<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler</title>
                      <link>https://www.akturkhaber.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.akturkhaber.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Sat, 01 Aug 2026 12:44:15 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler</copyright><item><title><![CDATA[ERDOĞAN’IN DİKKATİ ENGELLEME PLANINI CANLI YAYINDA BOZDU!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-erdoganin-dikkati-engelleme-planini-canli-yayinda-bozdu-552.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-erdoganin-dikkati-engelleme-planini-canli-yayinda-bozdu-552.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Yakup Civelek'in haberi...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ TÜRKİYE-IRAK İMZA TÖRENİNDE TARİHİ "HAMSE" MÜDAHALESİ: ERDOĞAN’IN DİKKATİ ENGELLEME PLANINI CANLI YAYINDA BOZDU!

Geçtiğimiz günlerde Türkiye - Irak&nbsp; Arasında ikili anlaşmaların canlı yayınlanan tarihi imza töreninde akılalmaz bir diplomatik skandal yaşandı. İran yanlısı Iraklı ulaştırma bakanının atmak istemediği imzayı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müthiş dikkati ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a verdiği Arapça "Hamse" (Beş) talimatı kurtardı. Irak Başbakanı Zeydi'ye kendi kabinesi içinden kurulan kumpas, dünya kamuoyunun gözü önünde bozuldu.

&nbsp;

ANKARA-&nbsp;Bölgesel ticareti ve kalkınmayı yeniden şekillendirecek tarihi Kalkınma Yolu Projesi’nin imza töreni, diplomasi tarihine geçecek bir vesayet savaşına sahne oldu. İki ülke heyetlerinin, diplomatlarının ve uluslararası basının hazır bulunduğu, canlı yayınlanan törende, Irak hükümeti içindeki Tahran nüfuzu doğrudan bir kumpasla gün yüzüne çıktı.

Irak Başbakanına Canlı Yayında Tuzak Kuruldu!

İmza töreninde Türkiye ile Irak arasında 5 kritik anlaşmanın imzalanması planlanırken, sıra Kalkınma Yolu sözleşmesine geldiğinde büyük bir kriz patlak verdi. İran’a yakınlığı ve Bedir Örgütü Şura Meclisi üyeliğiyle bilinen Irak Ulaştırma Bakanı Web Haseni, sözleşmeyi imzalamamak için direndi ve adeta donup kaldı.

"Beş değil dört anlaşma yok muydu?" diyerek durumu bilmezden gelmeye çalışan bakan, daha sonra "kalemim yoktu" gibi inandırıcılıktan uzak bahanelerin arkasına sığındı. Kendi kabinesindeki bakanın bu ani direnişi karşısında neye uğradığını şaşıran Irak Başbakanı Ali Zeydi, canlı yayında büyük bir şaşkınlık ve derin bir mahcubiyet yaşayarak son derece zor durumda kaldı. Uzmanlar, bu sabotaj girişiminin aslında doğrudan Başbakan Zeydi’yi ve Türkiye’yi hedef alan diplomatik bir tuzak olduğunu belirtiyor.



Erdoğan Duruma El Koydu: "Hamse!"

Törendeki tuhaf aksaklığı ve dönen kumpası saniyeler içinde fark eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, olağanüstü diplomatik refleksiyle duruma doğrudan müdahale etti. Başbakan Ali Zeydi’ye dönerek net bir şekilde "Beş anlaşma değil miydi?" sorusunu yönelten Erdoğan, hemen ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a talimat vererek durumu çözmesini istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Iraklı bakanın kaçış alanını tamamen kapatmak adına hem Türkçe "Beş" hem de doğrudan muhatapların anlayacağı şekilde Arapça "Hamse" (Beş) diyerek tarihi bir kararlılık sergiledi. Bu güçlü diplomatik irade ve uyarının ardından, köşeye sıkışan ulaştırma bakanı geri adım atarak sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldı.

Törendeki Bölgesel&nbsp;"Van Minut (One Minute)"

Bölge uzmanları, yaşanan bu durum, İran’ın Irak devlet mekanizması üzerindeki derin vesayetini ve adeta bir "paralel yapı" gibi hareket eden uzantılarını tüm dünyaya gösterdiğine işaret ediyorlar. Irak Başbakanı Zeydi'nin, Tahran’ın kontrolü dışına çıkarak Türkiye, Arap Körfezi ve Batı ile ilişkilerini geliştirme çabaları, kendi bakanları üzerinden sabote edilmeye çalışıldığını belirten bölge uzmanları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tören sırasındaki "Hamse" çıkışını, Irak sahasında İran vesayetine karşı vurulmuş tarihi bir diplomatik darbe ve adeta bölgesel bir&nbsp;"Van Minut (One Minute)"&nbsp;olarak nitelendiriyorlar.



Irak'taki "Paralel Yapı" Deşifre Oldu

Yaşanan bu skandal, İran’ın Irak devlet mekanizması üzerindeki derin vesayetini ve adeta bir "paralel yapı" gibi hareket eden uzantılarını tüm dünyaya gösterdi. Irak Başbakanı Zeydi'nin, Tahran’ın kontrolü dışına çıkarak Türkiye, Arap Körfezi ve Batı ile ilişkilerini geliştirme çabaları, kendi bakanları üzerinden sabote edilmeye çalışıldı.

&nbsp;Bölgesel Dengeler ve Vesayet Tartışmaları

Bölge analistleri ve konunun uzmanları, imza töreninde yaşanan bu anlık krizi daha geniş bir perspektifle değerlendirmektedir:


	İç Siyasi Dengeler ve Dış Etki Yorumları:&nbsp;


Uzmanlar, Irak Ulaştırma Bakanı Haseni'nin, bölgede etkinliğiyle bilinen Bedir Örgütü Şura Meclisi üyesi olduğuna dikkat çekmekte ve Irak kabinesindeki bu tereddütün, Tahran yönetiminin Kalkınma Yolu Projesi’ne yönelik çekincelerinin Bağdat bürokrasisindeki bir yansıması olabileceğini, İran'ın, projenin hayata geçmesiyle kendi kontrolündeki&nbsp;Hürmüz Boğazı'nın, jeopolitik ağırlığının azalmasından&nbsp;endişe duyduğunu dile getirmektedir.

Diğer taraftan analistler, Kalkınma Yolu güzergahının aktif hale gelmesi durumunda Hürmüz Boğazı'nın küresel ticaretteki ağırlığının dengeleneceğini, bunun da bölgedeki rekabetçi refleksleri tetiklediğini belirtiyor. Uzmanlara göre Türkiye'nin "kazan-kazan" ilkesine dayalı bu kapsayıcı stratejisi, bölge ülkelerinin kendi çıkarları doğrultusunda daha bağımsız hareket edebilmelerine olanak tanıyor


	Bağdat’ın Çok Yönlü Denge Arayışı:&nbsp;


Siyasi uzmanlar, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin son dönemde ABD, Körfez ülkeleri ve Türkiye ile ilişkilerini dengeli bir zeminde geliştirerek ülkesinin dış politikasını çeşitlendirmeye çalıştığını belirtmektedir. Ancak uzmanların analizlerine göre, Irak devlet aygıtı içindeki farklı yapıların dış aktörlerle olan organik bağları, Bağdat hükümetinin bu denge politikasını zaman zaman sabote etme riski taşımaktadır. Uzmanların, Irak devlet mekanizması içindeki bu farklı grupların varlığını, Bağdat’ın ortak kararlar alma süreçlerini zaman zaman zorlaştırdığını ifade etmektedirler


	Doğrudan Temas ve Kazan-Kazan Vizyonu:&nbsp;


Analistler, Türkiye'nin&nbsp;Ovaköy Sınır Kapısı&nbsp;üzerinden doğrudan Bağdat ile aracısız bağ kurma stratejisinin, bölge ülkelerini üçüncü tarafların nüfuz alanlarından çıkararak kendi bağımsız çıkarları doğrultusunda politika geliştirmelerine imkan tanıdığı görüşündedir. Bu durum, bölge ekonomisinde %93 petrole bağımlı olan Irak için, bu oranı %40-60 seviyelerine indirerek ekonomik bağımsızlığını kazanma fırsatı sunmaktadır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[ERDOĞAN’IN DİKKATİ ENGELLEME PLANINI CANLI YAYINDA BOZDU! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:17:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/turkiye-irak-imza-toreninde-tarihi-hamse-mudahalesi-erdoganin-dikkati-engelleme-planini-canli-yayinda-bozdu-145448-20260801.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/turkiye-irak-imza-toreninde-tarihi-hamse-mudahalesi-erdoganin-dikkati-engelleme-planini-canli-yayinda-bozdu-145448-20260801.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/turkiye-irak-imza-toreninde-tarihi-hamse-mudahalesi-erdoganin-dikkati-engelleme-planini-canli-yayinda-bozdu-145448-20260801.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[GELECEĞİ BEKLEYEN DEĞİL, GELECEĞİ İNŞA EDEN NESİLLER]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-gelecegi-bekleyen-degil-gelecegi-insa-eden-nesiller-551.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-gelecegi-bekleyen-degil-gelecegi-insa-eden-nesiller-551.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye’nin geleceği üzerine yapılan her tartışmada ortak bir gerçek vardır: Bir milletin en büyük gücü, yetiştirdiği nesildir. Ekonomik kalkınma, teknolojik atılımlar, savunma sanayiindeki başarılar ya da diplomatik kazanımlar ancak sağlam karakterli, eğitimli ve milli şuur sahibi gençlerle kalıcı hâle gelir.

RAMS Park’ta gerçekleştirilen TÜGVA 2026 Yaz Okulları Final Programı, yalnızca bir kapanış organizasyonu değil; Türkiye’nin yarınlarına dair ortaya konulan güçlü bir vizyonun, ortak idealin ve milli iradenin sembolü olmuştur. On binlerce gencin aynı heyecan, aynı inanç ve aynı hedef etrafında buluşması; geleceğin Türkiye’sine duyulan güvenin en somut göstergelerinden biri olarak tarihe geçmiştir. 

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın programda dile getirdiği; “ Geçmişte defalarca yaptıkları gibi bu milletin tertemiz evlatlarını kirli oyunlarına alet edemezler. O günler artık geride kaldı”. ifadeleri, yalnızca geçmişe yönelik bir değerlendirme değil; aynı zamanda Türkiye’nin gençliğine duyulan güvenin ve milli iradeye olan inancın güçlü bir beyanıdır. Bugün artık gençlerimiz, bilgi ile donanırken kimliğini kaybetmeyen; dünyayı takip ederken kendi medeniyet değerlerinden kopmayan; teknolojiyi üretirken ahlaki sorumluluğunu da unutmayan bir anlayışla yetişmektedir. İşte Türkiye Yüzyılı’nın temelini oluşturacak en büyük güç de budur.&nbsp;

Program boyunca sergilenen&nbsp; &nbsp;“Şanlı Bir Maziden, Parlak Bir İstikbale”.&nbsp; temalı koreografi, yalnızca estetik bir gösteri değil; köklü tarihimiz ile güçlü geleceğimiz arasında kurulan anlamlı bir köprü olmuştur. Çünkü geçmişini unutan toplumlar gelecek inşa edemez; tarihinden güç alan milletler ise medeniyet yürüyüşünü kararlılıkla sürdürür.&nbsp;

Stadyumu dolduran gençlerin hep bir ağızdan getirdiği salavatlar, aynı hedefe yönelen dualar ve ortak heyecan; millet olma bilincinin, manevi birlikteliğin ve ortak aidiyet duygusunun en güçlü yansımalarından biri olmuştur. Sınıflardan salonlara, salonlardan meydanlara, meydanlardan stadyumlara taşan bu enerji; Türkiye’nin geleceğine dair umutları daha da büyütmektedir. Gençlik, yalnızca biyolojik bir dönem değildir; aynı zamanda bir medeniyet tasavvurunun taşıyıcısıdır. 

Bu nedenle ilim, bilim, sanat, teknoloji ve spor alanlarında yetişen gençlerin aynı zamanda ahlak, vicdan, merhamet ve sorumluluk bilinciyle donatılması hayati önem taşımaktadır. Bilgiyi karakterle buluşturan nesiller, yalnızca güçlü bireyler değil; güçlü devletlerin de mimarlarıdır. 

Bugün Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu gençlik profili; sorgulayan ama değerlerinden kopmayan, üreten ama insanı merkeze alan, rekabet eden ama adaletten vazgeçmeyen, dünyaya açık ama milli kimliğini koruyan bir gençliktir. Türkiye Yüzyılı vizyonu da tam olarak bu anlayış üzerine yükselmektedir. Bu anlamlı organizasyonun gerçekleşmesinde emeği bulunan TÜGVA Genel Başkanı Sayın İbrahim Beşinci başta olmak üzere, tüm eğitimcilere, gönüllülere, ailelere ve büyük özveriyle çalışan herkese teşekkür etmek gerekir. Asıl teşekkürü ise umutlarıyla yarınları aydınlatan gençlerimiz hak etmektedir. Çünkü güçlü Türkiye; yalnızca güçlü ekonomiyle değil, güçlü karakter sahibi nesillerle yükselecektir.&nbsp;

Gelecek, kendiliğinden oluşmaz. Gelecek; inananların, çalışanların, üretenlerin ve değerlerine sahip çıkanların omuzlarında yükselir.&nbsp;

Bugün stadyumları dolduran gençler, yarın laboratuvarlarda bilim insanı, üniversitelerde akademisyen, fabrikalarda mühendis, mahkemelerde adalet savunucusu, hastanelerde hekim, sınıflarda öğretmen ve devlet yönetiminde söz sahibi bireyler olacaktır.&nbsp;

Bizlere düşen görev ise onları yalnızca bugüne değil, geleceğe hazırlamaktır.&nbsp;

Çünkü..

Şanlı bir maziden aldığımız güçle, parlak bir istikbali hep birlikte inşa ediyoruz.

Güçlü Türkiye, güçlü nesillerle yükselir. Ve biliyoruz ki;

Geleceği bekleyenler tarih yazarlarını okur. Geleceği inşa edenler ise tarihin kendisini yazar.

Ne mutlu geçmişine sahip çıkan, geleceğini bilgiyle, ahlakla ve milli şuurla inşa eden aziz Türk milletine…

&nbsp;

Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın

Sosyolog-Pedagog —Araştırmacı Yazar, Doğu ve Güneydoğu Kültür ve Sanat Derneği Kadın Kolları Genel Başkanı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[GELECEĞİ BEKLEYEN DEĞİL, GELECEĞİ İNŞA EDEN NESİLLER - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 07:53:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/gelecegi-bekleyen-degil-gelecegi-insa-eden-nesiller-111925-20260801.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/gelecegi-bekleyen-degil-gelecegi-insa-eden-nesiller-111925-20260801.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/gelecegi-bekleyen-degil-gelecegi-insa-eden-nesiller-111925-20260801.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE, SİVİL VE MİLLİ YENİ ANAYASA]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-terorsuz-turkiyeye-sivil-ve-milli-yeni-anayasa-550.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-terorsuz-turkiyeye-sivil-ve-milli-yeni-anayasa-550.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye, uzun yıllardır terörün, çatışmaların ve toplumsal gerilimlerin ağır bedellerini ödemiş bir ülkedir. Bugün gelinen noktada ise milletimizin en büyük beklentilerinden biri, terörün tamamen sona erdiği, huzurun ve kardeşliğin hâkim olduğu bir Türkiye’dir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Milli dayanışmayı, kardeşliği ve demokrasiyi güçlendirmek amacıyla yürütülen çalışmaların toplumda oluşturduğu umut son derece önemlidir. 86 milyon vatandaşımızın ortak beklentisi; hiçbir insanımızın kökeni, dili, inancı veya siyasi düşüncesi nedeniyle birbirinden ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini bu ülkenin eşit ve değerli bir ferdi olarak gördüğü bir Türkiye’dir. Barış sürecinde yapılan görüşmeler ve atılan adımlar, milletimizin umutlarını artırmaktadır. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla ve diğer bütün unsurlarıyla bu millet, tarih boyunca olduğu gibi bundan sonra da aynı vatan üzerinde kardeşlik içinde yaşayacaktır. Irki ve etnik meseleleri sürekli gündemde tutmak yerine, ortak vatandaşlık bilinci ve kardeşlik duygusunu güçlendirmek zorundayız. Türkiye’yi sevmeyen, ülkemizin birlik ve beraberliğini bozmak isteyen ihanet odaklarının planlarını boşa çıkarmanın yolu da milletimizin birbirine daha fazla kenetlenmesinden geçmektedir. İnsanlık da Türkiye de terörden çok çekmiştir. Artık yeni acılar yaşamak istemiyoruz. Bu nedenle Türk siyasetinin dili de değişmelidir. Siyasi aktörler arasındaki gerilimin azaltılması, iyi niyetin öne çıkarılması ve kırmadan, dökmeden, suçlamadan bir barış dili kullanılması Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Herkes elini taşın altına koymalıdır. İyi niyet, sağduyu, akıl, vicdan, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygusuyla hareket edildiğinde terörsüz Türkiye hedefinin gerçekleşmesi mümkündür. Kötülükten iyilik çıkmaz. Kavga ve gerilimden Türkiye kazanmaz. Türkiye; ancak ortak akılla, dayanışmayla ve kardeşlikle büyür ve güçlenir. Terörsüz Türkiye hepimizin ortak arzusudur. İnşallah bu hedef gerçekleşecektir. Ancak terörsüz Türkiye hedefinin kalıcı hale gelmesi için yeni ve sivil bir anayasa da gereklidir. MİLLİ VE YERLİ BİR ANAYASA İHTİYACI Türkiye'nin yürürlükteki anayasası, 12 Eylül 1980 darbesinin ardından hazırlanan ve 1982 yılında halkoyuyla kabul edilen anayasadır. Bu anayasa, milli iradenin askıya alındığı bir dönemin ürünü olması nedeniyle başlangıcından itibaren ciddi tartışmalara konu olmuştur. Aradan geçen yıllarda defalarca değiştirilmiş, anayasanın önemli bölümleri yeniden düzenlenmiştir. Anayasanın defalarca değiştirilmiş olması, Türkiye'nin artık yeni ihtiyaçlara cevap verecek, bütün vatandaşların üzerinde uzlaşabileceği, sivil ve demokratik bir anayasa yapma ihtiyacını açıkça ortaya koymaktadır. 1982 Anayasası hazırlanırken temel yaklaşım, devlet otoritesini ön plana çıkaran bir anlayış üzerine kurulmuştur. Oysa çağdaş demokratik hukuk devletinde esas olan; insanı, insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri ve milli iradeyi merkeze alan bir anayasal düzendir. Devlet güçlü olmalıdır. Ancak güçlü devlet, güçlü vatandaşla mümkündür. Vatandaşın hak ve özgürlüklerinin güvence altında olmadığı bir sistemin gerçek anlamda demokratik olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenle Türkiye'nin yeni anayasası, geçmişin darbe anlayışlarından ve vesayetçi zihniyetlerden tamamen arındırılmış, milli iradeyi esas alan, sivil, demokratik, özgürlükçü ve hukuk devleti ilkesini güçlendiren bir anayasa olmalıdır. YENİ ANAYASA GECİKTİRİLMEMELİDİR Türkiye'nin yeni ve sivil bir anayasaya ihtiyacı artık ertelenmemelidir. Bugün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetilen Türkiye'de, anayasal düzenin de yeni yönetim sistemiyle uyumlu ve açık bir şekilde yeniden ele alınması mümkündür. Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletimizin temsilcilerinin bulunduğu en önemli demokratik zemindir. Yeni anayasa çalışması da elbette Meclis'in öncülüğünde, toplumun bütün kesimlerinin görüşleri alınarak ve mümkün olan en geniş uzlaşma sağlanarak hazırlanmalıdır. Yeni anayasa bir siyasi partinin, bir hükümetin veya bir grubun anayasası olmamalıdır. Milletin anayasası olmalıdır. Dünyada yazılı ve yazısız anayasa örnekleri bulunmaktadır. İngiltere'nin anayasal sistemi bunun en bilinen örneklerinden biridir. Ancak anayasanın şekli kadar, onu uygulayanların hukuk ve demokrasi anlayışı da önemlidir. Dünyanın en iyi hazırlanmış anayasası bile kötü niyetli ellerde anlamını yitirebilir. Buna karşılık iyi niyetli, vatansever ve demokratik bir yönetim anlayışı; vatandaşın hak ve özgürlüklerini koruyan, adaleti ve hukuku esas alan bir yönetim ortaya koyabilir. Dolayısıyla mesele sadece anayasa metnini yazmak değildir. Asıl mesele, o anayasanın ruhuna uygun bir yönetim anlayışını da ortaya koyabilmektir. YENİ ANAYASA MİLLİ İRADEYİ ESAS ALMALI Türkiye'nin siyasi tarihinde uzun yıllar parlamenter sistem, koalisyon hükümetleri ve hükümet krizleri tartışılmıştır. Adnan Menderes'ten Turgut Özal'a, Alparslan Türkeş'ten Süleyman Demirel'e ve Necmettin Erbakan'a kadar birçok siyasi lider, Türkiye'nin daha güçlü ve istikrarlı bir yönetim sistemine kavuşması gerektiğini savunmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hayata geçirilmesi ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde mümkün olmuştur. Şimdi yapılması gereken, Türkiye'nin yönetim sisteminin anayasal çerçevesini de çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden değerlendirmektir. YENİ ANAYASA NASIL OLMALI? Yeni anayasa; Milli iradeyi esas almalı, İnsan haklarını ve temel özgürlükleri genişletmeli, Hukuk devletini güçlendirmeli, Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını güvence altına almalı, Devlet ile vatandaş arasındaki güveni güçlendirmeli, Hiçbir vatandaşın kendisini dışlanmış hissetmesine izin vermemeli, Etnik, mezhepsel veya siyasi farklılıkları çatışma nedeni olmaktan çıkarmalı, Türkiye'nin birlik ve beraberliğini güçlendirmeli, Gençlerin, kadınların, çocukların ve gelecek nesillerin haklarını güvence altına almalı, Demokratik siyasetin önünü açmalı, Terörün ve şiddetin her türünü reddeden güçlü bir hukuk düzeni oluşturmalıdır. En önemlisi de yeni anayasa, milletin ortak iradesini ve Türkiye'nin ortak geleceğini temsil etmelidir. Terörsüz Türkiye hedefi ile yeni anayasa hedefi birbirinden ayrı düşünülemez. Terörün sona erdiği, toplumsal barışın güçlendiği, kardeşliğin pekiştiği bir Türkiye'yi kalıcı hale getirmenin yolu; güçlü demokrasi, güçlü hukuk devleti ve vatandaşın temel haklarını güvence altına alan sivil bir anayasadan geçmektedir. Türkiye artık geçmişin darbeleriyle şekillenen anayasa tartışmalarını geride bırakmalıdır. Yeni anayasa; milletin iradesiyle, millet için ve milletin geleceği düşünülerek hazırlanmalıdır. Bu fırsat daha fazla geciktirilmemelidir. Türkiye'nin ihtiyacı kavga değil uzlaşmadır. Ayrışma değil kardeşliktir. Vesayet değil milli iradedir. Korku değil özgürlüktür. Terörsüz Türkiye için, güçlü demokrasi için, güçlü hukuk devleti için ve gelecek nesiller için sivil, milli ve özgürlükçü yeni bir anayasa artık bir tercih değil, Türkiye'nin temel ihtiyaçlarından biridir. Av. Mustafa Kuran Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE, SİVİL VE MİLLİ YENİ ANAYASA - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 07:11:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/terorsuz-turkiyeye-sivil-ve-milli-yeni-anayasa-102838-20260801.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/terorsuz-turkiyeye-sivil-ve-milli-yeni-anayasa-102838-20260801.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/terorsuz-turkiyeye-sivil-ve-milli-yeni-anayasa-102838-20260801.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Rektör Saltan: “Macaristan’da SDÜ’nün ismini duymak gurur verici”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-rektor-saltan-macaristanda-sdunun-ismini-duymak-gurur-verici-549.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-rektor-saltan-macaristanda-sdunun-ismini-duymak-gurur-verici-549.html</link>
                    <description><![CDATA[SDÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Saltan, üniversitenin uluslararası bilinirliğine dikkat çekerek, geçtiğimiz günlerde çalışma amacıyla gittiği Macaristan’da hem SDÜ’nün hem de kendi isminin biliniyor olmasından duyduğu memnuniyeti anlattı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Saltan, www.akturkhaber.com’a yaptığı açıklamada, SDÜ’nün akademik yapısı, öğrenci sayısı, tercih edilme oranı ve uluslararası bilinirliği hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. SDÜ’nün Türkiye’nin köklü ve prestijli üniversiteleri arasında yer aldığını belirten Saltan, üniversitenin yalnızca Türkiye’de değil, yurt dışında da bilinirliğinin yüksek olduğunu söyledi. “İLK KEZ GİTTİĞİM ÜLKEDE İSMİMİ BİLİYORLAR” Geçtiğimiz günlerde çeşitli çalışmalar gerçekleştirmek amacıyla Macaristan’a gittiğini anlatan Rektör Saltan, burada karşılaştığı durumun kendisini ayrıca mutlu ettiğini ifade etti. Saltan, ilk kez gittiği ve daha önce bulunmadığı bir ülkede hem Süleyman Demirel Üniversitesi’nin hem de kendi isminin biliniyor olmasının kendisi açısından gurur verici olduğunu belirtti. Bu durumun yalnızca şahsı açısından değil, Isparta ve SDÜ açısından da önemli olduğunu vurgulayan Saltan, üniversitenin uluslararası alandaki bilinirliğinin geldiği noktaya dikkat çekti. “ÖĞRENCİ SAYISINDAKİ DÜŞÜŞ İLGİNİN AZALDIĞI ANLAMINA GELMİYOR” SDÜ’nün geçmişte 100 bine yaklaşan öğrenci sayısının bugün 34 bine yakın seviyede bulunmasına da açıklık getiren Rektör Saltan, rakamlardaki değişimin üniversiteye yönelik ilginin azalması şeklinde yorumlanmaması gerektiğini söyledi. Isparta’da ikinci bir üniversite olarak Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nin kurulmasının ardından bazı öğrencilerin bu üniversiteye aktarılması, ikinci öğretimin kaldırılması ve bazı öğrencilerin kayıtlarının silinmesi gibi gelişmelerin öğrenci sayısındaki düşüşte etkili olduğunu belirten Saltan, SDÜ’nün halen yoğun biçimde tercih edildiğini ifade etti. Üniversitenin genel doluluk oranının yüzde 99,48 olduğunu açıklayan Saltan, bu oranın SDÜ’nün tercih edilirliğini ortaya koyduğunu vurguladı. 34 BİNE YAKIN ÖĞRENCİ, 77 LİSANS PROGRAMI 14 fakülte, 3 meslek yüksekokulu, 2 yüksekokul, konservatuvar ve 6 enstitüsü bulunan SDÜ, yaklaşık 34 bin öğrencisine eğitim hizmeti sunuyor. Üniversitede 77 lisans, 20 ön lisans, 118 yüksek lisans ve 64 doktora ile sanatta yeterlilik programı bulunuyor. Modern laboratuvarları, araştırma merkezleri, uygulama alanları ve 7 gün 24 saat hizmet veren Bilgi Merkezi ile SDÜ, öğrencilerine yalnızca akademik eğitim değil, kapsamlı bir üniversite deneyimi sunuyor. PROJE VE ARAŞTIRMADA DİKKAT ÇEKEN RAKAMLAR SDÜ’nün son dönemde öne çıkan alanlarından biri de öğrenci projeleri ve araştırma faaliyetleri. TÜBİTAK’ın 2209-A ve 2209-B programları kapsamında 2025 ve 2026 yıllarında SDÜ öğrencilerine ait toplam 461 proje yürütülüyor. SDÜ, TÜBİTAK 2209-A Programı’nın 2024/1 çağrı döneminde proje sayısı ve yüzde 53 kabul oranıyla Türkiye’de 17’nci sırada yer aldı. 2025 yılından 2026 yılı Temmuz ayına kadar ise 40 araştırma projesi TÜBİTAK, 20 araştırma projesi Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı tarafından desteklendi. ULUSLARARASI SIRALAMALARDA SDÜ SDÜ’nün akademik üretimi ve toplumsal katkı alanındaki çalışmaları ulusal ve uluslararası sıralamalarda da karşılık buluyor. 2025 UI GreenMetric sıralamasında dünyanın en yeşil kampüsleri arasında dünya genelinde 773’üncü, Türkiye’de 82’nci sırada yer alan SDÜ, URAP 2025-2026 Dünya Üniversite Sıralaması’nda dünya genelinde 1634’üncü oldu. SDÜ, Türkiye’deki devlet üniversiteleri arasında 34’üncü, tüm üniversiteler arasında ise 42’nci sırada yer aldı. Times Higher Education Impact Rankings 2026 sonuçlarında da SDÜ dünya genelinde 801-1000 bandında yer aldı. SPORDAN SOSYAL YAŞAMA GÜÇLÜ KAMPÜS SDÜ, akademik faaliyetlerinin yanı sıra güçlü kampüs imkânlarıyla da öğrencilerine geniş bir yaşam alanı sunuyor. Doğu ve Batı Yerleşkelerinde 42 bin metrekarenin üzerinde alana yayılan spor tesisleri; yüzme, basketbol, voleybol, hentbol, fitness, tırmanma, badminton, squash ve bilardo gibi çok sayıda branşta öğrencilere hizmet veriyor. Erasmus ve diğer değişim programları, öğrenci toplulukları, kültür-sanat faaliyetleri, kısmi zamanlı çalışma imkânları, burs ve yemek destekleri ile 7 gün 24 saat güvenlik hizmetleri de üniversitenin öğrenci odaklı yapısını güçlendiriyor. Rektör Mehmet Saltan’ın Macaristan örneği üzerinden verdiği mesaj ise SDÜ’nün Isparta sınırlarını aşan bilinirliğini ortaya koyması bakımından dikkat çekiyor. Bir Isparta üniversitesinin ve rektörünün, ilk kez gidilen bir ülkede dahi tanınıyor olması, kent adına da üniversite adına da önemli bir gurur tablosu olarak öne çıkıyor. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/egitim-haberleri">Eğitim</category><dc:creator><![CDATA[Rektör Saltan: “Macaristan’da SDÜ’nün ismini duymak gurur verici” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:27:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/rektor-saltan-macaristanda-sdunun-ismini-duymak-gurur-verici-183139-20260731.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/rektor-saltan-macaristanda-sdunun-ismini-duymak-gurur-verici-183139-20260731.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/rektor-saltan-macaristanda-sdunun-ismini-duymak-gurur-verici-183139-20260731.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MİRYOKEFALON İÇİN BİLİMSEL ATAK: SDÜ ARAŞTIRMA MERKEZİ KURUYOR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-miryokefalon-icin-bilimsel-atak-sdu-arastirma-merkezi-kuruyor-548.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-miryokefalon-icin-bilimsel-atak-sdu-arastirma-merkezi-kuruyor-548.html</link>
                    <description><![CDATA[*Miryokefalon Zaferi’nin bilimsel olarak araştırılması için SDÜ bünyesinde araştırma merkezi kurulması yönünde çalışma başlatıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 1176 Miryokefalon Zaferi’nin tarihî gerçekliğinin ortaya çıkarılması ve savaşın gerçekleştiği bölgenin bilimsel veriler ışığında belirlenmesine yönelik çalışmalar yeni bir boyut kazanıyor.

1176 Isparta Miryokefalon Zafer Derneği Başkanı Mehmet Ali Çelik, beraberinde Müslüm Aktürk ve Sezai Önal ile birlikte Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Saltan’ı ziyaret etti.

Ziyarette Miryokefalon Zaferi’nin tarihsel önemi, savaşın gerçekleştiği bölgenin bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi, Eğirdir Gölü’nün altında bulunduğu değerlendirilen tarihi köprünün araştırılması ve bu çalışmaların akademik bir çatı altında yürütülmesi konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.

“BU SAMİMİ ÇALIŞMA İLGİMİZİ ÇEKTİ”

SDÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Saltan, heyetin yürüttüğü çalışmanın üniversitenin dikkatini çektiğini belirterek, Miryokefalon konusunda özel bir araştırma merkezi kurulması yönünde karar aldıklarını açıkladı.

Saltan, “Bu samimi çalışma ilgimizi çekti. Biz de araştırma merkezi kurmaya karar verdik. Araştırma merkezi insan, tarih ve toplum bilimlerini ilgilendiriyor. Araştırma merkezi kurmamızın uygun olduğuna karar verdik” dedi.

YÖNETMELİK ÇALIŞMASI BAŞLATILDI

Araştırma merkezinin kurulması için gerekli çalışmaların başlatıldığını ifade eden Rektör Saltan, kuruluş sürecinin yönetmelik çerçevesinde yürütüldüğünü söyledi.

Saltan, “Merkezin kurulması için dekanımız Bilge Hürümüzlü hocamız yönetmeliğini başlattılar. Merkezlerin kurulumu yönetmelikle oluyor ve YÖK’e ileteceğiz” ifadelerini kullandı.

GÖLÜN ALTINDAKİ KÖPRÜ ARAŞTIRILACAK

SDÜ’nün kuracağı araştırma merkezinin üzerinde duracağı en önemli konulardan biri, Eğirdir Gölü’nün suları altında kaldığı değerlendirilen ve Miryokefalon Savaşı’nın yerinin tespit edilmesinde önem taşıyan köprü olacak.

Rektör Saltan, “Eğirdir Gölü’ndeki su altında kalan ve Miryokefalon Savaşı’nın tescilinde önemli olan köprünün var olup olmadığını tespit etmek için çalışacağız. Üniversite olarak iyi bir cihaz altyapısına sahibiz” diyerek, araştırmanın bilimsel yöntemlerle yürütüleceğini ifade etti.

ÇELİK: “BU BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR ADIM”

1176 Isparta Miryokefalon Zafer Derneği Başkanı Mehmet Ali Çelik ise SDÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Saltan’ın konuya gösterdiği ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Çelik, uzun süredir Miryokefalon Zaferi’nin gerçek yerinin bilimsel verilerle ortaya çıkarılması ve zaferin Türkiye kamuoyunda hak ettiği yere taşınması için çalışma yürüttüklerini belirterek, üniversitenin sürece dahil olmasının kendileri açısından son derece önemli olduğunu söyledi.

Çelik, “Bizim için en önemli konu, Miryokefalon Zaferi’nin tarihî gerçekliğinin bilimsel olarak ortaya konulmasıdır. Üniversitemizin bu konuya sahip çıkması ve araştırma merkezi kurulması yönünde adım atması bizleri son derece memnun etti” dedi.

“MİRYOKEFALON TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNE TAŞINMALI”

Çelik, Miryokefalon Zaferi’nin Isparta ile sınırlı bir konu olmadığını, Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olduğunu vurgulayarak, yapılacak bilimsel çalışmaların ardından zaferin ülke gündemine taşınması gerektiğini söyledi.

Çelik, “Bizim arzumuz, bilimsel gerçeklerin ortaya konulması ve bunun ardından Miryokefalon Zaferi’nin Türkiye’nin gündemine taşınarak hak ettiği şekilde ve coşkuyla kutlanmasıdır. Bunun için üniversitemizle, bilim insanlarımızla ve ilgili bütün kurumlarla iş birliği yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

BİLİMSEL ÇALIŞMA TARİHİ GERÇEĞİ AYDINLATACAK

SDÜ’nün araştırma merkezi kurma kararı, 1176 Miryokefalon Zaferi’nin yerinin ve tarihsel gerçekliğinin bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Özellikle Eğirdir Gölü altında bulunduğu ileri sürülen köprünün tespit edilmesi, savaşın gerçekleştiği güzergâh ve bölgeye ilişkin tartışmalara da yeni bir boyut kazandırabilecek.

Dernek tarafından yürütülen çalışmalar ile SDÜ’nün akademik ve teknik imkânlarının buluşması, Miryokefalon Zaferi’nin bilimsel olarak araştırılması ve tarihsel gerçeklerin ortaya çıkarılması adına önemli bir iş birliği zemini oluşturuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[MİRYOKEFALON İÇİN BİLİMSEL ATAK: SDÜ ARAŞTIRMA MERKEZİ KURUYOR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/miryokefalon-icin-sduden-guclu-mesaj-uzerimize-duseni-yapmaya-haziriz-161145-20260731.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/miryokefalon-icin-sduden-guclu-mesaj-uzerimize-duseni-yapmaya-haziriz-161145-20260731.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/miryokefalon-icin-sduden-guclu-mesaj-uzerimize-duseni-yapmaya-haziriz-161145-20260731.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ISPARTA’NIN GURURU VALİLİKTE BULUŞTU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ispartanin-gururu-valilikte-bulustu-547.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ispartanin-gururu-valilikte-bulustu-547.html</link>
                    <description><![CDATA[LGS Türkiye birincisi Onur Çiftçi ile YKS’de Türkiye genelinde ilk 1000’e giren 20 öğrenci, Isparta Valisi Abdullah Erin tarafından Valilikte ağırlandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Isparta Valisi Abdullah Erin, Liselere Geçiş Sistemi’nde (LGS) 500 tam puan alarak Türkiye birincisi olan Onur Çiftçi ile Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) Türkiye genelinde ilk 1000’e giren 20 öğrenciyi Valilikte misafir etti. Başarılarıyla Isparta’ya büyük gurur yaşatan öğrencileri tebrik eden Vali Erin, gençlerin elde ettiği derecelerin yalnızca aileleri ve öğretmenleri için değil, tüm Isparta için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. “YARININ TÜRKİYE’SİNİ İNŞA EDECEKLER” Öğrencilerin azim, disiplin, gayret ve inancın en güzel temsilcileri olduğunu ifade eden Vali Erin, gençlerin gelecekte Türkiye’nin bilim, ilim, teknoloji, sanat ve edebiyat alanlarındaki gelişimine önemli katkılar sağlayacağına dikkat çekti. Erin, “Elde ettikleri başarılarla yalnızca ailelerini ve öğretmenlerini değil, tüm Isparta’mızı gururlandıran gençlerimiz; yarının Türkiye’sinde bilimde, ilimde, teknolojide, sanatta ve edebiyatta ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacak en kıymetli hazinemizdir” ifadelerini kullandı. AİLELERE VE ÖĞRETMENLERE TEŞEKKÜR Bu anlamlı başarıların arkasında ailelerin ve öğretmenlerin büyük emeği bulunduğunu vurgulayan Vali Erin, öğrencilerin yetişmesinde fedakârlık gösteren aileleri ve eğitimcileri de tebrik etti. Erin, “Rabbim yollarını ve bahtlarını açık eylesin. Evlatlarımızın başarılarının daim olmasını diliyor, her birini gönülden kutluyorum” sözleriyle öğrencilerin başarılarının devamını diledi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/egitim-haberleri">Eğitim</category><dc:creator><![CDATA[ISPARTA’NIN GURURU VALİLİKTE BULUŞTU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:49:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartanin-gururu-valilikte-bulustu-145219-20260731.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartanin-gururu-valilikte-bulustu-145219-20260731.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartanin-gururu-valilikte-bulustu-145219-20260731.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[CUMA: BİR GÜN DEĞİL, BİR MEDENİYETİN İNŞASI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-cuma-bir-gun-degil-bir-medeniyetin-insasi-546.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-cuma-bir-gun-degil-bir-medeniyetin-insasi-546.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; 

(Cuma Suresi, 9. Ayet )

Tarih boyunca milletleri ayakta tutan yalnızca orduları, ekonomileri veya görkemli şehirleri olmamıştır. Bir milleti asıl güçlü kılan; ortak değerleri, inancı, adalet anlayışı ve toplumsal dayanışmasıdır. İşte İslam medeniyetinin asırlardır diri tuttuğu bu ortak ruhun en güçlü tezahürlerinden biri Cuma günüdür.

Cuma, haftanın diğer günlerinden farklı olarak yalnızca belirli bir vakitte kılınan namazın adı değildir. O; insanın kendisini muhasebeye çektiği, dünyevî meşguliyetlerinden sıyrılarak Rabbine yöneldiği, kardeşlik hukukunu yeniden hatırladığı ve toplumla manevi bağlarını kuvvetlendirdiği müstesna bir gündür. Kur’an-ı Kerim’de adına müstakil bir sûre bulunan tek gün olması bile onun İslam düşüncesindeki eşsiz yerini göstermeye yeterlidir.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ise, “Üzerine güneş doğan en hayırlı gün Cuma günüdür.”(Müslim Cum’a, 18)) buyurarak bu günün faziletini açıkça ifade etmiştir. Yine hadis kaynaklarında Hz. Âdem’in yaratılışı, cennete girişi ve yeryüzüne indirilişiyle ilgili rivayetler de Cuma gününün manevi değerini pekiştirmektedir.

Ancak Cuma’nın anlamı yalnızca bireysel ibadetle sınırlı değildir. Tarihe baktığımızda, özellikle Osmanlı Devleti bu mübarek günü bir medeniyet anlayışına dönüştürmüş; dinî, sosyal ve siyasî hayatın merkezine yerleştirmiştir.

Osmanlı’da Cuma günü, devlet ile millet arasındaki bağın en güçlü şekilde hissedildiği gündü. Padişahın halkın arasından geçerek cuma namazına gitmesi, tarihimize Cuma Selamlığı adıyla geçen önemli bir devlet geleneğiydi. Bu merasim yalnızca dinî bir vazifenin yerine getirilmesi değil; hükümdarın halkıyla buluştuğu, devletin şeffaflığını ve meşruiyetini gösterdiği sembolik bir buluşmaydı.

Tarihçi Halil İnalcık, Osmanlı siyasal kültürünü incelerken hükümdarın meşruiyetinin yalnızca askerî güçten değil, toplumun kabulünden ve İslam hukukunun çizdiği çerçeveden beslendiğini ifade eder. Bu yönüyle Cuma Selamlığı, devletin halk karşısındaki görünürlüğünün ve sorumluluğunun da önemli bir göstergesiydi.

Cuma günleri halk, arzuhallerini doğrudan padişaha sunabilirdi. Haksızlığa uğrayan bir vatandaş, bir memurun zulmünü veya çözüm bekleyen bir meselesini dilekçeyle hükümdara ulaştırma imkânı bulurdu. Bu uygulama, Osmanlı’nın “adalet dairesi” anlayışının somut örneklerinden biriydi. Devletin büyüklüğü yalnızca fetihlerle değil, mazlumun sesini duyabilme kudretiyle ölçülürdü.

Osmanlı şehirlerinde cuma namazı öncesinde çarşılar sessizleşir, dükkânlar kapanır, insanlar camilere akın ederdi. Zengin ile fakir, âlim ile esnaf, asker ile tüccar aynı safta omuz omuza durur; hiçbir makam veya servet üstünlüğü kalmazdı. O saf, insanlığın eşitliğini en güzel anlatan tablolardan biriydi. Camiler ise yalnızca ibadet edilen mekânlar değildi. Etraflarında medreseler, imarethaneler, kütüphaneler, şifahaneler ve vakıf eserleri yükselirdi. Böylece cami, sadece dinî hayatın değil; ilmin, sosyal yardımlaşmanın, eğitimin ve şehir kültürünün merkezi hâline gelirdi. Tarihçi İlber Ortaylı, Osmanlı şehir yapısını değerlendirirken cami merkezli şehirleşmenin toplumun birlik ve dayanışmasına büyük katkı sağladığını vurgular. Bir diğer önemli unsur ise hutbelerdi. Günümüzde iletişim araçları saniyeler içinde milyonlara ulaşırken, Osmanlı döneminde hutbeler toplumun ortak vicdanına seslenen en güçlü kürsülerdi. Hutbelerde yalnızca dinî bilgiler değil; adalet, dürüstlük, kul hakkı, yardımlaşma, aile, komşuluk ve toplumsal sorumluluk gibi temel değerler anlatılırdı. Aynı zamanda devleti ilgilendiren önemli gelişmeler de hutbeler aracılığıyla halka duyurulurdu. Bu yönüyle hutbe, dinî olduğu kadar sosyal bir eğitim kurumu niteliği taşıyordu.&nbsp;

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde tasvir edilen cuma günleri, Osmanlı şehirlerinin ruhunu anlamamız açısından oldukça kıymetlidir. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan hareketlilik, camilere yönelen kalabalıklar, çarşıların ezanla birlikte sessizliğe bürünmesi ve ardından yeniden canlanan hayat.. Bunlar yalnızca tarihî ayrıntılar değil, bir medeniyetin günlük yaşama yansıyan değerleridir.&nbsp;&nbsp;

Bugün modern hayatın hızlı temposu içerisinde Cuma’yı bazen sadece haftanın son iş günü veya kısa bir ibadet vakti olarak görüyoruz. Oysa Cuma, insana yavaşlamayı, düşünmeyi ve kendisiyle yüzleşmeyi öğreten ilahî bir davettir. Kırgınlıkların sona erdiği, anne-babanın gönlünün alındığı, komşunun hâlinin sorulduğu, yoksulun gözetildiği ve gönüllerin birbirine yaklaştığı gündür.&nbsp; &nbsp;
Sosyolojik açıdan bakıldığında Cuma namazı, toplumsal bütünleşmenin en güçlü kurumlarından biridir. Aynı inanç etrafında toplanan bireyler arasında güven duygusunu artırır, ortak kimliği güçlendirir ve toplumsal dayanışmayı canlı tutar. Güçlü toplumlar yalnızca ekonomik başarıyla değil; ortak değerlerini yaşatabilme iradesiyle ayakta kalırlar. Bugün bize düşen görev, Cuma’nın ruhunu yalnızca camilerde değil; hayatımızın her alanında yaşatmaktır. Adalette, ticarette, aile hayatında, eğitimde, komşuluk ilişkilerinde ve insan onuruna verdiğimiz değerde Cuma’nın mesajını hissedebiliyorsak, işte o zaman bu mübarek günün gerçek anlamını idrak etmiş oluruz.&nbsp; 

Çünkü Cuma, yalnızca haftanın en mübarek günü değildir..Cuma; adaletin merhametle buluştuğu, insanın Rabbiyle ve toplumuyla yeniden sözleşme yaptığı, bir medeniyetin kalbidir.

Doç. Drr. Yüksel Turğut Akın
Sosyologg-Pedagog - Araştırmacı Yazar, Doğu ve Güneydoğu Kültür ve Sanat Derneği Kadın Kolları Genel Başkanı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/asayis-haberleri">Asayiş</category><dc:creator><![CDATA[CUMA: BİR GÜN DEĞİL, BİR MEDENİYETİN İNŞASI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:27:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cuma-bir-gun-degil-bir-medeniyetin-insasi-143401-20260731.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cuma-bir-gun-degil-bir-medeniyetin-insasi-143401-20260731.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cuma-bir-gun-degil-bir-medeniyetin-insasi-143401-20260731.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÖZÇINAR: "GIDA GÜVENLİĞİ VE İKLİM KRİZİYLE MÜCADELE ORTAK AKILLA MÜMKÜN"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ozcinar-gida-guvenligi-ve-iklim-kriziyle-mucadele-ortak-akilla-mumkun-545.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ozcinar-gida-guvenligi-ve-iklim-kriziyle-mucadele-ortak-akilla-mumkun-545.html</link>
                    <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği Başkanı Mahmut Özçınar, Konya'daki UCLG-MEWA toplantısında iklim krizi, gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım konusunda yerel yönetimlere ortak hareket çağrısı yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği Başkanı, Güzelyurt Belediye Başkanı, UCLG-MEWA Eş Başkanı ve Çevre Komitesi Eş Başkanı Mahmut Özçınar, Konya'da düzenlenen UCLG-MEWA İnovasyon ve Gıda Sistemleri Forumu kapsamında gerçekleştirilen Gıda ve Tarım Çalışma Grubu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iklim krizi, su yönetimi ve gıda güvenliği konularında yerel yönetimlerin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Konya'da düzenlenen UCLG-MEWA İnovasyon ve Gıda Sistemleri Forumu kapsamında gerçekleştirilen Gıda ve Tarım Çalışma Grubu Toplantısı'nda konuşan Mahmut Özçınar, kentlerin geleceği, iklim krizine karşı toplumsal dayanıklılık ve doğal kaynakların korunmasının yerel yönetimlerin en önemli sorumluluk alanlarından biri haline geldiğini söyledi.

"HİÇBİR BELEDİYE BU SORUNLARLA TEK BAŞINA MÜCADELE EDEMEZ"

İklim değişikliği, su kıtlığı ve gıda güvenliği gibi küresel sorunların sınır tanımadığına dikkat çeken Özçınar, hiçbir şehir ya da belediyenin bu sorunlarla tek başına mücadele edemeyeceğini belirtti.

UCLG-MEWA bünyesinde oluşturulan Gıda ve Tarım Çalışma Grubu'nun belediyeler arasında bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirdiğini ifade eden Özçınar, iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması ve ortak projelerin geliştirilmesi açısından bu platformun büyük önem taşıdığını dile getirdi.

"YEREL ÜRETİMİ DESTEKLEYEN POLİTİKALAR GELİŞTİRMELİYİZ"

Yerel yönetimlerin üreticiyi destekleyen, doğal kaynakları koruyan ve sürdürülebilir tarımı önceleyen politikalar geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Özçınar, şöyle konuştu:

"Yerel yönetimler olarak üreticiyi destekleyen, doğal kaynakları koruyan, suyun verimli kullanımını teşvik eden, gıda israfını azaltan, yerel üretimi güçlendiren ve vatandaşlarımızın sağlıklı, güvenilir gıdaya erişimini kolaylaştıran politikaları hayata geçirmek zorundayız."

"GÜZELYURT DOĞU AKDENİZ'İN ÖNEMLİ TARIM MERKEZLERİNDEN BİRİ"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni temsil etmekten gurur duyduğunu ifade eden Özçınar, Güzelyurt'un ülkenin en verimli tarım ovalarından birine sahip olduğunu söyledi.

Özellikle narenciye üretimiyle uluslararası alanda tanınan Güzelyurt'un portakal, mandalina, limon ve greyfurt üretiminde önemli bir merkez olduğuna dikkat çeken Özçınar, sebzecilik, seracılık ve tarımsal çeşitliliğin de bölgesel gıda güvenliğine önemli katkı sağladığını belirtti.

Tarımın Güzelyurt için yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını ifade eden Özçınar, bunun aynı zamanda kültürel kimliğin, sosyal yaşamın ve yerel kalkınma anlayışının temel unsurlarından biri olduğunu kaydetti.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE ÇEVRE VURGUSU

Güzelyurt Belediyesi olarak çevresel sürdürülebilirliği esas alan projeleri kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Özçınar, tarım alanlarının korunması, yeşil alanların artırılması, çevre bilincinin yaygınlaştırılması, atık yönetiminin geliştirilmesi ve iklim değişikliğine uyum sağlayacak uygulamaların öncelikli çalışma alanları arasında yer aldığını söyledi.

ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI

Konuşmasının sonunda belediyeler arasındaki uluslararası iş birliklerinin önemine dikkat çeken Özçınar, akıllı tarım uygulamaları, su yönetimi, iklim dostu üretim modelleri, döngüsel ekonomi, kırsal kalkınma ve gıda israfının azaltılması gibi alanlarda geliştirilecek ortak projelerin hem bölgenin hem de dünyanın geleceğine önemli katkılar sunacağını ifade etti.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[ÖZÇINAR: "GIDA GÜVENLİĞİ VE İKLİM KRİZİYLE MÜCADELE ORTAK AKILLA MÜMKÜN" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 09:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ozcinar-gida-guvenligi-ve-iklim-kriziyle-mucadele-ortak-akilla-mumkun-121551-20260730.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ozcinar-gida-guvenligi-ve-iklim-kriziyle-mucadele-ortak-akilla-mumkun-121551-20260730.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ozcinar-gida-guvenligi-ve-iklim-kriziyle-mucadele-ortak-akilla-mumkun-121551-20260730.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[NADİR ÖNGÖREN: "TÜRKİYE İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-nadir-ongoren-turkiye-icin-calismaya-devam-edecegiz-544.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-nadir-ongoren-turkiye-icin-calismaya-devam-edecegiz-544.html</link>
                    <description><![CDATA[Gelecek Partisi Isparta İl Başkanı Nadir Öngören, partisinin aldığı fesih kararına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gelecek Partisi Isparta İl Başkanı Nadir Öngören, Genel Başkan Ahmet Davutoğlu'nun liderliğinde 2019 yılında kurulan Gelecek Partisi'nin fesih kararı aldığını açıkladı. Öngören, olağanüstü kongreye kadar il başkanlığı görevini sürdüreceğini belirterek birlikte görev yaptığı tüm teşkilat mensuplarına teşekkür etti.

Gelecek Partisi Isparta İl Başkanı Nadir Öngören, partisinin aldığı fesih kararına ilişkin yaptığı açıklamada, Genel Başkan Ahmet Davutoğlu liderliğinde 2019 yılında kurulan Gelecek Partisi'nin bugün itibarıyla fesih kararı aldığını ifade etti.

"DAVUTOĞLU'NUN ÇİZDİĞİ VİZYON DOĞRULTUSUNDA YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ"

Yaklaşık yedi yıllık süreç boyunca partinin çeşitli kademelerinde büyük bir onurla görev yaptığını belirten Öngören, şu ifadeleri kullandı:

"Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Sayın Ahmet Davutoğlu'nun ifade ettiği anlayış doğrultusunda Türkiye için düşünmeye, çalışmaya, üretmeye ve konuşmaya devam edeceğim."

"OLAĞANÜSTÜ KONGREYE KADAR GÖREVİMİ SÜRDÜRECEĞİM"

Ağustos ayında gerçekleştirilecek olağanüstü kongreye kadar Gelecek Partisi Isparta İl Başkanlığı görevini, Genel Başkan Ahmet Davutoğlu'nu temsil etme sorumluluğuyla sürdüreceğini kaydeden Öngören, birlikte görev yaptığı tüm teşkilat mensuplarına teşekkür etti.

Öngören açıklamasını, "Birlikte çalıştığım tüm arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Hepsine hakkımı helal ediyor, varsa haklarını helal etmelerini diliyorum." sözleriyle tamamladı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[NADİR ÖNGÖREN: "TÜRKİYE İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 08:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/nadir-ongoren-turkiye-icin-calismaya-devam-edecegiz-115653-20260730.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/nadir-ongoren-turkiye-icin-calismaya-devam-edecegiz-115653-20260730.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/nadir-ongoren-turkiye-icin-calismaya-devam-edecegiz-115653-20260730.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[OTİZMDEKİ ARTIŞ VE MUTFAKLARIMIZDAKİ SESSİZ DEĞİŞİM]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-otizmdeki-artis-ve-mutfaklarimizdaki-sessiz-degisim-543.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-otizmdeki-artis-ve-mutfaklarimizdaki-sessiz-degisim-543.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Son yıllarda Otizm Spektrum Bozukluğu tanılarında dikkat çekici bir artış yaşandığı görülüyor. Elbette bu artışta tanı yöntemlerinin gelişmesinin, toplumsal farkındalığın yükselmesinin ve sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşmasının önemli bir payı vardır. Ancak ben, meselenin yalnızca tanı sistemlerindeki değişikliklerle açıklanmasının yeterli olmadığını düşünüyorum.

Çünkü aynı dönemlerde yalnızca sağlık alanındaki ölçütler değişmedi. Beslenme alışkanlıklarımız, tükettiğimiz gıdalar, mutfak kültürümüz ve yemek pişirme biçimlerimiz de büyük ölçüde değişti. Geleneksel mutfaklarımızda kullanılan bakır, kalaylı bakır, toprak ve döküm kapların yerini zamanla paslanmaz çelik ve farklı metal alaşımlarından üretilen tencereler aldı.

Bu noktada şu soruyu sormamız gerektiğine inanıyorum:

Çelik tencerelerin ve diğer endüstriyel pişirme kaplarının yaygınlaşmasıyla otizm tanılarındaki artış arasında araştırılması gereken bir bağlantı olabilir mi?

Burada kesin bir hüküm vermiyorum. “Çelik tencereler otizme neden olur” demiyorum. Ancak aynı dönemlerde belirginleşen bu iki toplumsal değişimin bilimsel olarak karşılaştırılmasının ve araştırılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.

Çünkü pişirme kapları yalnızca yemeği ısıtan sıradan mutfak gereçleri değildir. Tencerenin üretildiği malzeme, alaşımın içeriği, üretim kalitesi, kullanım süresi, yüzeyindeki çizilme ve aşınmalar, maruz kaldığı sıcaklık ve pişirilen gıdanın asitlik düzeyi, bazı maddelerin gıdaya geçiş miktarını etkileyebilir.

Özellikle domates, limon ve sirke gibi asitli besinlerin yüksek sıcaklıkta ve uzun süre pişirilmesi, kullanılan kabın yapısına bağlı olarak metal geçişini artırabilir. Bu nedenle bir tencereyi yalnızca “çelik”, olarak adlandırmak yeterli değildir. Asıl önemli olan ürünün kalitesi, üretim standardı, içeriği ve zaman içinde ne ölçüde yıprandığıdır.

İnsan vücudunda demir, bakır, çinko, magnezyum ve kalsiyum gibi doğada ve toprakta bulunan çeşitli elementler ve mineraller vardır. Bunların bazıları sağlıklı bir yaşam için gereklidir. Ancak çelik, doğada tek başına bulunan bir element değil; başta demir olmak üzere karbon, krom ve nikel gibi farklı maddelerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan endüstriyel bir alaşımdır.

Bu gerçek tek başına çeliğin zararlı olduğunu kanıtlamaz. Ancak çelik alaşımında bulunan maddelerin hangi koşullarda ve ne kadarının gıdaya geçtiğinin daha kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini gösterir. Aynı şekilde bakırın vücut için gerekli bir eser element olması da her bakır kabın koşulsuz biçimde güvenli olduğu anlamına gelmez. Kalaysız veya aşınmış bakır kaplar ile standart dışı toprak ve seramik ürünler de risk oluşturabilir.

Dolayısıyla amacım geçmişte kullanılan her ürünü yararlı, günümüzde kullanılan her ürünü zararlı ilan etmek değildir. Benim dikkat çekmek istediğim asıl konu, günlük yaşamda sürekli maruz kaldığımız ve çoğu zaman hiç sorgulamadığımız çevresel unsurlardır.

Ağır metallerin ve çevresel toksinlerin gelişmekte olan sinir sistemi üzerindeki etkileri uzun yıllardır araştırılmaktadır. Kurşun, cıva, arsenik ve kadmiyum gibi maddelerin nörogelişim açısından risk oluşturabileceği bilinmektedir.

O hâlde pişirme gereçlerinden kaynaklanabilecek uzun süreli ve düşük doz metal maruziyetinin de nörogelişim araştırmalarına dâhil edilmesi gerekmez mi?

Ben bunun üzerinde durulması gereken ciddi bir halk sağlığı sorusu olduğuna inanıyorum.

Otizmli çocukların yaşadığı evlerde kullanılan pişirme gereçleriyle otizm tanısı bulunmayan çocukların yaşadığı evlerde kullanılan kaplar karşılaştırılabilir. Tencerelerin malzemesi, yaşı, üretim standardı, alaşım içeriği, çizilme durumu ve kullanım biçimi kayıt altına alınabilir.

Bu kaplarda hazırlanan yemeklerdeki metal miktarları ölçülebilir. Elde edilen sonuçlar, çocukların kan ve idrar değerleriyle birlikte değerlendirilebilir. Elbette genetik yatkınlık, annenin gebelik dönemindeki maruziyetleri, beslenme biçimi, yaşanılan çevre ve diğer çevresel etkenler de araştırmaya dâhil edilmelidir.

Belki yapılacak araştırmalar sonucunda anlamlı bir bağlantı bulunmayacaktır. Belki de bugüne kadar yeterince üzerinde durulmayan önemli bir çevresel faktör ortaya çıkarılacaktır.

Bilim yalnızca bilinen cevapları tekrarlayarak gelişmez. Bilim, başkalarının sormadığı soruları cesaretle sormak ve ortaya konulan hipotezleri tarafsız yöntemlerle sınamakla ilerler.

Ben, çelik tencerelerin ve diğer endüstriyel pişirme gereçlerinin yaygınlaşmasıyla otizm tanılarındaki artış arasındaki zamansal paralelliğin göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu bir suçlama değildir.

Bu, kesinleşmiş bir bilimsel sonuç da değildir.

Bu yazı; bilim insanlarına, sağlık kuruluşlarına, üniversitelere ve araştırmacılara yöneltilmiş samimi bir araştırma çağrısıdır.

Çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda, mutfağımızdaki en sıradan görünen ayrıntıları dahi sorgulamak zorundayız. Kaliteli, güvenilir ve sağlık standartlarına uygun ürünler kullanmak hepimizin sorumluluğudur.

Çünkü bazen büyük soruların yanıtları, hayatımızın en sıradan köşelerinde saklı olabilir.

&nbsp;

Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın

Sosyolog - Pedagog —Araştırmacı Yazar
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[OTİZMDEKİ ARTIŞ VE MUTFAKLARIMIZDAKİ SESSİZ DEĞİŞİM - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 08:39:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/otizmdeki-artis-ve-mutfaklarimizdaki-sessiz-degisim-114252-20260730.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/otizmdeki-artis-ve-mutfaklarimizdaki-sessiz-degisim-114252-20260730.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/otizmdeki-artis-ve-mutfaklarimizdaki-sessiz-degisim-114252-20260730.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇEVRE BASKISI GÖLGESİNDE ANNELİK]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-cevre-baskisi-golgesinde-annelik-542.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-cevre-baskisi-golgesinde-annelik-542.html</link>
                    <description><![CDATA[Sena Ertürk annelik konusunu yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Merhaba, ben&nbsp;Sena. Gazeteci babanın Telekomcu annenin 4’ünce ve son çocuğuyum. Halihazırda evlat, eş, kardeş ve bir yıldır anne gibi vasıflarım var. Teoride de coğrafya öğretmeniyim. Babam gazeteci olduğu için lisede hep deneme yazıları yazdım. Yazarken çok mutluydum çünkü balık burcu olarak hayalperest olmak beni geniş bir düşünce havuzuna sokuyor. Yapı olarak da genelde yalnızlığı sevdiğim için “düşüncelilik” kaçınılmaz oluyor.

Uzun zamandır bir şeyler karalamadığımı ve ihtiyaç hissettiğimi fark ettim. Hem içimi dökmek hem de katkı sunmak istiyorum. Bu yüzden beni en meşgul eden konuyla giriş yapmak istiyorum; annelik.

Demiştim ya henüz bir yıllık taze anneyim. Dünyalar tatlısı bir oğlum var. Z kuşağı annenin beta oğlu…

Bu yazımda annelikte en çok zorlandığım şeylerden birine değinmek istiyorum; Çevre.

Doğum sonrası duygusal ve hormonal değişimler, bebek bakımı, kimlik karmaşası vs bile çevreden sonra geliyor. Çünkü yeni bir annenin algıları hiç olmadığı kadar açık oluyor ve çevre denilen zât kendini haklı görerek konuşuyor…

Bir anneye en ağır gelen şey, kendi vicdanından sonra başkalarının sözleridir dostlar.

Bir kadın anne olduğunda yalnızca bir çocuk dünyaya gelmez.

Aynı anda yeni bir kimlik doğar.

Daha önce hiç tanımadığı duygular, korkular, kaygılar ve tarifsiz bir sorumluluk hissi de onunla birlikte hayata gözlerini açar.

Anne olduğu ilk günden itibaren artık hiçbir karar eskisi kadar basit değildir. Çocuğunun üzerine örttüğü battaniyeden yediği ilk lokmaya, uyuduğu saatten giydiği çorabın kalınlığına kadar her ayrıntı, zihninde onlarca kez tartılır.

“Acaba üşür mü?”

“Acaba çok mu kalın giydirdim?”

“Yeterince doydu mu?”

“Bugün onunla yeterince ilgilenebildim mi?”

Belki de anneliğin en görünmeyen yanı budur.

Dışarıdan güçlü görünen kadınların içinde, durmaksızın konuşan bir vicdan vardır.

Çünkü anneler, çocuklarını herkesten önce kendilerine emanet bilirler.

Bu yüzden en büyük eleştiriyi çoğu zaman kendilerine yaparlar.

Fakat ne yazık ki o iç ses, hiçbir zaman yalnız kalmaz.

Bir süre sonra etrafındaki herkes konuşmaya başlar.

“Çocuğa neden çorap giydirmedin?”

“Bu havada böyle mi dolaştırılır?”

“Neden bu kadar kalın giydirdin, çocuk ter içinde.”

“Kucağına çok alıştırıyorsun.”

“Bırak biraz ağlasın.”

&nbsp;“Neden mama vermiyorsun?”

“Neden mama veriyorsun?”

“Neden yürümüyor?”

“Neden konuşmuyor?”

Sanki annelik, herkesin yorum yapma hakkına sahip olduğu ortak bir alanmış gibi…

Oysa kimse, o annenin gecenin üçünde ateş ölçerken yaşadığı korkuyu bilmiyor.

Kimse sabaha kadar uyumayan bir bebeğin ardından gün boyu ayakta kalmaya çalışan kadının yorgunluğunu görmüyor.

Kimse banyoda sessizce ağladığı dakikaları bilmiyor.

Kimse “Bugün iyi bir anne olamadım galiba.” diyerek vicdan azabı çektiği gecelere şahit olmuyor.

Çünkü annelik, dışarıdan bakıldığında görünenin çok ötesinde bir emektir.

Bir çocuk büyütmek yalnızca onu beslemek değildir.

Onun güven duygusunu büyütmektir.

Korkularını hafifletmektir.

İlk düştüğünde yanında olmaktır.

İlk başarısında gözleri dolmaktır.

Kendi uykusundan, kendi zamanından, bazen kendi hayatından vazgeçmektir.

İşte tam da bu yüzden, dışarıdan söylenen küçük bir cümle bile bazen bir annenin içinde kocaman bir yaraya dönüşebilir.

Çünkü zaten kendini sorgulayan bir kalbe bir soru daha eklemek, yükünü hafifletmez.

Aksine ağırlaştırır.

⸻

Toplum olarak annelere öğüt vermeyi çok seviyoruz.

Fakat çoğu zaman onların neye ihtiyaç duyduğunu sormayı unutuyoruz.

Oysa belki de bir annenin duymaya en çok ihtiyacı olan cümleler şunlardır:

“Çok yorulduğunu biliyorum.”

“Elinden gelenin en iyisini yapıyorsun.”

“Mükemmel olmak zorunda değilsin.”

“Çocuğun için gösterdiğin çaba görülüyor.”

Bazen bir kadını ayakta tutan şey, saatler süren nasihatler değil; birkaç cümlelik anlayıştır.

Çünkü annelik yarış değildir.

Kimsenin madalya kazanmadığı, ama herkesin elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığı uzun bir yolculuktur.

Ve bu yolculukta hiçbir anne, bir başkasının yargısıyla daha iyi anne olmaz.

Tam tersine…

Her eleştiri, zaten omuzlarında görünmez yükler taşıyan bir kadının sırtına yeni bir ağırlık ekler.

⸻

Belki de artık annelere sürekli neyi yanlış yaptıklarını söylemeyi bırakmalıyız.

Çünkü onlar bunu zaten kendilerine fazlasıyla söylüyor.

Belki kusur aramak yerine emeği görmeyi öğrenmeliyiz.

Bir annenin çocuğuna çorap giydirip giydirmediğine değil, gözlerinin altındaki uykusuzluğa bakmalıyız.

Çünkü iyi annelik; kusursuz kararlar vermek değil; her gün yeniden öğrenebilmek, hata yaptığında kendini affedebilmek ve her şeye rağmen çocuğuna sevgiyi hissettirebilmektir.

Bir gün çocuklar büyüyecek.

O çoraplar küçülecek.

Montlar dolabın bir köşesinde kalacak.

Ama bir annenin şefkatle tuttuğu el, güvenle sarıldığı kucak ve sevgiyle bakan gözler, bir ömür hatırlanacak.

Belki de anneliğin özü tam burada saklıdır.

Çocuklar, annelerinin onları kaç kat giydirdiğini değil; kendilerini yanında ne kadar güvende hissettiklerini hatırlar.

Bu yüzden sevgili anne…

Eğer bugün kendini yetersiz hissediyorsan, bil ki yalnız değilsin.

Ve eğer çevrenden gelen bitmek bilmeyen yorumlar bazen seni kendinden şüphe ettiriyorsa, şunu unutma:

İyi anneler, hiçbir zaman kendini kusursuz sananlar değildir.

İyi anneler; her gün yeniden öğrenen, hata yapmaktan korksa da vazgeçmeyen ve sevgisini her şeyin önüne koyan kadınlardır.

Belki de bir anneye verebileceğimiz en büyük hediye, ona yeni tavsiyeler vermek değil; zaten taşıdığı yükü biraz olsun hafifletecek anlayışı gösterebilmektir.

Çünkü bazen bir annenin ihtiyacı olan tek şey, yargılanmadan anlaşılmaktır.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[ÇEVRE BASKISI GÖLGESİNDE ANNELİK - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 12:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cevre-baskisi-golgesinde-annelik-152044-20260729.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cevre-baskisi-golgesinde-annelik-152044-20260729.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cevre-baskisi-golgesinde-annelik-152044-20260729.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[VALİ ERİN: “YEŞİL VATAN’I KORUMAK HEPİMİZİN ORTAK SORUMLULUĞUDUR”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-vali-erin-yesil-vatani-korumak-hepimizin-ortak-sorumlulugudur-541.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-vali-erin-yesil-vatani-korumak-hepimizin-ortak-sorumlulugudur-541.html</link>
                    <description><![CDATA[.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Isparta Valisi Abdullah Erin başkanlığında, il genelindeki orman yangını risklerinin değerlendirildiği Orman Yangınları ile Mücadele Koordinasyon Kurulu Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, özellikle yangın riski taşıyan bölgelerde alınan tedbirler, kurumların hazırlık durumu ve koordinasyon çalışmaları kapsamlı şekilde ele alındı. Vali Erin, olası yangınlara karşı tüm kurumların en üst seviyede hazırlıklı olması gerektiğini belirterek, sahada görev yapan ekiplerin koordinasyonunun önemine dikkat çekti. HAZIR BEKLEYEN EKİP VE EKİPMANLAR SÜREKLİ KONTROL EDİLECEK Toplantıda konuşan Vali Abdullah Erin, risk taşıyan bölgelerde hazır bekletilen araç, iş makinesi ve diğer ekipmanların düzenli olarak kontrol edilmesi talimatını yineledi. İlgili tüm kurumların görev ve sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesini isteyen Erin, yangın sezonu boyunca teyakkuz halinin sürdürülmesini istedi. “ORMANLARIMIZ GELECEĞİMİZE EMANETTİR” Ormanların korunmasının yalnızca kamu kurumlarının değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Vali Erin, şu değerlendirmede bulundu: "Yeşil Vatan'ımızı korumak ve gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu süreçte tüm hemşehrilerimizden, orman yangını riskine karşı her zamankinden daha dikkatli ve duyarlı olmalarını önemle rica ediyoruz." VATANDAŞLARA DUYARLILIK ÇAĞRISI Yaz aylarında artan sıcaklıklar ve kuraklık nedeniyle orman yangını riskinin yükseldiğine dikkat çekilen toplantıda, vatandaşların özellikle ormanlık alanlarda ateş yakmaması, anız ve bahçe atıklarını kontrolsüz şekilde yakmaması, duman veya yangın belirtisi görülmesi halinde ise vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bilgi vermesi gerektiği hatırlatıldı. Vali Abdullah Erin, açıklamasını, "Allah (c.c.) memleketimizi her türlü afetten muhafaza eylesin." duasıyla tamamladı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[VALİ ERİN: “YEŞİL VATAN’I KORUMAK HEPİMİZİN ORTAK SORUMLULUĞUDUR” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 10:58:45 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/vali-erin-yesil-vatani-korumak-hepimizin-ortak-sorumlulugudur-142744-20260729.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/vali-erin-yesil-vatani-korumak-hepimizin-ortak-sorumlulugudur-142744-20260729.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/vali-erin-yesil-vatani-korumak-hepimizin-ortak-sorumlulugudur-142744-20260729.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[IRAK'TAN TÜRKİYE'YE BİR MİLYON VARİL PETROL AKACAK]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-iraktan-turkiyeye-bir-milyon-varil-petrol-akacak-540.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-iraktan-turkiyeye-bir-milyon-varil-petrol-akacak-540.html</link>
                    <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil; kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz.” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ve imzalanan anlaşmaların ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek, açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi’yi bölgenin içinden geçtiği zorlu dönemde üstlendiği görev için tekrar tebrik etti.&nbsp; Eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile de ilişkileri kurumsal temelde güçlendirmeye matuf stratejik adımlar attıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakaladıkları bu ivmeyi Irak Başbakanı ez-Zeydi ile daha ileri noktalara taşıyacaklarına inandıklarını belirterek, Türkiye olarak Irak Başbakanı ez-Zeydi’ye ihtiyaç duyduğu her alanda destek vermeye hazır olduklarını bildirdi. Bu kardeşlik zemini temelinde ilişkileri kapsamlı şekilde değerlendirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İran, Suriye ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. İlişkilerimizi daha da ileri taşıyacak belgeleri huzurlarımızda az önce imzaladık” diye konuştu. “IRAK’IN HUZUR VE İSTİKRARINI ÜLKEMİZİN DURUMUNDAN AYRI TUTMADIK” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yanı başındaki savaş ortamının etkisiyle görüşmelerde güvenlik, terörle mücadele, enerji ve ulaştırma konularının bir hayli yer tuttuğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Komşumuz Irak, maalesef bu savaş ve istikrarsızlık ortamından en çok etkilenen ülkelerden biridir. Biz, geçmişten bu yana Irak’ın huzur ve istikrarını ülkemizin durumundan ayrı tutmadık, tutmayız. Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil, kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz. İnşallah her iki ülkeye de ağır bedeller ödeten bu meseleyi kalıcı olarak gündemimizden çıkartacağız. Öte yandan, Irak’ın ihtiyaç duyduğu savunma sanayi ürünlerinin tedariki noktasında da üzerimize düşeni yapmaya hazırız.” “HEDEFİMİZ, EN YAKIN ZAMANDA KAPSAMLI ENERJİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANMASIDIR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu savaş ortamının kendilerini sadece savunma konusunda değil, enerji ve ulaştırma alanlarında iş birliklerini derinleştirmeye sevk ettiğine dikkati çekti. “Körfez bölgesinin dünya ile bağlantısının Irak üzerinden sağlanmasını esas alan Kalkınma Yolu Projesi’nin mevcut gelişmeler karşısında her zamankinden daha önemli hâle geldiğini görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konuda Sayın Başbakan’ın da güçlü bir iradeye sahip olduğunu memnuniyetle müşahede ettim. İş birliğimizin bir diğer önemli başlığı enerjidir. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması dün itibarıyla sona erdi. Şimdi hedefimiz, en yakın zamanda iki tarafın da faydasına olacak kapsamlı enerji iş birliği anlaşması imzalanmasıdır. British Petrol’ün operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrollerine ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihî bir adım olmuştur.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliğinden etkilenen iki komşu ülke olarak suyun sürdürülebilir kullanımına yönelik iş birliğinin ilerletilmesi yönündeki iradelerinin tam olduğunu söyledi. Bu noktada Türkiye olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını, su konusunu akılcı, bilimsel ve insani temelde daimî bir iş birliği alanı olarak gördüklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak ile geçtiğimiz yıl 17 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmimizi çok daha ileri seviyelere taşımayı istiyoruz. Bu çerçevede Sayın Başbakan’ın heyetindeki bakanların, iş insanlarımız, müteahhitlerimiz ve yatırımcılarımızdan oluşan geniş bir heyetle bir araya gelmesini de son derece önemli bulduğumu ifade etmek istiyorum.” şeklinde konuştu. “IRAK’TAN 1 MİLYON VARİL PETROL İHTİYACIMIZI KARŞILAR” Irak Başbakanı ez-Zeydi ile güncel bölgesel gelişmeler hakkındaki görüşlerinin büyük ölçüde benzer olduğunu memnuniyetle müşahede ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın bölgesiyle bütünleşmesine yönelik çabaları ve bilhassa Suriye ile temaslarını yapıcı adımlar olarak görüp desteklediklerini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın beşerî zenginliğinin vazgeçilmez bir parçası olan ve aralarındaki kardeşliğin en sağlam dayanağını teşkil eden Irak Türkmenlerine Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin de hassasiyetle yaklaştığını gördüğünü ifade ederek, “Heyetinde, Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Kerkük Valisi Selman Ağaoğlu kardeşimize yer vermesini özellikle anlamlı buluyorum. Sayın Zeydi’ye ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ediyor, istişarelerimizin ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi. Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin konuşmasında “Türkiye’ye günde 1 milyon varil biz petrol verebiliriz” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başka yere diyor muhtaç olmayın. 1 milyon varil. Evet Sayın Bakan, sağa sola muhtaç olmaya gerek yok. Hemen komşumuz Irak’tan inşallah 1 milyon varil petrolü buraya transfer ettik mi ihtiyacımızı karşılar” değerlendirmesinde bulundu. IRAK BAŞBAKANI EZ-ZEYDİ: “BU ZİYARETİMİZ ASIRLAR ÖNCESİNE DAYANAN İLİŞKİLERİMİZİN PEKİŞTİRİLMESİNİN BİR NİŞANESİDİR” Irak Başbakanı ez-Zeydi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmekten ve Türkiye ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bizim bu ziyaretimiz protokol icabı değil, asırlar öncesine dayanan ilişkilerimizin pekiştirilmesinin bir nişanesidir” dedi. Irak Başbakanı ez-Zeydi, iki ülkenin aynı coğrafyayı, uygarlığı ve su kaynaklarını paylaştığına işaret ederek görüşmelerde enerji, ulaştırma, eğitim, su ve diğer birçok konunun ele alındığını belirtti. Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilere dair Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bu ilişkilerin daha da yüceltilmesi, güçlendirilmesi için çalışıyoruz. Kardeşlik içerisinde bir ortaklık arzu ediyoruz ve özellikle Kalkınma Yolu Projesi üzerinde çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’yla (görüşmede) dedim ki: ‘Bize aslında coğrafya doğal olarak iki nehir vermiş. Biz üçüncü nehrin de artık ekonomi nehri olmasını istiyoruz.’ Ve bu da tabii ki Kalkınma Yolu’dur” diye konuştu. Irak Başbakanı ez-Zeydi, Türkiye ve Irak’ın Doğu ile Batı’nın birbirine bağlanmasını sağlayacağına dikkati çekerek “Irak ile Türkiye arasındaki ilişkiler daha da ileri gidecektir. Ekonomik kaynaklarımızı da yücelteceğiz, büyüteceğiz, enerji alanında da daha fazla petrol pompalayacağız” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yani günde 1 milyon varil biz Türkiye’ye petrol verebiliriz diyor” ifadeleri üzerine Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Evet doğru, 1 milyon” dedi. TÜRKİYE İLE IRAK ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin huzurunda, iki ülke arasında üç anlaşma imzalandı. Bu kapsamda, “Eğitim ve Akademik İşbirliği Mutabakat Muhtırası”, Polis Akademisi Başkanı Murat Balcı ile Irak Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Özel Kalem Müdürü General Abdulemir Şammari tarafından imzalandı. “Gençlik ve Spor Alanlarında Mutabakat Zaptı”na, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin imza attı. “Sınai Mülkiyet Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı”na ise Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Irak Maliye Bakanı Falih Sari tarafından imzalandı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[IRAK'TAN TÜRKİYE'YE BİR MİLYON VARİL PETROL AKACAK - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 20:28:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/iraktan-turkiyeye-bir-milyon-varil-petrol-akacak-233059-20260728.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/iraktan-turkiyeye-bir-milyon-varil-petrol-akacak-233059-20260728.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/iraktan-turkiyeye-bir-milyon-varil-petrol-akacak-233059-20260728.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Polisten Gazilere Vefa Ziyareti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-polisten-gazilere-vefa-ziyareti-539.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-polisten-gazilere-vefa-ziyareti-539.html</link>
                    <description><![CDATA[Bilecik’te polis ekipleri, gazilere vefa ziyareti gerçekleştirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Bilecik İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri, gazilere yönelik yürüttüğü sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında il merkezinde ikamet eden 2 gaziyi evlerinde ziyaret etti.  Gerçekleştirilen ziyarette gaziler ve aileleriyle bir süre sohbet eden ekipler, talep ve ihtiyaçları hakkında bilgi aldı.  Polis ekipleri, devletin her zaman gazilerin yanında olduğunu vurgulayarak, vatan uğruna gösterdikleri fedakârlıkların unutulmayacağını ifade etti. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette gazilere sağlıklı ve huzurlu bir ömür temennisinde bulunulurken, vatanın birlik ve beraberliği için verdikleri mücadeleden dolayı teşekkür edildi.   ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[Polisten Gazilere Vefa Ziyareti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 20:19:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/polisten-gazilere-vefa-ziyareti-232220-20260728.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/polisten-gazilere-vefa-ziyareti-232220-20260728.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/polisten-gazilere-vefa-ziyareti-232220-20260728.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[YURT DIŞINA KAÇAN 65 FİRARİ SUÇLU TÜRKİYE'YE GETİRİLDİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-yurt-disina-kacan-65-firari-suclu-turkiyeye-getirildi-538.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-yurt-disina-kacan-65-firari-suclu-turkiyeye-getirildi-538.html</link>
                    <description><![CDATA[Emniyet Genel Müdürlüğü ile Adalet Bakanlığı'nın koordineli çalışması sonucu gerçekleştirilen operasyonlar, uluslararası suçlularla mücadelede önemli bir başarı olarak değerlendirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İçişleri Bakanlığı koordinesinde yürütülen uluslararası operasyonlar kapsamında, haklarında kırmızı bülten ve ulusal düzeyde arama kararı bulunan 65 firari suçlu yakalanarak Türkiye'ye getirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü ile Adalet Bakanlığı'nın koordineli çalışması sonucu gerçekleştirilen operasyonlar, uluslararası suçlularla mücadelede önemli bir başarı olarak değerlendirildi. ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİ SONUÇ VERDİ Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı öncülüğünde; Adalet Bakanlığı görevlileri, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele, İstihbarat, Narkotik Suçlarla Mücadele, Siber Suçlarla Mücadele, Asayiş ve Terörle Mücadele Daire Başkanlıklarının koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda, yurt dışına kaçan firari suçlular tek tek tespit edildi. İlgili ülkelerin güvenlik makamlarıyla kurulan etkin iş birliği sayesinde kırmızı bültenle uluslararası düzeyde aranan 27, ulusal düzeyde aranan 38 kişi olmak üzere toplam 65 firari yakalanarak Türkiye'ye iade edildi. SEKİZ ÜLKEDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA Firari suçluların 51'i Gürcistan'da, 7'si Almanya'da, 2'si Belçika'da, diğerleri ise Avusturya, Bosna Hersek, Ukrayna, Yunanistan ve Kuzey Makedonya'da gerçekleştirilen operasyonlarla yakalandı. AĞIR SUÇLARDAN ARANIYORLARDI Türkiye'ye getirilen şahısların; kasten öldürme, canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme, nitelikli cinsel saldırı, çocuğu kasten öldürmeye teşebbüs, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, uyuşturucu madde ticareti, suç örgütüne üye olma, dolandırıcılık, resmi ve özel belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, ruhsatsız silah bulundurma, hırsızlık, tehdit, konut dokunulmazlığını ihlal, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve çeşitli kanunlara muhalefet gibi birçok ağır suçtan arandıkları bildirildi. "SUÇLULAR NEREYE KAÇARSA KAÇSIN ADALETTEN KAÇAMAYACAK" Yürütülen başarılı operasyonlarla, uluslararası düzeyde aranan suçluların yakalanarak Türk adaletine teslim edilmesi, güvenlik güçlerinin sınır ötesinde de kararlılıkla görev yaptığını bir kez daha ortaya koydu. İçişleri Bakanlığı, operasyonlarda görev alan Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı, ilgili başkanlıklar, daire başkanlıkları, Adalet Bakanlığı görevlileri ile yabancı ülkelerin kolluk kuvvetlerine teşekkür ederek, suç ve suçlularla mücadelenin ulusal ve uluslararası düzeyde aynı kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/asayis-haberleri">Asayiş</category><dc:creator><![CDATA[YURT DIŞINA KAÇAN 65 FİRARİ SUÇLU TÜRKİYE'YE GETİRİLDİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 20:12:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/yurt-disina-kacan-65-firari-suclu-turkiyeye-getirildi-231637-20260728.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/yurt-disina-kacan-65-firari-suclu-turkiyeye-getirildi-231637-20260728.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/yurt-disina-kacan-65-firari-suclu-turkiyeye-getirildi-231637-20260728.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İŞKAD’dan kadın girişimcilere ödül çağrısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-iskaddan-kadin-girisimcilere-odul-cagrisi-537.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-iskaddan-kadin-girisimcilere-odul-cagrisi-537.html</link>
                    <description><![CDATA[Başvurular 15 Ağustos 2026 Cumartesi gününe kadar devam edecek]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA - İş Kadınları Derneği (İŞKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Gergin, tüm girişimci kadınları “İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri”ne başvurmaya çağırdı. İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri 2026 kapsamında başvuruların 15 Ağustos 2026 Cumartesi gününe kadar devam edeceğini bildiren Başkan Gergin, kadınların üretimden yönetime kadar ekonominin her alanında daha güçlü temsil edilmesinin Türkiye'nin kalkınmasına önemli katkı sağlayacağını belirterek, İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri'nin kadın girişimcileri teşvik eden en önemli organizasyonlardan biri olduğunu söyledi. Kadınların ekonomik hayattaki rolünün her geçen gün daha da güçlendiğine dikkat çeken Gergin, İŞKAD olarak yıllardır eğitimler, projeler, çalıştaylar ve farkındalık etkinlikleriyle kadın girişimciliğini desteklediklerini ifade etti. Kadınların üretime, inovasyona, istihdama ve sürdürülebilir kalkınmaya sunduğu katkının görünür hale getirilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Gergin, "Kadınlar ürettikçe ekonomi güçleniyor. Başarı hikâyelerinin ödüllendirilmesi, yeni girişimcilik hikâyelerinin de önünü açacaktır. İŞKAD olarak amacımız yalnızca başarılı kadınları ödüllendirmek değil, onların deneyimlerini ve başarılarını diğer kadınlara ilham verecek güçlü rol modeller haline getirmektir" dedi. "TÜM KADIN GİRİŞİMCİLERİMİZİ BAŞVURUYA BEKLİYORUZ" Bölgedeki tüm kadın girişimcilere çağrıda bulunan Süheyla Gergin, girişimcilik ekosisteminin kadınların bilgi, cesaret ve üretkenliğiyle daha da güçleneceğini belirterek şöyle konuştu: "Kadınlarımızın ekonomik yaşamda daha görünür olduğu, daha fazla ürettiği ve daha çok istihdam yarattığı bir Türkiye hepimizin ortak hedefidir. Bu nedenle kriterleri taşıyan tüm kadın girişimcilerimizi İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri'ne başvurmaya davet ediyoruz." YEDİ KATEGORİDE ÖDÜL SAHİPLERİNİ BULACAK, BAŞVURULAR 15 AĞUSTOS'A KADAR DEVAM EDECEK İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri 2026 kapsamında başvurular 1 Temmuz-15 Ağustos 2026 tarihleri arasında kabul edilecek. Ön değerlendirme ve jüri sürecinin ardından ödül almaya hak kazanan isimler, 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek görkemli törende açıklanacak. Alanında uzman isimlerden oluşan jüri, başvuruları titizlikle değerlendirecek. Jüri Başkanlığını Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Azmi Yalçın üstlenirken, iş dünyası, akademi ve girişimcilik ekosisteminden deneyimli isimler de değerlendirme kurulunda yer alacak. ÖDÜL KATEGORİLERİ İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri 2026 kapsamında ödüller şu kategorilerde verilecek:  Kadın Girişimci Ödülü Genç Kadın Girişimci Ödülü Kadın Girişimci (Start-Up) Ödülü Sosyal Girişimci Ödülü Teknolojide Kadın Girişimciliği Ödülü Başarılı Kadın Yönetici Ödülü Kadın İstihdamı ve Girişimciliğine Katkı Sunan Firma Ödülü  Başkan Süheyla Gergin, İŞKAD Kadın Girişimci Ödülleri'nin yalnızca başarıyı taçlandıran bir organizasyon olmadığını, aynı zamanda kadın girişimciliğinin gelişmesine katkı sağlayan önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu vurgulayarak, "Üreten, istihdam sağlayan, katma değer oluşturan ve topluma ilham veren tüm kadınlarımızı bu anlamlı organizasyona başvurmaya davet ediyoruz. Kadınlarımızın başarısı, ülkemizin başarısıdır. İŞKAD olarak kadın girişimcilerimizin yanında olmaya, onları desteklemeye ve başarılarını görünür kılmaya kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[İŞKAD’dan kadın girişimcilere ödül çağrısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 20:08:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/iskaddan-kadin-girisimcilere-odul-cagrisi-230932-20260728.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/iskaddan-kadin-girisimcilere-odul-cagrisi-230932-20260728.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/iskaddan-kadin-girisimcilere-odul-cagrisi-230932-20260728.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sidre Mahallesi Sosyal Tesisi yenileniyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-sidre-mahallesi-sosyal-tesisi-yenileniyor-536.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-sidre-mahallesi-sosyal-tesisi-yenileniyor-536.html</link>
                    <description><![CDATA[Isparta Belediyesi, Sidre Mahallesi’ndeki sosyal tesisin tadilatını yaparak, yeniliyor. Tadilat çalışmalarının tamamlanmasıyla Sidre Mahallesi Sosyal Tesisi, vatandaşların kullanımına sunulacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Isparta Belediyesi, mahallelerdeki sosyal tesislerin tadilat çalışmalarına devam ediyor. Sidre Mahallesi’nde çatısı akan ve içeriye su alan sosyal tesis, atıl durumda olması nedeniyle kullanılamıyordu. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in talimatları doğrultusunda Sidre Mahallesi Sosyal Tesisi’nde tadilat çalışması yapılıyor. Fen İşleri Müdürlüğü tarafından yapılan tadilat çalışmasında tesis, yenilenerek vatandaşların kullanımına uygun hale getiriliyor. Çalışmalarda sona gelinirken, kısa sürede sosyal tesisin vatandaşların kullanımına açılması bekleniyor. Sidre Mahallesi Muhtarı Hacer İnci Özbey, mahallelerindeki sosyal tesis binasının kenarlarından su aldığını ve çatısının aktığını belirterek, atıl durumda kaldığını söyledi. Mahallede vatandaşların kullanabileceği başka bir kapalı alan olmadığına değinen Özbey, “Burasının halkın kullanımına açılmasını talep etmiştik. Sayın belediye başkanımız talebimize hızlı bir şekilde karşılık verdi. Başkanımız burasının tadilatını yaptırdı, en kısa zamanda vatandaşlarımızın kullanımına açılacak. Belediye başkanımıza mahallem ve şahsım adına teşekkür ediyorum. Başkanımız hiçbir talebimizi geri çevirmiyor. Kendisinden Allah razı olsun” dedi.  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Sidre Mahallesi Sosyal Tesisi yenileniyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 20:03:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sidre-mahallesi-sosyal-tesisi-yenileniyor-230646-20260728.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sidre-mahallesi-sosyal-tesisi-yenileniyor-230646-20260728.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sidre-mahallesi-sosyal-tesisi-yenileniyor-230646-20260728.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇOCUKLARIMIZIN MANEVİ GELİŞİMİNDE MESCİDİN ÖNEMİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-cocuklarimizin-manevi-gelisiminde-mescidin-onemi-535.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-cocuklarimizin-manevi-gelisiminde-mescidin-onemi-535.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Biz Müslümanlar için çocuklarımızın küçük yaşta Allah sevgisiyle yetişmesi son derece kıymetlidir. Çünkü kalbine Allah sevgisi, vicdan ve hesap verme bilinci yerleşen bir çocuk; doğruyu yanlıştan ayırmaya, haksızlıktan uzak durmaya, merhametli, saygılı ve güzel ahlaklı bir birey olmaya daha fazla özen gösterir.

Okullarda mescit bulunması, çocukların namazı, duayı ve ibadet bilincini küçük yaşta tanımalarına vesile olur. Bir Müslüman için namaz yalnızca bir ibadet değil; aynı zamanda sabrın, disiplinin, sorumluluğun, temizliğin ve Allah’a yakınlaşmanın en güzel yollarından biridir.

Psikolojik açıdan da dua ve ibadet; çocuğun iç huzurunu güçlendirebilir, kendisini güvende hissetmesine, kaygılarını daha sağlıklı yönetmesine ve manevi olarak destek bulmasına katkı sağlayabilir. Allah sevgisiyle büyüyen bir çocuk, yaptığı her davranışta vicdanını dinlemeyi, iyiliği tercih etmeyi ve kötülükten uzak durmayı öğrenir. Çocuklukta sevgiyle kazanılan bu güzel alışkanlıklar, ilerleyen yaşlarda sağlam bir karakterin ve güçlü bir ahlakın temelini oluşturur.

Bu nedenle okullarda mescit bulunmasını, isteyen çocukların ibadetlerini huzur içinde yerine getirebileceği ve manevi gelişimlerine katkı sağlayacak önemli bir kazanım olarak görüyorum. Çocuklarımıza Allah sevgisini, güzel ahlakı ve ibadet bilincini baskıyla değil; sevgiyle, şefkatle ve güzel örnek olarak öğretmeliyiz. Çünkü küçük yaşta kalbe ekilen iman, sevgi ve güzel ahlak tohumları, ömür boyu insanın hayatına yön veren en değerli miras olacaktır.

Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın
Sosyolog-Pedagog-Araştırmacı Yazar, Doğu ve Güneydoğu Kültür ve Sanat Derneği Kadın Kolları Genel Başkanı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[ÇOCUKLARIMIZIN MANEVİ GELİŞİMİNDE MESCİDİN ÖNEMİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 19:51:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cocuklarimizin-manevi-gelisiminde-mescidin-onemi-225607-20260728.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cocuklarimizin-manevi-gelisiminde-mescidin-onemi-225607-20260728.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cocuklarimizin-manevi-gelisiminde-mescidin-onemi-225607-20260728.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Fethin Sembolü, Medeniyetin Hafızası: Ayasofya]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-fethin-sembolu-medeniyetin-hafizasi-ayasofya-534.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-fethin-sembolu-medeniyetin-hafizasi-ayasofya-534.html</link>
                    <description><![CDATA[Osmanlının en büyük hediyesi, Ayasofya]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tarih, taşların üzerine kazınan fikirlerden ve kubbelere üflenen ruhlardan ibarettir derler. Bütün şehirler ve yapılar içinde, insanlık tarihinin fırtınalı denizinde sarsılmadan duran, medeniyetlerin yükselişine ve çöküşüne şahitlik eden tek bir mabed seçmek gerekse, o şüphesiz Ayasofya olurdu. ​İki büyük imparatorluğun kalbinde atan bu muazzam yapı, sadece taş ve harçtan ibaret değil; inancın, sanatın ve mukaddes bir arzunun abidesidir.&nbsp;&nbsp; ​Müjdelenen Şehir ve Fethin Nişanesi.  ​Ayasofya’yı anlamak için önce asırlar öncesinden yankılanan o kutlu müjdeye kulak vermek gerekir. Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v.), asırlar ötesini işaret ederek şöyle buyurmuştu:&nbsp;&nbsp; ​"İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir." (Ahmed b. Hanbel, Musned) &nbsp;&nbsp; ​Bu hadis-i şerif, asırlar boyunca Doğu'nun ve Batı'nın hayallerini süsleyen, komutanların rüyasına giren bir sancak oldu. İşte bu müjdeye nail olan 21 yaşındaki genç hükümdar Fatih Sultan Mehmed Han, 29 Mayıs 1453’te İstanbul’a girdiğinde doğrudan Ayasofya’ya yöneldi. Secdeye kapanıp şükür namazı kıldıktan sonra burayı fethin sembolü (Kılıç Hakkı) olarak camiye çevirdi. Ayasofya, o günden itibaren kılıçla kazanılan zaferin değil, adalet ve ihya anlayışının simgesi haline geldi.  ​Bizans’ın İhtişamından Mimar Sinan’ın Dokunuşuna ​Ayasofya’nın kökleri 6. yüzyıla, Doğu Roma (Bizans) İmparatoru I. Jüstinyen dönemine kadar uzanır. 532-537 yılları arasında dönemin dahi matematikçi ve mimarları Trallesli Anthemios ile Miletli İsidoros tarafından inşa edilen mabed, döneminin mühendislik sınırlarını zorlayan devasa kubbesiyle insanlığı büyülemişti. Jüstinyen, açılış günü "Ey Süleyman! Seni geçtim!" diyerek gururlansa da, zaman içinde depremler ve Haçlı yağmaları yapıyı harap etti.&nbsp;&nbsp; ​Osmanlı, devraldığı bu mirası yıkılmaktan kurtardı. Büyük usta Mimar Sinan, yaptığı devasa dış payandalar ve istinat duvarlarıyla kubbeyi sabitleyerek Ayasofya’yı günümüze taşıyan gizli kahraman oldu. Minarelerin eklenmesi, Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin elinden çıkan devasa devridaim hat levhaları ("Allah", "Muhammed", "Dört Halife") ve eklenen türbelerle yapı, İslami ve doğu estetiğinin zirvesine ulaştı.&nbsp;&nbsp;  ​İlmik İlmik Dokunan Detaylar: Manisa Demirci Halıları ​Ayasofya’nın geçirdiği tarihi dönüm noktalarından biri de yakın geçmişte yaşandı. 1934’te müze statüsüne alınan mabed, 2020 yılında yeniden cami olarak ibadete açıldığında, mekânın tarihi dokusuna yakışır detaylar titizlikle hazırlandı.&nbsp;&nbsp; ​Caminin zeminine serilen ördek başı yeşili özel halılar, Türkiye’nin en eski halıcılık merkezlerinden biri olan Manisa’nın Demirci ilçesinde (Özkul Halı) dokundu. Bu halıların ardında hem sanatsal hem teknik derin bir işçilik var:&nbsp;&nbsp; ​Desen: 17. yüzyıl Osmanlı sanatının seçkin Rumi motifleri tercih edildi.&nbsp;&nbsp; ​Malzeme: Cumhurbaşkanlığı'nın yerli üretim vurgusuyla %100 yerli yün kullanılarak üretildi. Metrekaresi tam 5 kilogram ağırlığında olan bu halılar, alev almaz ve sağlığa zarar vermeyen özel boyalarla hazırlandı.&nbsp;&nbsp; ​Teknik İncelik: İbadet esnasında secde edilen yerlerde deformasyon yaşanmaması için halı tüyleri buharlı özel bir işlemle önceden kıble yönüne yatırıldı.&nbsp;&nbsp;  ​Taşın ve Yüreğin Birleştiği Yer ​Ayasofya, kubbesindeki Hz. İsa mozaiklerinden Mihrabının yanındaki dev hat levhalarına, Manisa’da ilmik ilmik dokunan halılarından Mimar Sinan'ın çelik gibi payandalarına kadar insanlık tarihinin ortak hafızasıdır.&nbsp;&nbsp; ​O, ne sadece bir kilisedir ne de sadece bir cami... Ayasofya, bir Doğu-Batı sentezi, Peygamber müjdesinin mührü ve medeniyetimizin incisidir. Kubbesinin altında durup yukarı baktığınızda hissettiğiniz şey; taşın, inancın ve sanatın zamana karşı kazandığı muazzam zaferdir. Mehmet Fethi Aktürk ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/dunya-haberleri">Dünya</category><dc:creator><![CDATA[Fethin Sembolü, Medeniyetin Hafızası: Ayasofya - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 14:38:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/fethin-sembolu-medeniyetin-hafizasi-ayasofya-174452-20260728.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/fethin-sembolu-medeniyetin-hafizasi-ayasofya-174452-20260728.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/fethin-sembolu-medeniyetin-hafizasi-ayasofya-174452-20260728.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İZMİR KÖRFEZİ ULAŞIMIN MERKEZİ OLMALI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-izmir-korfezi-ulasimin-merkezi-olmali-533.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-izmir-korfezi-ulasimin-merkezi-olmali-533.html</link>
                    <description><![CDATA[DEVA Partisi İl Başkanı Muhammet Yılmaz: İzmir Körfezi Ulaşımın Merkezi Olmalı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, İzmir'in en büyük avantajlarından biri olan Körfez'in ulaşımda yeterince değerlendirilmediğini belirterek, deniz ulaşımının güçlendirilmesiyle kentteki trafik yoğunluğunun önemli ölçüde azaltılabileceğini söyledi. DENİZ ULAŞIMI YETERİNCE KULLANILMIYOR Muhammet Yılmaz, İzmir'de toplu ulaşımın büyük bölümünün kara yolu üzerinden sağlandığını, deniz ulaşımının ise potansiyelinin çok altında kaldığını ifade etti. Yılmaz, "İzmir gibi denizle iç içe yaşayan bir kentte deniz ulaşımının payının bu kadar düşük olması önemli bir eksikliktir. Körfez yalnızca manzara olarak değil, etkin bir ulaşım ağı olarak değerlendirilmelidir." dedi. TRAFİĞİN ÇÖZÜMÜ ENTEGRE ULAŞIMDA Deniz yolu, raylı sistem ve kara ulaşımının birlikte planlanması gerektiğini belirten Yılmaz, ulaşım türleri arasında güçlü bir entegrasyon sağlanmasının zorunlu olduğunu söyledi. Yılmaz, "Vatandaşlarımız vapur, metro ve otobüs arasında hızlı ve kolay geçiş yapabilmelidir. Toplu ulaşım ne kadar entegre olursa özel araç kullanımı da o kadar azalacaktır." ifadelerini kullandı. YENİ İSKELELER VE DAHA SIK SEFERLER GEREKİYOR Muhammet Yılmaz, mevcut iskelelerin yanı sıra farklı bölgelerde yeni deniz ulaşım noktalarının oluşturulması ve sefer sıklıklarının artırılması gerektiğini belirtti. Yılmaz, "Bayraklı, Turan, Mavişehir, Güzelyalı ve benzeri bölgelerde deniz ulaşımını güçlendirecek yatırımlar yapılmalı, özellikle işe gidiş ve dönüş saatlerinde seferler artırılmalıdır." dedi. İZMİR TRAFİĞİ İÇİN KALICI ÇÖZÜM ÇAĞRISI Muhammet Yılmaz, ulaşım yatırımlarının günü kurtaran değil, geleceği planlayan anlayışla yapılması gerektiğini vurgulayarak, "İzmir'in ulaşım sorununu çözmenin yolu denizi, raylı sistemi ve karayolunu birlikte planlayan modern bir ulaşım modelinden geçiyor. Körfez, İzmir'in en büyük ulaşım gücü haline getirilmelidir." ifadelerini kullandı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[İZMİR KÖRFEZİ ULAŞIMIN MERKEZİ OLMALI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 12:48:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/izmir-korfezi-ulasimin-merkezi-olmali-155339-20260728.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/izmir-korfezi-ulasimin-merkezi-olmali-155339-20260728.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/izmir-korfezi-ulasimin-merkezi-olmali-155339-20260728.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>