EV ALAMIYORUZ BARİ PARAMIZI YİYELİM
EV ALAMIYORUZ BARİ PARAMIZI YİYELİM
Ayhan Yalçın yazdı...
Ayhan Yalçın yazdı...
Zaman zaman okuyucularımızdan telefonlar ve mesajlar alıyoruz. Tabi ki aldığımız bu telefonlar ve bu mesajlar bizleri oldukça mutlu ediyor. Aktürk Haber olarak okuyucularımıza doğru bilgileri aktarmak için yoğun mesai harcıyor ve canla başla çalışıyoruz. Göstermiş olduğunuz yoğun ilgiye çok teşekkür ediyoruz. Bir okuyucumuz kuryeliğin hayatımızdaki önemine değinerek, insanların ev alamadığı için paralarını farklı yönlerde harcadığı hakkında bilgiler aktardı. Bizler de bu konu hakkında bir şeyler yazma gereğini duyduk.
Türkiye’de son yıllarda popüler bir meslek oldu kuryelik mesleği. Hatta kuryelik hayatımızın bir parçası haline geldi diyebiliriz.
Peki, kuryelik nedir ona açıklayalım önce
Kuryelik, mektup, evrak, paket veya yemek gibi gönderilerin bir yerden alınıp en kısa sürede başka bir adrese güvenle teslim edilmesi işidir. Bu işi yapan kişilere de kurye denir.
Trafikte dikkatli olmak ve daha hızlı hareket etmek için bisiklet, motosiklet kullanan kuryeler, bazen de yaya olarak hizmet vermektedirler. Çünkü kuryelikte zaman ve teslimat süresi çok önemlidir. Pizzacıdan pizza sipariş eden tüketiciler haklı ve doğal olarak pizzanın sıcak olmasını ister. O yüzden de kuryenin pizzayı sımsıcak bir şekilde tüketicilere ulaştırmak için hızlı bir şekilde hareket etmek zorundadır. O yüzden de kuryelik çok meşakkatli ve tehlikeli bir meslektir. Çünkü bunun yazı var, kışı var, trafiği var, kılçık müşterisi var...
Bundan yıllar önce ülkemizde kurye dediğimizde ilk akla gelen kargo şirketleri gelirdi. Fakat günümüzde kargonun yerini motosikletli kuryeler aldı. Sabah, öyle, akşam, hatta gecelere kadar kuryeler vızır vızır her yerde cirit atıyor. Bir telefonla sipariş verdiğiniz her şey çok süre geçmeden anında kapınıza kadar geliyor. Hem de sıcacık, ya da buz gibi olarak. Resmen ülkemiz kurye cennetine döndü diyebiliriz. Demek oluyor ki; ülke olarak, iyiden iyiye tamamen tüketime dayalı bir ekonomik yapımız var. Üretim yeterli değil ama sürekli olarak tüketiyoruz. Hatta ve hatta evlerde yemek bile yapılmaz hale geldi.
Şimdi Gelelim Asıl Konumuza
Aslında burada düşünülmesi ve tartışılması gereken çok önemli bir konu var. İnsanlar üretmiyor ve yalnızca tüketiyor. Ayrıca ev kiralarının ve ev fiyatlarının yüksek oluşu nedeniyle de ev sahibi olmak yerine tercihlerini farklı yönlerde kullanıyor. Yani tüketici alışkanlıkları değişiyor ve insanlar parasını biriktirmeyeyip yerine parasını harcıyor. Özellikle de gençler. Çünkü gençler gelecekte ev sahibi olamayacağını düşünüyor, "Nasıl olsa ev alamayacağız bari hayatımı yaşayalım..." demeye başlıyor.
Ülkemizde Çok Farklı Bir Düşünce ve Çok Farklı Bir Algı Oluştu
Ev alamıyoruz bari güzel bir yemek sipariş edelim...
Ev alamıyoruz bari güzel bir kahve içelim...
Ev alamıyoruz bari hafta sonu güzel bir tatil yapalım...
Ev alamıyoruz bari kendimizi hiçbir şeyden mahrum bırakmayayım...
Ev alamıyoruz bari güzel bir alışveriş yapalım...
Ev alamıyoruz bari güzel bir araba alalım...
Bu düşünceler uzayıp, gidiyor...
Gençler Ev Almak İçin Para Biriktirmiyor Artık
Aslında tüm düşünceleri bireysel tercih olarak düşünmemek gerekiyor. Çünkü insanların alışılagelmiş tüketim tercihleri ve tüketim davranışları bu toplumun özellikle de gençlerin geleceğe yönelik beklentilerinin ve gelecekle ilgili kaygılarını ortaya koymaktadır. Gençler yalnızca geleceğe güven duyduğunda daha fazla biriktirebilir. Lakin gençler öyle yapmıyor. Nitekim gençler geleceğe umutla bakmadığı için, ev alacak gelire sahip olmadıkları için, kazandıkları paraları harcıyor.
Eskiden çocukluğumuzda evlerde tencereler kaynar, çeşit çeşit yemekler pişerdi. Hatta evimizin en önemli merkezi mutfaktı diyebiliriz. Gün içinde plan yapılarak," Akşam ne yiyelim" derdik birbirimize. Günün finalinde; üzerinde buharı tüten çorbalar, mis gibi kokan yemekler ve mis kokan ekmekler... Ailecek hep birlikte ve aynı sofraya oturup, hep birlikte yemekleri afiyetle yerdik.
Şimdi toplum olarak o günleri o kadar çok özlüyoruz ki; hem de çok...
Aslında Modern Yaşam Mutluluğu Elimizden Aldı
E ticaretle birlikte hayatımızda her şey değişti.
Evlerimizin kokusu değişti.
Aynı sofrada yemek yeme alışkanlığı değişti.
Evlerimizde hala mutfak var ama hayatımızın
merkezinde değil. Çünkü yemek uygulamaları
telefonda hazır bekliyor. Bir düğmeye basıyoruz ve yemek hemen kapımıza kadar geliyor.
Hayatımızda her şey var ama bereket yok.
Kuryelik mesleği derken, hazır yemek derken unuttuğumuz ve kaybettiğimiz o kadar çok şey var ki aslında; evimizin sıcaklığını, güçlü aile bağlarımızı, samimiyetimizi, bereketli ve şen şakrak sofralarımızı, o sıcacık yemeklerimizi...
O yüzden de evlerimizde bereket kalmadı. Çünkü; "Yemek pişmeyen evde bereket olmaz..."
Bereket yalnızca paranın çoğalması değildir.
Bir evde üretilen yemek, birlikte geçirilen zaman, sofranın etrafında kurulan sohbet, paylaşma duygusu da bereketin parçalarıdır. Belki de bugün kaybetmeye başladığımız şey yalnızca evde yemek pişirme alışkanlığı değil; birlikte yaşama alışkanlığımızdır.
Kazandığımız Parayı Biriktirmiyor, Sadece Harcıyoruz
İnsanlar, bazı şeylere sahip olmanın zorluğunu gördüğü için, özellikle de ev sahibi olmanın zorluğunu bildikleri için, sahip olamadıklarının yerine deneyimlerini ve anlık tüketimlerine yönelmeye başladılar. Sanki;"Tasarruf edemedik ama küçük mutlulukları satın aldık..." der gibi.
Sözün özeti;
Aslında ev, sadece satın alınan bir gayrimenkul değildir. Ev, içinde hayat kurulan, aile bağlarının kurulduğu, sımsıcak duygularla bezenmiş bir yerdir.
Saygılarımla!
Ayhan Yalçın
Gazeteci, Yazar, Stratejist, Köşe Yazarı, Yorumcu, Şair, İşletmeci, Satış Pazarlama Uzmanı, Eğitimci, Danışman, Genel Müdür, CEO, Eski Siyasetçi, 2019 seçimlerinde Kandıra Belediye Başkan Aday Adayı, Sivil Toplum Lideri. (Yalnızca Haddimi Bilirim)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

