ÜÇ ADAY, ÜÇ FARKLI PROFİL… 10 EKİM’DEN SONRA ISPARTA KAZANMALI
ÜÇ ADAY, ÜÇ FARKLI PROFİL… 10 EKİM’DEN SONRA ISPARTA KAZANMALI
Müslüm Aktürk yazdı...
Müslüm Aktürk yazdı...
Mavi, Yeşil ve Beyaz liste… 10 Ekim’de ITSO üyeleri sandık başına gidecek.
Isparta Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim heyecanı artık son düzlüğe girdi.
Mevcut Başkan Metin Çelik, Yeşil Listenin adayı Alettin Ünal Turgut ve Beyaz Listenin adayı Yunus Karabulut başkanlık için yarışıyor.
Üç adayla da ayrı ayrı röportaj yaptım.
Dolayısıyla bu yazıyı bir “kim kazanır?” yazısı olarak değil, üç adayın seçim sürecinde ortaya koyduğu farklı özellikleri değerlendiren bir analiz olarak kaleme almak istiyorum.
Çünkü benim açımdan asıl mesele, 10 Ekim’den sonra Isparta’nın ne kazanacağıdır.
Ve burada önemli bir nokta var:
Üç adayın da birikimi, enerjisi, tecrübesi ve ortaya koyduğu fikirler Isparta için değerlidir.
Seçimi kim kazanırsa kazansın, diğer iki adayın ortaya koyduğu düşüncelerin, projelerin ve sahip oldukları insan kaynağının bir kenara bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü ITSO yalnızca bir seçim makamı değil; Isparta ekonomisinin, ticaretinin ve sanayisinin önemli aktörlerinden biridir.
YUNUS KARABULUT: VİZYON, PROJE VE BİLİMSEL YAKLAŞIM

Beyaz Listenin adayı Yunus Karabulut seçim sürecine farklı bir pencereden bakıyor.
Karabulut’un söyleminde vizyon, kurumsallaşma, dijitalleşme, ihracat, katılımcı yönetim ve proje üretme başlıkları öne çıkıyor. Kendisinin yayımladığı seçim bildirgesinde de ITSO’nun veriye dayalı çalışan, geleceği planlayan ve üyeleriyle birlikte hareket eden bir yapıya kavuşması gerektiği vurgulanıyor.
Karabulut’un bir başka dikkat çekici özelliği ise hazırlık biçimi.
Kendisinin etrafında oluşturduğu akademisyen, hukukçu ve farklı sektörlerden uzmanların yer aldığı düşünce çevresi, seçim kampanyasına daha analitik bir karakter kazandırıyor. Zaten Karabulut’un geçmişinde de Isparta GİAD kurucu başkanlığı ve Fikir Isparta yapılanması gibi ortak akıl ve proje üretmeye dönük çalışmalar bulunuyor.
Benim gözlemim şu:
Karabulut, ITSO’yu geleceğin ekonomik şartlarına göre yeniden tasarlama iddiasıyla hareket ediyor.
Bu nedenle onun çizgisinde “bugünün sorununu çözmek” kadar yarının Isparta’sını planlamak düşüncesi de belirgin.
Dijital dönüşümden ihracata, sanayi altyapısından kurumsallaşmaya kadar uzanan başlıkları bir program bütünlüğü içerisinde ele alması da bu yaklaşımın göstergesi.
Bu tarafıyla Karabulut’un en önemli avantajı, stratejik bakış açısı ve proje merkezli düşünme biçimi olarak değerlendirilebilir.
ALETTİN ÜNAL TURGUT: SAHAYI OKUYAN, İLETİŞİMİ GÜÇLÜ BİR PROFİL

Yeşil Listenin adayı Alettin Ünal Turgut ise seçim yarışında başka bir özellik gösteriyor.
Onu takip ettiğim süreçte en fazla dikkatimi çeken tarafı insan ilişkileri ve saha hâkimiyeti oldu.
Bunu kendisine röportaj sırasında da söyledim:
“Sizde ciddi bir siyasetçi ve politikacı potansiyeli var.”
Bu sözümün temelinde siyasi bir değerlendirmeden çok, insanlarla kurduğu iletişim vardı.
Nitekim seçim çalışmalarında da bunu görmek mümkün.
Turgut, esnaf ziyaretlerinden ilçe buluşmalarına, sanayi bölgelerinden iş insanlarıyla görüşmelere kadar oldukça yoğun bir saha çalışması yürütüyor.
Ben bunu daha önce bir açılışta da gözlemlemiştim.
Protokolün bir bölümü yerinde dururken Turgut’un sürekli insanlarla temas halinde olması dikkatimi çekmişti.
Birisiyle tokalaşıyor…
Kısa bir sohbet…
Ardından başka bir kişinin yanına geçiyor…
Bir başka selamlaşma…
Sonra yeniden farklı bir gruba yöneliyor…
Bu, herkesin sahip olabileceği bir özellik değil.
İnsanlarla temas kurma, onları dinleme ve kısa sürede iletişim kanalı oluşturma kabiliyeti, özellikle bir meslek kuruluşunun başkanlığı açısından önemli bir avantajdır.
Turgut’un seçim programında da üretim, tarıma dayalı sanayi, ihracat, yapay zekâ, e-ticaret, otomasyon ve yatırım gibi başlıkların bulunması, yalnızca “saha siyaseti” yapan bir aday olmadığını gösteriyor.
Üstelik ilçelerin de kalkınma sürecinin merkezine alınması gerektiğini özellikle vurguluyor.
Dolayısıyla Turgut’un öne çıkan tarafını tek kelimeyle ifade etmek gerekirse:
Dinamizm.
Buna bir de güçlü iletişim yeteneğini eklemek gerekir.
Yeşil Listenin Başkan Adayı Alettin Ünal Turgut’un dikkat çeken yönlerinden biri de yalnızca seçim döneminde ortaya çıkan bir isim olmaması. Turgut, uzun yıllardır iş dünyasının içinde yer alan, kendi sektöründe çalışarak ve büyüyerek bugün Isparta’nın bilinen markalarından birini ortaya çıkaran bir iş insanı.
Kendisiyle yaptığım söyleşide iş hayatındaki geçmişini anlatırken, başarısının masa başında değil, doğrudan emeğin içinde şekillendiğini vurguluyordu. “Şu omuzlar az çuval kaldırmadı” sözünü özellikle bu geçmişi anlatmak için kullanıyordu. İşine verdiği önemi ve yıllar boyunca gösterdiği çabayı, bugün ulaştığı noktayı açıklayan temel unsur olarak görüyor.
METİN ÇELİK: TECRÜBE, İSTİKRAR VE SAKİNLİK

Mavi Listenin adayı Metin Çelik ise diğer iki adaydan farklı bir noktada duruyor.
Çünkü o, mevcut başkan.
Dolayısıyla seçime yalnızca vaatlerle değil, dört yıllık bir yönetim deneyimi ve ortaya koyduğu icraatlarla giriyor.
Çelik’in yaklaşık kırk yıllık iş hayatı deneyimi bulunuyor. İnşaat mühendisliği eğitiminin yanı sıra kamu yönetimi ve siyaset bilimi alanında yüksek lisans yapmış. ITSO’da meclis üyeliğinden disiplin kurulu başkanlığına, başkan yardımcılığından yönetim kurulu başkanlığına uzanan uzun bir oda tecrübesi var.
Başkanlık döneminde de girişimcilik, ihracat, dijital ticaret, kadın ve genç girişimciler, üniversite-sanayi iş birliği, Avrupa Birliği projeleri ve coğrafi işaretler gibi çeşitli alanlarda çalışmalar yürütüldüğünü görüyoruz. Yeni dönem için de 12 büyük proje açıklamış durumda.
Fakat Metin Çelik’i anlatırken benim özellikle dikkat çekmek istediğim başka bir özellik var:
Sakinliği.
Hatta bunu kendisine daha önce de söylemiştim.
“Biraz patırtı, gürültü çıkarmanız lazım. Yaptığınız işi başka biri olsa pireyi deve yapıp anlatırdı. Sizin de biraz patırtı çıkarmanız lazım” demiştim.
Bana verdiği cevap yine aynı sakinlikteydi:
“Üyelerimiz görüyor zaten.”
İşte Metin Çelik’in karakterini biraz da bu cümle anlatıyor.
Çok yüksek sesle konuşmak yerine yapılan işin kendisini anlatacağına inanıyor.
Bu yaklaşımın avantajı istikrar ve güven duygusu.
Dezavantajı ise seçim dönemlerinde yapılan çalışmaların kamuoyuna yeterince güçlü yansımayabilmesi olabilir.
Çünkü günümüz siyasetinde ve seçimlerinde sadece iş yapmak değil, yapılan işi anlatmak da önemli.
Çelik’in bu noktada diğer iki adaydan ayrıldığı açık.
ÜÇÜNÜN DE GÜÇLÜ YANLARI VAR
Şimdi gelelim asıl meseleye…
Ben üç adayın seçim çalışmalarına baktığımda birbirinin kopyası üç profil görmüyorum.
Tam tersine, birbirinden oldukça farklı üç profil görüyorum.
Yunus Karabulut’ta;
Vizyon, akademik bakış, proje ve kurumsallaşma…
Alettin Ünal Turgut’ta;
Saha, dinamizm, iletişim ve güçlü insan ilişkileri…
Metin Çelik’te ise;
Tecrübe, icraat, istikrar ve sakin yönetim anlayışı…
Bunların üçü de bir oda yönetimi açısından ihtiyaç duyulabilecek özellikler.
Dolayısıyla seçimi yalnızca “bir kazandı, iki kaybetti” şeklinde değerlendirmek bana doğru gelmiyor.
Çünkü kaybeden adayların kaybetmesi, sahip oldukları bilgi ve tecrübenin de kaybedilmesi anlamına gelmemeli.
10 EKİM’DEN SONRA ASIL SINAV BAŞLAYACAK
10 Ekim’de bir aday kazanacak.
Bu demokrasinin gereği.
Fakat benim asıl beklentim, seçim bittikten sonra üç adayın da Isparta için aynı masanın etrafında buluşabilmesi.
Kazanan adayın, diğer iki adayın projelerine ve önerilerine kulak vermesi…
Kaybeden adayların da “Biz seçilemedik, artık kenara çekilelim” anlayışına kapılmaması…
Çünkü Isparta’nın buna ihtiyacı yok.
Isparta’nın ihtiyacı ortak akıl.
Bir adayın akademik ve proje üretme kapasitesi…
Bir diğerinin insanlarla kurduğu güçlü iletişim…
Diğerinin yıllara dayanan oda ve iş tecrübesi…
Bunların tamamı aynı hedef için kullanılabilir.
Hatta kullanılmalı.
Bugün seçim nedeniyle farklı listelerde bulunan insanların yarın aynı şehrin ekonomisi için birlikte çalışabilmesi, bana göre seçimin en önemli kazanımı olur.
SEVİYEYİ KORUMAK HERKESİN SORUMLULUĞU
Elbette seçim yarışında zaman zaman tansiyon yükselecek.
Farklı görüşler dile getirilecek.
Eleştiriler olacak.
Adaylar birbirlerinin projelerini ve yönetim anlayışlarını sorgulayacak.
Bunlar seçimlerin doğasında var.
Ancak şimdiye kadar zaman zaman tansiyon yükselse de yarışın genel olarak seviyeli bir zeminde ilerlediğini düşünüyorum.
Bunun önemli bir göstergesi de üç adayın seçim öncesinde bir araya gelerek seçim sürecinin huzurlu ve demokratik biçimde yürütülmesi konusunda ortak anlayış ortaya koyması.
Bu tablo korunmalı.
Çünkü seçim günü sandık kapanacak.
Listeler ortadan kalkacak.
Mavi, Yeşil ve Beyaz yerini yine Isparta’nın ortak menfaatlerine bırakacak.
KİM KAZANIRSA KAZANSIN…
Benim bu seçimde bir tahmin yapma niyetim yok.
Zaten üç adayla da röportaj yapmış bir gazeteci olarak böyle bir tahminin doğru olmayacağını düşünüyorum.
Benim görevim adayları yarıştırmak değil, seçmenin önüne mümkün olduğunca doğru bir fotoğraf koymak.
Bu fotoğrafa baktığımda şunu görüyorum:
Yunus Karabulut planlıyor.
Alettin Ünal Turgut sahada temas kuruyor.
Metin Çelik tecrübesiyle yürütüyor.
Üçünün de farklı bir güçlü tarafı var.
Şimdi karar ITSO üyelerinin.
Sandıkta hangi liste öne çıkarsa çıksın, kazananın yalnızca bir aday veya liste olmasını değil, Isparta’nın kazanmasını diliyorum.
Çünkü üç adayın da biriktirdiği bilgi, deneyim, proje ve insan kaynağı yalnızca kendilerinin değil, bu şehrin değeridir.
10 Ekim’de bir başkan seçilecek.
Ama seçimden sonra yapılması gereken çok daha önemli bir şey var:
Üç adayın birikimini Isparta’nın ortak geleceğinde buluşturmak.
Bence gerçek başarı, işte o zaman başlayacak.

Isparta HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

