TÜRKİYE’NİN ORTAK GELECEĞİ İÇİN TOPLUMSAL BARIŞ DEKLARASYONU

Gündem 28.08.2026 - 08:00, Güncelleme: 28.08.2026 - 08:00
 

TÜRKİYE’NİN ORTAK GELECEĞİ İÇİN TOPLUMSAL BARIŞ DEKLARASYONU

Murat Çuhadar (Yaşama Dokunanlar Platformu Genel Başkanı) yazdı...

Türkiye, uzun yıllardır terörün, şiddetin, çatışmanın ve kayıpların ağır bedelini ödedi. Bu bedel yalnızca can kayıplarıyla ölçülemez. Kaybedilen yıllar, ertelenen yatırımlar, parçalanan aileler, korkuyla büyüyen çocuklar, şehitler, gaziler, terör mağduru siviller ve birbirine karşı kuşkuyla bakmaya başlayan insanlar da bu ağır mirasın parçalarıdır. Bugün önümüzde tarihsel bir sorumluluk bulunmaktadır: Geçmişi inkâr etmeden geleceği kurmak. Acıları unutmadan yeni acıları engellemek. Devletimizin birlik ve bütünlüğünden taviz vermeden toplumsal huzuru güçlendirmek. Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarını ortak bir gelecek etrafında buluşturmak. Bizler inanıyoruz ki; Terör hiçbir hak arama biçimi değildir. Silah hiçbir siyasi talebin meşru aracı değildir. Hiçbir etnik kimlik terörle özdeşleştirilemez. Türkler ve Kürtler birbirlerinin rakibi değildir. Bu ülkenin vatandaşları arasında üstünlük ilişkisi kurulamaz. Şehitlerimizin ve gazilerimizin hatırası unutulamaz. Terörden zarar gören sivillerin acısı görmezden gelinemez. Hukukun üstünlüğünden vazgeçilemez. Demokratik siyasetin yerine silah geçirilemez. Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü tartışma konusu yapılamaz. Aynı zamanda toplumsal barış korkuyla değil, güvenle kurulmalıdır. Vatandaş devlete güvenmeli; devlet vatandaşının hukukunu korumalıdır. Farklı düşünceler şiddet içermediği sürece demokratik siyaset içerisinde ifade edilebilmelidir. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren kararlar mümkün olan en yüksek şeffaflıkla, hukuk devleti ilkeleri içerisinde ve millet iradesinin merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sorumluluğunda yürütülmelidir. Biz geçmişin üzerini örtmek istemiyoruz. Çünkü üzeri örtülen acılar kaybolmaz. Fakat geçmişin acılarının çocuklarımızın geleceğini de esir almasına razı değiliz. Biz bir tarafın diğerine üstün gelmesini istemiyoruz. Biz Türkiye’nin teröre, şiddete, korkuya ve toplumsal ayrışmaya üstün gelmesini istiyoruz. İstediğimiz Türkiye; Bir annenin çocuğunun ölüm haberini beklemediği, Bir askerin, polisin ve vatandaşın terör korkusuyla yaşamadığı, Bir gencin kimliği nedeniyle dışlanmadığı, Hiçbir vatandaşın etnik kökeni nedeniyle suçlanmadığı, Şehirlerimizin çatışmalarla değil üretimle, kültürle, bilimle ve turizmle anıldığı, Güneydoğu’nun ve Doğu’nun potansiyelinin terörün gölgesinden kurtulduğu, Çocukların silahla değil kitapla, Gençlerin çatışmayla değil dünyayla rekabet ettiği, Hukukun herkese eşit uygulandığı, Devletin güçlü, vatandaşın özgür ve toplumun huzurlu olduğu bir Türkiye’dir. Biliyoruz ki gerçek toplumsal barış kolay değildir. Geçmişin yaraları bir günde iyileşmez. Güvensizlikler tek bir açıklamayla ortadan kalkmaz. Bu nedenle kurulacak gelecek kişilere, dönemsel siyasi dengelere veya geçici anlaşmalara değil; hukuka, demokratik kurumlara, toplumsal vicdana ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak vatandaşlık hukukuna dayanmalıdır. Biz hiçbir annenin gözyaşını diğerinden üstün görmüyoruz. Hiçbir şehrin acısını diğerinden küçük görmüyoruz. Hiçbir vatandaşın kimliğini diğerinden değerli veya değersiz kabul etmiyoruz. Ama aynı açıklıkla söylüyoruz: Türkiye’nin geleceğinde teröre ve silahlı şiddete yer olmamalıdır. Silah tamamen susmalı, şiddet siyasetin dışına çıkarılmalı, hukuk güçlenmeli, demokratik siyaset işler hâle gelmeli, toplumsal birlik korunmalı ve Türkiye artık enerjisini çatışmalara değil geleceğini kurmaya harcamalıdır. Çünkü bugün vereceğimiz kararların gerçek mirasçıları çocuklarımızdır. Onlara yeni mezarlar değil yeni üniversiteler, yeni çatışmalar değil yeni fabrikalar, yeni düşmanlıklar değil yeni umutlar, yeni korkular değil güçlü bir gelecek bırakmak zorundayız. Biz bunun mümkün olduğuna inanıyoruz. Ve bu nedenle ortak bir vatandaşlık çağrısında bulunuyoruz: Teröre karşı ortak duruş. Şiddete karşı hukuk. Nefrete karşı toplumsal vicdan. Ayrışmaya karşı ortak vatandaşlık. Korkuya karşı demokrasi. Geçmişin acılarına karşı gelecek nesillerin huzuru. Biz Türkiye’nin bütünlüğünü koruyan, hukuku güçlendiren, terörü ve silahlı şiddeti kalıcı biçimde ortadan kaldıran, hiçbir toplumsal kesimi aşağılamayan ve gelecek nesillere huzurlu bir ülke bırakmayı hedefleyen her demokratik ve hukuki çabayı toplumun ortak sorumluluğu olarak görüyoruz. Çünkü artık çocuklarımızın bizim yaşadığımız acıları yaşamamasını istiyoruz. Çünkü hiçbir siyasi hesap bir insan hayatından daha değerli değildir. Çünkü bu ülkenin ortak geleceği, geçmişin bütün kavgalarından daha büyüktür. BU ÜLKE HEPİMİZİN. ACILARIMIZ ORTAK. GELECEĞİMİZ DE ORTAK OLMALIDIR.   27 Ağustos 2026 Murat Çuhadar Yaşama Dokunanlar Platformu Genel Başkanı
Murat Çuhadar (Yaşama Dokunanlar Platformu Genel Başkanı) yazdı...

Türkiye, uzun yıllardır terörün, şiddetin, çatışmanın ve kayıpların ağır bedelini ödedi.

Bu bedel yalnızca can kayıplarıyla ölçülemez.

Kaybedilen yıllar, ertelenen yatırımlar, parçalanan aileler, korkuyla büyüyen çocuklar, şehitler, gaziler, terör mağduru siviller ve birbirine karşı kuşkuyla bakmaya başlayan insanlar da bu ağır mirasın parçalarıdır.

Bugün önümüzde tarihsel bir sorumluluk bulunmaktadır:

Geçmişi inkâr etmeden geleceği kurmak.

Acıları unutmadan yeni acıları engellemek.

Devletimizin birlik ve bütünlüğünden taviz vermeden toplumsal huzuru güçlendirmek.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarını ortak bir gelecek etrafında buluşturmak.

Bizler inanıyoruz ki;

Terör hiçbir hak arama biçimi değildir.

Silah hiçbir siyasi talebin meşru aracı değildir.

Hiçbir etnik kimlik terörle özdeşleştirilemez.

Türkler ve Kürtler birbirlerinin rakibi değildir.

Bu ülkenin vatandaşları arasında üstünlük ilişkisi kurulamaz.

Şehitlerimizin ve gazilerimizin hatırası unutulamaz.

Terörden zarar gören sivillerin acısı görmezden gelinemez.

Hukukun üstünlüğünden vazgeçilemez.

Demokratik siyasetin yerine silah geçirilemez.

Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü tartışma konusu yapılamaz.

Aynı zamanda toplumsal barış korkuyla değil, güvenle kurulmalıdır.

Vatandaş devlete güvenmeli; devlet vatandaşının hukukunu korumalıdır.

Farklı düşünceler şiddet içermediği sürece demokratik siyaset içerisinde ifade edilebilmelidir.

Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren kararlar mümkün olan en yüksek şeffaflıkla, hukuk devleti ilkeleri içerisinde ve millet iradesinin merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sorumluluğunda yürütülmelidir.

Biz geçmişin üzerini örtmek istemiyoruz.

Çünkü üzeri örtülen acılar kaybolmaz.

Fakat geçmişin acılarının çocuklarımızın geleceğini de esir almasına razı değiliz.

Biz bir tarafın diğerine üstün gelmesini istemiyoruz.

Biz Türkiye’nin teröre, şiddete, korkuya ve toplumsal ayrışmaya üstün gelmesini istiyoruz.

İstediğimiz Türkiye;

Bir annenin çocuğunun ölüm haberini beklemediği,

Bir askerin, polisin ve vatandaşın terör korkusuyla yaşamadığı,

Bir gencin kimliği nedeniyle dışlanmadığı,

Hiçbir vatandaşın etnik kökeni nedeniyle suçlanmadığı,

Şehirlerimizin çatışmalarla değil üretimle, kültürle, bilimle ve turizmle anıldığı,

Güneydoğu’nun ve Doğu’nun potansiyelinin terörün gölgesinden kurtulduğu,

Çocukların silahla değil kitapla,

Gençlerin çatışmayla değil dünyayla rekabet ettiği,

Hukukun herkese eşit uygulandığı,

Devletin güçlü, vatandaşın özgür ve toplumun huzurlu olduğu bir Türkiye’dir.

Biliyoruz ki gerçek toplumsal barış kolay değildir.

Geçmişin yaraları bir günde iyileşmez.

Güvensizlikler tek bir açıklamayla ortadan kalkmaz.

Bu nedenle kurulacak gelecek kişilere, dönemsel siyasi dengelere veya geçici anlaşmalara değil;

hukuka,

demokratik kurumlara,

toplumsal vicdana

ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak vatandaşlık hukukuna dayanmalıdır.

Biz hiçbir annenin gözyaşını diğerinden üstün görmüyoruz.

Hiçbir şehrin acısını diğerinden küçük görmüyoruz.

Hiçbir vatandaşın kimliğini diğerinden değerli veya değersiz kabul etmiyoruz.

Ama aynı açıklıkla söylüyoruz:

Türkiye’nin geleceğinde teröre ve silahlı şiddete yer olmamalıdır.

Silah tamamen susmalı,

şiddet siyasetin dışına çıkarılmalı,

hukuk güçlenmeli,

demokratik siyaset işler hâle gelmeli,

toplumsal birlik korunmalı

ve Türkiye artık enerjisini çatışmalara değil geleceğini kurmaya harcamalıdır.

Çünkü bugün vereceğimiz kararların gerçek mirasçıları çocuklarımızdır.

Onlara yeni mezarlar değil yeni üniversiteler,

yeni çatışmalar değil yeni fabrikalar,

yeni düşmanlıklar değil yeni umutlar,

yeni korkular değil güçlü bir gelecek bırakmak zorundayız.

Biz bunun mümkün olduğuna inanıyoruz.

Ve bu nedenle ortak bir vatandaşlık çağrısında bulunuyoruz:

Teröre karşı ortak duruş.

Şiddete karşı hukuk.

Nefrete karşı toplumsal vicdan.

Ayrışmaya karşı ortak vatandaşlık.

Korkuya karşı demokrasi.

Geçmişin acılarına karşı gelecek nesillerin huzuru.

Biz Türkiye’nin bütünlüğünü koruyan, hukuku güçlendiren, terörü ve silahlı şiddeti kalıcı biçimde ortadan kaldıran, hiçbir toplumsal kesimi aşağılamayan ve gelecek nesillere huzurlu bir ülke bırakmayı hedefleyen her demokratik ve hukuki çabayı toplumun ortak sorumluluğu olarak görüyoruz.

Çünkü artık çocuklarımızın bizim yaşadığımız acıları yaşamamasını istiyoruz.

Çünkü hiçbir siyasi hesap bir insan hayatından daha değerli değildir.

Çünkü bu ülkenin ortak geleceği, geçmişin bütün kavgalarından daha büyüktür.

BU ÜLKE HEPİMİZİN.

ACILARIMIZ ORTAK.

GELECEĞİMİZ DE ORTAK OLMALIDIR.

 

27 Ağustos 2026

Murat Çuhadar

Yaşama Dokunanlar Platformu

Genel Başkanı

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.