Hiçbir inanç alay etmenin malzemesi olmamalıdır
Hiçbir inanç alay etmenin malzemesi olmamalıdır
Ahmet Dara yazdı…
Ahmet Dara yazdı…
Son yıllarda dikkat çeken bir durum var: Eline mikrofon alan, sosyal medyada birkaç takipçi edinen ya da biraz görünür hâle gelen bazı kişiler, en kolay yolu seçerek İslam'ı hedef alıyor. Çünkü biliyorlar ki dinî değerlere yönelik provokatif sözler, kısa sürede ilgi topluyor; tartışma çıkarıyor ve kendilerine görünürlük sağlıyor.
Eleştiri ile hakaret arasındaki çizgi ise çoğu zaman bilinçli olarak silikleştiriliyor.
Hiçbir inanç, hiçbir kutsal değer; aşağılamanın, alay etmenin veya nefret söyleminin malzemesi olmamalıdır. Düşünce özgürlüğü; insanların inançlarını hedef gösterme, onları aşağılayıcı ifadeler kullanma veya toplumun kutsallarını küçük düşürme özgürlüğü değildir. Özgürlük, başkasının onuruna ve temel haklarına saygıyla anlam kazanır.
Daha da düşündürücü olan ise, bu saldırıları alkışlayan veya "mizah", "sanat", "stand-up" ya da "ifade özgürlüğü" adı altında meşrulaştırmaya çalışan anlayıştır. Bir toplumun ortak değerlerini aşağılamayı normalleştirmek; farklı düşüncelerin barış içinde yaşamasını değil, kutuplaşmayı besler.
Stand-up komedisi; zekâ, gözlem ve ince mizahla insanları güldürme sanatıdır. İnançlarla, kutsallarla veya insanların manevi değerleriyle alay etmek ise gerçek mizahın değil, kolaycılığın göstergesidir. İnsanları kırarak alkış toplamak, sanat değil; seviyesizliğin ve fikir üretmek yerine provokasyona sığınmanın sonucudur.
Aynı yaklaşım başka dinlere, başka inançlara veya başka toplulukların kutsallarına gösterildiğinde çoğu zaman büyük tepkiler oluşurken, konu İslam olduğunda bunu "cesaret" diye sunmaya çalışan çifte standart da ayrıca sorgulanmalıdır. Gerçek adalet, herkesin kutsalına aynı saygıyı göstermeyi gerektirir.
İnanç sahibi olmak kadar inançsız olmak da bireyin hakkıdır. Ancak aynı şekilde, inanan insanların kutsallarına saygı gösterilmesini beklemek de en doğal haklarıdır. Fikirler tartışılabilir; dinler akademik olarak eleştirilebilir; tarih konuşulabilir. Fakat hakaret, küçümseme ve nefret dili hiçbir topluma fayda sağlamaz.
Bir toplumun manevi değerlerini hedef alan söylemler; sadece belirli bir kesimi incitmez, aynı zamanda birlikte yaşama kültürünü de zedeler. Saygı ortadan kalktığında, diyalog da ortadan kalkar.
Toplum olarak ihtiyacımız olan şey; birbirimizin inancını paylaşmak değil, birbirimizin insanlık onuruna saygı göstermektir. Farklı düşünceler medeniyetin zenginliğidir. Ancak hakaret hiçbir zaman düşüncenin yerine geçemez.
Unutulmamalıdır ki, bir medeniyet; kutsallarına nasıl sahip çıktığı kadar, farklı görüşleri nasıl konuştuğuyla da ölçülür. Saygıyı kaybeden toplumlar, huzuru da kaybetmeye başlar.
Mersin HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.




