KEMERBOĞAZI (YENİCE SİVRİSİ) KÖPRÜSÜNÜN BULUNMASI İÇİN TARİHİ BİR ADIM
KEMERBOĞAZI (YENİCE SİVRİSİ) KÖPRÜSÜNÜN BULUNMASI İÇİN TARİHİ BİR ADIM
Mehmet Ali Çelik yazdı...
Mehmet Ali Çelik yazdı...
Değerli dostlar,
Miryokefalon Zaferi'nin üzerinden tam 850 yıl geçti. Buna rağmen savaşın nerede kazanıldığına ilişkin tartışmalar hâlâ devam ediyor. Konya, Denizli, Afyon ve farklı bölgeler üzerinde çeşitli iddialar ortaya atılırken, bu tartışmaların en önemli nedenlerinden biri, Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos'un 17 Eylül 1176 tarihinde ordusuyla geçtiği tarihi köprünün günümüze ulaşamamasıdır.
Asırlar boyunca göl sularının yükselmesi, taşkınlar ve alüvyon birikintileri nedeniyle bu köprünün büyük ölçüde balçık altında kaldığı ve görünmez hâle geldiği değerlendirilmektedir. Eğer bu tarihi yapı ortaya çıkarılabilirse, Miryokefalon Zaferi'nin coğrafi konumuna ilişkin tartışmalarda son derece önemli bilimsel veriler elde edilecektir.
KEMERBOĞAZI NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Tarihi kaynaklarda İnce Sırısı, Pontogefura veya Zompos Köprüsü olarak da anılan Kemerboğazı, Eğirdir Gölü ile Hoyran Gölü'nü birbirine bağlayan dar boğaz üzerinde yer almaktadır.
Antik çağlardan itibaren bu geçit, Anadolu'nun batısı ile iç kesimlerini birbirine bağlayan en önemli askerî ve ticaret yollarından biri olmuştur.
Bizans kaynaklarında adı geçen bu köprü, yalnızca bir ulaşım noktası değil, aynı zamanda Bizans ile Türk hâkimiyet sahaları arasındaki en kritik sınır geçişlerinden biri olarak gösterilmektedir.
MANUEL'İN TÜRK TOPRAKLARINA GEÇTİĞİ KÖPRÜ
Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos, Selçuklu Devleti'nin başkenti Konya'yı ele geçirmek amacıyla çıktığı büyük Anadolu seferinde ordusuyla bu köprüden geçmiştir.
Dönemin tarihçileri ve Bizans kayıtlarına göre Manuel, bu hattı geçtikten hemen sonra Türk akıncılarının savaş naralarını işitmeye başlamıştır.
Bu nedenle Kemerboğazı, yalnızca bir köprü değil; Miryokefalon Seferi'nin başladığı en kritik askerî eşiklerden biri olarak değerlendirilmektedir.
MİRYOKEFALON ARAŞTIRMALARININ ANAHTAR NOKTASI
Yenice Köyü, Yenice Sivrisi ve Kemerboğazı hattı, uzun yıllardır Miryokefalon araştırmalarının merkezinde yer almaktadır.
Birçok tarihçi ve askerî coğrafya araştırmacısı, Bizans ordusunun Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan tarafından tuzağa düşürüldüğü geçidin bu bölgeyle doğrudan ilişkili olduğunu değerlendirmektedir.
İmparator Manuel'in hem ilerleyişinde hem de ağır yenilgi sonrasında geri çekilişinde bu köprünün önemli bir lojistik merkez olarak kullanıldığı kabul edilmektedir.
GÜNÜMÜZDE NEDEN GÖRÜNMÜYOR?
Yüzyıllar içerisinde göl seviyelerinin değişmesi, taşkınlar ve modern müdahaleler nedeniyle köprünün büyük kısmının su altında veya alüvyon tabakalarının altında kaldığı düşünülmektedir.
Buna rağmen bölgede yapılan tarihî coğrafya çalışmaları ve yüzey araştırmaları, Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari taşların varlığını ortaya koymakta; Kemerboğazı'nın antik çağın en önemli askerî güzergâhlarından biri olduğunu göstermektedir.
ITSO'DAN TARİHE DESTEK
10 Temmuz 2026 tarihinde ziyaret ettiğimiz Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Metin Çelik, bizleri son derece heyecanlandıran önemli bir gelişmeyi paylaştı.
Sayın Çelik, Yunanca kitabeleri günümüz Türkçesine çevrilen tarihi Kemerboğazı Köprüsü'nün yerinin tespit edilmesi amacıyla Süleyman Demirel Üniversitesi başta olmak üzere ilgili üniversitelerle görüşmeler yürüttüklerini ifade etti.
Yapılması planlanan çalışmalarda Jeoradar (Ground Penetrating Radar - GPR) ve SONAR gibi modern teknolojilerden yararlanılması, ayrıca akademik araştırmalara ITSO'nun destek vermesi yönündeki hazırlıklar, Miryokefalon araştırmaları açısından son derece umut verici bir gelişmedir.
Özellikle göl seviyesinin en düşük olduğu dönemlerde gerçekleştirilecek bilimsel çalışmaların, tarihin karanlıkta kalan önemli bir sayfasını aydınlatabileceği değerlendirilmektedir.
BU SADECE BİR KÖPRÜ DEĞİLDİR
Ortaya çıkarılması hedeflenen yapı yalnızca taşlardan oluşan eski bir köprü değildir.
Bu köprü; Bizans İmparatoru Manuel'in Türk topraklarına geçtiği güzergâhı, Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan'ın uyguladığı askerî stratejiyi ve Miryokefalon Zaferi'nin coğrafyasını somut delillerle destekleyebilecek tarihî bir belge niteliği taşımaktadır.
Bu nedenle gerçekleştirilecek her bilimsel çalışma, yalnızca Isparta için değil, Türk tarih yazıcılığı açısından da büyük önem taşımaktadır.
METİN ÇELİK'E TARİHE VERDİĞİ DESTEK DOLAYISIYLA TEŞEKKÜR
Bir şehrin gerçek gücü yalnızca nüfusuyla değil; tarihine sahip çıkan insanlarıyla ölçülür.
Tarih boyunca Anadolu'nun kalkınmasında ticaret erbabı, sanayiciler ve şehir eşrafı önemli görevler üstlenmiştir.
Bugün Isparta Ticaret ve Sanayi Odası'nın Miryokefalon araştırmalarına verdiği destek de bu tarihî sorumluluğun güzel bir örneğidir.
Sayın Metin Çelik'in bu yaklaşımı, Miryokefalon Zaferi'nde canlarını feda eden aziz şehitlerimizin hatırasına gösterilen vefanın da anlamlı bir tezahürüdür.
Atalarımızın dediği gibi:
"Bâkî kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş."
Makamlar ve unvanlar gelip geçicidir.
Kalıcı olan ise milletin hafızasında bırakılan izdir.
Kemerboğazı Köprüsü'nün bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılmasına sağlayacağınız katkılar, yalnızca bugüne değil, gelecek nesillere bırakılacak önemli bir tarih hizmeti olacaktır.
Bu vesileyle Isparta 1176 Miryokefalon Zafer Derneği, TİNGADER, Küresel Akdeniz ve TİNGADER Türkiye Dergisi adına Sayın Metin Çelik'e teşekkür ediyor; bu tarihî çalışmanın en kısa sürede başarıyla sonuçlanmasını temenni ediyoruz.
"Selam size, üstünüzde bütün bakışlar...
Ve bir gün gelir, tarih sizi alkışlar."
Isparta HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.




