<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler</title>
                      <link>https://www.akturkhaber.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.akturkhaber.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Fri, 14 Aug 2026 21:49:07 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler</copyright><item><title><![CDATA[TERÖRLE NASIL SULH OLACAĞIZ!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-terorle-nasil-sulh-olacagiz-624.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-terorle-nasil-sulh-olacagiz-624.html</link>
                    <description><![CDATA[Mehmet Sıtkı Aloğlu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gerçekten aranılan bir sulh olur mu, diye sorguluyorsanız; İsrail’in, Almanya’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın ve Yunanistan’ın bu projeye nasıl baktığını lütfen inceleyin, diyorum. Bu ülkelerin Türkiye’ye, bölgemize ve yaşanan gelişmelere yönelik geçmişten bugüne taşıdıkları politikaları da göz önünde bulundurun. Türkiye’nin terör meselesini kendi iradesiyle ve kalıcı biçimde çözmesinin kimlerin işine yarayacağını, kimlerin bundan rahatsız olabileceğini de sorgulayın, diyorum. 2009 yılındaki açılım sürecinden edinilen tecrübeyle, bu defa daha dikkatli bir süreç uygulanacak. Kimsenin bundan kuşkusu olmasın. Geçmişte yaşananların ortaya çıkardığı sonuçlar ortadadır. Devletimizin, milletimizin ve güvenlik güçlerimizin tecrübeleri de ortadadır. Bu nedenle bugün yürütülen sürecin, geçmişteki hatalardan ders çıkarılarak ve çok daha dikkatli hesaplar yapılarak yürütüleceğine inanıyorum. TARİHİMİZİ UNUTMADAN BUGÜNE BAKALIM Osmanlı’nın yıkılış yüz yılına bakın, diyorum. Balkanları, Ortadoğu’yu, Kuzey Afrika’yı ve Arap coğrafyasını nasıl kaybettik, lütfen bir bakınız. Kimler vardı o günkü ayrılıkçı güçlerin yanında, lütfen bir bakın. Hangi hesapların yapıldığını, hangi güçlerin devreye girdiğini ve büyük bir devletin nasıl parçalara ayrıldığını anlamaya çalışalım. Bugün yaşananları değerlendirirken tarihimizden gerekli dersleri çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü tarih tekerrür etmesin istiyorsak, geçmişte yapılan hataları ve o dönem yaşanan gelişmeleri çok iyi anlamamız gerekir. TÜRKİYE BU MÜCADELEDE ÇOK AĞIR BEDELLER ÖDEDİ Kaybedilen yıllara, vefat eden insanlara ve şehadet şerbeti içen güvenlik güçlerine bir bakın, diyorum. Yıllar boyunca terör nedeniyle nice insanımız hayatını kaybetti. Nice aileler evlat acısıyla, nice çocuklar baba hasretiyle büyüdü. Güvenlik güçlerimiz, bu ülkenin birlik ve bütünlüğünü korumak için çok ağır bedeller ödedi. Şehitlerimizi, gazilerimizi ve geride bıraktıkları ailelerini hiçbir zaman unutmamalıyız. Terörün Türkiye’ye sadece can kaybı olarak değil, zaman, huzur ve ekonomik kaynak açısından da çok büyük bir maliyeti oldu. Milli bütçeden kaybedilen paraları bir hesap edin, diyorum. Yıllarca terörle mücadele için harcanan kaynakların ne kadar büyük olduğunu, bu kaynakların ülkemizin kalkınmasına, eğitimine, sağlığına, üretimine ve refahına ne kadar katkı sağlayabileceğini bir düşünün. DOĞU’DA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZI DA GÖRMEK GEREKİR Ve... Doğu’da yaşayan halkın maruz kaldığı eziyete bir bakın, diyorum. Terörün en ağır yükünü taşıyanlardan biri de bölge halkı oldu. Yıllarca insanlar korku içinde yaşadı. Çocuklar eğitimlerinden, aileler huzurlarından, insanlar işlerinden ve geleceklerine dair umutlarından mahrum kaldı. Bölge insanının yaşadığı sıkıntıları da görmek, onların beklentilerini de anlamak zorundayız. Çünkü terör sadece güvenlik güçlerine karşı değil, aynı zamanda bölgede yaşayan vatandaşlarımızın hayatına, huzuruna ve geleceğine de zarar verdi. Bugün yapılması gereken; geçmişte yaşananları unutmadan, şehitlerimizin emanetine sahip çıkarak, ülkemizin birlik ve beraberliğini daha da güçlendirecek bir geleceği düşünmektir. Bu nedenle “Bu çözüm süreci nedir?”, “Terörle nasıl sulh olacağız?”, “Gerçekten aranılan bir sulh olur mu?” diye sorarken, bütün bu soruların cevabını yalnızca bugünün gelişmelerinde değil, geçmişte yaşadığımız acılarda, kaybettiğimiz yıllarda ve bölgemizde yaşanan büyük sıkıntılarda da aramak gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin artık terörle anılmadığı, insanlarımızın korkmadan yaşadığı, çocuklarımızın huzur içinde büyüdüğü ve ülkemizin enerjisini kalkınmaya ayırdığı bir geleceğe ihtiyacımız var. Bunun için yürütülen sürecin çok dikkatli takip edilmesi, devletin ve milletin menfaatlerinin her şeyin üzerinde tutulması gerektiğine inanıyorum. Geçmişi unutmayalım, yaşananlardan ders çıkaralım ve geleceğimizi buna göre şekillendirelim, diyorum. Saygılarımla.&nbsp; @aloglu1453 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[TERÖRLE NASIL SULH OLACAĞIZ! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 20:21:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/terorle-nasil-sulh-olacagiz-232456-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/terorle-nasil-sulh-olacagiz-232456-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/terorle-nasil-sulh-olacagiz-232456-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇEYREK ASIRLIK BİR DÖNÜŞÜM: AK PARTİ VE TÜRKİYE’NİN YENİ YÜZYILI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ceyrek-asirlik-bir-donusum-ak-parti-ve-turkiyenin-yeni-yuzyili-623.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ceyrek-asirlik-bir-donusum-ak-parti-ve-turkiyenin-yeni-yuzyili-623.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın (Sosyolog - Pedagog - Araştırmacı Yazar) yazdı…]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Bir siyasi hareketin tarihte bıraktığı iz, iktidarda kaldığı yılların sayısından çok, ülkesinin toplumsal yapısında, kurumlarında, kalkınma anlayışında ve gelecek tasavvurunda meydana getirdiği değişimle anlam kazanır. Bu açıdan bakıldığında AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de başlayan ve bugün çeyrek asrı geride bırakan yolculuğu, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinin en kapsamlı dönüşüm dönemlerinden biri olarak değerlendirilmelidir. AK Parti, ekonomik ve siyasal belirsizliklerin toplum üzerinde ağır biçimde hissedildiği bir tarihsel zeminde doğdu. 2001 ekonomik krizinin yaraları henüz tazeydi. Bankacılık sistemindeki sorunlar, yüksek enflasyon, kamu borçları, işsizlik ve IMF programlarının ekonomi üzerindeki belirleyiciliği toplumda güçlü bir değişim beklentisi oluşturmuştu. Böylesi bir ortamda başlayan siyasi yürüyüş, ilerleyen yıllarda Türkiye’nin yönetim anlayışından altyapısına, sosyal politikalarından dış ilişkilerine kadar uzanan geniş bir değişim sürecine dönüştü. MİLLETLE KURULAN SİYASET Siyaset bilimi açısından kalıcı siyasal başarının temelinde, toplumdaki değişimi okuyabilme ve vatandaşla sürdürülebilir bir ilişki kurabilme yeteneği vardır. AK Parti’nin uzun siyasi hayatında teşkilat yapısının ve sahayla kurduğu temasın önemli bir payı bulunmaktadır. Mahalleden ilçeye, köyden büyükşehirlere uzanan teşkilat ağı; siyasetin vatandaşın gündelik hayatıyla buluştuğu önemli bir alan oluşturmuştur. Çünkü siyasetin toplumsal karşılığı; bir annenin çocuğunun geleceğine ilişkin beklentisinde, bir gencin eğitim ve istihdam arayışında, bir esnafın ekonomik mücadelesinde, bir hastanın sağlık hizmetine erişiminde ve vatandaşın devlet karşısında kendisini nasıl hissettiğinde ortaya çıkar. Çeyrek asırlık siyasi sürekliliğin arkasındaki temel dinamiklerden biri, milletle kurulan bu doğrudan bağdır. KRİZLERDEN KALKINMA VE ESER SİYASETİNE 2000’li yılların başındaki ekonomik şartlardan bugüne uzanan dönem, Türkiye’nin ekonomik ve kurumsal yapısında önemli değişimlere sahne oldu. 2001 krizinin ardından bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılması, kamu maliyesinin güçlendirilmesi ve ekonomik istikrar arayışı yeni dönemin öncelikli başlıkları arasında yer aldı. Türkiye’nin ilerleyen yıllarda IMF’ye olan kredi borcunu tamamen kapatması da dönemin ekonomik hafızasında sembolik değeri yüksek bir gelişme oldu. Aynı süreçte ulaştırma, sağlık, eğitim, enerji ve şehirleşme alanlarında geniş çaplı yatırımlar gerçekleştirildi. Bölünmüş yollar, köprüler, tüneller, havalimanları, hızlı tren hatları, şehir hastaneleri, üniversiteler ve büyük altyapı projeleri Türkiye’nin fiziki çehresindeki değişimin görünür unsurları hâline geldi. Bu yatırımların asıl değeri, vatandaşın yaşamına sağladıkları katkıyla ölçülmelidir. Kalkınmanın kalıcı karşılığı; üretim kapasitesinin gelişmesi, hizmetlere erişimin kolaylaşması, toplumsal refahın yükselmesi ve gelecek kuşaklara daha güçlü bir ülke bırakılabilmesidir. TÜRKİYE’NİN KENDİ GÜCÜNE DUYDUĞU GÜVEN Son çeyrek asrın dikkat çekici yönlerinden biri, Türkiye’de millî üretim ve teknoloji konusunda gelişen özgüvendir. Savunma sanayiinde yerlileşme çalışmaları, insansız hava araçları, millî gemi projeleri, yerli otomobil, uydu ve havacılık çalışmaları ile farklı teknoloji alanlarında atılan adımlar bu dönüşümün sembolleri arasında yer aldı. Buradaki değişimin sosyolojik yönü de önemlidir. Bir toplumun kendi mühendisinin, bilim insanının, teknisyeninin ve girişimcisinin başarabileceğine inanması; ekonomik kalkınmayı besleyen güçlü bir toplumsal sermayedir. “Biz de yapabiliriz” düşüncesinin yerini “Biz yapıyoruz ve daha iyisini yapabiliriz” anlayışına bırakması, millî özgüven açısından son derece kıymetlidir. Türkiye’nin önündeki yeni hedef ise bu birikimi yüksek katma değerli üretim, bilim, teknoloji, eğitim ve nitelikli insan kaynağıyla daha ileri bir seviyeye taşımaktır. LİDERLİK VE SİYASAL SÜREKLİLİK AK Parti’nin 25 yıllık siyasi tarihinin merkezinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği bulunmaktadır. Siyaset bilimi açısından liderlik; toplumsal beklentileri okuyabilme, kriz dönemlerinde yön tayin edebilme, geniş kitleleri ortak hedefler etrafında buluşturabilme ve siyasi iradeyi sürdürülebilir hâle getirebilme kapasitesiyle değerlendirilir. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk siyasi hayatındaki belirleyici konumunun temel unsurlarından biri, milletle kurduğu doğrudan iletişim olmuştur. Türkiye bu yıllar içerisinde ekonomik dalgalanmalardan küresel krizlere, bölgesel savaşlardan siyasi gerilimlere kadar birçok sınamayla karşılaştı. Bütün bu değişken şartlar içerisinde AK Parti’nin Türkiye siyasetinin merkezindeki konumunu uzun süre koruyabilmesi, siyasal tarih açısından incelenmeye değer önemli bir süreklilik ortaya koymaktadır. Liderlik ile toplumsal taban arasındaki ilişkinin çeyrek asırlık bir zaman dilimine yayılması, Türkiye’nin demokratik siyasal hayatında kendine özgü bir tecrübe oluşturmuştur. TÜRKİYE’NİN DÜNYADAKİ YÜKSELEN ETKİSİ AK Parti dönemindeki değişimin önemli boyutlarından biri de Türkiye’nin dış politika anlayışının genişlemesidir. Diplomasi; ticaret, savunma, enerji, teknoloji, kültür ve insani girişimlerle desteklenen çok yönlü bir yapıya kavuşmuştur. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Afrika’ya, Orta Doğu’dan Akdeniz’e uzanan coğrafyada geliştirilen ilişkiler Türkiye’nin diplomatik erişimini genişletmiştir. Türk dünyasıyla kurumsal bağların kuvvetlenmesi, Afrika ülkeleriyle geliştirilen diplomatik ve ekonomik ilişkiler ve farklı bölgelerde açılan yeni iş birliği kanalları bu sürecin önemli parçalarıdır. Savunma sanayiinde elde edilen kapasite, dış ilişkiler bakımından da yeni bir stratejik imkân meydana getirmiştir. Türkiye’de geliştirilen savunma sistemlerinin farklı ülkeler tarafından tercih edilmesi, teknolojik üretimin diplomatik ve ekonomik değerini de artırmıştır. Enerji politikalarında kaynak ve güzergâh çeşitliliğine verilen önem, Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumunun daha etkin değerlendirilmesine katkı sağlamıştır. Türkiye’nin uluslararası krizlerde farklı taraflarla görüşebilmesi, diplomatik kanalları açık tutması ve arabuluculuk girişimlerinde bulunması da son yılların dikkat çekici gelişmelerindendir. İnsani yardım faaliyetleri ise dış politikanın vicdani boyutunu güçlendirmiş; savaş, afet ve insani krizlerin yaşandığı farklı coğrafyalarda Türkiye’nin görünürlüğünü artırmıştır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası platformlarda Türkiye’nin tezlerini güçlü biçimde ifade etmesi, dış politika anlayışının karakteristik unsurlarından biri hâline gelmiştir. Gelinen aşamada hedef; ekonomik kapasitesi, savunma gücü, diplomatik erişimi ve stratejik konumuyla kendi çıkarlarını koruyabilen, dostluklarını geliştiren ve uluslararası meselelerin çözümünde etkili olabilen bir Türkiye’dir. 25 YILIN GÖRÜNMEYEN MİMARLARI Büyük siyasi hareketlerin tarihini liderler ve büyük kararlar kadar sahadaki emek de şekillendirir. Mahallelerde çalışanlar, kapıları çalanlar, vatandaşın sorunlarını dinleyenler, kadın ve gençlik teşkilatlarında sorumluluk üstlenenler, seçim dönemlerinde gece gündüz çalışanlar ve sandıkların başında bekleyenler bu siyasi hafızanın görünmeyen mimarlarıdır. Teşkilatçılık; makamdan önce sorumluluk, unvandan önce emek, siyasetten önce insana dokunabilmektir. Ben de bu 25 yıllık sürecin içinde farklı dönemlerde görev ve sorumluluk üstlenmiş biri olarak, teşkilat emeğinin sahadaki karşılığını yakından görme imkânı buldum. Fakat burada öne çıkarılması gereken bireyler değil, çeyrek asır boyunca ortak bir inanç ve hedef doğrultusunda ortaya konulan kolektif emektir. Bugün isimleri bilinmeyen, hiçbir makam beklemeden çalışan ve artık aramızda bulunmayan nice insanın izi bu 25 yıllık hafızanın içerisinde yaşamaktadır. Onların emeği, bu hikâyenin en kıymetli sayfalarından biridir. İLK&nbsp; 25 YILDAN TÜRKİYE YÜZYILI’NA Bugün AK Parti 25 yaşında. Bu önemli eşik geçmişe bakmanın yanında geleceğin sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir. Dün Türkiye’nin gündeminde ekonomik istikrar, büyük altyapı yatırımları, sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve ulaşım ağlarının geliştirilmesi bulunurken bugün dünyanın şartları değişmiştir. Yapay zekâ, dijital dönüşüm, ileri teknoloji, enerji güvenliği, nitelikli eğitim, sürdürülebilir üretim, demografik değişim ve genç kuşakların beklentileri yeni dönemin temel meseleleri arasındadır. Türkiye’nin hedefi değişimin takipçisi olmakla sınırlı kalamaz. Bilimde, teknolojide, üretimde ve diplomaside değişime yön veren ülkeler arasında yer almak zorundadır. İkinci 25 yılın başarısı, ilk çeyrek asırda oluşan devlet ve siyaset tecrübesinin yeni kuşakların bilgisi, dinamizmi, üretim gücü ve teknoloji kapasitesiyle buluşturulmasına bağlı olacaktır. Türkiye Yüzyılı idealinin toplumsal karşılığı da burada şekillenecektir: Geçmişinden güç alan fakat yüzünü geleceğe dönen; millî değerlerini bilim ve teknolojiyle buluşturan; üretimini katma değerle büyüten; sosyal adaleti ve toplumsal refahı güçlendiren; kadınların ve gençlerin potansiyelini ülkenin geleceğine taşıyan; kendi teknolojisini geliştiren ve dünyada sözü karşılık bulan bir Türkiye. ÇEYREK ASRIN ARDINDAN 25 yılın içerisine seçimler, mücadeleler, ekonomik ve siyasi sınamalar, büyük projeler, toplumsal dönüşümler, teknolojik gelişmeler ve çok büyük bir teşkilat birikimi sığdı. Bu sürecin içerisinde görev almış biri olarak geriye baktığımda, çeyrek asrın en değerli miraslarından birinin milletle kurulan gönül bağı ve bu uğurda ortaya konulan emek olduğuna inanıyorum. Bugün bize düşen, geçmişi tekrar etmek değil; geçmişten edinilen tecrübeyle geleceğin ihtiyaçlarına cevap verebilmektir. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, kuruluşundan bugüne bu yürüyüşe emek veren; görev üstlenen, teşkilatlarda çalışan, vatandaşın derdiyle dertlenen ve bugün aramızda bulunmayan bütün yol arkadaşlarımızı saygı, rahmet ve vefayla anıyorum. Siyasi tarihin görünmeyen sayfalarında, isimleri hiçbir zaman manşetlere taşınmasa da inandıkları değerler uğruna yıllarını veren insanların emeği vardır. Çeyrek asır geride kaldı. Şimdi bu büyük birikimi yeni hedeflere, yeni başarılara ve yeni kuşaklara taşıma zamanıdır. 25 yıl önce atılan adımlar bugün büyük bir siyasi ve toplumsal tecrübeye dönüşmüştür. Şimdi önümüzde yeni bir ufuk bulunmaktadır: “Çeyrek asır, takvimden eksilen yıllar değil; millete adanmış emeğin, mücadeleyle büyüyen inancın ve geleceğe bırakılan güçlü bir iradenin adıdır.” 25 yılın emeğiyle, 25 yılın tecrübesiyle, 25 yılın vefasıyla, Türkiye Yüzyılı’na AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[ÇEYREK ASIRLIK BİR DÖNÜŞÜM: AK PARTİ VE TÜRKİYE’NİN YENİ YÜZYILI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 20:04:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ceyrek-asirlik-bir-donusum-ak-parti-ve-turkiyenin-yeni-yuzyili-231020-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ceyrek-asirlik-bir-donusum-ak-parti-ve-turkiyenin-yeni-yuzyili-231020-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ceyrek-asirlik-bir-donusum-ak-parti-ve-turkiyenin-yeni-yuzyili-231020-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[EVİMİZ OKULA YAKIN OLSUN EĞİTİMDEKİ KARMAŞA SON BULSUN]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-evimiz-okula-yakin-olsun-egitimdeki-karmasa-son-bulsun-622.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-evimiz-okula-yakin-olsun-egitimdeki-karmasa-son-bulsun-622.html</link>
                    <description><![CDATA[Edibe Aydın (Kahya) yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Eğitimin temel ilkelerinden birisi de “yakından uzağa” ilkesidir. Bu konuyu biraz açarsak; çocuk, aile bireylerini tanımadan komşusunu tanıyamaz. Kendi evinin bölümlerini tanımadan başkalarının evini tanıyamaz. Kendi sokağını, mahallesini tanımadan uzaktaki mahalleleri tanıyamaz. Bu doğal bir öğrenmedir. Önce yakındakileri, sonra uzaktakileri öğrenirsek öğrenme kalıcı olur. Ülkemizin birçok yerinde eğitime, bu ilkeleri hiçe sayan bir sistemle başlanıyor. Çocuk daha anaokuluna başlarken evinden kilometrelerce uzak bir okula gönderiliyor. Kendi sokağını, mahalle bakkalını, çocuk parkını tanımadan çevresinden uzaklaşıyor. Sokakta yürümeyi bilmiyor. Kaldırımdan yürüme, trafik ışığında karşıya geçme gibi davranışları kazanamıyor. Mahalle sakinlerini tanımıyor. Ailesi ile küçük alışverişler yapmadığı için parayı tanımıyor. Öyle ise buna nasıl bir çözüm bulalım? Öncelikle her öğrenciye, sekizinci sınıfın sonuna kadar, evine yakın okullarda eğitim görme imkânı sağlanmalıdır. Bu düşünce, ilk bakışta uygulanamaz gibi görünse de sıralayacağım önerilerle her öğrencinin evine yakın okullarda eğitim görmesi sağlanabilir. Çocuğunu özel okula gönderenlerin ya da bu okulların önünden geçenlerin dikkatini çeken tabelalarda aynen şunlar yazılıdır: ANAOKULU – İLKOKUL – ORTAOKUL – LİSE. Hatta bazılarında FEN LİSESİ yazar. Yani “Bu kampüste her kademede eğitim veriyoruz.” bilgisi verilmektedir. Özel sektör bunu yapıyorsa, devlet neden yapmıyor? BU SORUYA ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİ SIRALAYARAK CEVAP VERECEĞİM Mahallede var olan okul binalarına; hem anaokulu, hem ilkokul, hem ortaokul hem de İMAM HATİP öğrencileri için sınıf açılabilir. Okul binasındaki derslik sayısı ve çevredeki okul çağındaki çocukların sayısı göz önüne alınarak, her sınıftan 8-10 şube yerine 2-3 şube veya tek şube açarak mahallenin çocuklarına, uzağa gitmeden, servise para vermeden, evlerine yakın okulda eğitim fırsatı verilir. Okul binası yetersizse, okul olabilecek yerler istimlak edilir, bina kiralanır, yeni yerleşim bölgelerine yakın aralıklarla okul yapılır. Kentsel dönüşümlerde okulu çok olmayan projelere inşaat ruhsatı verilmez. BU UYGULAMA EĞİTİME NASIL BİR KATKI SAĞLAR?  Öğrenciler büyüme çağında olduğu için sağlıklı bir kahvaltı yapar ve yeteri kadar uyurlar. Öğrenciler çevresini tanır ve çevrede uyması gereken kuralları yerinde, uygulamalı öğrenme fırsatı bulur. Okul servislerinde yaşıtı olmayan öğrencilerden olumsuz davranış ve gereksiz sözler öğrenmez. Trafikteki egzoz dumanlarını teneffüs ederek sağlığı bozulmaz. Okul arkadaşları komşu çocuklarından olduğu için birlikte oyun oynar, birlikte ödev yapar. Böylece iş birliğini öğrenir. Anne babalar, çocuklarının arkadaşlarını ve ailelerini tanıma imkânı bulur. Böylece çocuklarını takip etme şansı olur. Aileler, öğle yemeği ve servis için para ödemeyeceği için bütçesi rahatlar. Branş öğretmenleri hem ilkokulun hem ortaokulun hem de İmam Hatip okulunun derslerine girecekleri için az öğretmenle çok iş yapılır. Okul mevcudu az olduğu için üç müdür yerine bir müdür görevlendirilir. Öğrenci bir sorun yaşadığında evine ve ailesine kısa sürede ulaşılır. Servise binme zorunluluğu olmadığı için trafik rahatlar. Sekizinci sınıftan sonra liseye başlayan öğrenci, toplu taşıma ile uzağa gidebileceği için mahallesinden uzakta bir okula gidebilir.  Hem öğrencilerin hem ailelerin hem de devletin büyük yarar sağlayacağı bu uygulamaya ACİLEN başlanırsa kısa sürede çok iyi sonuçlar alınabilir. Eğitimin kalitesi artar. Öğrenciler sağlıklı büyür. Aileler mutlu olur. Öğrenciler sosyalleşerek gelecekte sorunlu gençler olmazlar. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/egitim-haberleri">Eğitim</category><dc:creator><![CDATA[EVİMİZ OKULA YAKIN OLSUN EĞİTİMDEKİ KARMAŞA SON BULSUN - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 19:56:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/evimiz-okula-yakin-olsun-egitimdeki-karmasa-son-bulsun-225926-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/evimiz-okula-yakin-olsun-egitimdeki-karmasa-son-bulsun-225926-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/evimiz-okula-yakin-olsun-egitimdeki-karmasa-son-bulsun-225926-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Enver Gülel Taziye Evi ve Kur’an Kursu, Karaköprü’de hizmete girdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-enver-gulel-taziye-evi-ve-kuran-kursu-karakoprude-hizmete-girdi-621.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-enver-gulel-taziye-evi-ve-kuran-kursu-karakoprude-hizmete-girdi-621.html</link>
                    <description><![CDATA[Şanlıurfa’nın merkez ilçe Karaköprü Belediyesi, hayırsever iş insanı Enver Gülel tarafından ilçeye kazandırılan Enver Gülel Taziye Evi ve Kur’an Kursu’nu Karaköprü’de 10’uncu Sosyal Tesis Olarak düzenlenen törenle hizmete açtı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[   Karaköprü Belediyesi, vatandaşların ihtiyaçlarına yönelik önemli bir sosyal tesisi daha ilçeye kazandırdı. İş insanı Enver Gülel tarafından yaptırılan Enver Gülel Taziy Eevi ve Kur’an Kursu, Akbayır Mahallesinde düzenlenen törenle hizmete açıldı. Akbayır Mahallesinde, Nar Bahçesi yanında bulunan tesisin açılış törenine Karaköprü Belediye Başkanı Av.Nihat Çiftçi, Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Ahmet Eyyüpoğlu, Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Ahmet Yetimoğlu, Karaköprü İlçe Müftüsü Sacit Emiri, Belediye Meclis Üyeleri, Mahalle Muhtarları, Siyasi Parti ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Temsilcileri, Gülel ailesi ile çok sayıda vatandaş katıldı. Geniş kapasitesiyle dikkat çeken tesiste erkek ve kadın taziye bölümlerinin yanı sıra Kur’an Kursu alanı da yer alıyor. Vatandaşların taziye süreçlerini daha rahat ve düzenli bir ortamda geçirebilmeleri amacıyla tasarlanan tesis, ilçenin önemli sosyal ihtiyaçlarından birine cevap verecek. TESİS KARAKÖPRÜ BELEDİYESİNE DEVREDİLDİ Tören kapsamında Enver Gülel tarafından yaptırılan tesisin Karaköprü Belediyesine devrine ilişkin protokol de imzalandı. Tesis, Karaköprü Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından işletilecek. Taziye Evi ihtiyacı bulunan vatandaşlar Belediyeye müracaat ederek tesisten iki gün boyunca ücretsiz olarak yararlanabilecek. Tesisin elektrik, su, bakım ve işletme giderleri de Belediye tarafından karşılanacak. TAZİYEEVLERİNİ ÜCRETSİZ HALE GETİRDİK Açılış töreninde konuşan Karaköprü Belediye Başkanı Av.Nihat Çiftçi, hayırsever vatandaşların ilçeye kazandırdığı eserlerin önemine dikkat çekerek, Taziye Evlerinin geniş ve işlevsel alanlarda yapılması gerektiğini söyledi. Şanlıurfa’da taziye kültürünün önemli bir yere sahip olduğunu belirten Karaköprü Belediye Başkanı Av.Nihat Çiftçi, özellikle otopark ve geniş alan ihtiyacının taziye evlerinde önemli bir sorun olduğunu ifade etti. Karaköprü Belediye Başkanı Av.Nihat Çiftçi, Karaköprü Belediyesi olarak Taziye Evlerinin kullanımına ilişkin yeni bir sistem oluşturduklarını belirterek, “Bir Taziye Evi ihtiyacı olan vatandaşımız müracaat ederek anahtarını alacak ve iki gün tahsis edilecek. Sonrasında başka bir vatandaşımıza bedelsiz olarak tahsis işlemi gerçekleştirilecek” dedi. KARAKÖPRÜ’DE 10’UNCU TAZİYEEVİ Enver Gülel Taziye Evi’nin Karaköprü Belediyesi bünyesinde hizmet veren 10. Taziye Evi olduğunu belirten Karaköprü Belediye Başkanı Av.Nihat Çiftçi, yeni tesisin bölgenin en geniş ve kapsamlı Taziye Evlerinden biri olduğunu söyledi. Karaköprü Belediye Başkanı Av.Nihat Çiftçi, taziye evlerinin ücretsiz hale getirilmesiyle vatandaşların acılı günlerinde karşılaştıkları ekonomik yükün de azaltılmasının amaçlandığını ifade etti. HAYIRSEVERLİĞİN ALANINI GENİŞLETMELİYİZ Konuşmasında hayırseverliğin yalnızca Taziye Evi, Cami ve Kur’an Kursu yapımından ibaret olmadığını vurgulayan Başkan Çiftçi, Okul, Ana Okulu, Sağlık Merkezi ve Yaşlı Bakım Merkezleri gibi toplumun doğrudan faydalanabileceği yatırımların da önemli hayırlar olduğunu dile getirdi. Karaköprü’de ihtiyaç duyulan Sağlık Merkezi ve Engelli Yaşam Merkezi gibi projeler üzerinde çalıştıklarını belirten Karaköprü Belediye Başkanı Av.Nihat Çiftçi, hayırsever vatandaşların desteğiyle ilçeye daha fazla sosyal tesis kazandırılabileceğini söyledi. Karaköprü Belediye Başkanı Av.Nihat Çiftçi, hayırseverlere seslenerek, “Hayır alanımızı toplum olarak geniş tutarsak mekân bulmada sıkıntı yaşamayız” ifadelerini kullandı. İŞ İNSANI ENVER GÜLEL’DEN HAYIRLI OLSUN TEMENNİSİ İş insanı Enver Gülel de açılışta yaptığı konuşmada, vatandaşlara katılımlarından dolayı teşekkür ederek Taziye Evinin hayırlı olmasını diledi. İş insanı Enver Gülel, tesise katkı sağlayan herkese teşekkür ederken, ilerleyen dönemde bir Kur’an Kursu ve Cami yapmayı da planladıklarını belirtti. DUA VE KURDELE KESİMİYLE HİZMETE AÇILDI Konuşmaların ardından Karaköprü İlçe Müftüsü Sacit Emiri’nin yaptığı dua ile birlikte kurdele kesilerek tesis resmen hizmete açıldı. Açılışın ardından Karaköprü Belediye Başkanı Av.Nihat Çiftçi ve beraberindeki davetliler, Enver Gülel Taziye Evi ve Kur’an Kursu’nu gezerek tesiste incelemelerde bulundu. Karaköprü Belediyesi, yeni sosyal tesisin ilçedeki vatandaşların taziye süreçlerinde önemli bir ihtiyacı karşılamasını ve hemşehrilere daha iyi hizmet sunulmasına katkı sağlamasını hedefliyor. GÖRÜNTÜ LİNKLERİ: Televizyonlar için:&nbsp;&nbsp; https://www.transfernow.net/dl/20260814M116fxMH/61KT31Uf İnternet siteleri için: https://www.youtube.com/watch?v=kPdJz8-KsG0 &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/asayis-haberleri">Asayiş</category><dc:creator><![CDATA[Enver Gülel Taziye Evi ve Kur’an Kursu, Karaköprü’de hizmete girdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 18:05:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/enver-gulel-taziye-evi-ve-kuran-kursu-karakoprude-hizmete-girdi-211318-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/enver-gulel-taziye-evi-ve-kuran-kursu-karakoprude-hizmete-girdi-211318-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/enver-gulel-taziye-evi-ve-kuran-kursu-karakoprude-hizmete-girdi-211318-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber--620.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber--620.html</link>
                    <description><![CDATA[.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:11:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-161155-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-161155-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-161155-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SİNEMASI ETKİNLİĞİNE YOĞUN İLGİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-sinemasi-etkinligine-yogun-ilgi-619.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-sinemasi-etkinligine-yogun-ilgi-619.html</link>
                    <description><![CDATA[Bahçelievler Mahallesi’nde düzenlenen çocuk sineması etkinliğine yoğun ilgi Mahalle sakinleri: Hem çocuklarımız hem de bizim için çok güzel bir etkinlik]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Isparta Belediyesi tarafından düzenlenen Yaz Akşamı Çocuk Sineması etkinlikleri devam ediyor. Etkinliklerin bir diğer adresi Bahçelievler Mahallesi oldu. Çocukların ve ailelerin yoğun ilgi gösterdiği çocuk sineması etkinliğinde ailelerde gönüllerince eğlendi.&nbsp; Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in çocuklara yönelik düzenlediği Yaz akşamları çocuk sineması etkinliği devam ediyor. Etkinliklerin bir sonraki durağı Bahçelievler Mahallesi oldu. Çocuklar saat 19.00'da başlayan eğlenceli aktivitelerle doyasıya vakit geçirirken, akşam saatlerinde aileleriyle birlikte açık havada film izleme heyecanı yaşadı. Etkinlik, hem çocukların hem de mahalle sakinlerinin yoğun ilgisiyle karşılandı. Gerçekleştirilen etkinliğe Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Musa Macit, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi ve mahalle muhtarları katıldı.&nbsp; Etkinlikte çocuklar balonpark, mini lunapark ve spor aktivitelerinde gönüllerince eğlenirken, Isparta Belediyesi tarafından verilen ikramlarla da coşkuları ikiye katlandı. İkramların ardından düzenlenen sinema etkinliğinde çocuklar ve aileleri, açık havada sinema izlemenin tadını çıkardı. Renkli görüntülere sahne olan etkinlik, çocuklar ve mahalle sakinlerinin büyük beğenisini topladı. Sinema etkinliğinden duydukları mutluluğu belirten çocuklar, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür ettiler. Çocuklar, “Bu tür etkinlikler bizim için heyecan verici. Buradaki etkinliklerde arkadaşlarımızla birlikte eğleniyoruz. İkramlardan yararlanıyoruz. Buradaki etkinlikler çok güzel, ikramlar çok güzel. Sinema etkinliğini düzenlediği için Şükrü başkanımıza çok teşekkür ediyoruz. Onu çok seviyoruz” dediler.&nbsp; Mahalle sakinleri ise sinema etkinliğinin birlik ve beraberlik için önemli olduğunu belirterek, etkinliği düzenleyen Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür ettiler. Mahalle sakinleri, “Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’e çok teşekkür ederiz. Burada çocuklarımız güzel vakit geçiriyor. Bizde bu çocuklarımızla birlikte geldik. Çok mutluyuz ve memnunuz. Çocuklarımız burada eğleniyorlar. Güzel vakit geçiriyorlar. Bizim içinde nefes alacak bir zaman oluyor. Etkinliklerin her mahallede olması da oldukça güzel. Bu tür etkinlikleri çok yararlı buluyoruz. Etkinliklerin devamını diliyoruz. Kendisine bu tür etkinliklerden dolayı çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştular.&nbsp; Bahçelievler Mahallesi Muhtarı Yasemin Bardak, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen başta Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen olmak üzere herkese teşekkür etti. Muhtar Bardak, “Bugün Bahçelievler Mahallemizde çok güzel ve anlamlı bir programda bir aradayız. Isparta Belediyemizin düzenlemiş olduğu yaz akşamları çocuk sineması programında çocuklarımızı hem eğlendiriyoruz. Hem de aileleriyle birlikte güzel vakit geçirmelerini sağlıyoruz. Çocuklarımızın yüzündeki mutluluğu görmek bizler için her şeyden daha kıymetli. Bu etkinlik yalnızca çocuklarımız için değil, ailelerimizin de hoşça vakit geçirdikleri bir yaz akşamı oldu. Çocuklarımızın anılarında güzel bir yaz akşamı bırakabiliyorsak ne mutlu bize. Bu güzel organizasyon için başta Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen olmak üzere tüm ekibine teşekkür ederim ” diye konuştu. Sinema etkinliği sonrası Belediye Başkan Yardımcısı Musa Macit, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi ve mahalle muhtarları tarafından çocuklara yapboz hediye edildi. Hediyelerin dağıtımı sonrası sinema etkinliği sona erdi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/kultur-sanat-haberleri">Kültür-Sanat</category><dc:creator><![CDATA[SİNEMASI ETKİNLİĞİNE YOĞUN İLGİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:42:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sinemasi-etkinligine-yogun-ilgi-155539-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sinemasi-etkinligine-yogun-ilgi-155539-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sinemasi-etkinligine-yogun-ilgi-155539-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[METİN ÇELİK: ESERLERİMİZ ORTADA, YENİ DÖNEM İÇİN PROJELERİMİZ HAZIR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-metin-celik-eserlerimiz-ortada-yeni-donem-icin-projelerimiz-hazir-618.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-metin-celik-eserlerimiz-ortada-yeni-donem-icin-projelerimiz-hazir-618.html</link>
                    <description><![CDATA[Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Yönetim Kurulu Başkanı ve yeni dönem başkan adayı Metin Çelik, ekip arkadaşlarıyla birlikte saha çalışmalarını sürdürüyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Yönetim Kurulu Başkanı ve yeni dönem başkan adayı Metin Çelik, ekip arkadaşlarıyla birlikte saha çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Çelik, 4 yıllık görev süresinde hayata geçirilen projelere dikkat çekerek yeni dönemde de önemli çalışmaları hayata geçirmeyi hedeflediklerini söyledi. Başkan Çelik, “4 yıllık görev süremizde onlarca projeyi hayata geçirdik, birçok eseri Odamıza kazandırdık. Yeni dönem için de projelerimiz var. Üyelerimizin oluruyla yeniden göreve gelirsek, bu projelerimizi de hayata geçirmek için çalışacağız.” dedi. Seçim çalışmaları kapsamında Yayla Mahallesi’nde faaliyet gösteren firmaları ziyaret eden Metin Çelik, işletme sahipleriyle bir araya gelerek talep, sorun ve beklentileri yerinde dinledi. Üyelerden gelen talepleri not alan Çelik, çözüm yolları konusunda karşılıklı değerlendirmelerde bulundu. ITSO üyeleriyle doğrudan temas kurmanın önemine dikkat çeken Çelik, saha çalışmalarının kendileri açısından büyük önem taşıdığını belirtti. “GÖNLÜMÜZ HER BİR ÜYEMİZİN KAPISINI ÇALMAKTAN YANA” ITSO’nun 7 bin 500’den fazla üyesi bulunduğunu belirten Çelik, mümkün olduğunca tüm üyelere ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Çelik, “Elimizden geldiğince bu üyelerimizin tamamına dokunmak, iş yerlerine gitmek, halini hatırını sormak ve varsa sorunlarını dinlemek istiyoruz. Elbette zaman içerisinde ulaşamadığımız, ziyaret edemediğimiz üyelerimiz olabilir. Onlardan da şimdiden helallik istiyoruz. Gönül ister ki her bir üyemizin kapısını tek tek çalalım.” ifadelerini kullandı. &nbsp;“YENİ DÖNEMDE DE SAHADA OLACAĞIZ” Saha çalışmalarının yalnızca bir seçim faaliyeti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Başkan Çelik, “Özellikle bu yıl tüm komitelerimizde ayrı ayrı istişare toplantıları gerçekleştirdik. Üyelerimizi aynı masa etrafında topladık, her sektörle ilgili sorunları ve talepleri Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimiz ile ilgili makamlara ilettik. Tüm konuların takibini sürdürüyoruz. Bu süreçte çözüme kavuşan birçok konumuz da oldu. Üyelerimizle kurduğumuz iletişimi önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz.” dedi.  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[METİN ÇELİK: ESERLERİMİZ ORTADA, YENİ DÖNEM İÇİN PROJELERİMİZ HAZIR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:26:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/metin-celik-eserlerimiz-ortada-yeni-donem-icin-projelerimiz-hazir-153941-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/metin-celik-eserlerimiz-ortada-yeni-donem-icin-projelerimiz-hazir-153941-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/metin-celik-eserlerimiz-ortada-yeni-donem-icin-projelerimiz-hazir-153941-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber--617.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber--617.html</link>
                    <description><![CDATA[.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:54:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-145527-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-145527-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-145527-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber--616.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber--616.html</link>
                    <description><![CDATA[.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-142156-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-142156-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-142156-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇOCUKLARIMIZ HEDEFTE, NESİLLERİMİZ TEHLİKEDE: SUSMAYIN, SEYİRCİ KALMAYIN!”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-cocuklarimiz-hedefte-nesillerimiz-tehlikede-susmayin-seyirci-kalmayin-615.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-cocuklarimiz-hedefte-nesillerimiz-tehlikede-susmayin-seyirci-kalmayin-615.html</link>
                    <description><![CDATA[Metin Külünk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ DİKKAT: NESİLLERİMİZ BÜYÜK TEHLİKE ALTINDA!

Artık sadece konuşmanın, seyretmenin ve endişelenmenin zamanı değil!

Çocuklarımızın zihinsel, ahlaki ve manevi gelişimini etkileyen içerikler; sosyal medya, dijital platformlar, oyunlar ve çeşitli iletişim kanalları aracılığıyla çok küçük yaşlardan itibaren karşılarına çıkıyor.

Peki biz ne yapıyoruz?

Anne-babalar olarak neyi bekliyoruz?

Siyaset neyi bekliyor?

Kamu yönetimi neyi bekliyor?

İlgili kurumlar neyi bekliyor?

Sivil toplum kuruluşları neyi bekliyor?

Çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren meselelerde tehlike kapıya dayandıktan sonra harekete geçmenin ne anlamı var?

İnsanın yaratılışına, aile kurumuna ve toplumun temel değerlerine zarar verebilecek her türlü içerik ve yönlendirmeye karşı çocuklarımızı savunmasız bırakamayız.

Bu mesele siyaset üstü bir meseledir.

Bu mesele sağ-sol meselesi değildir.

Bu mesele iktidar-muhalefet meselesi değildir.

Bu mesele, NESİLLERİMİZİN GELECEĞİ meselesidir!

Devletin ilgili kurumları, eğitim camiası, aileler, uzmanlar, medya kuruluşları ve sivil toplum artık çok daha güçlü bir sorumluluk almak zorundadır.

Dijital dünyada çocuklarımızın karşısına ne çıkıyor?

Kimler, hangi içeriklerle çocuklarımıza ulaşıyor?

Aileler bu tehditlere karşı yeterince bilgilendiriliyor mu?

Çocuklarımızı koruyacak sosyal, hukuki ve eğitsel tedbirler yeterli mi?

Bu soruları sormak ve cevaplarını istemek hepimizin hakkıdır!

Anne-babalar da sorumluluğu yalnızca devletten beklememelidir.

Çocuğumuz ne izliyor?

Kimi takip ediyor?

Hangi oyunları oynuyor?

Kimlerle iletişim kuruyor?

Karşılaştığı içerikleri bizimle konuşabiliyor mu?

Bunları bilmek zorundayız.

Şeytanın ve kötülüğe hizmet eden anlayışların insanı değerlerinden, ailesinden ve yaratılışından uzaklaştırmasına karşı uyanık olmak zorundayız.

Bugün görmezden geldiğimiz bir sorun, yarın telafisi çok daha zor bir toplumsal yaraya dönüşebilir.

ANADOLU TOPRAKLARINDA KAYBOLUR GIDERIZ.

&nbsp;

BURADAN AÇIK ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ:

Siyaset kurumu harekete geçsin.

Kamu kurumları sorumluluk alsın.

Eğitimciler ve uzmanlar seslerini yükseltsin.

Sivil toplum kuruluşları ortak mücadele başlatsın.

Medya sorumluluğunu yerine getirsin.

Ve en önemlisi, ANNE-BABALAR çocuklarını dijital dünyanın insafına bırakmasın!

Daha neyi bekliyoruz?

Mesele çocuklarımızsa susamayız.

Mesele ailemizse seyirci kalamayız.

Mesele gelecek nesillerimizse “Bana ne!” diyemeyiz.

ÇOCUKLARIMIZ BİZE EMANETTİR!

Ailemize sahip çıkalım.

Değerlerimize sahip çıkalım.

Çocuklarımıza sahip çıkalım.

NESİLLERİMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM!

#Kuvay-iAileKongresi

#Aile

Öncelikle bilinçli olalım, çocuklarımızla ilgilenelim ve çok ama çok dikkatli olalım.

&nbsp;

@tcbestepe @RTErdogan @MHP_Bilgi @dbdevletbahceli

@Akparti @rprefahpartisi @SaadetPartisi @iyiparti @HurDavaPartisi @bbpgenelmerkez

@ulkucuhareketr @tugvaTR @tugvakadinaile @mttborgtr @Vatan_Partisi @OncuGenclik @herkesicinCHP
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[ÇOCUKLARIMIZ HEDEFTE, NESİLLERİMİZ TEHLİKEDE: SUSMAYIN, SEYİRCİ KALMAYIN!” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cocuklarimiz-hedefte-nesillerimiz-tehlikede-susmayin-seyirci-kalmayin-130010-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cocuklarimiz-hedefte-nesillerimiz-tehlikede-susmayin-seyirci-kalmayin-130010-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cocuklarimiz-hedefte-nesillerimiz-tehlikede-susmayin-seyirci-kalmayin-130010-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İBN SİNA: DOĞU’DAN BATI’YA UZANAN BİLİMİN EVRENSEL HAFIZASI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ibn-sina-dogudan-batiya-uzanan-bilimin-evrensel-hafizasi-614.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ibn-sina-dogudan-batiya-uzanan-bilimin-evrensel-hafizasi-614.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın (Sosyolog - Pedagog - Araştırmacı Yazar) yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İbn Sina denildiğinde ülkemizde çoğu zaman büyük bir hekim ve filozof hatırlanır. Oysa onun dünya bilim tarihindeki yeri, bu iki kelimenin anlatabileceğinden çok daha büyüktür. İbn Sina’nın eserlerinin yüzyıllar boyunca Avrupa’da okunmuş olması, onun yalnızca kendi coğrafyasının değil, insanlığın ortak bilim mirasının önemli isimlerinden biri olduğunu gösterir. Batı dünyası onu çoğunlukla “Avicenna” adıyla tanıdı. Bu isim, İbn Sina adının Latinceleşmiş biçimidir. Avrupa’da Avicenna adı öylesine yerleşmiştir ki bugün dahi uluslararası akademik yayınlarda ve bilim tarihi çalışmalarında İbn Sina’dan söz edilirken “Avicenna” ismine sıkça rastlanır. 980 yılı civarında Buhara yakınlarındaki Afşana’da dünyaya gelen İbn Sina; tıp ve felsefenin yanı sıra mantık, psikoloji, astronomi, matematik ve doğa bilimleri üzerine çalıştı. Onu çağının ötesine taşıyan özelliklerinden biri, bilgiyi birbirinden kopuk alanlar hâlinde değil, insanı ve evreni anlamaya çalışan büyük bir bütün olarak ele almasıydı. AVRUPA’DA&nbsp;&nbsp; “AVICENNA” İbn Sina’nın Batı’daki etkisinin merkezinde El&nbsp; - Kanun fi’’y. Tıb ( Tıbbın Kanunu) bulunur. Bu dev eser 12. yüzyıldan itibaren Latinceye çevrilerek Avrupa’nın bilim dünyasına girdi. Latince nüshalarda eser&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Canon Medicinae”&nbsp; olarak tanındı. Burada üzerinde durulması gereken önemli nokta şudur: İbn Sina Avrupa’ya giderek çalışmalar yapmadı. Onun&nbsp; yurt dışındakii&nbsp; çalışmaları&nbsp; dediğimiz miras, esas olarak eserlerinin tercümeler yoluyla Avrupa’ya ulaşması ve oradaki üniversitelerde okutulmasıdır. Tıbbın Kanunu,&nbsp; Orta Çağ ve erken modern dönem Avrupa’sında tıp eğitiminin önemli kaynaklarından biri hâline geldi. Bologna, Montpellier ve başka Avrupa eğitim merkezlerinde İbn Sina’nın tıp anlayışı kuşaklar boyunca tartışıldı ve öğretildi. Matbaanın Avrupa’da yaygınlaşmasından sonra Canon’un Latince baskılarının yapılması da eserin etkisinin yalnızca Orta Çağ ile sınırlı kalmadığını göstermektedir. SADECE HEKİM DEĞİLDİ İbn Sina’nın Batı düşüncesindeki etkisi yalnızca tıp üzerinden değerlendirilirse eksik kalır. Onun Kitabü’ş-Şifa adlı büyük eseri adına bakılarak yalnızca tıbbi bir kitap sanılabilir. Oysa bu eser; mantık, doğa bilimleri, matematik ve metafiziği içine alan kapsamlı bir felsefe ve bilim külliyatıdır. Eserlerinin Latinceye çevrilmesinin ardından Avicenna’nın özellikle varlık, ruh, akıl ve insanın kendisinin farkında oluşu üzerine düşünceleri Avrupa’daki skolastik felsefe tartışmalarında etkili oldu. İbn Sina’nın insan bilinci üzerine geliştirdiği ve bugün sıklıkla “Uçan İnsan”. düşünce deneyi olarak anılan yaklaşımı özellikle dikkat çekicidir. İbn Sina, dış dünyadan duyusal bilgi almayan bir insanın dahi kendi varlığının farkında olup olmayacağını sorgular. Yaklaşık bin yıl önce ortaya konulan bu soru, bugün bilinç ve benlik tartışmaları açısından hâlâ şaşırtıcı derecede çağdaş görünmektedir. İBN SİNA’NIN AZ BİLİNEN YÖNÜ Bana göre İbn Sina’yı asıl büyük yapan yalnızca ne kadar çok şey bildiği değildir. Bilginin sınırlarını aşmaya cesaret etmesidir. Hekimliği felsefeden, insan bedenini ruhtan, gözlemi düşünceden tamamen ayırmadı. Hastalığı anlamaya çalışırken insanı anlamaya; insanı anlamaya çalışırken doğayı ve varlığı sorgulamaya yöneldi. Bu nedenle Avrupa’nın onu “Avicenna” adıyla yüzyıllarca okuması tesadüf değildir. Bir düşünürün gerçek büyüklüğü, yaşadığı dönemde aldığı övgülerle değil, ölümünden yüzyıllar sonra bile başka dillerde tartışılmaya devam etmesiyle ölçülür. İbn Sina bunun en güçlü örneklerinden biridir. Bugün Batı’daki bilim tarihi kaynaklarında “Avicenna” ismiyle karşılaştığımızda aslında yalnızca geçmişte yaşamış bir hekimin adını görmüyoruz. Buhara’dan başlayıp Bağdat’ın, İran’ın ve İslam medeniyetinin bilim birikimi üzerinden Latince Avrupa’ya ulaşan büyük bir düşünce yolculuğunun izlerini görüyoruz. Onun kitapları sınırları geçti. Adı başka bir dile dönüştü. Fakat düşüncesinin özü değişmedi. Avicenna, Batı’nın verdiği isimdi; İbn Sina ise insanlığın ortak bilim hafızasında bıraktığı isimdir. Bugün bize düşen, İbn Sina’yı yalnızca belirli gün ve haftalarda anmak değil; onun temsil ettiği merakı, araştırmayı, aklı, bilimi ve insanı merkeze alan düşünce geleneğini yeni kuşaklara taşımaktır. Çünkü medeniyetler, büyük isimlerini sadece hatırlayarak değil, onların bıraktığı düşünce mirasını anlayarak geleceğe yürür. İbn Sina’nın asırlar sonra dahi eserleriyle insanlığa ışık tutmaya devam etmesi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) şu hadis-i şerifini hatırlatmaktadır: İnsan öldüğü zaman ameli kesilir; ancak üç şey hariç: “ Sadaka-i câriye, kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat” (Sahih Müslim, Vasiyyet 14, Hadis No:1631) İbn Sina’nın yüzyılları aşarak Doğu’dan Batı’ya ulaşan ve bugün dahi bilim dünyasında adı yaşatılan ilmî mirası, “kendisinden faydalanılan ilim” bırakmanın ne denli kıymetli olduğunu gösteren önemli örneklerden biridir. İnsanlığa bıraktığı ilim, düşünce ve medeniyet mirası vesilesiyle İbn Sina’yı rahmet, saygı ve minnetle anıyoruz. &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[İBN SİNA: DOĞU’DAN BATI’YA UZANAN BİLİMİN EVRENSEL HAFIZASI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:41:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ibn-sina-dogudan-batiya-uzanan-bilimin-evrensel-hafizasi-124802-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ibn-sina-dogudan-batiya-uzanan-bilimin-evrensel-hafizasi-124802-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ibn-sina-dogudan-batiya-uzanan-bilimin-evrensel-hafizasi-124802-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇERÇEVE YASA'YI İYİ ANLAMAK LAZIM]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-cerceve-yasayi-iyi-anlamak-lazim-613.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-cerceve-yasayi-iyi-anlamak-lazim-613.html</link>
                    <description><![CDATA[Ayhan Yalçın yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 1980 yıllarından bugüne kadar, PKK terör örgütü ülkemize maddi ve manevi çok büyük acılar yaşatmış, binlerce vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Ülkemize binlerce şehit ve binlerce sivil kayıplar verdiren, ülkemize derin yaralar açan ve milyarlarca maddi kayıplar verdiren PKK terör örgütü, özellikle Savunma Sanayisi'nin savunma&nbsp; harcamaları ve yıkılan ve tahribata uğrayan altyapı nedeniyle ülkemize, özellikle de ekonomimize ağır darbeler vurmuştur.&nbsp;

Vatandaşlarımız göç etmek zorunda kaldı&nbsp;

Toplumun güven, huzur ve kardeşlik bağlarını zedeleyen, toplumsal, kültürel ve birlik ve beraberlik uyumunu yok etmek için elinden geleni yapan PKK terör örgütü, Doğu Anadolu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşayan vatandaşlarımızın psikolojik sorunlar yaşamasına neden olmuştur. Yalnızca psikolojik sorunlar değil, bu bölgelerde yaşayan vatandaşlarımız memleketlerini terk ederek, göç etmek zorunda kalmıştır.&nbsp;

1980 yıllarından beri PKK terör örgütlerine askeri operasyonlar yapan devletimiz, güvenlik&nbsp; ve askeri harcamaları için milyarlarca dolar harcama yapmıştır. Gerçekten savunma sanayisi için, özellikle de PKK terör örgütlerine yönelik harcamalar korkunç rakamlara tekabül etmektedir. Çünkü ülkemizde en çok Savunma Sanayisi'ne bütçe ayrılmaktadır.&nbsp;

PKK, Doğu Anadolu ve Güneydoğu'ya çok büyük zararlar verdi&nbsp;

Daha önce Doğu Anadolu ve Güneydoğu bölgelerine PKK terör örgütü yüzünden yapılamayan yatırımlar, özellikle de turizm gelirlerindeki kayıplar nedeniyle bu bölgelerin gelişmesi engellenmiştir. PKK terör örgütü tarafından bombalanan, yakılan köyler, kasabalar ve şehirler, bununla birlikte yıkılan köprüler, yollar, okullar ve hastanelerin yeniden inşa edilmesi için harcanan paralar ülkemizin gelişmesine engel olmuş ve bütçemizi oldukça sarsmıştır.

40 binden fazla kişi hayatını kaybetti&nbsp;

Ülke ekonomisine büyük bir zarar veren PKK terör örgütü, Türkiye'nin&nbsp; kalkınmasını engellemiş, terör için harcanan bütçe yüzünden vatandaşlarımızın refah seviyesini düşürmüştür. Türkiye'nin PKK terör örgütüne yönelik yürütülen çatışmalar sonucunda resmi kayıtlara göre 40 binin üzerinde Mehmetçiklerimiz, polisimiz, güvenlik korucularımız ve sivil vatandaşlarımız hayatını kaybetmiştir.

Bazı kitleler terörün bitmesini istemiyor

Bu ülkede terörün bitmesini istemeyen ve terörle mücadeleye destek vermek istemeyen bir kitle var. Sanırım bu kitle kanla ve&nbsp; terörle besleniyor. Sanırım bu kitle terörün bitmesini istemiyor. Çünkü bunun başka bir açıklaması olamaz. Tüm Dünya'nın gözü Türkiye'de. Özellikle&nbsp; ülkemizi yok etmeye yönelik saldırılar yapan, bizleri birbirimize düşürmek isteyen, ülkemizde ekonomik anlamda krizler çıkaran, ekonomik baskılar yapan bazı güçler var.

Ülkemizde, spekülasyonlar ve manipülasyonlar hiç eksik olmuyor&nbsp;

Bu bazı güçler spekülasyonlarla, manipülasyonlarla, borsa aracılığıyla piyasaya baskılar yaparak, ülkemizde&nbsp; krizler çıkarmaya çalışıyor. Her krizden yara almadan çıkan hükümetimiz, tüm spekülasyonlara rağmen, tüm manipülasyonlara rağmen, tüm krizlere rağmen, tüm olumsuzluklara rağmen, tüm baskılara rağmen, tüm güçlere rağmen her zaman dimdik ayakta kalmayı başarmıştır. Her krizden daha güçlü çıkan hükümetimiz, PKK terör örgütünün tamamen lav edilmesi için yaptığı çalışmaları meyvelerini vermiştir.

Çerçeve Yasa&nbsp;

Yeni çözüm süreci kapsamında PKK terör örgütünün silah bırakmasına&nbsp; yönelik hazırlanan Çerçeve Yasa, TBMM Genel&nbsp; Genel Kurulu’nda 467 oyla kabul edilmişti. Ülkemizdeki&nbsp; terörün tamamen bitmesi açısından büyük önem taşıyan ve TBMM Genel Kurulu’nda&nbsp; 467 oyla kabul edilen, ülke barışı için önem arz eden Çerçeve Yasa, ülkemizde refah düzeyinin artmasında büyük önem taşımaktadır. Çünkü bundan sonra Doğu Anadolu ve Güneydoğu bölgelerine daha çok&nbsp;
yatırımlar yapılacaktır.

Çerçeve Yasa ile birlikte ülkemizde terör bitecek, vatandaşlarımız kendilerini&nbsp; daha güvende hissedecek, yatırımlar artacaktır. Ayrıca vatandaşlarımızın refah düzeyi de artacaktır. Mehmetçiklerimiz şehit olmayacak, vatandaşlarımız hayatlarını kaybetmeyecektir. Bu vesileyle; Çerçeve Yasa 'nın devletimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz.&nbsp;

Saygılarımla!

Ayhan Yalçın&nbsp;

Gazeteci, Yazar, Stratejist, Köşe Yazarı , Yorumcu, Şair, 2019 seçimlerinde Kandıra Belediye Başkan Aday Adayı, Sivil Toplum Lideri, Siyasetçi , İşletmeci, Satış Pazarlama uzmanı, Eğitimci, Danışman, Genel Müdür, CEO
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[ÇERÇEVE YASA'YI İYİ ANLAMAK LAZIM - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 06:29:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cerceve-yasayi-iyi-anlamak-lazimdir-094349-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cerceve-yasayi-iyi-anlamak-lazimdir-094349-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cerceve-yasayi-iyi-anlamak-lazimdir-094349-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ITSO’DA TERCİH: VAATLER Mİ, TECRÜBE VE DEVAMLILIK MI?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-itsoda-tercih-vaatler-mi-tecrube-ve-devamlilik-mi-612.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-itsoda-tercih-vaatler-mi-tecrube-ve-devamlilik-mi-612.html</link>
                    <description><![CDATA[Müslüm Aktürk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Isparta Ticaret ve Sanayi Odası’nda ekim ayında yapılacak başkanlık seçimi, yalnızca bir başkanlık yarışı değil; Isparta iş dünyasının önümüzdeki dört yılına ilişkin önemli bir tercih olacak. Bu seçimde üç aday bulunuyor: Mevcut Başkan Metin Çelik, başkan adaylığını açıklayan iş insanı A. Ünal Turgut ve iş insanı Yunus Karabulut. Öncelikle önemli bir not düşmek gerekiyor: Yunus Karabulut’un adaylığıyla ilgili elimde, kamuoyuna açıkladığı projeleri ve vaatleri içeren yeterli bir çalışma bulunmuyor. Dolayısıyla kendisi hakkında, bilmediğim projeler üzerinden olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmam doğru olmaz. Bu yazıda karşılaştırmayı, elimizde bulunan veriler doğrultusunda Metin Çelik ile A. Ünal Turgut’un açıkladığı projeler ve çalışmalar üzerinden yapacağım. Benim tercihim ise baştan belli: Metin Çelik’in devam etmesinden yanayım. Neden? Çünkü Çelik’in önünde dört yıllık bir tecrübe var. Daha önemlisi, bu dört yıl yalnızca vaatlerden değil, önemli ölçüde hayata geçirilmiş çalışmalardan oluşuyor. AYNI BAŞLIKLAR, BENZER HEDEFLER A. Ünal Turgut’un açıkladığı 13 projeye baktığımızda, bazı başlıkların Metin Çelik yönetiminin mevcut çalışmaları veya yeni dönem projeleriyle dikkat çekici biçimde örtüştüğünü görüyoruz. Örneğin Turgut’un programında “Yapay Zekâ ve Dijital Dönüşüm Programı” bulunuyor. Çelik’in yeni dönem projeleri arasında ise “Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi” yer alıyor. Turgut, işletmelerin yapay zekâyı üretim, pazarlama, satış ve veri analizinde kullanmasını hedefliyor. Çelik de yeni dönemde yapay zekâyı üyelerle buluşturmayı ve işletmelerin verimliliğini artırmayı planlıyor. Bir başka örnek e-ticaret. Turgut’un “E-Ticaret Seferberliği” projesi, işletmelerin dijital pazaryerlerinde yer almasını ve dijital satış altyapılarını geliştirmesini hedefliyor. Çelik’in yeni dönem projeleri arasında ise “E-Ticaret ve Dijital İçerik Stüdyosu” bulunuyor. Markalaşmada da benzer bir tablo var. Turgut’un “Markalaşma ve Isparta Markaları Programı”, Isparta ürünlerinin ulusal ve uluslararası pazarlarda güçlü markalara dönüşmesini amaçlıyor. Çelik ise “Isparta Ortak Şehir Markası” ile Isparta’nın ekonomisi, turizmi, tarımı, sanayisi ve kültürüyle ortak bir şehir markası oluşturulmasını hedefliyor. Burada “kopya” demek yerine, aynı veya benzer hedeflere yönelen projeler demek daha doğru. Çünkü bir seçimde asıl soru, “Kim daha çok proje açıkladı?” değil; “Kim bu projeleri hayata geçirebilecek tecrübeye ve kurumsal kapasiteye sahip?” olmalı. İHRACATTA ÖNEMLİ BİR FARK VAR Turgut’un 13 projesi arasında e-ihracat, dünya pazarlarına açılım, uluslararası networkler, fuarlar ve B2B görüşmeleri önemli yer tutuyor. Çelik yönetiminin geride bıraktığı dört yılda ise bu alanda somut çalışmalar bulunuyor. ITSO tarafından 17 farklı ülkeye 20 iş gezisi düzenlenmiş ve üyeler yeni pazarlarla buluşturulmuş. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği ile mobilya ve kozmetik sektörlerinde UR-GE projeleri hazırlanmış. Avrupa Birliği ve Erasmus kapsamında uluslararası projeler yürütülmüş. Yeni dönem için de “Lojistik ve İhracat Merkezi” projesi açıklanmış. Dolayısıyla burada önemli bir ayrım ortaya çıkıyor: Bir tarafta proje olarak açıklanan hedefler, diğer tarafta ise önemli ölçüde sahada karşılığı bulunan bir geçmiş tecrübe var. EĞİTİM VE İNSAN KAYNAĞI Turgut’un projeleri arasında “Nitelikli İnsan Kaynağı ve Mesleki Eğitim” de bulunuyor. Çelik yönetimi ise dört yıllık dönemde 80’in üzerinde eğitim semineri düzenledi. Süleyman Demirel Üniversitesi ile Kariyer Ofisleri kuruldu ve 80 farklı alanda sertifikalı eğitim verebilen bir oda haline gelindi. Yani eğitim ve insan kaynağı konusu da ITSO açısından yeni bir gündem değil. METİN ÇELİK’İN EN BÜYÜK AVANTAJI: DÖRT YILLIK TECRÜBE Metin Çelik’i desteklememin temel nedeni tam da burada ortaya çıkıyor. Bir yönetimi değerlendirmenin en sağlıklı yolu, seçim döneminde açıklanan vaatlerine bakmak kadar, geride bıraktığı dönemde ne yaptığına bakmaktır. Çelik yönetimi dört yılda 620 kilovatlık Güneş Enerji Santrali kurdu. 3 bin 600 metrekarelik Geçici Depolama Alanı ve TIR Garajını üyelerin hizmetine sundu. Barida Hotels Davraz’a yüzde 15 ortaklıkla ITSO’ya kalıcı bir yatırım kazandırdı. Yaklaşık 400 bin metrekarelik Serbest Bölge için fizibilite çalışmalarını tamamladı. Isparta Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgelerinin genişleme çalışmalarında aktif rol üstlendi. Üç kez Turizm ve Gastronomi Fuarı düzenledi ve 200 bini aşkın misafiri ağırladı. Beş girişimcilik ofisi oluşturdu. Süleyman Demirel Üniversitesi ile Kariyer Ofisleri kurdu. 17 ülkeye 20 iş gezisi düzenledi. Güller Ekspresi’nin ikinci tren seferlerinin hayata geçirilmesine öncülük etti. 80’i aşkın eğitim semineri düzenledi. Coğrafi işaret çalışmalarını sürdürdü. Tarihi TOKA Evi’nin restorasyonu için çalışma yürüttü. Ve bütün bunların yanında ITSO’nun 2026-2030 Stratejik Planı için üniversitelerden kamu kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarından sektör temsilcilerine kadar geniş katılımlı bir çalıştay gerçekleştirdi. Bunlar seçim döneminde söylenen sözler değil. Geçmiş dört yılın ortaya koyduğu çalışmalar. “BAŞARISIZDI” DEMEK İÇİN ORTADA NE VAR? Elbette Metin Çelik yönetimini eleştirenler olabilir. “Daha fazla iş yapılabilirdi” denilebilir. “Şu proje eksik kaldı” denilebilir. Bunların hepsi demokratik bir seçimin doğal tartışmalarıdır. Fakat benim açımdan ortada “başarısız olmuş ve mutlaka değişmesi gereken” bir ITSO yönetimi tablosu bulunmuyor. Tam tersine, dört yıllık tecrübe kazanmış, çeşitli projeleri hayata geçirmiş, bazılarını sürdüren ve yeni dönem için de yeni hedefler açıklayan bir yönetim var. O zaman soru şu: ITSO’nun hızını kesmeden devam etmesi mi, yoksa yeni bir yönetimle yeniden başlangıç yapması mı Isparta’nın menfaatine? Benim cevabım belli: Devamlılık. PİŞMİŞ AŞA SU KATMAMAK GEREK Isparta’nın kaybedecek zamanı yok. Sanayinin büyütülmesi, ihracatın artırılması, turizmin geliştirilmesi, gençlerin istihdam edilmesi, yeni pazarların bulunması ve Isparta markasının güçlendirilmesi uzun soluklu işler. Bu nedenle dört yıllık bir tecrübenin üzerine yeni hedefler koymak, bana göre yeniden başlangıç yapmaktan daha doğru. Üstelik Çelik’in yeni dönem için açıkladığı 12 proje, mevcut çalışmaların devamı niteliğindeki hedeflerin yanı sıra yeni alanları da kapsıyor. Yani “Biz yaptık, artık yapacak bir şey kalmadı” anlayışı yok. Tam tersine: “Henüz yapacak çok işimiz var.” deniliyor. SON SÖZÜ ITSO ÜYELERİ SÖYLEYECEK Sonuçta kararı ITSO üyeleri verecek. Ünal Turgut’un projeleri arasında elbette dikkate değer fikirler bulunabilir. Yeni bir adayın farklı bakış açısı getirmesi de önemlidir. Yunus Karabulut’un da açıklayacağı projeler olabilir. Onları görmeden değerlendirmek doğru olmaz. Fakat bugün elimizdeki tabloya baktığımda benim tercihim net: Metin Çelik’in devam etmesinden yanayım. Çünkü dört yıl boyunca ne yaptığını biliyoruz. Hangi projeleri hayata geçirdiğini görüyoruz. Nelerin devam ettiğini biliyoruz. Ve önümüzdeki dönem için ne hedeflediğini de biliyoruz. Benim tercihim, denenmemiş bir yönetim anlayışı yerine sonuçları görülmüş bir tecrübenin üzerine yeni hedefler koymaktan yana. Isparta’nın önünün açılması, ITSO’nun daha da güçlenmesi ve başlatılan çalışmaların kesintiye uğramaması adına; Metin Çelik’in yeniden göreve devam etmesinin Isparta iş dünyası açısından daha doğru bir tercih olduğunu düşünüyorum. Çünkü, istikrarın üzerine yeni başarılar koymak daha büyük kazançtır. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[ITSO’DA TERCİH: VAATLER Mİ, TECRÜBE VE DEVAMLILIK MI? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 13:42:17 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/itsoda-tercih-vaatler-mi-tecrube-ve-devamlilik-mi-164558-20260813.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/itsoda-tercih-vaatler-mi-tecrube-ve-devamlilik-mi-164558-20260813.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/itsoda-tercih-vaatler-mi-tecrube-ve-devamlilik-mi-164558-20260813.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Isparta’da yaz akşamları çocukların neşesiyle renklendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ispartada-yaz-aksamlari-cocuklarin-nesesiyle-renklendi-611.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ispartada-yaz-aksamlari-cocuklarin-nesesiyle-renklendi-611.html</link>
                    <description><![CDATA[Turan ve Kurtuluş Mahalleleri’nde düzenlenen sinema etkinliğinde çocuklar gönüllerince eğlendi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Isparta Belediyesi, çocukların yaz akşamlarını daha keyifli ve unutulmaz hale getirmek amacıyla düzenlediği etkinliklerle yüzleri güldürmeye devam ediyor. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in çocuklara verdiği özel önem doğrultusunda gerçekleştirilen “Yaz Akşamları Çocuk Sineması” etkinliği, Turan ve Kurtuluş Mahallelerinde mahalle sakinleri ile çocukları bir araya getirdi.

Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, göreve geldiği günden bu yana çocukların sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle buluşmasına büyük önem veriyor. Isparta’daki çocukların yaz akşamlarında çeşitli etkinliklerle bir araya gelmesini sağlamak amacıyla Isparta Belediyesi tarafından başlatılan Yaz Akşamları Çocuk Sineması etkinlikleri devam ediyor. Sinema etkinliğinin bir sonraki durağı Turan ve Kurtuluş Mahalleleri oldu.

Çocukların gönüllerince eğlenebilmeleri ve aileleriyle birlikte güzel bir yaz akşamı geçirebilmeleri amacıyla düzenlenen etkinlikte, açık havada sinema keyfi yaşandı. Çocuklara çeşitli ikramlar sunulurken, düzenlenen eğlenceli etkinliklerle miniklerin mutluluğuna mutluluk katıldı.



Sinema etkinliğinden duydukları mutluluğu belirten çocuklar, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür ettiler. Çocuklar, “Burada eğleniyoruz. Etkinliklere katılıyoruz. İkramlardan alıyoruz. Sinema etkinliğini düzenlediği için Şükrü amcamıza çok teşekkür ediyoruz. Onu çok seviyoruz. Etkinliklerde çok eğlendik. Başkanımız bizim için çok güzel etkinlikler yapıyor. Buradaki etkinlikler çok güzel, ikramlar çok güzel” dediler.

Mahalle sakinleri ise sinema etkinliğinin birlik ve beraberlik için önemli olduğunu belirterek, etkinliği düzenleyen Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür ettiler. Mahalle sakinleri, “Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’e çok teşekkür ederiz. Çok mutluyuz ve memnunuz. Çocuklarımız burada eğleniyorlar. Güzel vakit geçiriyorlar. Bizim içinde nefes alacak bir zaman oluyor. Etkinliklerin her mahallede olması da oldukça güzel. Bu tür etkinlikleri çok yararlı buluyoruz. Kendisine bu tür etkinliklerden dolayı çok teşekkür ediyorum” diye konuştular.

Turan Mahallesi Muhtarı Ali Büyüksilleli, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in çocuklara ve mahallelere yönelik çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Muhtar Büyüksilleli, “Göller ve güller diyarı Isparta’mıza çok değer verdiği için Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’e çok teşekkür ediyoruz. Şükrü Başdeğirmen başkanımızla çalışmaktan onur duyuyoruz. Kurtuluş Mahallemizle birlik ve beraberlik içerisinde çalışmalarımız sürdürüyoruz. Burada da çocuklarımız için bir etkinlik yapılıyor. Bu etkinlikten dolayı çok teşekkür ediyoruz” dedi.

Kurtuluş Mahallesi Muhtarı Sıtkı Ağlarcı, “Her isteğimizi geri çevirmeyen mahallemizdeki isteklerimizi ilettiğimizde anında sorunlarımızı çözen Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür ederiz. Başkanımız bu etkinlikleri hem bize hem de çocuklarımıza sağlıyor. Çocuklarımız ve ailelerimiz mutlu oluyorlar. Bu nedenle başkanımıza çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Sinema etkinliği sonrası Belediye Başkan Yardımcıları Musa Macit ve Ender Güven ile Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi tarafından çocuklara yapboz hediye edildi. Hediyelerin dağıtımı sonrası sinema etkinliği sona erdi.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Isparta’da yaz akşamları çocukların neşesiyle renklendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartada-yaz-aksamlari-cocuklarin-nesesiyle-renklendi-142444-20260813.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartada-yaz-aksamlari-cocuklarin-nesesiyle-renklendi-142444-20260813.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartada-yaz-aksamlari-cocuklarin-nesesiyle-renklendi-142444-20260813.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Yalçınkaya: “Isparta’da zemin etüttü çalışması çok önemli bir atılımdı”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-jeoloji-muhendisleri-odasi-il-temsilcisi-yalcinkaya-ispartada-zemin-etuttu-calismasi-cok-onemli-bir-atilimdi-610.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-jeoloji-muhendisleri-odasi-il-temsilcisi-yalcinkaya-ispartada-zemin-etuttu-calismasi-cok-onemli-bir-atilimdi-610.html</link>
                    <description><![CDATA[Yalçınkaya, Başkan Başdeğirmen’in ilk göreve geldikten sonra 44 mahallede 450 noktada yaptırdığı zemin etüdü çalışmasının çok önemli bir atılım olduğunu söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp; Jeoloji Mühendisleri Odası Isparta İl Temsilcisi Dr. Sami Yalçınkaya ve yönetim kurulu üyeleri Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i ziyaret etti. Yalçınkaya, Başkan Başdeğirmen’in ilk göreve geldikten sonra 44 mahallede 450 noktada yaptırdığı zemin etüdü çalışmasının çok önemli bir atılım olduğunu söyledi. Jeoloji Mühendisleri Odası Isparta İl Temsilciliği görevine yeniden seçilen Dr. Sami Yalçınkaya, yeni yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Ziyarette karşılıklı istişarelerde bulunuldu. Yalçınkaya: “Her türlü katkıyı koymaya hazırız” Ziyarette konuşan Jeoloji Mühendisleri Isparta İl Temsilcisi Dr. Sami Yalçınkaya, Oda seçimlerinin haziran ayında gerçekleştirildiğini ve yeni yönetimle birlikte yeniden göreve geldiklerini söyledi. Yaptıkları çalışmaları anlatan Yalçınkaya, zemin ve temel etüt kuruluşlarının altyapısında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile bazı görüşmeler yaptıklarına değinen Yalçınkaya, “Odamızın faaliyetleri açısından baktığımızda serbest piyasada çalışan arkadaşlarımız var. O arkadaşlarımızın yaşadıkları sorunlar varsa o sorunların çözümüne ilişkin belediyemizdeki meslektaşlarımızla istişare ederek katkı koymaya çalışıyoruz. Oda olarak neler yapılması gerektiği konusunda her türlü katkıyı koymaya hazırız” dedi. “Çok önemli bir atılımdı” Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in göreve geldikten hemen sonra 44 mahallede 450 farklı noktada zemin etüdü çalışması yaptırmasının önemine değinen Dr. Sami Yalçınkaya, “Sayın başkanımızın ilk dönemdeki atılımlarından birisi zemin etüt çalışmasıydı. Özellikle çok önemli bir atılımdı. Bu çok doğru bir yaklaşım. Biz bunun gelişmesini istiyoruz. Çünkü Isparta’nın yerleşimi bir ova düzeyinde. Türkiye’nin deprem bölgesi olmasından dolayı Isparta’da fay var mı? Fay varsa ne olur? diye söylüyor. Isparta’da fay yok ama başkanımızın da yapmış olduğu bu çalışmaların sonucunda zeminin yapılaşmaya uygun olmadığı, yapılaşma için bazı önlemler alınması gerektiği konusunda başkanımızla hemfikiriz. Bu anlamda kat yükseklikleri, statik hesaplarda olacak inşaat mühendisliği disiplinini altlığını oluşturacak bir zemin etütlerinin daha detaylandırılarak yapılması şehrin geleceği açısından ve kentsel dönüşümde ileriye yönelik çalışmalar için bir baz teşkil edecektir. Başkanımıza da teşekkür ediyoruz bu atılımı hem yaptırdı hem de yapılması sürecine destek oldu” ifadelerinde bulundu. Öte yandan Yalçınkaya, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu tarafından ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ seçilmesinden dolayı Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i tebrik etti. Başdeğirmen: “Sağlıklı binaların yapımında önemli etkiniz var” Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, jeoloji mühendisliğinin şehirlerin yerleşimi, sağlıklı binaların yapımı ve depreme dayanıklı binaların oluşumunda önemli etkisi olduğunu söyledi. İnşaatın yapılması gereken alandaki zeminin sağlamlığının, alınması gereken tedbirleri ve statik hesaplamalarını jeoloji mühendislerinin yaptığını dile getiren Başkan Başdeğirmen, “O tespitlere göre yapının oluşumu gerçekleşiyor. Sizler ve belediyemizdeki personelimiz bu konudaki hassasiyetinizi gösteriyorsunuz. Jeoloji mühendisliği yapılacak inşaatın temelinde en önemli etken. 1999 ve sonraki depremleri bir daha yaşamamak için sizlerin gösterdiği yolda belediye olarak tüm projelerde üst seviyelerde önem veriyoruz. Sizlerin çalışmaları ülkemiz için çok değerli. Bunun için size ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. “Jeoloji inşaatın yapısının ana atar damarı demek” Göreve geldiklerinde ilk sordukları sorunun ‘Isparta’nın genelinde zemin etüdü çalışması var mı?’ olduğunu belirten Başkan Başdeğirmen, “450 noktada zemin etütleri yaptık. Bunları raporladık. Sel gelecek yerleri tespit ettik, heyelan nerede oluşabilir bunları gördük. Bunların raporlarını sizlerle paylaştık. Ama bunlar yeterli değil. Bunu yapalı 7 yıl oldu. Bugünün teknolojisinde değerlerde farklılıklar ortaya çıktı. Son 6 Şubat depreminden sonra daha farklı çalışmalar yapılması gerektiğini gördük. Bunlar ciddi şekilde sizlerin dikkatine alınıyor. Jeoloji demek inşaatın yapısının ana atar damarı demek. Elle götürülen beton zamanından bugünlere geldik. Bundan sonra kentsel dönüşümü çok önemseyerek geçmişte o günün şartlarında uygun olduğunu düşünerek, mevzuat gereği de uygun olduğunu düşündüğümüz yapıların bugün için çok geçerli olmadığını ve yenilenmesi gerektiğini biliyoruz. Osmanlı döneminde yapılan binalarımız bile halen sağlam duruyor. Mimar Sinan Camii, Mimar Sinan’ın projesi. Ulu Camii, 1200’li yılların camisi halen ayakta. Biz son 100 yıl önce yaptığımızı halen kullanamıyoruz. Ne tarihi değer var ne de dayanıklılık olarak uzun yaşayacak binalar var. Bunları sizin sayenizde aşıyoruz. Sizlerin çalışmaları ve yapı denetimin etkin olması daha uzun yıllar kullanılabilecek yapıların yapımına başlıyoruz. Bizden sonra gelen nesil çok uzun yıllar önce yapılmış binalarımızı kullanabilecekler. Tarihi olarak da değerlendirebilecekler. Bu çok değerli” dedi. Başkan Başdeğirmen, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu tarafından ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ seçilmesi dolayısıyla Jeoloji Mühendisleri Odası Isparta İl Temsilcisi Dr. Sami Yalçınkaya’nın tebriğine teşekkür etti. Ziyaret hatıra fotoğrafıyla sona erdi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Yalçınkaya: “Isparta’da zemin etüttü çalışması çok önemli bir atılımdı” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:14:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/jeoloji-muhendisleri-odasi-il-temsilcisi-yalcinkaya-ispartada-zemin-etuttu-calismasi-cok-onemli-bir-atilimdi-141926-20260813.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/jeoloji-muhendisleri-odasi-il-temsilcisi-yalcinkaya-ispartada-zemin-etuttu-calismasi-cok-onemli-bir-atilimdi-141926-20260813.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/jeoloji-muhendisleri-odasi-il-temsilcisi-yalcinkaya-ispartada-zemin-etuttu-calismasi-cok-onemli-bir-atilimdi-141926-20260813.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TARİHİ YASANIN SESSİZ KAHRAMANI: PROF. DR. CÜNEYT YÜKSEL]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-tarihi-yasanin-sessiz-kahramani-prof-dr-cuneyt-yuksel-609.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-tarihi-yasanin-sessiz-kahramani-prof-dr-cuneyt-yuksel-609.html</link>
                    <description><![CDATA[Müslüm Aktürk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye, yaklaşık yarım asırdır terörün ağır yükünü taşıyor.

On binlerce insanımızın hayatını kaybettiği, ailelerin evlat acısıyla kavrulduğu, şehirlerin ve köylerin korkuyla yaşadığı, ülkenin milyarlarca liralık ekonomik kaynaklarını terörle mücadeleye ayırmak zorunda kaldığı uzun ve sancılı bir dönem…

Bugün Türkiye, işte böylesine ağır bir geçmişin ardından “Terörsüz Türkiye” hedefinde tarihi bir eşiğe geldi.

Bu noktaya elbette bir günde ulaşılmadı.

Siyasi irade, devlet aklı, güvenlik politikaları, diplomatik ve siyasi temaslar, Meclis çalışmaları ve nihayet hukuki düzenlemeler birbirini izledi.

Fakat böylesine büyük süreçlerin bir de kamuoyunun pek görmediği kahramanları vardır.

Ben bugün onlardan birini anlatmak istiyorum:&nbsp;Prof. Dr. Cüneyt Yüksel.

Uzun yıllardan beri tanıdığım, dostluğuna değer verdiğim Sayın Cüneyt Yüksel'i yakından tanıyan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:&nbsp;O, yaptığı işin önüne kendisini koymayı tercih edenlerden olmadı.

HUKUKÇU KİMLİĞİYLE SİYASETİN İÇİNDE

Cüneyt Yüksel'in bu süreçteki konumunu anlamak için önce hukukçu kimliğine bakmak gerekiyor.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Yüksel, yüksek lisansını Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, doktorasını ise Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı. Akademik hayatında uluslararası hukuk, anayasa, insan hakları, demokrasi, etik ve hukuk reformları üzerine çalıştı. Lahey'de, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına Türkiye adına müdahillik başvurusunda bulundu.&nbsp;Bugün ise TBMM Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yapıyor.

Dolayısıyla Terörsüz Türkiye sürecinin son aşamasında önüne gelen görev, onun mesleki birikimiyle doğrudan örtüşüyordu.

Çünkü artık mesele yalnızca siyasi iradenin ortaya konulması veya silahların bırakılması değildi.

Önümüzde çok daha teknik ve hassas bir alan vardı:

Bu tarihi dönüşüm hangi hukuki çerçeve içerisinde gerçekleştirilecekti?

İşte Cüneyt Yüksel'in asıl sorumluluğu burada ortaya çıktı.

SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ SORUMLULUK

Cüneyt Yüksel'i bu süreçte uzun süre kamuoyunun önünde çok fazla görmedik.

Bunun bir sebebi olduğunu düşünüyorum.

Böylesine hassas bir süreçte erken konuşmak, yanlış anlaşılmalara yol açmak, siyasi polemiklerin içine çekilmek veya sürecin istismar edilmesine zemin hazırlamak ciddi riskler taşıyordu.

Bu nedenle Yüksel, uzun süre işin gerektirdiği sükûneti korudu.

Çalıştı.

Dinledi.

Hukuki zemini değerlendirdi.

Ve zamanı geldiğinde konuştu.

KOMİSYONDA DAHA EN BAŞINDAN VARDI

Cüneyt Yüksel'in bu süreçteki sorumluluğu, tarihi yasa Adalet Komisyonu'nun gündemine geldiğinde başlamadı.

O, daha sürecin Meclis ayağının oluşturulduğu ilk dönemde de masadaydı.

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun üyeleri arasında yer aldı. TBMM'nin resmi kayıtlarında Cüneyt Yüksel, İstanbul Milletvekili ve AK Parti üyesi olarak komisyonun üyeleri arasında bulunuyor. Komisyon, 5 Ağustos 2025'te çalışmalarına başladı ve temel görevlerinden biri, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda ihtiyaç duyulan kanuni düzenlemeleri belirlemek ve kanun tekliflerine yönelik çalışmalar yapmaktı.

Yani Cüneyt Yüksel, sürecin yalnızca son aşamasında ortaya çıkan bir isim değildi.

Daha başından itibaren Meclis'teki çalışmanın içinde yer aldı.

Komisyonun aylar süren çalışmaları sonunda hazırlanan raporun AK Parti ayağında da aktif sorumluluk üstlenen en önemli isim oldu. 19 Aralık 2025'te AK Parti'nin Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları kapsamında hazırladığı 15 başlıklı, 60 sayfalık rapor TBMM Başkanlığına sunulurken raporu teslim eden üç isim arasında Cüneyt Yüksel de vardı. Yanında AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen bulunuyordu.

SON PERDEDE KÜRSÜYE ÇIKTI

Sonunda mesele TBMM Adalet Komisyonu'nun önüne geldi.

İşte o zaman Cüneyt Yüksel'in sorumluluğu kamuoyunun gözleri önünde daha belirgin hale geldi.

Adalet Komisyonu Başkanı olarak tarihi kanun teklifinin görüşmelerine başkanlık etti. Komisyonun çalışmaları, uzun ve yoğun görüşmelerin ardından tamamlandı.

Yüksel, komisyon görüşmelerinde yaptığı konuşmada düzenlemenin Türkiye'nin 40 yılı aşkın süredir devam eden terör sorununa hukuki bir çözüm zemini oluşturma iradesinin ürünü olduğunu vurguladı.

Burada özellikle dikkat çekici olan, onun meseleyi bir günlük siyasi tartışmanın parçası olarak görmemesiydi.

Karşısındaki mesele, Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren büyük bir hukuki ve siyasi sorumluluktu.

SADECE BİR KOMİSYON BAŞKANI OLARAK DEĞİL…

Cüneyt Yüksel'in Türkiye'ye siyasi ve hukuki alandaki katkısını değerlendirirken de yalnızca bu yasaya bakmak eksik kalır.

Bir hukuk profesörü olarak akademik birikimini Meclis çalışmalarına taşıdı.

Uluslararası hukuk, insan hakları, anayasa ve yargı reformları alanındaki tecrübesini yasama faaliyetleriyle buluşturdu.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanlığı da bu birikimin doğrudan karşılık bulduğu önemli görevlerden biri oldu.

Bu nedenle Terörsüz Türkiye'nin hukuki ayağında onun sorumluluğunu yalnızca “komisyon başkanlığı görevini yürüttü” şeklinde değerlendirmek bana yetersiz geliyor.

O, hukukçu kimliğiyle tarihi bir sürecin hukuki zemine oturtulmasında görev aldı.

YAPTIĞI İŞİN SONUCUNA ODAKLANDI

Bazı insanlar yaptıkları işin reklamını yapmayı sever.

Bazıları ise yaptığı işin sonucuna bakar.

Cüneyt Yüksel'i ikinci grupta görüyorum.

Belki de bu yüzden uzun süre sessiz kaldı.

Çünkü böylesine hassas bir konuda söylenecek her sözün bir karşılığı olduğunu biliyordu.

Bugün yasa Meclis'ten geçmiş, Türkiye yeni bir dönemin eşiğine gelmişken, geriye dönüp baktığımızda bu sürece katkı sağlayan isimlerin hakkını teslim etmek gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'tan siyasi partilerin temsilcilerine, komisyonlarda görev yapan milletvekillerinden bürokratlara kadar çok sayıda kişinin emeği var.

Fakat bütün bu büyük tablonun içinde, işin hukuki ayağında sorumluluk üstlenen isimleri de hatırlamak gerekiyor.

Benim açımdan o isimlerin başında Prof. Dr. Cüneyt Yüksel geliyor.

TARİHİN SESSİZ TANIKLARI

Uzun süre sessiz kaldı.

Sürecin hassasiyetini gözetti.

İşin hukuki boyutunda sorumluluk aldı.

Ve artık son aşamaya gelindiğinde, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı olarak kürsüye çıktı.

Bugün Türkiye, yıllardır özlemini duyduğu Terörsüz Türkiye hedefinde tarihi bir aşamaya ulaşmışken, bu tarihi yasanın hazırlanmasında ve Meclis'teki yasama sürecinde emeği bulunanların isimleri mutlaka hatırlanmalı.

Bu vesileyle ben de uzun yıllardır tanıdığım, faaliyetlerini takip ettiğim Prof. Dr. Cüneyt Yüksel'in hakkını teslim etmek istedim.

Ve bugün onun için söylenebilecek en isabetli sözlerden biri şudur: 

TARİHİ YASANIN SESSİZ KAHRAMANLARINDAN BİRİ: PROF. DR. CÜNEYT YÜKSEL...

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[TARİHİ YASANIN SESSİZ KAHRAMANI: PROF. DR. CÜNEYT YÜKSEL - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 13:26:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/tarihi-yasanin-sessiz-kahramani-prof-dr-cuneyt-yuksel-165037-20260812.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/tarihi-yasanin-sessiz-kahramani-prof-dr-cuneyt-yuksel-165037-20260812.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/tarihi-yasanin-sessiz-kahramani-prof-dr-cuneyt-yuksel-165037-20260812.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İLHAMİ GÜNBEGİ’DEN 25. YIL AÇIKLAMASI; “MİLLETİMİZLE ÇEYREK ASIR, TÜRKİYE GELECEĞE HAZIR”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ilhami-gunbegiden-25-yil-aciklamasi-milletimizle-ceyrek-asir-turkiye-gelecege-hazir-608.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ilhami-gunbegiden-25-yil-aciklamasi-milletimizle-ceyrek-asir-turkiye-gelecege-hazir-608.html</link>
                    <description><![CDATA[AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi, beraberinde AK Partili il ve ilçe Belediye Başkanları, AK Parti önceki dönem İl Başkanları ve İlçe Başkanları, İl Kadın Kolları Başkanı, İl Gençlik Kolları Başkanvekili, AK Partili Belediye Meclis Üyeleri ve önceki dönem Belediye Meclis Üyeleri ile AK Parti İl ve İlçe Teşkilatlarında görevli partililerle birlikte AK Parti Şanlıurfa il binası önünde basın açıklaması yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Açıklamada, bundan tam 25 yıl önce, 14 Ağustos 2001’de, bir millet hareketi olan AK Parti, “Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyerek Türkiye’nin yarınlarına açılan yeni bir yolun ilk adımının atıldığı belirtildi.  AK PARTİ TÜRKİYE İDEALİNİN ADI OLDU AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi açıklamasında, “Siyasi istikrarsızlığın, ekonomik krizlerin, vesayetin ve yasakların ülkemizin üzerine ağır bir gölge gibi çöktüğü bir dönemde kurulan AK Parti, yalnızca yeni bir siyasi parti değil, aziz milletimizin değişim iradesinin, demokrasi talebinin ve güçlü Türkiye idealinin adı oldu. Milletimiz, kuruluşundan yalnızca 15 ay sonra AK Partiyi tek başına iktidara taşıyarak ülkemizin kaderini değiştirecek büyük yürüyüşün önünü açtı. 3 Kasım 2002’den itibaren Türkiye, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tarihinin en kapsamlı kalkınma, demokratikleşme ve atılım dönemlerinden birine girdi” dedi. MİLLETİMİZLE OMUZ OMUZA VERDİK AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi açıklamasının devamında, “AK Parti olarak 25 yıldır yalnızca iktidarda bulunmadık. Milletimizin emanetini taşıdık, ülkemizin yükünü omuzladık, Türkiye’yi her alanda büyütmenin ve güçlendirmenin mücadelesini verdik. Bu yolculuk boyunca kapatma davalarından 27 Nisan e-muhtırasına, Gezi olaylarından 17-25 Aralık kumpasına, terör saldırılarından 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar demokrasimizi, millî iradeyi ve Türkiye’nin istiklalini hedef alan sayısız saldırıyla karşılaştık. Küresel ekonomik krizlerle, salgınlarla, savaşlarla ve asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin yol açtığı büyük yıkımla mücadele ettik. Her defasında milletimize güvendik. Milletimizle omuz omuza verdik. Önümüze çıkarılan engeller karşısında geri adım atmadık, Türkiye’nin istikametinin değiştirilmesine müsaade etmedik” diye konuştu. VESAYETİN SİYASET ÜZERİNDEKİ GÖLGESİNİ KALDIRDIK AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi açıklamasına şöyle devam etti; “Terörsüz Türkiye idealimiz doğrultusunda devletimizin kararlı iradesi, kahraman güvenlik güçlerimizin fedakâr mücadelesi ve milletimizin sarsılmaz birlik ve beraberliği sayesinde ülkemizi 40 yıldır canımızdan, kaynağımızdan ve geleceğimizden çalan terör belasından kurtardık. Bu tarihî kazanımı, şehitlerimizin aziz hatırasına ve gazilerimizin fedakârlığına sahip çıkarak birlik, kardeşlik ve huzur içinde geleceğe taşıyacağız. Vesayetin siyaset üzerindeki gölgesini kaldırdık, millî iradeyi devlet yönetiminin gerçek merkezi hâline getirdik. Demokrasimizin standartlarını yükselttik, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik. İnancı, düşüncesi, kökeni veya hayat tarzı nedeniyle vatandaşlarımızın ötekileştirildiği dönemlere son verdik. Başörtülü kadınlarımızın eğitim ve çalışma hayatından dışlanmasına neden olan yasakları ortadan kaldırdık. Gençlerimizin geleceğinin önüne konulan katsayı adaletsizliğini giderdik. Devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapattık. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hiç kimsenin bu ülkenin misafiri, kiracısı veya üvey evladı olmadığını gösterdik. 2 Milletimizin on yıllardır yüreğinde taşıdığı büyük bir hasreti sona erdirdik. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin zincirlerini kırarak 86 yılın ardından yeniden ibadete açılmasını sağladık. Böylece yalnızca tarihî bir emanete sahip çıkmadık, Türkiye’nin kendi değerleri ve kararları üzerinde söz sahibi, bağımsız ve egemen bir ülke olduğunu bütün dünyaya ilan ettik.” 81 İLİMİZİN TAMAMINI ÜNİVERSİTEYLE BULUŞTURDUK “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla sosyal devletin imkânlarını toplumun bütün kesimleriyle buluşturduklarını belirten AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Sağlıkta gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümle hastaneleri, şehir hastanelerini ve modern sağlık merkezlerini milletimizin hizmetine sunduk. Eğitimde dersliklerden üniversitelere, yurtlardan teknoloji altyapısına kadar büyük bir seferberlik başlattık. 81 ilimizin tamamını üniversiteyle buluşturduk. TOKİ eliyle milyonlarca vatandaşımızı güvenli ve modern konutlara kavuşturduk. Yaşlılarımızdan engelli vatandaşlarımıza, ihtiyaç sahibi ailelerimizden şehit yakınları ve gazilerimize kadar toplumun her kesimini kuşatan sosyal destek mekanizmaları kurduk. 6 Şubat depremlerinin ardından şehirlerimizi yalnızca yeniden inşa etmekle kalmadık, daha dirençli ve daha güvenli bir geleceğin temellerini attık. Türkiye’yi ulaşım ve altyapıda çağ atlattıklarını belirten AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi açıklamasında, “Bölünmüş yollarla şehirlerimizi birbirine bağladık, yüksek hızlı tren ağlarını ülkemizin dört bir yanına ulaştırdık. Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, İstanbul Havalimanı ve daha nice eserle milletimizin yıllarca hayalini kurduğu projeleri gerçeğe dönüştürdük. Türkiye’yi teknoloji üreten, tasarlayan ve geliştiren bir ülke hâline getirdik. Yarım asrı aşan yerli otomobil hayalimizi Togg ile gerçeğe dönüştürdük. Kendi otomobilini, insansız hava araçlarını, savaş gemilerini, helikopterlerini ve uçaklarını üretebilen güçlü bir Türkiye inşa ettik. İHA’larımız, SİHA’larımız, Bayraktar TB2, Akıncı, Anka, Kızılelma, HÜRJET, KAAN, ATAK, Gökbey, TCG Anadolu ve ALTAY tankı gibi yerli ve millî projelerimizle Savunma Sanayiinde Türkiye’nin adını dünyanın önde gelen ülkeleri arasına yazdırdık. Bir dönem savunma ihtiyaçları için başkalarının kapısında bekletilen Türkiye’yi, bugün kendi ihtiyaçlarını karşılayan ve dost ülkelerin güvenliğine katkı sağlayan bir konuma ulaştırdık” ifadelerine yer verdi. SANAYİCİMİZİN, ESNAFIMIZIN, ÇİFTÇİMİZİN VE GİRİŞİMCİMİZİN ÖNÜNÜ AÇTIK “Cumhuriyet tarihimizin ilk astronotunu uzaya gönderdik” diyen AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi, “İlk yerli ve millî haberleşme uydumuz Türksat 6A’yı uzayla buluşturduk. Millî Uzay Programımızla Türkiye’nin iddiasını gökyüzünün ötesine taşıdık. Karadeniz’de keşfettiğimiz doğal gazı milletimizin hizmetine sunduk. Gabar’daki petrol üretimiyle yer altı kaynaklarımızı ekonomimize kazandırdık. Akkuyu Nükleer Güç Santrali, yenilenebilir enerji yatırımları ve yeni keşiflerle enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlılıkla ilerledik. 2002 yılında 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımızı 270 milyar doların üzerine taşıdık. Üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan ve küresel rekabette söz sahibi olan bir Türkiye ekonomisinin temellerini attık. Sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin ve girişimcimizin önünü açtık. Türkiye’nin gücünü ve imkânlarını belirli merkezlerle sınırlı bırakmadık, yatırımı ve kalkınmayı 81 ilimize yaydık. 3 Dış politikada kendi kararlarını kendisi alan, sahada ve masada güçlü, bölgesindeki gelişmelere yön veren bir Türkiye inşa ettik. Ülkemizi yalnızca kendi vatandaşlarının değil, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin ve dünyanın dört bir yanındaki mazlumların da umudu hâline getirdik. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğiyle uluslararası meselelerde görüşü aranan, sözü dinlenen ve attığı adımlar yakından takip edilen bir ülke konumuna ulaştı. Bugün AK Parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıkladığı resmî verilere göre 11 milyon 709 bin 913 üyesiyle Türkiye’nin açık ara en büyük siyasi partisidir. Bu sayı, milletimizin hareketimize duyduğu güvenin, teşkilatlarımızın fedakâr çalışmasının ve Türkiye sevdamızın en somut göstergelerinden biridir. Ancak bizim için her üyemiz yalnızca bir rakam değil, aynı ideale inanmış bir yol ve dava arkadaşıdır. AK Partinin asıl gücü binalardan, makamlardan veya unvanlardan değil, milletimizle kurduğu sarsılmaz gönül bağından gelmektedir. 25 yıllık hikâyemizde elde ettiğimiz bütün başarıların gerçek sahibi aziz milletimizdir” dedi. 25. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜMÜZÜN COŞKUSUNU 81 İLİMİZDE ÇEŞİTLİ PROGRAMLARLA YAŞAYACAĞIZ AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi, açıklamalarını şöyle sonlandırdı; “Sandıklara sahip çıkan teşkilat mensuplarımızdan mahalle mahalle, sokak sokak çalışan kadın ve gençlik kollarımıza, kuruluşumuzdan bugüne kadar farklı kademelerde sorumluluk üstlenen bütün yol arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu kutlu davaya ömrünü adamış ve bugün aramızda bulunmayan kardeşlerimizi rahmetle, minnetle ve dualarla yâd ediyoruz. Çeyrek asırlık birikimimizi geçmişin hatırası olarak değil, geleceğin güçlü temeli olarak görüyoruz. Önümüzde şimdi daha büyük hedefler, daha büyük sorumluluklar ve Türkiye Yüzyılı idealimiz bulunmaktadır. Terörsüz Türkiye kazanımını kalıcı hâle getiren, sivil ve özgürlükçü anayasasıyla demokrasisini güçlendirmiş, yüksek teknolojide öncü, ekonomide daha güçlü, enerjide ve savunmada tam bağımsız bir Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı milletimizle birlikte inşa edeceğiz. 25. kuruluş yıl dönümümüzün coşkusunu 81 ilimizde düzenleyeceğimiz çeşitli programlarla yaşayacağız. Kutlamalarımızı, 14 Ağustos 2026 Cuma günü Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Başkent Millet Bahçesi’nde gerçekleştireceğimiz büyük ve coşkulu buluşmayla taçlandıracağız. Aziz milletimizi, 25 yıllık eser, hizmet ve mücadele yolculuğumuzun gururunu paylaşmaya, Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzde saflarımızı daha da sıklaştırmaya davet ediyoruz. İlk günkü aşkla, ilk günkü heyecanla ve aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Milletimizle çeyrek asır, Türkiye geleceğe hazır.” ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[İLHAMİ GÜNBEGİ’DEN 25. YIL AÇIKLAMASI; “MİLLETİMİZLE ÇEYREK ASIR, TÜRKİYE GELECEĞE HAZIR” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:31:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ilhami-gunbegiden-25-yil-aciklamasi-milletimizle-ceyrek-asir-turkiye-gelecege-hazir-153505-20260812.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ilhami-gunbegiden-25-yil-aciklamasi-milletimizle-ceyrek-asir-turkiye-gelecege-hazir-153505-20260812.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ilhami-gunbegiden-25-yil-aciklamasi-milletimizle-ceyrek-asir-turkiye-gelecege-hazir-153505-20260812.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MÖ 2. YÜZYILDAN GELEN SESSİZ BİR BİLİM HARİKASI: ANTİKYTHERA MEKANİZMASI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-mo-2-yuzyildan-gelen-sessiz-bir-bilim-harikasi-antikythera-mekanizmasi-607.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-mo-2-yuzyildan-gelen-sessiz-bir-bilim-harikasi-antikythera-mekanizmasi-607.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın (Sosyolog – Pedagog Araştırmacı Yazar) yazdı…]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Geçmiş gerçekten sandığımız kadar basit miydi, yoksa bize ulaşabilen birkaç parçaya bakarak büyük bir dünyanın yalnızca küçük bir bölümünü mü görüyoruz? Bazen küçücük bir arkeolojik buluntu, geçmişe ilişkin bildiklerimizden daha büyük sorular sordurur. Yunanistan’ın Antikythera Adası açıklarında bulunan Antikythera Mekanizması, tam da böyle bir eserdir. 1900 yılında sünger dalgıçları tarafından keşfedilen antik bir gemi batığından çıkarılan korozyona uğramış bronz parçalar, başlangıçta diğer arkeolojik eserler kadar dikkat çekmemişti. Ancak 1902 yılında parçaların içinde dişli çarkların bulunduğunun fark edilmesiyle, karşılarında sıradan bir antik eşyanın olmadığı anlaşıldı. Sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, X-ışını incelemeleri ve modern görüntüleme yöntemleri, bu parçaların son derece karmaşık bir astronomik hesaplama cihazına ait olduğunu gösterdi. Adı, bulunduğu yerden geliyordu: Antikythera Mekanizması. Onu asıl şaşırtıcı kılan ise yaşıydı. Mekanizma genel olarak MÖ 2. ve 1. yüzyıllar arasındaki Helenistik döneme tarihlendiriliyor. Yani Hz. İsa’nın doğumundan yaklaşık bir ila iki yüzyıl önce insanlar, gökyüzündeki belirli hareketleri matematiksel olarak modelleyen ve bunları bronz dişliler aracılığıyla gösterebilen bir cihaz üretmişlerdi. Bugün elimizde mekanizmanın yalnızca bir bölümü bulunuyor. Buna rağmen günümüze ulaşan parçalarında 30’dan fazla bronz dişli tespit edildi. Bu dişliler rastgele yerleştirilmiş değildi; her biri belirli matematiksel oranlarla diğerine bağlanıyor ve gökyüzündeki döngüleri mekanik harekete dönüştürüyordu. Bu nedenle Antikythera Mekanizması, bilim dünyasında bilinen en eski mekanik astronomi hesaplayıcılarından biri ve sıklıkla dünyanın bilinen ilk analog bilgisayarı olarak tanımlanıyor. Elbette “bilgisayar” sözcüğünü günümüzde kullandığımız elektronik cihazlarla karıştırmamak gerekir. Ortada elektrik, işlemci veya yazılım yoktu. Ancak belirli astronomik verileri ve matematiksel ilişkileri mekanik bir sistem içerisinde işleyerek sonuç gösterebilen bir cihaz vardı. Ve bütün bunlardan iki bin yılı aşkın süre önce söz ediyoruz. Antikythera Mekanizması, Güneş’in ve Ay’ın gökyüzündeki hareketlerini gösterebiliyor, Ay’ın evrelerini takip edebiliyor ve Ay’ın hareketindeki bazı düzensizlikleri mekanik olarak modelleyebiliyordu. Tutulmaların tekrarını öngörmek için 223 kameri aylık ünlü Saros döngüsünden yararlanıyordu. Böylece Güneş ve Ay tutulmalarının meydana gelebileceği dönemleri gösterebiliyordu. Fakat mekanizmanın hikâyesi Güneş ve Ay ile sınırlı değildi. Cihazın üzerindeki yazıtlar ve günümüzde yapılan bilimsel rekonstrüksiyonlar, antik dünyada çıplak gözle bilinen Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn gezegenlerinin astronomik döngülerinin de tasarımda yer aldığını gösteriyor. Ön bölümün, bu gezegenlerin Zodyak üzerindeki hareketlerini temsil etmeye yönelik karmaşık bir sisteme sahip olduğu düşünülüyor. Ayrıca astronomik takvimler, önemli yıldızların belirli dönemlerde görünmesi ve kaybolması gibi bilgiler de bu küçük mekanik dünyanın içerisinde kendisine yer bulmuştu. Antikythera&nbsp; Mekanizma gerçekten çok&nbsp; etkileyici: MÖ döneminde yaşayan insanlar, kendi çağlarında gözlemleyebildikleri gökyüzünün önemli bir bölümünü matematiksel döngüler aracılığıyla mekanik olarak modelleyebilecek bilgi seviyesine ulaşmışlardı. Beni asıl düşündüren ise cihazın kendisinden çok, onu ortaya çıkaran bilgidir. Çünkü böylesine karmaşık bir makine yapmak için yalnızca bronzu işlemek yeterli değildir. Gökyüzünü yıllarca gözlemlemek, Güneş’in ve Ay’ın döngülerini kaydetmek, gezegenlerin hareketlerini takip etmek, tutulmalar arasındaki matematiksel ilişkileri anlamak, geometri bilmek, hassas ölçüm yapmak ve bütün bu bilgileri birbirine geçen dişlilerin oranlarına dönüştürmek gerekir. Başka bir ifadeyle karşımızdaki birkaç bronz parçası, aslında görünmeyen çok daha büyük bir bilimsel birikimin izlerini taşımaktadır. Antikythera Mekanizması’nın kullandığı astronomik bilginin bir bölümü Mezopotamya ve özellikle Babil astronomisinin yüzyıllar boyunca oluşturduğu gözlem birikimiyle ilişkilidir. Helenistik dünyanın matematik ve geometri bilgisiyle birleşen bu birikim, bize bilginin medeniyetler arasında nasıl aktarılabildiğini de göstermektedir. Ve tam burada insanın aklına kaçınılmaz bir soru geliyor: Böylesine gelişmiş bir cihaz gerçekten tek miydi? Bugün buna kesin bir cevap veremiyoruz. Belki başka örnekleri vardı. Belki daha basit öncüleri bulunuyordu. Belki farklı atölyelerde benzer mekanizmalar üretiliyordu. Bunların hiçbirini kanıtlanmış gerçekler gibi sunamayız. Fakat böylesine karmaşık bir cihazın ortaya çıkması, arkasında belirli bir astronomi, matematik, metal işçiliği ve mekanik geleneğinin bulunduğunu düşündürmektedir. Burada geçmişin bize karşı ne kadar acımasız olduğunu da unutmamak gerekir. Ahşap çürür. Demir paslanır. Bronz eritilip yeniden kullanılır. Papirüsler yok olur. Kütüphaneler yanar. Şehirler yıkılır. Ustalar ölür ve bazen bilgilerini aktaracak kimse kalmaz. Bu nedenle bugün elimizde bulunmayan her şeyin geçmişte de bulunmadığını varsaymak doğru değildir.. Antikythera Mekanizması’nın gerçek hikâyesi zaten yeterince olağanüstü. MÖ 2. yüzyılda yaşayan insanlar gökyüzüne baktılar. Orada yalnızca ışıklar görmediler; düzen gördüler. Döngüleri fark ettiler. Gözlemlerini matematiğe dönüştürdüler. Sonra o matematiği bronz dişlilerin arasına yerleştirdiler. Belki de modern dünyanın geçmişe bakarken yaptığı en büyük hatalardan biri, teknolojik imkânlarla insan zekâsını birbirine karıştırmaktır. İki bin yıl önce yaşayan insanların ellerinde bilgisayarlar, teleskoplar veya modern üretim makineleri varmıydı&nbsp; yokmuydu.. bir bilinmez soru.? Ancak merakları, gözlem yetenekleri ve düşünme güçleri vardı. Antikythera Mekanizması bunun sessiz bir kanıtıdır. Bugün o bronz dişliler artık dönmüyor. Güneş’in veya Ay’ın konumunu göstermiyor. Fakat iki bin yılı aşkın süre sonra hâlâ zihnimizde başka bir mekanizmayı harekete geçiriyor: Merakı. Hz. İsa’dan önce insanlar Güneş’in, Ay’ın, tutulmaların ve bilinen gezegenlerin hareketlerini küçük bir mekanik sistem içerisinde modelleyebildiyse, geçmişe dair henüz bilmediğimiz daha neler olabilir? Belki Antikythera Mekanizması’nın bize bıraktığı en değerli miras, verdiği cevaplardan çok bu sorudur. Çünkü bazen büyük keşifler bize yeni cevaplar vermez. Bize daha büyük sorular sormayı öğretir. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[MÖ 2. YÜZYILDAN GELEN SESSİZ BİR BİLİM HARİKASI: ANTİKYTHERA MEKANİZMASI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:06:06 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/mo-2-yuzyildan-gelen-sessiz-bir-bilim-harikasi-antikythera-mekanizmasi-151633-20260812.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/mo-2-yuzyildan-gelen-sessiz-bir-bilim-harikasi-antikythera-mekanizmasi-151633-20260812.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/mo-2-yuzyildan-gelen-sessiz-bir-bilim-harikasi-antikythera-mekanizmasi-151633-20260812.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AHLAKI YİTİRDİĞİMİZ YER]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ahlaki-yitirdigimiz-yer-606.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ahlaki-yitirdigimiz-yer-606.html</link>
                    <description><![CDATA[Ali Pehlivan yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İnsan, yalnızca yaşadığı çağın değil, taşıdığı vicdanın da çocuğudur.

Bir milletin gerçek zenginliği topraklarının genişliği, şehirlerinin büyüklüğü veya kasasındaki serveti değildir. Bir milletin asıl serveti, ahlâkıdır. Çünkü ahlâk çöktüğü zaman hiçbir bina insanı kurtaramaz; hiçbir kanun vicdanın yerini tutamaz; hiçbir makam kaybolan insanlığı geri getiremez.

Bugün büyük bir değişimin içinden geçiyoruz.

Her şey hızlandı.

Haberler saniyeler içinde yayılıyor. İnsanlar birbirine birkaç kelimeyle ulaşabiliyor. Dünyanın öbür ucundaki gelişmeyi anında öğreniyoruz. Fakat bütün bu hızın içinde garip bir şekilde birbirimizden uzaklaşıyoruz.

Çok konuşuyoruz ama az dinliyoruz.

Çok biliyoruz ama az düşünüyoruz.

Çok görüyoruz ama az fark ediyoruz.

Ve belki de en önemlisi, çok hüküm veriyoruz ama kendimizi yeterince sorgulamıyoruz.

Ahlâkın en büyük düşmanı cehalet değildir.

Bazen insanın kendisini haklı görme ısrarıdır.

Çünkü insan, kendi kusurunu görmediği zaman başkasının kusurunu büyütmeye başlar.

Kendi yanlışına mazeret bulur, başkasının yanlışına hüküm verir.

Kendisine gelince “şartlar böyleydi” der.

Başkasına gelince “karaktersiz”…

Kendisi menfaat sağladığında “hakkımı aldım” der.

Başkasına gelince “haksız kazanç”…

İşte ahlâk tam da burada sınanır.

İnsanın kendi nefsine karşı ne kadar adil olabildiğinde

Biz ahlâkı çoğu zaman başkalarına anlatmayı seviyoruz.

Fakat ahlâk, anlatılmaktan önce yaşanması gereken bir hakikattir.

Çocuğumuza dürüstlüğü anlatıyoruz.

Ama onun yanında küçük yalanlar söylüyoruz.

Gençler saygısız oldu diyoruz.

Fakat gençlerin fikirlerini dinlemiyoruz.

Toplum bozuldu diyoruz.

Ama bozulmanın içinde kendi payımızı görmek istemiyoruz.

İnsanlığın düzelmesini istiyoruz fakat kendimizi değiştirmek ağır geliyor.

Toplum, insanın kendisini düzeltmesiyle düzelir.

Bir baba evinde adaletli davranırsa…

Bir anne çocuğuna merhameti yaşatarak öğretirse…

Bir öğretmen öğrencisine yalnızca bilgi değil, karakter kazandırırsa…

Bir esnaf terazisini doğru tutarsa…

Bir yönetici gücünü adaletle kullanırsa…

Bir memur işini hakkıyla yaparsa…

Bir insan kimse görmediğinde dahi emanete sahip çıkarsa…

İşte o zaman toplum değişmeye başlar.

Büyük dönüşümler bazen büyük meydanlarda değil, küçük odalarda gerçekleşir

Bugün ahlâkın karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerden biri de menfaatin değerlerin önüne geçmesidir.

İnsanlar artık çoğu zaman “Doğru mu?” diye sormadan önce “Bana ne kazandırır?” diye soruyor.

Oysa insanı insan yapan, kazancının miktarı değil; kazanç uğruna nelerden vazgeçmediğidir.

Bir insanın cebini doldurup vicdanını boşaltması başarı değildir.

Bir makamı elde edip adaleti kaybetmesi yükselmek değildir.

Bir çevre edinip dostluğu kaybetmesi zenginlik değildir.

Çünkü insanın dışarıda kazandığı her şey, içeride kaybettiği bir değeri telafi etmeye yetmez.

Bugün makam sahibi çok insanımız olabilir.

Fakat makamın hakkını veren insan sayısı daha önemlidir.

Çünkü makam insanı büyütmez.

Makam, insanın içindeki büyüklüğü veya küçüklüğü ortaya çıkarır.

Güç eline geçtiğinde merhametini kaybeden insanın gerçek yüzü, güçsüzken değil güçlü olduğu zaman ortaya çıkar.

İşte ahlâk budur:

Gücün varken adil olabilmek…

İntikam alma imkânın varken affedebilmek…

Hakkın varken başkasının hakkını da gözetebilmek…

Kimsenin seni denetlemediği yerde bile kendini denetleyebilmek

Bir de çağımızın yeni putları var.

Şöhret…

Gösteriş…

Para…

Takipçi…

Makam…

Alkış…

İnsan artık bazen iyi olmak için değil, iyi görünmek için yaşıyor.

İyiliğin bile fotoğrafını çekiyoruz.

Yardım ediyoruz, sonra paylaşmayı düşünüyoruz.

Bir sofraya oturuyoruz, önce sofranın fotoğrafını çekiyoruz.

Bir yere gidiyoruz, önce orada nasıl görüneceğimizi düşünüyoruz.

Sanki yaşamak yetmiyor; yaşadığımızı başkalarına ispat etmek zorundayız.

Oysa gerçek iyilik sessizdir.

Bir yetimin başını okşarken fotoğraf gerekmez.

Bir borçlunun borcunu ertelemek için alkış gerekmez.

Bir insanın onurunu korumak için kamera gerekmez.

Çünkü bazı güzelliklerin şahitleri insanlar değil, vicdanlardır.

Ahlâkın en önemli kelimelerinden biri de “emanet”tir.

Bize verilen makam emanettir.

Para emanettir.

Evlat emanettir.

Devlet emanettir.

Şehir emanettir.

İnsan ilişkileri emanettir.

Hatta sahip olduğumuzu sandığımız hayat bile bize verilmiş bir emanettir.

Emanetin sahibi gibi davranan insan, bir gün emaneti taşıyamaz hâle gelir.

Oysa insan, elindeki her şeyi geçici olarak taşır.

Makam geçer.

Para geçer.

Şöhret geçer.

Güzellik geçer.

Gençlik geçer.

Geriye insanın yaptığı iyilikler ve bıraktığı iz kalır.

Belki de hayatın en ağır sorusu budur:

Sen bu dünyadan geçerken, dünyada ne bıraktın?”

Bir insanın ardından “Çok zengindi.” denilebilir.

Çok güçlüydü.” denilebilir.

Çok makamı vardı.” denilebilir.

Ama bütün bunlardan daha kıymetli bir cümle vardır:

“İyi bir insandı.”

İnsan için bundan daha büyük bir miras var mıdır?

Bugün çocuklarımızın geleceğinden endişe ediyoruz.

Onlara iyi bir gelecek bırakmak istiyoruz.

Ama çocuklarımıza yalnızca iyi binalar, iyi okullar ve iyi işler bırakmak yetmez.

Onlara iyi bir ahlâk iklimi bırakmalıyız.

Çünkü ahlâkını kaybeden bir toplum, ne kadar zenginleşirse zenginleşsin huzuru satın alamaz.

Adaletin olmadığı yerde güven olmaz.

Güvenin olmadığı yerde kardeşlik olmaz.

Kardeşliğin olmadığı yerde millet olma şuuru zayıflar.

Ve insanın insana güvenmediği yerde hiçbir ekonomik büyüme gerçek anlamda refah değildir.

Bu yüzden mesele yalnızca ekonomi değildir.

Mesele yalnızca siyaset değildir.

Mesele yalnızca eğitim değildir.

Mesele, bütün bunların temelinde duran insandır.

İnsanı düzeltmeden sistemi düzeltmeye çalışmak, temeli çürük bir binayı boyamaya benzer.

Belki bugün bize yeni kanunlardan önce yeni bir vicdan dili gerekiyor.

Birbirimizi suçlamadan önce kendimizi sorgulamaya…

Başkalarının kusurlarını saymadan önce kendi eksiklerimize bakmaya…

Gücü elimize aldığımızda kibirlenmemeye…

Haksızlığa uğradığımızda bile haksızlık yapmamaya…

Ve kimse görmese bile doğruyu yapmaya…

Çünkü ahlâk, kalabalıkların önünde verilen bir söz değildir.

İnsanın yalnızken verdiği sözdür.

Toplumların kaderini bazen büyük adamlar değil, küçük menfaatler karşısında eğilmeyen sıradan insanların karakteri değiştirir.

Bir insan dürüst kalır.

Bir insan adil kalır.

Bir insan merhametini kaybetmez.

Bir insan emanete ihanet etmez.

Bir insan gücünü zulme dönüştürmez.

Ve o bir insan, başka bir insana örnek olur.

Sonra bir başkası…

Sonra bir başkası…

Belki de ahlâkın yeniden dirilişi böyle başlayacaktır.

Sessizce.

Gösterişsiz.

Alkışsız.

Fakat köklü bir şekilde…

Çünkü bir milletin yeniden yükselişi önce gökdelenlerinde değil, vicdanlarında başlar.

Ve bugün kendimize sormamız gereken soru belki de şudur:

Dünyayı değiştirecek kadar güçlü müyüm?” değil…

“Dünya değişmese bile doğru kalacak kadar ahlâklı mıyım?”

Cevap, hepimizin kendi içindedir. Çünkü insanın en büyük makamı vicdanıdır.

Ve o makamı kaybeden insan, dünyadaki bütün makamları kazansa ne olur?
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[AHLAKI YİTİRDİĞİMİZ YER - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 08:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ahlakin-yitirdigimiz-yer-112606-20260812.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ahlakin-yitirdigimiz-yer-112606-20260812.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ahlakin-yitirdigimiz-yer-112606-20260812.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SAADET PARTİSİ GENÇLİK KOLLARI BAŞKANI DİNÇ: GENÇLİĞİN UMUDU VARSA TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ VARDIR"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-saadet-partisi-genclik-kollari-baskani-dinc-gencligin-umudu-varsa-turkiyenin-gelecegi-vardir-605.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-saadet-partisi-genclik-kollari-baskani-dinc-gencligin-umudu-varsa-turkiyenin-gelecegi-vardir-605.html</link>
                    <description><![CDATA[Saadet Partisi Isparta İl Başkanlığı Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Dinç, 12 Ağustos Dünya Gençlik Günü vesilesiyle yazılı bir basın açıklama yayımladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Saadet Partisi Isparta İl Başkanlığı Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Dinç, 12 Ağustos Dünya Gençlik Günü vesilesiyle yazılı bir basın açıklaması yayımlayarak gençlerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlara dikkat çekti. Gençlerin hayallerini başka ülkelerde değil, kendi vatanlarında kurması gerektiğinin altı çizilen açıklamada, ülkenin asıl gücünün inançlı ve üretken genç nesiller olduğu vurgulandı.

"GENÇLERİMİZİN YAŞADIĞI SORUNLAR, TÜRKİYE'NİN MESELESİDİR"

Açıklamada, gençliğin bir ülkenin yalnızca geleceği değil bugünü olduğu belirtilerek, gençlerin karşılaştığı her sorunun Türkiye'nin geleceğine dair kritik bir mesele olduğuna dikkat çekildi. Üniversite öğrencilerinin barınma ve geçim sıkıntıları yaşadığı, mezun gençlerin ise iş bulma kaygısıyla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

Gençlerin yıllarca eğitim aldıktan sonra geleceğini yurt dışında aramak zorunda hissetmesinin toplumca üzerine düşünülmesi gereken büyük bir problem olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi: "Gençlerimizin hayali başka ülkelerde değil, kendi ülkesinde bir gelecek kurmak olmalıdır."

ÇÖZÜM VE ÖNERİLER: İSTİHDAM, LİYAKAT VE EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ

Saadet Partisi Gençlik Kolları, gençlerin sorunlarının yalnızca özel günlerde hatırlanmaması gerektiğini savunarak şu başlıkların altını çizdi:


	
	Genç İşsizliği ve İstihdam: Genç işsizliğiyle kararlı şekilde mücadele edilmeli, liyakat ve adalet esas alınarak genç girişimciler desteklenmelidir.
	
	
	Üretim ve Teknoloji: Türkiye'nin gençleri teknolojiyi yalnızca tüketen değil, üreten ve yönlendiren bir nesil olmalıdır. Bilime, araştırmaya ve gençlerin üretkenliğine yatırım yapılmalıdır.
	
	
	Fırsat Eşitliği: Kaliteli eğitime erişim ailelerin ekonomik imkânlarına veya doğulan şehre bağlı olmamalıdır; her genç hak ettiği fırsatlara ulaşabilmelidir.
	


KARAR ALMA SÜREÇLERİNDE AKTİF ÖZNE VURGUSU

Gençlerin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir kitle olmaktan çıkarılması gerektiği belirtilen açıklamada, gençlerin siyasetin, toplumun ve ülkenin geleceğinin aktif öznesi olduğu ifade edildi. Mustafa Dinç, gençlerin fikirlerinin dinlendiği, eleştirilerinin dikkate alındığı ve karar alma süreçlerine güçlü şekilde katıldığı bir Türkiye'nin mümkün olduğuna inandıklarını kaydetti.

Açıklama, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın şu sözleriyle son buldu: “Bir milletin asıl gücü; tankı, topu, tüfeği değil, inançlı ve imanlı gençliğidir.”


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[SAADET PARTİSİ GENÇLİK KOLLARI BAŞKANI DİNÇ: GENÇLİĞİN UMUDU VARSA TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ VARDIR" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 08:01:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-genclik-kollari-baskani-dinc-gencligin-umudu-varsa-turkiyenin-gelecegi-vardir-110639-20260812.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-genclik-kollari-baskani-dinc-gencligin-umudu-varsa-turkiyenin-gelecegi-vardir-110639-20260812.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-genclik-kollari-baskani-dinc-gencligin-umudu-varsa-turkiyenin-gelecegi-vardir-110639-20260812.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>