız, uzun yıllar boyunca; iki dönem AK Parti Şanlıurfa Milletvekilliği, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı ve daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Çin Halk Cumhuriyeti Pekin Büyükelçiliği görevlerinde bulunan kıymetli hemşehrimiz Abdülkadir Emin Önen’in basın çalışmalarında görev aldı.

Önen’in faaliyetlerinin, ziyaretlerinin ve Şanlıurfa ile ilgili çalışmalarının basına ve kamuoyuna duyurulmasında önemli sorumluluklar üstlendi.

Öğretmenlik mesleğini emeklilikle noktalamış olsa da gazetecilik çalışmalarını imkânları ölçüsünde sürdürerek basın hayatımızın içinde kalmaya devam etti.

---

SOYADI DEĞİŞTİ AMA HİZMET ANLAYIŞI DEĞİŞMEDİ

Müslüm Hocamız, uzun yıllar çevresinde ve basın camiasında Müslüm Abacı olarak tanındı.

İlkokul, ortaokul, lise ve Eğitim Enstitüsü diplomalarında soyadı Abacı olarak yazılıydı.

Nüfus cüzdanını yenilemek üzere Şanlıurfa’ya geldiğinde resmî kayıtlardaki soyadının Abacıoğlu olduğu kendisine bildirildi ve yeni kimliği bu soyadıyla düzenlendi.

Bu nedenle eski dostlarının ve basın camiasının büyük bir bölümü kendisini hâlâ Müslüm Abacı olarak tanırken resmî kayıtlarda ve yeni yayınlarda Müslüm Abacıoğlu ismi kullanılmaktadır.

Soyadındaki bu değişiklik, onun kalemindeki doğruluğu, dostluğundaki samimiyeti ve memleketine duyduğu sevgiyi elbette hiç değiştirmedi.

Öğretmenlik yapması, dinî yönünün güçlü olması ve zaman zaman cemaate imamlık yapması nedeniyle çevresinde ayrıca “Müslüm Hoca” olarak tanındı.

---

KARANLIK ODADAN DİJİTAL ÇAĞA UZANAN BİR MESLEK HAYATI

Müslüm Abacıoğlu Hocamızın gazetecilik hayatı, iletişim teknolojisinin geçirdiği büyük dönüşümün de canlı bir tanıklığıdır.

Gazeteciliğe başladığı yıllarda Kodak, Agfa, Yashica ve Lubitel gibi makineler kullanılıyor; siyah-beyaz filmler karanlık odalarda banyo ediliyor ve fotoğraflar kâğıda basılıyordu.

Haberler daktiloyla yazılıyor; fotoğraf ve haber metinleri PTT aracılığıyla veya şehirlerarası otobüslerle İstanbul’daki gazete merkezlerine gönderiliyordu.

Acil haberler için PTT’ye gidiliyor, gazetenin yurt haberler servisi ödemeli olarak aranıyor ve haber telefondaki görevliye kelime kelime yazdırılıyordu.

Ses kayıt cihazlarının yaygın olmadığı dönemlerde gazeteciler konuşulanları not alıyor, daha sonraki yıllarda ise önce büyük, ardından daha küçük teypler kullanılıyordu.

Zaman içerisinde Zenit, Leica, Polaroid, Fuji, Konica, Olympus, Asahi Pentax, Mamiya, Minolta, Nikon ve Canon gibi makineler gazetecilerin hayatına girdi.

Siyah-beyaz filmlerin ardından renkli filmler, slaytlar ve nihayet dijital fotoğraf makineleri kullanılmaya başlandı.

Müslüm Hocamız, Şanlıurfa’da dijital fotoğraf makinesini ilk kullanan gazetecilerden biri oldu.

Singapur’a giden amcaoğlunun hediye ettiği dijital fotoğraf makinesi sayesinde film, banyo ve baskı masraflarından kurtuldu.

Daha sonra diskete kayıt yapan makineler, bilgisayarlar, internet ve cep telefonları hayatımıza girdi.

Daktilonun yerini bilgisayar; posta, telgraf, teleks, telefoto ve otobüslerle gönderilen haberlerin yerini internet aldı.

Bugün bir fotoğraf veya haber saniyeler içinde dünyanın her tarafına ulaştırılabiliyor.

Ancak Müslüm Hocamızın da ifade ettiği gibi:

“Eski gazeteciliğin emeği, heyecanı, sabrı ve fedakârlığı bambaşkaydı.”

---

BASIN MÜZESİNE BAĞIŞLANAN TARİHÎ HATIRALAR

Müslüm Abacıoğlu Hocamız, geçmiş yıllarda kullandığı fotoğraf makinelerinin önemli bir bölümünü, yayımladığı ve görev yaptığı gazetelere ait arşivlerle birlikte Şanlıurfa Basın Müzesine bağışladı.

Karaköprü Belediye Başkanı Metin Baydilli’nin gayretleriyle hizmete açılan Basın Müzesinde sergilenmek üzere teslim edilen bu tarihî malzemeler; yalnızca bir gazetecinin şahsi eşyaları değil, Şanlıurfa’nın yakın dönem basın tarihine ait değerli belgelerdir.

Böylece yıllarca emek verdiği gazetecilik hayatının hatıralarının gelecek nesillere ulaşmasına katkıda bulundu.

---

GAZETECİ, EĞİTİMCİ VE AYNI ZAMANDA BİR YAZAR…

Müslüm Abacıoğlu Hocamız, yıllar içerisinde edindiği bilgi, belge, fotoğraf ve hatıraları yalnızca gazete sayfalarında bırakmadı.

Şanlıurfa’nın tarihî ve manevi değerlerini kitaplaştırarak kalıcı eserler meydana getirdi.

Kaleme aldığı eserlerden bazıları şunlardır:

Hayat Bin Kays El Harrani ve Harran

Hayat Bin Kays El Harrani ve Şeyh İmam Muhammed Bakır

Evliyalar, Enbiyalar ve Şanlıurfa

İsmi Urfa ile Anılan Peygamberler

Bu eserlerinde Şanlıurfa’nın peygamberler, evliyalar ve gönül insanlarıyla şekillenen manevi dünyasını araştırdı; yıllar boyunca topladığı belge, bilgi, hatıra ve fotoğrafları okuyucularıyla paylaştı.

Kitaplarında çok sayıda tarihî fotoğrafa yer vermesi, onun lise yıllarında başlayan fotoğraf tutkusunun yıllar sonra nasıl büyük bir kültür hizmetine dönüştüğünü göstermektedir.

Eserlerini maddi bir beklentiden ziyade insanların faydalanması ve hayır duası almak düşüncesiyle hazırladı.

Onun şu sözü, hayat anlayışını en güzel şekilde özetlemektedir:

“Bir dua alabilirsek ne mutlu bize…”

---

MESLEK KURULUŞLARINDAKİ HİZMETLERİ

Müslüm Abacıoğlu Hocamız yalnızca haber yazan bir gazeteci değil, aynı zamanda basın camiasının birlik ve dayanışmasına katkı sunan bir meslek büyüğüdür.

Şanlıurfa Gazeteciler Birliğinde yöneticilik ve Genel Sekreterlik görevlerinde bulundu.

Türkiye Yazarlar Birliği Şanlıurfa Şubesinin çalışmalarına katıldı; çeşitli kültür, sanat ve basın toplantılarında bilgi ve tecrübelerini paylaştı.

Genç gazetecilere mesleğin doğruluk, dürüstlük, ahlak ve sorumluluk gerektirdiğini anlattı.

Gazeteciliğin zor, fedakârlık isteyen ancak toplum açısından son derece önemli bir görev olduğunu her fırsatta dile getirdi.

---

AHDE VEFA DUYGUSUNU KALEMİNDE YAŞATAN BİR GÖNÜL İNSANI

Müslüm Hocamızın yazılarında en fazla dikkat çeken özelliklerden biri vefa duygusudur.

Geçmişte Urfa’ya hizmet etmiş öğretmenleri, gazetecileri, yazarları, devlet adamlarını ve gönül insanlarını yazılarıyla hatırlatmaktadır.

Çünkü o, insanları hayattayken takdir etmenin ve yaptıkları hizmetleri gelecek nesillere anlatmanın önemli bir görev olduğuna inanmaktadır.

Bugün benim hazırladığım vefa yazılarını takdir ederek kitaplaştırılması yönünde teşvikte bulunması da onun bu hassasiyetinin güzel bir göstergesidir.

Kendisinin yıllardır yaptığı çalışmalarla bizim yapmaya gayret ettiğimiz vefa çalışmaları aynı gönül pınarından beslenmektedir:

Geçmişimizi unutmamak, değerlerimizi unutturmamak ve gelecek nesillere doğru bilgiler bırakmak…

---

AİLESİNE BAĞLI BİR BABA VE DEDE

Müslüm Abacıoğlu Hocamız evli; dördü kız, ikisi erkek olmak üzere altı çocuk babasıdır.

İkisi kız, dördü erkek olmak üzere altı torunu bulunmaktadır.

Meslek hayatı boyunca gösterdiği fedakârlığı ailesine karşı da göstermiş; çocuklarının yetişmesi, eğitimleri ve hayata hazırlanmaları için büyük emek vermiştir.

Kendisinin aile fertleri için söylediği şu dua, onun şefkatli yönünü de göstermektedir:

“Allahu Teâlâ herkesin evlatlarını ve torunlarını bağışlasın.”

---

KIYMETLİ MÜSLÜM ABACIOĞLU HOCAM…

Grubumuzda yaptığımız paylaşımları ilgiyle okumanız, güzel sözlerinizle bizleri teşvik etmeniz ve hazırlanan yazıların kitaplaştırılması yönündeki değerli tavsiyeleriniz için şahsım ve grubumuz adına gönülden teşekkür ediyorum.

Siz, Urfa Lisesinin sıralarından başlayarak yarım asrı aşan gazetecilik hayatınız boyunca Şanlıurfa’nın sesini duyurdunuz.

Öğretmen olarak binlerce öğrencinin hayatına dokundunuz.

Fotoğrafçı olarak hatıraları kayıt altına aldınız.

Gazeteci olarak halkın sorunlarını dile getirdiniz.

Yazar olarak Şanlıurfa’nın tarihî ve manevi değerlerini kitaplaştırdınız.

Basın mensubu olarak şehrimizin yakın dönem tarihine tanıklık ettiniz.

Arşivlerinizi ve fotoğraf makinelerinizi müzeye bağışlayarak meslek hatıralarınızı gelecek nesillere emanet ettiniz.

Bizlere gösterdiğiniz ilgi ve söylediğiniz güzel sözler, yıllar boyunca verdiğiniz büyük emeklerin yanında küçük bir teşekkürle karşılanamayacak kadar değerlidir.

Asıl bizler; sizin gibi kalemi güçlü, hafızası zengin, gönlü vefalı ve memleket sevdalısı bir büyüğümüzle aynı grupta bulunmaktan onur duyuyoruz.

Rabb’im sizden razı olsun.

Sizlere aileniz ve sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, huzurlu ve hayırlı uzun ömürler versin.

Kaleminiz, kelamınız, tecrübeleriniz ve hatıralarınızla daha nice yıllar bizlere ışık olmanızı nasip etsin.

Başta yetiştirdiğiniz öğrencileriniz olmak üzere, gazetecilik ve yazarlık hayatınız boyunca hizmet ettiğiniz bütün insanlardan aldığınız hayır duaları yolunuzu aydınlatsın.

İYİ Kİ VARSINIZ KIYMETLİ MÜSLÜM ABACIOĞLU HOCAM…

İYİ Kİ URFA LİSESİNİN, ŞANLIURFA BASINININ VE BU GÜZEL GRUBUMUZUN HAFIZASINDA YER ALIYORSUNUZ…

Sizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.

Ecz. Bakır YEGENOĞLU








 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[URFA BASININDA YARIM ASRI AŞAN BİR ÇINAR: MÜSLÜM ABACIOĞLU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 08:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/urfa-basininda-yarim-asri-asan-bir-cinar-muslum-abacioglu-113221-20260805.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/urfa-basininda-yarim-asri-asan-bir-cinar-muslum-abacioglu-113221-20260805.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/urfa-basininda-yarim-asri-asan-bir-cinar-muslum-abacioglu-113221-20260805.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[RAKAMLAR YALAN SÖYLEMEZ: TÜRKİYE EKONOMİSİNDE GERÇEKLER, RİSKLER VE YENİ YÜZYILIN FIRSATLARI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-rakamlar-yalan-soylemez-turkiye-ekonomisinde-gercekler-riskler-ve-yeni-yuzyilin-firsatlari-572.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-rakamlar-yalan-soylemez-turkiye-ekonomisinde-gercekler-riskler-ve-yeni-yuzyilin-firsatlari-572.html</link>
                    <description><![CDATA[Maksut Konyar yazdı…]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ekonomi, yalnızca büyüme oranlarından ya da döviz kurlarından ibaret değildir. Bir ülkenin ekonomik gücü; üretim kapasitesi, teknolojik seviyesi, hukuk sistemi, eğitim kalitesi, yatırım ortamı ve vatandaşının refahıyla birlikte değerlendirilmelidir. Türkiye, son yılların en zorlu ekonomik dönemlerinden birini yaşarken, aynı zamanda tarihinin en önemli dönüşüm fırsatlarından biriyle de karşı karşıyadır.

Bugün Türkiye yaklaşık&nbsp;1,3 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğüyle&nbsp;dünyanın önde gelen ekonomileri arasında yer almaktadır. Satın alma gücü paritesine göre ise çok daha üst sıralara yükselmektedir. Bu tablo, üretim kapasitesinin küçümsenmeyecek düzeyde olduğunu göstermektedir. Ancak ekonomik büyüklük tek başına yeterli değildir. Asıl mesele, bu büyüklüğün toplumun yaşam standardına ne ölçüde yansıdığıdır.

Son yıllarda ekonominin en büyük sorunu hiç kuşkusuz yüksek enflasyon olmuştur. Enflasyon yalnızca fiyatların yükselmesi anlamına gelmez; aynı zamanda ücretlerin alım gücünün azalması, tasarrufların değer kaybetmesi, yatırım kararlarının ertelenmesi ve ekonomik belirsizliğin artması demektir. Bir ülkede fiyat istikrarı sağlanmadan sürdürülebilir refahın oluşması oldukça güçtür.

Merkez Bankası’nın sıkı para politikası ve mali disiplin adımları bu nedenle kritik önem taşımaktadır. Faiz artışları kısa vadede kredi maliyetlerini yükselterek ekonomik aktiviteyi yavaşlatabilir. Ancak uzun vadede enflasyonun kontrol altına alınması, yatırımcı güveninin yeniden tesis edilmesi ve ekonomik istikrarın sağlanması açısından bu politikalar önemli bir araç olarak görülmektedir.

İhracat cephesine bakıldığında Türkiye’nin önemli avantajları dikkat çekmektedir. Yıllık ihracat hacmi yüz milyarlarca dolara ulaşmış durumdadır. Avrupa Birliği hâlâ en büyük ticaret ortağı olmayı sürdürürken, Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya pazarlarında da Türk ürünlerine yönelik talep artmaktadır.

Özellikle savunma sanayi, son yılların en dikkat çekici başarı hikâyelerinden biri olmuştur. İnsansız hava araçları, elektronik sistemler ve yerli savunma teknolojileri yalnızca güvenlik alanında değil, ihracat gelirleri açısından da önemli katkılar sağlamaktadır. Aynı şekilde otomotiv, beyaz eşya, makine, tekstil ve gıda sanayi Türkiye’nin üretim omurgasını oluşturmaya devam etmektedir.

Ancak küresel ekonomi artık düşük maliyetli üretimle değil, yüksek teknolojiyle rekabet etmektedir. Yapay zekâ, yarı iletken teknolojileri, biyoteknoloji, yazılım, dijital finans ve yeşil enerji yatırımları geleceğin ekonomik güç dengelerini belirlemektedir. Türkiye’nin de bu yarışta daha güçlü yer alabilmesi için katma değeri yüksek üretime yönelmesi kaçınılmazdır.

Bugün dünyanın en değerli şirketlerine bakıldığında çoğunun teknoloji şirketi olduğu görülmektedir. Bu durum yalnızca sermayenin değil, bilginin ve inovasyonun da ekonomik büyümenin temel kaynağı hâline geldiğini göstermektedir. Üniversite-sanayi iş birliği, Ar-Ge yatırımları ve girişimcilik ekosistemi bu nedenle stratejik öneme sahiptir.

Enerji konusu da ekonominin en kritik başlıklarından biridir. Türkiye her yıl enerji ithalatına milyarlarca dolar ödemektedir. Bu durum cari açığın en önemli nedenlerinden biridir. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, doğal gaz depolama kapasitesinin geliştirilmesi ve yerli enerji kaynaklarının daha etkin kullanılması dış finansman ihtiyacını azaltabilecek önemli adımlar olacaktır.

Tarım sektörü ise çoğu zaman hak ettiği kadar gündeme gelmemektedir. Oysa gıda güvenliği, enflasyon ve kırsal kalkınma açısından tarım stratejik öneme sahiptir. Modern sulama sistemleri, dijital tarım uygulamaları, kooperatifleşme ve planlı üretim modeli hem çiftçinin gelirini artıracak hem de tüketici fiyatlarının dengelenmesine katkı sağlayacaktır.

Ekonomik büyümenin toplumsal refaha dönüşebilmesi için gelir dağılımının dengelenmesi büyük önem taşımaktadır. Yüksek büyüme rakamları, vatandaşın cebine yansımadığı sürece ekonomik başarı tam anlamıyla hissedilemez. Genç işsizliğinin azaltılması, kadınların iş gücüne katılımının artırılması ve kayıt dışı ekonominin küçültülmesi kalkınmanın sosyal boyutunu güçlendirecektir.

Türkiye’nin jeopolitik konumu ise ekonomik açıdan önemli fırsatlar sunmaktadır. Avrupa ile Asya arasında doğal bir köprü olan ülkemiz, enerji koridorlarının, lojistik ağların ve uluslararası ticaret yollarının merkezinde bulunmaktadır. Küresel şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirme arayışı, Türkiye için yeni yatırım fırsatları doğurmaktadır.

Önümüzdeki yıllarda başarı yalnızca ekonomik büyüme oranlarıyla değil; dijital dönüşüm, hukuk güvenliği, eğitim kalitesi, çevresel sürdürülebilirlik ve kurumsal güvenle ölçülecektir. Güçlü kurumlar, öngörülebilir ekonomi politikaları ve nitelikli insan kaynağı, yatırımcıların en çok dikkat ettiği unsurlar arasında yer almaktadır.

Türkiye geçmişte pek çok ekonomik krizden çıkmayı başarmış bir ülkedir. Bugün de karşı karşıya bulunduğu sorunları çözebilecek üretim gücüne, girişimci ruhuna ve genç nüfusuna sahiptir. Ancak bu potansiyelin kalıcı refaha dönüşebilmesi için kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli yapısal reformlara ihtiyaç vardır.

Ekonomi yalnızca hükümetlerin ya da piyasanın meselesi değildir; üreticinin, sanayicinin, çiftçinin, esnafın, ihracatçının, akademisyenin ve emeğiyle geçinen her vatandaşın ortak geleceğidir. Güvenin güçlendiği, üretimin arttığı, hukukun öngörülebilir olduğu ve bilimin yol gösterdiği bir ekonomik düzen, Türkiye’nin yeni yüzyıldaki en büyük rekabet avantajı olacaktır.

Rakamlar değişebilir. Piyasalar dalgalanabilir. Küresel krizler yaşanabilir. Ancak üreten, teknolojiyi geliştiren, eğitimine yatırım yapan ve hukukun üstünlüğünü güçlendiren ülkeler uzun vadede kazanan taraf olur.

Türkiye’nin önünde zorlu bir yol vardır; fakat aynı zamanda büyük fırsatlar da bulunmaktadır. Önemli olan, bu fırsatları doğru politikalar, güçlü kurumlar ve ortak akılla kalıcı başarıya dönüştürebilmektir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[RAKAMLAR YALAN SÖYLEMEZ: TÜRKİYE EKONOMİSİNDE GERÇEKLER, RİSKLER VE YENİ YÜZYILIN FIRSATLARI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 07:51:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/rakamlar-yalan-soylemez-turkiye-ekonomisinde-gercekler-riskler-ve-yeni-yuzyilin-firsatlari-105247-20260805.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/rakamlar-yalan-soylemez-turkiye-ekonomisinde-gercekler-riskler-ve-yeni-yuzyilin-firsatlari-105247-20260805.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/rakamlar-yalan-soylemez-turkiye-ekonomisinde-gercekler-riskler-ve-yeni-yuzyilin-firsatlari-105247-20260805.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MÜSİAD MERSİN’DEN 19 OKULA CUMA MESCİDİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-musiad-mersinden-19-okula-cuma-mescidi-571.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-musiad-mersinden-19-okula-cuma-mescidi-571.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin Valisi Atilla Toros’un himayelerinde, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında, “Zanaatı Değere Dönüştürüyoruz, Okul Mescitlerini İyileştiriyoruz” Projesi kapsamında iş birliği protokolü imzalandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Mersin Valiliği himayelerinde, MÜSİAD Mersin Şubesi ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında kent genelinde belirlenen 19 okulda öğrencilerin ibadet ihtiyaçlarını uygun şartlarda karşılayabilecekleri cuma mescitleri oluşturulacak. Mersin Valisi Atilla Toros’un himayelerinde, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında, “Zanaatı Değere Dönüştürüyoruz, Okul Mescitlerini İyileştiriyoruz” Projesi kapsamında iş birliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında MÜSİAD Mersin Şubesinin desteğiyle İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından belirlenen 19 okulda cuma mescitleri oluşturulacak. Yapılacak çalışmalarla öğrencilerin ibadet ihtiyaçlarını uygun şartlarda karşılayabilecekleri alanların hazırlanması ve mevcut alanların daha işlevsel hale getirilmesi amaçlanıyor. TOROS: DİĞER HAYIRSEVERLERİMİZE ÖRNEK TEŞKİL EDECEĞİNE İNANIYORUM Protokolün eğitim camiasına ve öğrencilere hayırlı olmasını temenni eden Mersin Valisi Atilla Toros, “Öğrencilerimizin eğitim hayatlarını sürdürdükleri ortamların her yönüyle daha nitelikli, işlevsel ve kullanışlı hale getirilmesini önemsiyoruz. Diğer hayırseverlerimize de örnek teşkil edeceğine inandığım bu anlamlı katkı dolayısıyla MÜSİAD ailesine ve Mersin Şubesi Başkanı Mehmet Sait Kayan’a gönülden teşekkür ediyor, projenin Mersin’imize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum” dedi. ÖZDEMİRCİ: 19 OKULUMUZDA ÇALIŞMA GERÇEKLEŞTİRİLECEK Mersin İl Milli Eğitim Müdürü Muhammed Özdemirci, proje kapsamında ihtiyaçları belirlenen 19 okulda çalışma gerçekleştirileceğini belirtti. Özdemirci, “Öğrencilerimizin ihtiyaçlarını karşılayabilecek uygun alanların oluşturulması ve mevcut alanların daha işlevsel hale getirilmesi amacıyla önemli bir iş birliğine imza attık. Proje kapsamında belirlenen 19 okulumuzda cuma mescitleri oluşturulacak. Eğitime, okullarımıza ve öğrencilerimize sundukları bu değerli katkı dolayısıyla MÜSİAD Mersin Şubemize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. KAYAN: SORUMLULUĞMUZ YALNIZCA İKTİSADİ KALKINMAYLA SINIRLI DEĞİL MÜSİAD Mersin Şube Başkanı Mehmet Sait Kayan ise iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının toplumsal sorumluluklarına dikkat çekti. Kayan, “İş dünyası ve sivil toplum kuruluşları yalnızca ticaretin, üretimin, istihdamın ve yatırımların gelişmesi için çalışmamalıdır. MÜSİAD Mersin ailesi olarak yaşadığımız şehre katkı sunmayı, ihtiyaçlara duyarsız kalmamayı, hayır işlerinde bulunmayı, hassasiyetlerimiz ve değerlerimizi taşıyan milli ve manevi duygularımızla toplumumuza kalıcı değerler kazandırmayı da asli sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Bu anlayışla, ‘Zanaatı Değere Dönüştürüyoruz, Okul Mescitlerini İyileştiriyoruz’ Projesi kapsamında 19 okulumuzda cuma mescitlerinin oluşturulmasına katkı sunmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyoruz. Gerçekleştirilen her hayrın yeni hayırlara vesile olacağına, hayırseverlerimize ve iş dünyamıza örnek teşkil edeceğine inanıyoruz. Böylesine anlamlı bir projeye katkı sunmamıza vesile olan Valimiz Sayın Atilla Toros’a ve İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Muhammed Özdemirci’ye teşekkür ediyor, projenin öğrencilerimize, eğitim camiamıza ve Mersin’imize hayırlı olmasını diliyorum” dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[MÜSİAD MERSİN’DEN 19 OKULA CUMA MESCİDİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 16:32:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/musiad-mersinden-19-okula-cuma-mescidi-193814-20260804.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/musiad-mersinden-19-okula-cuma-mescidi-193814-20260804.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/musiad-mersinden-19-okula-cuma-mescidi-193814-20260804.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SAHTE DEĞERLEME RAPORLARIYLA VATANDAŞLIK VURGUNUNA DARBE]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-sahte-degerleme-raporlariyla-vatandaslik-vurgununa-darbe-570.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-sahte-degerleme-raporlariyla-vatandaslik-vurgununa-darbe-570.html</link>
                    <description><![CDATA[Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanma sürecinde sahte gayrimenkul değerleme raporları düzenleyerek usulsüzlük yapan şebekeye yönelik 16 ilde gerçekleştirilen operasyonda 72 şüpheli yakalandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmak isteyen yabancıların başvuru, denetim ve değerlendirme süreçlerinin ilgili mevzuat kapsamında titizlikle yürütüldüğü belirtildi.

1.150 YATIRIMCININ UYGUNLUK BELGESİ İPTAL EDİLDİ

Açıklamaya göre, sahte ve usulsüz ekspertiz raporları üzerinden süreci suistimal etmeye çalışan kişilere yönelik Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen incelemeler sonucunda, muvazaalı veya usulsüz işlem yaptığı belirlenen 1.150 yatırımcının yatırım uygunluk belgesi iptal edildi.

Bu işlemler sonucunda yatırımcıların aile fertleri de dâhil olmak üzere toplam 5 bin 391 kişinin Türk vatandaşlığı kararı iptal edildi.

Bunun yanı sıra, vatandaşlık kazanılmasının ardından yapılan güvenlik değerlendirmelerinde kamu düzeni ve millî güvenlik bakımından sakıncalı olduğu tespit edilen 263 yatırımcı ve aile fertleriyle birlikte toplam 743 kişinin vatandaşlık kararı da hukuki şartların oluşmadığı gerekçesiyle geri alındı.

Böylece toplamda 1.413 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin vatandaşlık kazanma kararı iptal edildi veya geri alındı.

2026'DA 1.358 KİŞİNİN VATANDAŞLIĞI İPTAL EDİLDİ

11 Şubat 2026 tarihinden itibaren ise yatırım uygunluk belgesi iptal edilen 443 yatırımcı ve aile fertleri olmak üzere toplam 1.358 kişinin Türk vatandaşlığı iptal edildi. Ayrıca 7 kişinin vatandaşlığı, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakınca bulunduğunun bildirilmesi üzerine geri alındı.

Açıklamada, operasyona konu edilen usulsüzlüklerin başvuru öncesinde kullanılan belgelere ilişkin sahtecilik girişimlerinden kaynaklandığı vurgulandı.

“PERSONELİMİZ AÇISINDAN ZAFİYET VE İHMAL YOK”

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görev ve yetkileri kapsamında herhangi bir zafiyet veya ihmal bulunmadığı belirtilen açıklamada, suç teşkil eden tüm usulsüzlüklerin adli makamlara intikal ettirildiği ifade edildi.

Bakanlık, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması amacıyla her türlü illegal yapı ve usulsüzlükle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/asayis-haberleri">Asayiş</category><dc:creator><![CDATA[SAHTE DEĞERLEME RAPORLARIYLA VATANDAŞLIK VURGUNUNA DARBE - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 16:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sahte-degerleme-raporlariyla-vatandaslik-vurgununa-darbe-192952-20260804.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sahte-degerleme-raporlariyla-vatandaslik-vurgununa-darbe-192952-20260804.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sahte-degerleme-raporlariyla-vatandaslik-vurgununa-darbe-192952-20260804.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ISPARTA İHRACATTA HIZ KESMİYOR: TEMMUZDA 71,2 MİLYON DOLAR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-isparta-ihracatta-hiz-kesmiyor-temmuzda-712-milyon-dolar-569.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-isparta-ihracatta-hiz-kesmiyor-temmuzda-712-milyon-dolar-569.html</link>
                    <description><![CDATA[Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Yönetim Kurulu Başkanı Metin Çelik, Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) açıkladığı temmuz ayı ihracat verilerini değerlendirerek, Isparta'nın ihracatta güçlü bir yükseliş ivmesi yakaladığını söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TİM verilerine göre Isparta'nın temmuz ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 56 artış göstererek 71 milyon 198 bin dolara ulaştı. Geçen yıl temmuz ayında 45 milyon 500 bin dolar seviyesinde gerçekleşen ihracattaki bu artışın, ilin üretim ve dış ticaret kapasitesinin güçlendiğini ortaya koyduğunu belirten Çelik, yılın ilk yedi ayında ise ihracatın 302 milyon dolara yükseldiğini ifade etti. Aynı dönemde yıllık bazda yüzde 8'lik artış kaydedildiğini dile getiren Çelik, bu tablonun memnuniyet verici olduğunu vurguladı. Temmuz ayında en fazla ihracatın yaş meyve ve sebze sektöründe gerçekleştirildiğini aktaran Çelik, bu alanda 29 milyon 838 bin dolarlık ihracat yapıldığını söyledi. Yaş meyve ve sebze sektörünü 9 milyon dolarla madencilik ürünleri, 8 milyon dolarla çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri, 7 milyon 494 bin dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri ile 3 milyon 779 bin dolarla hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün takip ettiğini kaydetti. İhracatta ülke bazında ilk sırayı 15 milyon 709 bin dolarla Almanya'nın aldığını belirten Çelik, Almanya'yı 8 milyon 514 bin dolarla Amerika Birleşik Devletleri, 5 milyon 892 bin dolarla Fransa, 5 milyon 198 bin dolarla İspanya ve 4 milyon 421 bin dolarla Rusya Federasyonu'nun izlediğini ifade etti. Son iki ayda ihracatta önemli bir toparlanma sürecine girildiğine dikkat çeken Çelik, haziran ayında da aylık bazda yüzde 60'lık artış yakalandığını hatırlattı. Temmuz ayında da yükselişin devam etmesinin Isparta'nın üretim gücü ve ihracat potansiyelinin her geçen gün arttığını gösterdiğini belirten Çelik, yılın geri kalanında da bu olumlu ivmenin sürmesini ve ihracatın yılı daha güçlü rakamlarla tamamlamasını temenni etti. Açıklamasının sonunda Isparta ekonomisine katkı sağlayan tüm ihracatçılara, firmalara ve emekçilere teşekkür eden Çelik, başarılarının artarak devam etmesini diledi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[ISPARTA İHRACATTA HIZ KESMİYOR: TEMMUZDA 71,2 MİLYON DOLAR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 16:22:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/isparta-ihracatta-hiz-kesmiyor-temmuzda-712-milyon-dolar-192452-20260804.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/isparta-ihracatta-hiz-kesmiyor-temmuzda-712-milyon-dolar-192452-20260804.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/isparta-ihracatta-hiz-kesmiyor-temmuzda-712-milyon-dolar-192452-20260804.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[HALICI'DAN DEREBOĞAZI YOLU'NDAKİ ELSAZI SAPAĞI İÇİN BAKANLIĞA 9 SORULUK ÖNERGE]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-halicidan-derebogazi-yolundaki-elsazi-sapagi-icin-bakanliga-9-soruluk-onerge-568.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-halicidan-derebogazi-yolundaki-elsazi-sapagi-icin-bakanliga-9-soruluk-onerge-568.html</link>
                    <description><![CDATA["Her kaza haberi yüreğimizi yakıyor, Elsazı Sapağı daha fazla can almadan gerekli düzenlemeler yapılmalıdır."]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yeni Parti Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, Antalya-Isparta-Burdur ulaşımının en önemli güzergahlarından biri olan Dereboğazı Yolu üzerindeki Elsazı Sapağı'nda yaşanan trafik güvenliği sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na yazılı soru önergesi veren Halıcı, bölgede artan trafik yoğunluğu ve yaşanan kazalara dikkat çekti. &nbsp; Önergesinde, Dereboğazı Yolu'nun yalnızca şehirler arası ulaşım açısından değil, turizm, kırsal yerleşimlerin ulaşımı ve ticari taşımacılık bakımından da stratejik öneme sahip olduğunu belirten Halıcı, Elsazı Sapağı'nın yılda yaklaşık 350 bin ziyaretçiyi ağırlayan Yazılı Kanyon Tabiat Parkı'nın ulaşımını sağladığını hatırlattı. &nbsp; Halıcı, özellikle yaz aylarında turizm hareketliliğinin arttığını, buna Sütçüler ilçesine bağlı mahalle ve köylerin ulaşımı ile mermer ocaklarından Antalya Limanı'na yönelen yüksek tonajlı araç trafiğinin de eklendiğini belirterek, mevcut yol yapısının bu yoğunluğu karşılamakta yetersiz kaldığını ifade etti. &nbsp; Yaşanan ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarının artık görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Halıcı, can kayıplarının önlenebilmesi için Elsazı Sapağı'nda modern bir kavşak düzenlemesi yapılması, ihtiyaç duyulan kesimlerde yolun genişletilmesi ve kapsamlı trafik güvenliği önlemlerinin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. &nbsp; Yalım Halıcı’nın önergesinde yer alan sorular şu şekilde; &nbsp; 1. Antalya-Isparta Dereboğazı Yolu'nun Elsazı Sapağı ve çevresinde son 10 yılda meydana gelen ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazalarının yıllara göre sayısı nedir? 2. Bakanlığınızın Elsazı Sapağı'nda kavşak düzenlemesi yapılmasına yönelik hazırlanmış bir proje veya yatırım programı bulunmakta mıdır? 3. Bulunuyor ise söz konusu projenin ihale ve yapım takvimi nedir? Bulunmuyor ise gerekçesi nedir? 4. Bahsi geçen güzergahta; ağır tonajlı araç trafiği ile turizm amaçlı araç trafiğinin oluşturduğu yoğunluğa ilişkin Bakanlığınız tarafından yapılmış bir trafik etüdü veya fizibilite çalışması var mıdır? 5. Yazılı Kanyon Tabiat Parkı'nı yılda yaklaşık 350 bin kişinin ziyaret ettiği dikkate alındığında, bu ziyaretçi yoğunluğunun ulaşım güvenliğine etkisine yönelik herhangi bir çalışma yapılmış mıdır? 6. Sütçüler ilçesine bağlı mahalle, köy ve yerleşim yerlerinin güvenli ulaşımını sağlamak amacıyla söz konusu yolun ihtiyaç duyulan kesimlerinde genişletme çalışması yapılması planlanmakta mıdır? Varsa ne zaman yapılacaktır?&nbsp; 7. Elsazı Sapağı başta olmak üzere, bu güzergahta sinyalizasyon, aydınlatma, dönüş cepleri, hız düşürücü önlemler, bariyerler ve diğer trafik güvenliği uygulamalarının hayata geçirilmesine yönelik bir çalışma yürütülmekte midir? 8. Bölgede faaliyet gösteren mermer ocaklarından kaynaklanan ağır tonajlı araç trafiğinin yol güvenliğine etkisi konusunda Bakanlığınızın yaptığı değerlendirmeler nelerdir? 9. Son yıllarda bu güzergahta yaşanan can kayıplarının önüne geçebilmek amacıyla Bakanlığınız tarafından kısa, orta ve uzun vadede alınması planlanan tedbirler nelerdir? ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[HALICI'DAN DEREBOĞAZI YOLU'NDAKİ ELSAZI SAPAĞI İÇİN BAKANLIĞA 9 SORULUK ÖNERGE - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 16:17:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/halicidan-derebogazi-yolundaki-elsazi-sapagi-icin-bakanliga-9-soruluk-onerge-192154-20260804.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/halicidan-derebogazi-yolundaki-elsazi-sapagi-icin-bakanliga-9-soruluk-onerge-192154-20260804.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/halicidan-derebogazi-yolundaki-elsazi-sapagi-icin-bakanliga-9-soruluk-onerge-192154-20260804.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TÜRKİYE EKONOMİSİ: ZORLUKLARDAN FIRSATLARA UZANAN YOL]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-turkiye-ekonomisi-zorluklardan-firsatlara-uzanan-yol-567.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-turkiye-ekonomisi-zorluklardan-firsatlara-uzanan-yol-567.html</link>
                    <description><![CDATA[Maksut Konyar yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ekonomi, ülkenin yalnızca rakamlardan oluşan bilançosu değil; üretimin, istihdamın, yatırımın ve toplumsal refahın ortak yansımasıdır. Türkiye ekonomisi ise son yıllarda küresel gelişmeler, jeopolitik riskler, yüksek enflasyon ve finansal dalgalanmalar nedeniyle önemli bir sınav vermektedir.

Dünya ekonomisinde yaşanan belirsizlikler, enerji maliyetlerindeki artışlar ve küresel ticaretin yeniden şekillenmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri doğrudan etkilemektedir. Buna rağmen Türkiye, güçlü üretim altyapısı, genç ve dinamik nüfusu, sanayi kapasitesi ve stratejik coğrafi konumuyla önemli avantajlara sahiptir.

Son dönemde uygulanan ekonomi politikalarının temel hedefi, fiyat istikrarını sağlamak, enflasyonu kalıcı olarak düşürmek ve yatırım ortamını güçlendirmektir. Enflasyonla mücadele kısa vadede bazı ekonomik yavaşlamalara neden olsa da, uzun vadede sürdürülebilir büyümenin temel şartlarından biri olarak görülmektedir. Ekonomide güven ortamının güçlenmesi, yerli ve yabancı yatırımcıların kararlarını olumlu yönde etkileyen en önemli unsurlardan biridir.

İhracat tarafında Türkiye, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarlarına olan yakınlığı sayesinde rekabet avantajını korumaktadır. Savunma sanayii, otomotiv, tekstil, beyaz eşya ve gıda sektörleri ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaya devam etmektedir. Bunun yanında teknoloji, yazılım, yenilenebilir enerji ve yüksek katma değerli üretim alanlarında yapılacak yatırımlar, geleceğin ekonomik büyümesinin anahtarı olacaktır.

Ancak ekonomik başarının yalnızca büyüme rakamlarıyla ölçülmesi yeterli değildir. Vatandaşın alım gücünün artması, gelir dağılımının iyileştirilmesi, genç işsizliğinin azaltılması ve üretim maliyetlerinin düşürülmesi de aynı derecede önem taşımaktadır. Ekonomik reformların toplumun tüm kesimlerine olumlu yansıması, sürdürülebilir kalkınmanın temel göstergesidir.

Önümüzdeki dönemde mali disiplinin korunması, hukuk güvenliğinin güçlendirilmesi, eğitim ve teknoloji yatırımlarının artırılması, üretim odaklı politikaların devam ettirilmesi Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü daha da yükseltecektir. Küresel ekonomide yaşanan dönüşüm doğru okunabildiği takdirde Türkiye, bölgesel bir üretim ve lojistik merkezi olma potansiyelini daha güçlü şekilde değerlendirebilir.

Türkiye ekonomisi, önemli zorluklarla karşı karşıya olsa da güçlü potansiyelini korumaktadır. Kalıcı başarı; istikrarlı ekonomi politikaları, üretim odaklı büyüme, yüksek katma değerli yatırımlar ve toplumsal güven ortamının güçlenmesiyle mümkün olacaktır. Geleceğe umutla bakabilmek için ekonomik reformların kararlılıkla sürdürülmesi ve üretimin her alanda desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[TÜRKİYE EKONOMİSİ: ZORLUKLARDAN FIRSATLARA UZANAN YOL - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 22:36:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/turkiye-ekonomisi-zorluklardan-firsatlara-uzanan-yol-013939-20260804.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/turkiye-ekonomisi-zorluklardan-firsatlara-uzanan-yol-013939-20260804.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/turkiye-ekonomisi-zorluklardan-firsatlara-uzanan-yol-013939-20260804.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[DEREBOĞAZI SORUNU ALAY KONUSU YAPILAMAZ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-derebogazi-sorunu-alay-konusu-yapilamaz-566.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-derebogazi-sorunu-alay-konusu-yapilamaz-566.html</link>
                    <description><![CDATA[Müslüm Aktürk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Isparta’da sokağa çıkıp “Kentinizin en önemli sorunu nedir?” diye sorulsa, halkın önemli bir bölümünün vereceği cevap bellidir: Dereboğazı Yolu.

Çeyrek asırdan beri çözüleceği söylenen Dereboğazı, hâlâ Isparta’nın gündeminde. Üstelik mesele yalnızca bir yolun tamamlanmamış olması değil. Bu güzergâhta insanlar hayatını kaybetti, yaralandı; aileler maddi ve manevi kayıplar yaşadı.

Dolayısıyla Dereboğazı Yolu, insan hayatının söz konusu olduğu ciddi bir meseledir.

AK PARTİ’NİN YUMUŞAK KARNI

AK Parti açısından bakıldığında Dereboğazı’nın ciddi bir siyasi probleme dönüştüğünü görmek gerekiyor.

Partinin milletvekilleri bu konuda gerçekten zorlanıyor. Çünkü vatandaşın karşısına çıkıp ne söyleyeceklerini onlar da şaşırmış haldeler.

“Yapılıyor” deseler, “Ne zaman bitecek?” sorusuyla karşılaşıyorlar.

“Ödenek ayrıldı” deseler, “Yıllardır ayrılıyor, neden hâlâ bitmedi?” deniliyor.

“Çalışmalar devam ediyor” deseler, vatandaşın cevabı hazır: “Zaten yıllardır devam ediyor.”

Adeta maçın son dakikalarındalar. Maçın bitmesini isteyen bir takımın kalecisi gibi topu ayağında tutuyor, zaman geçiriyorlar. Ancak hakem de artık sarı kartı göstermeye hazır.

Vatandaşa, “Ekonomik şartlar zor, devletin kaynakları sınırlı, böyle büyük bir yatırım için bugün 30 milyar lira ayırmak kolay değil; dolayısıyla biraz daha bekleyeceksiniz” demek de kolay değil.

Çünkü vatandaşın vereceği cevap belli: “Biz zaten yıllardır bekliyoruz.”

Bunlar yetmezmiş gibi Süreyya Sadi Bilgiç’in açıklaması, iktidarın Isparta’daki işini daha da zorlaştırdı.

SÜREYYA BEY’İN SÖZLERİ NEDEN TEPKİ ÇEKTİ?

Ömrünü TBMM’de geçirmiş, Isparta siyasetinde önemli görevler üstlenmiş tecrübeli bir siyasetçi olan Süreyya Sadi Bilgiç’in sosyal medyada yayınlanan bir röportajda, “Dereboğazı Yolu yapılsaydı Ispartalı Antalya’ya kahvaltıya giderdi” şeklindeki sözleri kentte ciddi tepkiyle karşılandı.

Sözün hangi niyetle söylendiğini elbette kendisi bilir. Ancak siyasette yalnızca niyet değil, sözün toplumda nasıl karşılık bulduğu da önemlidir.

Çünkü Dereboğazı, yalnızca Isparta’dan Antalya’ya gidip kahvaltı yapılacak bir yol değildir.

Bu güzergâh Antalya’nın yanı sıra Alanya’ya, Adana’ya, Mersin’e ve daha ilerideki kentlere ulaşım sağlayan önemli bir yoldur.

Bu yolu esnaf kullanıyor.

Sanayici kullanıyor.

İşçi kullanıyor.

Çiftçi kullanıyor.

Öğrenci kullanıyor.

Hastası olan kullanıyor.

Ticaret yapan kullanıyor.

Ailesini görmek isteyen kullanıyor.

İnsanların hayatını kaybettiği böyle bir yolun yıllardır tamamlanamamış olması zaten başlı başına ciddi bir sorunken, meselenin “Antalya’ya kahvaltıya gitmek” üzerinden ifade edilmesi doğal olarak tepki çekti.

“ZENGİNLER ANTALYA’YA GİTMESİN DİYE YAPILMIYOR”

Dereboğazı’nın neden bugüne kadar tamamlanamadığı konusunda Isparta’da yıllardır çeşitli iddialar ve söylentiler dolaşıyor.

Benim de bir tanıdığım, bu konuda bana şöyle demişti:

“Isparta’nın zenginleri Antalya’ya gitmesin diye Dereboğazı yapılmıyor.”

Ben de kendisine tepki göstermiştim.

“İnanma, böyle vicdansızlık olur mu? İnsan hayatından söz ediyoruz. Nice canlar gitti, insanlar yaralandı. Para gidecek diye insanların ölmesine göz yumulur mu?” demiştim.

Süreyya Bey’in sözleri basına yansıdıktan sonra aynı tanıdığım bana mesaj gönderdi:

“Gördün mü sana dediğim şeyleri…”

Ardından kendi yorumunu yaptı…

Şimdi o iddianın doğru olduğunu elbette söylemiyorum.

Ancak şunu söylüyorum: Siyasetçilerin kullandığı bazı ifadeler, toplumda yıllardır dolaşan bu tür iddiaları istemeden de olsa besleyebilir.

İşte bu nedenle, özellikle tecrübeli siyasetçilerin sözlerini seçerken daha dikkatli olmaları gerekir.

MUHALEFETE PAS VERİLDİ

Süreyya Sadi Bilgiç’in sözleri, Dereboğazı konusunda zaten savunma yapmakta zorlanan AK Parti açısından muhalefete önemli bir siyasi malzeme verdi.

Dereboğazı Isparta'da AK Parti’nin en hassas noktalarından biri.

Yıllardır tamamlanamayan yol…

Verilen sözler…

Kazalar…

Can kayıpları…

Vatandaşın beklentisi…

Bütün bunların üzerine bir de “kahvaltı” ifadesi eklenince, muhalefet açısından kullanılabilecek güçlü bir siyasi argüman ortaya çıktı.

Süreyya Bey, farkında olarak veya olmayarak, muhalefete öyle bir pas verdi ki…

Yeni Parti Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı da adeta boş kaleyi önünde buldu.

Gol attı, ardından bir gol daha… Gol üstüne gol attı.

Çünkü Dereboğazı konusunda muhalefetin eline bundan daha rahat kullanılabilecek bir siyasi malzeme verilemezdi.

Ortada yıllardır tamamlanmayı bekleyen, insanların can güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir yol var.

Siyaset de bunun üzerinden yapılırken sözlerin nereye gideceğine dikkat etmek gerekiyor.

BAŞDEĞİRMEN GERÇEĞİNİ DE UNUTMAMAK GEREKİR

Şunu da çok ciddi şekilde ifade etmek istiyorum:

Şükrü Başdeğirmen’in yerinde başka bir aday gösterilseydi, AK Parti’nin Isparta’daki yerel seçimi kazanma ihtimali çok daha düşük olurdu.

Seçimi Başdeğirmen kazandı.

Başdeğirmen’in toplumdaki karşılığı, siyasi gücü ve ortaya koyduğu projeler, AK Parti’nin Isparta Belediye Başkanlığı seçimini kazanmasında önemli rol oynadı.

Başdeğirmen’in kentteki karşılığı olmasaydı, bugün Isparta Belediye Başkanı başka bir partinin adayı olabilirdi.

Bunu görmezden gelmemek gerekiyor.

Çünkü önümüzde yine önemli bir genel seçim var.

Bugünden seçim sonucunu kestirmek elbette mümkün değil. Ancak görünen o ki AK Parti, seçim çalışmaları sırasında Dereboğazı sorusuyla hayli fazla karşılaşacak.

Vatandaşın milletvekillerine yönelteceği sorulardan biri büyük ihtimalle yine şu olacak: “Dereboğazı ne oldu?”

DEREBOĞAZI SADECE ISPARTA’NIN MESELESİ DEĞİL

Bir başka önemli noktayı da özellikle vurgulamak gerekiyor.

Dereboğazı’nı yalnızca “Isparta-Antalya yolu” olarak değerlendirmek eksik olur.

Bu güzergâh, Isparta’nın Akdeniz’e açılan önemli ulaşım koridorlarından biridir.

Antalya’dan Alanya’ya, Adana’dan Mersin’e ve daha ilerideki kentlere ulaşmak isteyen insanların kullandığı bir yoldur.

Dolayısıyla burada sadece Ispartalıların değil, geniş bir coğrafyada yaşayan insanların ulaşım ve can güvenliğinden söz ediyoruz.

Yolun tamamlanması; ticaret açısından önemlidir, sanayi açısından önemlidir, turizm açısından önemlidir, tarım açısından önemlidir, sağlık açısından önemlidir.

Ve hepsinden önemlisi insan hayatı açısından önemlidir.

Bu nedenle Dereboğazı’nın tamamlanmasını isteyen insanları yalnızca “Antalya’ya kahvaltıya gitmek isteyenler” şeklinde görmek, meselenin gerçek boyutunu ıskalamaktır.

SİYASETÇİLER DAHA DİKKATLİ OLMALI

Süreyya Sadi Bilgiç tecrübeli bir siyasetçi.

Dolayısıyla kendisinin de kullandığı sözlerin Isparta’da nasıl karşılık bulacağını hesap etmesini beklemek hakkımız.

Burada amacım Süreyya Bey’i hedef göstermek değil.

Ancak Dereboğazı gibi insanların canını yakan bir mesele alay konusu yapılmamalıdır.

Yolun neden bugüne kadar tamamlanamadığına ilişkin ekonomik, teknik veya bürokratik gerekçeler varsa bunlar açıkça anlatılabilir.

“Şu nedenle gecikti, şu aşamadayız, şu tarihte şu bölüm tamamlanacak” denilebilir.

Vatandaş gerçek tabloyu bilmek ister.

Ama insan hayatıyla doğrudan ilgili bir konuda, toplumda alay olarak algılanabilecek ifadeler kullanmak doğru değildir.

Ispartalıların beklentisi çok basit:&nbsp;Mazeret değil çözüm, güvenli ulaşım ve artık gerçekten bitirilmiş bir Dereboğazı Yolu.

Mesele Antalya’ya kahvaltıya gitmek değildir.

Mesele, insanların güvenli bir şekilde evlerine dönebilmeleridir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[DEREBOĞAZI SORUNU ALAY KONUSU YAPILAMAZ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 22:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/derebogazi-sorunu-alay-konusu-yapilamaz-012813-20260804.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/derebogazi-sorunu-alay-konusu-yapilamaz-012813-20260804.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/derebogazi-sorunu-alay-konusu-yapilamaz-012813-20260804.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gösteriş Uğruna Yüzlerce İnsanın Huzurunu Çalmayın]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-gosteris-ugruna-yuzlerce-insanin-huzurunu-calmayin-565.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-gosteris-ugruna-yuzlerce-insanin-huzurunu-calmayin-565.html</link>
                    <description><![CDATA[Aşırı müzik açmak medeniyet değil, saygısızlıktır]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gece çöktüğünde şehir sadece karanlığa değil, huzura da kavuşmalıdır. Ancak ne yazık ki bazı kişiler için gece, başkalarını rahatsız etme zamanı haline geliyor. Abartılı egzoz sesleri, son ses açılan müzikler ve "beni görün" telaşı, yüzlerce insanın huzurunu birkaç dakikada yok edebiliyor. Hiç düşündünüz mü? O seslerin ulaştığı evlerde belki ateşler içinde yatan bir hasta var. Sabah ezanıyla işine gidecek bir emekçi var. Üniversite sınavına hazırlanan bir genç, yeni uyumuş bir bebek, tansiyon hastası bir yaşlı var. Sizin eğlence dediğiniz şey, başkası için uykusuzluk, stres ve sağlık sorunu olabiliyor. Asıl düşündürücü olan ise şu: İnsanları rahatsız etmek nasıl bir mutluluk verebilir? Gürültü çıkarırken arkanızdan edilen bedduaları, söylenen sitemleri hiç mi duymuyorsunuz? Saygı görmek isteyen önce saygı göstermeyi öğrenmelidir. Bu noktada ailelere de büyük görev düşüyor. Anne, baba, ağabey, abla ve aile büyükleri gençlere sadece araç kullanmayı değil, toplum içinde nasıl davranılması gerektiğini de öğretmelidir. Çünkü edep ve görgü kuralları ceza korkusuyla değil, aile terbiyesiyle kazanılır. Elbette polis ve zabıta görevini yapacaktır. Denetimler artmalı, kuralları hiçe sayanlara gerekli cezalar uygulanmalıdır. Ancak her sorunun çözümünü sadece güvenlik güçlerinden beklemek de doğru değildir. Vicdanın olmadığı yerde ceza tek başına yeterli olmaz. Bir şehrin medeniyeti binalarıyla değil, insanlarının birbirine gösterdiği saygıyla ölçülür. Gece sessizliği kimsenin lütfu değildir; hastanın, yaşlının, bebeğin, öğrencinin ve çalışan herkesin en doğal hakkıdır. Unutmayalım; gerçek güç, gürültü çıkarmakta değil, başkalarının huzurunu koruyabilmektedir. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/dunya-haberleri">Dünya</category><dc:creator><![CDATA[Gösteriş Uğruna Yüzlerce İnsanın Huzurunu Çalmayın - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 20:27:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/gosteris-ugruna-yuzlerce-insanin-huzurunu-calmayin-233704-20260803.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/gosteris-ugruna-yuzlerce-insanin-huzurunu-calmayin-233704-20260803.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/gosteris-ugruna-yuzlerce-insanin-huzurunu-calmayin-233704-20260803.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>