TARİHİ YASANIN SESSİZ KAHRAMANI: PROF. DR. CÜNEYT YÜKSEL
TARİHİ YASANIN SESSİZ KAHRAMANI: PROF. DR. CÜNEYT YÜKSEL
Müslüm Aktürk yazdı...
Müslüm Aktürk yazdı...
Türkiye, yaklaşık yarım asırdır terörün ağır yükünü taşıyor.
On binlerce insanımızın hayatını kaybettiği, ailelerin evlat acısıyla kavrulduğu, şehirlerin ve köylerin korkuyla yaşadığı, ülkenin milyarlarca liralık ekonomik kaynaklarını terörle mücadeleye ayırmak zorunda kaldığı uzun ve sancılı bir dönem…
Bugün Türkiye, işte böylesine ağır bir geçmişin ardından “Terörsüz Türkiye” hedefinde tarihi bir eşiğe geldi.
Bu noktaya elbette bir günde ulaşılmadı.
Siyasi irade, devlet aklı, güvenlik politikaları, diplomatik ve siyasi temaslar, Meclis çalışmaları ve nihayet hukuki düzenlemeler birbirini izledi.
Fakat böylesine büyük süreçlerin bir de kamuoyunun pek görmediği kahramanları vardır.
Ben bugün onlardan birini anlatmak istiyorum: Prof. Dr. Cüneyt Yüksel.
Uzun yıllardan beri tanıdığım, dostluğuna değer verdiğim Sayın Cüneyt Yüksel'i yakından tanıyan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: O, yaptığı işin önüne kendisini koymayı tercih edenlerden olmadı.
HUKUKÇU KİMLİĞİYLE SİYASETİN İÇİNDE
Cüneyt Yüksel'in bu süreçteki konumunu anlamak için önce hukukçu kimliğine bakmak gerekiyor.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Yüksel, yüksek lisansını Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, doktorasını ise Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı. Akademik hayatında uluslararası hukuk, anayasa, insan hakları, demokrasi, etik ve hukuk reformları üzerine çalıştı. Lahey'de, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına Türkiye adına müdahillik başvurusunda bulundu. Bugün ise TBMM Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yapıyor.
Dolayısıyla Terörsüz Türkiye sürecinin son aşamasında önüne gelen görev, onun mesleki birikimiyle doğrudan örtüşüyordu.
Çünkü artık mesele yalnızca siyasi iradenin ortaya konulması veya silahların bırakılması değildi.
Önümüzde çok daha teknik ve hassas bir alan vardı:
Bu tarihi dönüşüm hangi hukuki çerçeve içerisinde gerçekleştirilecekti?
İşte Cüneyt Yüksel'in asıl sorumluluğu burada ortaya çıktı.
SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ SORUMLULUK
Cüneyt Yüksel'i bu süreçte uzun süre kamuoyunun önünde çok fazla görmedik.
Bunun bir sebebi olduğunu düşünüyorum.
Böylesine hassas bir süreçte erken konuşmak, yanlış anlaşılmalara yol açmak, siyasi polemiklerin içine çekilmek veya sürecin istismar edilmesine zemin hazırlamak ciddi riskler taşıyordu.
Bu nedenle Yüksel, uzun süre işin gerektirdiği sükûneti korudu.
Çalıştı.
Dinledi.
Hukuki zemini değerlendirdi.
Ve zamanı geldiğinde konuştu.
Bana göre bu tavır, siyasi hayatımızda zaman zaman özlediğimiz bir çalışma anlayışının da örneğidir: Önce iş, sonra söz.
SON PERDEDE KÜRSÜYE ÇIKTI
Sonunda mesele TBMM Adalet Komisyonu'nun önüne geldi.
İşte o zaman Cüneyt Yüksel'in sorumluluğu kamuoyunun gözleri önünde daha belirgin hale geldi.
Adalet Komisyonu Başkanı olarak tarihi kanun teklifinin görüşmelerine başkanlık etti. Komisyonun çalışmaları, uzun ve yoğun görüşmelerin ardından tamamlandı.
Yüksel, komisyon görüşmelerinde yaptığı konuşmada düzenlemenin Türkiye'nin 40 yılı aşkın süredir devam eden terör sorununa hukuki bir çözüm zemini oluşturma iradesinin ürünü olduğunu vurguladı.
Burada özellikle dikkat çekici olan, onun meseleyi bir günlük siyasi tartışmanın parçası olarak görmemesiydi.
Karşısındaki mesele, Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren büyük bir hukuki ve siyasi sorumluluktu.
SADECE BİR KOMİSYON BAŞKANI OLARAK DEĞİL…
Cüneyt Yüksel'in Türkiye'ye siyasi ve hukuki alandaki katkısını değerlendirirken de yalnızca bu yasaya bakmak eksik kalır.
Bir hukuk profesörü olarak akademik birikimini Meclis çalışmalarına taşıdı.
Uluslararası hukuk, insan hakları, anayasa ve yargı reformları alanındaki tecrübesini yasama faaliyetleriyle buluşturdu.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanlığı da bu birikimin doğrudan karşılık bulduğu önemli görevlerden biri oldu.
Bu nedenle Terörsüz Türkiye'nin hukuki ayağında onun sorumluluğunu yalnızca “komisyon başkanlığı görevini yürüttü” şeklinde değerlendirmek bana yetersiz geliyor.
O, hukukçu kimliğiyle tarihi bir sürecin hukuki zemine oturtulmasında görev aldı.
YAPTIĞI İŞİN SONUCUNA ODAKLANDI
Bazı insanlar yaptıkları işin reklamını yapmayı sever.
Bazıları ise yaptığı işin sonucuna bakar.
Cüneyt Yüksel'i ikinci grupta görüyorum.
Belki de bu yüzden uzun süre sessiz kaldı.
Çünkü böylesine hassas bir konuda söylenecek her sözün bir karşılığı olduğunu biliyordu.
Bugün yasa Meclis'ten geçmiş, Türkiye yeni bir dönemin eşiğine gelmişken, geriye dönüp baktığımızda bu sürece katkı sağlayan isimlerin hakkını teslim etmek gerekiyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'tan siyasi partilerin temsilcilerine, komisyonlarda görev yapan milletvekillerinden bürokratlara kadar çok sayıda kişinin emeği var.
Fakat bütün bu büyük tablonun içinde, işin hukuki ayağında sorumluluk üstlenen isimleri de hatırlamak gerekiyor.
Benim açımdan o isimlerin başında Prof. Dr. Cüneyt Yüksel geliyor.
TARİHİN SESSİZ TANIKLARI
Uzun süre sessiz kaldı.
Sürecin hassasiyetini gözetti.
İşin hukuki boyutunda sorumluluk aldı.
Ve artık son aşamaya gelindiğinde, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı olarak kürsüye çıktı.
Bugün Türkiye, yıllardır özlemini duyduğu Terörsüz Türkiye hedefinde tarihi bir aşamaya ulaşmışken, bu tarihi yasanın hazırlanmasında ve Meclis'teki yasama sürecinde emeği bulunanların isimleri mutlaka hatırlanmalı.
Bu vesileyle ben de uzun yıllardır tanıdığım, faaliyetlerini takip ettiğim Prof. Dr. Cüneyt Yüksel'in hakkını teslim etmek istedim.
Ve bugün onun için söylenebilecek en isabetli sözlerden biri şudur:
TARİHİ YASANIN SESSİZ KAHRAMANLARINDAN BİRİ: PROF. DR. CÜNEYT YÜKSEL...
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.




