
Kâinatın sahibi, her türlü noksanlıktan münezzeh olan, gören ve işiten Allah’a ne kadar şükretsek yine de azdır. Gece gündüz dua ederek bize verilen nimetlerin farkında olmak ve şükretmek, imanlı ve edepli insanın şanındandır.
Şükretmek bir fazilettir. Allah’tan istemek, O’na sığınmak ve her hâlimizi O’na arz etmek ise imanımızın gereğidir. Çünkü veren de Allah’tır, alan da Allah’tır. Allah’tan başka mutlak güç ve kudret sahibi yoktur.
Allah’tan istemek insanı küçültmez; aksine değerini ve kulluk şuurunu yüceltir. Dua, insanın Rabbine yönelişi; gönlünü O’na açması ve niyetini en yüce makama emanet etmesidir.
KALPLER ALLAH’I ANMAKLA HUZUR BULUR
Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur ve güven bulur. Allah’ı çokça zikretmek, O’nun isimlerini anmak ve şükretmek; insanın ruhuna huzur, gönlüne güven verir.
Esma-i Hüsna’yı zikretmek, Allah’ın güzel isimlerini anmak ve O’na yönelmek, insanın manevi dünyasını zenginleştirir. İnsan hangi sıkıntıyla karşılaşırsa karşılaşsın, “Ya Hakk” diyerek Allah’ın kudretine ve rahmetine sığınmalıdır.
Allah’ın verdiğine de vermediğine de şükreden kul olabilmek büyük bir nimettir. Bazen istediğimizin verilmemesinde de bizim bilemediğimiz bir hikmet vardır. Kulun vazifesi; elinden geleni yapmak, sabretmek, şükretmek ve duasını eksik etmemektir.
Dua, “Ben niyetimi en yüksek makama emanet ettim” demektir.
İnsanoğlu fıtratı gereği hayatı boyunca iyisiyle kötüsüyle pek çok imtihandan geçer. Bu imtihanlar karşısında yalnız olmadığını bilmek, Allah’ın rahmetine sığınmak ve O’ndan yardım istemek insana güç verir.
Dua en büyük nimetlerden biridir. Allah’ı anmak ve O’ndan istemek, varlığımızın anlamını ve kulluk şuurumuzu güçlendirir. Toplumsal barışın, huzurun, güvenin ve gerçek mutluluğun yolu da Allah’ı anmaktan, O’nun rahmetine sığınmaktan ve güzel ahlakı yaşamaktan geçer.
Allah’ı bilen, O’na şükreden, rahmetine sığınan ve duasını eksik etmeyen kullara selam olsun.
Avukat Mustafa Kuran
Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı


