<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler</title>
                      <link>https://www.akturkhaber.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.akturkhaber.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Tue, 11 Aug 2026 16:46:23 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Aktürk Haber | Güncel Son Dakika Gelişmeler</copyright><item><title><![CDATA[DEVA PARTİSİ İZMİR İL BAŞKANI YILMAZ: “DESTEĞİMİZ KAYITSIZ ŞARTSIZ DEĞİLDİR”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-deva-partisi-izmir-il-baskani-yilmaz-destegimiz-kayitsiz-sartsiz-degildir-602.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-deva-partisi-izmir-il-baskani-yilmaz-destegimiz-kayitsiz-sartsiz-degildir-602.html</link>
                    <description><![CDATA[DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, kamuoyunda tartışılan Çerçeve Yasa’ya ilişkin partisinin tutumunu değerlendirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp; DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, kamuoyunda tartışılan Çerçeve Yasa’ya ilişkin partisinin tutumunu değerlendirdi. Yılmaz, “Biz herhangi bir örgüte, herhangi bir kişiye veya herhangi bir siyasi partiye evet demedik. Türkiye’nin terörden tamamen kurtulması ihtimaline ve bunun hukuk içerisinde gerçekleştirilmesine destek verdik” dedi. DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, son günlerde kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan Çerçeve Yasa konusunda partisinin tutumuna ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaptı. “Verdiğimiz destek kayıtsız şartsız bir destek değildir” vurgusuyla açıklamasına başlayan Yılmaz, DEVA Partisi’nin terörün sona ermesine, silahların susmasına, Türkiye’nin huzuruna, toplumsal barışa ve kardeşliğin güçlenmesine destek verdiğini belirtti. Ancak bu desteğin hukuk devleti, adalet, şeffaflık ve toplumun hassasiyetlerinden taviz anlamına gelmediğini ifade eden Yılmaz, sürecin Meclis çatısı altında, milletin gözü önünde ve hukuka uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini söyledi. “HER DÜZENLEMEYİ SORGULAMADAN KABUL ETMEK BAŞKA ŞEY” Türkiye’nin yaklaşık yarım asırdır terör nedeniyle ağır bedeller ödediğini belirten Yılmaz, terörün sona ermesini istemekle önlerine getirilen her düzenlemeyi sorgulamadan kabul etmenin birbirinden farklı olduğunu vurguladı. Yılmaz, “Biz ikisini birbirinden ayırıyoruz. Bu nedenle desteğimizin yanında itirazlarımızı, çekincelerimizi ve şartlarımızı da açıkça ortaya koyuyoruz” ifadelerini kullandı. Teklifin hazırlanma sürecinin daha katılımcı olması gerektiğini savunan Yılmaz, Meclis’teki siyasi partilerin görüşlerinin daha güçlü şekilde sürece dahil edilmesi gerektiğini belirterek uygulamanın açık, denetlenebilir ve hukuki güvence altında olması gerektiğini kaydetti. “ŞEHİTLERİMİZİN HATIRASINI GÖRMEZDEN GELEN ANLAYIŞIN YANINDA OLMAYIZ” Açıklamasında şehit ve gazilerin hassasiyetlerine de dikkat çeken Yılmaz, “Şehitlerimizin hatırasını, gazilerimizin hassasiyetlerini ve milletimizin vicdanını görmezden gelen hiçbir anlayışın yanında olmayız” dedi. Bununla birlikte Türkiye’nin terörü kalıcı biçimde sona erdirme fırsatıyla karşı karşıya olması halinde, sırf siyasi hesaplarla her şeye karşı çıkmanın da doğru olmadığını ifade eden Yılmaz, siyasetin yalnızca itiraz etmekten ibaret olmadığını söyledi. “Siyasetin görevi gerektiğinde sorumluluk almaktır” diyen Yılmaz, DEVA Partisi’nin yaklaşımını şu ifadelerle özetledi: “Terörün bitmesine evet. Silahların susmasına evet. Toplumsal barışa evet. Hukukun üstünlüğüne evet.” “BELİRSİZLİĞE VE KEYFÎ UYGULAMALARA HAYIR” Yılmaz, partisinin kırmızı çizgilerini ise şöyle sıraladı: “Belirsizliğe hayır. Keyfî uygulamalara hayır. Hukukun dışına çıkılmasına hayır. Milletimizden herhangi bir şeyin saklanmasına hayır.” Kamuoyunda yöneltilen “DEVA Partisi neden evet dedi?” sorusuna da yanıt veren Yılmaz, verilen desteğin herhangi bir örgüte, kişiye veya siyasi partiye yönelik olmadığını vurguladı. Yılmaz, “Biz Türkiye’nin terörden tamamen kurtulması ihtimaline ve bunun hukuk içerisinde gerçekleştirilmesine destek verdik. Üstelik bu desteği verirken çekincelerimizi saklamadık. Bundan sonra da sürecin her aşamasını dikkatle takip edeceğiz” dedi. “MESELE TÜRKİYE’NİN KAZANMASIDIR” DEVA Partisi’nin şartlarının ve hukuki güvencelerin dışına çıkılması halinde itirazlarını en güçlü biçimde ortaya koyacaklarını belirten Yılmaz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çünkü bizim için mesele iktidarın ya da muhalefetin kazanması değildir. Mesele Türkiye’nin kazanmasıdır.” Yılmaz, çocukların terör haberleriyle büyümediği, annelerin evlat acısı yaşamadığı, insanların kimlikleri üzerinden ayrıştırılmadığı ve hukukun herkese eşit uygulandığı bir Türkiye istediklerini belirterek, DEVA Partisi’nin durduğu yeri şu ifadelerle açıkladı: “Ne kayıtsız şartsız destek, ne de kayıtsız şartsız ret. Doğruya destek, yanlışa itiraz. Barışa destek, hukuksuzluğa karşı duruş. Türkiye’nin ortak geleceğine sahip çıkmak.” ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[DEVA PARTİSİ İZMİR İL BAŞKANI YILMAZ: “DESTEĞİMİZ KAYITSIZ ŞARTSIZ DEĞİLDİR” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:20:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/deva-partisi-izmir-il-baskani-yilmaz-destegimiz-kayitsiz-sartsiz-degildir-152350-20260811.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/deva-partisi-izmir-il-baskani-yilmaz-destegimiz-kayitsiz-sartsiz-degildir-152350-20260811.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/deva-partisi-izmir-il-baskani-yilmaz-destegimiz-kayitsiz-sartsiz-degildir-152350-20260811.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BİR MİLLETİN HAFIZASINDA KAHRAMANLIK: EREN BÜLBÜL VE FERHAT GEDİK]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-bir-milletin-hafizasinda-kahramanlik-eren-bulbul-ve-ferhat-gedik-601.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-bir-milletin-hafizasinda-kahramanlik-eren-bulbul-ve-ferhat-gedik-601.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın (Sosyolog- Pedagog- Araştırmacı Yazar) yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Japonya’da yeni nesillere tarih bilinci kazandırılırken Hiroşima’nın taşıdığı hafıza özel bir yere sahiptir. Çocukların Hiroşima’daki anma mekânları ve müzeler aracılığıyla geçmişte yaşanan büyük acılarla tanıştırılması, yalnızca tarih öğretmek amacı taşımaz. Asıl amaç; yaşananların unutulmamasını, toplumsal hafızanın kuşaktan kuşağa aktarılmasını ve geleceğin geçmişten alınan derslerle inşa edilmesini sağlamaktır.

Çünkü milletler yalnızca başarılarını değil, acılarını, fedakârlıklarını ve kahramanlarını da çocuklarına anlatabildikleri ölçüde güçlü bir tarih bilinci oluşturabilirler.

Bizim de kendi çocuklarımıza anlatmamız gereken kahramanlarımız, unutturmamamız gereken fedakârlıklarımız vardır.

11 Ağustos 2017 tarihinde Trabzon’un Maçka ilçesinde yaşanan hain terör saldırısı, milletimizin ortak hafızasında derin bir acı bıraktı. Henüz 15 yaşındaki Eren Bülbül ile onu korumaya çalışırken şehit düşen Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik, farklı kuşaklardan iki insanın aynı vatan sevgisinde nasıl buluşabileceğinin unutulmaz sembolleri oldular.

Eren Bülbül’ün hikâyesi, yaşının çok ötesinde bir cesaretin hikâyesidir. Çocukluğun masumiyetini taşıyan bir gencin vatanına ve yaşadığı topraklara karşı gösterdiği duyarlılık, onu milletimizin gönlünde müstesna bir yere taşımıştır. Onun ardından hafızalara kazınan “İyi ki varsın Eren” sözü ise zamanla bireysel bir hatırlamanın ötesine geçmiş, toplumsal vefanın güçlü ifadelerinden biri hâline gelmiştir.

Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik ise mesleğinin ve üniformasının taşıdığı sorumluluğu son ana kadar yerine getirmiştir. Eren’i korumaya çalışırken kendi bedenini siper etmesi; görev bilincinin, insan sevgisinin, cesaretin ve fedakârlığın en yüksek örneklerinden biri olarak hafızalarımıza kazınmıştır.

Sosyolojik açıdan bakıldığında toplumları bir arada tutan yalnızca ortak sınırlar değildir. Ortak acılar, ortak değerler, ortak hatıralar ve ortak kahramanlar da millet olma bilincinin temel unsurlarıdır. Şehitlerimizin hatırasına sahip çıkmak bu nedenle geçmişi anmaktan çok daha büyük bir anlam taşır. Bu sahiplenme, gelecek kuşaklara vatan sevgisinin, sorumluluk bilincinin ve toplumsal dayanışmanın aktarılmasıdır.

Buna verilebilecek en güçlü toplumsal cevap ise acılar karşısında ayrışmak değil, ortak değerler etrafında kenetlenmektir. Eren Bülbül ve Ferhat Gedik’in isimlerinin yıllar geçmesine rağmen milyonların gönlünde yaşamaya devam etmesi, bu toplumsal dayanışmanın en anlamlı göstergelerindendir.

Bugün bize düşen görev; onların isimlerini yalnızca şehadet yıl dönümlerinde hatırlamak değil, temsil ettikleri değerleri gelecek nesillere aktarmaktır. Çünkü bir millet, kahramanlarını hatırladığı ve onların uğruna fedakârlık yaptığı değerleri koruduğu müddetçe tarihsel hafızasını da korur..

2017 yılında Trabzon’un Maçka ilçesinde&nbsp; şehit edilen Eren Bülbül ve kahraman hemşehrimiz Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik’i şehadetlerinin yıl dönümünde saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

Mekânınız cennet, makamınız âli olsun.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[BİR MİLLETİN HAFIZASINDA KAHRAMANLIK: EREN BÜLBÜL VE FERHAT GEDİK - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/bir-milletin-hafizasinda-kahramanlik-eren-bulbul-ve-ferhat-gedik-151531-20260811.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/bir-milletin-hafizasinda-kahramanlik-eren-bulbul-ve-ferhat-gedik-151531-20260811.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/bir-milletin-hafizasinda-kahramanlik-eren-bulbul-ve-ferhat-gedik-151531-20260811.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[467 OYLA TARİHİ KARAR: TÜRKİYE ARTIK AĞABEY ÜLKE OLMA YOLUNDA DAHA GÜÇLÜ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-467-oyla-tarihi-karar-turkiye-artik-agabey-ulke-olma-yolunda-daha-guclu-600.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-467-oyla-tarihi-karar-turkiye-artik-agabey-ulke-olma-yolunda-daha-guclu-600.html</link>
                    <description><![CDATA[Avukat Mustafa Kuran (Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı) yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde aldığı tarihi bir kararla, yıllardır devam eden terör sorununu sona erdirme ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendirme yolunda önemli bir eşiği daha geçti. “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda hazırlanan düzenleme, TBMM Genel Kurulu’nda 467 kabul, 87 ret oyuyla kabul edildi. Bu sonuç, sıradan bir Meclis oylaması olarak görülmemelidir. Çünkü burada oylanan yalnızca birkaç maddelik bir kanun değildir. Oylanan; Türkiye’nin terörle geçirdiği onlarca yılın ardından geleceğe nasıl bakacağıdır. Oylanan; çocuklarımızın nasıl bir Türkiye’de yaşayacağıdır. Oylanan; Türk’ün ve Kürt’ün, bu ülkenin bütün vatandaşlarının ortak geleceğidir. Ve belki de en önemlisi, Türkiye’nin kendi iç huzurunu sağlayarak bölgesinde nasıl bir ülke olacağıdır. TÜRKİYE SADECE GÜÇLÜ DEĞİL, AĞABEY ÜLKE OLMALI Türkiye’nin büyüklüğünü yalnızca ekonomik gücüyle, askerî kapasitesiyle veya nüfusuyla ölçmek eksik olur. Türkiye’nin asıl büyüklüğü, zor zamanlarda çevresine güven verebilmesidir. Bizim tarihimizde “ağabeylik” kavramının özel bir yeri vardır. Ağabey; gücü yettiğinde kardeşini ezmez. Tam tersine onu korur, gözetir, elinden tutar. Yanlış yaptığında uyarır, zor durumda kaldığında yanında olur. Türkiye’nin bölgede üstlenmesi gereken rol de buna benzemektedir. Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Orta Doğu’dan Türk dünyasına kadar geniş bir coğrafyada Türkiye’den beklenti yalnızca güçlü bir devlet olması değildir. Beklenti; güven veren, adalet duygusu oluşturan, krizlerde çözüm üreten ve kardeşlerinin yanında duran bir ülke olmasıdır. İşte bunun için önce kendi içimizde huzuru tesis etmeliyiz. Kendi vatandaşları arasında güveni, kardeşliği ve adalet duygusunu güçlendiremeyen bir ülkenin çevresine uzun vadeli huzur ve istikrar taşıması kolay değildir. Terörsüz Türkiye bu açıdan yalnızca iç güvenlik meselesi değildir. Türkiye’nin bölgesel ağabeylik rolünün de önünü açacak stratejik bir adımdır. TÜRK-KÜRT KARDEŞLİĞİ TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİDİR Türkler ve Kürtler bu topraklarda yüzyıllardır aynı kaderi paylaşıyor. Aynı cephede savaştılar. Aynı bayrak altında yaşadılar. Aynı vatanın savunmasında omuz omuza durdular. Bu nedenle Türk-Kürt kardeşliği bir siyasi proje değildir. Bu kardeşlik, tarihimizin ve ortak hayatımızın gerçeğidir. Terör örgütlerinin en büyük amacı da zaten bu kardeşliği zedelemek, insanlar arasına korku ve güvensizlik sokmaktır. Bugün artık bu oyunu bozmak zorundayız. Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle, doğulusuyla batılısıyla herkesin kendisini bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı hissettiği bir Türkiye oluşturmalıyız. BU BAŞARIDA LİDERLERİN İRADESİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Böylesine önemli bir sürecin bugünkü noktaya gelmesinde siyasi iradenin kararlılığı elbette büyük önem taşıyor. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, bu sürecin siyasi iradesinin oluşmasında önemli bir rol üstlenen MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye teşekkür etmek gerekir. Farklı siyasi geleneklerden gelen iki liderin, Türkiye’nin terör sorununu kalıcı biçimde geride bırakması konusunda ortaya koyduğu irade, bu sürecin en önemli unsurlarından biridir. Elbette bu mesele bir kişinin veya bir partinin meselesi değildir. Bu nedenle TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un, sürecin Meclis çatısı altında yürütülmesindeki gayretlerini de özellikle ifade etmek gerekir. TBMM’nin bu tarihi konuda bir müzakere ve ortak akıl zemini olarak işletilmesi, Meclis’in Türkiye’nin geleceği açısından üstlendiği sorumluluğun önemli bir göstergesidir. Nitekim TBMM çatısı altında kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu uzun bir çalışma süreci yürüttü; komisyon raporunda terörsüz Türkiye hedefinin yanında toplumsal bütünlük, ekonomik kalkınma, demokratik gelişim ve sosyal adalet gibi başlıklar da ele alındı. CÜNEYT YÜKSEL’İN SESSİZ VE SABIRLI EMEĞİ Bu noktada özellikle bir ismin hakkını teslim etmek gerektiğini düşünüyorum: TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Yüksel. Bazı çalışmalar vardır; çok konuşulur, çok görünür. Bazı çalışmalar ise sessiz yürütülür ama sonuçları tarihî olur. Prof. Dr. Cüneyt Yüksel’in uzun süreden beri bu sürecin hukuk zemininde ilerlemesi için yürüttüğü çalışmaların da böyle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Kendisinin Meclis konuşmalarında da Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlı olmadığı; toplumsal barış, sosyal adalet ve demokratik katılım boyutlarının da önem taşıdığı açıkça görülmektedir. Bir hukukçu olarak benim için bunun ayrıca bir anlamı var. Çünkü terörsüz Türkiye’nin kalıcı hale gelmesinin yolu, hukukun üstünlüğünden geçmektedir. Bu nedenle Sayın Cüneyt Yüksel’e, bugüne kadar yaptığı çalışmalar ve gösterdiği gayretler dolayısıyla özellikle teşekkür ediyorum. KOMİSYONDA EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜR Bu sürecin sadece iktidar partisi açısından değerlendirilmesi de doğru olmaz. TBMM çatısı altında görev yapan komisyon üyelerinin tamamının, farklı siyasi görüşlerden gelmelerine rağmen bu tarihi sürece katkı sunmuş olmaları önemlidir. Komisyonlarda görev yapan milletvekillerine, farklı görüşleri dile getiren ve sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayan bütün siyasi partilerin temsilcilerine teşekkür etmek gerekir. Çünkü demokrasi, sadece aynı düşüncede olanların konuşması değildir. Demokrasi; farklı düşüncelerin aynı masa etrafında konuşabilmesidir. Bu bakımdan TBMM’nin ortaya koyduğu ortak çalışma kültürü, Türkiye’nin geleceği açısından ayrıca değerlidir. ŞEHİTLERİMİZİ UNUTMADAN BARIŞI İNŞA ETMELİYİZ Terörsüz Türkiye denildiğinde şehitlerimizi unutmamız mümkün değildir. Onların acısı, ailelerinin gözyaşı ve milletimizin hafızasında bıraktıkları iz hiçbir zaman silinmeyecektir. Fakat şehitlerimizin hatırasına sahip çıkmanın yolu, yeni şehitler verilmesini önleyecek bir Türkiye inşa etmekten de geçmektedir. Barış istemek şehitleri unutmak değildir. Tam tersine, yeni nesillerin aynı acıları yaşamaması için mücadele etmektir. Türkiye’nin bundan sonraki hedefi; terörü sona erdirirken adaleti, güvenliği ve devlet otoritesini güçlü tutmak olmalıdır. ARTIK TÜRKİYE ENERJİSİNİ GELECEĞE HARCAMALI Yıllardır terörle mücadeleye harcadığımız insan gücünü ve ekonomik kaynakları artık kalkınmaya yöneltmenin zamanı gelmiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun üretim kapasitesi artırılmalı, gençlere daha fazla iş ve eğitim imkânı sağlanmalı, bölgenin ekonomik potansiyeli harekete geçirilmelidir. Çünkü huzurun olduğu yerde yatırım olur. Yatırımın olduğu yerde istihdam olur. İstihdamın olduğu yerde umut olur. Umut varsa gençler geleceğini başka ülkelerde değil, kendi vatanında arar. TÜRKİYE’NİN AĞABEY ÜLKE OLMA VAKTİDİR Bütün bunların ötesinde Türkiye’nin önünde daha büyük bir hedef bulunmaktadır. Türkiye artık sadece kendi sınırları içerisinde huzur arayan bir ülke değil; çevresine huzur taşıyan bir ülke olmalıdır. Ağabey ülke olmak, başkalarına üstünlük kurmak değildir. Ağabeylik; gerektiğinde elini taşın altına koymaktır. Kriz yaşayan komşusuna sırt çevirmemektir. Mazlumun yanında olmaktır. Kardeş ülkeler arasında köprü kurmaktır. Gücünü adaletle kullanmaktır. Türkiye’nin tarihî ve coğrafi konumu, ona böyle bir sorumluluk yüklüyor. Fakat bunun için önce kendi evimizin içini huzurlu hale getirmeliyiz. Terörsüz Türkiye, işte bu nedenle Türkiye’nin bölgesel ağabeyliği açısından da tarihî bir fırsattır. 467 OY, BÜYÜK BİR SORUMLULUKTUR TBMM’de ortaya çıkan 467 kabul oyu, aynı zamanda çok büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, kanunun uygulanmasıyla başlayacaktır. Şimdi Türkiye’nin ihtiyacı; öfke değil sağduyu, ayrışma değil kardeşlik, intikam değil adalet, geçmişe takılıp kalmak değil geleceği inşa etmektir. 87 milletvekilinin ret oyu vermiş olması da demokratik iradenin bir parçasıdır. Farklı görüşler olacaktır. Olmalıdır da. Ama bütün farklılıklarımızın üzerinde bir ortak paydamız vardır: Türkiye’nin birliği ve geleceği. ŞİMDİ SIRA GELECEĞİ BİRLİKTE İNŞA ETMEKTE Dün Meclis önemli bir karar aldı. Bugün ise hepimize büyük bir görev düşüyor. Bu tarihi fırsatı heba etmemek… Şehitlerimizin hatırasını korumak… Hukukun üstünlüğünden taviz vermemek… Türk-Kürt kardeşliğini güçlendirmek… Ve Türkiye’yi yalnızca güçlü değil, gücüyle güven veren bir ağabey ülke haline getirmek… Ben bir hukukçu olarak, bu sürecin hukuk içerisinde ve milletimizin ortak vicdanını gözeterek başarıya ulaşmasını diliyorum. Bu vesileyle başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’a, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Yüksel’e ve komisyonda görev yapan bütün siyasi partilerin değerli üyelerine, bu tarihi sürece katkıları ve emekleri için teşekkür ediyorum. Dileğimiz odur ki; Terörsüz Türkiye, güçlü Türkiye’nin; güçlü Türkiye de bölgesinde huzur ve güven veren ağabey Türkiye’nin başlangıcı olsun. Geçmişin acılarını unutmayalım. Ama geleceğimizi geçmişin acılarına da mahkûm etmeyelim. Terörsüz Türkiye; huzurlu Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; kardeş Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; bölgesine güven veren Türkiye’dir. Ve inanıyorum ki; Türkiye, kendi huzurunu sağladığı gün, çevresine de daha güçlü bir şekilde huzur verecektir. Bu tarihi sürecin milletimize, devletimize ve gelecek nesillerimize hayırlı olmasını diliyorum. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[467 OYLA TARİHİ KARAR: TÜRKİYE ARTIK AĞABEY ÜLKE OLMA YOLUNDA DAHA GÜÇLÜ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:13:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/467-oyla-tarihi-karar-turkiye-artik-agabey-ulke-olma-yolunda-daha-guclu-112053-20260811.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/467-oyla-tarihi-karar-turkiye-artik-agabey-ulke-olma-yolunda-daha-guclu-112053-20260811.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/467-oyla-tarihi-karar-turkiye-artik-agabey-ulke-olma-yolunda-daha-guclu-112053-20260811.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ISPARTALILARIN DİKKATİNE! KANAL 32 TV, TÜRKSAT 4A UYDUSUNA GEÇİYOR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-ispartalilarin-dikkatine-kanal-32-tv-turksat-4a-uydusuna-geciyor-599.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-ispartalilarin-dikkatine-kanal-32-tv-turksat-4a-uydusuna-geciyor-599.html</link>
                    <description><![CDATA[Kanal 32 TV, 15 Ağustos Cumartesi günü gece yarısından itibaren yeni uydu frekansı üzerinden yayın yapmaya başlayacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Isparta’nın dünyaya açılan penceresi Kanal 32 TV, yayın kalitesini artırmak amacıyla TÜRKSAT 4A uydusuna geçiyor. İzleyicilerin yayınları kesintisiz takip edebilmesi için yeni frekans bilgilerinin uydu alıcılarına tanımlanması gerekiyor. YENİ FREKANSTAN 15 AĞUSTOS’TA YAYIN Kanal 32 TV, 15 Ağustos Cumartesi günü gece yarısından itibaren yeni uydu frekansı üzerinden yayın yapmaya başlayacak. Isparta’nın televizyonu Kanal 32 TV’yi izlemeye devam etmek isteyen izleyicilerin, uydu alıcılarını güncellemeleri veya televizyonlarına yeni frekans bilgilerini manuel olarak tanımlamaları yeterli olacak. KANAL 32 TV YENİ FREKANS BİLGİLERİ  Uydu: TÜRKSAT 4A Frekans: 11996 Polarizasyon: Dikey (V) Sembol Oranı: 27500 FEC: 3/4 Yeni frekans bilgilerinin tanımlanmasının ardından Kanal 32 TV yayınları izlenmeye devam edilebilecek. BİLGİ İÇİN Yeni frekansla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyen izleyiciler, 0246 232 60 62 numaralı telefondan Kanal 32 TV’ye ulaşabilecek. Isparta’nın sesi ve ekranı Kanal 32 TV, yeni frekansıyla daha yüksek kaliteli yayın için izleyicileriyle buluşmaya devam edecek. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/bilim-teknoloji-haberleri">Bilim-Teknoloji</category><dc:creator><![CDATA[ISPARTALILARIN DİKKATİNE! KANAL 32 TV, TÜRKSAT 4A UYDUSUNA GEÇİYOR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 16:43:37 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartalilarin-dikkatine-kanal-32-tv-turksat-4a-uydusuna-geciyor-194625-20260810.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartalilarin-dikkatine-kanal-32-tv-turksat-4a-uydusuna-geciyor-194625-20260810.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/ispartalilarin-dikkatine-kanal-32-tv-turksat-4a-uydusuna-geciyor-194625-20260810.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[YAZMACI’DAN TBMM’DE TARİHİ KONUŞMA: “TÜRKİYE’NİN YARININI BİZ YAZACAĞIZ”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-yazmacidan-tbmmde-tarihi-konusma-turkiyenin-yarinini-biz-yazacagiz-598.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-yazmacidan-tbmmde-tarihi-konusma-turkiyenin-yarinini-biz-yazacagiz-598.html</link>
                    <description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla dikkat çeken AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı, Türkiye’nin terörle mücadelede yeni bir döneme girdiğine söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

ÖZLEM AĞAR / AKTÜRK HABER

Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir devam eden terör sorununa, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına ve “Terörsüz Türkiye” hedefinin önemine dikkat çekti. Yazmacı, “Türkiye’nin yarınını biz yazacağız. Birlikte yazacağız. Kardeşlikle yazacağız. Hukukla, demokrasiyle, milletimizin iradesiyle yazacağız. Ve o yarının adı Terörsüz Türkiye olacak” dedi.

“40 YILA YAYILMIŞ BİR ACININ ÇÖZÜMÜNE ŞAHİTLİK EDİYORUZ”

TBMM Genel Kurulu’nda kanun teklifinin görüşmeleri sırasında söz alan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı, Türkiye’nin uzun yıllardır yaşadığı terör sorununda tarihi bir dönemece gelindiğini belirtti.

Yazmacı, konuşmasına Türkiye’nin 40 yıla yayılan bir acının milletin kararlı iradesiyle çözümüne şahitlik ettiğini belirterek başladı. Türkiye’nin önünde uzun yıllar sonra yeni bir ufuk açıldığını ifade eden Yazmacı, çocuklara nasıl bir ülke bırakılacağı ve yarınların korkunun mu, umudun mu şekillendireceği sorularının önemine dikkat çekti.

“BUGÜN, GAZİ MECLİSİMİZİN HAFIZASINA KAZINACAK GÜNLERDEN BİRİ”

Türkiye’nin tarihi sadece yaşayan değil, tarih yazan ve istikbale yön veren bir millet olduğunu vurgulayan Yazmacı, bazı günlerin takvim yaprakları arasında kaybolduğunu, bazı günlerin ise milletin hafızasına kazındığını söyledi.

Bugünün de Gazi Meclis’in hafızasına kazınacak günlerden biri olduğuna inandığını belirten Yazmacı, tarihin bu günü, Türkiye’nin 40 yıllık meselesini silahın gölgesinde değil, milletin çatısı altında ve ortak iradeyle çözdüğü gün olarak kaydedeceğini ifade etti.

“BU TOPRAKLAR ÇOK ACI GÖRDÜ”

Konuşmasında Güneydoğu Anadolu’nun yaşadığı acılara da dikkat çeken Yazmacı, Meclis kürsüsüne bölgenin hafızasıyla çıktığını söyledi.

Kendisini “Şanlıurfa’nın bir evladı, Güneydoğulu bir iş insanı, Kürt bir kadın” olarak tanımlayan Yazmacı, bu toprakların çok acı gördüğünü ifade etti.

Türkiye’nin kırk yılı aşkın süre boyunca enerjisini ve gücünü, Türkiye’nin ilerlemesini istemeyen karanlık güçlerin istediği şekilde boşa harcadığını belirten Yazmacı, terörün ülkeye ağır bedeller ödettiğini söyledi.

“ÇOCUKLARIMIZIN KADERİ OLMAYACAK”

Türkiye’nin terörle mücadelede şehitler verdiğini, gazilerinin olduğunu hatırlatan Yazmacı, bütün acılara rağmen vatan, birlik ve kardeşlikten vazgeçilmediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce ifade ettiği gibi, insanın canını yakan, Türkiye’nin enerjisini ve imkânlarını heba eden meselelerin ülkenin kaderi olmadığını belirten Yazmacı, “Acılarımız geçmişimizin bir parçası olabilir, fakat çocuklarımızın kaderi olmayacak” dedi.

“HER VATANDAŞIN EŞİT VE ONURLU BİR FERDİ OLDUĞU TÜRKİYE”

Yazmacı, hedeflerinin her vatandaşın kendisini Türkiye’nin eşit ve onurlu bir ferdi olarak gördüğü bir ülke olduğunu söyledi.

Üyesi olmaktan gurur duyduğu Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yaklaşık yüzde 95’lik temsil gücüyle çalıştığını belirten Yazmacı, bunun milletin neredeyse tamamının iradesini yansıttığını ifade etti.

Komisyonda farklı siyasi düşüncelerin aynı masa etrafında buluştuğunu belirten Yazmacı, farklı görüşlerin ortak bir zeminde ele alındığını vurguladı.

“KONUŞULDU, DİNLENİLDİ, TARTIŞILDI”

Komisyon çalışmalarında devlet kurumlarından akademisyenlere, hukukçulardan sivil toplum kuruluşlarına, şehit ve gazi temsilcilerine kadar toplumun farklı kesimlerinin görüşlerinin karşılık bulduğunu belirten Yazmacı, binlerce sayfalık tutanak tutulduğunu söyledi.

“Konuşuldu. Dinlenildi. Tartışıldı. Farklı düşünüldü” diyen Yazmacı, bütün farklılıkların üzerinde Türkiye’nin huzuru, milletin birliği ve çocukların geleceği için ortak bir hakikatin arandığını ifade etti.

“TÜRKİYE KENDİ MESELESİNİ KENDİ HUKUK DÜZENİ İÇİNDE ÇÖZEBİLİR”

Türkiye’nin başka ülkelerin reçetelerine ihtiyaç duyan bir devlet olmadığını vurgulayan Yazmacı, ülkenin terörle mücadelede 40 yılı aşkın tecrübeye, devlet aklına, millet iradesine ve demokratik birikime sahip olduğunu söyledi.

Yazmacı, Türkiye’nin kendi meselesini kendi hukuk düzeni içinde çözebilecek kudrete sahip olduğunu dile getirdi.

“GENÇLERİMİZ ENERJİSİNİ TEKNOLOJİYE, SANATA VE ÜRETİME VERSİN”

Yazmacı, terörün olmadığı bir Türkiye’de dağlarda çocukların sesinin yankılanmasını, gençlerin enerjisini teknolojiye, sanata ve üretime vermesini istediklerini söyledi.

Türkiye’nin kaynaklarını fabrikalara, okullara, hastanelere, üniversitelere, tarıma ve kalkınmaya ayıran bir ülke olması gerektiğini ifade etti.

“BU VATAN BENİM VATANIM, BU DEVLET BENİM DEVLETİM”

Edirne’den Hakkari’ye, Sinop’tan Hatay’a, Şanlıurfa’dan İstanbul’a kadar her vatandaşın aynı güven duygusuyla yaşayabildiği bir Türkiye istediklerini belirten Yazmacı, vatandaşların “Bu vatan benim vatanım, bu devlet benim devletim, bu gelecek benim geleceğim” diyebildiği bir ülke hedeflediklerini söyledi.

Yazmacı, bunun Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına yakışan Türkiye olduğunu ifade etti.

“BİZİM MAYAMIZ KARDEŞLİKTİR”

Konuşmasında daha güçlü demokrasi, daha güçlü hukuk devleti, daha büyük kalkınma ve daha sağlam kardeşlik vurgusu yapan Yazmacı, Türk milletinin tarih boyunca büyük imtihanlar karşısında omuz omuza verdiğini söyledi.

“Bizim mayamız kardeşliktir. Bizim harcımız dayanışmadır. Bizim ortak çatımız Türkiye Cumhuriyeti’dir” ifadelerini kullanan Yazmacı, ortak geleceğe dikkat çekti.

“YARININ ADI TERÖRSÜZ TÜRKİYE OLACAK”

Türkiye’nin önünde yeni bir sayfa bulunduğunu belirten Yazmacı, bu sayfaya ne yazılacağına milletin karar vereceğini söyledi.

Geçmişin karanlığının mı büyütüleceği, yoksa geleceğin ışığının mı tercih edileceği sorusunu yönelten Yazmacı, Türkiye’nin dününü acıların yazmış olabileceğini ancak yarınını milletin yazacağını vurguladı.

Yazmacı, konuşmasının en güçlü mesajlarından birini şu sözlerle verdi:

“Türkiye’nin yarınını biz yazacağız. Birlikte yazacağız. Kardeşlikle yazacağız. Hukukla, demokrasiyle, milletimizin iradesiyle yazacağız. Ve o yarının adı Terörsüz Türkiye olacak.”

KURTULMUŞ’A TEŞEKKÜR

Yazmacı, konuşmasının sonunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a da teşekkür etti.

Kurtulmuş’un kuşatıcı yaklaşımı ve ortak zemini güçlendiren yönetimiyle Komisyon’a yön verdiğini belirten Yazmacı, farklı siyasi görüşlerin aynı hedef etrafında konuşabilmesine önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

Kanun teklifinin ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını dileyen Yazmacı; tarihi süreci başlatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli başta olmak üzere sürece katkı sunan herkese teşekkür ederek Genel Kurul’u ve milleti selamladı.

CEVAHİR ASUMAN YAZMACI’NIN TBMM GENEL KURULU’NDAKİ KONUŞMASININ TAM METNİ

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, Aziz Milletimiz;

Bugün, 40 yıla yayılmış bir acının, milletimizin kararlı iradesi ile çözümüne şahitlik ediyoruz.

Türkiye’nin uzun yıllar sonra önüne açılan yeni bir ufku, çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakacağımızı, yarınlarımızı korkunun mu, umudun mu şekillendireceğini konuşuyoruz.

Bizler, tarihi sadece yaşayan değil, tarihi yazan ve istikbale yön veren bir milletin evlatlarıyız.

Bazı günler vardır, takvimden geçer gider.

Bazı günler ise milletin hafızasına kazınır.

Bugün, Gazi Meclisimizin hafızasına kazınacak günlerden biri.

İnanıyorum ki yarın tarih, bu günü kaydederken “Türkiye, 40 yıllık meselesini silahın gölgesinde değil, milletin çatısı altında, ortak iradeyle çözdü” yazacak.

Değerli milletvekilleri,

Ben bu kürsüye Güneydoğu Anadolu’nun hafızasıyla çıkıyorum.

Şanlıurfa’nın bir evladı, Güneydoğulu bir iş insanı, Kürt bir kadın olarak söylüyorum; bu topraklar çok acı gördü.

Türkiye, kırk yılı aşkın bir süre boyunca enerjisini, gücünü, farkındalığını tam da Türkiye’nin ilerlemesini istemeyen karanlık güçlerin istediği şekilde boşa harcadı.

Şehitler verdik, gazilerimiz oldu.

Ama hiçbir zaman vatanımızdan, birliğimizden, kardeşliğimizden vazgeçmedik.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce ifade ettiği gibi, insanımızın canını yakan, enerjimizi ve imkanlarımızı heba eden bu meseleler Türkiye’nin kaderi değil.

Acılarımız geçmişimizin bir parçası olabilir, fakat çocuklarımızın kaderi olmayacak.

Bizim arzumuz her vatandaşımızın kendisini bu ülkenin eşit ve onurlu bir ferdi olarak gördüğü bir Türkiye’dir.

Üyesi olmaktan gurur duyduğum Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tam da bu sorumluluk anlayışıyla yaklaşık yüzde 95’lik bir temsil gücüyle, yani bu milletin neredeyse tamamının iradesiyle çalıştı.

Komisyonumuzda farklı siyasi düşünceler aynı masa etrafında buluştu.

Devletimizin kurumlarından akademisyenlere, hukukçulardan sivil toplum kuruluşlarına, şehit ve gazi temsilcilerine kadar toplumun farklı kesimlerinin sözü bu çatı altında karşılık buldu.

Binlerce sayfalık tutanak tutuldu.

Konuşuldu.

Dinlenildi.

Tartışıldı.

Farklı düşünüldü.

Ama bütün farklılıkların üzerinde bir hakikati birlikte aradık:

Türkiye’nin huzuru.

Milletimizin birliği.

Çocuklarımızın geleceği.

Biz başka ülkelerin reçetelerine ihtiyaç duyan bir devlet değiliz. Terörle mücadelede 40 yılı aşkın tecrübesi, devlet aklı, millet iradesi ve demokratik birikimiyle kendi meselesini kendi hukuk düzeni içinde çözebilecek kudrete sahip bir Türkiye’yiz.

Değerli milletvekilleri,

Biz dağlarında çocukların sesinin yankılandığı bir Türkiye istiyoruz.

Gençlerinin enerjisini teknolojiye, sanata ve üretime verdiği bir Türkiye istiyoruz.

Kaynaklarını fabrikalara, okullara, hastanelere, üniversitelere, tarıma ve kalkınmaya ayıran bir Türkiye istiyoruz.

Edirne’den Hakkari’ye,

Sinop’tan Hatay’a,

Şanlıurfa’dan İstanbul’a kadar her vatandaşımızın aynı güvenle,

“Bu vatan benim vatanım,

Bu devlet benim devletim,

Bu gelecek benim geleceğim” diyebildiği bir Türkiye istiyoruz.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışan Türkiye budur.

Daha güçlü bir demokrasi

Daha güçlü bir hukuk devleti

Daha büyük bir kalkınma

Daha sağlam bir kardeşlik

Biz yüzyıllardır ne zaman büyük bir imtihanla karşılaşsak omuz omuza verdik, aynı istikamete yürüdük, aynı geleceği savunduk. O yürüyüşte kaderlerimiz hiç ayrışmadı.

Bizim mayamız kardeşliktir. Bizim harcımız dayanışmadır.

Bizim ortak çatımız Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Şimdi önümüzde yeni bir sayfa var.

Bu sayfaya ne yazılacağına biz karar vereceğiz.

Geçmişin karanlığını mı büyüteceğiz, geleceğin ışığını mı?

Türkiye’nin dününü acılar yazmış olabilir.

Ama Türkiye’nin yarınını biz yazacağız.

Birlikte yazacağız.

Kardeşlikle yazacağız.

Hukukla, demokrasiyle, milletimizin iradesiyle yazacağız.

Ve o yarının adı Terörsüz Türkiye olacak.

Bu süreçle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’a da özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Sayın Başkanımız kuşatıcı yaklaşımı ve ortak zemini güçlendiren yönetimiyle Komisyonumuza yön vermiş, farklı siyasi görüşlerin aynı hedef etrafında konuşabilmesine önemli katkılar sunmuştur.

Bu duygularla, kanun teklifinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu tarihi süreci başlatan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli başta olmak üzere, sürece katkı sunan herkese şükranlarımı sunuyor, Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[YAZMACI’DAN TBMM’DE TARİHİ KONUŞMA: “TÜRKİYE’NİN YARININI BİZ YAZACAĞIZ” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sanliurfa-milletvekili-yazmaci-yarinimizi-birlikte-yazacagiz-183152-20260810.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sanliurfa-milletvekili-yazmaci-yarinimizi-birlikte-yazacagiz-183152-20260810.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sanliurfa-milletvekili-yazmaci-yarinimizi-birlikte-yazacagiz-183152-20260810.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SIĞACIK’TAN MAVİ SULARA: “PIRLANTA” İLE GÜNLÜK TEKNE TURU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-sigaciktan-mavi-sulara-pirlanta-ile-gunluk-tekne-turu-597.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-sigaciktan-mavi-sulara-pirlanta-ile-gunluk-tekne-turu-597.html</link>
                    <description><![CDATA[Necla Aktürk'ün haberi...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

İzmir’in gözde turizm noktalarından Sığacık’tan hareket eden Pırlanta Gezi Teknesi, deniz tutkunlarına günübirlik mavi yolculuk imkânı sunuyor.

İlanda yer alan bilgilere göre yaklaşık 7 saatlik tur kapsamında Taş Ada, Papaz Boğazı, Harabeler, Turkuaz ve Akvaryum gibi Sığacık çevresindeki koy ve duraklar ziyaret ediliyor.

ÖĞLE YEMEĞİ VE KONFORLU TEKNE

Tur programında öğle yemeğinin dahil olduğu, deneyimli ekip ve Orhan Kaptan eşliğinde konforlu bir tekneyle hizmet verildiği belirtiliyor. Katılımcılara Sığacık’ın berrak sularında deniz keyfi ve farklı koyları keşfetme fırsatı sunuluyor.

ERKEN REZERVASYON UYARISI

Tanıtımda kontenjanların sınırlı olduğu belirtilirken, yoğunluk yaşanmaması için erken rezervasyon yapılması öneriliyor.

Pırlanta Gezi Teknesi

Sığacık – Seferihisar

0532 100 8172

0532 214 6949

Instagram: @pirlantageziteknesi





&nbsp;


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[SIĞACIK’TAN MAVİ SULARA: “PIRLANTA” İLE GÜNLÜK TEKNE TURU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 13:29:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sigaciktan-mavi-sulara-pirlanta-ile-gunluk-tekne-turu-163615-20260810.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sigaciktan-mavi-sulara-pirlanta-ile-gunluk-tekne-turu-163615-20260810.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sigaciktan-mavi-sulara-pirlanta-ile-gunluk-tekne-turu-163615-20260810.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TERÖRSÜZ TÜRKİYE’NİN KIYMETİNİ O GÜNLERİ YAŞAYANLAR BİLİR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-terorsuz-turkiyenin-kiymetini-o-gunleri-yasayanlar-bilir-596.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-terorsuz-turkiyenin-kiymetini-o-gunleri-yasayanlar-bilir-596.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzun yıllar Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde görev yapan gazeteci Müslüm Aktürk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ “Terörsüz Türkiye”…

Bu iki kelime, bugün Türkiye’nin gündemindeki önemli başlıklardan biri.

Kimileri için bir yasa, kimileri için siyasi bir proje, kimileri için ise yeni bir dönemin başlangıcı…

Ama benim için çok daha farklı bir anlam taşıyor.

Çünkü ben, terörün sadece haberini yapmadım; o yılları Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayarak geçirdim.

Anadolu Ajansı’nda görev yaparken yaklaşık 10 yılım bu coğrafyada geçti.

Sıkıyönetim duruşmalarını izledim.

Cudi Dağı’ndaki operasyonlara katıldım.

Yakılıp yıkılan köylere gittim.

Üzerinden hâlâ duman tüten genç, yaşlı, çocuk cesetleri gördüm.

Gece yerlerde yattım.

Gündüzleri bile güvenlik önlemleri alınmadan yola çıkılamayan konvoylu seyahat dönemleri yaşadım.

Terör örgütünün dağa kaçırdığı gazetecileri gördüm.

Ve bütün bunların ortasında, devlet ile terör örgütü arasında sıkışıp kalmış bölge insanının dramına tanıklık ettim.

HALKIN İKİ ATEŞ ARASINDA KALDIĞI YILLAR

Bugün geriye dönüp baktığımda, o yılların en ağır taraflarından birinin de bu olduğunu düşünüyorum.

Bölge insanı çoğu zaman iki ateş arasında kalmıştı.

Bir tarafta devlet…

Diğer tarafta silahlı terör örgütü…

Dağ başında, bir mezrada veya ulaşılması güç bir köyde yaşayan sıradan bir vatandaşın karşısına 10 silahlı insan dikildiğinde ne yapabilirdi?

İşte yıllar önce bir sıkıyönetim duruşmasında dinlediğim bir avukat savunması hâlâ hafızamda.

Yılını tam olarak hatırlamıyorum; 1986 veya 1987 olabilir.

O dönem, TCK’nın 169. maddesi kapsamında terör örgütüne yardım ve yataklık suçlamalarıyla insanların yargılandığı ve hapis cezaları aldığı davalar vardı.

Yine böyle bir duruşmada sanıkların avukatı ayağa kalktı ve aşağı yukarı şöyle bir savunma yaptı:

“Efendim, siz dağ başında bir mezrada yaşasaydınız, 10 silahlı insan evinize gelip ekmek, su istese ‘yok’ diyebilir miydiniz? Bunların da durumu bu. Can korkusundan kendilerinden ne istenmişse yapmışlar. Beraatlerini talep ediyorum.”

Bu savunmanın hukuki sonucunu bugün hatırlamıyorum.

Ama o cümleler hafızamda kaldı.

Çünkü o birkaç cümle, aslında bölge insanının içinde bulunduğu çaresizliği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyordu.

Bir insanın kapısına silahlı bir grup dayanmışsa…

Ekmek istemişse…

Su istemişse…

Barınacak yer istemişse…

Ve karşı koyması kendi canına veya ailesinin canına mal olabilecekse…

O insanın tercih hakkı ne kadar vardır?

TERÖR ÖRGÜTÜ İÇİN KİMLİĞİNİZİN ÖNEMİ YOKTU

Terör örgütü açısından karşısındaki insanın kimliği çoğu zaman önemli değildi.

Asker miydi?

Polis miydi?

Öğretmen miydi?

Doktor muydu?

Sağlık görevlisi miydi?

Köylü müydü?

Gazeteci miydi?

Fark etmiyordu.

Yeter ki ses getiren bir eylem olsun…

Yeter ki toplumda korku oluşsun…

Yeter ki insanlar kendilerini güvende hissetmesin…

Köyler basılıyor, insanlar öldürülüyor, evler yakılıyor, kamu görevlileri hedef alınıyor, öğretmenler ve sağlık çalışanları tehdit ediliyordu.

Gazeteciler bile güvenli değildi.

Hatta bazı gazeteciler dağa kaçırıldı.

O dönemde bölgede görev yapan gazeteciler için de ciddi güvenlik endişeleri vardı.

Devlet, isteyen gazetecilere silah ruhsatı vermeye başladı.

Ben de o dönemde bir tabanca aldım.

Düşünün…

Gazetecinin asli görevi kalemini ve fotoğraf makinesini taşımaktır.

Ama biz o yıllarda bunların yanına silah da koymak zorunda kaldık.

Bu bile tek başına, terörün bölgede oluşturduğu ortamı anlatmaya yeter.

HABER YOLUNDA ÖLÜMDEN DÖNDÜK

Terörün haberini yapmak da başlı başına bir mücadeleydi.

Siirt’in Eruh ilçesine bağlı Milan Mezrası’nda 25 kişinin katledildiği olayın haberini aldığımızda, olay yerine bir an önce ulaşmak için yola çıktık.

Yanımda gazeteci arkadaşım Mehmet Faraç vardı.

Olay yerine yetişme telaşıyla Batman yakınlarında kullandığım araç aşırı hız nedeniyle kontrolden çıktı ve takla attı.

Mehmet Faraç’la birlikte ölümden döndük.

Bugün geriye dönüp baktığımda, o kazanın sadece bir trafik kazası olmadığını düşünüyorum.

O yıllarda gazetecilik yapmanın ne kadar zor ve tehlikeli olduğunu anlatan sayısız olaydan yalnızca biriydi.

Çünkü haberin peşinden giderken neyle karşılaşacağınızı bilmiyordunuz.

BAZEN BİR KÖYÜN TAMAMINI KORKU SARARDI

Köylülerle konuşuyorduk.

“Bu gece gelirler mi?”

“Köyü basarlar mı?”

“Çocuklarımızın başına bir şey gelir mi?” soruları insanların hayatının bir parçası haline gelmişti.

Akşam olduğunda korku daha da büyüyordu.

Çünkü terör sadece insanları öldürmüyor, insanların geleceğe ilişkin güven duygusunu da öldürüyordu.

Bir çocuğun psikolojisini düşünün.

Gece silah sesleriyle uyanıyor.

Babası evde mi diye bakıyor.

Annesinin yüzündeki korkuyu görüyor.

Sabah okula giderken “Akşam dönebilecek miyim?” endişesi taşıyor.

İşte terörün gerçek faturası budur.

Sadece kaybedilen canlar değildir.

Çocukluğunu kaybedenlerdir.

Gelecek hayallerini kaybedenlerdir.

Köyünü terk etmek zorunda kalanlardır.

Korkuyla büyüyen nesillerdir.

O GÜNLERİ YAŞAMAYANLAR İÇİN ANLATMAK KOLAY DEĞİL

Bugün “Terörsüz Türkiye” denildiğinde bazı insanların bunun önemini tam olarak kavrayamamasını anlayabiliyorum.

Çünkü o günleri yaşamayanlar için terör, çoğu zaman televizyon ekranlarında görülen görüntülerden veya gazete sayfalarında okunan haberlerden ibaret.

Oysa biz o haberlerin içindeydik.

Biz o köylere gittik.

Biz o mahkemelerdeydik.

Biz o operasyonlara katıldık.

Biz o cesetleri gördük.

Biz o korkuyu yaşayan insanlarla konuştuk.

Biz geceleri yerlerde yattık.

Ve biz bir haberin peşinden giderken ölümden döndük.

İşte bu yüzden “Terörsüz Türkiye” benim için sıradan bir siyasi kavram değil.

Bu, bir dönemin kapanması ve çocuklarımızın başka bir Türkiye’de yaşaması umududur.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE’DEN KİM KORKAR?

Şayet gerçekten terör sona erecekse…

Şayet insanlar artık korkmadan yaşayacaksa…

Şayet anneler çocuklarını güven içinde büyütecekse…

Şayet öğretmenler, doktorlar, sağlık çalışanları, askerler, polisler ve gazeteciler görevlerini ölüm korkusu olmadan yapabilecekse…

Bundan kim rahatsız olabilir?

Terörsüz Türkiye’den;

Doğu da kazanır, Batı da…

Kürt de kazanır, Türk de…

Devlet de kazanır, vatandaş da…

En büyük kazancı ise çocuklarımız elde eder.

Çünkü onların bizim yaşadığımız günleri yaşamaması, bizim için bütün siyasi tartışmaların üzerindedir.

BİZ GÖRDÜK, ONLAR GÖRMESİN

Ben o yılların gazetecisiyim.

Çok şey gördüm.

Ama gördüklerimin tamamını anlatmaya kelimeler yetmez.

Bazı görüntüler var ki insanın zihnine kazınır.

Bazı sesler var ki yıllar geçse de kulağınızdan gitmez.

Bazı hikâyeler var ki aradan on yıllar geçmesine rağmen ilk günkü gibi hatırlanır.

İşte bu nedenle bugün “Terörsüz Türkiye” denildiğinde benim aklıma öncelikle siyaset gelmiyor.

Aklıma, bir daha o günlere dönülmemesi geliyor.

Bir daha köyler basılmasın.

Bir daha çocuklar öldürülmesin.

Bir daha öğretmenler, sağlık çalışanları ve gazeteciler hedef olmasın.

Bir daha insanlar devlet ile terör örgütü arasında kalmasın.

Bir daha bir anne, “Bu gece çocuğuma bir şey olur mu?” korkusuyla sabahı beklemesin.

Ve bir daha hiçbir gazeteci, haber yapmak için çıktığı yolda silah taşımak zorunda kalmasın.

Biz o günleri gördük.

Çocuklarımız görmesin.

Rabbim bir daha o günleri ne bizlere ne de bizden sonra gelecek nesillere yaşatmasın.

Çünkü bazı acılar unutulmaz.

Ama unutulmaması gereken asıl şey, o acıların bir daha yaşanmaması için ders çıkarmaktır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[TERÖRSÜZ TÜRKİYE’NİN KIYMETİNİ O GÜNLERİ YAŞAYANLAR BİLİR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:53:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/terorsuz-turkiyenin-kiymetini-o-gunleri-yasayanlar-bilir-145743-20260810.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/terorsuz-turkiyenin-kiymetini-o-gunleri-yasayanlar-bilir-145743-20260810.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/terorsuz-turkiyenin-kiymetini-o-gunleri-yasayanlar-bilir-145743-20260810.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[OSMANLI SEYYİD VE ŞERİFLERİ KORUDU BİZ KAPI ÐIŞARI ETTİK!!!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-osmanli-seyyid-ve-serifleri-korudu-biz-kapi-djisari-ettik-595.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-osmanli-seyyid-ve-serifleri-korudu-biz-kapi-djisari-ettik-595.html</link>
                    <description><![CDATA[Dr. Seyyid Hüseyin Zerraki yazdı…]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Osmanlı’da Nakîbüleşraflık Kurumunun Doğuşu,Gelişimi ve Seyyid-Şeriflere Verilen Değer Osmanlı Devleti'nin tarih sahnesine çıkışı yalnızca fetihlerin, siyasî mücadelelerin ve toprak genişlemesinin tarihi değildir. Osmanlıların kuruluş döneminden itibaren ilme, ulemâya, meşâyıha, sâdâta ve Peygamber Efendimiz'in neslinden gelen seyyid ve şeriflere gösterilen hürmet de devlet anlayışının önemli unsurlarından biri olmuştur. Büyük Selçuklu Devleti'nin siyasî gücünün zayıflamaya başladığı, Anadolu'daki siyasî dengelerin değiştiği bir dönemde Osman Gazi'nin yıldızının parlaması ve çevresinde güvenli bir siyasî merkez meydana getirmesi, yalnız savaşçı unsurları değil; âlimleri, sûfîleri ve sâdât-ı kirâmı da bu yeni yurda yöneltmiştir. Osmanlıların yükselişinde yalnız kılıç ehlinin değil, ilim ve irfan ehlinin de büyük rolü vardır. OSMAN GAZİ DÖNEMİNDE SÂDÂTA BAKIŞ Osman Gazi ve ilk Osmanlı hükümdarları döneminde seyyid ve şeriflere yönelik özel bir hürmet anlayışının bulunduğu anlaşılmaktadır. Sizin aktardığınız Selçuklu dönemine ait menşur ve beratlarda seyyidlerin, “risâlet şeceresinin meyveleri” ve “nübüvvet deryasının incileri” olarak görülmesi, dönemin siyasî ve dinî zihniyetini göstermesi bakımından son derece önemlidir. Bu anlayışın temelinde, Hz. Peygamber'e duyulan muhabbet ve onun Ehl-i Beyt'ine gösterilen hürmet bulunmaktadır. Şûrâ sûresinin 23. âyetinde geçen “el-meveddete fi'l-kurbâ” ifadesi de tarih boyunca Ehl-i Beyt sevgisi bağlamında yorumlanmış ve Müslüman toplumlarda Peygamber Efendimiz'in nesline karşı muhabbetin güçlü bir dayanağı olarak görülmüştür. Bu sebeple seyyid ve şeriflerin korunması, ihtiyaçlarının giderilmesi ve toplum içerisinde kendilerine yakışan bir mevki içerisinde yaşamalarının sağlanması, yalnız idarî bir görev olarak değil, aynı zamanda Peygamber Efendimiz'e duyulan muhabbetin bir tezahürü olarak değerlendirilmiştir. OSMANLI'DA NAKÎBÜLEŞRAFLIĞIN FİKRÎ TEMELLERİ Burada önemli bir noktayı birbirinden ayırmak gerekir: Osman Gazi döneminde henüz Osmanlı Devleti'nde “Nakîbüleşraflık” adıyla kurulmuş resmî bir teşkilât bulunmamaktadır. Fakat daha sonraki Nakîbüleşraflık kurumunun temel görevlerini meydana getirecek anlayışın köklerini bu ilk dönemde görmek mümkündür. Bunların başında; Seyyid ve şeriflere hürmet edilmesi, Onların korunması, Muhtaç olanların geçimlerinin temin edilmesi, Sâdâtın toplum içerisindeki itibarının korunması, Nesep ve şecere bilgilerinin bilinmesi, Hak ve hukuklarının gözetilmesi, Kendilerini küçük düşürecek veya makamlarına uygun olmayan durumlardan korunmaları gelmektedir. Selçuklu vesikalarında geçen “istidrâr-ı erzâk”, “esbâb-ı ma‘âş”, “vücûh-ı intiaş” gibi ifadeler de bu anlayışın ekonomik boyutunu göstermektedir. “İdrâr” veya “istidrâr”, burada sürekli olarak sağlanan tahsisat ve geçim imkânı anlamında kullanılmaktadır. Dolayısıyla sâdâttan ihtiyaç sahibi olanların geçimlerini sağlayabilmeleri için düzenli gelir veya tahsisat verilmesi, sonraki Osmanlı uygulamalarının da anlaşılmasına yardımcı olmaktadır. SEYYİDLERİN KAYIT ALTINA ALINMASI NEDEN ÖNEMLİYDİ? Nakîbüleşraflık kurumunun ortaya çıkmasının en önemli sebeplerinden biri de nesep meselesidir. Hz. Peygamber'in soyundan geldiğini iddia eden kişilerin sayısının artması, gerçek seyyidlerle sonradan bu unvanı kullanan kişilerin birbirinden ayrılmasını gerekli kılmıştır. Nitekim Osmanlı döneminde Nakîbüleşrafın en önemli vazifelerinden biri seyyid ve şeriflerin nesep kayıtlarını tutmak ve sahte seyyidlik iddialarının önüne geçmekti. Bu sebeple merkezde ve taşrada Nakîbüleşraf defterleri tutulmuş; seyyidlik ve şeriflik iddiasında bulunanların nesep bilgileri kayda geçirilmiştir. Böylece devlet bir taraftan Peygamber Efendimiz'in nesline hürmet göstermiş, diğer taraftan bu şerefin istismar edilmesine izin vermemiştir. YILDIRIM BAYEZİD DÖNEMİ: İLK RESMÎ ADIM Osmanlılarda Nakîbüleşraflığın tarihî gelişiminde asıl dönüm noktalarından biri Yıldırım Bayezid dönemidir. 802/1400 yılında, seyyid ve şeriflerle ilgilenmek üzere bir makam ihdas edildiği bilinmektedir. Bu göreve Bağdat eşrafından olup Bursa'da İshâkıyye/Kâzerûniyye Zâviyesi postnişini olan Seyyid Muhammed Nattâ‘ Hüseynî getirilmiştir. Bu gelişme, Osmanlılarda seyyid ve şeriflerle ilgilenen özel bir makamın ortaya çıkması bakımından son derece önemlidir. Ancak bu dönemde makam henüz sonraki anlamıyla tam teşekküllü bir Nakîbüleşraflık kurumu değildir. Görevli daha çok “nâzır” olarak anılmaktadır. II. MURAD DÖNEMİ VE GELENEĞİN DEVAMI Ankara Savaşı'nın ardından yaşanan siyasî çalkantılara rağmen bu gelenek ortadan kalkmamıştır. Seyyid Muhammed Nattâ‘, Timur ordusuna esir düşmüş, daha sonra Hicaz'a gitmiş ve II. Murad döneminde Bursa'ya dönerek eski görevine yeniden başlamıştır. Vefatından sonra ise yerine oğlu Zeynelâbidin geçmiştir. Bu durum, seyyid ve şeriflerle ilgilenen makamın geçici bir uygulama olmaktan çıkıp devamlılık kazanmaya başladığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. II. BAYEZİD DÖNEMİ: NAKÎBÜLEŞRAFLIĞIN KURUMSALLAŞMASI Nakîbüleşraflık kurumunun gerçek anlamda kurumsallaşması ise II. Bayezid döneminde gerçekleşmiştir. 900/1494 yılında II. Bayezid, hocası Seyyid Abdullah'ın oğlu Seyyid Mahmud'u maaşlı olarak bu göreve tayin etti. Bu tayin, kurumun tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Çünkü bu tarihe kadar görev yapanlar devletten düzenli maaş almıyor ve “nâzır” olarak anılıyordu. II. Bayezid dönemindeki tayinle birlikte görev resmî bir statü kazanmış ve “Nakîbüleşraf” unvanı kullanılmaya başlanmıştır. Böylece Osmanlı Devleti'nde seyyid ve şeriflerin nesep, hukuk, sosyal statü ve çeşitli idarî meseleleriyle ilgilenen kurumsal bir yapı ortaya çıkmıştır. NAKÎBÜLEŞRAFIN GÖREVLERİ Nakîbüleşraf yalnızca seyyidlerin başında bulunan sembolik bir makam değildi. Görev alanı oldukça genişti. Nakîbüleşraf; Seyyid ve şeriflerin nesep kayıtlarını tutar, seyyidlik ve şeriflik beratlarının verilmesiyle ilgilenir, sâdâta tanınan bazı vergi ve askerlik muafiyetlerinin uygulanmasını takip eder, seyyid ve şeriflerin hukukî meseleleriyle ilgilenir, sahte seyyidlik iddialarının önüne geçer, gerektiğinde onların haklarını devlet makamları karşısında korur, sâdâtın sosyal itibarının muhafaza edilmesini sağlar ve devletin önemli dinî ve siyasî merasimlerinde onları temsil ederdi. Osmanlı Devleti'nde seyyid ve şeriflere bazı örfî vergilerden muafiyetler tanınmış, çeşitli dönemlerde kendilerine tahsisatlar ve özel ihsanlar verilmiştir. Ancak burada önemli bir denge vardır: Seyyid olmak suç işlemekten veya hukuktan muaf olmak anlamına gelmiyordu. Seyyid ve şeriflerin sahip oldukları itibar, onların hukuk dışına çıkmasına izin veren bir ayrıcalık değildi. Nitekim Nakîbüleşrafın görevlerinden biri de bu topluluğun kendi içerisinde düzenini korumak ve gerektiğinde suistimallerin önüne geçmekti. NAKÎBÜLEŞRAFLIK VE DEVLET MERASİMLERİ Zamanla Nakîbüleşraf Osmanlı devlet protokolünün önemli makamlarından biri hâline geldi. Biat, bayramlaşma, mevlid, kılıç kuşanma ve padişahların tahta çıkış merasimlerinde Nakîbüleşraf ön sıralarda yer aldı. Bazı padişahların kılıç kuşanma merasimlerinde Nakîbüleşrafın önemli bir rol üstlendiği görülmektedir. Padişah sefere çıktığında Nakîbüleşrafın da sâdâtla birlikte sefere katıldığı ve Sancak-ı Şerif'in yanında bulunduğu bilinmektedir. Padişah sefere katılmadığında ise onu temsilen alemdar görevlendirilmekteydi. Bu durum bize Nakîbüleşraflığın yalnızca idarî bir kurum olmadığını; aynı zamanda Osmanlı devlet zihniyetindeki Peygamber sevgisinin, Ehl-i Beyt muhabbetinin ve dinî sembollerin devlet merasimlerindeki yansıması olduğunu göstermektedir. TAŞRADA NAKÎBÜLEŞRAFLIK Merkezde bulunan Nakîbüleşrafın yanında taşrada da bu makamın temsilcileri bulunuyordu. Bunlara Nakîbüleşraf kaymakamları deniliyordu. İstanbul'daki merkez Nakîbüleşrafı, farklı bölgelerde görev yapan kaymakamlar vasıtasıyla taşradaki seyyid ve şeriflerin meselelerini takip ediyordu. Böylece Osmanlı Devleti'nin geniş coğrafyasında bulunan sâdâtın nesep ve hukuk meseleleri merkezi bir sistem içerisinde takip edilmeye çalışılmıştır. SÂDÂTA HÜRMET, DEVLET AKLININ BİR PARÇASIYDI Osmanlıların seyyid ve şeriflere gösterdiği hürmet, sadece bir protokol meselesi değildi. Bu anlayışın arkasında Peygamber Efendimiz'e duyulan derin muhabbet bulunuyordu. Osmanlı hükümdarları açısından mesele yalnızca: “Seyyidlere nasıl davranmalıyız?” sorusundan ibaret değildi. Asıl mesele: “Resûlullah'ın emanetine nasıl sahip çıkmalıyız?” anlayışıydı. Bu sebeple seyyidlerin ihtiyaçlarının karşılanması, onların zillete düşürülmemesi, nesep ve şecerelerinin korunması, toplum içerisindeki itibarlarının muhafaza edilmesi ve haklarının gözetilmesi önemli kabul edilmiştir. OSMANLI'NIN İLK DEVRİNDEN KURUMSAL YAPIYA Bu tarihî gelişmeyi bir bütün hâlinde değerlendirdiğimizde karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır: Osman Gazi ve Orhan Gazi döneminde: Seyyid, şerif, âlim ve sûfîlere yönelik hürmet ve himaye anlayışı güçlendi. Yıldırım Bayezid döneminde – 802/1400: Seyyid ve şeriflerle ilgilenmek üzere özel bir makam ortaya çıktı. II. Murad döneminde: Bu görev ve gelenek devam ettirildi. II. Bayezid döneminde – 900/1494: Seyyid Mahmud'un maaşlı olarak tayiniyle makam kurumsal bir hüviyet kazandı ve Nakîbüleşraf unvanı yerleşti. Sonraki asırlarda: Nakîbüleşraflık Osmanlı idarî ve ilmî teşkilâtı içerisinde önemli bir mevki hâline geldi. Hilâfetin ilgasıyla: Nakîbüleşraflık kurumu da tarih sahnesinden çekildi. SONUÇ: BİR MAKAMDAN DAHA FAZLASI Nakîbüleşraflık, Osmanlı tarihinin yalnızca idarî kurumlarından biri değildir. Bu kurum, Osmanlı'nın Peygamber Efendimiz'in nesline duyduğu muhabbetin devlet teşkilâtına yansımış şekillerinden biri olarak da değerlendirilebilir. Fakat kurumun asıl başarısı, hürmet ile düzeni birlikte yürütebilmesinde yatmaktadır. Bir tarafta: Sâdât-ı kirâma hürmet… Diğer tarafta: Nesebin araştırılması… Bir tarafta: İhtiyaç sahiplerinin geçiminin temini… Diğer tarafta: Sahte seyyidlik iddialarının önlenmesi… Bir tarafta: Peygamber sevgisi… Diğer tarafta: Devlet düzeni ve hukuk… Osmanlıların kurduğu sistem bu iki tarafı bir arada tutmaya çalışmıştır. Bu bakımdan Nakîbüleşraflık, yüzyıllar boyunca nesebi koruyan, sâdâtın hukukunu gözeten, devlet ile Peygamber nesli arasında resmî bir irtibat noktası oluşturan ve Osmanlı'nın dinî-sosyal zihniyetini yansıtan müstesna kurumlardan biri olmuştur. Ve bu kurumun hikâyesi bize önemli bir tarihî gerçeği hatırlatmaktadır: Osmanlı'nın devlet anlayışında fetih kadar muhafaza, kudret kadar hürmet, kılıç kadar ilim ve siyaset kadar gönül de vardı. TARİHÎ BİR NOT Osman Gazi dönemine ait olduğu belirtilen 683/1284 tarihli Selçuklu menşurundaki seyyidlerle ilgili tavsiyeler, bu yazının fikrî arka planı bakımından kıymetlidir. Ancak söz konusu belgenin tarihi, nüshası, neşri ve Osman Gazi'ye intikali ayrıca birincil kaynaklar üzerinden kontrol edilmelidir. Bu sebeple metinde söz konusu belgeyi “Nakîbüleşraflık Osman Gazi döneminde kuruldu” şeklinde değil, daha sonraki kurumsallaşmaya zemin hazırlayan erken dönem zihniyetinin bir göstergesi olarak değerlendirmek tarihî açıdan daha sağlamdır. Nitekim TDV İslâm Ansiklopedisi de Osmanlılarda bu makamın ilk izlerini Yıldırım Bayezid dönemindeki 802/1400 tarihli uygulamaya, kurumlaşmasını ise II. Bayezid'in 900/1494 tarihli tayinine bağlamaktadır. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[OSMANLI SEYYİD VE ŞERİFLERİ KORUDU BİZ KAPI ÐIŞARI ETTİK!!! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:49:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/osmanli-seyyid-ve-serifleri-korudu-biz-kapi-djisari-ettik-145100-20260810.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/osmanli-seyyid-ve-serifleri-korudu-biz-kapi-djisari-ettik-145100-20260810.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/osmanli-seyyid-ve-serifleri-korudu-biz-kapi-djisari-ettik-145100-20260810.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI: BÖLGESEL GÜVENLİKTE YENİ BİR STRATEJİK DÖNEM]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-mekke-ortak-savunma-anlasmasi-bolgesel-guvenlikte-yeni-bir-stratejik-donem-594.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-mekke-ortak-savunma-anlasmasi-bolgesel-guvenlikte-yeni-bir-stratejik-donem-594.html</link>
                    <description><![CDATA[Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uluslararası sistemde artan belirsizlikler ve bölgesel krizlerin giderek daha karmaşık bir nitelik kazanması, devletleri güvenlik politikalarını yeniden değerlendirmeye yöneltmektedir. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında şekillenen Mekke Ortak Savunma Anlaşması da bu değişimin önemli göstergelerinden biridir. Anlaşmayı yalnızca güncel tehditlere karşı geliştirilmiş askerî bir tedbir olarak değil, bölge ülkelerinin kendi güvenlikleri konusunda daha fazla sorumluluk üstlenme iradesinin bir sonucu olarak değerlendirmek gerekir.

Türkiye; güçlü askerî kapasitesi, gelişmiş savunma sanayisi ve operasyonel tecrübesiyle, Pakistan; büyük ve profesyonel ordusu ile stratejik kapasitesiyle, Suudi Arabistan ise ekonomik gücü, küresel enerji piyasalarındaki ağırlığı ve İslam dünyasındaki özel konumuyla bu iş birliğine farklı fakat birbirini tamamlayan imkânlar kazandırmaktadır. Bu üç ülkenin sahip olduğu kapasitenin ortak bir güvenlik anlayışı etrafında buluşması, bölgesel güç dengeleri açısından önemli bir stratejik değer taşımaktadır.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da vurguladığı kolektif caydırıcılık anlayışı, anlaşmanın temelini oluşturan başlıca unsurlardan biridir. Bir savunma mekanizmasının başarısı, ne ölçüde savaşa girebildiğiyle değil, muhtemel saldırıları ne ölçüde engelleyebildiğiyle değerlendirilmelidir. Bu açıdan Mekke Anlaşması’nın temel amacı yeni cepheler oluşturmak değil; saldırının askerî, siyasi ve ekonomik maliyetini yükselterek çatışma ihtimalini azaltmaktır.

Anlaşmanın bir diğer önemli boyutu bölgesel sahiplenme anlayışıdır. Ortadoğu ve Körfez güvenliği uzun yıllar boyunca bölge dışındaki büyük güçlerin askerî ve siyasi varlığıyla yakından ilişkili olmuştur. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki bu iş birliği ise bölge devletlerinin kendi güvenliklerinin sorumluluğunu daha fazla üstlenme yönündeki iradesini göstermektedir. Bu yaklaşım mevcut uluslararası ittifaklara alternatif oluşturmak değil, bölgesel stratejik kapasiteyi güçlendirmek anlamına gelmektedir.

Bu noktada anlaşmanın herhangi bir devlete veya mezhebe karşı kurulmuş askerî bir blok şeklinde değerlendirilmemesi özellikle önemlidir. İran dâhil bölgedeki ülkelerle yaşanan görüş ayrılıkları ve stratejik rekabet, yeni kutuplaşmaların gerekçesi hâline getirilmemelidir. Türkiye ve Pakistan’ın İran ile sınır komşusu olması, ekonomik ve diplomatik ilişkilerin devam etmesi; güvenlik politikaları ile diplomasinin birlikte yürütülmesini gerekli kılmaktadır.

Bölgenin ihtiyacı yeni Sünni-Şii ayrışmaları veya vekâlet mücadeleleri değil; devletlerin egemenliğine saygı gösterildiği, saldırganlığın caydırıldığı ve anlaşmazlıkların diplomasi yoluyla çözülebildiği sürdürülebilir bir güvenlik düzenidir. Güçlü olmak ile çatışmacı olmak birbirinden farklıdır. Asıl stratejik başarı, askerî kapasiteyi barışı koruyabilecek bir caydırıcılık unsuruna dönüştürebilmektir.

Mekke Anlaşması’nın uzun vadeli değeri yalnızca askerî dayanışmayla da sınırlı değildir. Savunma sanayisi, hava ve füze savunması, insansız sistemler, siber güvenlik, istihbarat paylaşımı, askerî eğitim ve deniz güvenliği gibi alanlarda geliştirilecek iş birlikleri üç ülkenin stratejik dayanıklılığını artıracaktır. Özellikle ortak teknoloji geliştirilmesi ve savunma sistemlerinin birlikte üretilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve stratejik özerkliğin güçlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Pakistan’ın sahip olduğu nükleer kapasite de bu stratejik denkleme ayrı bir ağırlık kazandırmaktadır. Bununla birlikte anlaşmayı doğrudan bir nükleer güvenlik garantisi şeklinde yorumlamak doğru değildir. Açık ve resmî bir nükleer savunma taahhüdü bulunmadığı sürece böyle bir değerlendirme hukuki ve siyasi açıdan ihtiyatla ele alınmalıdır. Buna rağmen Pakistan’ın stratejik kapasitesinin genel caydırıcılık denkleminde önemli bir psikolojik ağırlık oluşturduğu açıktır.

Bu nedenle Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı bugünden bir “İslam NATO’su” şeklinde tanımlamak yerine, İslam dünyasında stratejik öz yeterlilik ve ortak güvenlik bilincinin güçlenmesi bakımından değerlendirmek daha doğru olacaktır. NATO benzeri kurumsal bir yapıdan söz edebilmek için ortak komuta mekanizmaları, açık askerî yükümlülükler ve kalıcı savunma protokolleri gerekir. Bugünkü aşamada önemli olan isimlendirmeden çok, ortaya çıkan iş birliğinin hangi ilkeler doğrultusunda geliştirileceğidir.

Türkiye’nin askerî ve teknolojik birikimi, Pakistan’ın stratejik kapasitesi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik imkânları; uluslararası hukuk, egemenliğe saygı, diplomasi ve barış ilkeleri etrafında birleştiğinde yalnızca üç ülkenin güvenliğine değil, daha geniş bir coğrafyanın istikrarına katkı sağlayabilecek önemli bir güç ortaya çıkmaktadır.

Müslüman ülkeler; kendi topraklarını, halklarını, millî egemenliklerini ve kutsal değerlerini koruyabilecek güce sahip olmalıdır. Ancak bu gücün nihai amacı yeni çatışmalar üretmek değil, çatışmaların ortaya çıkmasını engelleyecek bir caydırıcılık düzeni kurmak olmalıdır.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın tarihî değeri de tam olarak burada ortaya çıkmaktadır. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki stratejik dayanışmanın başarısı, bu ülkelerin birlikte bir savaşa girmesiyle değil; oluşturdukları ortak güç sayesinde muhtemel saldırıların daha başlamadan önlenmesiyle ölçülecektir.

“Çünkü gerçek güç, savaşı kazanabilmekten önce barışı koruyabilmektir.”

&nbsp;

Doç. Dr. Yüksel Turğut Akın

Sosyolog-Pedagog- Araştırmacı Yazar
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI: BÖLGESEL GÜVENLİKTE YENİ BİR STRATEJİK DÖNEM - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 08:26:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/mekke-ortak-savunma-anlasmasi-bolgesel-guvenlikte-yeni-bir-stratejik-donem-113024-20260810.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/mekke-ortak-savunma-anlasmasi-bolgesel-guvenlikte-yeni-bir-stratejik-donem-113024-20260810.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/mekke-ortak-savunma-anlasmasi-bolgesel-guvenlikte-yeni-bir-stratejik-donem-113024-20260810.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[VALİLİK MAKAMI ŞORTLA ZİYARET EDİLİR Mİ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-593.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-593.html</link>
                    <description><![CDATA[Müslüm Aktürk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bir sanatçı, Isparta Valisi Sayın Abdullah Erin’i ziyaret etmiş. Buraya kadar mesele yok. Üstelik Sayın Vali’nin hemşehrisiymiş. Valimizin hemşehrisine kapısını açması, onu makamında ağırlaması da gayet doğal. Ama bir de fotoğraf var. Ve o fotoğraf, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Valilik makamına şortla, gömleğin birkaç düğmesi açık şekilde girilir mi? Benim derdim sanatçı Berdan Mardin’in şahsıyla değil. Meselem, makama gösterilmesi gereken saygıyla. Çünkü valilik sıradan bir ziyaret yeri değildir. Orası devletin temsil edildiği bir makamdır. Oraya girerken insanın kim olduğu, ne kadar tanındığı, kaç kişinin onu takip ettiği veya sanatçı olup olmadığı değil; makama duyduğu saygı önemlidir. HEMŞEHRİLİK AYRICALIK DEĞİLDİR Sayın Abdullah Erin’in hemşehrisi olmak elbette güzel bir bağdır. İnsan hemşehrisini gördüğünde daha sıcak davranabilir, daha hoşgörülü olabilir. Ama hemşehrilik, makamın ciddiyetini ortadan kaldıran bir ayrıcalığa dönüşmemelidir. Vali hoşgörülü olabilir. Vali misafirini kırmamak için kıyafetine dahi dikkat çekmemiş olabilir. Fakat bu hoşgörü, makamın temsil ettiği değerin önüne geçmemelidir. Çünkü devlet makamları kişilere göre şekil değiştirmez. SANATÇI OLMAK İSTİSNA SAĞLAMAZ Bir sanatçı olmak elbette farklı bir hayat tarzına, farklı bir sahne kimliğine sahip olmayı gerektirebilir. Sahnede giyilen kıyafet başka, devletin bir makamına girerken tercih edilen kıyafet başka olmalıdır. Bu, özgürlüğe müdahale değildir. Bu, kişinin sanatçılığına yönelik bir eleştiri de değildir. Bu, sadece yerine ve makamına göre davranma nezaketidir. Bir vatandaş kaymakamlığa, valiliğe, adliyeye veya başka bir kamu makamına giderken nasıl davranması gerektiğini biliyorsa; tanınmış bir sanatçının bunu daha fazla bilmesi gerekir. Çünkü tanınmışlık, sorumluluğu azaltmaz. Tam tersine artırır. MAKAMIN AĞIRLIĞI, MAKAMA GİREN HERKESİ BAĞLAR Bugün bir valilik makamına giriyoruz. Yarın bir belediye başkanlığı makamına, başka bir gün bir üniversitenin rektörlük makamına... Her makamın kendine göre bir ciddiyeti, temsil ettiği bir değer vardır. O makama giren kişinin de bu ciddiyete uygun davranması beklenir. Kimseye “şunu giy, bunu giyme” deme meraklısı değiliz. Ama şortla ve gömleğin birkaç düğmesi açık şekilde valilik makamında fotoğraf vermek, bana göre tartışılması gereken bir görüntüdür. SÖZÜN ÖZÜ... Sayın Vali Abdullah Erin’in hemşehrisine gösterdiği misafirperverliğe diyecek sözümüz yok. Ancak hoşgörü ile makam ciddiyetini birbirine karıştırmamak gerekir. Sanatçı olmak kimseye devlet makamlarının karşısında sınırsız bir kıyafet özgürlüğü tanımaz. Hemşehri olmak da tanımaz. Tanınmış olmak hiç tanımaz. Çünkü mesele Berdan Mardin’in ne giydiğinden çok daha büyüktür. Mesele, devletin makamına duyulan saygıdır. Ve bazı yerlerde insanın önce kendi kimliğini değil, karşısındaki makamın ağırlığını hatırlaması gerekir. Valilik makamı da işte o yerlerden biridir. Bizden söylemesi… ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[VALİLİK MAKAMI ŞORTLA ZİYARET EDİLİR Mİ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 17:59:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-210347-20260809.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-210347-20260809.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-210347-20260809.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[VALİLİK MAKAMI ŞORTLA ZİYARET EDİLİR Mİ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-592.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-592.html</link>
                    <description><![CDATA[Müslüm Aktürk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bir sanatçı, Isparta Valisi Sayın Abdullah Erin’i ziyaret etmiş. Buraya kadar mesele yok. Üstelik Sayın Vali’nin hemşehrisiymiş. Valimizin hemşehrisine kapısını açması, onu makamında ağırlaması da gayet doğal. Ama bir de fotoğraf var. Ve o fotoğraf, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Valilik makamına şortla, gömleğin birkaç düğmesi açık şekilde girilir mi? Benim derdim sanatçı Berdan Mardin’in şahsıyla değil. Meselem, makama gösterilmesi gereken saygıyla. Çünkü valilik sıradan bir ziyaret yeri değildir. Orası devletin temsil edildiği bir makamdır. Oraya girerken insanın kim olduğu, ne kadar tanındığı, kaç kişinin onu takip ettiği veya sanatçı olup olmadığı değil; makama duyduğu saygı önemlidir. HEMŞEHRİLİK AYRICALIK DEĞİLDİR Sayın Abdullah Erin’in hemşehrisi olmak elbette güzel bir bağdır. İnsan hemşehrisini gördüğünde daha sıcak davranabilir, daha hoşgörülü olabilir. Ama hemşehrilik, makamın ciddiyetini ortadan kaldıran bir ayrıcalığa dönüşmemelidir. Vali hoşgörülü olabilir. Vali misafirini kırmamak için kıyafetine dahi dikkat çekmemiş olabilir. Fakat bu hoşgörü, makamın temsil ettiği değerin önüne geçmemelidir. Çünkü devlet makamları kişilere göre şekil değiştirmez. SANATÇI OLMAK İSTİSNA SAĞLAMAZ Bir sanatçı olmak elbette farklı bir hayat tarzına, farklı bir sahne kimliğine sahip olmayı gerektirebilir. Sahnede giyilen kıyafet başka, devletin bir makamına girerken tercih edilen kıyafet başka olmalıdır. Bu, özgürlüğe müdahale değildir. Bu, kişinin sanatçılığına yönelik bir eleştiri de değildir. Bu, sadece yerine ve makamına göre davranma nezaketidir. Bir vatandaş kaymakamlığa, valiliğe, adliyeye veya başka bir kamu makamına giderken nasıl davranması gerektiğini biliyorsa; tanınmış bir sanatçının bunu daha fazla bilmesi gerekir. Çünkü tanınmışlık, sorumluluğu azaltmaz. Tam tersine artırır. MAKAMIN AĞIRLIĞI, MAKAMA GİREN HERKESİ BAĞLAR Bugün bir valilik makamına giriyoruz. Yarın bir belediye başkanlığı makamına, başka bir gün bir üniversitenin rektörlük makamına... Her makamın kendine göre bir ciddiyeti, temsil ettiği bir değer vardır. O makama giren kişinin de bu ciddiyete uygun davranması beklenir. Kimseye “şunu giy, bunu giyme” deme meraklısı değiliz. Ama şortla ve gömleğin birkaç düğmesi açık şekilde valilik makamında fotoğraf vermek, bana göre tartışılması gereken bir görüntüdür. SÖZÜN ÖZÜ... Sayın Vali Abdullah Erin’in hemşehrisine gösterdiği misafirperverliğe diyecek sözümüz yok. Ancak hoşgörü ile makam ciddiyetini birbirine karıştırmamak gerekir. Sanatçı olmak kimseye devlet makamlarının karşısında sınırsız bir kıyafet özgürlüğü tanımaz. Hemşehri olmak da tanımaz. Tanınmış olmak hiç tanımaz. Çünkü mesele Berdan Mardin’in ne giydiğinden çok daha büyüktür. Mesele, devletin makamına duyulan saygıdır. Ve bazı yerlerde insanın önce kendi kimliğini değil, karşısındaki makamın ağırlığını hatırlaması gerekir. Valilik makamı da işte o yerlerden biridir. Bizden söylemesi… ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[VALİLİK MAKAMI ŞORTLA ZİYARET EDİLİR Mİ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 17:59:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-210339-20260809.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-210339-20260809.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-210339-20260809.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[VALİLİK MAKAMI ŞORTLA ZİYARET EDİLİR Mİ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-591.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-591.html</link>
                    <description><![CDATA[Müslüm Aktürk yazdı...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bir sanatçı, Isparta Valisi Sayın Abdullah Erin’i ziyaret etmiş. Buraya kadar mesele yok. Üstelik Sayın Vali’nin hemşehrisiymiş. Valimizin hemşehrisine kapısını açması, onu makamında ağırlaması da gayet doğal. Ama bir de fotoğraf var. Ve o fotoğraf, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Valilik makamına şortla, gömleğin birkaç düğmesi açık şekilde girilir mi? Benim derdim sanatçı Berdan Mardin’in şahsıyla değil. Meselem, makama gösterilmesi gereken saygıyla. Çünkü valilik sıradan bir ziyaret yeri değildir. Orası devletin temsil edildiği bir makamdır. Oraya girerken insanın kim olduğu, ne kadar tanındığı, kaç kişinin onu takip ettiği veya sanatçı olup olmadığı değil; makama duyduğu saygı önemlidir. HEMŞEHRİLİK AYRICALIK DEĞİLDİR Sayın Abdullah Erin’in hemşehrisi olmak elbette güzel bir bağdır. İnsan hemşehrisini gördüğünde daha sıcak davranabilir, daha hoşgörülü olabilir. Ama hemşehrilik, makamın ciddiyetini ortadan kaldıran bir ayrıcalığa dönüşmemelidir. Vali hoşgörülü olabilir. Vali misafirini kırmamak için kıyafetine dahi dikkat çekmemiş olabilir. Fakat bu hoşgörü, makamın temsil ettiği değerin önüne geçmemelidir. Çünkü devlet makamları kişilere göre şekil değiştirmez. SANATÇI OLMAK İSTİSNA SAĞLAMAZ Bir sanatçı olmak elbette farklı bir hayat tarzına, farklı bir sahne kimliğine sahip olmayı gerektirebilir. Sahnede giyilen kıyafet başka, devletin bir makamına girerken tercih edilen kıyafet başka olmalıdır. Bu, özgürlüğe müdahale değildir. Bu, kişinin sanatçılığına yönelik bir eleştiri de değildir. Bu, sadece yerine ve makamına göre davranma nezaketidir. Bir vatandaş kaymakamlığa, valiliğe, adliyeye veya başka bir kamu makamına giderken nasıl davranması gerektiğini biliyorsa; tanınmış bir sanatçının bunu daha fazla bilmesi gerekir. Çünkü tanınmışlık, sorumluluğu azaltmaz. Tam tersine artırır. MAKAMIN AĞIRLIĞI, MAKAMA GİREN HERKESİ BAĞLAR Bugün bir valilik makamına giriyoruz. Yarın bir belediye başkanlığı makamına, başka bir gün bir üniversitenin rektörlük makamına... Her makamın kendine göre bir ciddiyeti, temsil ettiği bir değer vardır. O makama giren kişinin de bu ciddiyete uygun davranması beklenir. Kimseye “şunu giy, bunu giyme” deme meraklısı değiliz. Ama şortla ve gömleğin birkaç düğmesi açık şekilde valilik makamında fotoğraf vermek, bana göre tartışılması gereken bir görüntüdür. SÖZÜN ÖZÜ... Sayın Vali Abdullah Erin’in hemşehrisine gösterdiği misafirperverliğe diyecek sözümüz yok. Ancak hoşgörü ile makam ciddiyetini birbirine karıştırmamak gerekir. Sanatçı olmak kimseye devlet makamlarının karşısında sınırsız bir kıyafet özgürlüğü tanımaz. Hemşehri olmak da tanımaz. Tanınmış olmak hiç tanımaz. Çünkü mesele Berdan Mardin’in ne giydiğinden çok daha büyüktür. Mesele, devletin makamına duyulan saygıdır. Ve bazı yerlerde insanın önce kendi kimliğini değil, karşısındaki makamın ağırlığını hatırlaması gerekir. Valilik makamı da işte o yerlerden biridir. Bizden söylemesi… ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/yasam-haberleri">Yaşam</category><dc:creator><![CDATA[VALİLİK MAKAMI ŞORTLA ZİYARET EDİLİR Mİ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 17:59:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-210329-20260809.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-210329-20260809.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/valilik-makami-sortla-ziyaret-edilir-mi-210329-20260809.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SAADET PARTİSİ ISPARTA İL BAŞKANI OFLAZ’DAN “MEKKE ANLAŞMASI” UYARISI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-saadet-partisi-isparta-il-baskani-oflazdan-mekke-anlasmasi-uyarisi-590.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-saadet-partisi-isparta-il-baskani-oflazdan-mekke-anlasmasi-uyarisi-590.html</link>
                    <description><![CDATA[Oflaz, İslam ülkelerinin birbirine karşı cepheleştirilmemesi gerektiğini belirterek D-8’i işaret etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Adem Oflaz, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde, “Siyonizm ve ABD, bir Türkiye-İran savaşı mı çıkarmak istiyor?” sorusunu gündeme taşıdı. Oflaz, İslam ülkelerinin birbirine karşı cepheleştirilmemesi gerektiğini belirterek D-8’i işaret etti.

Saadet Partisi Isparta İl Başkanı Adem Oflaz, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ve kamuoyunda “Mekke Anlaşması” olarak nitelendirilen savunma anlaşmasına ilişkin yazılı bir değerlendirmede bulundu.

Anlaşmanın zamanlamasına dikkat edilmesi gerektiğini savunan Oflaz, bölgedeki gelişmeler üzerinden Türkiye’nin İran’la karşı karşıya getirilebileceği yönünde endişelerini dile getirdi.

“SİYASETTE HİÇBİR ŞEY TESADÜF DEĞİLDİR”

ABD’nin eski Başkanı Franklin D. Roosevelt’e atfedilen “Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir” sözünü hatırlatan Oflaz, anlaşmanın bölgedeki gelişmelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Oflaz, İran’ın çevresindeki İslam ülkelerinde bulunan ABD üslerinin bölgedeki çatışmalarda önemli bir unsur haline geldiğini öne sürerek, bu üslerden İran’a yönelik saldırılar gerçekleştirildiğini ve İran’ın da kendisini savunmak amacıyla söz konusu üsleri hedef aldığını belirtti.

“TÜRKİYE-İRAN SAVAŞI MI ÇIKARILMAK İSTENİYOR?”

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan anlaşmanın en kritik maddesinin, taraflardan birine yönelik saldırının üç ülkeye birden yapılmış sayılması olduğunu belirten Oflaz, şu soruyu gündeme taşıdı:

“Siyonizm ve ABD, bir Türkiye-İran savaşı mı çıkarmak istiyor?”

Oflaz, bölgedeki gelişmelerin Müslüman ülkelerin birbirleriyle karşı karşıya getirilmesine hizmet etmemesi gerektiğini savunarak, “Arz-ı Mevud” anlayışı üzerinden Müslümanların birbirine karşı kullanılabileceği yönündeki endişesini dile getirdi.

“MÜSLÜMAN ŞUURLU OLUR”

Anlaşmanın İslam ülkeleri arasındaki iş birliği açısından olumlu görülmesine yönelik olası eleştirilere de değinen Oflaz, İslam dünyasının gerçek anlamda bir iş birliği zemini oluşturması gerektiğini söyledi.

Oflaz, bu noktada merhum Necmettin Erbakan’ın 1997 yılında öncülüğünü yaptığı D-8 oluşumuna dikkat çekerek, “Gerçekten bir mücadele verilecekse D-8 toplanır ve küresel güçlere karşı net bir duruş sergilenir” değerlendirmesinde bulundu.

“İSLAM COĞRAFYASI KENDİ İÇİNDE SAVAŞA SÜRÜKLENMEMELİ”

Suudi Arabistan gibi ABD üslerinin bulunduğu ülkelerden İran’a yönelik saldırılar gerçekleştirilmesi halinde, İran’ın bu üsleri hedef almasının anlaşma kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini sorgulayan Oflaz, böyle bir durumun İran’a karşı ortak bir cephe oluşturulmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Bu senaryonun İslam coğrafyasını kendi içinde çatışmaya sürükleyebileceğini savunan Oflaz, “Siyonist oyunlara ve tuzaklara karşı son derece uyanık olunmalıdır” ifadelerini kullandı.

“DIŞ POLİTİKAYA GÜVENMİYORUM”

Saadet Partisi Isparta İl Başkanı Adem Oflaz, açıklamasının sonunda mevcut iktidarın dış politikasına güvenmediğini belirterek, Müslümanların bölgedeki gelişmelere karşı basiret ve ferasetle hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Oflaz, tüm Müslümanları “tehlikeli senaryolara karşı dikkatli olmaya” davet etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[SAADET PARTİSİ ISPARTA İL BAŞKANI OFLAZ’DAN “MEKKE ANLAŞMASI” UYARISI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:26:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-isparta-il-baskani-oflazdan-mekke-anlasmasi-uyarisi-153013-20260809.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-isparta-il-baskani-oflazdan-mekke-anlasmasi-uyarisi-153013-20260809.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-isparta-il-baskani-oflazdan-mekke-anlasmasi-uyarisi-153013-20260809.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["İSLAM NATO'SU" SAHNEDE: MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI ARAP BASININDA DEPREM ETKİSİ YAPTI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-islam-natosu-sahnede-mekke-ortak-savunma-anlasmasi-arap-basininda-deprem-etkisi-yapti-589.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-islam-natosu-sahnede-mekke-ortak-savunma-anlasmasi-arap-basininda-deprem-etkisi-yapti-589.html</link>
                    <description><![CDATA[Ortadoğu'nun güvenlik mimarisinde yeni bir dönem başlıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ortadoğu'nun güvenlik mimarisinde yeni bir dönem başlıyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında geçtiğimiz gün imzalanan tarihi savunma paktı, Arap dünyasında "Batı vesayetine karşı bölgesel bağımsızlık" ve Tartışmalı biir kavram olan "İslam NATO'su" yorumlarıyla manşetlere taşındı.

&nbsp;

ARAP – TÜRK MEDYASI/AJANSLAR&nbsp; – AKTÜRK HABER – ANKARA - &nbsp;Suudi Arabistan'ın Mekke şehrindeki Sefa Sarayı'nda 7 Ağustos Cuma günü imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" (اتفاقية مكة للدفاع المشترك), tüm dünyada olduğu gibi Arap basınında da bir numaralı gündem maddesi olmaya devam ediyor. Anlaşmanın belkemiğini oluşturan "Birimize yapılan saldırı hepimize yapılmıştır" prensibi, Ortadoğu entelektüel çevreleri ve medyasında bölgesel bir caydırıcılık kalkanının en net adımı olarak değerlendirildi.

Suudi Basını: Güvenlik Dengeleri Yeniden Şekilleniyor

Ev sahibi Suudi Arabistan'ın önde gelen medya kuruluşları, anlaşmayı ülkenin askeri ve diplomatik gücünü perçinleyen bir vizyon hamlesi olarak okurlarına duyurdu.




	Şarku'l Avsat: Pan-Arap dünyasının etkili gazetelerinden Şarku'l Avsat, haberi “Mekke Ortak Savunma Anlaşması... Bölgesel Güvenlik Dengelerini Yeniden Şekillendiren Bütünleştirici Bir İttifak” manşetiyle gördü. Gazete, bu hamlenin yalnızca coğrafi veya ekonomik değil, derin siyasi anlayışlara dayandığını vurguladı.





	Suudi Arabistan Haber Ajansı (SPA): Resmi ajans, paktın saldırgan bir tutum barındırmadığını, bilakis “Herhangi Bir Saldırıya Karşı Ortak Caydırıcılığın Güçlendirilmesi” manşetiyle bölge barışını tesis etmeyi amaçladığını öne çıkardı.


Suudi siyasi analist &nbsp;Casir el-Casir'dir (Jasser Aljasser), gelişmenin önemini şu çarpıcı sözlerle özetledi: "Mekke Anlaşması, Ortadoğu'yu tamamen değiştirecek. Barış her zaman diplomasiyle gelmez; bölge çalkantılıysa güvenlik ve istikrar ancak stratejik caydırıcılıkla sağlanır."

Körfez ve Kuzey Afrika: Öz Yeterlilik ve Yeni İttifak Çekirdeği

Körfez medyasında, özellikle Katar cephesinde, anlaşma ABD'nin bölgede giderek azalan etkisine karşı atılmış bir "kendi ayakları üzerinde durma" adımı olarak yankı buldu.

Al Jazeera (Katar): Konuyu detaylı analizlerle ekranlarına taşıyan medya devi, paktın Batı'ya olan güvenlik bağımlılığını azaltacak bağımsız bir güç bloğu potansiyeli taşıdığına dikkat çekti. Ortadoğu siyasi uzmanları, ittifakın genişlemesinin bölgesel güçlere "Güç kullanarak fiili durum yaratmanın artık kabul edilemez olduğu" mesajını verdiğini belirttiler.

Mısır Basını: Mısır devlet medyası (el-Ehram) gelişmeyi ihtiyatlı ancak olumlu bir dille haberleştirdi. el Caziera'de yer alan dış politika analizlerinde, ileride Mısır'ın da katılımıyla Batı'dan bağımsız bir "bölgesel ittifak çekirdeği" oluşturulması için tarihi bir fırsat doğduğu yüksek sesle dillendirilmeye başlandı.



Uluslararası Arap Medyası: "Stratejik Sınav Şimdi Başlıyor"

Bu tarihi adımın gerçekten bir "İslam NATO'su"na dönüşüp dönüşemeyeceği sorusu, Londra merkezli Pan-Arap basınının odak noktasıydı.



Re’yul--Yevm gazetesi, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması: İlan Edilen Caydırıcılık ve Stratejik Etkinliğin Sınırları Arasında" başlıklı kapsamlı analizinde, anlaşmanın geleceğine dair kritik bir uyarıda bulundu. Gazete, NATO'nun sadece meşhur 5. Maddesi ile değil, kurumsal askeri yapısıyla ayakta kaldığını hatırlatarak şu tespiti yaptı:

"Mekke Anlaşması'nın başarısı; salt siyasi koordinasyon aşamasından 'savunma entegrasyonu' aşamasına, sadece bir dayanışma beyanından somut ve bağlayıcı bir 'taahhüt' kavramına geçip geçemeyeceğine bağlıdır."

&nbsp;Arap basını, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı kağıt üzerinde kalan klasik bir metin olmaktan ziyade, İslam dünyasının kendi güvenlik mimarisini kurduğu ve Ortadoğu dinamiklerini temelden sarsacak tarihi bir kırılma noktası olarak görüyor. Analistlerin gözler şimdi, bu diplomatik zaferin sahada nasıl bir askeri entegrasyona dönüşeceğinde yöneldi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/dunya-haberleri">Dünya</category><dc:creator><![CDATA["İSLAM NATO'SU" SAHNEDE: MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI ARAP BASININDA DEPREM ETKİSİ YAPTI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 09:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/islam-natosu-sahnede-mekke-ortak-savunma-anlasmasi-arap-basininda-deprem-etkisi-yapti-130147-20260809.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/islam-natosu-sahnede-mekke-ortak-savunma-anlasmasi-arap-basininda-deprem-etkisi-yapti-130147-20260809.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/islam-natosu-sahnede-mekke-ortak-savunma-anlasmasi-arap-basininda-deprem-etkisi-yapti-130147-20260809.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Orta Doğu'da Dengeleri Değiştiren Üçlü Savunma Kalkanı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-orta-doguda-dengeleri-degistiren-uclu-savunma-kalkani-588.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-orta-doguda-dengeleri-degistiren-uclu-savunma-kalkani-588.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye, Pakistan, Sudi Arabistan savunma anlaşması]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın kutsal topraklarda imzaladığı ortak savunma misakı, bölgedeki dengeleri kökten değiştirecek nitelikte. Konunun temel boyutlarını içeren özgün analiz şu şekildedir:  ​1. Kutsal Topraklarda Kurulan Yeni Bölgesel Güç ​Mekke'de varılan mutabakat, Birinci Dünya Savaşı'ndan beri süregelen geleneksel Orta Doğu düzeninin kapandığını ilan ediyor. Körfez’deki tırmanış ve stratejik hatlara yönelik tehditler; Ankara, Riyad ve İslamabad hattındaki askeri bütünleşmeyi kaçınılmaz kıldı. Ortak savunma ilkesine dayanan bu yapı, bölgesel aktörlere karşı çok güçlü bir caydırıcı kalkan işlevi görecek.  ​2. Üçlü Sacayağı: Teknoloji, Finans ve Nükleer Güç ​İttifakın en dikkat çekici yönü, tarafların sahip olduğu kritik avantajları tek bir çatıda birleştirmesidir. Türkiye’nin sahada kendini kanıtlamış gelişmiş savunma teknolojisi, Suudi Arabistan’ın mali ve ekonomik imkanları, Pakistan’ın ise atomik caydırıcılığı bir araya gelerek bölgede dengeleri değiştiren stratejik bir güç odağı oluşturuyor.  ​3. Küresel Sistem Tıkanırken Doğan Müttefiklik ​İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenen uluslararası güvenlik mekanizmalarının ve kurumların etkisini yitirmesi, Doğu'da ve Batı'da yeni paktların doğumunu tetikledi. Bölge ülkelerinin kendi göbek bağını kesme iradesi olarak öne çıkan bu ittifak, geleneksel yapılara bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.  ​4. NATO Düzlemi ve Batı'nın Yaklaşımı ​Kurulan bu yeni güvenlik mimarisi, Türkiye’nin mevcut NATO yükümlülükleriyle çelişmeyecek şekilde kurgulanıyor. Batılı müttefiklerin ve ABD’nin mevcut konjonktürde tamamen karşı durmadığı bu hamle, Ankara’nın çok boyutlu dış politika kartlarını daha da güçlendiriyor.  ​5. Caydırıcı Kalkan ve Egemenlik Dengesi ​İttifak doğrudan tek bir devleti hedef almasa da bölgesel yayılmacılığa karşı güçlü bir duruş sergiliyor. Üye devletlerin kendi anayasal karar mekanizmalarını ve egemenlik haklarını koruyarak hareket edeceği bu yapı, savunma odaklı bir esneklik barındırıyor.  ​6. Genişleme İhtiyacı ve Mısır’ın Kritik Rolü ​Bu stratejik halkanın tam anlamıyla amacına ulaşabilmesi ve Orta Doğu'da kalıcı bir istikrar sağlayabilmesi için kapsama alanının genişlemesi şart. Özellikle Mısır gibi askeri sıkleti yüksek güçlü ülkelerin yanı sıra Katar, Suriye ve Irak gibi aktörlerin de dahil edilmesi, ittifakın bölgesel etkisini zirveye taşıyacaktır. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Orta Doğu'da Dengeleri Değiştiren Üçlü Savunma Kalkanı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 14:13:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/orta-doguda-dengeleri-degistiren-uclu-savunma-kalkani-171803-20260808.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/orta-doguda-dengeleri-degistiren-uclu-savunma-kalkani-171803-20260808.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/orta-doguda-dengeleri-degistiren-uclu-savunma-kalkani-171803-20260808.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hakkâri’de JİHA Destekli Düzenlenen Operasyonda 253 Kilogram Esrar Ele Geçirildi.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-hakkaride-jiha-destekli-duzenlenen-operasyonda-253-kilogram-esrar-ele-gecirildi-587.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-hakkaride-jiha-destekli-duzenlenen-operasyonda-253-kilogram-esrar-ele-gecirildi-587.html</link>
                    <description><![CDATA[Uyuşturucu operasyonu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[         Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, 7’nci Hudut Alay Komutanlığı ve Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce uyuşturucu madde ticaretine yönelik operasyon gerçekleştirildi. Yapılan istihbari çalışmalar sonucunda Jandarma İnsansız Hava Aracının (JİHA) desteğiyle düzenlenen operasyonda 253 kilogram esrar ele geçirilirken, 1 şüpheli yakalandı. Kahraman Jandarmamızı, Daire Başkanlığımızı, 7’nci Hudut Alay Komutanlığımızı, Hakkari İl Jandarma Komutanlığımızı, Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. &nbsp;         &nbsp; &nbsp; &nbsp; ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/asayis-haberleri">Asayiş</category><dc:creator><![CDATA[Hakkâri’de JİHA Destekli Düzenlenen Operasyonda 253 Kilogram Esrar Ele Geçirildi. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 13:04:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/hakkaride-jiha-destekli-duzenlenen-operasyonda-253-kilogram-esrar-ele-gecirildi-160830-20260808.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/hakkaride-jiha-destekli-duzenlenen-operasyonda-253-kilogram-esrar-ele-gecirildi-160830-20260808.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/hakkaride-jiha-destekli-duzenlenen-operasyonda-253-kilogram-esrar-ele-gecirildi-160830-20260808.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İTALYA’DAN TÜRKİYE’YE BİRİNCİLİK: HALİL EL’E ULUSLARARASI EDEBİYAT ÖDÜLÜ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-italyadan-turkiyeye-birincilik-halil-ele-uluslararasi-edebiyat-odulu-586.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-italyadan-turkiyeye-birincilik-halil-ele-uluslararasi-edebiyat-odulu-586.html</link>
                    <description><![CDATA[Yazar Halil El, “İnsan İnsanı Anlayamadı” adlı eseriyle İtalya’daki Lucius Annaeus Seneca Uluslararası Çağdaş Edebiyat Akademi Ödülleri’nde birincilik ödülüne layık görüldü.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Türk edebiyatının uluslararası alandaki başarılarına bir yenisi daha eklendi. Yazar Halil El, “İnsan İnsanı Anlayamadı” adlı eseriyle İtalya’daki Lucius Annaeus Seneca Uluslararası Çağdaş Edebiyat Akademi Ödülleri’nde birincilik ödülüne layık görüldü. Seneca Bilim Felsefe ve Sanat Akademisi tarafından düzenlenen uluslararası edebiyat ödüllerinde, farklı ülkelerden şair ve yazarların eserleri değerlendirildi. Yarışmada Halil El’in “İnsan İnsanı Anlayamadı” adlı çalışması birincilik ödülüne değer görüldü. “ŞİİRİN DİLİ, ÜLKESİ VE SINIRI YOKTUR” Uluslararası bir platformda Türkiye’yi ve Türk edebiyatını temsil etmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Halil El, ödülün ardından yaptığı değerlendirmede insanın ortak duygularına dikkat çekti. El, eserine ilişkin düşüncesini şu sözlerle ifade etti: “Şiirin dili, ülkesi ve sınırı yoktur. Çünkü insanın acısı da umudu da sevgisi de vicdanı da dünyanın her yerinde aynı dili konuşur.” “İnsan İnsanı Anlayamadı” derken anlatmaya çalıştığının temelinde insanın birbirini gerçekten anlayabilmesi olduğunu belirten El, “İnsan, insanı gerçekten anlayabildiği gün dünya daha yaşanabilir bir yer olacaktır” mesajını verdi. “KALEM YAZMAYA, SÖZ İYİLİĞİ ARAMAYA DEVAM EDECEK” Aldığı ödülü ailesine, edebiyata gönül verenlere ve gençlere ithaf eden Halil El, daha adil ve yaşanabilir bir dünya umudunu dile getirdi. El, ödül dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Bu kıymetli ödülü; güzel ülkeme, kadim memleketime, aileme, edebiyata gönül verenlere, gençlerimize ve insanın insana yeniden gönül diliyle yaklaşacağı daha adil bir dünya umuduna ithaf ediyorum” ifadelerini kullandı. Halil El’in İtalya’dan aldığı bu uluslararası birincilik, Türk edebiyatının farklı ülkelerdeki platformlarda temsil edilmesi açısından da dikkat çekici bir başarı olarak değerlendirildi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/kultur-sanat-haberleri">Kültür-Sanat</category><dc:creator><![CDATA[İTALYA’DAN TÜRKİYE’YE BİRİNCİLİK: HALİL EL’E ULUSLARARASI EDEBİYAT ÖDÜLÜ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:47:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/italyadan-turkiyeye-birincilik-halil-ele-uluslararasi-edebiyat-odulu-155342-20260808.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/italyadan-turkiyeye-birincilik-halil-ele-uluslararasi-edebiyat-odulu-155342-20260808.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/italyadan-turkiyeye-birincilik-halil-ele-uluslararasi-edebiyat-odulu-155342-20260808.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SAADET PARTİSİ AKSU'DA SAHAYA İNDİ: İLÇE BAŞKANLIĞINA AKIN SERHAT TOSUN ATANDI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-saadet-partisi-aksuda-sahaya-indi-ilce-baskanligina-akin-serhat-tosun-atandi-585.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-saadet-partisi-aksuda-sahaya-indi-ilce-baskanligina-akin-serhat-tosun-atandi-585.html</link>
                    <description><![CDATA[Saadet Partisi Isparta İl Başkanlığı, ilçe teşkilatlanma çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Saadet Partisi Isparta İl Başkanlığı, ilçe teşkilatlanma çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Şarkikaraağaç'ın ardından bu kez Aksu ilçesinde vatandaşlarla bir araya gelen parti yöneticileri, hem saha çalışması gerçekleştirdi hem de uzun yıllardır kapalı olan ilçe teşkilatını yeniden faaliyete geçirdi. Mübarek Cuma gününde gerçekleştirilen Aksu programına Saadet Partisi Isparta İl Başkanı Adem Oflaz'ın yanı sıra İl Sorumlusu Cevat Gençay, Onursal Müfettiş Muhammed Mustafa Gülal, İl Sekreteri Süleyman Zengi, İl Teşkilat Başkanı İbrahim Ateş, İl Hukuk İşleri Başkanı Av. Faruk Algınkılıç ve İl Sosyal İşler Başkanı Ali Soyçiçek katıldı. VATANDAŞLARIN TALEPLERİ DİNLENDİ İl yönetimi, Aksu ilçe pazarında vatandaşlarla birebir görüşerek Saadet Partisi'nin çalışmaları hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Ziyaretlerde Genel Başkan Mahmut Arıkan'ın selamları iletilirken, partiyi tanıtan broşürler de vatandaşlara dağıtıldı. Parti yöneticileri, vatandaşların talep, öneri ve şikâyetlerini dinleyerek ilgili notları aldı. Bu taleplerin değerlendirilmek üzere Genel Merkeze iletileceği ifade edildi. AKSU İLÇE BAŞKANLIĞINA AKIN SERHAT TOSUN ATANDI Program kapsamında önemli bir teşkilatlanma adımı da atıldı. Uzun yıllardır faaliyet göstermeyen Saadet Partisi Aksu İlçe Teşkilatı yeniden faaliyete geçirilirken, Aksu'da ikamet eden ve gül üretimiyle uğraşan Akın Serhat Tosun, Saadet Partisi Aksu İlçe Başkanı olarak görevlendirildi. Saadet Partisi Isparta İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, yeni İlçe Başkanı Akın Serhat Tosun'a görevinde başarılar dilenerek, "Rabbimizden yeni ilçe başkanımıza görevinde yar ve yardımcı olmasını niyaz ediyoruz." ifadelerine yer verildi.  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/siyaset-haberleri">Siyaset</category><dc:creator><![CDATA[SAADET PARTİSİ AKSU'DA SAHAYA İNDİ: İLÇE BAŞKANLIĞINA AKIN SERHAT TOSUN ATANDI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 19:42:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-aksuda-sahaya-indi-ilce-baskanligina-akin-serhat-tosun-atandi-224827-20260807.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-aksuda-sahaya-indi-ilce-baskanligina-akin-serhat-tosun-atandi-224827-20260807.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saadet-partisi-aksuda-sahaya-indi-ilce-baskanligina-akin-serhat-tosun-atandi-224827-20260807.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ŞEVKET DEMİR, MTSO 31. GRUP DESTEK HİZMETLERİ MECLİS ÜYELİĞİNE ADAYLIĞINI AÇIKLADI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-sevket-demir-mtso-31-grup-destek-hizmetleri-meclis-uyeligine-adayligini-acikladi-584.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-sevket-demir-mtso-31-grup-destek-hizmetleri-meclis-uyeligine-adayligini-acikladi-584.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 31. Grup Destek Hizmetleri Meclis Üyeliği için adaylığını açıklayan Şevket Demir, sektörün ortak sorunlarına çözüm üretmek ve üyeleri etkin şekilde temsil etmek amacıyla yola çıktığını belirtti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uzun yıllardır Mersin'de destek hizmetleri sektöründe faaliyet gösterdiğini ifade eden Şevket Demir, sektörün beklenti ve ihtiyaçlarını yakından bildiğini söyledi. Meclis üyeliğine, sektör temsilcilerinin sesi olmak ve ortak menfaatleri kararlılıkla savunmak amacıyla aday olduğunu belirten Demir, "Sektörümüzün sorunlarını ilgili platformlara taşıyacak, çözüm süreçlerine katkı sunacak ve üyelerimizi güçlü bir şekilde temsil edeceğiz." dedi. "HER ZAMAN ULAŞILABİLİR BİR TEMSİL ANLAYIŞIYLA HAREKET EDECEĞİM" Temsil anlayışının sadece seçim dönemleriyle sınırlı olmadığını vurgulayan Demir, meclis üyeliği süresince sektör temsilcileriyle sürekli iletişim halinde olacağını ifade etti. Şevket Demir, "Sorunları dinleyen, talepleri yakından takip eden, şeffaf, dürüst ve ulaşılabilir bir temsil anlayışıyla görev yapacağım. Sektörümüzün beklentilerini doğrudan MTSO'nun karar mekanizmalarına taşıyacak, üyelerimizle odamız arasında güçlü bir iletişim köprüsü oluşturacağız." diye konuştu. "ORTAK AKIL VE DAYANIŞMAYLA DAHA GÜÇLÜ BİR SEKTÖR" Destek hizmetleri sektörünün gelişiminin ortak akıl ve istişare kültürüyle mümkün olacağını dile getiren Demir, üyelerin görüş ve önerilerinin her zaman yol gösterici olacağını belirtti. Birlik ve dayanışmayı güçlendirecek projeler üretmeyi hedeflediklerini kaydeden Demir, "31. Grup Destek Hizmetleri ailesiyle birlikte hareket ederek sektörümüzü daha güçlü bir noktaya taşıyacağız. Bu süreçte tüm meslektaşlarımızın desteği ve güveni en büyük gücümüz olacaktır." ifadelerini kullandı. Demir, açıklamasının sonunda MTSO 31. Grup Destek Hizmetleri üyelerine destek çağrısında bulunarak, seçim sürecinin sektör adına hayırlı olmasını temenni etti. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/ekonomi-haberleri">Ekonomi</category><dc:creator><![CDATA[ŞEVKET DEMİR, MTSO 31. GRUP DESTEK HİZMETLERİ MECLİS ÜYELİĞİNE ADAYLIĞINI AÇIKLADI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:20:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sevket-demir-mtso-31-grup-destek-hizmetleri-meclis-uyeligine-adayligini-acikladi-122221-20260807.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sevket-demir-mtso-31-grup-destek-hizmetleri-meclis-uyeligine-adayligini-acikladi-122221-20260807.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/sevket-demir-mtso-31-grup-destek-hizmetleri-meclis-uyeligine-adayligini-acikladi-122221-20260807.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SAĞLIKLI YAŞAM GURUSU ALİ BIDI’DAN EZBER BOZAN SAĞLIKLI YAŞAM REÇETESİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akturkhaber.com/haber-saglikli-yasam-gurusu-ali-bididan-ezber-bozan-saglikli-yasam-recetesi-583.html</guid>
                    <link>https://www.akturkhaber.com/haber-saglikli-yasam-gurusu-ali-bididan-ezber-bozan-saglikli-yasam-recetesi-583.html</link>
                    <description><![CDATA[77 YAŞINDA BİR GENÇLİK MUCİZESİ: ALİ BIDI’DAN SAĞLIK DEVRİMİ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Anfaş Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı iş insanını ve sağlıklı yaşam gurusu Ali Bıdı İzmir Ege Medya Platformu Üyesi gazeteci yazarlar ile bir araya geldi.&nbsp; Bıdı, ilginç hayat hikayesini ve tıbbi müdahale olmaksızın beslenme zincirini değiştirerek başardığı mucizevi iyileşmesini gazeteciler ile paylaştı.

İlerleyen yaşına rağmen zorlu spor disiplini, atletik başarıları ve yüksek yaşam enerjisiyle dikkat çeken 77 yaşındaki iş insanı ve sağlıklı yaşam gurusu Ali Bıdı, modern tıbbın ve beslenme alışkanlıklarının ötesine geçen yaşam felsefesiyle adından söz ettirmeye devam ediyor.

ALİ BIDI’DAN EZBER BOZAN SAĞLIKLI YAŞAM REÇETESİ

İzmir Ege Medya Platformu Başkanı Ahmet Kaplan moderatörlüğü’nde medya mensupları ile bir araya gelen Ali Bıdı, sağlıklı yaşam reçetesine ilişkin ezber bozan açıklamalarda bulundu. 35 yıl boyunca kronik rahatsızlıklar yaşadı. Bel, sırt, diz ağrıları, romatizma ve nihayetinde kalın bağırsak kanseri (3 adet polip) teşhisiyle karşı karşıya kaldı. Tıp dünyasının ameliyat ve kemoterapi önerilerini reddeden Bıdı, kendi vücudunu bir laboratuvara dönüştürerek tıp kitaplarını ve doğadaki canlıların yaşam mekanizmalarını inceledi. “Doğadaki canlıların veterineri yok, abur cubur yemiyorlar ve hastalanmıyorlar” felsefesinden yola çıkarak, 24 yıl önce hayvansal olan her şeyi hayatından çıkardı ve vegan beslenmeye geçti. 23 yıldır hiçbir ilaç kullanmadan ve doktora gitmeden yaşamını sürdürüyor.

Ali Bıdı yaşam felsefesini, “Fakir doğdum, bu benim suçum değildi. Bilgisiz doğdum, o da suçum değildi. Ama bilgisiz ve fakir öleceksem suç bende” sözleriyle özetliyor.

BİR YANDA SAĞLIK MÜCADELESİ DİĞER YANDA İLHAM VERİCİ GİRİŞİMCİLİK HİKAYESİ

Sağlıklı yaşam gurusu Ali Bıdı’nın sağlık mücadelesinin ardında aynı zamanda ilham verici bir girişimcilik hikâyesi yatıyor. Gençlik yıllarında "Fakir doğdum ama fakir ölmeyeceğim" diyerek yola çıkan Bıdı, ticari hayatında Aquatherm firması ile tanışarak markanın Türkiye distribütörlüğünü üstlendi. İş hayatında dürüstlüğü ana ilke edindiğini söyleyen Bıdı, "Hayatım boyunca kimseye yanlış yapmadım. Para kazanmasını bilmeyen, para harcamasını da bilmez. Alın teri ve emek olmadan kazanılan paranın değeri kıymeti bilinmez" diyor.

VERMEDEN PAYLAŞMADAN SADECE ALARAK MUTLU OLAMAZSINIZ

Kazandığı maddi ve manevi birikimi toplumla paylaşmanın mutluluğuna inanan Bıdı, "Ben vererek ve paylaşarak mutlu olmayı öğrendim. Paylaşmadan, vermeden sadece alarak hiçbir zaman mutlu olamazsınız" ifadelerini kullanıyor. Ali Bıdı’nın en büyük gelecek hayali ise edindiği tüm hücresel sağlık birikimini aktaracağı dev bir "Ali Bıdı Sağlıklı Yaşam Merkezi" kurarak insanlığa hizmet etmek

MODERN İNSAN DAMAK TADINA MAHKUM OLARAK SAĞLIĞINI SABOTE EDİYOR 

77 yaşında olmasına karşın yapılan ölçümlerde biyolojik yaşının 33 olarak belirlendiğini iddia eden Bıdı, kronik rahatsızlıklardan korunmanın yolunun ağır tıbbi müdahalelerden değil, beslenme zincirini kökten değiştirmekten geçtiğini savunuyor. Dünyanın en büyük savunma gücünün insan vücudunun kendi hücresel yapısında saklı olduğunu vurgulayan ünlü guru, modern insanın damak tadına mahkûm olarak kendi sağlığını sabote ettiğini ifade ediyor.

Bıdı,”insan vücudundaki 150 bin kilometrelik damar ağının korunması gerektiğine işaret ederek, yanlış beslenmenin ve asidik gıdaların damarları yıprattığının altını çiziyor.

Eklem ağrılarının en birincil sebebinin vücuttaki sıvı kaybı ve yetersiz su tüketimi olduğuna dikkat çeken Bıdı, "Halkımız su içmiyor. Kalbin kanı rahatça pompalaması için suya hayati ihtiyacı var. 95 farklı hastalığa zemin hazırlayan en temel faktör hücresel bazda susuzluktur" uyarısında bulunuyor.

“BESLENME ALIŞKANLIĞINI DEĞİŞTİRMEK YÜKSEK DİSİPLİN GEREKTİRİR”

Beslenme alışkanlıklarını değiştirmenin yüksek bir disiplin gerektirdiğinin altını çizen Bıdı, bencil beynin ve damak tadı bağımlılığının aşılması gerektiğini ifade ediyor. Ancak radikal değişikliklerin vücutta şok etkisi yaratabileceği konusunda da uyarıda bulunarak, "Hemen birdenbire veganlığa geçmeyin, bu tehlikeli olabilir. Geçiş yavaş yavaş yapılmalıdır. Eti minimuma düşürün; eğer ille de yiyecekseniz yağda kızartılmış olanları değil, mutlaka haşlama olanları tercih edin. İneklerin yediği otları ve yeşillikleri tüketin." şeklinde konuştu.

İçecek alışkanlıklarına da değinen Bıdı, siyah çay tüketimini asidik yapısı nedeniyle tavsiye etmediğini, Çay’ın açlık hissini yalancı şekilde kapatarak vücudun temel su dengesini bozduğunu kaydediyor.

DİŞLERİN GÖREVİNİ MİDEYE YAPTIRMAYIN

Sağlıklı yaşam gurusu Bıdı, "Dişlerin görevini mideye yaptırmayın. Çiğnemeden yutulan her lokma metabolizmaya yük getirir. Günlük hayatta sporu eksik etmeyin; koşabiliyorsanız koşun, koşamıyorsanız yürüyün, yürüyemiyorsanız yüzün, merdiven inip çıkın ama mutlaka hareket edin." Sözleriyle sağlıklı yaşam uyarılarında bulunuyor.&nbsp;&nbsp;

KENDİ SAĞLIK FELSEFESİNİ OLUŞTURDU

Almanya’da geçirdiği 15 yıllık çalışma hayatı boyunca hastalıklarla yoğun bir mücadele veren ve edindiği tecrübelerle kendi sağlık felsefesini oluşturan Ali Bıdı, edindiği disiplini uluslararası alanda spor başarılarına dönüştürüyor. Yaklaşık 400 kitap okuyarak anatomi, hücresel sağlık ve beslenme üzerine uzmanlaşan Bıdı, 27 Eylül’de Rusya’da düzenlenecek uluslararası zorlu yarışlarda Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor.

"VÜCUT MOTORUNU KENDİ ELLERİMİZLE YAKIYORUZ"

İş insanı ve sağlıklı yaşam gurusu Ali Bıdı, beslenme analizlerinde hayvansal gıdalar ile işlenmiş karbonhidratların insan fizyolojisine uygun olmadığını savunuyor. İnsanoğlunun anatomik olarak hayvansal gıdaya göre dizayn edilmediğini belirten Bıdı, et ve süt ürünlerinin vücutta asidik reaksiyon yarattığını dile getiriyor.&nbsp;

Özellikle günümüz insanının göbekli olmasının arkasındaki ana sebebin buğday tüketimi olduğunu belirten Bıdı, şu uyarılarda bulunuyor:

"Buğday vücutta tutkal gibi bir etki yaratır. Ekmek yiyen bir kişi 1-2 saat sonra yeniden acıkır. Çünkü egoist beyin sürekli daha fazlasını ister. Bugün erkeklerde prostat, kadınlarda ise göğüs kanseri vakalarının bu kadar yaygınlaşmasının temelinde beslenme zincirindeki bu kırılmalar yer almaktadır. Trans yağlar ise adeta birer hücre katilidir; bütün canlı hücre yapısını öldürür."



İşte İş İnsanı ve Sağlıklı Yaşam Gurusu Ali Bıdı’nın sağlıklı yaşam için tavsiyeleri:

•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tavuk ve Yumurta Yanılgısı: Tavuk yumurtayı insan yesin diye değil, çoğalmak ve kendi neslini devam ettirmek için yapar. Hayvansal protein yerine bitkisel kaynaklara yönelmeliyiz. 

•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Doğal Protein Kaynakları: Siyah meyveler, enginar, lahana, mercimek ve brokoli gibi gıdalar yüksek protein ve enerji barındırır. Kırmızı pancar hücresel yenilenme için kesinlikle tüketilmelidir. 

•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kolesterol Gerçeği: Kolesterol vücudun ana gücüdür ve vücut ihtiyaç duyduğunda bunu kendisi kullanır. 

•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meyve Tüketim Kuralları: Meyveler yemekten sonra değil, mutlaka yemekten önce tüketilmelidir. Meyve suyu sıkılarak değil, meyvenin kendisi lifleriyle yenmelidir.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akturkhaber.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[SAĞLIKLI YAŞAM GURUSU ALİ BIDI’DAN EZBER BOZAN SAĞLIKLI YAŞAM REÇETESİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saglikli-yasam-gurusu-ali-bididan-ezber-bozan-saglikli-yasam-recetesi-120955-20260807.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saglikli-yasam-gurusu-ali-bididan-ezber-bozan-saglikli-yasam-recetesi-120955-20260807.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akturkhaber.com/images/haber/saglikli-yasam-gurusu-ali-bididan-ezber-bozan-saglikli-yasam-recetesi-120955-20260807.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>