Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Ali Pehlivan
Köşe Yazarı
Ali Pehlivan
 

GENÇLERİ ANLAMA ÜZERİNE DENEMELER

"Düşünmek çok zordur, bu yüzden çoğu insan yargılamayı seçer." der modern psikolojinin öncüsü olan Carl Gustav Jung... Gençlilk hakkında yargıda bulunmadan ve ahkam kesmeden önce onların duygu dünyasına girip onları biraz olsun anlamaya davet ediyorum herkesi...Bu günlerde gençlerle ilgili en çok söylenen söz olan " gençler iş beğenmiyor" konusunu konuşalım: Konuya hızlı bir giriş yapacak olursak birinci sebep şu ki; çok çileli süreçlerden geçen önceki nesil, " benim çektiğimi çocuklarım çekmesin" diye çocuklarını hayattan izole ederek çok fazla korumacı bir tavırla yetiştirdi. Zaten bu hep böyle olmamış mıdır? " Zor zamanlar güçlü insanları, güçlü insanlar rahat zamanları ve rahat zamanlar ise hayata karşı daha nahif insanları ortaya çıkarmıştır." Ancak hal böyle diye gençlerimizi suçlayamayız. Sonuçta her halde bu çocukları hayata karşı biz yetiştirdik. Tırtıla acıdığımız için kozalarını kırarak onların kanatlarını güçsüz kılan yine bizleriz... İkinci sebebe gelecek olursak bu konu ebeveynleri de bir yerden sonra aşan sistemsel bir sorun. Yıllarca bu konuyu dile getirdim ve anlatmaya çalıştım. İnsan mantığı kendisi için bir yol ararken çoğu zaman kolay yoldan gitmeyi tercih eder. Siz bir genci mecburi 12 yıl boyunca hayattan izole bir sistemin içinde okuttuktan sonra -öyle veya böyle-  ona bürokrat veya beyaz yakalı olma umuduna tutunduracak bir bölümün kapısını aralarsanız, o genç de o umudu satın almış olur ve sonuna kadar kovalar. İşin sonunda umduğuna ulaşamayan genci yargılamaktansa, işin başında o gence o umudu satan sistemi sorgulamak gerekir. Sosyal bilimlerde fen bilimlerindeki gibi kesin formüller olmamasına rağmen bu yazıda size şöyle bir formül vermek istiyorum: Umuttan gerçekliği çıkarırdığımız zaman geriye hayal kırıklığının büyüklüğü kalır. Umutları çok fazla büyütebiliriz -zaten büyütüyoruz da- ancak insanın kapasitesini ve kumaşını çok fazla arttıramayız. Dolayısıyla umudu ne kadar arttırırsak, hayal kırıklığını da o kadar arttırmış oluruz. Maalesef üniversitelerimiz, gençlerimizin bilgi ve becerileri yerine daha çok umutlarını büyütmektedir. Yapılması gereken şey ise sistemi aşağıdan yukarıya doğru mantıksal bir zeminde tasarlamaktır. Ekonomik faaliyetleri kabaca; tarım-hayvancılık, imalat ve hizmet sektörü olarak 3 temel gurupta değerlendirdiğimizde sağlıklı bir ekonomik sistemde istihdamın şekillenmesi bir bina gibidir: Bu binanın temeli tarım ve hayvancılık, gövdesi imalat sektörü ve çatısı da hizmet sektörüdür. Takdir edersiniz ki sağlıklı bir binada temel ve gövde çatıya nispetle çok daha fazla yer tutar. Üniversitelerdeki bölümlerin iş gücü piyasasına kalifiye eleman yetiştirmesi sorumluluğu göz önüne alındığında, açık bir şekilde şunu görmekteyiz ki; ülkemizdeki üniversiteler çok fazla hizmet sektörüne  -bina örneğindeki çatıya- elaman yetiştirmektedir. Şunu herkes çok kolay idrak edebilir ki; gelişen yapay zeka teknolojileri, en çok finans ve bankacılık gibi hizmet sektörlerindeki istihdam ihtiyacının düşmesine sebep olacaktır. Hal ve gidişat böyle olduğuna göre üniversitelerin hizmet sektörüne yönelik bölümlerinde nicelik yönünden ciddi bir eksiltme yapılmalı ancak nitelik olarak bu konuda kumaşı çok iyi olan az sayıda gence çok sağlam girişimcilik eğitimleri verilmelidir. Bu yazımda çok açık bir şekilde çağrıda bulunmak istiyorum. Çok acil bir şekilde ziraat liseleri açılmalıdır. Bilhassa taşralarda gençlerin amaçsızca okuduğu düz liseler, geleceğin beyaz yakalı ziraat mühendislerinin ve mavi yakalı ziraat emekçilerinin yetiştiği teknik liselere dönüştürülmelidir. Böyle liselere ziraat fakültelerine gitmek için ek puan vermek yerine, ziraat mühendisliğine gitmenin tek yolu olma insiyatifi verilmelidir. Yazımızın ortalarında da söylediğimiz gibi tarım ve hayvancılık ekonomik faaliyetin temelidir ve onun sağlam olması da hayati önem taşır. Hizmet sektöründeki aşırı yığılmayı ancak buraya kanalize ederek eritebiliriz. Konumuzun ana başlığından çok fazla kopmadan tekrardan bir toparlama yapacak olursak; her genç birey kendi mecrasında bir arayış içindedir ve onu bu akış içerisinde doğru yatağa kanalize edecek olan -etmesi gereken- büyük resmi bizlerden çok daha iyi gören devlet  aklıdır. Gençlerimiz rüzgarın önündeki kuru yaprak gibi savrulup, kendisine coşkun sular misali akacağı doğru mecrayı bulamıyorsa bu yazının müellifi olan ben dahi kendime bir pay biçerim. Üçüncü sebebe ise çok kısa bir şekilde değinip, Rabbim nasip ederse başka bir yazıda detaylandırmak istiyorum: O da şu ki; maalesef gençlerimiz meslekleri tanımıyor, hangi mesleğin kendi kumaşına daha uygun olduğunu bilmiyor. Orta öğretim düzeyinde her gencin mesleki faaliyetleri tanımasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Her genç birey akmak istediği mecrayı ne kadar erken keşfederse o kadar erken kanalize olmuş olur. İşini severek yapan birey daha başarılı olur. Bu da çarpan etkisiyle toplumdaki toplam kaliteyi ve mutluluğu arttırır.
Ekleme Tarihi: 01 Temmuz 2026 -Çarşamba

GENÇLERİ ANLAMA ÜZERİNE DENEMELER

"Düşünmek çok zordur, bu yüzden çoğu insan yargılamayı seçer." der modern psikolojinin öncüsü olan Carl Gustav Jung... Gençlilk hakkında yargıda bulunmadan ve ahkam kesmeden önce onların duygu dünyasına girip onları biraz olsun anlamaya davet ediyorum herkesi...Bu günlerde gençlerle ilgili en çok söylenen söz olan " gençler iş beğenmiyor" konusunu konuşalım: Konuya hızlı bir giriş yapacak olursak birinci sebep şu ki; çok çileli süreçlerden geçen önceki nesil, " benim çektiğimi çocuklarım çekmesin" diye çocuklarını hayattan izole ederek çok fazla korumacı bir tavırla yetiştirdi. Zaten bu hep böyle olmamış mıdır? " Zor zamanlar güçlü insanları, güçlü insanlar rahat zamanları ve rahat zamanlar ise hayata karşı daha nahif insanları ortaya çıkarmıştır." Ancak hal böyle diye gençlerimizi suçlayamayız. Sonuçta her halde bu çocukları hayata karşı biz yetiştirdik. Tırtıla acıdığımız için kozalarını kırarak onların kanatlarını güçsüz kılan yine bizleriz...
İkinci sebebe gelecek olursak bu konu ebeveynleri de bir yerden sonra aşan sistemsel bir sorun. Yıllarca bu konuyu dile getirdim ve anlatmaya çalıştım. İnsan mantığı kendisi için bir yol ararken çoğu zaman kolay yoldan gitmeyi tercih eder. Siz bir genci mecburi 12 yıl boyunca hayattan izole bir sistemin içinde okuttuktan sonra -öyle veya böyle-  ona bürokrat veya beyaz yakalı olma umuduna tutunduracak bir bölümün kapısını aralarsanız, o genç de o umudu satın almış olur ve sonuna kadar kovalar. İşin sonunda umduğuna ulaşamayan genci yargılamaktansa, işin başında o gence o umudu satan sistemi sorgulamak gerekir. Sosyal bilimlerde fen bilimlerindeki gibi kesin formüller olmamasına rağmen bu yazıda size şöyle bir formül vermek istiyorum: Umuttan gerçekliği çıkarırdığımız zaman geriye hayal kırıklığının büyüklüğü kalır. Umutları çok fazla büyütebiliriz -zaten büyütüyoruz da- ancak insanın kapasitesini ve kumaşını çok fazla arttıramayız. Dolayısıyla umudu ne kadar arttırırsak, hayal kırıklığını da o kadar arttırmış oluruz. Maalesef üniversitelerimiz, gençlerimizin bilgi ve becerileri yerine daha çok umutlarını büyütmektedir.
Yapılması gereken şey ise sistemi aşağıdan yukarıya doğru mantıksal bir zeminde tasarlamaktır. Ekonomik faaliyetleri kabaca; tarım-hayvancılık, imalat ve hizmet sektörü olarak 3 temel gurupta değerlendirdiğimizde sağlıklı bir ekonomik sistemde istihdamın şekillenmesi bir bina gibidir: Bu binanın temeli tarım ve hayvancılık, gövdesi imalat sektörü ve çatısı da hizmet sektörüdür. Takdir edersiniz ki sağlıklı bir binada temel ve gövde çatıya nispetle çok daha fazla yer tutar. Üniversitelerdeki bölümlerin iş gücü piyasasına kalifiye eleman yetiştirmesi sorumluluğu göz önüne alındığında, açık bir şekilde şunu görmekteyiz ki; ülkemizdeki üniversiteler çok fazla hizmet sektörüne  -bina örneğindeki çatıya- elaman yetiştirmektedir. Şunu herkes çok kolay idrak edebilir ki; gelişen yapay zeka teknolojileri, en çok finans ve bankacılık gibi hizmet sektörlerindeki istihdam ihtiyacının düşmesine sebep olacaktır. Hal ve gidişat böyle olduğuna göre üniversitelerin hizmet sektörüne yönelik bölümlerinde nicelik yönünden ciddi bir eksiltme yapılmalı ancak nitelik olarak bu konuda kumaşı çok iyi olan az sayıda gence çok sağlam girişimcilik eğitimleri verilmelidir. Bu yazımda çok açık bir şekilde çağrıda bulunmak istiyorum. Çok acil bir şekilde ziraat liseleri açılmalıdır. Bilhassa taşralarda gençlerin amaçsızca okuduğu düz liseler, geleceğin beyaz yakalı ziraat mühendislerinin ve mavi yakalı ziraat emekçilerinin yetiştiği teknik liselere dönüştürülmelidir. Böyle liselere ziraat fakültelerine gitmek için ek puan vermek yerine, ziraat mühendisliğine gitmenin tek yolu olma insiyatifi verilmelidir. Yazımızın ortalarında da söylediğimiz gibi tarım ve hayvancılık ekonomik faaliyetin temelidir ve onun sağlam olması da hayati önem taşır. Hizmet sektöründeki aşırı yığılmayı ancak buraya kanalize ederek eritebiliriz. Konumuzun ana başlığından çok fazla kopmadan tekrardan bir toparlama yapacak olursak; her genç birey kendi mecrasında bir arayış içindedir ve onu bu akış içerisinde doğru yatağa kanalize edecek olan -etmesi gereken- büyük resmi bizlerden çok daha iyi gören devlet  aklıdır. Gençlerimiz rüzgarın önündeki kuru yaprak gibi savrulup, kendisine coşkun sular misali akacağı doğru mecrayı bulamıyorsa bu yazının müellifi olan ben dahi kendime bir pay biçerim.
Üçüncü sebebe ise çok kısa bir şekilde değinip, Rabbim nasip ederse başka bir yazıda detaylandırmak istiyorum: O da şu ki; maalesef gençlerimiz meslekleri tanımıyor, hangi mesleğin kendi kumaşına daha uygun olduğunu bilmiyor. Orta öğretim düzeyinde her gencin mesleki faaliyetleri tanımasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Her genç birey akmak istediği mecrayı ne kadar erken keşfederse o kadar erken kanalize olmuş olur. İşini severek yapan birey daha başarılı olur. Bu da çarpan etkisiyle toplumdaki toplam kaliteyi ve mutluluğu arttırır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.