Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

VALİ VALİLİĞİNİ BİLMELİ

Gündem 19.07.2026 - 17:34, Güncelleme: 19.07.2026 - 17:34 77 kez okundu.
 

VALİ VALİLİĞİNİ BİLMELİ

Müslüm Aktürk yazdı...

Valilik makamı denildiğinde akla öncelikle devletin itibarı, otoritesi ve temsil sorumluluğu gelmelidir. Vali, bir ilin en üst düzey mülki idare amiridir. Bulunduğu ilde Cumhurbaşkanını ve devleti temsil eder. Bu nedenle yalnızca aldığı kararlarla değil, kamuoyu önündeki duruşu, davranışları ve temsil anlayışıyla da devletin saygınlığını yansıtır. Valilik makamı; tarafsızlık, ciddiyet, vakar, hukukun üstünlüğü, kamu düzeni, sorumluluk, hesap verebilirlik ve topluma örnek olma gibi değerlerle özdeşleşmiştir. Devlet adına görev yapan herkes gibi valiler de bulundukları makamın ağırlığını her ortamda taşımakla yükümlüdür. Elbette bir valinin spor yapması, bisiklete binmesi, maratona katılması ya da sağlıklı yaşamı teşvik eden organizasyonlarda yer alması son derece doğaldır. Hatta bu tür etkinlikler, toplumun spor yapmaya teşvik edilmesi açısından olumlu bir örnek de oluşturabilir. Ancak tartışma konusu spor yapmak değil, bunun hangi görüntü ve temsil anlayışı içerisinde gerçekleştirildiğidir. Kars Milletvekili İnan Akgün Alp'in TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayla gündeme gelen tartışma bu noktada yoğunlaşmaktadır. Mesele bir valinin bisiklete binmesi değil, devleti temsil eden bir makamın kamuoyu önündeki görünümünün toplumda nasıl karşılandığıdır. Profesyonel bisiklet sporunda tayt kullanımı performans ve konfor açısından olağan kabul edilir. Milli sporcuların ve profesyonel yarışçıların bu ekipmanı kullanması tartışma konusu değildir. Ancak vali, profesyonel bir sporcu değil; devleti temsil eden bir mülki idare amiridir. Toplum onu öncelikle sporcu olarak değil, "vali" kimliğiyle görmektedir. Bu nedenle temsil makamında bulunan kişilerin, kamuoyunda gereksiz tartışmalara neden olabilecek görüntülerden kaçınması daha doğru olacaktır. Kimse "takım elbiseyle bisiklete binsin" demiyor. Ancak rahat hareket etmeyi sağlayacak bir eşofman veya daha sade bir spor kıyafetiyle de aynı etkinliğe katılmak mümkündür. Buradaki mesele spor yapmak değil; devletin temsil makamına yakışan ölçüyü koruyabilmektir. Bir davranışın günlerce ülke gündeminde tartışılması da üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Çünkü kamuoyunda geniş yankı uyandıran her olay, toplumun bu konuda bir hassasiyet taşıdığını göstermektedir. Devleti temsil eden makamların da bu hassasiyetleri dikkate alması beklenir. Valilik, kaymakamlık ve benzeri mülki idare makamları kişisel tercihlerle öne çıkılan görevler değildir. O koltuklarda oturanlar kendi adlarına değil, devleti temsilen görev yaparlar. Bu nedenle zaman zaman kişisel tercihlerini temsil sorumluluğunun gerisinde tutmaları görevin doğal bir sonucudur. Bugün bir bisiklet etkinliğinde tercih edilen kıyafet tartışılır; yarın başka bir kamu görevlisinin farklı bir etkinlikte sergilediği davranış gündem olabilir. Bu nedenle temsil makamlarında bulunanların, "Acaba bu görüntü devlet ciddiyetiyle bağdaşır mı?" sorusunu kendilerine sormaları gerekir. KAMUDAKİ GİYİM KUŞAM GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ Aslında bu tartışma yalnızca bir valinin kıyafetiyle sınırlı değildir. Son yıllarda kamu kurumlarında giyim kuşam konusunda ortak bir anlayışın giderek zayıfladığı yönündeki eleştiriler toplumun farklı kesimlerinden sıkça dile getirilmektedir. Geçtiğimiz günlerde bir kamu hastanesinde karşılaştığımız görüntü bunun çarpıcı örneklerinden biriydi. İlk bakışta vatandaş sandığımız kişinin görevli olduğunu öğrendiğimizde şaşkınlığımız daha da arttı. Tercih edilen kıyafet, birçok kişinin kamu görevlisinden beklemeyeceği ölçüde kısa ve dikkat çekiciydi; kamu hizmeti verilen bir kurumdan çok plaj ortamını çağrıştıran bir görünüm oluşturuyordu. Bu durum bizi üzmüştür. Elbette herkesin kişisel tercihine saygı duyulur. Ancak kamu görevlisi olmanın beraberinde getirdiği temsil sorumluluğu da göz ardı edilemez. Benzer şekilde öğretmenlerimiz de yalnızca ders anlatan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda çocuklarımızın rol modelleridir. Bu nedenle eğitimcilerin bilgi ve birikimlerinin yanında, temsil ettikleri mesleğin saygınlığına uygun bir görünüm sergilemeleri de önem taşımaktadır. Burada amaç kimsenin yaşam tarzına müdahale etmek değildir. Konu, kamu görevi ile bireysel tercih arasındaki hassas dengeyi koruyabilmektir. Devletin temsil edildiği her kurumda vatandaşın karşısına çıkan görüntü, devlet ciddiyetini ve kurumsal kimliği yansıtmalıdır. Belki bugün tartışılan konu bir valinin bisiklet etkinliğinde tercih ettiği kıyafettir. Ancak bu tartışma, kamuda temsil anlayışı ve giyim kuşam konusunda ortak ilkelerin yeniden değerlendirilmesine vesile olursa, kamu yönetimi adına olumlu bir sonuç doğurabilir. Devletin, kamu görevlilerinin temsil sorumluluğunu ve kurumsal ciddiyeti esas alan giyim kuşam ilkelerini günümüz şartlarını da dikkate alarak yeniden değerlendirmesinde fayda vardır. Amaç yasak koymak ya da bireysel özgürlüklere müdahale etmek değil; devletin temsil makamlarının saygınlığını koruyacak ortak bir anlayışı güçlendirmektir. Devlet, yalnızca kanunlarla yönetilmez; aynı zamanda temsil ettiği ciddiyetle ayakta durur. Makamlar kişilerin değil, devletindir. O makamlarda oturanlar da her adımında, her davranışında ve kamuoyuna yansıyan her görüntüsünde bunu unutmamalıdır. Çünkü devletin itibarı bazen alınan bir kararla, bazen de verilen bir görüntüyle korunur veya zedelenir.
Müslüm Aktürk yazdı...

Valilik makamı denildiğinde akla öncelikle devletin itibarı, otoritesi ve temsil sorumluluğu gelmelidir. Vali, bir ilin en üst düzey mülki idare amiridir. Bulunduğu ilde Cumhurbaşkanını ve devleti temsil eder. Bu nedenle yalnızca aldığı kararlarla değil, kamuoyu önündeki duruşu, davranışları ve temsil anlayışıyla da devletin saygınlığını yansıtır.

Valilik makamı; tarafsızlık, ciddiyet, vakar, hukukun üstünlüğü, kamu düzeni, sorumluluk, hesap verebilirlik ve topluma örnek olma gibi değerlerle özdeşleşmiştir. Devlet adına görev yapan herkes gibi valiler de bulundukları makamın ağırlığını her ortamda taşımakla yükümlüdür.

Elbette bir valinin spor yapması, bisiklete binmesi, maratona katılması ya da sağlıklı yaşamı teşvik eden organizasyonlarda yer alması son derece doğaldır. Hatta bu tür etkinlikler, toplumun spor yapmaya teşvik edilmesi açısından olumlu bir örnek de oluşturabilir.

Ancak tartışma konusu spor yapmak değil, bunun hangi görüntü ve temsil anlayışı içerisinde gerçekleştirildiğidir.

Kars Milletvekili İnan Akgün Alp'in TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayla gündeme gelen tartışma bu noktada yoğunlaşmaktadır. Mesele bir valinin bisiklete binmesi değil, devleti temsil eden bir makamın kamuoyu önündeki görünümünün toplumda nasıl karşılandığıdır.

Profesyonel bisiklet sporunda tayt kullanımı performans ve konfor açısından olağan kabul edilir. Milli sporcuların ve profesyonel yarışçıların bu ekipmanı kullanması tartışma konusu değildir.

Ancak vali, profesyonel bir sporcu değil; devleti temsil eden bir mülki idare amiridir. Toplum onu öncelikle sporcu olarak değil, "vali" kimliğiyle görmektedir. Bu nedenle temsil makamında bulunan kişilerin, kamuoyunda gereksiz tartışmalara neden olabilecek görüntülerden kaçınması daha doğru olacaktır.

Kimse "takım elbiseyle bisiklete binsin" demiyor. Ancak rahat hareket etmeyi sağlayacak bir eşofman veya daha sade bir spor kıyafetiyle de aynı etkinliğe katılmak mümkündür. Buradaki mesele spor yapmak değil; devletin temsil makamına yakışan ölçüyü koruyabilmektir.

Bir davranışın günlerce ülke gündeminde tartışılması da üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Çünkü kamuoyunda geniş yankı uyandıran her olay, toplumun bu konuda bir hassasiyet taşıdığını göstermektedir. Devleti temsil eden makamların da bu hassasiyetleri dikkate alması beklenir.

Valilik, kaymakamlık ve benzeri mülki idare makamları kişisel tercihlerle öne çıkılan görevler değildir. O koltuklarda oturanlar kendi adlarına değil, devleti temsilen görev yaparlar. Bu nedenle zaman zaman kişisel tercihlerini temsil sorumluluğunun gerisinde tutmaları görevin doğal bir sonucudur.

Bugün bir bisiklet etkinliğinde tercih edilen kıyafet tartışılır; yarın başka bir kamu görevlisinin farklı bir etkinlikte sergilediği davranış gündem olabilir. Bu nedenle temsil makamlarında bulunanların, "Acaba bu görüntü devlet ciddiyetiyle bağdaşır mı?" sorusunu kendilerine sormaları gerekir.

KAMUDAKİ GİYİM KUŞAM GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ

Aslında bu tartışma yalnızca bir valinin kıyafetiyle sınırlı değildir. Son yıllarda kamu kurumlarında giyim kuşam konusunda ortak bir anlayışın giderek zayıfladığı yönündeki eleştiriler toplumun farklı kesimlerinden sıkça dile getirilmektedir.

Geçtiğimiz günlerde bir kamu hastanesinde karşılaştığımız görüntü bunun çarpıcı örneklerinden biriydi. İlk bakışta vatandaş sandığımız kişinin görevli olduğunu öğrendiğimizde şaşkınlığımız daha da arttı. Tercih edilen kıyafet, birçok kişinin kamu görevlisinden beklemeyeceği ölçüde kısa ve dikkat çekiciydi; kamu hizmeti verilen bir kurumdan çok plaj ortamını çağrıştıran bir görünüm oluşturuyordu. Bu durum bizi üzmüştür. Elbette herkesin kişisel tercihine saygı duyulur. Ancak kamu görevlisi olmanın beraberinde getirdiği temsil sorumluluğu da göz ardı edilemez.

Benzer şekilde öğretmenlerimiz de yalnızca ders anlatan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda çocuklarımızın rol modelleridir. Bu nedenle eğitimcilerin bilgi ve birikimlerinin yanında, temsil ettikleri mesleğin saygınlığına uygun bir görünüm sergilemeleri de önem taşımaktadır.

Burada amaç kimsenin yaşam tarzına müdahale etmek değildir. Konu, kamu görevi ile bireysel tercih arasındaki hassas dengeyi koruyabilmektir. Devletin temsil edildiği her kurumda vatandaşın karşısına çıkan görüntü, devlet ciddiyetini ve kurumsal kimliği yansıtmalıdır.

Belki bugün tartışılan konu bir valinin bisiklet etkinliğinde tercih ettiği kıyafettir. Ancak bu tartışma, kamuda temsil anlayışı ve giyim kuşam konusunda ortak ilkelerin yeniden değerlendirilmesine vesile olursa, kamu yönetimi adına olumlu bir sonuç doğurabilir.

Devletin, kamu görevlilerinin temsil sorumluluğunu ve kurumsal ciddiyeti esas alan giyim kuşam ilkelerini günümüz şartlarını da dikkate alarak yeniden değerlendirmesinde fayda vardır. Amaç yasak koymak ya da bireysel özgürlüklere müdahale etmek değil; devletin temsil makamlarının saygınlığını koruyacak ortak bir anlayışı güçlendirmektir.

Devlet, yalnızca kanunlarla yönetilmez; aynı zamanda temsil ettiği ciddiyetle ayakta durur. Makamlar kişilerin değil, devletindir. O makamlarda oturanlar da her adımında, her davranışında ve kamuoyuna yansıyan her görüntüsünde bunu unutmamalıdır. Çünkü devletin itibarı bazen alınan bir kararla, bazen de verilen bir görüntüyle korunur veya zedelenir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.