SECCADEYE BASANLAR KADAR, BUNA İZİN VERENLERE DE HESAP SORULMALI!

Gündem 21.10.2026 - 11:08, Güncelleme: 21.10.2026 - 11:42
 

SECCADEYE BASANLAR KADAR, BUNA İZİN VERENLERE DE HESAP SORULMALI!

Milletin inancını inciten sahne geçiştirilemez. TRT yönetimi ve yapımcılar açıklama yapmalı, sorumluluk süreci aydınlatılmalı!

Bir dizideki sahne milyonlarca insanın tepkisini çekiyorsa oturup düşünmek gerekir. Hele o sahnede Müslümanların ibadet ederken kullandığı seccade ayakkabıyla çiğneniyorsa mesele, sıradan bir senaryo tartışmasının çok ötesine geçer. Taşacak Bu Deniz dizisinde gündeme gelen seccade sahnesi kamuoyunda yoğun tepki gördü. Görüntüde iki oyuncunun seccadenin üzerinde ayakkabılarıyla durması, tepkilerin odağına yerleşti. Vatandaş haklı olarak şunu soruyor: Bu sahne nasıl çekildi, nasıl montajlandı ve nasıl oldu da TRT ekranlarına kadar geldi? BİR ANLIK DİKKATSİZLİKLE AÇIKLANABİLİR Mİ? Diyelim ki sahnede yer alan kişiler seccadenin üzerine bastıklarının farkında değillerdi. İyi niyetli davranalım, bunu bir anlık dikkatsizlik olarak değerlendirelim. Peki, çekim sırasında orada bulunan diğer kişiler de mi fark etmedi? Yönetmen, yönetmen yardımcısı, kamera ekibi ve diğer çalışanlar ne yapıyordu? Diyelim ki çekim ekibinden hiç kimse görmedi. Görüntüler izlenirken, sahne montajlanırken de mi farkına varılmadı? Bir de TRT'nin yayın süreci var. Kamu yayıncılığı yapan bir kurumun ekranına gelen görüntüler hiç mi denetlenmiyor? Yayına hazırlanan bir sahneyi değerlendiren kimse, bunun toplumda nasıl karşılanabileceğini düşünmedi mi? Elbette bu sorular, birilerinin bilerek saygısızlık yaptığı anlamına gelmez. Ancak görüntünün hangi aşamalardan geçerek ekrana geldiğinin açıklanmasını istemek de kimseye haksızlık değildir. ÇEKİMDE GÖRÜLMEDİ, MONTAJDA FARK EDİLMEDİ, TRT DE Mİ GÖRMEDİ? İşte kamuoyunun asıl cevap beklediği soru budur. Bir film ya da dizi sahnesi çoğu zaman tek seferde çekilip olduğu gibi yayımlanmaz. Çekimler yapılır, görüntüler seçilir, kurgu ve montaj aşamalarından geçilir, ardından yayın süreci başlar. Dolayısıyla burada yalnızca seccadenin üzerine basan iki kişinin ne düşündüğünü konuşmak yeterli değildir. Bu görüntünün ortaya çıkmasında ve yayımlanmasında sorumluluğu bulunan herkesin üzerine düşeni yapıp yapmadığı da araştırılmalıdır. Kimseye peşinen suçlu demiyoruz. Fakat birden fazla aşamadan geçen bir yapımda, böylesine hassas bir görüntünün nasıl olup da fark edilmediğine ilişkin makul bir açıklama bekliyoruz. Varsa ihmal ortaya çıkarılsın, sorumluluğu bulunan kişiler belirlensin. Kamuoyu da yaşananları kulaktan dolma bilgilerle değil, yetkililerin yapacağı açıklamalarla öğrensin. SECCADE SIRADAN BİR HALI DEĞİLDİR! Müslüman için seccade, üzerine basılıp geçilecek sıradan bir eşya değildir. Alnın secdeye konulduğu, Allah'ın huzurunda ibadet edilen bu özel örtü, inananlar için derin bir manevi anlam taşır. Bu nedenle seccadenin ayakkabı altında kalması, inancına bağlı insanlar için son derece incitici bir görüntüdür. Bir senarist bu sahneyi neden yazdı? Yönetmen neden bu şekilde çekti? Yapımcı, görüntünün yayımlanmasına neden engel olmadı? TRT, yayın aşamasında nasıl bir değerlendirme yaptı? Bu soruların cevapları bilinmeden kimsenin niyetine ilişkin kesin bir hüküm vermek doğru olmaz. Ancak toplumun manevi değerlerini ilgilendiren bir konuda gerekli özenin gösterilip gösterilmediğini sorgulamak son derece doğaldır. Sanat ve ifade özgürlüğü elbette korunmalı. Fakat bu özgürlük, ortaya konulan her işin eleştiriden muaf olduğu anlamına gelmez. Sanat yapmak başka, milyonlarca insanın kutsal kabul ettiği bir değeri inciten görüntüyü hiçbir açıklama yapmadan geçiştirmek başkadır. MİLLETİN VERGİSİYLE YAYIN YAPMANIN SORUMLULUĞU VAR! TRT, kamu hizmeti yayıncılığı yapan bir kurumdur. Faaliyetlerini kamu kaynaklarıyla sürdürmesi, topluma karşı sorumluluğunu daha da önemli hâle getirir. Milletin vergileriyle yayın yapacaksınız, bu milletin izleyicisine ulaşacaksınız; sonra da aynı milletin inancını inciten bir görüntü karşısında sessiz kalacaksınız. Olacak iş mi bu? Kamu kaynaklarıyla yayın yapmanın karşılığı yalnızca izlenme oranları değildir. İzleyicinin güvenini gözetmek, toplumsal hassasiyetleri dikkate almak ve gerektiğinde yapılan hatanın hesabını vermek de bu sorumluluğun içindedir. Burada kimsenin sanatına müdahale edilmesini savunmuyoruz. İstenen şey çok açık: Kamuoyunun karşısına çıkan bir yapımda, toplumun inanç değerlerine karşı gereken özen gösterilsin. TRT yönetimi, bu görüntünün neden yayımlandığını açıklamalıdır. Yapımcılar da sorumluluklarına ilişkin kamuoyunu bilgilendirmelidir. Kamu kaynaklarıyla yayın yapan bir kurumun, toplumun inanç değerlerini inciten bir görüntü karşısında sessiz kalması kabul edilemez. Kamuoyunun tepkisini küçümsemek yerine bu tepkinin nedenlerini anlamak gerekir. ÖZÜR DİLEMEK ZOR DEĞİL! Türk Diyanet Vakıf-Sen Trabzon Şube Başkanı Mehmet Odabaşı da söz konusu sahneye tepki göstererek TRT yönetimine ve yapımcılara çağrıda bulundu. Odabaşı, sorumluların açıklama yapmasını ve benzer görüntülerin tekrarlanmaması için gerekli adımların atılmasını istedi. Bu çağrının karşılıksız bırakılmaması gerekir. Öncelikle sahnenin hangi gerekçeyle bu şekilde çekildiği ve yayın sürecinde nasıl değerlendirildiği açıklanmalı. Bir ihmal tespit edilirse gereği yapılmalı. Görüntü nedeniyle incinen vatandaşlardan da samimi bir özür dilenmelidir. Özür dilemek kimseyi küçültmez. Tam tersine, hatasıyla yüzleşebilen insanların ve kurumların itibarını korur. Üstelik kamuoyunun beklentisi yalnızca bir özürden ibaret değildir. Aynı olayın yeniden yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması ve yayın sürecindeki denetimin gözden geçirilmesi de önemlidir. BU TEPKİ NEDEN ÖNEMLİ? Meseleyi yalnızca bir diziye yöneltilen tepki olarak görmek, toplumun hassasiyetini anlamamak demektir. İnsanlar inançlarına, ibadetlerine ve kutsal kabul ettikleri değerlere saygı gösterilmesini istiyor. Bu talep ne sanat düşmanlığıdır ne de birilerini susturma girişimidir. Elbette sağduyulu davranılmalı, kimse kanıtlanmamış iddialarla suçlanmamalı ve eleştiri hakaret boyutuna taşınmamalıdır. Ancak bütün bunlar, yaşananların açıkça sorgulanmasına engel değildir. Bir sahnenin hangi amaçla çekildiği kadar, ortaya çıkan görüntünün nasıl değerlendirildiği de önemlidir. Kamuoyunun tepkisi ciddiyetle dikkate alınmalıdır. SON SÖZÜMÜZ AÇIK VE NET TRT yönetimine ve Taşacak Bu Deniz dizisinin yapımcılarına çağrımızdır: Bu sahnenin nasıl yayımlandığını kamuoyuna açıklayın. Çekimden montaja, yayın hazırlığından son denetime kadar bütün süreci aydınlatın. Sorumluluğu bulunan kişiler hakkında gerekli değerlendirmeyi yapın ve inancı incinen vatandaşlardan özür dileyin. Seccadeye basan iki kişinin kim olduğundan önce, bu görüntünün hangi aşamalardan geçerek ekrana geldiğini öğrenmek istiyoruz. Kimseyi delilsiz suçlamıyoruz. Ancak kimsenin de sorumluluktan kaçmasına göz yumulmasını istemiyoruz. Milletin inancını inciten bir görüntü karşısında susmak, sorunu ortadan kaldırmaz. Bu olayın üzeri örtülmemeli, kamuoyunun soruları cevapsız bırakılmamalıdır. Kamu kaynaklarıyla yayın yapan bir kurumun sorumluluğu yalnızca yayın yapmak değil, yaptığı yayının hesabını da verebilmektir.
Milletin inancını inciten sahne geçiştirilemez. TRT yönetimi ve yapımcılar açıklama yapmalı, sorumluluk süreci aydınlatılmalı!

Bir dizideki sahne milyonlarca insanın tepkisini çekiyorsa oturup düşünmek gerekir. Hele o sahnede Müslümanların ibadet ederken kullandığı seccade ayakkabıyla çiğneniyorsa mesele, sıradan bir senaryo tartışmasının çok ötesine geçer.

Taşacak Bu Deniz dizisinde gündeme gelen seccade sahnesi kamuoyunda yoğun tepki gördü. Görüntüde iki oyuncunun seccadenin üzerinde ayakkabılarıyla durması, tepkilerin odağına yerleşti.

Vatandaş haklı olarak şunu soruyor: Bu sahne nasıl çekildi, nasıl montajlandı ve nasıl oldu da TRT ekranlarına kadar geldi?

BİR ANLIK DİKKATSİZLİKLE AÇIKLANABİLİR Mİ?

Diyelim ki sahnede yer alan kişiler seccadenin üzerine bastıklarının farkında değillerdi. İyi niyetli davranalım, bunu bir anlık dikkatsizlik olarak değerlendirelim.

Peki, çekim sırasında orada bulunan diğer kişiler de mi fark etmedi? Yönetmen, yönetmen yardımcısı, kamera ekibi ve diğer çalışanlar ne yapıyordu?

Diyelim ki çekim ekibinden hiç kimse görmedi. Görüntüler izlenirken, sahne montajlanırken de mi farkına varılmadı?

Bir de TRT'nin yayın süreci var. Kamu yayıncılığı yapan bir kurumun ekranına gelen görüntüler hiç mi denetlenmiyor? Yayına hazırlanan bir sahneyi değerlendiren kimse, bunun toplumda nasıl karşılanabileceğini düşünmedi mi?

Elbette bu sorular, birilerinin bilerek saygısızlık yaptığı anlamına gelmez. Ancak görüntünün hangi aşamalardan geçerek ekrana geldiğinin açıklanmasını istemek de kimseye haksızlık değildir.

ÇEKİMDE GÖRÜLMEDİ, MONTAJDA FARK EDİLMEDİ, TRT DE Mİ GÖRMEDİ?

İşte kamuoyunun asıl cevap beklediği soru budur.

Bir film ya da dizi sahnesi çoğu zaman tek seferde çekilip olduğu gibi yayımlanmaz. Çekimler yapılır, görüntüler seçilir, kurgu ve montaj aşamalarından geçilir, ardından yayın süreci başlar. Dolayısıyla burada yalnızca seccadenin üzerine basan iki kişinin ne düşündüğünü konuşmak yeterli değildir.

Bu görüntünün ortaya çıkmasında ve yayımlanmasında sorumluluğu bulunan herkesin üzerine düşeni yapıp yapmadığı da araştırılmalıdır.

Kimseye peşinen suçlu demiyoruz. Fakat birden fazla aşamadan geçen bir yapımda, böylesine hassas bir görüntünün nasıl olup da fark edilmediğine ilişkin makul bir açıklama bekliyoruz.

Varsa ihmal ortaya çıkarılsın, sorumluluğu bulunan kişiler belirlensin. Kamuoyu da yaşananları kulaktan dolma bilgilerle değil, yetkililerin yapacağı açıklamalarla öğrensin.

SECCADE SIRADAN BİR HALI DEĞİLDİR!

Müslüman için seccade, üzerine basılıp geçilecek sıradan bir eşya değildir. Alnın secdeye konulduğu, Allah'ın huzurunda ibadet edilen bu özel örtü, inananlar için derin bir manevi anlam taşır. Bu nedenle seccadenin ayakkabı altında kalması, inancına bağlı insanlar için son derece incitici bir görüntüdür.

Bir senarist bu sahneyi neden yazdı? Yönetmen neden bu şekilde çekti? Yapımcı, görüntünün yayımlanmasına neden engel olmadı? TRT, yayın aşamasında nasıl bir değerlendirme yaptı?

Bu soruların cevapları bilinmeden kimsenin niyetine ilişkin kesin bir hüküm vermek doğru olmaz. Ancak toplumun manevi değerlerini ilgilendiren bir konuda gerekli özenin gösterilip gösterilmediğini sorgulamak son derece doğaldır.

Sanat ve ifade özgürlüğü elbette korunmalı. Fakat bu özgürlük, ortaya konulan her işin eleştiriden muaf olduğu anlamına gelmez.

Sanat yapmak başka, milyonlarca insanın kutsal kabul ettiği bir değeri inciten görüntüyü hiçbir açıklama yapmadan geçiştirmek başkadır.

MİLLETİN VERGİSİYLE YAYIN YAPMANIN SORUMLULUĞU VAR!

TRT, kamu hizmeti yayıncılığı yapan bir kurumdur. Faaliyetlerini kamu kaynaklarıyla sürdürmesi, topluma karşı sorumluluğunu daha da önemli hâle getirir.

Milletin vergileriyle yayın yapacaksınız, bu milletin izleyicisine ulaşacaksınız; sonra da aynı milletin inancını inciten bir görüntü karşısında sessiz kalacaksınız. Olacak iş mi bu?

Kamu kaynaklarıyla yayın yapmanın karşılığı yalnızca izlenme oranları değildir. İzleyicinin güvenini gözetmek, toplumsal hassasiyetleri dikkate almak ve gerektiğinde yapılan hatanın hesabını vermek de bu sorumluluğun içindedir.

Burada kimsenin sanatına müdahale edilmesini savunmuyoruz. İstenen şey çok açık: Kamuoyunun karşısına çıkan bir yapımda, toplumun inanç değerlerine karşı gereken özen gösterilsin.

TRT yönetimi, bu görüntünün neden yayımlandığını açıklamalıdır. Yapımcılar da sorumluluklarına ilişkin kamuoyunu bilgilendirmelidir.

Kamu kaynaklarıyla yayın yapan bir kurumun, toplumun inanç değerlerini inciten bir görüntü karşısında sessiz kalması kabul edilemez. Kamuoyunun tepkisini küçümsemek yerine bu tepkinin nedenlerini anlamak gerekir.

ÖZÜR DİLEMEK ZOR DEĞİL!

Türk Diyanet Vakıf-Sen Trabzon Şube Başkanı Mehmet Odabaşı da söz konusu sahneye tepki göstererek TRT yönetimine ve yapımcılara çağrıda bulundu. Odabaşı, sorumluların açıklama yapmasını ve benzer görüntülerin tekrarlanmaması için gerekli adımların atılmasını istedi.

Bu çağrının karşılıksız bırakılmaması gerekir.

Öncelikle sahnenin hangi gerekçeyle bu şekilde çekildiği ve yayın sürecinde nasıl değerlendirildiği açıklanmalı. Bir ihmal tespit edilirse gereği yapılmalı. Görüntü nedeniyle incinen vatandaşlardan da samimi bir özür dilenmelidir.

Özür dilemek kimseyi küçültmez. Tam tersine, hatasıyla yüzleşebilen insanların ve kurumların itibarını korur.

Üstelik kamuoyunun beklentisi yalnızca bir özürden ibaret değildir. Aynı olayın yeniden yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması ve yayın sürecindeki denetimin gözden geçirilmesi de önemlidir.

BU TEPKİ NEDEN ÖNEMLİ?

Meseleyi yalnızca bir diziye yöneltilen tepki olarak görmek, toplumun hassasiyetini anlamamak demektir.

İnsanlar inançlarına, ibadetlerine ve kutsal kabul ettikleri değerlere saygı gösterilmesini istiyor. Bu talep ne sanat düşmanlığıdır ne de birilerini susturma girişimidir.

Elbette sağduyulu davranılmalı, kimse kanıtlanmamış iddialarla suçlanmamalı ve eleştiri hakaret boyutuna taşınmamalıdır. Ancak bütün bunlar, yaşananların açıkça sorgulanmasına engel değildir.

Bir sahnenin hangi amaçla çekildiği kadar, ortaya çıkan görüntünün nasıl değerlendirildiği de önemlidir. Kamuoyunun tepkisi ciddiyetle dikkate alınmalıdır.

SON SÖZÜMÜZ AÇIK VE NET

TRT yönetimine ve Taşacak Bu Deniz dizisinin yapımcılarına çağrımızdır:

Bu sahnenin nasıl yayımlandığını kamuoyuna açıklayın. Çekimden montaja, yayın hazırlığından son denetime kadar bütün süreci aydınlatın. Sorumluluğu bulunan kişiler hakkında gerekli değerlendirmeyi yapın ve inancı incinen vatandaşlardan özür dileyin.

Seccadeye basan iki kişinin kim olduğundan önce, bu görüntünün hangi aşamalardan geçerek ekrana geldiğini öğrenmek istiyoruz.

Kimseyi delilsiz suçlamıyoruz. Ancak kimsenin de sorumluluktan kaçmasına göz yumulmasını istemiyoruz.

Milletin inancını inciten bir görüntü karşısında susmak, sorunu ortadan kaldırmaz. Bu olayın üzeri örtülmemeli, kamuoyunun soruları cevapsız bırakılmamalıdır.

Kamu kaynaklarıyla yayın yapan bir kurumun sorumluluğu yalnızca yayın yapmak değil, yaptığı yayının hesabını da verebilmektir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.