Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

467 OYLA TARİHİ KARAR: TÜRKİYE ARTIK AĞABEY ÜLKE OLMA YOLUNDA DAHA GÜÇLÜ

Gündem 11.08.2026 - 11:13, Güncelleme: 11.08.2026 - 11:13 38 kez okundu.
 

467 OYLA TARİHİ KARAR: TÜRKİYE ARTIK AĞABEY ÜLKE OLMA YOLUNDA DAHA GÜÇLÜ

Avukat Mustafa Kuran (Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı) yazdı...

Türkiye, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde aldığı tarihi bir kararla, yıllardır devam eden terör sorununu sona erdirme ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendirme yolunda önemli bir eşiği daha geçti. “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda hazırlanan düzenleme, TBMM Genel Kurulu’nda 467 kabul, 87 ret oyuyla kabul edildi. Bu sonuç, sıradan bir Meclis oylaması olarak görülmemelidir. Çünkü burada oylanan yalnızca birkaç maddelik bir kanun değildir. Oylanan; Türkiye’nin terörle geçirdiği onlarca yılın ardından geleceğe nasıl bakacağıdır. Oylanan; çocuklarımızın nasıl bir Türkiye’de yaşayacağıdır. Oylanan; Türk’ün ve Kürt’ün, bu ülkenin bütün vatandaşlarının ortak geleceğidir. Ve belki de en önemlisi, Türkiye’nin kendi iç huzurunu sağlayarak bölgesinde nasıl bir ülke olacağıdır. TÜRKİYE SADECE GÜÇLÜ DEĞİL, AĞABEY ÜLKE OLMALI Türkiye’nin büyüklüğünü yalnızca ekonomik gücüyle, askerî kapasitesiyle veya nüfusuyla ölçmek eksik olur. Türkiye’nin asıl büyüklüğü, zor zamanlarda çevresine güven verebilmesidir. Bizim tarihimizde “ağabeylik” kavramının özel bir yeri vardır. Ağabey; gücü yettiğinde kardeşini ezmez. Tam tersine onu korur, gözetir, elinden tutar. Yanlış yaptığında uyarır, zor durumda kaldığında yanında olur. Türkiye’nin bölgede üstlenmesi gereken rol de buna benzemektedir. Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Orta Doğu’dan Türk dünyasına kadar geniş bir coğrafyada Türkiye’den beklenti yalnızca güçlü bir devlet olması değildir. Beklenti; güven veren, adalet duygusu oluşturan, krizlerde çözüm üreten ve kardeşlerinin yanında duran bir ülke olmasıdır. İşte bunun için önce kendi içimizde huzuru tesis etmeliyiz. Kendi vatandaşları arasında güveni, kardeşliği ve adalet duygusunu güçlendiremeyen bir ülkenin çevresine uzun vadeli huzur ve istikrar taşıması kolay değildir. Terörsüz Türkiye bu açıdan yalnızca iç güvenlik meselesi değildir. Türkiye’nin bölgesel ağabeylik rolünün de önünü açacak stratejik bir adımdır. TÜRK-KÜRT KARDEŞLİĞİ TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİDİR Türkler ve Kürtler bu topraklarda yüzyıllardır aynı kaderi paylaşıyor. Aynı cephede savaştılar. Aynı bayrak altında yaşadılar. Aynı vatanın savunmasında omuz omuza durdular. Bu nedenle Türk-Kürt kardeşliği bir siyasi proje değildir. Bu kardeşlik, tarihimizin ve ortak hayatımızın gerçeğidir. Terör örgütlerinin en büyük amacı da zaten bu kardeşliği zedelemek, insanlar arasına korku ve güvensizlik sokmaktır. Bugün artık bu oyunu bozmak zorundayız. Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle, doğulusuyla batılısıyla herkesin kendisini bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı hissettiği bir Türkiye oluşturmalıyız. BU BAŞARIDA LİDERLERİN İRADESİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Böylesine önemli bir sürecin bugünkü noktaya gelmesinde siyasi iradenin kararlılığı elbette büyük önem taşıyor. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, bu sürecin siyasi iradesinin oluşmasında önemli bir rol üstlenen MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye teşekkür etmek gerekir. Farklı siyasi geleneklerden gelen iki liderin, Türkiye’nin terör sorununu kalıcı biçimde geride bırakması konusunda ortaya koyduğu irade, bu sürecin en önemli unsurlarından biridir. Elbette bu mesele bir kişinin veya bir partinin meselesi değildir. Bu nedenle TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un, sürecin Meclis çatısı altında yürütülmesindeki gayretlerini de özellikle ifade etmek gerekir. TBMM’nin bu tarihi konuda bir müzakere ve ortak akıl zemini olarak işletilmesi, Meclis’in Türkiye’nin geleceği açısından üstlendiği sorumluluğun önemli bir göstergesidir. Nitekim TBMM çatısı altında kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu uzun bir çalışma süreci yürüttü; komisyon raporunda terörsüz Türkiye hedefinin yanında toplumsal bütünlük, ekonomik kalkınma, demokratik gelişim ve sosyal adalet gibi başlıklar da ele alındı. CÜNEYT YÜKSEL’İN SESSİZ VE SABIRLI EMEĞİ Bu noktada özellikle bir ismin hakkını teslim etmek gerektiğini düşünüyorum: TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Yüksel. Bazı çalışmalar vardır; çok konuşulur, çok görünür. Bazı çalışmalar ise sessiz yürütülür ama sonuçları tarihî olur. Prof. Dr. Cüneyt Yüksel’in uzun süreden beri bu sürecin hukuk zemininde ilerlemesi için yürüttüğü çalışmaların da böyle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Kendisinin Meclis konuşmalarında da Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlı olmadığı; toplumsal barış, sosyal adalet ve demokratik katılım boyutlarının da önem taşıdığı açıkça görülmektedir. Bir hukukçu olarak benim için bunun ayrıca bir anlamı var. Çünkü terörsüz Türkiye’nin kalıcı hale gelmesinin yolu, hukukun üstünlüğünden geçmektedir. Bu nedenle Sayın Cüneyt Yüksel’e, bugüne kadar yaptığı çalışmalar ve gösterdiği gayretler dolayısıyla özellikle teşekkür ediyorum. KOMİSYONDA EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜR Bu sürecin sadece iktidar partisi açısından değerlendirilmesi de doğru olmaz. TBMM çatısı altında görev yapan komisyon üyelerinin tamamının, farklı siyasi görüşlerden gelmelerine rağmen bu tarihi sürece katkı sunmuş olmaları önemlidir. Komisyonlarda görev yapan milletvekillerine, farklı görüşleri dile getiren ve sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayan bütün siyasi partilerin temsilcilerine teşekkür etmek gerekir. Çünkü demokrasi, sadece aynı düşüncede olanların konuşması değildir. Demokrasi; farklı düşüncelerin aynı masa etrafında konuşabilmesidir. Bu bakımdan TBMM’nin ortaya koyduğu ortak çalışma kültürü, Türkiye’nin geleceği açısından ayrıca değerlidir. ŞEHİTLERİMİZİ UNUTMADAN BARIŞI İNŞA ETMELİYİZ Terörsüz Türkiye denildiğinde şehitlerimizi unutmamız mümkün değildir. Onların acısı, ailelerinin gözyaşı ve milletimizin hafızasında bıraktıkları iz hiçbir zaman silinmeyecektir. Fakat şehitlerimizin hatırasına sahip çıkmanın yolu, yeni şehitler verilmesini önleyecek bir Türkiye inşa etmekten de geçmektedir. Barış istemek şehitleri unutmak değildir. Tam tersine, yeni nesillerin aynı acıları yaşamaması için mücadele etmektir. Türkiye’nin bundan sonraki hedefi; terörü sona erdirirken adaleti, güvenliği ve devlet otoritesini güçlü tutmak olmalıdır. ARTIK TÜRKİYE ENERJİSİNİ GELECEĞE HARCAMALI Yıllardır terörle mücadeleye harcadığımız insan gücünü ve ekonomik kaynakları artık kalkınmaya yöneltmenin zamanı gelmiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun üretim kapasitesi artırılmalı, gençlere daha fazla iş ve eğitim imkânı sağlanmalı, bölgenin ekonomik potansiyeli harekete geçirilmelidir. Çünkü huzurun olduğu yerde yatırım olur. Yatırımın olduğu yerde istihdam olur. İstihdamın olduğu yerde umut olur. Umut varsa gençler geleceğini başka ülkelerde değil, kendi vatanında arar. TÜRKİYE’NİN AĞABEY ÜLKE OLMA VAKTİDİR Bütün bunların ötesinde Türkiye’nin önünde daha büyük bir hedef bulunmaktadır. Türkiye artık sadece kendi sınırları içerisinde huzur arayan bir ülke değil; çevresine huzur taşıyan bir ülke olmalıdır. Ağabey ülke olmak, başkalarına üstünlük kurmak değildir. Ağabeylik; gerektiğinde elini taşın altına koymaktır. Kriz yaşayan komşusuna sırt çevirmemektir. Mazlumun yanında olmaktır. Kardeş ülkeler arasında köprü kurmaktır. Gücünü adaletle kullanmaktır. Türkiye’nin tarihî ve coğrafi konumu, ona böyle bir sorumluluk yüklüyor. Fakat bunun için önce kendi evimizin içini huzurlu hale getirmeliyiz. Terörsüz Türkiye, işte bu nedenle Türkiye’nin bölgesel ağabeyliği açısından da tarihî bir fırsattır. 467 OY, BÜYÜK BİR SORUMLULUKTUR TBMM’de ortaya çıkan 467 kabul oyu, aynı zamanda çok büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, kanunun uygulanmasıyla başlayacaktır. Şimdi Türkiye’nin ihtiyacı; öfke değil sağduyu, ayrışma değil kardeşlik, intikam değil adalet, geçmişe takılıp kalmak değil geleceği inşa etmektir. 87 milletvekilinin ret oyu vermiş olması da demokratik iradenin bir parçasıdır. Farklı görüşler olacaktır. Olmalıdır da. Ama bütün farklılıklarımızın üzerinde bir ortak paydamız vardır: Türkiye’nin birliği ve geleceği. ŞİMDİ SIRA GELECEĞİ BİRLİKTE İNŞA ETMEKTE Dün Meclis önemli bir karar aldı. Bugün ise hepimize büyük bir görev düşüyor. Bu tarihi fırsatı heba etmemek… Şehitlerimizin hatırasını korumak… Hukukun üstünlüğünden taviz vermemek… Türk-Kürt kardeşliğini güçlendirmek… Ve Türkiye’yi yalnızca güçlü değil, gücüyle güven veren bir ağabey ülke haline getirmek… Ben bir hukukçu olarak, bu sürecin hukuk içerisinde ve milletimizin ortak vicdanını gözeterek başarıya ulaşmasını diliyorum. Bu vesileyle başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’a, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Yüksel’e ve komisyonda görev yapan bütün siyasi partilerin değerli üyelerine, bu tarihi sürece katkıları ve emekleri için teşekkür ediyorum. Dileğimiz odur ki; Terörsüz Türkiye, güçlü Türkiye’nin; güçlü Türkiye de bölgesinde huzur ve güven veren ağabey Türkiye’nin başlangıcı olsun. Geçmişin acılarını unutmayalım. Ama geleceğimizi geçmişin acılarına da mahkûm etmeyelim. Terörsüz Türkiye; huzurlu Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; kardeş Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; bölgesine güven veren Türkiye’dir. Ve inanıyorum ki; Türkiye, kendi huzurunu sağladığı gün, çevresine de daha güçlü bir şekilde huzur verecektir. Bu tarihi sürecin milletimize, devletimize ve gelecek nesillerimize hayırlı olmasını diliyorum.
Avukat Mustafa Kuran (Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı) yazdı...

Türkiye, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde aldığı tarihi bir kararla, yıllardır devam eden terör sorununu sona erdirme ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendirme yolunda önemli bir eşiği daha geçti.

“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda hazırlanan düzenleme, TBMM Genel Kurulu’nda 467 kabul, 87 ret oyuyla kabul edildi.

Bu sonuç, sıradan bir Meclis oylaması olarak görülmemelidir.

Çünkü burada oylanan yalnızca birkaç maddelik bir kanun değildir.

Oylanan; Türkiye’nin terörle geçirdiği onlarca yılın ardından geleceğe nasıl bakacağıdır.

Oylanan; çocuklarımızın nasıl bir Türkiye’de yaşayacağıdır.

Oylanan; Türk’ün ve Kürt’ün, bu ülkenin bütün vatandaşlarının ortak geleceğidir.

Ve belki de en önemlisi, Türkiye’nin kendi iç huzurunu sağlayarak bölgesinde nasıl bir ülke olacağıdır.

TÜRKİYE SADECE GÜÇLÜ DEĞİL, AĞABEY ÜLKE OLMALI

Türkiye’nin büyüklüğünü yalnızca ekonomik gücüyle, askerî kapasitesiyle veya nüfusuyla ölçmek eksik olur.

Türkiye’nin asıl büyüklüğü, zor zamanlarda çevresine güven verebilmesidir.

Bizim tarihimizde “ağabeylik” kavramının özel bir yeri vardır.

Ağabey; gücü yettiğinde kardeşini ezmez.

Tam tersine onu korur, gözetir, elinden tutar.

Yanlış yaptığında uyarır, zor durumda kaldığında yanında olur.

Türkiye’nin bölgede üstlenmesi gereken rol de buna benzemektedir.

Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Orta Doğu’dan Türk dünyasına kadar geniş bir coğrafyada Türkiye’den beklenti yalnızca güçlü bir devlet olması değildir.

Beklenti; güven veren, adalet duygusu oluşturan, krizlerde çözüm üreten ve kardeşlerinin yanında duran bir ülke olmasıdır.

İşte bunun için önce kendi içimizde huzuru tesis etmeliyiz.

Kendi vatandaşları arasında güveni, kardeşliği ve adalet duygusunu güçlendiremeyen bir ülkenin çevresine uzun vadeli huzur ve istikrar taşıması kolay değildir.

Terörsüz Türkiye bu açıdan yalnızca iç güvenlik meselesi değildir.

Türkiye’nin bölgesel ağabeylik rolünün de önünü açacak stratejik bir adımdır.

TÜRK-KÜRT KARDEŞLİĞİ TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİDİR

Türkler ve Kürtler bu topraklarda yüzyıllardır aynı kaderi paylaşıyor.

Aynı cephede savaştılar.

Aynı bayrak altında yaşadılar.

Aynı vatanın savunmasında omuz omuza durdular.

Bu nedenle Türk-Kürt kardeşliği bir siyasi proje değildir.

Bu kardeşlik, tarihimizin ve ortak hayatımızın gerçeğidir.

Terör örgütlerinin en büyük amacı da zaten bu kardeşliği zedelemek, insanlar arasına korku ve güvensizlik sokmaktır.

Bugün artık bu oyunu bozmak zorundayız.

Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle, doğulusuyla batılısıyla herkesin kendisini bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı hissettiği bir Türkiye oluşturmalıyız.

BU BAŞARIDA LİDERLERİN İRADESİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR

Böylesine önemli bir sürecin bugünkü noktaya gelmesinde siyasi iradenin kararlılığı elbette büyük önem taşıyor.

Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, bu sürecin siyasi iradesinin oluşmasında önemli bir rol üstlenen MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye teşekkür etmek gerekir.

Farklı siyasi geleneklerden gelen iki liderin, Türkiye’nin terör sorununu kalıcı biçimde geride bırakması konusunda ortaya koyduğu irade, bu sürecin en önemli unsurlarından biridir.

Elbette bu mesele bir kişinin veya bir partinin meselesi değildir.

Bu nedenle TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un, sürecin Meclis çatısı altında yürütülmesindeki gayretlerini de özellikle ifade etmek gerekir.

TBMM’nin bu tarihi konuda bir müzakere ve ortak akıl zemini olarak işletilmesi, Meclis’in Türkiye’nin geleceği açısından üstlendiği sorumluluğun önemli bir göstergesidir.

Nitekim TBMM çatısı altında kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu uzun bir çalışma süreci yürüttü; komisyon raporunda terörsüz Türkiye hedefinin yanında toplumsal bütünlük, ekonomik kalkınma, demokratik gelişim ve sosyal adalet gibi başlıklar da ele alındı.

CÜNEYT YÜKSEL’İN SESSİZ VE SABIRLI EMEĞİ

Bu noktada özellikle bir ismin hakkını teslim etmek gerektiğini düşünüyorum:

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Yüksel.

Bazı çalışmalar vardır; çok konuşulur, çok görünür.

Bazı çalışmalar ise sessiz yürütülür ama sonuçları tarihî olur.

Prof. Dr. Cüneyt Yüksel’in uzun süreden beri bu sürecin hukuk zemininde ilerlemesi için yürüttüğü çalışmaların da böyle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Kendisinin Meclis konuşmalarında da Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlı olmadığı; toplumsal barış, sosyal adalet ve demokratik katılım boyutlarının da önem taşıdığı açıkça görülmektedir.

Bir hukukçu olarak benim için bunun ayrıca bir anlamı var.

Çünkü terörsüz Türkiye’nin kalıcı hale gelmesinin yolu, hukukun üstünlüğünden geçmektedir.

Bu nedenle Sayın Cüneyt Yüksel’e, bugüne kadar yaptığı çalışmalar ve gösterdiği gayretler dolayısıyla özellikle teşekkür ediyorum.

KOMİSYONDA EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜR

Bu sürecin sadece iktidar partisi açısından değerlendirilmesi de doğru olmaz.

TBMM çatısı altında görev yapan komisyon üyelerinin tamamının, farklı siyasi görüşlerden gelmelerine rağmen bu tarihi sürece katkı sunmuş olmaları önemlidir.

Komisyonlarda görev yapan milletvekillerine, farklı görüşleri dile getiren ve sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayan bütün siyasi partilerin temsilcilerine teşekkür etmek gerekir.

Çünkü demokrasi, sadece aynı düşüncede olanların konuşması değildir.

Demokrasi; farklı düşüncelerin aynı masa etrafında konuşabilmesidir.

Bu bakımdan TBMM’nin ortaya koyduğu ortak çalışma kültürü, Türkiye’nin geleceği açısından ayrıca değerlidir.

ŞEHİTLERİMİZİ UNUTMADAN BARIŞI İNŞA ETMELİYİZ

Terörsüz Türkiye denildiğinde şehitlerimizi unutmamız mümkün değildir.

Onların acısı, ailelerinin gözyaşı ve milletimizin hafızasında bıraktıkları iz hiçbir zaman silinmeyecektir.

Fakat şehitlerimizin hatırasına sahip çıkmanın yolu, yeni şehitler verilmesini önleyecek bir Türkiye inşa etmekten de geçmektedir.

Barış istemek şehitleri unutmak değildir.

Tam tersine, yeni nesillerin aynı acıları yaşamaması için mücadele etmektir.

Türkiye’nin bundan sonraki hedefi; terörü sona erdirirken adaleti, güvenliği ve devlet otoritesini güçlü tutmak olmalıdır.

ARTIK TÜRKİYE ENERJİSİNİ GELECEĞE HARCAMALI

Yıllardır terörle mücadeleye harcadığımız insan gücünü ve ekonomik kaynakları artık kalkınmaya yöneltmenin zamanı gelmiştir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun üretim kapasitesi artırılmalı, gençlere daha fazla iş ve eğitim imkânı sağlanmalı, bölgenin ekonomik potansiyeli harekete geçirilmelidir.

Çünkü huzurun olduğu yerde yatırım olur.

Yatırımın olduğu yerde istihdam olur.

İstihdamın olduğu yerde umut olur.

Umut varsa gençler geleceğini başka ülkelerde değil, kendi vatanında arar.

TÜRKİYE’NİN AĞABEY ÜLKE OLMA VAKTİDİR

Bütün bunların ötesinde Türkiye’nin önünde daha büyük bir hedef bulunmaktadır.

Türkiye artık sadece kendi sınırları içerisinde huzur arayan bir ülke değil; çevresine huzur taşıyan bir ülke olmalıdır.

Ağabey ülke olmak, başkalarına üstünlük kurmak değildir.

Ağabeylik; gerektiğinde elini taşın altına koymaktır.

Kriz yaşayan komşusuna sırt çevirmemektir.

Mazlumun yanında olmaktır.

Kardeş ülkeler arasında köprü kurmaktır.

Gücünü adaletle kullanmaktır.

Türkiye’nin tarihî ve coğrafi konumu, ona böyle bir sorumluluk yüklüyor.

Fakat bunun için önce kendi evimizin içini huzurlu hale getirmeliyiz.

Terörsüz Türkiye, işte bu nedenle Türkiye’nin bölgesel ağabeyliği açısından da tarihî bir fırsattır.

467 OY, BÜYÜK BİR SORUMLULUKTUR

TBMM’de ortaya çıkan 467 kabul oyu, aynı zamanda çok büyük bir sorumluluktur.

Bu sorumluluk, kanunun uygulanmasıyla başlayacaktır.

Şimdi Türkiye’nin ihtiyacı; öfke değil sağduyu, ayrışma değil kardeşlik, intikam değil adalet, geçmişe takılıp kalmak değil geleceği inşa etmektir.

87 milletvekilinin ret oyu vermiş olması da demokratik iradenin bir parçasıdır.

Farklı görüşler olacaktır.

Olmalıdır da.

Ama bütün farklılıklarımızın üzerinde bir ortak paydamız vardır:

Türkiye’nin birliği ve geleceği.

ŞİMDİ SIRA GELECEĞİ BİRLİKTE İNŞA ETMEKTE

Dün Meclis önemli bir karar aldı.

Bugün ise hepimize büyük bir görev düşüyor.

Bu tarihi fırsatı heba etmemek…

Şehitlerimizin hatırasını korumak…

Hukukun üstünlüğünden taviz vermemek…

Türk-Kürt kardeşliğini güçlendirmek…

Ve Türkiye’yi yalnızca güçlü değil, gücüyle güven veren bir ağabey ülke haline getirmek…

Ben bir hukukçu olarak, bu sürecin hukuk içerisinde ve milletimizin ortak vicdanını gözeterek başarıya ulaşmasını diliyorum.

Bu vesileyle başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’a, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Yüksel’e ve komisyonda görev yapan bütün siyasi partilerin değerli üyelerine, bu tarihi sürece katkıları ve emekleri için teşekkür ediyorum.

Dileğimiz odur ki;

Terörsüz Türkiye, güçlü Türkiye’nin; güçlü Türkiye de bölgesinde huzur ve güven veren ağabey Türkiye’nin başlangıcı olsun.

Geçmişin acılarını unutmayalım.

Ama geleceğimizi geçmişin acılarına da mahkûm etmeyelim.

Terörsüz Türkiye; huzurlu Türkiye’dir.

Terörsüz Türkiye; kardeş Türkiye’dir.

Terörsüz Türkiye; bölgesine güven veren Türkiye’dir.

Ve inanıyorum ki;

Türkiye, kendi huzurunu sağladığı gün, çevresine de daha güçlü bir şekilde huzur verecektir.

Bu tarihi sürecin milletimize, devletimize ve gelecek nesillerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.