MAKAM GİDER, SAYGINLIK KALIR: VALİ MUZAFFER DİLEK

Yaşam 25.10.2026 - 22:55, Güncelleme: 25.10.2026 - 23:51
 

MAKAM GİDER, SAYGINLIK KALIR: VALİ MUZAFFER DİLEK

Müslüm Aktürk yazdı...

Bazı insanlar görev yaptıkları şehirden ayrılır, ancak o şehirden hiç gitmezler. Çünkü geride yalnızca hizmetlerini değil, güveni, dostluğu ve güzel hatıraları da bırakırlar. Bir insanın gerçek değerini anlamak için bazen görev yaptığı yıllara değil, görevinden ayrıldıktan sonraki hayatına bakmak gerekir. Makamının gücüyle mi saygı gördüğü, yoksa kişiliğiyle mi gönüllerde yer edindiği, aradan yıllar geçtiğinde daha iyi anlaşılır. Şanlıurfa’da 2000-2003 yılları arasında valilik yapan Muzaffer Dilek, bu açıdan üzerinde durulması gereken isimlerden biri. Şanlıurfa Valiliğinin ardından Afyonkarahisar Valiliği yapan, daha sonra Danıştay üyeliğinde bulunan Sayın Dilek, bugün emekli bir devlet adamı olarak hayatını sürdürüyor. Artık bir makamı, resmî yetkisi yok. Ancak Şanlıurfalıların kendisine gösterdiği ilgi ve saygı hâlâ devam ediyor. Aradan tam 23 yıl geçmiş. Dile kolay, neredeyse çeyrek asır! Şanlıurfa’da görev yaptığı dönemin üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen Muzaffer Dilek hâlâ hatırlanıyor, aranıyor ve saygıyla anılıyor. Geçmişte kurduğu dostluklar devam ediyor, kendisiyle görüşen Şanlıurfalılar bulunuyor. Ben de sosyal medya üzerinden kendisiyle arkadaşım ve paylaşımlarını takip ediyorum. Valilik yaptığı dönemde mütevazı bir insan olarak tanıdığımız Dilek’in bugün de bu özelliğini koruması, geçmişte bıraktığı izleri daha anlamlı kılıyor. Peki, bir insanı makamından ayrıldıktan 23 yıl sonra da saygın kılan nedir? Bence bu sorunun cevabı, Muzaffer Dilek’in kişiliğinde, yöneticilik anlayışında ve insanlarla kurduğu ilişkilerde saklı. BİR GAZETE HABERİ VE UNUTAMADIĞIM BİR TAVIR Yenidoğuş gazetemizde, dönemin Şanlıurfa Valisi Muzaffer Dilek hakkında “Olmadı Vali Bey, Olmadı” başlıklı eleştirel bir haber yayımlamıştık. Birkaç gün sonra kendisini ziyaret ettim. Amacım, haberimize nasıl tepki verdiğini ve hakkımızdaki düşüncelerini öğrenmekti. Çaylarımızı içtik, sohbet ettik. Ancak baktım ki Vali Bey, yayımladığımız haberle ilgili herhangi bir tepki göstermiyor, konuya ilişkin düşüncelerini kendiliğinden dile getirmiyordu. Ben de merakımı gidermek için haberimizi nasıl karşıladığını sordum. Aldığım cevap, bugün bile hatırladığım ve önem verdiğim bir yaklaşımdı. Gazeteci olduğumuzu, eleştirme hakkımızın bulunduğunu ifade etti. Düşünün, hakkında eleştirel bir haber yayımlanmış bir valinin karşısındasınız. Buna rağmen karşınızdaki insan tepki göstermek için makamının gücünü kullanmıyor, eleştiriyi bir düşmanlık olarak görmüyor… Bir yöneticinin başarısı yalnızca yaptığı hizmetlerle ölçülmez. Eleştiri karşısında nasıl davrandığı, kendisinden farklı düşünen insanlara ne kadar tahammül gösterdiği de kişiliğinin önemli bir göstergesidir. Elbette her eleştiri doğru olmayabilir. Her haberin de haklı olduğu söylenemez. Ancak gazetecinin eleştirme hakkını kabul etmek, demokratik yönetim anlayışının temel unsurlarından biridir. Sayın Muzaffer Dilek’in bu yaklaşımı, aradan yıllar geçmesine rağmen neden saygıyla hatırlandığını anlamamıza yardımcı olan ayrıntılardan biri. BİR SAATLİĞİNE GELDİ, DÖRT SAAT BİZİMLE KALDI Ziyaretim sırasında Sayın Dilek’i gazetemizin yayın kurulu toplantısına davet ettim. Kendisi bir saatliğine gelebileceğini söyledi. Ben de yayın kurulumuzda birbirinden değerli insanların bulunduğunu, sohbetin uzayabileceğini belirterek kendisini ağırlamaktan memnuniyet duyacağımızı ifade ettim. Nitekim aynı günün akşamı, merhum Diş Hekimi Abdi Demirtaş’ın Sarayönü Yetkin Pasajı’ndaki muayenehanesinde bir araya geldik. Sayın Dilek, akşam saat 20.00 sıralarında geldi. Şanlıurfa üzerine sohbet etmeye, kentin meselelerini konuşmaya başladık. Sohbet öylesine koyulaştı, fikir alışverişi öylesine verimli geçti ki zamanın nasıl ilerlediğini anlayamadık. Bir saatliğine geleceğini söyleyen Vali Bey, yaklaşık dört saat bizimle kaldı. Saat gece yarısına yaklaşırken yakın koruması yanımıza geldi. Sabahın erken saatlerinden beri görev başında olduklarını belirterek toplantıyı bitirmemizin iyi olacağını söyledi. Böylece bir saatliğine katılmayı planladığı buluşma, yaklaşık dört saatlik bir sohbete dönüştü. Bu hatırayı bugün yeniden düşündüğümde, yalnızca bir valinin bizimle uzun süre oturmuş olmasını hatırlamıyorum. Aynı zamanda kentin meselelerini konuşmaya, gazetecileri, yazarları dinlemeye ve farklı fikirleri değerlendirmeye açık bir yönetici tavrını görüyorum. Üstelik bu buluşma, hakkında eleştirel haber yayımladığımız bir valinin katıldığı toplantıydı. Bana göre asıl kıymetli olan da buydu. İnsan, kendisini destekleyenleri dinlemekle yetinmemeli; kendisini eleştirenlerle de konuşabilmeli, onların düşüncelerine kulak verebilmelidir. ŞANLIURFA’NIN KÜLTÜRÜNE VE TARİHİNE SAHİP ÇIKTI Muzaffer Dilek’in Şanlıurfa’da bıraktığı izler, elbette yalnızca kişisel ilişkilerinden ibaret değil. Görev yaptığı dönemde kentin sosyal hayatına, tarihine, kültürüne ve sanatına yönelik çalışmalarıyla da hatırlanıyor. Sayın Abuzer Akbıyık’ın bir süre önce kaleme aldığı yazısında Sayın Dilek'in, kadınlara ve yoksullara yönelik Sosyal Toplum Merkezi kurulması, Urfa Kalesi eteğindeki gecekonduların kamulaştırılarak kaldırılması, meyve fidanlığı oluşturulması ve tünel çıkışındaki Cumhuriyet Parkı gibi çalışmaları, valilik döneminde hayata geçirilen hizmetler arasında anılıyor. Şanlıurfa’nın kültürel değerlerinin korunmasına yönelik girişimleri de ayrıca önemli. Bir şehrin gelişmesi yalnızca yeni yollar ve binalarla ölçülmez. O şehrin tarihî mirasını korumak, kültürünü yaşatmak ve sanatçılarına değer vermek de yöneticiliğin önemli sorumlulukları arasındadır. MAKAM GİDER, İNSANLIK KALIR Benim asıl üzerinde durmak istediğim konu, Muzaffer Dilek’in bugün hâlâ saygıyla anılması. İnsanların makam sahibi oldukları dönemde çevrelerinde kalabalıklar oluşması şaşırtıcı değildir. Makam, beraberinde resmî ilişkileri, ziyaretleri ve çeşitli beklentileri de getirir. Asıl sınav, bütün bunlar sona erdiğinde başlar. Artık imza yetkisi olmayan, atama yapmayan, bir talimatla iş gördüremeyen bir insan hâlâ aranıyor, hatırlanıyor ve saygı görüyorsa orada makamın ötesine geçen bir bağ kurulmuş demektir. Bu bağın temelinde dürüstlük, adalet duygusu, mütevazılık ve insanlara yaklaşım biçimi vardır. Benim gözlemlediğim kadarıyla Sayın Dilek, valilik yaptığı dönemde de mütevazı bir insandı. Bugün de bu özelliğini koruyor. Makamın insanı değiştirmemesi, görev sona erdiğinde de kişiliğin aynı çizgide devam etmesi önemli bir meziyet. Elbette hiçbir yöneticinin görev yaptığı dönemi bütün yönleriyle kusursuz olarak değerlendirmek mümkün değildir. Her dönemin kendine özgü şartları, sorunları ve tartışmaları vardır. Ancak bir yöneticinin ardından yıllar geçmesine rağmen güzel hatıraların anlatılması, dostlukların sürmesi ve adının saygıyla anılması, küçümsenecek bir miras değildir. Üstelik burada bir ya da iki yıldan değil, tam 23 yıldan söz ediyoruz. Neredeyse çeyrek asır sonra hâlâ hatırlanmak, bir yöneticinin görev yaptığı şehirle kurduğu ilişkinin ne kadar kalıcı olabildiğini gösteriyor. BUGÜNÜN YÖNETİCİLERİNE ÖRNEK OLMALI Muzaffer Dilek’in Şanlıurfa hatırası, bugünün valileri, kaymakamları, belediye başkanları ve diğer kamu yöneticileri açısından da önemli dersler barındırıyor. Bir yöneticinin görevi, yalnızca talimat vermek ve resmî programlara katılmak değildir. Halkı dinlemek, farklı görüşlere açık olmak, eleştirileri değerlendirmek ve hukukun gereklerini her koşulda gözetmek de kamu hizmetinin temel sorumluluklarıdır. İnsanlarla araya gereksiz mesafeler koymamak, gazetecilerin sorularından rahatsız olmamak, eleştiriyi kişisel bir meseleye dönüştürmemek ve toplumun farklı kesimleriyle iletişim kurabilmek, yöneticinin itibarını güçlendirir. Bir yönetici, kendisini öven yazılardan memnuniyet duyduğu kadar eleştirel haberlere de hukuk ve nezaket çerçevesinde yaklaşabilmelidir. Çünkü basının görevi yalnızca yapılan hizmetleri duyurmak değil, gerektiğinde eksiklikleri de dile getirmektir. Kamu görevi, kişisel nüfuzun değil, toplum yararının gözetilmesini gerektirir. Makam ise insanlara üstünlük taslamanın değil, onlara hizmet etmenin aracıdır. Muzaffer Dilek’in yıllar önce eleştirel bir haberimize karşı gösterdiği yaklaşım ve yayın kurulumuzdaki samimi sohbeti, bugün de hatırlanmayı hak eden bir yönetim anlayışını ortaya koyuyor. 23 YIL SONRA HÂLÂ SAYGIYLA ANILMAK Muzaffer Dilek, 2003 yılında Şanlıurfa’dan ayrıldı. Aradan 23 yıl geçti. Ancak kendisi hâlâ hatırlanıyor, aranıyor ve saygıyla anılıyor. Şanlıurfalılarla dostlukları devam ediyor; görev yaptığı şehre ilişkin hatıralar bugün de anlatılıyor. İşte bu nedenle Sayın Muzaffer Dilek’i yalnızca geçmişte valilik yapmış bir bürokrat olarak değil, görev yaptığı şehirde güzel izler bırakmış bir devlet adamı olarak anmak istiyorum. Kendisine sağlık, huzur ve uzun bir ömür diliyorum. Makamlar geçicidir; unvanlar bir gün geride kalır. İnsanların gönlünde yer edinmek ise ne bir kararnameyle gelir ne de emeklilikle sona erer. Bir şehirde görev yapmak başka, o şehrin insanlarının gönlünde yer edinmek başkadır. Asıl devlet adamlığı, görev süresince hizmet etmek ve görev bittikten sonra da saygıyla anılabilmektir.
Müslüm Aktürk yazdı...

Bazı insanlar görev yaptıkları şehirden ayrılır, ancak o şehirden hiç gitmezler. Çünkü geride yalnızca hizmetlerini değil, güveni, dostluğu ve güzel hatıraları da bırakırlar.

Bir insanın gerçek değerini anlamak için bazen görev yaptığı yıllara değil, görevinden ayrıldıktan sonraki hayatına bakmak gerekir. Makamının gücüyle mi saygı gördüğü, yoksa kişiliğiyle mi gönüllerde yer edindiği, aradan yıllar geçtiğinde daha iyi anlaşılır.

Şanlıurfa’da 2000-2003 yılları arasında valilik yapan Muzaffer Dilek, bu açıdan üzerinde durulması gereken isimlerden biri.

Şanlıurfa Valiliğinin ardından Afyonkarahisar Valiliği yapan, daha sonra Danıştay üyeliğinde bulunan Sayın Dilek, bugün emekli bir devlet adamı olarak hayatını sürdürüyor. Artık bir makamı, resmî yetkisi yok. Ancak Şanlıurfalıların kendisine gösterdiği ilgi ve saygı hâlâ devam ediyor.

Aradan tam 23 yıl geçmiş. Dile kolay, neredeyse çeyrek asır! Şanlıurfa’da görev yaptığı dönemin üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen Muzaffer Dilek hâlâ hatırlanıyor, aranıyor ve saygıyla anılıyor. Geçmişte kurduğu dostluklar devam ediyor, kendisiyle görüşen Şanlıurfalılar bulunuyor.

Ben de sosyal medya üzerinden kendisiyle arkadaşım ve paylaşımlarını takip ediyorum. Valilik yaptığı dönemde mütevazı bir insan olarak tanıdığımız Dilek’in bugün de bu özelliğini koruması, geçmişte bıraktığı izleri daha anlamlı kılıyor.

Peki, bir insanı makamından ayrıldıktan 23 yıl sonra da saygın kılan nedir?

Bence bu sorunun cevabı, Muzaffer Dilek’in kişiliğinde, yöneticilik anlayışında ve insanlarla kurduğu ilişkilerde saklı.

BİR GAZETE HABERİ VE UNUTAMADIĞIM BİR TAVIR

Yenidoğuş gazetemizde, dönemin Şanlıurfa Valisi Muzaffer Dilek hakkında “Olmadı Vali Bey, Olmadı” başlıklı eleştirel bir haber yayımlamıştık.

Birkaç gün sonra kendisini ziyaret ettim. Amacım, haberimize nasıl tepki verdiğini ve hakkımızdaki düşüncelerini öğrenmekti. Çaylarımızı içtik, sohbet ettik. Ancak baktım ki Vali Bey, yayımladığımız haberle ilgili herhangi bir tepki göstermiyor, konuya ilişkin düşüncelerini kendiliğinden dile getirmiyordu.

Ben de merakımı gidermek için haberimizi nasıl karşıladığını sordum.

Aldığım cevap, bugün bile hatırladığım ve önem verdiğim bir yaklaşımdı. Gazeteci olduğumuzu, eleştirme hakkımızın bulunduğunu ifade etti.

Düşünün, hakkında eleştirel bir haber yayımlanmış bir valinin karşısındasınız. Buna rağmen karşınızdaki insan tepki göstermek için makamının gücünü kullanmıyor, eleştiriyi bir düşmanlık olarak görmüyor…

Bir yöneticinin başarısı yalnızca yaptığı hizmetlerle ölçülmez. Eleştiri karşısında nasıl davrandığı, kendisinden farklı düşünen insanlara ne kadar tahammül gösterdiği de kişiliğinin önemli bir göstergesidir.

Elbette her eleştiri doğru olmayabilir. Her haberin de haklı olduğu söylenemez. Ancak gazetecinin eleştirme hakkını kabul etmek, demokratik yönetim anlayışının temel unsurlarından biridir.

Sayın Muzaffer Dilek’in bu yaklaşımı, aradan yıllar geçmesine rağmen neden saygıyla hatırlandığını anlamamıza yardımcı olan ayrıntılardan biri.

BİR SAATLİĞİNE GELDİ, DÖRT SAAT BİZİMLE KALDI

Ziyaretim sırasında Sayın Dilek’i gazetemizin yayın kurulu toplantısına davet ettim. Kendisi bir saatliğine gelebileceğini söyledi.

Ben de yayın kurulumuzda birbirinden değerli insanların bulunduğunu, sohbetin uzayabileceğini belirterek kendisini ağırlamaktan memnuniyet duyacağımızı ifade ettim.

Nitekim aynı günün akşamı, merhum Diş Hekimi Abdi Demirtaş’ın Sarayönü Yetkin Pasajı’ndaki muayenehanesinde bir araya geldik. Sayın Dilek, akşam saat 20.00 sıralarında geldi. Şanlıurfa üzerine sohbet etmeye, kentin meselelerini konuşmaya başladık.

Sohbet öylesine koyulaştı, fikir alışverişi öylesine verimli geçti ki zamanın nasıl ilerlediğini anlayamadık. Bir saatliğine geleceğini söyleyen Vali Bey, yaklaşık dört saat bizimle kaldı.

Saat gece yarısına yaklaşırken yakın koruması yanımıza geldi. Sabahın erken saatlerinden beri görev başında olduklarını belirterek toplantıyı bitirmemizin iyi olacağını söyledi.

Böylece bir saatliğine katılmayı planladığı buluşma, yaklaşık dört saatlik bir sohbete dönüştü.

Bu hatırayı bugün yeniden düşündüğümde, yalnızca bir valinin bizimle uzun süre oturmuş olmasını hatırlamıyorum. Aynı zamanda kentin meselelerini konuşmaya, gazetecileri, yazarları dinlemeye ve farklı fikirleri değerlendirmeye açık bir yönetici tavrını görüyorum.

Üstelik bu buluşma, hakkında eleştirel haber yayımladığımız bir valinin katıldığı toplantıydı.

Bana göre asıl kıymetli olan da buydu. İnsan, kendisini destekleyenleri dinlemekle yetinmemeli; kendisini eleştirenlerle de konuşabilmeli, onların düşüncelerine kulak verebilmelidir.

ŞANLIURFA’NIN KÜLTÜRÜNE VE TARİHİNE SAHİP ÇIKTI

Muzaffer Dilek’in Şanlıurfa’da bıraktığı izler, elbette yalnızca kişisel ilişkilerinden ibaret değil. Görev yaptığı dönemde kentin sosyal hayatına, tarihine, kültürüne ve sanatına yönelik çalışmalarıyla da hatırlanıyor.

Sayın Abuzer Akbıyık’ın bir süre önce kaleme aldığı yazısında Sayın Dilek'in, kadınlara ve yoksullara yönelik Sosyal Toplum Merkezi kurulması, Urfa Kalesi eteğindeki gecekonduların kamulaştırılarak kaldırılması, meyve fidanlığı oluşturulması ve tünel çıkışındaki Cumhuriyet Parkı gibi çalışmaları, valilik döneminde hayata geçirilen hizmetler arasında anılıyor.

Şanlıurfa’nın kültürel değerlerinin korunmasına yönelik girişimleri de ayrıca önemli.

Bir şehrin gelişmesi yalnızca yeni yollar ve binalarla ölçülmez. O şehrin tarihî mirasını korumak, kültürünü yaşatmak ve sanatçılarına değer vermek de yöneticiliğin önemli sorumlulukları arasındadır.

MAKAM GİDER, İNSANLIK KALIR

Benim asıl üzerinde durmak istediğim konu, Muzaffer Dilek’in bugün hâlâ saygıyla anılması.

İnsanların makam sahibi oldukları dönemde çevrelerinde kalabalıklar oluşması şaşırtıcı değildir. Makam, beraberinde resmî ilişkileri, ziyaretleri ve çeşitli beklentileri de getirir. Asıl sınav, bütün bunlar sona erdiğinde başlar.

Artık imza yetkisi olmayan, atama yapmayan, bir talimatla iş gördüremeyen bir insan hâlâ aranıyor, hatırlanıyor ve saygı görüyorsa orada makamın ötesine geçen bir bağ kurulmuş demektir.

Bu bağın temelinde dürüstlük, adalet duygusu, mütevazılık ve insanlara yaklaşım biçimi vardır.

Benim gözlemlediğim kadarıyla Sayın Dilek, valilik yaptığı dönemde de mütevazı bir insandı. Bugün de bu özelliğini koruyor. Makamın insanı değiştirmemesi, görev sona erdiğinde de kişiliğin aynı çizgide devam etmesi önemli bir meziyet.

Elbette hiçbir yöneticinin görev yaptığı dönemi bütün yönleriyle kusursuz olarak değerlendirmek mümkün değildir. Her dönemin kendine özgü şartları, sorunları ve tartışmaları vardır. Ancak bir yöneticinin ardından yıllar geçmesine rağmen güzel hatıraların anlatılması, dostlukların sürmesi ve adının saygıyla anılması, küçümsenecek bir miras değildir.

Üstelik burada bir ya da iki yıldan değil, tam 23 yıldan söz ediyoruz.

Neredeyse çeyrek asır sonra hâlâ hatırlanmak, bir yöneticinin görev yaptığı şehirle kurduğu ilişkinin ne kadar kalıcı olabildiğini gösteriyor.

BUGÜNÜN YÖNETİCİLERİNE ÖRNEK OLMALI

Muzaffer Dilek’in Şanlıurfa hatırası, bugünün valileri, kaymakamları, belediye başkanları ve diğer kamu yöneticileri açısından da önemli dersler barındırıyor.

Bir yöneticinin görevi, yalnızca talimat vermek ve resmî programlara katılmak değildir. Halkı dinlemek, farklı görüşlere açık olmak, eleştirileri değerlendirmek ve hukukun gereklerini her koşulda gözetmek de kamu hizmetinin temel sorumluluklarıdır.

İnsanlarla araya gereksiz mesafeler koymamak, gazetecilerin sorularından rahatsız olmamak, eleştiriyi kişisel bir meseleye dönüştürmemek ve toplumun farklı kesimleriyle iletişim kurabilmek, yöneticinin itibarını güçlendirir.

Bir yönetici, kendisini öven yazılardan memnuniyet duyduğu kadar eleştirel haberlere de hukuk ve nezaket çerçevesinde yaklaşabilmelidir. Çünkü basının görevi yalnızca yapılan hizmetleri duyurmak değil, gerektiğinde eksiklikleri de dile getirmektir.

Kamu görevi, kişisel nüfuzun değil, toplum yararının gözetilmesini gerektirir. Makam ise insanlara üstünlük taslamanın değil, onlara hizmet etmenin aracıdır.

Muzaffer Dilek’in yıllar önce eleştirel bir haberimize karşı gösterdiği yaklaşım ve yayın kurulumuzdaki samimi sohbeti, bugün de hatırlanmayı hak eden bir yönetim anlayışını ortaya koyuyor.

23 YIL SONRA HÂLÂ SAYGIYLA ANILMAK

Muzaffer Dilek, 2003 yılında Şanlıurfa’dan ayrıldı. Aradan 23 yıl geçti. Ancak kendisi hâlâ hatırlanıyor, aranıyor ve saygıyla anılıyor. Şanlıurfalılarla dostlukları devam ediyor; görev yaptığı şehre ilişkin hatıralar bugün de anlatılıyor.

İşte bu nedenle Sayın Muzaffer Dilek’i yalnızca geçmişte valilik yapmış bir bürokrat olarak değil, görev yaptığı şehirde güzel izler bırakmış bir devlet adamı olarak anmak istiyorum.

Kendisine sağlık, huzur ve uzun bir ömür diliyorum.

Makamlar geçicidir; unvanlar bir gün geride kalır. İnsanların gönlünde yer edinmek ise ne bir kararnameyle gelir ne de emeklilikle sona erer.

Bir şehirde görev yapmak başka, o şehrin insanlarının gönlünde yer edinmek başkadır.

Asıl devlet adamlığı, görev süresince hizmet etmek ve görev bittikten sonra da saygıyla anılabilmektir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.