ANAFİLAKTİK ŞOK

Sağlık 08.11.2026 - 13:39, Güncelleme: 08.11.2026 - 13:39
 

ANAFİLAKTİK ŞOK

Uz. Dr. Müslüm Sunay yazdı...

Anafilaktik şok, yani alerjik şok, bağışıklık sisteminin alerjik bir maddeye karşı aşırı ve ani tepki vermesi sonucu ortaya çıkan, hayati tehlike taşıyan çok ciddi bir acil durumdur. Şanlıurfa Devlet Hastanesi'nde dâhiliye uzmanı olarak çalışırken acil servise akrep sokmuş bir hasta getirilmişti. Acildeki doktor arkadaşım da akrep serumu dediğimiz iğneyi yaptırmıştı. Ancak hasta, yarım saat bile beklemeden, acilden dışarı çıkar çıkmaz pat diye yere yıkılmıştı. Acildeki doktor bey telefonla hemen beni aradı. O anda ben de hastanemizin koroner yoğun bakımındaki bir hastaya bakıyordum. Olayı duyar duymaz koşar adımlarla, iki dakika dolmadan acil servise geldim. Acil servisten ne zaman çağrılmış olsam, nerede bulunursam bulunayım oraya varmak; bir abi olarak pratisyen doktor arkadaşımı, hastayı ve hasta yakınlarını biraz olsun rahatlatmak düşüncesiyle yıldırım hızıyla acil servise ulaşır, ne gerekiyorsa onu yapmaya çalışırdım. Otuz yaşlarında olan hastayı hemen tanıdım. Hastanenin karşısındaki bir eczanede çalışan, adı gibi Garip olan hasta; orta boylu, esmer ve çok beyefendi bir kardeşimizdi. Hastanın şuuru açıktı ancak hamamdan çıkmış gibi kan ter içindeydi. Kendisi bize yarım saat önce evdeki bir akrebin kolunu nasıl soktuğunu, hemen hastanenin acil servisine geldiğini, nöbetçi doktorun akrep serumunu kolundan nasıl yaptığını ve doktorun yanından ayrıldıktan sonra aniden başının nasıl döndüğünü, yere nasıl düştüğünü ve birdenbire başlayan, su gibi ishalini tek tek anlattı. Muayenede tansiyonu çok düşüktü, sıfır derecesindeydi. Nabzı ise çok yüksekti; 130-140 civarındaydı. Genel duruma bakınca karşımda çok ciddi bir anafilaktik, yani alerjik şok tablosu vardı. ŞOK, ŞOK, ŞOK! Şoklar, tıpta hayati önemi olan çok ciddi acil durumlardır. Sıvı kaybına bağlı olana hipovolemik şok, kalbe ait olana kardiyojenik şok, mikrobik ve toksik maddelere bağlı olanlara toksik ya da septik şok diyoruz. Bir de alerjik sebeplere bağlı olan anafilaktik şok vardır. Acil tedavi edilmezse bütün bu şoklar öldürücüdür. Anafilaktik, yani alerjik şok; tıpta sık görülmemesi nedeniyle hekimler ve hastalar tarafından yeterince bilinmeyen, çok önemli bir acil durumdur. Fakültede, ihtisasta ve pratisyen hekimlik yaptığım zamanlarda dahi görmediğim, rastlamadığım bir durumdu. Alerjide görülen kaşıntı, döküntü, nefes darlığı, kusma ve ishal gibi belirtilerin yanında hastanın tansiyonu 8'in altına düşer, nabzı da 120'nin üzerine çıkarsa hastada şok gelişmiş demektir. Artık hasta ve doktor için zamanla yarış başlamıştır. Bir an evvel hastanın tansiyonunu ve nabzını normal seviyelere getirmek gerekiyordu. Bunun için üç önemli ilacımız vardı: Kortizon Antihistaminik Adrenalin Kortizon ve antihistaminik kolaydı ve herkes bunları biliyordu. Ama ya adrenalin? Hastanın hayatta kalıp kalmaması bu ufacık ampul adrenalinin insafına bağlıydı. İşin bam teli olan bu adrenalin dediğimiz ilaç, iki tarafı keskin kılıç gibidir. Ya adaleden ya da damardan verilmesi gerekir. Tansiyon sıfır olduğu için damar yoluyla vermemizin daha uygun olacağını düşündüm. Çünkü tansiyon 7'lerde iken bir ampul adrenalin adaleden yeterliyken, tansiyonu çok düşük olan bir hastada yeterli olmayabilirdi. 500 cc serumun içine on ampul adrenalini kırıp boşalttık ve serumu çok hızlı olmayan bir şekilde vermeye başladık. Tansiyon cihazı hastanın kolundaydı. Beş dakikada bir tansiyonunu ölçüyordum. Tansiyon 2'de, 3'te duyulmaya başlayınca içim biraz rahatlamaya başlamıştı. Tansiyon 9'a dayandığında serumu kısıp azaltarak vermeye devam ettik. Tansiyonun yanında ishal, baş dönmesi ve o inanılmaz terleme de düzelmeye başlamıştı. Yaklaşık bir saat sonra hastanın solgunluğu da düzeldi. Hasta oturmaya başladı ve kendisini iyi hissettiğini söylerken yüzü gülüyordu. Ayağa kalkıp gitmeden önce elimi öptü ve “Allah seni başımızdan eksik etmesin.” dedi. Ben de onu şifa ile evine göndermenin keyfini yaşıyordum. Adrenalin bu kadar hayati öneme sahip bir ilaçtır. Şiddetli egzaması, astımı ve alerjik riniti, yani alerjik nezlesi olanlara, kullanıma hazır oto enjektörlü adrenalinleri yanlarında, çantalarında taşımalarını ve böyle bir durumda kendi iğnelerini kendilerinin yapabilmesini önemle tavsiye ediyoruz. URFA'DA AKREP AVCILIĞI Çocukluğumda Urfa'da çok akrep görülürdü. Özellikle harabeye dönmüş evlerde, evlerin eyvanlarında ve sokak diplerinde çok sayıda akrep bulunurdu. Paraya ihtiyacı olan cesur çocuklar ve gençler geceleri akrep avına çıkar, tuttukları akrepleri Hıfzıssıhha Kurumuna satarlardı. Bu akreplerin zehirleri sulandırılarak akrep serumu yapılırdı. Çok ilginçtir ki bu kadar kıymetli bir seruma karşı bile alerji gelişebiliyordu. Ertesi gün Garip, eşiyle beraber elinde bir çikolatayla teşekkür etmeye geldi. Elimi öperek: “Bana hakkını helal et doktor abi, seni çok yorduk.” dediğinde gözlerimiz doldu. “Garip, senin daha içecek suyun, yiyecek lokman varmış. Sen dua et, ben koroner yoğun bakımdaydım ve yoğun bakımda yatan bir hasta için beni çağırmışlardı. Ama ne var ki o hastanın da çok önemli, ciddi bir durumu yokmuş. Ona çağrılmış olmam, senin kurtulmana sebep oldu demek ki. Kime niyet, kime kısmet dedikleri böyle bir şey.” Ben de acilde görev yapan doktor beyle hak ettiğimiz keyif çayımızı içerken, “Bakalım bu meslekte daha neler neler göreceğiz.” dedim. Hayat sürprizlerle dolu. Ne zaman bir araya gelsek Garip bu olayı anlatır durur.
Uz. Dr. Müslüm Sunay yazdı...

Anafilaktik şok, yani alerjik şok, bağışıklık sisteminin alerjik bir maddeye karşı aşırı ve ani tepki vermesi sonucu ortaya çıkan, hayati tehlike taşıyan çok ciddi bir acil durumdur.

Şanlıurfa Devlet Hastanesi'nde dâhiliye uzmanı olarak çalışırken acil servise akrep sokmuş bir hasta getirilmişti. Acildeki doktor arkadaşım da akrep serumu dediğimiz iğneyi yaptırmıştı. Ancak hasta, yarım saat bile beklemeden, acilden dışarı çıkar çıkmaz pat diye yere yıkılmıştı.

Acildeki doktor bey telefonla hemen beni aradı. O anda ben de hastanemizin koroner yoğun bakımındaki bir hastaya bakıyordum. Olayı duyar duymaz koşar adımlarla, iki dakika dolmadan acil servise geldim.

Acil servisten ne zaman çağrılmış olsam, nerede bulunursam bulunayım oraya varmak; bir abi olarak pratisyen doktor arkadaşımı, hastayı ve hasta yakınlarını biraz olsun rahatlatmak düşüncesiyle yıldırım hızıyla acil servise ulaşır, ne gerekiyorsa onu yapmaya çalışırdım.

Otuz yaşlarında olan hastayı hemen tanıdım. Hastanenin karşısındaki bir eczanede çalışan, adı gibi Garip olan hasta; orta boylu, esmer ve çok beyefendi bir kardeşimizdi.

Hastanın şuuru açıktı ancak hamamdan çıkmış gibi kan ter içindeydi. Kendisi bize yarım saat önce evdeki bir akrebin kolunu nasıl soktuğunu, hemen hastanenin acil servisine geldiğini, nöbetçi doktorun akrep serumunu kolundan nasıl yaptığını ve doktorun yanından ayrıldıktan sonra aniden başının nasıl döndüğünü, yere nasıl düştüğünü ve birdenbire başlayan, su gibi ishalini tek tek anlattı.

Muayenede tansiyonu çok düşüktü, sıfır derecesindeydi. Nabzı ise çok yüksekti; 130-140 civarındaydı.

Genel duruma bakınca karşımda çok ciddi bir anafilaktik, yani alerjik şok tablosu vardı.

ŞOK, ŞOK, ŞOK!

Şoklar, tıpta hayati önemi olan çok ciddi acil durumlardır. Sıvı kaybına bağlı olana hipovolemik şok, kalbe ait olana kardiyojenik şok, mikrobik ve toksik maddelere bağlı olanlara toksik ya da septik şok diyoruz. Bir de alerjik sebeplere bağlı olan anafilaktik şok vardır. Acil tedavi edilmezse bütün bu şoklar öldürücüdür.

Anafilaktik, yani alerjik şok; tıpta sık görülmemesi nedeniyle hekimler ve hastalar tarafından yeterince bilinmeyen, çok önemli bir acil durumdur. Fakültede, ihtisasta ve pratisyen hekimlik yaptığım zamanlarda dahi görmediğim, rastlamadığım bir durumdu.

Alerjide görülen kaşıntı, döküntü, nefes darlığı, kusma ve ishal gibi belirtilerin yanında hastanın tansiyonu 8'in altına düşer, nabzı da 120'nin üzerine çıkarsa hastada şok gelişmiş demektir. Artık hasta ve doktor için zamanla yarış başlamıştır.

Bir an evvel hastanın tansiyonunu ve nabzını normal seviyelere getirmek gerekiyordu.

Bunun için üç önemli ilacımız vardı:

  • Kortizon

  • Antihistaminik

  • Adrenalin

Kortizon ve antihistaminik kolaydı ve herkes bunları biliyordu. Ama ya adrenalin? Hastanın hayatta kalıp kalmaması bu ufacık ampul adrenalinin insafına bağlıydı.

İşin bam teli olan bu adrenalin dediğimiz ilaç, iki tarafı keskin kılıç gibidir. Ya adaleden ya da damardan verilmesi gerekir. Tansiyon sıfır olduğu için damar yoluyla vermemizin daha uygun olacağını düşündüm. Çünkü tansiyon 7'lerde iken bir ampul adrenalin adaleden yeterliyken, tansiyonu çok düşük olan bir hastada yeterli olmayabilirdi.

500 cc serumun içine on ampul adrenalini kırıp boşalttık ve serumu çok hızlı olmayan bir şekilde vermeye başladık. Tansiyon cihazı hastanın kolundaydı. Beş dakikada bir tansiyonunu ölçüyordum.

Tansiyon 2'de, 3'te duyulmaya başlayınca içim biraz rahatlamaya başlamıştı. Tansiyon 9'a dayandığında serumu kısıp azaltarak vermeye devam ettik.

Tansiyonun yanında ishal, baş dönmesi ve o inanılmaz terleme de düzelmeye başlamıştı. Yaklaşık bir saat sonra hastanın solgunluğu da düzeldi. Hasta oturmaya başladı ve kendisini iyi hissettiğini söylerken yüzü gülüyordu.

Ayağa kalkıp gitmeden önce elimi öptü ve “Allah seni başımızdan eksik etmesin.” dedi. Ben de onu şifa ile evine göndermenin keyfini yaşıyordum.

Adrenalin bu kadar hayati öneme sahip bir ilaçtır. Şiddetli egzaması, astımı ve alerjik riniti, yani alerjik nezlesi olanlara, kullanıma hazır oto enjektörlü adrenalinleri yanlarında, çantalarında taşımalarını ve böyle bir durumda kendi iğnelerini kendilerinin yapabilmesini önemle tavsiye ediyoruz.

URFA'DA AKREP AVCILIĞI

Çocukluğumda Urfa'da çok akrep görülürdü. Özellikle harabeye dönmüş evlerde, evlerin eyvanlarında ve sokak diplerinde çok sayıda akrep bulunurdu.

Paraya ihtiyacı olan cesur çocuklar ve gençler geceleri akrep avına çıkar, tuttukları akrepleri Hıfzıssıhha Kurumuna satarlardı. Bu akreplerin zehirleri sulandırılarak akrep serumu yapılırdı. Çok ilginçtir ki bu kadar kıymetli bir seruma karşı bile alerji gelişebiliyordu.

Ertesi gün Garip, eşiyle beraber elinde bir çikolatayla teşekkür etmeye geldi. Elimi öperek:

“Bana hakkını helal et doktor abi, seni çok yorduk.” dediğinde gözlerimiz doldu.

“Garip, senin daha içecek suyun, yiyecek lokman varmış. Sen dua et, ben koroner yoğun bakımdaydım ve yoğun bakımda yatan bir hasta için beni çağırmışlardı. Ama ne var ki o hastanın da çok önemli, ciddi bir durumu yokmuş. Ona çağrılmış olmam, senin kurtulmana sebep oldu demek ki. Kime niyet, kime kısmet dedikleri böyle bir şey.”

Ben de acilde görev yapan doktor beyle hak ettiğimiz keyif çayımızı içerken, “Bakalım bu meslekte daha neler neler göreceğiz.” dedim.

Hayat sürprizlerle dolu. Ne zaman bir araya gelsek Garip bu olayı anlatır durur.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.