VALİ MUZAFFER DİLEK’İN PLAKETİ KABUL ETMEYEN ÖRNEK TAVRI

Gündem 27.10.2026 - 21:50, Güncelleme: 27.10.2026 - 21:58
 

VALİ MUZAFFER DİLEK’İN PLAKETİ KABUL ETMEYEN ÖRNEK TAVRI

Eğitimci / Gazeteci / Yazar Müslüm Abacıoğlu'nun anlattığı bir hatıra, kamu hizmetinde tevazunun ve gönüllülüğün anlamını yeniden hatırlatıyor.

Şanlıurfa’da gazetecilik denilince akla gelen tecrübeli isimlerden eğitimci, yazar ve gazeteci Müslüm Abacıoğlu, Müslüm Aktürk ile birlikte Yenidoğuş Gazetesi’ni çıkardıkları dönemde yaşadığı anlamlı bir hatırayı paylaştı. Abacıoğlu’nun anlattıkları, eski Şanlıurfa Valisi Muzaffer Dilek’in kamu görevine bakışını ve eşinin sosyal yardımlaşma konusundaki yaklaşımını gözler önüne seriyor. “BEN ZATEN GÖREVİMİ YAPIYORUM” Müslüm Abacıoğlu’nun aktardığına göre Yenidoğuş Gazetesi okurları, Vali Muzaffer Dilek ve eşini “Yılın Enleri” arasında seçmişti. Gazetenin ilgili sayısını ve plaketleri takdim etmek üzere valilik makamına giden Abacıoğlu, beklemediği bir tavırla karşılaştı. Vali Dilek, kendisine verilen plaketi kabul etmek istemedi. Gerekçesi ise son derece açıktı: Devletin kendisini Şanlıurfa’ya hizmet etmek için gönderdiğini, yaptığı işin zaten görevi olduğunu ifade etti. Eşine verilecek plakete ise müdahale etmeyerek buna eşinin karar verebileceğini söyledi. Abacıoğlu, Vali Dilek’in eşinin, ihtiyaç sahibi aileleri Sosyal Yardımlaşma Vakfı aracılığıyla tespit ettirdiğini ancak yardımları valilik veya başka bir devlet kurumunun imkânlarını kullanmadan, kendi olanaklarıyla yaptığını belirtiyor. Bu nedenle kendisine de plaket verilmesini uygun bulduğunu anlatıyor. Gazeteci Abacıoğlu, sohbet sırasında her iki plaketin de bulunduğu paketi, Vali Dilek’in masasındaki takvimin arkasına bırakarak makamdan ayrıldığını aktarıyor. Böylece okurların oylarıyla belirlenen ödüller, gösterişten uzak bir hatıraya dönüşüyor. VALİLİK MAKAMI, HİZMETİN SORUMLULUĞUDUR Valilik, yalnızca bir yönetim makamı değil; devletin vatandaşla doğrudan temas ettiği önemli görevlerden biridir. Bu makamda bulunanlardan beklenen, kamu kaynaklarını doğru kullanmaları, vatandaşın sorunlarına çözüm üretmeleri ve görevlerini sorumluluk bilinciyle yerine getirmeleridir. Elbette her vali, görev yaptığı şehirde aynı izleri bırakmaz. Ancak vatandaşın derdini dinleyen, ihtiyaç sahiplerine ulaşan, şehrin meselelerini sahiplenen ve makamın imkânlarını kişisel çıkarlarından ayrı tutan yöneticiler, görev süreleri sona erse bile hafızalarda yer edinir. Muzaffer Dilek’in kendisine verilen plaketi, “Ben görevimi yapıyorum” anlayışıyla kabul etmek istememesi de bu açıdan dikkat çekici. Çünkü kamu hizmeti, bir ödül beklentisiyle değil, sorumluluk bilinciyle yürütülmesi gereken bir görevdir. Takdir edilmek elbette değerlidir; fakat asıl kıymet, yapılan hizmetin karşılığını insanların hayatında görmekten geçer. Müslüm Abacıoğlu’nun yıllar sonra paylaştığı bu hatıra, bir plaketin kabul edilip edilmemesinden çok daha fazlasını anlatıyor: Makamların geçici, hizmetin ve insanlarda bırakılan izlerin kalıcı olduğunu… Müslüm Abacıoğlu’nun tanıklığıyla yeniden gündeme gelen bu anı, Şanlıurfa’nın yakın geçmişinden tevazu, sorumluluk ve insan odaklı hizmet anlayışını hatırlatan anlamlı bir kesit olarak öne çıkıyor.
Eğitimci / Gazeteci / Yazar Müslüm Abacıoğlu'nun anlattığı bir hatıra, kamu hizmetinde tevazunun ve gönüllülüğün anlamını yeniden hatırlatıyor.

Şanlıurfa’da gazetecilik denilince akla gelen tecrübeli isimlerden eğitimci, yazar ve gazeteci Müslüm Abacıoğlu, Müslüm Aktürk ile birlikte Yenidoğuş Gazetesi’ni çıkardıkları dönemde yaşadığı anlamlı bir hatırayı paylaştı. Abacıoğlu’nun anlattıkları, eski Şanlıurfa Valisi Muzaffer Dilek’in kamu görevine bakışını ve eşinin sosyal yardımlaşma konusundaki yaklaşımını gözler önüne seriyor.

“BEN ZATEN GÖREVİMİ YAPIYORUM”

Müslüm Abacıoğlu’nun aktardığına göre Yenidoğuş Gazetesi okurları, Vali Muzaffer Dilek ve eşini “Yılın Enleri” arasında seçmişti. Gazetenin ilgili sayısını ve plaketleri takdim etmek üzere valilik makamına giden Abacıoğlu, beklemediği bir tavırla karşılaştı.

Vali Dilek, kendisine verilen plaketi kabul etmek istemedi. Gerekçesi ise son derece açıktı: Devletin kendisini Şanlıurfa’ya hizmet etmek için gönderdiğini, yaptığı işin zaten görevi olduğunu ifade etti. Eşine verilecek plakete ise müdahale etmeyerek buna eşinin karar verebileceğini söyledi.

Abacıoğlu, Vali Dilek’in eşinin, ihtiyaç sahibi aileleri Sosyal Yardımlaşma Vakfı aracılığıyla tespit ettirdiğini ancak yardımları valilik veya başka bir devlet kurumunun imkânlarını kullanmadan, kendi olanaklarıyla yaptığını belirtiyor. Bu nedenle kendisine de plaket verilmesini uygun bulduğunu anlatıyor.

Gazeteci Abacıoğlu, sohbet sırasında her iki plaketin de bulunduğu paketi, Vali Dilek’in masasındaki takvimin arkasına bırakarak makamdan ayrıldığını aktarıyor. Böylece okurların oylarıyla belirlenen ödüller, gösterişten uzak bir hatıraya dönüşüyor.

VALİLİK MAKAMI, HİZMETİN SORUMLULUĞUDUR

Valilik, yalnızca bir yönetim makamı değil; devletin vatandaşla doğrudan temas ettiği önemli görevlerden biridir. Bu makamda bulunanlardan beklenen, kamu kaynaklarını doğru kullanmaları, vatandaşın sorunlarına çözüm üretmeleri ve görevlerini sorumluluk bilinciyle yerine getirmeleridir.

Elbette her vali, görev yaptığı şehirde aynı izleri bırakmaz. Ancak vatandaşın derdini dinleyen, ihtiyaç sahiplerine ulaşan, şehrin meselelerini sahiplenen ve makamın imkânlarını kişisel çıkarlarından ayrı tutan yöneticiler, görev süreleri sona erse bile hafızalarda yer edinir.

Muzaffer Dilek’in kendisine verilen plaketi, “Ben görevimi yapıyorum” anlayışıyla kabul etmek istememesi de bu açıdan dikkat çekici. Çünkü kamu hizmeti, bir ödül beklentisiyle değil, sorumluluk bilinciyle yürütülmesi gereken bir görevdir. Takdir edilmek elbette değerlidir; fakat asıl kıymet, yapılan hizmetin karşılığını insanların hayatında görmekten geçer.

Müslüm Abacıoğlu’nun yıllar sonra paylaştığı bu hatıra, bir plaketin kabul edilip edilmemesinden çok daha fazlasını anlatıyor: Makamların geçici, hizmetin ve insanlarda bırakılan izlerin kalıcı olduğunu…

Müslüm Abacıoğlu’nun tanıklığıyla yeniden gündeme gelen bu anı, Şanlıurfa’nın yakın geçmişinden tevazu, sorumluluk ve insan odaklı hizmet anlayışını hatırlatan anlamlı bir kesit olarak öne çıkıyor.

Şanlıurfa HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.