Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Metin Külünk
Köşe Yazarı
Metin Külünk
 

NATO ZİRVESİ

İLK SÖZ: Bugünden itibaren, İsrail’i kuran petrodolar aklının “Büyük İsrail Projesi”ni savunan ve bu uğurda bölgeyi sürekli kaosa sürüklemekten çekinmeyen güçler açısından yeni bir dönem başlamaktadır. Türkiye’yi bu coğrafyada tasfiye etmek isteyen merkezler, Ankara merkezli yeni güç denkleminde ciddi bir gerileme sürecine girmiştir. Artık Türkiye, bu oyunda yalnızca izleyen değil, oyunu değiştiren merkez güçtür. KALDIRAÇ GÜÇTÜR, DURDUĞU YER DÜNYAYI BELİRLEME GÜCÜNDEDİR Bu nedenle Netanyahu yönetimi ve İsrail’deki mevcut güvenlik aklı büyük bir baskı altındadır. İsrail iç siyasetinde önümüzdeki dönemde yaşanabilecek değişimler, yalnızca Tel Aviv’in iç dengelerini değil, bölgesel güç mimarisini de etkileyecektir. Türkiye’nin kuzeyden güneye uzanan etki kapasitesine doğrudan karşı çıkmayacak yeni unsurların İsrail siyasetinde öne çıkıp çıkmayacağını zaman gösterecektir. Ankara’daki temaslar henüz tamamlanmadan Hürmüz hattında yeni bir savaş iklimi oluşturmak isteyen güçlerin sahneye çıkması, tablonun ne kadar tehlikeli olduğunu göstermektedir. Dünyanın farklı bölgelerinde yeni krizler üretmek isteyen aktörler, eski düzeni ayakta tutmak için savaş baltalarını yeniden çıkarmaktadır. İsrail ve Yunanistan’ın rahatsızlığı da buradan kaynaklanmaktadır. Türkiye’nin savunma sanayii alanında ulaştığı seviye ve bundan sonra ulaşacağı kapasite, bu ülkelerin bölgesel hareket alanını daraltmaktadır. F-35 süreciyle birlikte bu endişenin daha da artması şaşırtıcı değildir. ÇOK DİKKAT ETMELİYİZ, PKK’NIN VE SİYASİ KANADININ İÇİNDEKİ ÇIKIŞLARA DİKKAT Fotoğraf giderek netleşmektedir. Büyük İsrail Projesi’nden bekledikleri sonucu alamayacaklarını görenler, bundan tamamen vazgeçmeyecek; aksine Türkiye içinde siyasi, sosyal, ekonomik ve psikolojik baskı alanları oluşturmaya çalışacaktır. Petrodolar gücüyle medya, finans, siyaset ve toplumsal fay hatları üzerinden yeni hamleler denenebilir. Bu nedenle dikkatli olmak zorundayız. Avrupa açısından da yeni bir kırılma dönemine girilmektedir. Ukrayna savaşının seyri, enerji krizi, ekonomik daralma ve halkların refah beklentilerindeki bozulma, Avrupa’da ciddi toplumsal hareketleri beraberinde getirebilir. Avrupa halkları, ülkelerini petrodolar düzenine teslim eden ve refahın sonsuza kadar süreceği yanılgısıyla hareket eden siyaset anlayışını sorgulamak zorunda kalacaktır. Dünya tarihinde dengeler bazen çok kısa sürede değişir. Bugün de böyle bir eşikteyiz. Elbette dikkatli olmalıyız; ancak paniğe kapılmamalıyız. Türkiye artık merkez güç olma yolunda ilerlemektedir. Fakat bu gücün kalıcı olabilmesi için içeride yeni bir dile, yeni bir üsluba, yeni bir iletişim anlayışına ve toplumsal bütünlüğü güçlendirecek yeni bir sosyolojik paradigmaya ihtiyaç vardır. Aksi hâlde, çöken Birinci Dünya Savaşı sonrası düzeni ayakta tutmaya çalışan güçler, Türkiye’yi de içeriden zayıflatmak için her türlü yöntemi deneyecektir. Bu yüzden asıl mesele yalnızca dış politikada güçlü olmak değil, içeride de toplumsal dayanıklılığı büyütmektir. Dikkatli olalım; çünkü yeni dönem başlamıştır.
Ekleme Tarihi: 08 Temmuz 2026 -Çarşamba

NATO ZİRVESİ

İLK SÖZ: Bugünden itibaren, İsrail’i kuran petrodolar aklının “Büyük İsrail Projesi”ni savunan ve bu uğurda bölgeyi sürekli kaosa sürüklemekten çekinmeyen güçler açısından yeni bir dönem başlamaktadır.

Türkiye’yi bu coğrafyada tasfiye etmek isteyen merkezler, Ankara merkezli yeni güç denkleminde ciddi bir gerileme sürecine girmiştir.

Artık Türkiye, bu oyunda yalnızca izleyen değil, oyunu değiştiren merkez güçtür.

KALDIRAÇ GÜÇTÜR, DURDUĞU YER DÜNYAYI BELİRLEME GÜCÜNDEDİR

Bu nedenle Netanyahu yönetimi ve İsrail’deki mevcut güvenlik aklı büyük bir baskı altındadır.

İsrail iç siyasetinde önümüzdeki dönemde yaşanabilecek değişimler, yalnızca Tel Aviv’in iç dengelerini değil, bölgesel güç mimarisini de etkileyecektir.

Türkiye’nin kuzeyden güneye uzanan etki kapasitesine doğrudan karşı çıkmayacak yeni unsurların İsrail siyasetinde öne çıkıp çıkmayacağını zaman gösterecektir.

Ankara’daki temaslar henüz tamamlanmadan Hürmüz hattında yeni bir savaş iklimi oluşturmak isteyen güçlerin sahneye çıkması, tablonun ne kadar tehlikeli olduğunu göstermektedir.

Dünyanın farklı bölgelerinde yeni krizler üretmek isteyen aktörler, eski düzeni ayakta tutmak için savaş baltalarını yeniden çıkarmaktadır.

İsrail ve Yunanistan’ın rahatsızlığı da buradan kaynaklanmaktadır. Türkiye’nin savunma sanayii alanında ulaştığı seviye ve bundan sonra ulaşacağı kapasite, bu ülkelerin bölgesel hareket alanını daraltmaktadır. F-35 süreciyle birlikte bu endişenin daha da artması şaşırtıcı değildir.

ÇOK DİKKAT ETMELİYİZ, PKK’NIN VE SİYASİ KANADININ İÇİNDEKİ ÇIKIŞLARA DİKKAT

Fotoğraf giderek netleşmektedir. Büyük İsrail Projesi’nden bekledikleri sonucu alamayacaklarını görenler, bundan tamamen vazgeçmeyecek; aksine Türkiye içinde siyasi, sosyal, ekonomik ve psikolojik baskı alanları oluşturmaya çalışacaktır. Petrodolar gücüyle medya, finans, siyaset ve toplumsal fay hatları üzerinden yeni hamleler denenebilir. Bu nedenle dikkatli olmak zorundayız.

Avrupa açısından da yeni bir kırılma dönemine girilmektedir. Ukrayna savaşının seyri, enerji krizi, ekonomik daralma ve halkların refah beklentilerindeki bozulma, Avrupa’da ciddi toplumsal hareketleri beraberinde getirebilir.

Avrupa halkları, ülkelerini petrodolar düzenine teslim eden ve refahın sonsuza kadar süreceği yanılgısıyla hareket eden siyaset anlayışını sorgulamak zorunda kalacaktır.

Dünya tarihinde dengeler bazen çok kısa sürede değişir. Bugün de böyle bir eşikteyiz.

Elbette dikkatli olmalıyız; ancak paniğe kapılmamalıyız. Türkiye artık merkez güç olma yolunda ilerlemektedir.

Fakat bu gücün kalıcı olabilmesi için içeride yeni bir dile, yeni bir üsluba, yeni bir iletişim anlayışına ve toplumsal bütünlüğü güçlendirecek yeni bir sosyolojik paradigmaya ihtiyaç vardır.

Aksi hâlde, çöken Birinci Dünya Savaşı sonrası düzeni ayakta tutmaya çalışan güçler, Türkiye’yi de içeriden zayıflatmak için her türlü yöntemi deneyecektir. Bu yüzden asıl mesele yalnızca dış politikada güçlü olmak değil, içeride de toplumsal dayanıklılığı büyütmektir.

Dikkatli olalım; çünkü yeni dönem başlamıştır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.