<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler</title>
                      <link>https://www.akturkhaber.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.akturkhaber.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Fri, 14 Aug 2026 11:41:43 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler</copyright><item><title><![CDATA[.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber--616.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber--616.html</link>
                    <description><![CDATA[.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-142156-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-142156-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/-142156-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇOCUKLARIMIZ HEDEFTE, NESİLLERİMİZ TEHLİKEDE: SUSMAYIN, SEYİRCİ KALMAYIN!”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-cocuklarimiz-hedefte-nesillerimiz-tehlikede-susmayin-seyirci-kalmayin-615.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-cocuklarimiz-hedefte-nesillerimiz-tehlikede-susmayin-seyirci-kalmayin-615.html</link>
                    <description><![CDATA[Metin Külünk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ DİKKAT: NESİLLERİMİZ BÜYÜK TEHLİKE ALTINDA!

Artık sadece konuşmanın, seyretmenin ve endişelenmenin zamanı değil!

Çocuklarımızın zihinsel, ahlaki ve manevi gelişimini etkileyen içerikler; sosyal medya, dijital platformlar, oyunlar ve çeşitli iletişim kanalları aracılığıyla çok küçük yaşlardan itibaren karşılarına çıkıyor.

Peki biz ne yapıyoruz?

Anne-babalar olarak neyi bekliyoruz?

Siyaset neyi bekliyor?

Kamu yönetimi neyi bekliyor?

İlgili kurumlar neyi bekliyor?

Sivil toplum kuruluşları neyi bekliyor?

Çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren meselelerde tehlike kapıya dayandıktan sonra harekete geçmenin ne anlamı var?

İnsanın yaratılışına, aile kurumuna ve toplumun temel değerlerine zarar verebilecek her türlü içerik ve yönlendirmeye karşı çocuklarımızı savunmasız bırakamayız.

Bu mesele siyaset üstü bir meseledir.

Bu mesele sağ-sol meselesi değildir.

Bu mesele iktidar-muhalefet meselesi değildir.

Bu mesele, NESİLLERİMİZİN GELECEĞİ meselesidir!

Devletin ilgili kurumları, eğitim camiası, aileler, uzmanlar, medya kuruluşları ve sivil toplum artık çok daha güçlü bir sorumluluk almak zorundadır.

Dijital dünyada çocuklarımızın karşısına ne çıkıyor?

Kimler, hangi içeriklerle çocuklarımıza ulaşıyor?

Aileler bu tehditlere karşı yeterince bilgilendiriliyor mu?

Çocuklarımızı koruyacak sosyal, hukuki ve eğitsel tedbirler yeterli mi?

Bu soruları sormak ve cevaplarını istemek hepimizin hakkıdır!

Anne-babalar da sorumluluğu yalnızca devletten beklememelidir.

Çocuğumuz ne izliyor?

Kimi takip ediyor?

Hangi oyunları oynuyor?

Kimlerle iletişim kuruyor?

Karşılaştığı içerikleri bizimle konuşabiliyor mu?

Bunları bilmek zorundayız.

Şeytanın ve kötülüğe hizmet eden anlayışların insanı değerlerinden, ailesinden ve yaratılışından uzaklaştırmasına karşı uyanık olmak zorundayız.

Bugün görmezden geldiğimiz bir sorun, yarın telafisi çok daha zor bir toplumsal yaraya dönüşebilir.

ANADOLU TOPRAKLARINDA KAYBOLUR GIDERIZ.

&nbsp;

BURADAN AÇIK ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ:

Siyaset kurumu harekete geçsin.

Kamu kurumları sorumluluk alsın.

Eğitimciler ve uzmanlar seslerini yükseltsin.

Sivil toplum kuruluşları ortak mücadele başlatsın.

Medya sorumluluğunu yerine getirsin.

Ve en önemlisi, ANNE-BABALAR çocuklarını dijital dünyanın insafına bırakmasın!

Daha neyi bekliyoruz?

Mesele çocuklarımızsa susamayız.

Mesele ailemizse seyirci kalamayız.

Mesele gelecek nesillerimizse “Bana ne!” diyemeyiz.

ÇOCUKLARIMIZ BİZE EMANETTİR!

Ailemize sahip çıkalım.

Değerlerimize sahip çıkalım.

Çocuklarımıza sahip çıkalım.

NESİLLERİMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM!

#Kuvay-iAileKongresi

#Aile

Öncelikle bilinçli olalım, çocuklarımızla ilgilenelim ve çok ama çok dikkatli olalım.

&nbsp;

@tcbestepe @RTErdogan @MHP_Bilgi @dbdevletbahceli

@Akparti @rprefahpartisi @SaadetPartisi @iyiparti @HurDavaPartisi @bbpgenelmerkez

@ulkucuhareketr @tugvaTR @tugvakadinaile @mttborgtr @Vatan_Partisi @OncuGenclik @herkesicinCHP
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[ÇOCUKLARIMIZ HEDEFTE, NESİLLERİMİZ TEHLİKEDE: SUSMAYIN, SEYİRCİ KALMAYIN!” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cocuklarimiz-hedefte-nesillerimiz-tehlikede-susmayin-seyirci-kalmayin-130010-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cocuklarimiz-hedefte-nesillerimiz-tehlikede-susmayin-seyirci-kalmayin-130010-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cocuklarimiz-hedefte-nesillerimiz-tehlikede-susmayin-seyirci-kalmayin-130010-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İBN SİNA: DOĞU’DAN BATI’YA UZANAN BİLİMİN EVRENSEL HAFIZASI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ibn-sina-dogudan-batiya-uzanan-bilimin-evrensel-hafizasi-614.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ibn-sina-dogudan-batiya-uzanan-bilimin-evrensel-hafizasi-614.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın (Sosyolog - Pedagog - Araştırmacı Yazar) yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İbn Sina denildiğinde ülkemizde çoğu zaman büyük bir hekim ve filozof hatırlanır. Oysa onun dünya bilim tarihindeki yeri, bu iki kelimenin anlatabileceğinden çok daha büyüktür. İbn Sina’nın eserlerinin yüzyıllar boyunca Avrupa’da okunmuş olması, onun yalnızca kendi coğrafyasının değil, insanlığın ortak bilim mirasının önemli isimlerinden biri olduğunu gösterir. Batı dünyası onu çoğunlukla “Avicenna” adıyla tanıdı. Bu isim, İbn Sina adının Latinceleşmiş biçimidir. Avrupa’da Avicenna adı öylesine yerleşmiştir ki bugün dahi uluslararası akademik yayınlarda ve bilim tarihi çalışmalarında İbn Sina’dan söz edilirken “Avicenna” ismine sıkça rastlanır. 980 yılı civarında Buhara yakınlarındaki Afşana’da dünyaya gelen İbn Sina; tıp ve felsefenin yanı sıra mantık, psikoloji, astronomi, matematik ve doğa bilimleri üzerine çalıştı. Onu çağının ötesine taşıyan özelliklerinden biri, bilgiyi birbirinden kopuk alanlar hâlinde değil, insanı ve evreni anlamaya çalışan büyük bir bütün olarak ele almasıydı. AVRUPA’DA&nbsp;&nbsp; “AVICENNA” İbn Sina’nın Batı’daki etkisinin merkezinde El&nbsp; - Kanun fi’’y. Tıb ( Tıbbın Kanunu) bulunur. Bu dev eser 12. yüzyıldan itibaren Latinceye çevrilerek Avrupa’nın bilim dünyasına girdi. Latince nüshalarda eser&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Canon Medicinae”&nbsp; olarak tanındı. Burada üzerinde durulması gereken önemli nokta şudur: İbn Sina Avrupa’ya giderek çalışmalar yapmadı. Onun&nbsp; yurt dışındakii&nbsp; çalışmaları&nbsp; dediğimiz miras, esas olarak eserlerinin tercümeler yoluyla Avrupa’ya ulaşması ve oradaki üniversitelerde okutulmasıdır. Tıbbın Kanunu,&nbsp; Orta Çağ ve erken modern dönem Avrupa’sında tıp eğitiminin önemli kaynaklarından biri hâline geldi. Bologna, Montpellier ve başka Avrupa eğitim merkezlerinde İbn Sina’nın tıp anlayışı kuşaklar boyunca tartışıldı ve öğretildi. Matbaanın Avrupa’da yaygınlaşmasından sonra Canon’un Latince baskılarının yapılması da eserin etkisinin yalnızca Orta Çağ ile sınırlı kalmadığını göstermektedir. SADECE HEKİM DEĞİLDİ İbn Sina’nın Batı düşüncesindeki etkisi yalnızca tıp üzerinden değerlendirilirse eksik kalır. Onun Kitabü’ş-Şifa adlı büyük eseri adına bakılarak yalnızca tıbbi bir kitap sanılabilir. Oysa bu eser; mantık, doğa bilimleri, matematik ve metafiziği içine alan kapsamlı bir felsefe ve bilim külliyatıdır. Eserlerinin Latinceye çevrilmesinin ardından Avicenna’nın özellikle varlık, ruh, akıl ve insanın kendisinin farkında oluşu üzerine düşünceleri Avrupa’daki skolastik felsefe tartışmalarında etkili oldu. İbn Sina’nın insan bilinci üzerine geliştirdiği ve bugün sıklıkla “Uçan İnsan”. düşünce deneyi olarak anılan yaklaşımı özellikle dikkat çekicidir. İbn Sina, dış dünyadan duyusal bilgi almayan bir insanın dahi kendi varlığının farkında olup olmayacağını sorgular. Yaklaşık bin yıl önce ortaya konulan bu soru, bugün bilinç ve benlik tartışmaları açısından hâlâ şaşırtıcı derecede çağdaş görünmektedir. İBN SİNA’NIN AZ BİLİNEN YÖNÜ Bana göre İbn Sina’yı asıl büyük yapan yalnızca ne kadar çok şey bildiği değildir. Bilginin sınırlarını aşmaya cesaret etmesidir. Hekimliği felsefeden, insan bedenini ruhtan, gözlemi düşünceden tamamen ayırmadı. Hastalığı anlamaya çalışırken insanı anlamaya; insanı anlamaya çalışırken doğayı ve varlığı sorgulamaya yöneldi. Bu nedenle Avrupa’nın onu “Avicenna” adıyla yüzyıllarca okuması tesadüf değildir. Bir düşünürün gerçek büyüklüğü, yaşadığı dönemde aldığı övgülerle değil, ölümünden yüzyıllar sonra bile başka dillerde tartışılmaya devam etmesiyle ölçülür. İbn Sina bunun en güçlü örneklerinden biridir. Bugün Batı’daki bilim tarihi kaynaklarında “Avicenna” ismiyle karşılaştığımızda aslında yalnızca geçmişte yaşamış bir hekimin adını görmüyoruz. Buhara’dan başlayıp Bağdat’ın, İran’ın ve İslam medeniyetinin bilim birikimi üzerinden Latince Avrupa’ya ulaşan büyük bir düşünce yolculuğunun izlerini görüyoruz. Onun kitapları sınırları geçti. Adı başka bir dile dönüştü. Fakat düşüncesinin özü değişmedi. Avicenna, Batı’nın verdiği isimdi; İbn Sina ise insanlığın ortak bilim hafızasında bıraktığı isimdir. Bugün bize düşen, İbn Sina’yı yalnızca belirli gün ve haftalarda anmak değil; onun temsil ettiği merakı, araştırmayı, aklı, bilimi ve insanı merkeze alan düşünce geleneğini yeni kuşaklara taşımaktır. Çünkü medeniyetler, büyük isimlerini sadece hatırlayarak değil, onların bıraktığı düşünce mirasını anlayarak geleceğe yürür. İbn Sina’nın asırlar sonra dahi eserleriyle insanlığa ışık tutmaya devam etmesi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) şu hadis-i şerifini hatırlatmaktadır: İnsan öldüğü zaman ameli kesilir; ancak üç şey hariç: “ Sadaka-i câriye, kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat” (Sahih Müslim, Vasiyyet 14, Hadis No:1631) İbn Sina’nın yüzyılları aşarak Doğu’dan Batı’ya ulaşan ve bugün dahi bilim dünyasında adı yaşatılan ilmî mirası, “kendisinden faydalanılan ilim” bırakmanın ne denli kıymetli olduğunu gösteren önemli örneklerden biridir. İnsanlığa bıraktığı ilim, düşünce ve medeniyet mirası vesilesiyle İbn Sina’yı rahmet, saygı ve minnetle anıyoruz. &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[İBN SİNA: DOĞU’DAN BATI’YA UZANAN BİLİMİN EVRENSEL HAFIZASI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:41:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ibn-sina-dogudan-batiya-uzanan-bilimin-evrensel-hafizasi-124802-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ibn-sina-dogudan-batiya-uzanan-bilimin-evrensel-hafizasi-124802-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ibn-sina-dogudan-batiya-uzanan-bilimin-evrensel-hafizasi-124802-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇERÇEVE YASA'YI İYİ ANLAMAK LAZIM]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-cerceve-yasayi-iyi-anlamak-lazim-613.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-cerceve-yasayi-iyi-anlamak-lazim-613.html</link>
                    <description><![CDATA[Ayhan Yalçın yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 1980 yıllarından bugüne kadar, PKK terör örgütü ülkemize maddi ve manevi çok büyük acılar yaşatmış, binlerce vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Ülkemize binlerce şehit ve binlerce sivil kayıplar verdiren, ülkemize derin yaralar açan ve milyarlarca maddi kayıplar verdiren PKK terör örgütü, özellikle Savunma Sanayisi'nin savunma&nbsp; harcamaları ve yıkılan ve tahribata uğrayan altyapı nedeniyle ülkemize, özellikle de ekonomimize ağır darbeler vurmuştur.&nbsp;

Vatandaşlarımız göç etmek zorunda kaldı&nbsp;

Toplumun güven, huzur ve kardeşlik bağlarını zedeleyen, toplumsal, kültürel ve birlik ve beraberlik uyumunu yok etmek için elinden geleni yapan PKK terör örgütü, Doğu Anadolu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşayan vatandaşlarımızın psikolojik sorunlar yaşamasına neden olmuştur. Yalnızca psikolojik sorunlar değil, bu bölgelerde yaşayan vatandaşlarımız memleketlerini terk ederek, göç etmek zorunda kalmıştır.&nbsp;

1980 yıllarından beri PKK terör örgütlerine askeri operasyonlar yapan devletimiz, güvenlik&nbsp; ve askeri harcamaları için milyarlarca dolar harcama yapmıştır. Gerçekten savunma sanayisi için, özellikle de PKK terör örgütlerine yönelik harcamalar korkunç rakamlara tekabül etmektedir. Çünkü ülkemizde en çok Savunma Sanayisi'ne bütçe ayrılmaktadır.&nbsp;

PKK, Doğu Anadolu ve Güneydoğu'ya çok büyük zararlar verdi&nbsp;

Daha önce Doğu Anadolu ve Güneydoğu bölgelerine PKK terör örgütü yüzünden yapılamayan yatırımlar, özellikle de turizm gelirlerindeki kayıplar nedeniyle bu bölgelerin gelişmesi engellenmiştir. PKK terör örgütü tarafından bombalanan, yakılan köyler, kasabalar ve şehirler, bununla birlikte yıkılan köprüler, yollar, okullar ve hastanelerin yeniden inşa edilmesi için harcanan paralar ülkemizin gelişmesine engel olmuş ve bütçemizi oldukça sarsmıştır.

40 binden fazla kişi hayatını kaybetti&nbsp;

Ülke ekonomisine büyük bir zarar veren PKK terör örgütü, Türkiye'nin&nbsp; kalkınmasını engellemiş, terör için harcanan bütçe yüzünden vatandaşlarımızın refah seviyesini düşürmüştür. Türkiye'nin PKK terör örgütüne yönelik yürütülen çatışmalar sonucunda resmi kayıtlara göre 40 binin üzerinde Mehmetçiklerimiz, polisimiz, güvenlik korucularımız ve sivil vatandaşlarımız hayatını kaybetmiştir.

Bazı kitleler terörün bitmesini istemiyor

Bu ülkede terörün bitmesini istemeyen ve terörle mücadeleye destek vermek istemeyen bir kitle var. Sanırım bu kitle kanla ve&nbsp; terörle besleniyor. Sanırım bu kitle terörün bitmesini istemiyor. Çünkü bunun başka bir açıklaması olamaz. Tüm Dünya'nın gözü Türkiye'de. Özellikle&nbsp; ülkemizi yok etmeye yönelik saldırılar yapan, bizleri birbirimize düşürmek isteyen, ülkemizde ekonomik anlamda krizler çıkaran, ekonomik baskılar yapan bazı güçler var.

Ülkemizde, spekülasyonlar ve manipülasyonlar hiç eksik olmuyor&nbsp;

Bu bazı güçler spekülasyonlarla, manipülasyonlarla, borsa aracılığıyla piyasaya baskılar yaparak, ülkemizde&nbsp; krizler çıkarmaya çalışıyor. Her krizden yara almadan çıkan hükümetimiz, tüm spekülasyonlara rağmen, tüm manipülasyonlara rağmen, tüm krizlere rağmen, tüm olumsuzluklara rağmen, tüm baskılara rağmen, tüm güçlere rağmen her zaman dimdik ayakta kalmayı başarmıştır. Her krizden daha güçlü çıkan hükümetimiz, PKK terör örgütünün tamamen lav edilmesi için yaptığı çalışmaları meyvelerini vermiştir.

Çerçeve Yasa&nbsp;

Yeni çözüm süreci kapsamında PKK terör örgütünün silah bırakmasına&nbsp; yönelik hazırlanan Çerçeve Yasa, TBMM Genel&nbsp; Genel Kurulu’nda 467 oyla kabul edilmişti. Ülkemizdeki&nbsp; terörün tamamen bitmesi açısından büyük önem taşıyan ve TBMM Genel Kurulu’nda&nbsp; 467 oyla kabul edilen, ülke barışı için önem arz eden Çerçeve Yasa, ülkemizde refah düzeyinin artmasında büyük önem taşımaktadır. Çünkü bundan sonra Doğu Anadolu ve Güneydoğu bölgelerine daha çok&nbsp;
yatırımlar yapılacaktır.

Çerçeve Yasa ile birlikte ülkemizde terör bitecek, vatandaşlarımız kendilerini&nbsp; daha güvende hissedecek, yatırımlar artacaktır. Ayrıca vatandaşlarımızın refah düzeyi de artacaktır. Mehmetçiklerimiz şehit olmayacak, vatandaşlarımız hayatlarını kaybetmeyecektir. Bu vesileyle; Çerçeve Yasa 'nın devletimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz.&nbsp;

Saygılarımla!

Ayhan Yalçın&nbsp;

Gazeteci, Yazar, Stratejist, Köşe Yazarı , Yorumcu, Şair, 2019 seçimlerinde Kandıra Belediye Başkan Aday Adayı, Sivil Toplum Lideri, Siyasetçi , İşletmeci, Satış Pazarlama uzmanı, Eğitimci, Danışman, Genel Müdür, CEO
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[ÇERÇEVE YASA'YI İYİ ANLAMAK LAZIM - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 06:29:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cerceve-yasayi-iyi-anlamak-lazimdir-094349-20260814.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cerceve-yasayi-iyi-anlamak-lazimdir-094349-20260814.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/cerceve-yasayi-iyi-anlamak-lazimdir-094349-20260814.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ITSO’DA TERCİH: VAATLER Mİ, TECRÜBE VE DEVAMLILIK MI?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-itsoda-tercih-vaatler-mi-tecrube-ve-devamlilik-mi-612.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-itsoda-tercih-vaatler-mi-tecrube-ve-devamlilik-mi-612.html</link>
                    <description><![CDATA[Müslüm Aktürk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Isparta Ticaret ve Sanayi Odası’nda ekim ayında yapılacak başkanlık seçimi, yalnızca bir başkanlık yarışı değil; Isparta iş dünyasının önümüzdeki dört yılına ilişkin önemli bir tercih olacak. Bu seçimde üç aday bulunuyor: Mevcut Başkan Metin Çelik, başkan adaylığını açıklayan iş insanı A. Ünal Turgut ve iş insanı Yunus Karabulut. Öncelikle önemli bir not düşmek gerekiyor: Yunus Karabulut’un adaylığıyla ilgili elimde, kamuoyuna açıkladığı projeleri ve vaatleri içeren yeterli bir çalışma bulunmuyor. Dolayısıyla kendisi hakkında, bilmediğim projeler üzerinden olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmam doğru olmaz. Bu yazıda karşılaştırmayı, elimizde bulunan veriler doğrultusunda Metin Çelik ile A. Ünal Turgut’un açıkladığı projeler ve çalışmalar üzerinden yapacağım. Benim tercihim ise baştan belli: Metin Çelik’in devam etmesinden yanayım. Neden? Çünkü Çelik’in önünde dört yıllık bir tecrübe var. Daha önemlisi, bu dört yıl yalnızca vaatlerden değil, önemli ölçüde hayata geçirilmiş çalışmalardan oluşuyor. AYNI BAŞLIKLAR, BENZER HEDEFLER A. Ünal Turgut’un açıkladığı 13 projeye baktığımızda, bazı başlıkların Metin Çelik yönetiminin mevcut çalışmaları veya yeni dönem projeleriyle dikkat çekici biçimde örtüştüğünü görüyoruz. Örneğin Turgut’un programında “Yapay Zekâ ve Dijital Dönüşüm Programı” bulunuyor. Çelik’in yeni dönem projeleri arasında ise “Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi” yer alıyor. Turgut, işletmelerin yapay zekâyı üretim, pazarlama, satış ve veri analizinde kullanmasını hedefliyor. Çelik de yeni dönemde yapay zekâyı üyelerle buluşturmayı ve işletmelerin verimliliğini artırmayı planlıyor. Bir başka örnek e-ticaret. Turgut’un “E-Ticaret Seferberliği” projesi, işletmelerin dijital pazaryerlerinde yer almasını ve dijital satış altyapılarını geliştirmesini hedefliyor. Çelik’in yeni dönem projeleri arasında ise “E-Ticaret ve Dijital İçerik Stüdyosu” bulunuyor. Markalaşmada da benzer bir tablo var. Turgut’un “Markalaşma ve Isparta Markaları Programı”, Isparta ürünlerinin ulusal ve uluslararası pazarlarda güçlü markalara dönüşmesini amaçlıyor. Çelik ise “Isparta Ortak Şehir Markası” ile Isparta’nın ekonomisi, turizmi, tarımı, sanayisi ve kültürüyle ortak bir şehir markası oluşturulmasını hedefliyor. Burada “kopya” demek yerine, aynı veya benzer hedeflere yönelen projeler demek daha doğru. Çünkü bir seçimde asıl soru, “Kim daha çok proje açıkladı?” değil; “Kim bu projeleri hayata geçirebilecek tecrübeye ve kurumsal kapasiteye sahip?” olmalı. İHRACATTA ÖNEMLİ BİR FARK VAR Turgut’un 13 projesi arasında e-ihracat, dünya pazarlarına açılım, uluslararası networkler, fuarlar ve B2B görüşmeleri önemli yer tutuyor. Çelik yönetiminin geride bıraktığı dört yılda ise bu alanda somut çalışmalar bulunuyor. ITSO tarafından 17 farklı ülkeye 20 iş gezisi düzenlenmiş ve üyeler yeni pazarlarla buluşturulmuş. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği ile mobilya ve kozmetik sektörlerinde UR-GE projeleri hazırlanmış. Avrupa Birliği ve Erasmus kapsamında uluslararası projeler yürütülmüş. Yeni dönem için de “Lojistik ve İhracat Merkezi” projesi açıklanmış. Dolayısıyla burada önemli bir ayrım ortaya çıkıyor: Bir tarafta proje olarak açıklanan hedefler, diğer tarafta ise önemli ölçüde sahada karşılığı bulunan bir geçmiş tecrübe var. EĞİTİM VE İNSAN KAYNAĞI Turgut’un projeleri arasında “Nitelikli İnsan Kaynağı ve Mesleki Eğitim” de bulunuyor. Çelik yönetimi ise dört yıllık dönemde 80’in üzerinde eğitim semineri düzenledi. Süleyman Demirel Üniversitesi ile Kariyer Ofisleri kuruldu ve 80 farklı alanda sertifikalı eğitim verebilen bir oda haline gelindi. Yani eğitim ve insan kaynağı konusu da ITSO açısından yeni bir gündem değil. METİN ÇELİK’İN EN BÜYÜK AVANTAJI: DÖRT YILLIK TECRÜBE Metin Çelik’i desteklememin temel nedeni tam da burada ortaya çıkıyor. Bir yönetimi değerlendirmenin en sağlıklı yolu, seçim döneminde açıklanan vaatlerine bakmak kadar, geride bıraktığı dönemde ne yaptığına bakmaktır. Çelik yönetimi dört yılda 620 kilovatlık Güneş Enerji Santrali kurdu. 3 bin 600 metrekarelik Geçici Depolama Alanı ve TIR Garajını üyelerin hizmetine sundu. Barida Hotels Davraz’a yüzde 15 ortaklıkla ITSO’ya kalıcı bir yatırım kazandırdı. Yaklaşık 400 bin metrekarelik Serbest Bölge için fizibilite çalışmalarını tamamladı. Isparta Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgelerinin genişleme çalışmalarında aktif rol üstlendi. Üç kez Turizm ve Gastronomi Fuarı düzenledi ve 200 bini aşkın misafiri ağırladı. Beş girişimcilik ofisi oluşturdu. Süleyman Demirel Üniversitesi ile Kariyer Ofisleri kurdu. 17 ülkeye 20 iş gezisi düzenledi. Güller Ekspresi’nin ikinci tren seferlerinin hayata geçirilmesine öncülük etti. 80’i aşkın eğitim semineri düzenledi. Coğrafi işaret çalışmalarını sürdürdü. Tarihi TOKA Evi’nin restorasyonu için çalışma yürüttü. Ve bütün bunların yanında ITSO’nun 2026-2030 Stratejik Planı için üniversitelerden kamu kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarından sektör temsilcilerine kadar geniş katılımlı bir çalıştay gerçekleştirdi. Bunlar seçim döneminde söylenen sözler değil. Geçmiş dört yılın ortaya koyduğu çalışmalar. “BAŞARISIZDI” DEMEK İÇİN ORTADA NE VAR? Elbette Metin Çelik yönetimini eleştirenler olabilir. “Daha fazla iş yapılabilirdi” denilebilir. “Şu proje eksik kaldı” denilebilir. Bunların hepsi demokratik bir seçimin doğal tartışmalarıdır. Fakat benim açımdan ortada “başarısız olmuş ve mutlaka değişmesi gereken” bir ITSO yönetimi tablosu bulunmuyor. Tam tersine, dört yıllık tecrübe kazanmış, çeşitli projeleri hayata geçirmiş, bazılarını sürdüren ve yeni dönem için de yeni hedefler açıklayan bir yönetim var. O zaman soru şu: ITSO’nun hızını kesmeden devam etmesi mi, yoksa yeni bir yönetimle yeniden başlangıç yapması mı Isparta’nın menfaatine? Benim cevabım belli: Devamlılık. PİŞMİŞ AŞA SU KATMAMAK GEREK Isparta’nın kaybedecek zamanı yok. Sanayinin büyütülmesi, ihracatın artırılması, turizmin geliştirilmesi, gençlerin istihdam edilmesi, yeni pazarların bulunması ve Isparta markasının güçlendirilmesi uzun soluklu işler. Bu nedenle dört yıllık bir tecrübenin üzerine yeni hedefler koymak, bana göre yeniden başlangıç yapmaktan daha doğru. Üstelik Çelik’in yeni dönem için açıkladığı 12 proje, mevcut çalışmaların devamı niteliğindeki hedeflerin yanı sıra yeni alanları da kapsıyor. Yani “Biz yaptık, artık yapacak bir şey kalmadı” anlayışı yok. Tam tersine: “Henüz yapacak çok işimiz var.” deniliyor. SON SÖZÜ ITSO ÜYELERİ SÖYLEYECEK Sonuçta kararı ITSO üyeleri verecek. Ünal Turgut’un projeleri arasında elbette dikkate değer fikirler bulunabilir. Yeni bir adayın farklı bakış açısı getirmesi de önemlidir. Yunus Karabulut’un da açıklayacağı projeler olabilir. Onları görmeden değerlendirmek doğru olmaz. Fakat bugün elimizdeki tabloya baktığımda benim tercihim net: Metin Çelik’in devam etmesinden yanayım. Çünkü dört yıl boyunca ne yaptığını biliyoruz. Hangi projeleri hayata geçirdiğini görüyoruz. Nelerin devam ettiğini biliyoruz. Ve önümüzdeki dönem için ne hedeflediğini de biliyoruz. Benim tercihim, denenmemiş bir yönetim anlayışı yerine sonuçları görülmüş bir tecrübenin üzerine yeni hedefler koymaktan yana. Isparta’nın önünün açılması, ITSO’nun daha da güçlenmesi ve başlatılan çalışmaların kesintiye uğramaması adına; Metin Çelik’in yeniden göreve devam etmesinin Isparta iş dünyası açısından daha doğru bir tercih olduğunu düşünüyorum. Çünkü, istikrarın üzerine yeni başarılar koymak daha büyük kazançtır. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[ITSO’DA TERCİH: VAATLER Mİ, TECRÜBE VE DEVAMLILIK MI? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 13:42:17 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/itsoda-tercih-vaatler-mi-tecrube-ve-devamlilik-mi-164558-20260813.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/itsoda-tercih-vaatler-mi-tecrube-ve-devamlilik-mi-164558-20260813.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/itsoda-tercih-vaatler-mi-tecrube-ve-devamlilik-mi-164558-20260813.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Isparta’da yaz akşamları çocukların neşesiyle renklendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ispartada-yaz-aksamlari-cocuklarin-nesesiyle-renklendi-611.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ispartada-yaz-aksamlari-cocuklarin-nesesiyle-renklendi-611.html</link>
                    <description><![CDATA[Turan ve Kurtuluş Mahalleleri’nde düzenlenen sinema etkinliğinde çocuklar gönüllerince eğlendi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Isparta Belediyesi, çocukların yaz akşamlarını daha keyifli ve unutulmaz hale getirmek amacıyla düzenlediği etkinliklerle yüzleri güldürmeye devam ediyor. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in çocuklara verdiği özel önem doğrultusunda gerçekleştirilen “Yaz Akşamları Çocuk Sineması” etkinliği, Turan ve Kurtuluş Mahallelerinde mahalle sakinleri ile çocukları bir araya getirdi.

Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, göreve geldiği günden bu yana çocukların sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle buluşmasına büyük önem veriyor. Isparta’daki çocukların yaz akşamlarında çeşitli etkinliklerle bir araya gelmesini sağlamak amacıyla Isparta Belediyesi tarafından başlatılan Yaz Akşamları Çocuk Sineması etkinlikleri devam ediyor. Sinema etkinliğinin bir sonraki durağı Turan ve Kurtuluş Mahalleleri oldu.

Çocukların gönüllerince eğlenebilmeleri ve aileleriyle birlikte güzel bir yaz akşamı geçirebilmeleri amacıyla düzenlenen etkinlikte, açık havada sinema keyfi yaşandı. Çocuklara çeşitli ikramlar sunulurken, düzenlenen eğlenceli etkinliklerle miniklerin mutluluğuna mutluluk katıldı.



Sinema etkinliğinden duydukları mutluluğu belirten çocuklar, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür ettiler. Çocuklar, “Burada eğleniyoruz. Etkinliklere katılıyoruz. İkramlardan alıyoruz. Sinema etkinliğini düzenlediği için Şükrü amcamıza çok teşekkür ediyoruz. Onu çok seviyoruz. Etkinliklerde çok eğlendik. Başkanımız bizim için çok güzel etkinlikler yapıyor. Buradaki etkinlikler çok güzel, ikramlar çok güzel” dediler.

Mahalle sakinleri ise sinema etkinliğinin birlik ve beraberlik için önemli olduğunu belirterek, etkinliği düzenleyen Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür ettiler. Mahalle sakinleri, “Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’e çok teşekkür ederiz. Çok mutluyuz ve memnunuz. Çocuklarımız burada eğleniyorlar. Güzel vakit geçiriyorlar. Bizim içinde nefes alacak bir zaman oluyor. Etkinliklerin her mahallede olması da oldukça güzel. Bu tür etkinlikleri çok yararlı buluyoruz. Kendisine bu tür etkinliklerden dolayı çok teşekkür ediyorum” diye konuştular.

Turan Mahallesi Muhtarı Ali Büyüksilleli, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in çocuklara ve mahallelere yönelik çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Muhtar Büyüksilleli, “Göller ve güller diyarı Isparta’mıza çok değer verdiği için Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’e çok teşekkür ediyoruz. Şükrü Başdeğirmen başkanımızla çalışmaktan onur duyuyoruz. Kurtuluş Mahallemizle birlik ve beraberlik içerisinde çalışmalarımız sürdürüyoruz. Burada da çocuklarımız için bir etkinlik yapılıyor. Bu etkinlikten dolayı çok teşekkür ediyoruz” dedi.

Kurtuluş Mahallesi Muhtarı Sıtkı Ağlarcı, “Her isteğimizi geri çevirmeyen mahallemizdeki isteklerimizi ilettiğimizde anında sorunlarımızı çözen Isparta Belediye Başkanımız Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür ederiz. Başkanımız bu etkinlikleri hem bize hem de çocuklarımıza sağlıyor. Çocuklarımız ve ailelerimiz mutlu oluyorlar. Bu nedenle başkanımıza çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Sinema etkinliği sonrası Belediye Başkan Yardımcıları Musa Macit ve Ender Güven ile Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi tarafından çocuklara yapboz hediye edildi. Hediyelerin dağıtımı sonrası sinema etkinliği sona erdi.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Isparta’da yaz akşamları çocukların neşesiyle renklendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartada-yaz-aksamlari-cocuklarin-nesesiyle-renklendi-142444-20260813.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartada-yaz-aksamlari-cocuklarin-nesesiyle-renklendi-142444-20260813.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartada-yaz-aksamlari-cocuklarin-nesesiyle-renklendi-142444-20260813.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Yalçınkaya: “Isparta’da zemin etüttü çalışması çok önemli bir atılımdı”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-jeoloji-muhendisleri-odasi-il-temsilcisi-yalcinkaya-ispartada-zemin-etuttu-calismasi-cok-onemli-bir-atilimdi-610.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-jeoloji-muhendisleri-odasi-il-temsilcisi-yalcinkaya-ispartada-zemin-etuttu-calismasi-cok-onemli-bir-atilimdi-610.html</link>
                    <description><![CDATA[Yalçınkaya, Başkan Başdeğirmen’in ilk göreve geldikten sonra 44 mahallede 450 noktada yaptırdığı zemin etüdü çalışmasının çok önemli bir atılım olduğunu söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp; Jeoloji Mühendisleri Odası Isparta İl Temsilcisi Dr. Sami Yalçınkaya ve yönetim kurulu üyeleri Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i ziyaret etti. Yalçınkaya, Başkan Başdeğirmen’in ilk göreve geldikten sonra 44 mahallede 450 noktada yaptırdığı zemin etüdü çalışmasının çok önemli bir atılım olduğunu söyledi. Jeoloji Mühendisleri Odası Isparta İl Temsilciliği görevine yeniden seçilen Dr. Sami Yalçınkaya, yeni yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Ziyarette karşılıklı istişarelerde bulunuldu. Yalçınkaya: “Her türlü katkıyı koymaya hazırız” Ziyarette konuşan Jeoloji Mühendisleri Isparta İl Temsilcisi Dr. Sami Yalçınkaya, Oda seçimlerinin haziran ayında gerçekleştirildiğini ve yeni yönetimle birlikte yeniden göreve geldiklerini söyledi. Yaptıkları çalışmaları anlatan Yalçınkaya, zemin ve temel etüt kuruluşlarının altyapısında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile bazı görüşmeler yaptıklarına değinen Yalçınkaya, “Odamızın faaliyetleri açısından baktığımızda serbest piyasada çalışan arkadaşlarımız var. O arkadaşlarımızın yaşadıkları sorunlar varsa o sorunların çözümüne ilişkin belediyemizdeki meslektaşlarımızla istişare ederek katkı koymaya çalışıyoruz. Oda olarak neler yapılması gerektiği konusunda her türlü katkıyı koymaya hazırız” dedi. “Çok önemli bir atılımdı” Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in göreve geldikten hemen sonra 44 mahallede 450 farklı noktada zemin etüdü çalışması yaptırmasının önemine değinen Dr. Sami Yalçınkaya, “Sayın başkanımızın ilk dönemdeki atılımlarından birisi zemin etüt çalışmasıydı. Özellikle çok önemli bir atılımdı. Bu çok doğru bir yaklaşım. Biz bunun gelişmesini istiyoruz. Çünkü Isparta’nın yerleşimi bir ova düzeyinde. Türkiye’nin deprem bölgesi olmasından dolayı Isparta’da fay var mı? Fay varsa ne olur? diye söylüyor. Isparta’da fay yok ama başkanımızın da yapmış olduğu bu çalışmaların sonucunda zeminin yapılaşmaya uygun olmadığı, yapılaşma için bazı önlemler alınması gerektiği konusunda başkanımızla hemfikiriz. Bu anlamda kat yükseklikleri, statik hesaplarda olacak inşaat mühendisliği disiplinini altlığını oluşturacak bir zemin etütlerinin daha detaylandırılarak yapılması şehrin geleceği açısından ve kentsel dönüşümde ileriye yönelik çalışmalar için bir baz teşkil edecektir. Başkanımıza da teşekkür ediyoruz bu atılımı hem yaptırdı hem de yapılması sürecine destek oldu” ifadelerinde bulundu. Öte yandan Yalçınkaya, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu tarafından ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ seçilmesinden dolayı Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i tebrik etti. Başdeğirmen: “Sağlıklı binaların yapımında önemli etkiniz var” Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, jeoloji mühendisliğinin şehirlerin yerleşimi, sağlıklı binaların yapımı ve depreme dayanıklı binaların oluşumunda önemli etkisi olduğunu söyledi. İnşaatın yapılması gereken alandaki zeminin sağlamlığının, alınması gereken tedbirleri ve statik hesaplamalarını jeoloji mühendislerinin yaptığını dile getiren Başkan Başdeğirmen, “O tespitlere göre yapının oluşumu gerçekleşiyor. Sizler ve belediyemizdeki personelimiz bu konudaki hassasiyetinizi gösteriyorsunuz. Jeoloji mühendisliği yapılacak inşaatın temelinde en önemli etken. 1999 ve sonraki depremleri bir daha yaşamamak için sizlerin gösterdiği yolda belediye olarak tüm projelerde üst seviyelerde önem veriyoruz. Sizlerin çalışmaları ülkemiz için çok değerli. Bunun için size ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. “Jeoloji inşaatın yapısının ana atar damarı demek” Göreve geldiklerinde ilk sordukları sorunun ‘Isparta’nın genelinde zemin etüdü çalışması var mı?’ olduğunu belirten Başkan Başdeğirmen, “450 noktada zemin etütleri yaptık. Bunları raporladık. Sel gelecek yerleri tespit ettik, heyelan nerede oluşabilir bunları gördük. Bunların raporlarını sizlerle paylaştık. Ama bunlar yeterli değil. Bunu yapalı 7 yıl oldu. Bugünün teknolojisinde değerlerde farklılıklar ortaya çıktı. Son 6 Şubat depreminden sonra daha farklı çalışmalar yapılması gerektiğini gördük. Bunlar ciddi şekilde sizlerin dikkatine alınıyor. Jeoloji demek inşaatın yapısının ana atar damarı demek. Elle götürülen beton zamanından bugünlere geldik. Bundan sonra kentsel dönüşümü çok önemseyerek geçmişte o günün şartlarında uygun olduğunu düşünerek, mevzuat gereği de uygun olduğunu düşündüğümüz yapıların bugün için çok geçerli olmadığını ve yenilenmesi gerektiğini biliyoruz. Osmanlı döneminde yapılan binalarımız bile halen sağlam duruyor. Mimar Sinan Camii, Mimar Sinan’ın projesi. Ulu Camii, 1200’li yılların camisi halen ayakta. Biz son 100 yıl önce yaptığımızı halen kullanamıyoruz. Ne tarihi değer var ne de dayanıklılık olarak uzun yaşayacak binalar var. Bunları sizin sayenizde aşıyoruz. Sizlerin çalışmaları ve yapı denetimin etkin olması daha uzun yıllar kullanılabilecek yapıların yapımına başlıyoruz. Bizden sonra gelen nesil çok uzun yıllar önce yapılmış binalarımızı kullanabilecekler. Tarihi olarak da değerlendirebilecekler. Bu çok değerli” dedi. Başkan Başdeğirmen, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu tarafından ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ seçilmesi dolayısıyla Jeoloji Mühendisleri Odası Isparta İl Temsilcisi Dr. Sami Yalçınkaya’nın tebriğine teşekkür etti. Ziyaret hatıra fotoğrafıyla sona erdi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Yalçınkaya: “Isparta’da zemin etüttü çalışması çok önemli bir atılımdı” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:14:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/jeoloji-muhendisleri-odasi-il-temsilcisi-yalcinkaya-ispartada-zemin-etuttu-calismasi-cok-onemli-bir-atilimdi-141926-20260813.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/jeoloji-muhendisleri-odasi-il-temsilcisi-yalcinkaya-ispartada-zemin-etuttu-calismasi-cok-onemli-bir-atilimdi-141926-20260813.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/jeoloji-muhendisleri-odasi-il-temsilcisi-yalcinkaya-ispartada-zemin-etuttu-calismasi-cok-onemli-bir-atilimdi-141926-20260813.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TARİHİ YASANIN SESSİZ KAHRAMANI: PROF. DR. CÜNEYT YÜKSEL]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-tarihi-yasanin-sessiz-kahramani-prof-dr-cuneyt-yuksel-609.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-tarihi-yasanin-sessiz-kahramani-prof-dr-cuneyt-yuksel-609.html</link>
                    <description><![CDATA[Müslüm Aktürk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye, yaklaşık yarım asırdır terörün ağır yükünü taşıyor.

On binlerce insanımızın hayatını kaybettiği, ailelerin evlat acısıyla kavrulduğu, şehirlerin ve köylerin korkuyla yaşadığı, ülkenin milyarlarca liralık ekonomik kaynaklarını terörle mücadeleye ayırmak zorunda kaldığı uzun ve sancılı bir dönem…

Bugün Türkiye, işte böylesine ağır bir geçmişin ardından “Terörsüz Türkiye” hedefinde tarihi bir eşiğe geldi.

Bu noktaya elbette bir günde ulaşılmadı.

Siyasi irade, devlet aklı, güvenlik politikaları, diplomatik ve siyasi temaslar, Meclis çalışmaları ve nihayet hukuki düzenlemeler birbirini izledi.

Fakat böylesine büyük süreçlerin bir de kamuoyunun pek görmediği kahramanları vardır.

Ben bugün onlardan birini anlatmak istiyorum:&nbsp;Prof. Dr. Cüneyt Yüksel.

Uzun yıllardan beri tanıdığım, dostluğuna değer verdiğim Sayın Cüneyt Yüksel'i yakından tanıyan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:&nbsp;O, yaptığı işin önüne kendisini koymayı tercih edenlerden olmadı.

HUKUKÇU KİMLİĞİYLE SİYASETİN İÇİNDE

Cüneyt Yüksel'in bu süreçteki konumunu anlamak için önce hukukçu kimliğine bakmak gerekiyor.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Yüksel, yüksek lisansını Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, doktorasını ise Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı. Akademik hayatında uluslararası hukuk, anayasa, insan hakları, demokrasi, etik ve hukuk reformları üzerine çalıştı. Lahey'de, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına Türkiye adına müdahillik başvurusunda bulundu.&nbsp;Bugün ise TBMM Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yapıyor.

Dolayısıyla Terörsüz Türkiye sürecinin son aşamasında önüne gelen görev, onun mesleki birikimiyle doğrudan örtüşüyordu.

Çünkü artık mesele yalnızca siyasi iradenin ortaya konulması veya silahların bırakılması değildi.

Önümüzde çok daha teknik ve hassas bir alan vardı:

Bu tarihi dönüşüm hangi hukuki çerçeve içerisinde gerçekleştirilecekti?

İşte Cüneyt Yüksel'in asıl sorumluluğu burada ortaya çıktı.

SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ SORUMLULUK

Cüneyt Yüksel'i bu süreçte uzun süre kamuoyunun önünde çok fazla görmedik.

Bunun bir sebebi olduğunu düşünüyorum.

Böylesine hassas bir süreçte erken konuşmak, yanlış anlaşılmalara yol açmak, siyasi polemiklerin içine çekilmek veya sürecin istismar edilmesine zemin hazırlamak ciddi riskler taşıyordu.

Bu nedenle Yüksel, uzun süre işin gerektirdiği sükûneti korudu.

Çalıştı.

Dinledi.

Hukuki zemini değerlendirdi.

Ve zamanı geldiğinde konuştu.

KOMİSYONDA DAHA EN BAŞINDAN VARDI

Cüneyt Yüksel'in bu süreçteki sorumluluğu, tarihi yasa Adalet Komisyonu'nun gündemine geldiğinde başlamadı.

O, daha sürecin Meclis ayağının oluşturulduğu ilk dönemde de masadaydı.

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun üyeleri arasında yer aldı. TBMM'nin resmi kayıtlarında Cüneyt Yüksel, İstanbul Milletvekili ve AK Parti üyesi olarak komisyonun üyeleri arasında bulunuyor. Komisyon, 5 Ağustos 2025'te çalışmalarına başladı ve temel görevlerinden biri, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda ihtiyaç duyulan kanuni düzenlemeleri belirlemek ve kanun tekliflerine yönelik çalışmalar yapmaktı.

Yani Cüneyt Yüksel, sürecin yalnızca son aşamasında ortaya çıkan bir isim değildi.

Daha başından itibaren Meclis'teki çalışmanın içinde yer aldı.

Komisyonun aylar süren çalışmaları sonunda hazırlanan raporun AK Parti ayağında da aktif sorumluluk üstlenen en önemli isim oldu. 19 Aralık 2025'te AK Parti'nin Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları kapsamında hazırladığı 15 başlıklı, 60 sayfalık rapor TBMM Başkanlığına sunulurken raporu teslim eden üç isim arasında Cüneyt Yüksel de vardı. Yanında AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen bulunuyordu.

SON PERDEDE KÜRSÜYE ÇIKTI

Sonunda mesele TBMM Adalet Komisyonu'nun önüne geldi.

İşte o zaman Cüneyt Yüksel'in sorumluluğu kamuoyunun gözleri önünde daha belirgin hale geldi.

Adalet Komisyonu Başkanı olarak tarihi kanun teklifinin görüşmelerine başkanlık etti. Komisyonun çalışmaları, uzun ve yoğun görüşmelerin ardından tamamlandı.

Yüksel, komisyon görüşmelerinde yaptığı konuşmada düzenlemenin Türkiye'nin 40 yılı aşkın süredir devam eden terör sorununa hukuki bir çözüm zemini oluşturma iradesinin ürünü olduğunu vurguladı.

Burada özellikle dikkat çekici olan, onun meseleyi bir günlük siyasi tartışmanın parçası olarak görmemesiydi.

Karşısındaki mesele, Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren büyük bir hukuki ve siyasi sorumluluktu.

SADECE BİR KOMİSYON BAŞKANI OLARAK DEĞİL…

Cüneyt Yüksel'in Türkiye'ye siyasi ve hukuki alandaki katkısını değerlendirirken de yalnızca bu yasaya bakmak eksik kalır.

Bir hukuk profesörü olarak akademik birikimini Meclis çalışmalarına taşıdı.

Uluslararası hukuk, insan hakları, anayasa ve yargı reformları alanındaki tecrübesini yasama faaliyetleriyle buluşturdu.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanlığı da bu birikimin doğrudan karşılık bulduğu önemli görevlerden biri oldu.

Bu nedenle Terörsüz Türkiye'nin hukuki ayağında onun sorumluluğunu yalnızca “komisyon başkanlığı görevini yürüttü” şeklinde değerlendirmek bana yetersiz geliyor.

O, hukukçu kimliğiyle tarihi bir sürecin hukuki zemine oturtulmasında görev aldı.

YAPTIĞI İŞİN SONUCUNA ODAKLANDI

Bazı insanlar yaptıkları işin reklamını yapmayı sever.

Bazıları ise yaptığı işin sonucuna bakar.

Cüneyt Yüksel'i ikinci grupta görüyorum.

Belki de bu yüzden uzun süre sessiz kaldı.

Çünkü böylesine hassas bir konuda söylenecek her sözün bir karşılığı olduğunu biliyordu.

Bugün yasa Meclis'ten geçmiş, Türkiye yeni bir dönemin eşiğine gelmişken, geriye dönüp baktığımızda bu sürece katkı sağlayan isimlerin hakkını teslim etmek gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'tan siyasi partilerin temsilcilerine, komisyonlarda görev yapan milletvekillerinden bürokratlara kadar çok sayıda kişinin emeği var.

Fakat bütün bu büyük tablonun içinde, işin hukuki ayağında sorumluluk üstlenen isimleri de hatırlamak gerekiyor.

Benim açımdan o isimlerin başında Prof. Dr. Cüneyt Yüksel geliyor.

TARİHİN SESSİZ TANIKLARI

Uzun süre sessiz kaldı.

Sürecin hassasiyetini gözetti.

İşin hukuki boyutunda sorumluluk aldı.

Ve artık son aşamaya gelindiğinde, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı olarak kürsüye çıktı.

Bugün Türkiye, yıllardır özlemini duyduğu Terörsüz Türkiye hedefinde tarihi bir aşamaya ulaşmışken, bu tarihi yasanın hazırlanmasında ve Meclis'teki yasama sürecinde emeği bulunanların isimleri mutlaka hatırlanmalı.

Bu vesileyle ben de uzun yıllardır tanıdığım, faaliyetlerini takip ettiğim Prof. Dr. Cüneyt Yüksel'in hakkını teslim etmek istedim.

Ve bugün onun için söylenebilecek en isabetli sözlerden biri şudur: 

TARİHİ YASANIN SESSİZ KAHRAMANLARINDAN BİRİ: PROF. DR. CÜNEYT YÜKSEL...

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[TARİHİ YASANIN SESSİZ KAHRAMANI: PROF. DR. CÜNEYT YÜKSEL - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 13:26:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/tarihi-yasanin-sessiz-kahramani-prof-dr-cuneyt-yuksel-165037-20260812.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/tarihi-yasanin-sessiz-kahramani-prof-dr-cuneyt-yuksel-165037-20260812.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/tarihi-yasanin-sessiz-kahramani-prof-dr-cuneyt-yuksel-165037-20260812.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İLHAMİ GÜNBEGİ’DEN 25. YIL AÇIKLAMASI; “MİLLETİMİZLE ÇEYREK ASIR, TÜRKİYE GELECEĞE HAZIR”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ilhami-gunbegiden-25-yil-aciklamasi-milletimizle-ceyrek-asir-turkiye-gelecege-hazir-608.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ilhami-gunbegiden-25-yil-aciklamasi-milletimizle-ceyrek-asir-turkiye-gelecege-hazir-608.html</link>
                    <description><![CDATA[AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi, beraberinde AK Partili il ve ilçe Belediye Başkanları, AK Parti önceki dönem İl Başkanları ve İlçe Başkanları, İl Kadın Kolları Başkanı, İl Gençlik Kolları Başkanvekili, AK Partili Belediye Meclis Üyeleri ve önceki dönem Belediye Meclis Üyeleri ile AK Parti İl ve İlçe Teşkilatlarında görevli partililerle birlikte AK Parti Şanlıurfa il binası önünde basın açıklaması yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Açıklamada, bundan tam 25 yıl önce, 14 Ağustos 2001’de, bir millet hareketi olan AK Parti, “Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyerek Türkiye’nin yarınlarına açılan yeni bir yolun ilk adımının atıldığı belirtildi.  AK PARTİ TÜRKİYE İDEALİNİN ADI OLDU AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi açıklamasında, “Siyasi istikrarsızlığın, ekonomik krizlerin, vesayetin ve yasakların ülkemizin üzerine ağır bir gölge gibi çöktüğü bir dönemde kurulan AK Parti, yalnızca yeni bir siyasi parti değil, aziz milletimizin değişim iradesinin, demokrasi talebinin ve güçlü Türkiye idealinin adı oldu. Milletimiz, kuruluşundan yalnızca 15 ay sonra AK Partiyi tek başına iktidara taşıyarak ülkemizin kaderini değiştirecek büyük yürüyüşün önünü açtı. 3 Kasım 2002’den itibaren Türkiye, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tarihinin en kapsamlı kalkınma, demokratikleşme ve atılım dönemlerinden birine girdi” dedi. MİLLETİMİZLE OMUZ OMUZA VERDİK AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi açıklamasının devamında, “AK Parti olarak 25 yıldır yalnızca iktidarda bulunmadık. Milletimizin emanetini taşıdık, ülkemizin yükünü omuzladık, Türkiye’yi her alanda büyütmenin ve güçlendirmenin mücadelesini verdik. Bu yolculuk boyunca kapatma davalarından 27 Nisan e-muhtırasına, Gezi olaylarından 17-25 Aralık kumpasına, terör saldırılarından 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar demokrasimizi, millî iradeyi ve Türkiye’nin istiklalini hedef alan sayısız saldırıyla karşılaştık. Küresel ekonomik krizlerle, salgınlarla, savaşlarla ve asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin yol açtığı büyük yıkımla mücadele ettik. Her defasında milletimize güvendik. Milletimizle omuz omuza verdik. Önümüze çıkarılan engeller karşısında geri adım atmadık, Türkiye’nin istikametinin değiştirilmesine müsaade etmedik” diye konuştu. VESAYETİN SİYASET ÜZERİNDEKİ GÖLGESİNİ KALDIRDIK AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi açıklamasına şöyle devam etti; “Terörsüz Türkiye idealimiz doğrultusunda devletimizin kararlı iradesi, kahraman güvenlik güçlerimizin fedakâr mücadelesi ve milletimizin sarsılmaz birlik ve beraberliği sayesinde ülkemizi 40 yıldır canımızdan, kaynağımızdan ve geleceğimizden çalan terör belasından kurtardık. Bu tarihî kazanımı, şehitlerimizin aziz hatırasına ve gazilerimizin fedakârlığına sahip çıkarak birlik, kardeşlik ve huzur içinde geleceğe taşıyacağız. Vesayetin siyaset üzerindeki gölgesini kaldırdık, millî iradeyi devlet yönetiminin gerçek merkezi hâline getirdik. Demokrasimizin standartlarını yükselttik, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik. İnancı, düşüncesi, kökeni veya hayat tarzı nedeniyle vatandaşlarımızın ötekileştirildiği dönemlere son verdik. Başörtülü kadınlarımızın eğitim ve çalışma hayatından dışlanmasına neden olan yasakları ortadan kaldırdık. Gençlerimizin geleceğinin önüne konulan katsayı adaletsizliğini giderdik. Devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapattık. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hiç kimsenin bu ülkenin misafiri, kiracısı veya üvey evladı olmadığını gösterdik. 2 Milletimizin on yıllardır yüreğinde taşıdığı büyük bir hasreti sona erdirdik. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin zincirlerini kırarak 86 yılın ardından yeniden ibadete açılmasını sağladık. Böylece yalnızca tarihî bir emanete sahip çıkmadık, Türkiye’nin kendi değerleri ve kararları üzerinde söz sahibi, bağımsız ve egemen bir ülke olduğunu bütün dünyaya ilan ettik.” 81 İLİMİZİN TAMAMINI ÜNİVERSİTEYLE BULUŞTURDUK “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla sosyal devletin imkânlarını toplumun bütün kesimleriyle buluşturduklarını belirten AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Sağlıkta gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümle hastaneleri, şehir hastanelerini ve modern sağlık merkezlerini milletimizin hizmetine sunduk. Eğitimde dersliklerden üniversitelere, yurtlardan teknoloji altyapısına kadar büyük bir seferberlik başlattık. 81 ilimizin tamamını üniversiteyle buluşturduk. TOKİ eliyle milyonlarca vatandaşımızı güvenli ve modern konutlara kavuşturduk. Yaşlılarımızdan engelli vatandaşlarımıza, ihtiyaç sahibi ailelerimizden şehit yakınları ve gazilerimize kadar toplumun her kesimini kuşatan sosyal destek mekanizmaları kurduk. 6 Şubat depremlerinin ardından şehirlerimizi yalnızca yeniden inşa etmekle kalmadık, daha dirençli ve daha güvenli bir geleceğin temellerini attık. Türkiye’yi ulaşım ve altyapıda çağ atlattıklarını belirten AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi açıklamasında, “Bölünmüş yollarla şehirlerimizi birbirine bağladık, yüksek hızlı tren ağlarını ülkemizin dört bir yanına ulaştırdık. Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, İstanbul Havalimanı ve daha nice eserle milletimizin yıllarca hayalini kurduğu projeleri gerçeğe dönüştürdük. Türkiye’yi teknoloji üreten, tasarlayan ve geliştiren bir ülke hâline getirdik. Yarım asrı aşan yerli otomobil hayalimizi Togg ile gerçeğe dönüştürdük. Kendi otomobilini, insansız hava araçlarını, savaş gemilerini, helikopterlerini ve uçaklarını üretebilen güçlü bir Türkiye inşa ettik. İHA’larımız, SİHA’larımız, Bayraktar TB2, Akıncı, Anka, Kızılelma, HÜRJET, KAAN, ATAK, Gökbey, TCG Anadolu ve ALTAY tankı gibi yerli ve millî projelerimizle Savunma Sanayiinde Türkiye’nin adını dünyanın önde gelen ülkeleri arasına yazdırdık. Bir dönem savunma ihtiyaçları için başkalarının kapısında bekletilen Türkiye’yi, bugün kendi ihtiyaçlarını karşılayan ve dost ülkelerin güvenliğine katkı sağlayan bir konuma ulaştırdık” ifadelerine yer verdi. SANAYİCİMİZİN, ESNAFIMIZIN, ÇİFTÇİMİZİN VE GİRİŞİMCİMİZİN ÖNÜNÜ AÇTIK “Cumhuriyet tarihimizin ilk astronotunu uzaya gönderdik” diyen AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi, “İlk yerli ve millî haberleşme uydumuz Türksat 6A’yı uzayla buluşturduk. Millî Uzay Programımızla Türkiye’nin iddiasını gökyüzünün ötesine taşıdık. Karadeniz’de keşfettiğimiz doğal gazı milletimizin hizmetine sunduk. Gabar’daki petrol üretimiyle yer altı kaynaklarımızı ekonomimize kazandırdık. Akkuyu Nükleer Güç Santrali, yenilenebilir enerji yatırımları ve yeni keşiflerle enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlılıkla ilerledik. 2002 yılında 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımızı 270 milyar doların üzerine taşıdık. Üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan ve küresel rekabette söz sahibi olan bir Türkiye ekonomisinin temellerini attık. Sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin ve girişimcimizin önünü açtık. Türkiye’nin gücünü ve imkânlarını belirli merkezlerle sınırlı bırakmadık, yatırımı ve kalkınmayı 81 ilimize yaydık. 3 Dış politikada kendi kararlarını kendisi alan, sahada ve masada güçlü, bölgesindeki gelişmelere yön veren bir Türkiye inşa ettik. Ülkemizi yalnızca kendi vatandaşlarının değil, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin ve dünyanın dört bir yanındaki mazlumların da umudu hâline getirdik. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğiyle uluslararası meselelerde görüşü aranan, sözü dinlenen ve attığı adımlar yakından takip edilen bir ülke konumuna ulaştı. Bugün AK Parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıkladığı resmî verilere göre 11 milyon 709 bin 913 üyesiyle Türkiye’nin açık ara en büyük siyasi partisidir. Bu sayı, milletimizin hareketimize duyduğu güvenin, teşkilatlarımızın fedakâr çalışmasının ve Türkiye sevdamızın en somut göstergelerinden biridir. Ancak bizim için her üyemiz yalnızca bir rakam değil, aynı ideale inanmış bir yol ve dava arkadaşıdır. AK Partinin asıl gücü binalardan, makamlardan veya unvanlardan değil, milletimizle kurduğu sarsılmaz gönül bağından gelmektedir. 25 yıllık hikâyemizde elde ettiğimiz bütün başarıların gerçek sahibi aziz milletimizdir” dedi. 25. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜMÜZÜN COŞKUSUNU 81 İLİMİZDE ÇEŞİTLİ PROGRAMLARLA YAŞAYACAĞIZ AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet İlhami Günbegi, açıklamalarını şöyle sonlandırdı; “Sandıklara sahip çıkan teşkilat mensuplarımızdan mahalle mahalle, sokak sokak çalışan kadın ve gençlik kollarımıza, kuruluşumuzdan bugüne kadar farklı kademelerde sorumluluk üstlenen bütün yol arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu kutlu davaya ömrünü adamış ve bugün aramızda bulunmayan kardeşlerimizi rahmetle, minnetle ve dualarla yâd ediyoruz. Çeyrek asırlık birikimimizi geçmişin hatırası olarak değil, geleceğin güçlü temeli olarak görüyoruz. Önümüzde şimdi daha büyük hedefler, daha büyük sorumluluklar ve Türkiye Yüzyılı idealimiz bulunmaktadır. Terörsüz Türkiye kazanımını kalıcı hâle getiren, sivil ve özgürlükçü anayasasıyla demokrasisini güçlendirmiş, yüksek teknolojide öncü, ekonomide daha güçlü, enerjide ve savunmada tam bağımsız bir Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı milletimizle birlikte inşa edeceğiz. 25. kuruluş yıl dönümümüzün coşkusunu 81 ilimizde düzenleyeceğimiz çeşitli programlarla yaşayacağız. Kutlamalarımızı, 14 Ağustos 2026 Cuma günü Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Başkent Millet Bahçesi’nde gerçekleştireceğimiz büyük ve coşkulu buluşmayla taçlandıracağız. Aziz milletimizi, 25 yıllık eser, hizmet ve mücadele yolculuğumuzun gururunu paylaşmaya, Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzde saflarımızı daha da sıklaştırmaya davet ediyoruz. İlk günkü aşkla, ilk günkü heyecanla ve aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Milletimizle çeyrek asır, Türkiye geleceğe hazır.” ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[İLHAMİ GÜNBEGİ’DEN 25. YIL AÇIKLAMASI; “MİLLETİMİZLE ÇEYREK ASIR, TÜRKİYE GELECEĞE HAZIR” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:31:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ilhami-gunbegiden-25-yil-aciklamasi-milletimizle-ceyrek-asir-turkiye-gelecege-hazir-153505-20260812.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ilhami-gunbegiden-25-yil-aciklamasi-milletimizle-ceyrek-asir-turkiye-gelecege-hazir-153505-20260812.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ilhami-gunbegiden-25-yil-aciklamasi-milletimizle-ceyrek-asir-turkiye-gelecege-hazir-153505-20260812.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MÖ 2. YÜZYILDAN GELEN SESSİZ BİR BİLİM HARİKASI: ANTİKYTHERA MEKANİZMASI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-mo-2-yuzyildan-gelen-sessiz-bir-bilim-harikasi-antikythera-mekanizmasi-607.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-mo-2-yuzyildan-gelen-sessiz-bir-bilim-harikasi-antikythera-mekanizmasi-607.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın (Sosyolog – Pedagog Araştırmacı Yazar) yazdı…]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Geçmiş gerçekten sandığımız kadar basit miydi, yoksa bize ulaşabilen birkaç parçaya bakarak büyük bir dünyanın yalnızca küçük bir bölümünü mü görüyoruz? Bazen küçücük bir arkeolojik buluntu, geçmişe ilişkin bildiklerimizden daha büyük sorular sordurur. Yunanistan’ın Antikythera Adası açıklarında bulunan Antikythera Mekanizması, tam da böyle bir eserdir. 1900 yılında sünger dalgıçları tarafından keşfedilen antik bir gemi batığından çıkarılan korozyona uğramış bronz parçalar, başlangıçta diğer arkeolojik eserler kadar dikkat çekmemişti. Ancak 1902 yılında parçaların içinde dişli çarkların bulunduğunun fark edilmesiyle, karşılarında sıradan bir antik eşyanın olmadığı anlaşıldı. Sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, X-ışını incelemeleri ve modern görüntüleme yöntemleri, bu parçaların son derece karmaşık bir astronomik hesaplama cihazına ait olduğunu gösterdi. Adı, bulunduğu yerden geliyordu: Antikythera Mekanizması. Onu asıl şaşırtıcı kılan ise yaşıydı. Mekanizma genel olarak MÖ 2. ve 1. yüzyıllar arasındaki Helenistik döneme tarihlendiriliyor. Yani Hz. İsa’nın doğumundan yaklaşık bir ila iki yüzyıl önce insanlar, gökyüzündeki belirli hareketleri matematiksel olarak modelleyen ve bunları bronz dişliler aracılığıyla gösterebilen bir cihaz üretmişlerdi. Bugün elimizde mekanizmanın yalnızca bir bölümü bulunuyor. Buna rağmen günümüze ulaşan parçalarında 30’dan fazla bronz dişli tespit edildi. Bu dişliler rastgele yerleştirilmiş değildi; her biri belirli matematiksel oranlarla diğerine bağlanıyor ve gökyüzündeki döngüleri mekanik harekete dönüştürüyordu. Bu nedenle Antikythera Mekanizması, bilim dünyasında bilinen en eski mekanik astronomi hesaplayıcılarından biri ve sıklıkla dünyanın bilinen ilk analog bilgisayarı olarak tanımlanıyor. Elbette “bilgisayar” sözcüğünü günümüzde kullandığımız elektronik cihazlarla karıştırmamak gerekir. Ortada elektrik, işlemci veya yazılım yoktu. Ancak belirli astronomik verileri ve matematiksel ilişkileri mekanik bir sistem içerisinde işleyerek sonuç gösterebilen bir cihaz vardı. Ve bütün bunlardan iki bin yılı aşkın süre önce söz ediyoruz. Antikythera Mekanizması, Güneş’in ve Ay’ın gökyüzündeki hareketlerini gösterebiliyor, Ay’ın evrelerini takip edebiliyor ve Ay’ın hareketindeki bazı düzensizlikleri mekanik olarak modelleyebiliyordu. Tutulmaların tekrarını öngörmek için 223 kameri aylık ünlü Saros döngüsünden yararlanıyordu. Böylece Güneş ve Ay tutulmalarının meydana gelebileceği dönemleri gösterebiliyordu. Fakat mekanizmanın hikâyesi Güneş ve Ay ile sınırlı değildi. Cihazın üzerindeki yazıtlar ve günümüzde yapılan bilimsel rekonstrüksiyonlar, antik dünyada çıplak gözle bilinen Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn gezegenlerinin astronomik döngülerinin de tasarımda yer aldığını gösteriyor. Ön bölümün, bu gezegenlerin Zodyak üzerindeki hareketlerini temsil etmeye yönelik karmaşık bir sisteme sahip olduğu düşünülüyor. Ayrıca astronomik takvimler, önemli yıldızların belirli dönemlerde görünmesi ve kaybolması gibi bilgiler de bu küçük mekanik dünyanın içerisinde kendisine yer bulmuştu. Antikythera&nbsp; Mekanizma gerçekten çok&nbsp; etkileyici: MÖ döneminde yaşayan insanlar, kendi çağlarında gözlemleyebildikleri gökyüzünün önemli bir bölümünü matematiksel döngüler aracılığıyla mekanik olarak modelleyebilecek bilgi seviyesine ulaşmışlardı. Beni asıl düşündüren ise cihazın kendisinden çok, onu ortaya çıkaran bilgidir. Çünkü böylesine karmaşık bir makine yapmak için yalnızca bronzu işlemek yeterli değildir. Gökyüzünü yıllarca gözlemlemek, Güneş’in ve Ay’ın döngülerini kaydetmek, gezegenlerin hareketlerini takip etmek, tutulmalar arasındaki matematiksel ilişkileri anlamak, geometri bilmek, hassas ölçüm yapmak ve bütün bu bilgileri birbirine geçen dişlilerin oranlarına dönüştürmek gerekir. Başka bir ifadeyle karşımızdaki birkaç bronz parçası, aslında görünmeyen çok daha büyük bir bilimsel birikimin izlerini taşımaktadır. Antikythera Mekanizması’nın kullandığı astronomik bilginin bir bölümü Mezopotamya ve özellikle Babil astronomisinin yüzyıllar boyunca oluşturduğu gözlem birikimiyle ilişkilidir. Helenistik dünyanın matematik ve geometri bilgisiyle birleşen bu birikim, bize bilginin medeniyetler arasında nasıl aktarılabildiğini de göstermektedir. Ve tam burada insanın aklına kaçınılmaz bir soru geliyor: Böylesine gelişmiş bir cihaz gerçekten tek miydi? Bugün buna kesin bir cevap veremiyoruz. Belki başka örnekleri vardı. Belki daha basit öncüleri bulunuyordu. Belki farklı atölyelerde benzer mekanizmalar üretiliyordu. Bunların hiçbirini kanıtlanmış gerçekler gibi sunamayız. Fakat böylesine karmaşık bir cihazın ortaya çıkması, arkasında belirli bir astronomi, matematik, metal işçiliği ve mekanik geleneğinin bulunduğunu düşündürmektedir. Burada geçmişin bize karşı ne kadar acımasız olduğunu da unutmamak gerekir. Ahşap çürür. Demir paslanır. Bronz eritilip yeniden kullanılır. Papirüsler yok olur. Kütüphaneler yanar. Şehirler yıkılır. Ustalar ölür ve bazen bilgilerini aktaracak kimse kalmaz. Bu nedenle bugün elimizde bulunmayan her şeyin geçmişte de bulunmadığını varsaymak doğru değildir.. Antikythera Mekanizması’nın gerçek hikâyesi zaten yeterince olağanüstü. MÖ 2. yüzyılda yaşayan insanlar gökyüzüne baktılar. Orada yalnızca ışıklar görmediler; düzen gördüler. Döngüleri fark ettiler. Gözlemlerini matematiğe dönüştürdüler. Sonra o matematiği bronz dişlilerin arasına yerleştirdiler. Belki de modern dünyanın geçmişe bakarken yaptığı en büyük hatalardan biri, teknolojik imkânlarla insan zekâsını birbirine karıştırmaktır. İki bin yıl önce yaşayan insanların ellerinde bilgisayarlar, teleskoplar veya modern üretim makineleri varmıydı&nbsp; yokmuydu.. bir bilinmez soru.? Ancak merakları, gözlem yetenekleri ve düşünme güçleri vardı. Antikythera Mekanizması bunun sessiz bir kanıtıdır. Bugün o bronz dişliler artık dönmüyor. Güneş’in veya Ay’ın konumunu göstermiyor. Fakat iki bin yılı aşkın süre sonra hâlâ zihnimizde başka bir mekanizmayı harekete geçiriyor: Merakı. Hz. İsa’dan önce insanlar Güneş’in, Ay’ın, tutulmaların ve bilinen gezegenlerin hareketlerini küçük bir mekanik sistem içerisinde modelleyebildiyse, geçmişe dair henüz bilmediğimiz daha neler olabilir? Belki Antikythera Mekanizması’nın bize bıraktığı en değerli miras, verdiği cevaplardan çok bu sorudur. Çünkü bazen büyük keşifler bize yeni cevaplar vermez. Bize daha büyük sorular sormayı öğretir. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[MÖ 2. YÜZYILDAN GELEN SESSİZ BİR BİLİM HARİKASI: ANTİKYTHERA MEKANİZMASI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:06:06 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/mo-2-yuzyildan-gelen-sessiz-bir-bilim-harikasi-antikythera-mekanizmasi-151633-20260812.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/mo-2-yuzyildan-gelen-sessiz-bir-bilim-harikasi-antikythera-mekanizmasi-151633-20260812.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/mo-2-yuzyildan-gelen-sessiz-bir-bilim-harikasi-antikythera-mekanizmasi-151633-20260812.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AHLAKI YİTİRDİĞİMİZ YER]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ahlaki-yitirdigimiz-yer-606.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ahlaki-yitirdigimiz-yer-606.html</link>
                    <description><![CDATA[Ali Pehlivan yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İnsan, yalnızca yaşadığı çağın değil, taşıdığı vicdanın da çocuğudur.

Bir milletin gerçek zenginliği topraklarının genişliği, şehirlerinin büyüklüğü veya kasasındaki serveti değildir. Bir milletin asıl serveti, ahlâkıdır. Çünkü ahlâk çöktüğü zaman hiçbir bina insanı kurtaramaz; hiçbir kanun vicdanın yerini tutamaz; hiçbir makam kaybolan insanlığı geri getiremez.

Bugün büyük bir değişimin içinden geçiyoruz.

Her şey hızlandı.

Haberler saniyeler içinde yayılıyor. İnsanlar birbirine birkaç kelimeyle ulaşabiliyor. Dünyanın öbür ucundaki gelişmeyi anında öğreniyoruz. Fakat bütün bu hızın içinde garip bir şekilde birbirimizden uzaklaşıyoruz.

Çok konuşuyoruz ama az dinliyoruz.

Çok biliyoruz ama az düşünüyoruz.

Çok görüyoruz ama az fark ediyoruz.

Ve belki de en önemlisi, çok hüküm veriyoruz ama kendimizi yeterince sorgulamıyoruz.

Ahlâkın en büyük düşmanı cehalet değildir.

Bazen insanın kendisini haklı görme ısrarıdır.

Çünkü insan, kendi kusurunu görmediği zaman başkasının kusurunu büyütmeye başlar.

Kendi yanlışına mazeret bulur, başkasının yanlışına hüküm verir.

Kendisine gelince “şartlar böyleydi” der.

Başkasına gelince “karaktersiz”…

Kendisi menfaat sağladığında “hakkımı aldım” der.

Başkasına gelince “haksız kazanç”…

İşte ahlâk tam da burada sınanır.

İnsanın kendi nefsine karşı ne kadar adil olabildiğinde

Biz ahlâkı çoğu zaman başkalarına anlatmayı seviyoruz.

Fakat ahlâk, anlatılmaktan önce yaşanması gereken bir hakikattir.

Çocuğumuza dürüstlüğü anlatıyoruz.

Ama onun yanında küçük yalanlar söylüyoruz.

Gençler saygısız oldu diyoruz.

Fakat gençlerin fikirlerini dinlemiyoruz.

Toplum bozuldu diyoruz.

Ama bozulmanın içinde kendi payımızı görmek istemiyoruz.

İnsanlığın düzelmesini istiyoruz fakat kendimizi değiştirmek ağır geliyor.

Toplum, insanın kendisini düzeltmesiyle düzelir.

Bir baba evinde adaletli davranırsa…

Bir anne çocuğuna merhameti yaşatarak öğretirse…

Bir öğretmen öğrencisine yalnızca bilgi değil, karakter kazandırırsa…

Bir esnaf terazisini doğru tutarsa…

Bir yönetici gücünü adaletle kullanırsa…

Bir memur işini hakkıyla yaparsa…

Bir insan kimse görmediğinde dahi emanete sahip çıkarsa…

İşte o zaman toplum değişmeye başlar.

Büyük dönüşümler bazen büyük meydanlarda değil, küçük odalarda gerçekleşir

Bugün ahlâkın karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerden biri de menfaatin değerlerin önüne geçmesidir.

İnsanlar artık çoğu zaman “Doğru mu?” diye sormadan önce “Bana ne kazandırır?” diye soruyor.

Oysa insanı insan yapan, kazancının miktarı değil; kazanç uğruna nelerden vazgeçmediğidir.

Bir insanın cebini doldurup vicdanını boşaltması başarı değildir.

Bir makamı elde edip adaleti kaybetmesi yükselmek değildir.

Bir çevre edinip dostluğu kaybetmesi zenginlik değildir.

Çünkü insanın dışarıda kazandığı her şey, içeride kaybettiği bir değeri telafi etmeye yetmez.

Bugün makam sahibi çok insanımız olabilir.

Fakat makamın hakkını veren insan sayısı daha önemlidir.

Çünkü makam insanı büyütmez.

Makam, insanın içindeki büyüklüğü veya küçüklüğü ortaya çıkarır.

Güç eline geçtiğinde merhametini kaybeden insanın gerçek yüzü, güçsüzken değil güçlü olduğu zaman ortaya çıkar.

İşte ahlâk budur:

Gücün varken adil olabilmek…

İntikam alma imkânın varken affedebilmek…

Hakkın varken başkasının hakkını da gözetebilmek…

Kimsenin seni denetlemediği yerde bile kendini denetleyebilmek

Bir de çağımızın yeni putları var.

Şöhret…

Gösteriş…

Para…

Takipçi…

Makam…

Alkış…

İnsan artık bazen iyi olmak için değil, iyi görünmek için yaşıyor.

İyiliğin bile fotoğrafını çekiyoruz.

Yardım ediyoruz, sonra paylaşmayı düşünüyoruz.

Bir sofraya oturuyoruz, önce sofranın fotoğrafını çekiyoruz.

Bir yere gidiyoruz, önce orada nasıl görüneceğimizi düşünüyoruz.

Sanki yaşamak yetmiyor; yaşadığımızı başkalarına ispat etmek zorundayız.

Oysa gerçek iyilik sessizdir.

Bir yetimin başını okşarken fotoğraf gerekmez.

Bir borçlunun borcunu ertelemek için alkış gerekmez.

Bir insanın onurunu korumak için kamera gerekmez.

Çünkü bazı güzelliklerin şahitleri insanlar değil, vicdanlardır.

Ahlâkın en önemli kelimelerinden biri de “emanet”tir.

Bize verilen makam emanettir.

Para emanettir.

Evlat emanettir.

Devlet emanettir.

Şehir emanettir.

İnsan ilişkileri emanettir.

Hatta sahip olduğumuzu sandığımız hayat bile bize verilmiş bir emanettir.

Emanetin sahibi gibi davranan insan, bir gün emaneti taşıyamaz hâle gelir.

Oysa insan, elindeki her şeyi geçici olarak taşır.

Makam geçer.

Para geçer.

Şöhret geçer.

Güzellik geçer.

Gençlik geçer.

Geriye insanın yaptığı iyilikler ve bıraktığı iz kalır.

Belki de hayatın en ağır sorusu budur:

Sen bu dünyadan geçerken, dünyada ne bıraktın?”

Bir insanın ardından “Çok zengindi.” denilebilir.

Çok güçlüydü.” denilebilir.

Çok makamı vardı.” denilebilir.

Ama bütün bunlardan daha kıymetli bir cümle vardır:

“İyi bir insandı.”

İnsan için bundan daha büyük bir miras var mıdır?

Bugün çocuklarımızın geleceğinden endişe ediyoruz.

Onlara iyi bir gelecek bırakmak istiyoruz.

Ama çocuklarımıza yalnızca iyi binalar, iyi okullar ve iyi işler bırakmak yetmez.

Onlara iyi bir ahlâk iklimi bırakmalıyız.

Çünkü ahlâkını kaybeden bir toplum, ne kadar zenginleşirse zenginleşsin huzuru satın alamaz.

Adaletin olmadığı yerde güven olmaz.

Güvenin olmadığı yerde kardeşlik olmaz.

Kardeşliğin olmadığı yerde millet olma şuuru zayıflar.

Ve insanın insana güvenmediği yerde hiçbir ekonomik büyüme gerçek anlamda refah değildir.

Bu yüzden mesele yalnızca ekonomi değildir.

Mesele yalnızca siyaset değildir.

Mesele yalnızca eğitim değildir.

Mesele, bütün bunların temelinde duran insandır.

İnsanı düzeltmeden sistemi düzeltmeye çalışmak, temeli çürük bir binayı boyamaya benzer.

Belki bugün bize yeni kanunlardan önce yeni bir vicdan dili gerekiyor.

Birbirimizi suçlamadan önce kendimizi sorgulamaya…

Başkalarının kusurlarını saymadan önce kendi eksiklerimize bakmaya…

Gücü elimize aldığımızda kibirlenmemeye…

Haksızlığa uğradığımızda bile haksızlık yapmamaya…

Ve kimse görmese bile doğruyu yapmaya…

Çünkü ahlâk, kalabalıkların önünde verilen bir söz değildir.

İnsanın yalnızken verdiği sözdür.

Toplumların kaderini bazen büyük adamlar değil, küçük menfaatler karşısında eğilmeyen sıradan insanların karakteri değiştirir.

Bir insan dürüst kalır.

Bir insan adil kalır.

Bir insan merhametini kaybetmez.

Bir insan emanete ihanet etmez.

Bir insan gücünü zulme dönüştürmez.

Ve o bir insan, başka bir insana örnek olur.

Sonra bir başkası…

Sonra bir başkası…

Belki de ahlâkın yeniden dirilişi böyle başlayacaktır.

Sessizce.

Gösterişsiz.

Alkışsız.

Fakat köklü bir şekilde…

Çünkü bir milletin yeniden yükselişi önce gökdelenlerinde değil, vicdanlarında başlar.

Ve bugün kendimize sormamız gereken soru belki de şudur:

Dünyayı değiştirecek kadar güçlü müyüm?” değil…

“Dünya değişmese bile doğru kalacak kadar ahlâklı mıyım?”

Cevap, hepimizin kendi içindedir. Çünkü insanın en büyük makamı vicdanıdır.

Ve o makamı kaybeden insan, dünyadaki bütün makamları kazansa ne olur?
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[AHLAKI YİTİRDİĞİMİZ YER - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 08:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ahlakin-yitirdigimiz-yer-112606-20260812.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ahlakin-yitirdigimiz-yer-112606-20260812.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ahlakin-yitirdigimiz-yer-112606-20260812.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SAADET PARTİSİ GENÇLİK KOLLARI BAŞKANI DİNÇ: GENÇLİĞİN UMUDU VARSA TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ VARDIR"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-saadet-partisi-genclik-kollari-baskani-dinc-gencligin-umudu-varsa-turkiyenin-gelecegi-vardir-605.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-saadet-partisi-genclik-kollari-baskani-dinc-gencligin-umudu-varsa-turkiyenin-gelecegi-vardir-605.html</link>
                    <description><![CDATA[Saadet Partisi Isparta İl Başkanlığı Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Dinç, 12 Ağustos Dünya Gençlik Günü vesilesiyle yazılı bir basın açıklama yayımladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Saadet Partisi Isparta İl Başkanlığı Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Dinç, 12 Ağustos Dünya Gençlik Günü vesilesiyle yazılı bir basın açıklaması yayımlayarak gençlerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlara dikkat çekti. Gençlerin hayallerini başka ülkelerde değil, kendi vatanlarında kurması gerektiğinin altı çizilen açıklamada, ülkenin asıl gücünün inançlı ve üretken genç nesiller olduğu vurgulandı.

"GENÇLERİMİZİN YAŞADIĞI SORUNLAR, TÜRKİYE'NİN MESELESİDİR"

Açıklamada, gençliğin bir ülkenin yalnızca geleceği değil bugünü olduğu belirtilerek, gençlerin karşılaştığı her sorunun Türkiye'nin geleceğine dair kritik bir mesele olduğuna dikkat çekildi. Üniversite öğrencilerinin barınma ve geçim sıkıntıları yaşadığı, mezun gençlerin ise iş bulma kaygısıyla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

Gençlerin yıllarca eğitim aldıktan sonra geleceğini yurt dışında aramak zorunda hissetmesinin toplumca üzerine düşünülmesi gereken büyük bir problem olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi: "Gençlerimizin hayali başka ülkelerde değil, kendi ülkesinde bir gelecek kurmak olmalıdır."

ÇÖZÜM VE ÖNERİLER: İSTİHDAM, LİYAKAT VE EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ

Saadet Partisi Gençlik Kolları, gençlerin sorunlarının yalnızca özel günlerde hatırlanmaması gerektiğini savunarak şu başlıkların altını çizdi:


	
	Genç İşsizliği ve İstihdam: Genç işsizliğiyle kararlı şekilde mücadele edilmeli, liyakat ve adalet esas alınarak genç girişimciler desteklenmelidir.
	
	
	Üretim ve Teknoloji: Türkiye'nin gençleri teknolojiyi yalnızca tüketen değil, üreten ve yönlendiren bir nesil olmalıdır. Bilime, araştırmaya ve gençlerin üretkenliğine yatırım yapılmalıdır.
	
	
	Fırsat Eşitliği: Kaliteli eğitime erişim ailelerin ekonomik imkânlarına veya doğulan şehre bağlı olmamalıdır; her genç hak ettiği fırsatlara ulaşabilmelidir.
	


KARAR ALMA SÜREÇLERİNDE AKTİF ÖZNE VURGUSU

Gençlerin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir kitle olmaktan çıkarılması gerektiği belirtilen açıklamada, gençlerin siyasetin, toplumun ve ülkenin geleceğinin aktif öznesi olduğu ifade edildi. Mustafa Dinç, gençlerin fikirlerinin dinlendiği, eleştirilerinin dikkate alındığı ve karar alma süreçlerine güçlü şekilde katıldığı bir Türkiye'nin mümkün olduğuna inandıklarını kaydetti.

Açıklama, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın şu sözleriyle son buldu: “Bir milletin asıl gücü; tankı, topu, tüfeği değil, inançlı ve imanlı gençliğidir.”


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[SAADET PARTİSİ GENÇLİK KOLLARI BAŞKANI DİNÇ: GENÇLİĞİN UMUDU VARSA TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ VARDIR" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 08:01:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-genclik-kollari-baskani-dinc-gencligin-umudu-varsa-turkiyenin-gelecegi-vardir-110639-20260812.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-genclik-kollari-baskani-dinc-gencligin-umudu-varsa-turkiyenin-gelecegi-vardir-110639-20260812.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-genclik-kollari-baskani-dinc-gencligin-umudu-varsa-turkiyenin-gelecegi-vardir-110639-20260812.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ISPARTA GÜL LOKUMU, ULUSLARARASI BİLİM KONGRESİNDE TANITILDI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-isparta-gul-lokumu-uluslararasi-bilim-kongresinde-tanitildi-604.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-isparta-gul-lokumu-uluslararasi-bilim-kongresinde-tanitildi-604.html</link>
                    <description><![CDATA[Isparta Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ITSO) coğrafi işaret tescil başvurusunda bulunduğu Isparta Gül Lokumu, Uluslararası ZEUGMA Bilimsel Araştırmalar Kongresinde bilimsel bir sunumla ele alındı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Isparta Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ITSO) coğrafi işaret tescil başvurusunda bulunduğu Isparta Gül Lokumu, Uluslararası ZEUGMA Bilimsel Araştırmalar Kongresinde bilimsel bir sunumla ele alındı. “Isparta Rose Delight: Scientific Characterisation of a Traditional Heritage (Isparta Gül Lokumu: Geleneksel Mirasın Bilimsel Karakterizasyonu)” başlıklı sunum, İngilizce olarak hazırlanan kongre kitabında da yayımlanarak Isparta Gül Lokumu’nun uluslararası bilimsel literatürde yer almasına katkı sağladı.

Isparta Ticaret ve Sanayi Odası, ilin yöresel ve doğal değerlerini koruyarak ekonomik katma değere dönüştürmek amacıyla coğrafi işaret çalışmalarını sürdürüyor. ITSO Yönetim Kurulu Başkanı Metin Çelik’in çalışmaları arasında önemli bir yer tutan coğrafi işaret seferberliği kapsamında; Isparta Gül Lokumu, İslamköy Ekmeği ve Isparta Kebabı için tescil başvuruları yapılırken, Isparta’ya özgü mermerlerin tescil süreci için de bilimsel çalışmalar başlatıldı.

Bu kapsamda Coğrafi İşaret tescil süreçlerini takip eden ITSO Meclis Üyesi Prof. Dr. Zeynep Banu Seydim ile Proje Sorumlusu Bilge Zubi Taşlıdere, Uluslararası ZEUGMA Bilimsel Araştırmalar Kongresine katılarak Isparta Gül Lokumu üzerine yaptıkları kapsamlı araştırmanın sözlü sunumunu başarıyla gerçekleştirdi.
Isparta Gül Lokumu’nun coğrafi işaret sürecine bilimsel altyapı oluşturmak amacıyla daha önce ITSO bünyesinde bu önemli araştırmanın duyusal analiz çalışmaları gerçekleştirildi. Isparta Gül lokumunun karakteristik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla analitik çalışmaları ise Süleyman Demirel Üniversitesi bünyesinde yürütüldü.

COĞRAFİ İŞARET SÜRECİNE BİLİMSEL KATKI

Ortaya konulan bilimsel veriler, Isparta Gül Lokumu’nun kendine özgü karakteristiklerinin belirlenmesi ve ürünün taklit ve tağşişten korunması açısından önemli bir referans oluşturdu. Uluslararası ZEUGMA Bilimsel Araştırmalar Kongresi’nde gerçekleştirilen sunumun İngilizce olarak hazırlanan kongre kitabında yayımlanması, Isparta Gül Lokumu’nun hem coğrafi işaret tescil sürecine hem bu önemli ürünümüzün uluslararası tanınırlığına ve bilimsel bilinirliğine katkı sağladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[ISPARTA GÜL LOKUMU, ULUSLARARASI BİLİM KONGRESİNDE TANITILDI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 20:07:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/isparta-gul-lokumu-uluslararasi-bilim-kongresinde-tanitildi-231232-20260811.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/isparta-gul-lokumu-uluslararasi-bilim-kongresinde-tanitildi-231232-20260811.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/isparta-gul-lokumu-uluslararasi-bilim-kongresinde-tanitildi-231232-20260811.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AZİZ AKSOY’DAN MTÜ İÇİN BÜYÜK VİZYON: İKİZCE’YE “SİLİKON VADİSİ”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-aziz-aksoydan-mtu-icin-buyuk-vizyon-ikizceye-silikon-vadisi-603.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-aziz-aksoydan-mtu-icin-buyuk-vizyon-ikizceye-silikon-vadisi-603.html</link>
                    <description><![CDATA[İkizce Kampüsü teknoloji üssüne dönüşecek; yapay zekâ, savunma sanayii, akıllı tarım ve sağlıkta dev projeler hayata geçirilecek. Aksoy’un en dikkat çekici hedeflerinden biri ise Türkiye’de ve dünyada bir ilk olacak Hafızlık ve İslami İlimler Fakültesi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ MALATYA – Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin kuruluşundan bu yana görev yapan, adli tıp, biyoteknoloji ve akademik yönetim alanlarındaki çalışmalarıyla dikkat çeken Rektör Adayı Prof. Dr. Aziz Aksoy, üniversitenin geleceğine yönelik kapsamlı projelerini ve stratejik hedeflerini açıkladı.

Aksoy’un projeleri; yapay zekâdan savunma sanayisine, biyoteknolojiden akıllı tarıma, sağlık yatırımlarından öğrenci odaklı kampüs yaşamına, sürdürülebilirlikten uluslararası eğitime kadar geniş bir alanı kapsıyor.

Prof. Dr. Aziz Aksoy, 12. Kalkınma Planı ve Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda Malatya Turgut Özal Üniversitesi’ni bilim, yüksek teknoloji, akıllı tarım ve öğrenci odaklı yaşam alanlarıyla bölgesel bir çekim merkezine dönüştürmeyi hedeflediğini belirtti.

AKADEMİK VE BİLİMSEL BİRİKİM

Doktorasını Adli Tıp alanında yapan Prof. Dr. Aziz Aksoy, Devlet Planlama Teşkilatı desteğiyle Türkiye’nin ikinci Adli Tıp DNA Laboratuvarı’nın kuruluş aşamalarında görev aldı. Bu süreçte Adli Tıp alanının duayen isimlerinden Prof. Dr. Mehmet Tokdemir’in danışmanlığında önemli deneyimler edindi.

Tıbbi Mikrobiyoloji alanındaki yüksek lisans çalışmaları sırasında ise TURKOVAC’ın mucidi Prof. Dr. Aykut Özdarendeli’nin danışmanlığında DNA teknolojileri üzerine çalışmalar yürüttü. Kene aşısının geliştirilmesi ve TÜBİTAK projelerinde de aktif görev alan Aksoy, biyoteknoloji ve moleküler araştırmalar alanındaki deneyimini üniversitenin geleceğine yönelik projelerine taşımayı planlıyor.

TEKNOFEST RUHU MTÜ’YE TAŞINACAK

Milli Teknoloji Hamlesi’nin üniversitelerde daha güçlü şekilde karşılık bulması gerektiğini belirten Aksoy, T3 Vakfı ile kurulacak iş birliklerine dikkat çekti.

Kampüs genelinde Milli Teknoloji Atölyeleri ve Deneyap Atölyeleri kurulacağını ifade eden Aksoy, öğrencilerin İHA/SİHA, roket, model uydu, yapay zekâ ve biyoteknoloji alanlarında takımlar kurarak TEKNOFEST yarışmalarına doğrudan hazırlanmasını sağlayacaklarını söyledi.

ÖĞRENCİLER KARAR MEKANİZMASINDA

Aksoy’un projelerinde öğrencilerin üniversite yönetimindeki rolü de önemli bir yer tutuyor.

Öğrenci kulüplerinin yalnızca sosyal etkinlik yapan yapılar olmaktan çıkarılarak proje geliştirme ve karar alma süreçlerinde aktif paydaş haline getirileceğini belirten Aksoy, gençlerin fikirlerini projeye ve ticari değere dönüştürebilecekleri Gençlik Merkezleri kurulacağını açıkladı.

Ayrıca 7 gün 24 saat yaşayan kütüphane ve sosyal yaşam alanlarının öğrencilerin kullanımına sunulması planlanıyor.

YEŞİL VE DİJİTAL KAMPÜS

Sürdürülebilir kampüs hedefi doğrultusunda sıfır atık uygulamalarının eksiksiz hayata geçirileceğini belirten Aksoy, binaların çatılarında kurulacak Güneş Enerjisi Santralleri (GES) ile üniversitenin kendi elektriğini üretmesini hedeflediklerini ifade etti.

Deprem bölgesinde bulunan üniversitede güvenli yapılaşmanın da öncelikli olacağını kaydeden Aksoy, sismik izolatörlü binaların tamamlanması ve e-üniversite uygulamalarıyla dijital dönüşümün hızlandırılması gerektiğini söyledi.

İKİZCE KAMPÜSÜ “SİLİKON VADİSİ” OLACAK

Projelerin en dikkat çekici başlıklarından biri İkizce Kampüsü oldu.

Prof. Dr. Aksoy, İkizce Kampüsü’nü “İkizce Gelecek Teknolojileri ve Üretim Üssü (İGTÜ)” adı altında teknoloji ve üretim merkezine dönüştürmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Bu ekosistem içerisinde;


	
	Silah-Uzay Teknolojileri ve Savunma Teknolojileri Merkezi (SUTSAT),
	
	
	Yapay Zekâ ve Bilişim Fakültesi,
	
	
	Yapay Zekâ ve Veri Analitiği Enstitüsü,
	
	
	Biyoteknoloji Enstitüsü,
	
	
	MTÜ Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (MTÜ AI)
	


gibi stratejik birimlerin oluşturulması planlanıyor.

SUTSAT bünyesinde İHA/İKA sistemleri, yapay zekâ tabanlı savunma yazılımları ve uydu haberleşme sistemleri gibi alanlara odaklanan bir savunma ve havacılık kümelenmesi oluşturulması hedefleniyor.

YAPAY ZEKÂ VE BİLİŞİM FAKÜLTESİ

Yeni kurulması planlanan Yapay Zekâ ve Bilişim Fakültesi kapsamında Yapay Zekâ ve Veri Mühendisliği, Siber Güvenlik Mühendisliği ve Adli Bilişim Mühendisliği bölümlerinin açılması öngörülüyor.

Aksoy ayrıca yapay zekânın yalnızca belirli bölümlerin konusu olmaması gerektiğini belirterek, üniversitedeki tüm fakülte ve yüksekokulların müfredatlarına yapay zekâ, veri analitiği ve dijital dönüşüm derslerinin zorunlu veya seçmeli olarak eklenmesini planladığını ifade etti.

BATTALGAZİ’DE AKILLI TARIM HAMLESİ

Battalgazi Yerleşkesi’ndeki yaklaşık 1.100 dönümlük tarım arazisinin yapay zekâ destekli akıllı tarım uygulamalarıyla değerlendirilmesi planlanıyor.

Bu kapsamda;


	
	Zirai don ve hastalık takip sistemleri,
	
	
	Kayısı Ar-Ge çalışmaları,
	
	
	Ata tohumu üretimi,
	
	
	Endüstriyel kenevir araştırmaları
	


üzerinde çalışmalar yapılması hedefleniyor.

Malatya Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulması planlanan Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) ile de “100 Sanayiciye 100 Çözüm” projesinin hayata geçirilmesi ve üniversite-sanayi iş birliğinin ticarileşen patentlere dönüştürülmesi amaçlanıyor.

ULUSLARARASI TEKNOLOJİ LİSESİ

Geleceğin mesleklerinde yapay zekâ ve dijital teknolojilerin belirleyici olacağını vurgulayan Aksoy, ortaöğretim düzeyinde de üniversite destekli yeni bir model oluşturmak istediklerini belirtti.

Bu kapsamda MEB ve ilgili paydaşlarla iş birliği içinde, ASELSAN-MTÜ Ar-Ge altyapısına sahip MTÜ Şemsiyesi Altında Uluslararası Teknoloji Lisesi kurulması planlanıyor.

Türk Cumhuriyetleri ve gönül coğrafyasındaki ülkelerle yapay zekâ ve robotik kodlama alanlarında uluslararası eğitim programlarının geliştirilmesi de hedefler arasında bulunuyor.

SAĞLIKTA “DOĞUNUN ÜSSÜ” HEDEFİ

Prof. Dr. Aksoy’un projelerinde sağlık yatırımları da önemli bir yer tutuyor.

MTÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yapay zekâ destekli tanı sistemleriyle güçlendirilmesi ve bölge halkının ileri tedavi için başka şehirlere gitme zorunluluğunun azaltılması hedefleniyor.

Bu kapsamda;

Bölgesel Kanser Araştırma ve Tedavi Merkezi: Onkoloji altyapısının ve akademik kadronun güçlendirilmesi,

Obezite ve Sağlıklı Yaşam Merkezi: Uluslararası standartlarda bir merkez oluşturularak sağlık turizmi potansiyelinin değerlendirilmesi,

İleri Laboratuvar Altyapısı: Adli Tıp DNA Laboratuvarı ile Moleküler Klonlama ve Aşı Geliştirme Laboratuvarı kurulması planlanıyor.

Aksoy ayrıca Diş Hekimliği, Eczacılık, Hukuk ve Veterinerlik Fakülteleri ile üniversitenin akademik yelpazesinin genişletilmesini hedeflediklerini açıkladı.

TARIMDAN TURİZME, MADENLERDEN LOJİSTİĞE TEMATİK MYO MODELİ

Malatya’nın ilçelerindeki meslek yüksekokullarının, bulundukları bölgelerin ekonomik potansiyellerine göre yeniden yapılandırılması planlanıyor.

Akçadağ, Arapgir, Battalgazi, Doğanşehir, Darende, Hekimhan, Kale ve Yeşilyurt’taki MYO’ların; tarım, maden, lojistik ve turizm gibi alanlarda tematik eğitim merkezlerine dönüştürülmesi hedefleniyor.

Bunun yanında tarım teknolojileri, yazılım ve biyomedikal sektörlerinde faaliyet gösteren sanayi kuruluşlarıyla kampüs çevresinde daha güçlü bir akademik ve üretim entegrasyonu oluşturulması amaçlanıyor.

KÜLTÜREL MİRAS VE STK’LARLA İŞ BİRLİĞİ

Aksoy’un projeleri yalnızca teknoloji ve akademiyle sınırlı değil.

Sivil Toplum İşbirliği Geliştirme Merkezi (STK-MER) aracılığıyla üniversitenin kentin sosyal dokusuyla daha güçlü bir şekilde bütünleşmesi planlanıyor.

Ayrıca yerel basın mensuplarının ihtiyaç duyduğu mesleki eğitimlerin MTÜSEM bünyesinde verilmesi hedefleniyor.

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE BİR İLK: HAFIZLIK VE İSLAMİ İLİMLER FAKÜLTESİ

Prof. Dr. Aziz Aksoy’un projeleri arasında en dikkat çekici başlıklardan biri de Hafızlık ve İslami İlimler Fakültesi.

Aksoy, Türkiye’de ve dünyada ilk olma niteliği taşıyacağını belirttiği fakülte kapsamında Hafızlık Lisans Bölümü oluşturulacağını açıkladı.

Öğrencilerin özel yetenek sınavıyla kabul edileceği bu modelle Malatya’nın yalnızca teknoloji ve sağlık alanında değil, ilmi ve kültürel alanda da uluslararası bir çekim merkezi haline gelmesi hedefleniyor.

“DÜNYA ÜNİVERSİTESİ YAPMAYA KARARLIYIZ”

Prof. Dr. Aziz Aksoy, bütün projelerin temel amacının merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vizyonuna yakışır, üreten, sanayisi ve çiftçisiyle bütünleşen, gençlerini TEKNOFEST ruhuyla yetiştiren ve bölgesel kalkınmaya öncülük eden bir üniversite modeli oluşturmak olduğunu vurguladı.

Aksoy, hedefini şu sözlerle özetledi:


“Malatya Turgut Özal Üniversitesi’ni sadece diploması olan değil, ürettiği yüksek teknoloji, nitelikli sağlık hizmeti ve katma değerli tarım projeleriyle ülkesine ve bölgesine liderlik eden bir dünya üniversitesi yapmaya kararlıyız.”

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/egitim-haberleri">Eğitim</category><dc:creator><![CDATA[AZİZ AKSOY’DAN MTÜ İÇİN BÜYÜK VİZYON: İKİZCE’YE “SİLİKON VADİSİ” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 19:47:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/aziz-aksoydan-mtu-icin-buyuk-vizyon-ikizceye-silikon-vadisi-225632-20260811.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/aziz-aksoydan-mtu-icin-buyuk-vizyon-ikizceye-silikon-vadisi-225632-20260811.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/aziz-aksoydan-mtu-icin-buyuk-vizyon-ikizceye-silikon-vadisi-225632-20260811.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[DEVA PARTİSİ İZMİR İL BAŞKANI YILMAZ: “DESTEĞİMİZ KAYITSIZ ŞARTSIZ DEĞİLDİR”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-deva-partisi-izmir-il-baskani-yilmaz-destegimiz-kayitsiz-sartsiz-degildir-602.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-deva-partisi-izmir-il-baskani-yilmaz-destegimiz-kayitsiz-sartsiz-degildir-602.html</link>
                    <description><![CDATA[DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, kamuoyunda tartışılan Çerçeve Yasa’ya ilişkin partisinin tutumunu değerlendirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp; DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, kamuoyunda tartışılan Çerçeve Yasa’ya ilişkin partisinin tutumunu değerlendirdi. Yılmaz, “Biz herhangi bir örgüte, herhangi bir kişiye veya herhangi bir siyasi partiye evet demedik. Türkiye’nin terörden tamamen kurtulması ihtimaline ve bunun hukuk içerisinde gerçekleştirilmesine destek verdik” dedi. DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, son günlerde kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan Çerçeve Yasa konusunda partisinin tutumuna ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaptı. “Verdiğimiz destek kayıtsız şartsız bir destek değildir” vurgusuyla açıklamasına başlayan Yılmaz, DEVA Partisi’nin terörün sona ermesine, silahların susmasına, Türkiye’nin huzuruna, toplumsal barışa ve kardeşliğin güçlenmesine destek verdiğini belirtti. Ancak bu desteğin hukuk devleti, adalet, şeffaflık ve toplumun hassasiyetlerinden taviz anlamına gelmediğini ifade eden Yılmaz, sürecin Meclis çatısı altında, milletin gözü önünde ve hukuka uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini söyledi. “HER DÜZENLEMEYİ SORGULAMADAN KABUL ETMEK BAŞKA ŞEY” Türkiye’nin yaklaşık yarım asırdır terör nedeniyle ağır bedeller ödediğini belirten Yılmaz, terörün sona ermesini istemekle önlerine getirilen her düzenlemeyi sorgulamadan kabul etmenin birbirinden farklı olduğunu vurguladı. Yılmaz, “Biz ikisini birbirinden ayırıyoruz. Bu nedenle desteğimizin yanında itirazlarımızı, çekincelerimizi ve şartlarımızı da açıkça ortaya koyuyoruz” ifadelerini kullandı. Teklifin hazırlanma sürecinin daha katılımcı olması gerektiğini savunan Yılmaz, Meclis’teki siyasi partilerin görüşlerinin daha güçlü şekilde sürece dahil edilmesi gerektiğini belirterek uygulamanın açık, denetlenebilir ve hukuki güvence altında olması gerektiğini kaydetti. “ŞEHİTLERİMİZİN HATIRASINI GÖRMEZDEN GELEN ANLAYIŞIN YANINDA OLMAYIZ” Açıklamasında şehit ve gazilerin hassasiyetlerine de dikkat çeken Yılmaz, “Şehitlerimizin hatırasını, gazilerimizin hassasiyetlerini ve milletimizin vicdanını görmezden gelen hiçbir anlayışın yanında olmayız” dedi. Bununla birlikte Türkiye’nin terörü kalıcı biçimde sona erdirme fırsatıyla karşı karşıya olması halinde, sırf siyasi hesaplarla her şeye karşı çıkmanın da doğru olmadığını ifade eden Yılmaz, siyasetin yalnızca itiraz etmekten ibaret olmadığını söyledi. “Siyasetin görevi gerektiğinde sorumluluk almaktır” diyen Yılmaz, DEVA Partisi’nin yaklaşımını şu ifadelerle özetledi: “Terörün bitmesine evet. Silahların susmasına evet. Toplumsal barışa evet. Hukukun üstünlüğüne evet.” “BELİRSİZLİĞE VE KEYFÎ UYGULAMALARA HAYIR” Yılmaz, partisinin kırmızı çizgilerini ise şöyle sıraladı: “Belirsizliğe hayır. Keyfî uygulamalara hayır. Hukukun dışına çıkılmasına hayır. Milletimizden herhangi bir şeyin saklanmasına hayır.” Kamuoyunda yöneltilen “DEVA Partisi neden evet dedi?” sorusuna da yanıt veren Yılmaz, verilen desteğin herhangi bir örgüte, kişiye veya siyasi partiye yönelik olmadığını vurguladı. Yılmaz, “Biz Türkiye’nin terörden tamamen kurtulması ihtimaline ve bunun hukuk içerisinde gerçekleştirilmesine destek verdik. Üstelik bu desteği verirken çekincelerimizi saklamadık. Bundan sonra da sürecin her aşamasını dikkatle takip edeceğiz” dedi. “MESELE TÜRKİYE’NİN KAZANMASIDIR” DEVA Partisi’nin şartlarının ve hukuki güvencelerin dışına çıkılması halinde itirazlarını en güçlü biçimde ortaya koyacaklarını belirten Yılmaz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çünkü bizim için mesele iktidarın ya da muhalefetin kazanması değildir. Mesele Türkiye’nin kazanmasıdır.” Yılmaz, çocukların terör haberleriyle büyümediği, annelerin evlat acısı yaşamadığı, insanların kimlikleri üzerinden ayrıştırılmadığı ve hukukun herkese eşit uygulandığı bir Türkiye istediklerini belirterek, DEVA Partisi’nin durduğu yeri şu ifadelerle açıkladı: “Ne kayıtsız şartsız destek, ne de kayıtsız şartsız ret. Doğruya destek, yanlışa itiraz. Barışa destek, hukuksuzluğa karşı duruş. Türkiye’nin ortak geleceğine sahip çıkmak.” ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[DEVA PARTİSİ İZMİR İL BAŞKANI YILMAZ: “DESTEĞİMİZ KAYITSIZ ŞARTSIZ DEĞİLDİR” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:20:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/deva-partisi-izmir-il-baskani-yilmaz-destegimiz-kayitsiz-sartsiz-degildir-152350-20260811.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/deva-partisi-izmir-il-baskani-yilmaz-destegimiz-kayitsiz-sartsiz-degildir-152350-20260811.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/deva-partisi-izmir-il-baskani-yilmaz-destegimiz-kayitsiz-sartsiz-degildir-152350-20260811.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BİR MİLLETİN HAFIZASINDA KAHRAMANLIK: EREN BÜLBÜL VE FERHAT GEDİK]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-bir-milletin-hafizasinda-kahramanlik-eren-bulbul-ve-ferhat-gedik-601.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-bir-milletin-hafizasinda-kahramanlik-eren-bulbul-ve-ferhat-gedik-601.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın (Sosyolog- Pedagog- Araştırmacı Yazar) yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Japonya’da yeni nesillere tarih bilinci kazandırılırken Hiroşima’nın taşıdığı hafıza özel bir yere sahiptir. Çocukların Hiroşima’daki anma mekânları ve müzeler aracılığıyla geçmişte yaşanan büyük acılarla tanıştırılması, yalnızca tarih öğretmek amacı taşımaz. Asıl amaç; yaşananların unutulmamasını, toplumsal hafızanın kuşaktan kuşağa aktarılmasını ve geleceğin geçmişten alınan derslerle inşa edilmesini sağlamaktır.

Çünkü milletler yalnızca başarılarını değil, acılarını, fedakârlıklarını ve kahramanlarını da çocuklarına anlatabildikleri ölçüde güçlü bir tarih bilinci oluşturabilirler.

Bizim de kendi çocuklarımıza anlatmamız gereken kahramanlarımız, unutturmamamız gereken fedakârlıklarımız vardır.

11 Ağustos 2017 tarihinde Trabzon’un Maçka ilçesinde yaşanan hain terör saldırısı, milletimizin ortak hafızasında derin bir acı bıraktı. Henüz 15 yaşındaki Eren Bülbül ile onu korumaya çalışırken şehit düşen Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik, farklı kuşaklardan iki insanın aynı vatan sevgisinde nasıl buluşabileceğinin unutulmaz sembolleri oldular.

Eren Bülbül’ün hikâyesi, yaşının çok ötesinde bir cesaretin hikâyesidir. Çocukluğun masumiyetini taşıyan bir gencin vatanına ve yaşadığı topraklara karşı gösterdiği duyarlılık, onu milletimizin gönlünde müstesna bir yere taşımıştır. Onun ardından hafızalara kazınan “İyi ki varsın Eren” sözü ise zamanla bireysel bir hatırlamanın ötesine geçmiş, toplumsal vefanın güçlü ifadelerinden biri hâline gelmiştir.

Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik ise mesleğinin ve üniformasının taşıdığı sorumluluğu son ana kadar yerine getirmiştir. Eren’i korumaya çalışırken kendi bedenini siper etmesi; görev bilincinin, insan sevgisinin, cesaretin ve fedakârlığın en yüksek örneklerinden biri olarak hafızalarımıza kazınmıştır.

Sosyolojik açıdan bakıldığında toplumları bir arada tutan yalnızca ortak sınırlar değildir. Ortak acılar, ortak değerler, ortak hatıralar ve ortak kahramanlar da millet olma bilincinin temel unsurlarıdır. Şehitlerimizin hatırasına sahip çıkmak bu nedenle geçmişi anmaktan çok daha büyük bir anlam taşır. Bu sahiplenme, gelecek kuşaklara vatan sevgisinin, sorumluluk bilincinin ve toplumsal dayanışmanın aktarılmasıdır.

Buna verilebilecek en güçlü toplumsal cevap ise acılar karşısında ayrışmak değil, ortak değerler etrafında kenetlenmektir. Eren Bülbül ve Ferhat Gedik’in isimlerinin yıllar geçmesine rağmen milyonların gönlünde yaşamaya devam etmesi, bu toplumsal dayanışmanın en anlamlı göstergelerindendir.

Bugün bize düşen görev; onların isimlerini yalnızca şehadet yıl dönümlerinde hatırlamak değil, temsil ettikleri değerleri gelecek nesillere aktarmaktır. Çünkü bir millet, kahramanlarını hatırladığı ve onların uğruna fedakârlık yaptığı değerleri koruduğu müddetçe tarihsel hafızasını da korur..

2017 yılında Trabzon’un Maçka ilçesinde&nbsp; şehit edilen Eren Bülbül ve kahraman hemşehrimiz Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik’i şehadetlerinin yıl dönümünde saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

Mekânınız cennet, makamınız âli olsun.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[BİR MİLLETİN HAFIZASINDA KAHRAMANLIK: EREN BÜLBÜL VE FERHAT GEDİK - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/bir-milletin-hafizasinda-kahramanlik-eren-bulbul-ve-ferhat-gedik-151531-20260811.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/bir-milletin-hafizasinda-kahramanlik-eren-bulbul-ve-ferhat-gedik-151531-20260811.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/bir-milletin-hafizasinda-kahramanlik-eren-bulbul-ve-ferhat-gedik-151531-20260811.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[467 OYLA TARİHİ KARAR: TÜRKİYE ARTIK AĞABEY ÜLKE OLMA YOLUNDA DAHA GÜÇLÜ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-467-oyla-tarihi-karar-turkiye-artik-agabey-ulke-olma-yolunda-daha-guclu-600.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-467-oyla-tarihi-karar-turkiye-artik-agabey-ulke-olma-yolunda-daha-guclu-600.html</link>
                    <description><![CDATA[Avukat Mustafa Kuran (Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı) yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde aldığı tarihi bir kararla, yıllardır devam eden terör sorununu sona erdirme ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendirme yolunda önemli bir eşiği daha geçti. “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda hazırlanan düzenleme, TBMM Genel Kurulu’nda 467 kabul, 87 ret oyuyla kabul edildi. Bu sonuç, sıradan bir Meclis oylaması olarak görülmemelidir. Çünkü burada oylanan yalnızca birkaç maddelik bir kanun değildir. Oylanan; Türkiye’nin terörle geçirdiği onlarca yılın ardından geleceğe nasıl bakacağıdır. Oylanan; çocuklarımızın nasıl bir Türkiye’de yaşayacağıdır. Oylanan; Türk’ün ve Kürt’ün, bu ülkenin bütün vatandaşlarının ortak geleceğidir. Ve belki de en önemlisi, Türkiye’nin kendi iç huzurunu sağlayarak bölgesinde nasıl bir ülke olacağıdır. TÜRKİYE SADECE GÜÇLÜ DEĞİL, AĞABEY ÜLKE OLMALI Türkiye’nin büyüklüğünü yalnızca ekonomik gücüyle, askerî kapasitesiyle veya nüfusuyla ölçmek eksik olur. Türkiye’nin asıl büyüklüğü, zor zamanlarda çevresine güven verebilmesidir. Bizim tarihimizde “ağabeylik” kavramının özel bir yeri vardır. Ağabey; gücü yettiğinde kardeşini ezmez. Tam tersine onu korur, gözetir, elinden tutar. Yanlış yaptığında uyarır, zor durumda kaldığında yanında olur. Türkiye’nin bölgede üstlenmesi gereken rol de buna benzemektedir. Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Orta Doğu’dan Türk dünyasına kadar geniş bir coğrafyada Türkiye’den beklenti yalnızca güçlü bir devlet olması değildir. Beklenti; güven veren, adalet duygusu oluşturan, krizlerde çözüm üreten ve kardeşlerinin yanında duran bir ülke olmasıdır. İşte bunun için önce kendi içimizde huzuru tesis etmeliyiz. Kendi vatandaşları arasında güveni, kardeşliği ve adalet duygusunu güçlendiremeyen bir ülkenin çevresine uzun vadeli huzur ve istikrar taşıması kolay değildir. Terörsüz Türkiye bu açıdan yalnızca iç güvenlik meselesi değildir. Türkiye’nin bölgesel ağabeylik rolünün de önünü açacak stratejik bir adımdır. TÜRK-KÜRT KARDEŞLİĞİ TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİDİR Türkler ve Kürtler bu topraklarda yüzyıllardır aynı kaderi paylaşıyor. Aynı cephede savaştılar. Aynı bayrak altında yaşadılar. Aynı vatanın savunmasında omuz omuza durdular. Bu nedenle Türk-Kürt kardeşliği bir siyasi proje değildir. Bu kardeşlik, tarihimizin ve ortak hayatımızın gerçeğidir. Terör örgütlerinin en büyük amacı da zaten bu kardeşliği zedelemek, insanlar arasına korku ve güvensizlik sokmaktır. Bugün artık bu oyunu bozmak zorundayız. Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle, doğulusuyla batılısıyla herkesin kendisini bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı hissettiği bir Türkiye oluşturmalıyız. BU BAŞARIDA LİDERLERİN İRADESİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Böylesine önemli bir sürecin bugünkü noktaya gelmesinde siyasi iradenin kararlılığı elbette büyük önem taşıyor. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, bu sürecin siyasi iradesinin oluşmasında önemli bir rol üstlenen MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye teşekkür etmek gerekir. Farklı siyasi geleneklerden gelen iki liderin, Türkiye’nin terör sorununu kalıcı biçimde geride bırakması konusunda ortaya koyduğu irade, bu sürecin en önemli unsurlarından biridir. Elbette bu mesele bir kişinin veya bir partinin meselesi değildir. Bu nedenle TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un, sürecin Meclis çatısı altında yürütülmesindeki gayretlerini de özellikle ifade etmek gerekir. TBMM’nin bu tarihi konuda bir müzakere ve ortak akıl zemini olarak işletilmesi, Meclis’in Türkiye’nin geleceği açısından üstlendiği sorumluluğun önemli bir göstergesidir. Nitekim TBMM çatısı altında kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu uzun bir çalışma süreci yürüttü; komisyon raporunda terörsüz Türkiye hedefinin yanında toplumsal bütünlük, ekonomik kalkınma, demokratik gelişim ve sosyal adalet gibi başlıklar da ele alındı. CÜNEYT YÜKSEL’İN SESSİZ VE SABIRLI EMEĞİ Bu noktada özellikle bir ismin hakkını teslim etmek gerektiğini düşünüyorum: TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Yüksel. Bazı çalışmalar vardır; çok konuşulur, çok görünür. Bazı çalışmalar ise sessiz yürütülür ama sonuçları tarihî olur. Prof. Dr. Cüneyt Yüksel’in uzun süreden beri bu sürecin hukuk zemininde ilerlemesi için yürüttüğü çalışmaların da böyle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Kendisinin Meclis konuşmalarında da Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlı olmadığı; toplumsal barış, sosyal adalet ve demokratik katılım boyutlarının da önem taşıdığı açıkça görülmektedir. Bir hukukçu olarak benim için bunun ayrıca bir anlamı var. Çünkü terörsüz Türkiye’nin kalıcı hale gelmesinin yolu, hukukun üstünlüğünden geçmektedir. Bu nedenle Sayın Cüneyt Yüksel’e, bugüne kadar yaptığı çalışmalar ve gösterdiği gayretler dolayısıyla özellikle teşekkür ediyorum. KOMİSYONDA EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜR Bu sürecin sadece iktidar partisi açısından değerlendirilmesi de doğru olmaz. TBMM çatısı altında görev yapan komisyon üyelerinin tamamının, farklı siyasi görüşlerden gelmelerine rağmen bu tarihi sürece katkı sunmuş olmaları önemlidir. Komisyonlarda görev yapan milletvekillerine, farklı görüşleri dile getiren ve sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayan bütün siyasi partilerin temsilcilerine teşekkür etmek gerekir. Çünkü demokrasi, sadece aynı düşüncede olanların konuşması değildir. Demokrasi; farklı düşüncelerin aynı masa etrafında konuşabilmesidir. Bu bakımdan TBMM’nin ortaya koyduğu ortak çalışma kültürü, Türkiye’nin geleceği açısından ayrıca değerlidir. ŞEHİTLERİMİZİ UNUTMADAN BARIŞI İNŞA ETMELİYİZ Terörsüz Türkiye denildiğinde şehitlerimizi unutmamız mümkün değildir. Onların acısı, ailelerinin gözyaşı ve milletimizin hafızasında bıraktıkları iz hiçbir zaman silinmeyecektir. Fakat şehitlerimizin hatırasına sahip çıkmanın yolu, yeni şehitler verilmesini önleyecek bir Türkiye inşa etmekten de geçmektedir. Barış istemek şehitleri unutmak değildir. Tam tersine, yeni nesillerin aynı acıları yaşamaması için mücadele etmektir. Türkiye’nin bundan sonraki hedefi; terörü sona erdirirken adaleti, güvenliği ve devlet otoritesini güçlü tutmak olmalıdır. ARTIK TÜRKİYE ENERJİSİNİ GELECEĞE HARCAMALI Yıllardır terörle mücadeleye harcadığımız insan gücünü ve ekonomik kaynakları artık kalkınmaya yöneltmenin zamanı gelmiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun üretim kapasitesi artırılmalı, gençlere daha fazla iş ve eğitim imkânı sağlanmalı, bölgenin ekonomik potansiyeli harekete geçirilmelidir. Çünkü huzurun olduğu yerde yatırım olur. Yatırımın olduğu yerde istihdam olur. İstihdamın olduğu yerde umut olur. Umut varsa gençler geleceğini başka ülkelerde değil, kendi vatanında arar. TÜRKİYE’NİN AĞABEY ÜLKE OLMA VAKTİDİR Bütün bunların ötesinde Türkiye’nin önünde daha büyük bir hedef bulunmaktadır. Türkiye artık sadece kendi sınırları içerisinde huzur arayan bir ülke değil; çevresine huzur taşıyan bir ülke olmalıdır. Ağabey ülke olmak, başkalarına üstünlük kurmak değildir. Ağabeylik; gerektiğinde elini taşın altına koymaktır. Kriz yaşayan komşusuna sırt çevirmemektir. Mazlumun yanında olmaktır. Kardeş ülkeler arasında köprü kurmaktır. Gücünü adaletle kullanmaktır. Türkiye’nin tarihî ve coğrafi konumu, ona böyle bir sorumluluk yüklüyor. Fakat bunun için önce kendi evimizin içini huzurlu hale getirmeliyiz. Terörsüz Türkiye, işte bu nedenle Türkiye’nin bölgesel ağabeyliği açısından da tarihî bir fırsattır. 467 OY, BÜYÜK BİR SORUMLULUKTUR TBMM’de ortaya çıkan 467 kabul oyu, aynı zamanda çok büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, kanunun uygulanmasıyla başlayacaktır. Şimdi Türkiye’nin ihtiyacı; öfke değil sağduyu, ayrışma değil kardeşlik, intikam değil adalet, geçmişe takılıp kalmak değil geleceği inşa etmektir. 87 milletvekilinin ret oyu vermiş olması da demokratik iradenin bir parçasıdır. Farklı görüşler olacaktır. Olmalıdır da. Ama bütün farklılıklarımızın üzerinde bir ortak paydamız vardır: Türkiye’nin birliği ve geleceği. ŞİMDİ SIRA GELECEĞİ BİRLİKTE İNŞA ETMEKTE Dün Meclis önemli bir karar aldı. Bugün ise hepimize büyük bir görev düşüyor. Bu tarihi fırsatı heba etmemek… Şehitlerimizin hatırasını korumak… Hukukun üstünlüğünden taviz vermemek… Türk-Kürt kardeşliğini güçlendirmek… Ve Türkiye’yi yalnızca güçlü değil, gücüyle güven veren bir ağabey ülke haline getirmek… Ben bir hukukçu olarak, bu sürecin hukuk içerisinde ve milletimizin ortak vicdanını gözeterek başarıya ulaşmasını diliyorum. Bu vesileyle başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’a, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Yüksel’e ve komisyonda görev yapan bütün siyasi partilerin değerli üyelerine, bu tarihi sürece katkıları ve emekleri için teşekkür ediyorum. Dileğimiz odur ki; Terörsüz Türkiye, güçlü Türkiye’nin; güçlü Türkiye de bölgesinde huzur ve güven veren ağabey Türkiye’nin başlangıcı olsun. Geçmişin acılarını unutmayalım. Ama geleceğimizi geçmişin acılarına da mahkûm etmeyelim. Terörsüz Türkiye; huzurlu Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; kardeş Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; bölgesine güven veren Türkiye’dir. Ve inanıyorum ki; Türkiye, kendi huzurunu sağladığı gün, çevresine de daha güçlü bir şekilde huzur verecektir. Bu tarihi sürecin milletimize, devletimize ve gelecek nesillerimize hayırlı olmasını diliyorum. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[467 OYLA TARİHİ KARAR: TÜRKİYE ARTIK AĞABEY ÜLKE OLMA YOLUNDA DAHA GÜÇLÜ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:13:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/467-oyla-tarihi-karar-turkiye-artik-agabey-ulke-olma-yolunda-daha-guclu-112053-20260811.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/467-oyla-tarihi-karar-turkiye-artik-agabey-ulke-olma-yolunda-daha-guclu-112053-20260811.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/467-oyla-tarihi-karar-turkiye-artik-agabey-ulke-olma-yolunda-daha-guclu-112053-20260811.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ISPARTALILARIN DİKKATİNE! KANAL 32 TV, TÜRKSAT 4A UYDUSUNA GEÇİYOR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ispartalilarin-dikkatine-kanal-32-tv-turksat-4a-uydusuna-geciyor-599.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ispartalilarin-dikkatine-kanal-32-tv-turksat-4a-uydusuna-geciyor-599.html</link>
                    <description><![CDATA[Kanal 32 TV, 15 Ağustos Cumartesi günü gece yarısından itibaren yeni uydu frekansı üzerinden yayın yapmaya başlayacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Isparta’nın dünyaya açılan penceresi Kanal 32 TV, yayın kalitesini artırmak amacıyla TÜRKSAT 4A uydusuna geçiyor. İzleyicilerin yayınları kesintisiz takip edebilmesi için yeni frekans bilgilerinin uydu alıcılarına tanımlanması gerekiyor. YENİ FREKANSTAN 15 AĞUSTOS’TA YAYIN Kanal 32 TV, 15 Ağustos Cumartesi günü gece yarısından itibaren yeni uydu frekansı üzerinden yayın yapmaya başlayacak. Isparta’nın televizyonu Kanal 32 TV’yi izlemeye devam etmek isteyen izleyicilerin, uydu alıcılarını güncellemeleri veya televizyonlarına yeni frekans bilgilerini manuel olarak tanımlamaları yeterli olacak. KANAL 32 TV YENİ FREKANS BİLGİLERİ  Uydu: TÜRKSAT 4A Frekans: 11996 Polarizasyon: Dikey (V) Sembol Oranı: 27500 FEC: 3/4 Yeni frekans bilgilerinin tanımlanmasının ardından Kanal 32 TV yayınları izlenmeye devam edilebilecek. BİLGİ İÇİN Yeni frekansla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyen izleyiciler, 0246 232 60 62 numaralı telefondan Kanal 32 TV’ye ulaşabilecek. Isparta’nın sesi ve ekranı Kanal 32 TV, yeni frekansıyla daha yüksek kaliteli yayın için izleyicileriyle buluşmaya devam edecek. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[ISPARTALILARIN DİKKATİNE! KANAL 32 TV, TÜRKSAT 4A UYDUSUNA GEÇİYOR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 16:43:37 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartalilarin-dikkatine-kanal-32-tv-turksat-4a-uydusuna-geciyor-194625-20260810.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartalilarin-dikkatine-kanal-32-tv-turksat-4a-uydusuna-geciyor-194625-20260810.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartalilarin-dikkatine-kanal-32-tv-turksat-4a-uydusuna-geciyor-194625-20260810.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[YAZMACI’DAN TBMM’DE TARİHİ KONUŞMA: “TÜRKİYE’NİN YARININI BİZ YAZACAĞIZ”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-yazmacidan-tbmmde-tarihi-konusma-turkiyenin-yarinini-biz-yazacagiz-598.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-yazmacidan-tbmmde-tarihi-konusma-turkiyenin-yarinini-biz-yazacagiz-598.html</link>
                    <description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla dikkat çeken AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı, Türkiye’nin terörle mücadelede yeni bir döneme girdiğine söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

ÖZLEM AĞAR / AKTÜRK HABER

Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir devam eden terör sorununa, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına ve “Terörsüz Türkiye” hedefinin önemine dikkat çekti. Yazmacı, “Türkiye’nin yarınını biz yazacağız. Birlikte yazacağız. Kardeşlikle yazacağız. Hukukla, demokrasiyle, milletimizin iradesiyle yazacağız. Ve o yarının adı Terörsüz Türkiye olacak” dedi.

“40 YILA YAYILMIŞ BİR ACININ ÇÖZÜMÜNE ŞAHİTLİK EDİYORUZ”

TBMM Genel Kurulu’nda kanun teklifinin görüşmeleri sırasında söz alan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı, Türkiye’nin uzun yıllardır yaşadığı terör sorununda tarihi bir dönemece gelindiğini belirtti.

Yazmacı, konuşmasına Türkiye’nin 40 yıla yayılan bir acının milletin kararlı iradesiyle çözümüne şahitlik ettiğini belirterek başladı. Türkiye’nin önünde uzun yıllar sonra yeni bir ufuk açıldığını ifade eden Yazmacı, çocuklara nasıl bir ülke bırakılacağı ve yarınların korkunun mu, umudun mu şekillendireceği sorularının önemine dikkat çekti.

“BUGÜN, GAZİ MECLİSİMİZİN HAFIZASINA KAZINACAK GÜNLERDEN BİRİ”

Türkiye’nin tarihi sadece yaşayan değil, tarih yazan ve istikbale yön veren bir millet olduğunu vurgulayan Yazmacı, bazı günlerin takvim yaprakları arasında kaybolduğunu, bazı günlerin ise milletin hafızasına kazındığını söyledi.

Bugünün de Gazi Meclis’in hafızasına kazınacak günlerden biri olduğuna inandığını belirten Yazmacı, tarihin bu günü, Türkiye’nin 40 yıllık meselesini silahın gölgesinde değil, milletin çatısı altında ve ortak iradeyle çözdüğü gün olarak kaydedeceğini ifade etti.

“BU TOPRAKLAR ÇOK ACI GÖRDÜ”

Konuşmasında Güneydoğu Anadolu’nun yaşadığı acılara da dikkat çeken Yazmacı, Meclis kürsüsüne bölgenin hafızasıyla çıktığını söyledi.

Kendisini “Şanlıurfa’nın bir evladı, Güneydoğulu bir iş insanı, Kürt bir kadın” olarak tanımlayan Yazmacı, bu toprakların çok acı gördüğünü ifade etti.

Türkiye’nin kırk yılı aşkın süre boyunca enerjisini ve gücünü, Türkiye’nin ilerlemesini istemeyen karanlık güçlerin istediği şekilde boşa harcadığını belirten Yazmacı, terörün ülkeye ağır bedeller ödettiğini söyledi.

“ÇOCUKLARIMIZIN KADERİ OLMAYACAK”

Türkiye’nin terörle mücadelede şehitler verdiğini, gazilerinin olduğunu hatırlatan Yazmacı, bütün acılara rağmen vatan, birlik ve kardeşlikten vazgeçilmediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce ifade ettiği gibi, insanın canını yakan, Türkiye’nin enerjisini ve imkânlarını heba eden meselelerin ülkenin kaderi olmadığını belirten Yazmacı, “Acılarımız geçmişimizin bir parçası olabilir, fakat çocuklarımızın kaderi olmayacak” dedi.

“HER VATANDAŞIN EŞİT VE ONURLU BİR FERDİ OLDUĞU TÜRKİYE”

Yazmacı, hedeflerinin her vatandaşın kendisini Türkiye’nin eşit ve onurlu bir ferdi olarak gördüğü bir ülke olduğunu söyledi.

Üyesi olmaktan gurur duyduğu Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yaklaşık yüzde 95’lik temsil gücüyle çalıştığını belirten Yazmacı, bunun milletin neredeyse tamamının iradesini yansıttığını ifade etti.

Komisyonda farklı siyasi düşüncelerin aynı masa etrafında buluştuğunu belirten Yazmacı, farklı görüşlerin ortak bir zeminde ele alındığını vurguladı.

“KONUŞULDU, DİNLENİLDİ, TARTIŞILDI”

Komisyon çalışmalarında devlet kurumlarından akademisyenlere, hukukçulardan sivil toplum kuruluşlarına, şehit ve gazi temsilcilerine kadar toplumun farklı kesimlerinin görüşlerinin karşılık bulduğunu belirten Yazmacı, binlerce sayfalık tutanak tutulduğunu söyledi.

“Konuşuldu. Dinlenildi. Tartışıldı. Farklı düşünüldü” diyen Yazmacı, bütün farklılıkların üzerinde Türkiye’nin huzuru, milletin birliği ve çocukların geleceği için ortak bir hakikatin arandığını ifade etti.

“TÜRKİYE KENDİ MESELESİNİ KENDİ HUKUK DÜZENİ İÇİNDE ÇÖZEBİLİR”

Türkiye’nin başka ülkelerin reçetelerine ihtiyaç duyan bir devlet olmadığını vurgulayan Yazmacı, ülkenin terörle mücadelede 40 yılı aşkın tecrübeye, devlet aklına, millet iradesine ve demokratik birikime sahip olduğunu söyledi.

Yazmacı, Türkiye’nin kendi meselesini kendi hukuk düzeni içinde çözebilecek kudrete sahip olduğunu dile getirdi.

“GENÇLERİMİZ ENERJİSİNİ TEKNOLOJİYE, SANATA VE ÜRETİME VERSİN”

Yazmacı, terörün olmadığı bir Türkiye’de dağlarda çocukların sesinin yankılanmasını, gençlerin enerjisini teknolojiye, sanata ve üretime vermesini istediklerini söyledi.

Türkiye’nin kaynaklarını fabrikalara, okullara, hastanelere, üniversitelere, tarıma ve kalkınmaya ayıran bir ülke olması gerektiğini ifade etti.

“BU VATAN BENİM VATANIM, BU DEVLET BENİM DEVLETİM”

Edirne’den Hakkari’ye, Sinop’tan Hatay’a, Şanlıurfa’dan İstanbul’a kadar her vatandaşın aynı güven duygusuyla yaşayabildiği bir Türkiye istediklerini belirten Yazmacı, vatandaşların “Bu vatan benim vatanım, bu devlet benim devletim, bu gelecek benim geleceğim” diyebildiği bir ülke hedeflediklerini söyledi.

Yazmacı, bunun Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına yakışan Türkiye olduğunu ifade etti.

“BİZİM MAYAMIZ KARDEŞLİKTİR”

Konuşmasında daha güçlü demokrasi, daha güçlü hukuk devleti, daha büyük kalkınma ve daha sağlam kardeşlik vurgusu yapan Yazmacı, Türk milletinin tarih boyunca büyük imtihanlar karşısında omuz omuza verdiğini söyledi.

“Bizim mayamız kardeşliktir. Bizim harcımız dayanışmadır. Bizim ortak çatımız Türkiye Cumhuriyeti’dir” ifadelerini kullanan Yazmacı, ortak geleceğe dikkat çekti.

“YARININ ADI TERÖRSÜZ TÜRKİYE OLACAK”

Türkiye’nin önünde yeni bir sayfa bulunduğunu belirten Yazmacı, bu sayfaya ne yazılacağına milletin karar vereceğini söyledi.

Geçmişin karanlığının mı büyütüleceği, yoksa geleceğin ışığının mı tercih edileceği sorusunu yönelten Yazmacı, Türkiye’nin dününü acıların yazmış olabileceğini ancak yarınını milletin yazacağını vurguladı.

Yazmacı, konuşmasının en güçlü mesajlarından birini şu sözlerle verdi:

“Türkiye’nin yarınını biz yazacağız. Birlikte yazacağız. Kardeşlikle yazacağız. Hukukla, demokrasiyle, milletimizin iradesiyle yazacağız. Ve o yarının adı Terörsüz Türkiye olacak.”

KURTULMUŞ’A TEŞEKKÜR

Yazmacı, konuşmasının sonunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a da teşekkür etti.

Kurtulmuş’un kuşatıcı yaklaşımı ve ortak zemini güçlendiren yönetimiyle Komisyon’a yön verdiğini belirten Yazmacı, farklı siyasi görüşlerin aynı hedef etrafında konuşabilmesine önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

Kanun teklifinin ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını dileyen Yazmacı; tarihi süreci başlatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli başta olmak üzere sürece katkı sunan herkese teşekkür ederek Genel Kurul’u ve milleti selamladı.

CEVAHİR ASUMAN YAZMACI’NIN TBMM GENEL KURULU’NDAKİ KONUŞMASININ TAM METNİ

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, Aziz Milletimiz;

Bugün, 40 yıla yayılmış bir acının, milletimizin kararlı iradesi ile çözümüne şahitlik ediyoruz.

Türkiye’nin uzun yıllar sonra önüne açılan yeni bir ufku, çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakacağımızı, yarınlarımızı korkunun mu, umudun mu şekillendireceğini konuşuyoruz.

Bizler, tarihi sadece yaşayan değil, tarihi yazan ve istikbale yön veren bir milletin evlatlarıyız.

Bazı günler vardır, takvimden geçer gider.

Bazı günler ise milletin hafızasına kazınır.

Bugün, Gazi Meclisimizin hafızasına kazınacak günlerden biri.

İnanıyorum ki yarın tarih, bu günü kaydederken “Türkiye, 40 yıllık meselesini silahın gölgesinde değil, milletin çatısı altında, ortak iradeyle çözdü” yazacak.

Değerli milletvekilleri,

Ben bu kürsüye Güneydoğu Anadolu’nun hafızasıyla çıkıyorum.

Şanlıurfa’nın bir evladı, Güneydoğulu bir iş insanı, Kürt bir kadın olarak söylüyorum; bu topraklar çok acı gördü.

Türkiye, kırk yılı aşkın bir süre boyunca enerjisini, gücünü, farkındalığını tam da Türkiye’nin ilerlemesini istemeyen karanlık güçlerin istediği şekilde boşa harcadı.

Şehitler verdik, gazilerimiz oldu.

Ama hiçbir zaman vatanımızdan, birliğimizden, kardeşliğimizden vazgeçmedik.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce ifade ettiği gibi, insanımızın canını yakan, enerjimizi ve imkanlarımızı heba eden bu meseleler Türkiye’nin kaderi değil.

Acılarımız geçmişimizin bir parçası olabilir, fakat çocuklarımızın kaderi olmayacak.

Bizim arzumuz her vatandaşımızın kendisini bu ülkenin eşit ve onurlu bir ferdi olarak gördüğü bir Türkiye’dir.

Üyesi olmaktan gurur duyduğum Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tam da bu sorumluluk anlayışıyla yaklaşık yüzde 95’lik bir temsil gücüyle, yani bu milletin neredeyse tamamının iradesiyle çalıştı.

Komisyonumuzda farklı siyasi düşünceler aynı masa etrafında buluştu.

Devletimizin kurumlarından akademisyenlere, hukukçulardan sivil toplum kuruluşlarına, şehit ve gazi temsilcilerine kadar toplumun farklı kesimlerinin sözü bu çatı altında karşılık buldu.

Binlerce sayfalık tutanak tutuldu.

Konuşuldu.

Dinlenildi.

Tartışıldı.

Farklı düşünüldü.

Ama bütün farklılıkların üzerinde bir hakikati birlikte aradık:

Türkiye’nin huzuru.

Milletimizin birliği.

Çocuklarımızın geleceği.

Biz başka ülkelerin reçetelerine ihtiyaç duyan bir devlet değiliz. Terörle mücadelede 40 yılı aşkın tecrübesi, devlet aklı, millet iradesi ve demokratik birikimiyle kendi meselesini kendi hukuk düzeni içinde çözebilecek kudrete sahip bir Türkiye’yiz.

Değerli milletvekilleri,

Biz dağlarında çocukların sesinin yankılandığı bir Türkiye istiyoruz.

Gençlerinin enerjisini teknolojiye, sanata ve üretime verdiği bir Türkiye istiyoruz.

Kaynaklarını fabrikalara, okullara, hastanelere, üniversitelere, tarıma ve kalkınmaya ayıran bir Türkiye istiyoruz.

Edirne’den Hakkari’ye,

Sinop’tan Hatay’a,

Şanlıurfa’dan İstanbul’a kadar her vatandaşımızın aynı güvenle,

“Bu vatan benim vatanım,

Bu devlet benim devletim,

Bu gelecek benim geleceğim” diyebildiği bir Türkiye istiyoruz.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışan Türkiye budur.

Daha güçlü bir demokrasi

Daha güçlü bir hukuk devleti

Daha büyük bir kalkınma

Daha sağlam bir kardeşlik

Biz yüzyıllardır ne zaman büyük bir imtihanla karşılaşsak omuz omuza verdik, aynı istikamete yürüdük, aynı geleceği savunduk. O yürüyüşte kaderlerimiz hiç ayrışmadı.

Bizim mayamız kardeşliktir. Bizim harcımız dayanışmadır.

Bizim ortak çatımız Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Şimdi önümüzde yeni bir sayfa var.

Bu sayfaya ne yazılacağına biz karar vereceğiz.

Geçmişin karanlığını mı büyüteceğiz, geleceğin ışığını mı?

Türkiye’nin dününü acılar yazmış olabilir.

Ama Türkiye’nin yarınını biz yazacağız.

Birlikte yazacağız.

Kardeşlikle yazacağız.

Hukukla, demokrasiyle, milletimizin iradesiyle yazacağız.

Ve o yarının adı Terörsüz Türkiye olacak.

Bu süreçle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’a da özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Sayın Başkanımız kuşatıcı yaklaşımı ve ortak zemini güçlendiren yönetimiyle Komisyonumuza yön vermiş, farklı siyasi görüşlerin aynı hedef etrafında konuşabilmesine önemli katkılar sunmuştur.

Bu duygularla, kanun teklifinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu tarihi süreci başlatan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli başta olmak üzere, sürece katkı sunan herkese şükranlarımı sunuyor, Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[YAZMACI’DAN TBMM’DE TARİHİ KONUŞMA: “TÜRKİYE’NİN YARININI BİZ YAZACAĞIZ” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sanliurfa-milletvekili-yazmaci-yarinimizi-birlikte-yazacagiz-183152-20260810.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sanliurfa-milletvekili-yazmaci-yarinimizi-birlikte-yazacagiz-183152-20260810.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sanliurfa-milletvekili-yazmaci-yarinimizi-birlikte-yazacagiz-183152-20260810.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SIĞACIK’TAN MAVİ SULARA: “PIRLANTA” İLE GÜNLÜK TEKNE TURU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-sigaciktan-mavi-sulara-pirlanta-ile-gunluk-tekne-turu-597.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-sigaciktan-mavi-sulara-pirlanta-ile-gunluk-tekne-turu-597.html</link>
                    <description><![CDATA[Necla Aktürk'ün haberi...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

İzmir’in gözde turizm noktalarından Sığacık’tan hareket eden Pırlanta Gezi Teknesi, deniz tutkunlarına günübirlik mavi yolculuk imkânı sunuyor.

İlanda yer alan bilgilere göre yaklaşık 7 saatlik tur kapsamında Taş Ada, Papaz Boğazı, Harabeler, Turkuaz ve Akvaryum gibi Sığacık çevresindeki koy ve duraklar ziyaret ediliyor.

ÖĞLE YEMEĞİ VE KONFORLU TEKNE

Tur programında öğle yemeğinin dahil olduğu, deneyimli ekip ve Orhan Kaptan eşliğinde konforlu bir tekneyle hizmet verildiği belirtiliyor. Katılımcılara Sığacık’ın berrak sularında deniz keyfi ve farklı koyları keşfetme fırsatı sunuluyor.

ERKEN REZERVASYON UYARISI

Tanıtımda kontenjanların sınırlı olduğu belirtilirken, yoğunluk yaşanmaması için erken rezervasyon yapılması öneriliyor.

Pırlanta Gezi Teknesi

Sığacık – Seferihisar

0532 100 8172

0532 214 6949

Instagram: @pirlantageziteknesi





&nbsp;


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[SIĞACIK’TAN MAVİ SULARA: “PIRLANTA” İLE GÜNLÜK TEKNE TURU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 13:29:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sigaciktan-mavi-sulara-pirlanta-ile-gunluk-tekne-turu-163615-20260810.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sigaciktan-mavi-sulara-pirlanta-ile-gunluk-tekne-turu-163615-20260810.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sigaciktan-mavi-sulara-pirlanta-ile-gunluk-tekne-turu-163615-20260810.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>