İSRAİL’DE SEÇİM BİTTİ, FİLİSTİN’İN GELECEĞİ NE OLACAK?

Dünya 28.10.2026 - 14:30, Güncelleme: 28.10.2026 - 14:30
 

İSRAİL’DE SEÇİM BİTTİ, FİLİSTİN’İN GELECEĞİ NE OLACAK?

M.Sıtkı Aloğlu yazdı...

İsrail’de sandıklar kapandı ancak siyasi belirsizlik sürüyor. Netanyahu’nun iktidar mücadelesi devam ederken Filistin halkı özgürlük ve bağımsızlık bekliyor. Peki, Müslüman ülkeler bu tabloyu değiştirmek için ne yapacak? İsrail’de dün yapılan genel seçimlerin ardından gözler şimdi yeni hükümetin nasıl kurulacağına çevrildi. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki blok, geçici sonuçlara göre önde görünse de parlamentoda çoğunluğu sağlayacak 61 sandalyeye henüz ulaşamadı. Muhalefet de tek başına hükümet kurabilecek durumda değil. Bu nedenle önümüzdeki günlerde yürütülecek koalisyon görüşmeleri, Netanyahu’nun siyasi geleceği açısından belirleyici olacak. Ancak benim asıl merak ettiğim, İsrail’de kimin başbakan olacağından çok, seçim sonrasında Filistin politikasının değişip değişmeyeceğidir. Netanyahu iktidarını korumaya çalışırken Filistin halkı yıllardır evini, toprağını ve geleceğini koruma mücadelesi veriyor. Gazze’de yaşanan yıkım ve Batı Şeria’daki gelişmeler ortadayken, hükümetin kim olacağı kadar yeni yönetimin nasıl bir politika izleyeceği de önem taşıyor. Sandıklar kapandı. Peki, Filistin halkının yaşadığı acılar da sona erecek mi? FİLİSTİN İÇİN ZAMAN DARALIYOR Filistin halkı yıllardır bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi veriyor. Silahlı mücadeleler, diplomatik girişimler ve uluslararası çağrılar bugüne kadar bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını sağlayamadı. Özellikle İsrail yerleşimlerinin genişlemesi ve Filistin topraklarının parçalı yapısı, geleceğe ilişkin kaygıları artırıyor. İki devletli yaklaşımın hayata geçirilmesi, Filistinlilerin kendi topraklarında güven içinde yaşayabilmesi açısından önem taşıyor. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için uluslararası toplumun açıklamaların ötesine geçmesi gerekiyor. Bugün atılmayan adımların bedelini yarın başka kuşaklar ödeyebilir. Eğer mevcut tablo değişmezse on yıl sonra bağımsız bir Filistin devletinin kurulması daha da zorlaşabilir. PETROL VAR, İMKÂN VAR; PEKİ ORTAK İRADE NEREDE? Ortadoğu’daki Müslüman ülkeler petrol, doğal gaz ve stratejik konumlarıyla önemli bir ekonomik ve diplomatik güce sahip. Buna rağmen Filistin meselesinde neden daha etkili bir ortak politika geliştiremiyorlar? Ülkelerin farklı çıkarları, güvenlik kaygıları ve büyük güçlerle ilişkileri, birlikte hareket etmelerini zorlaştırıyor. ABD’nin İsrail’e verdiği siyasi ve askerî destek de bölgedeki dengeleri etkiliyor. Ancak bütün sorumluluğu dış güçlere yüklemek de yeterli değil. Müslüman ülkelerin kendi aralarındaki ayrılıkları aşarak ekonomik ve diplomatik imkânlarını daha etkili kullanmaları gerekiyor. Petrol zenginliği tek başına güç değildir. Asıl güç, ortak bir hedef belirleyebilmek ve bu hedef doğrultusunda kararlı adımlar atabilmektir. TÜRKİYE’NİN ROLÜ Türkiye, Filistin meselesinde diplomatik girişimleri ve insani yardımlarıyla öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Ankara’nın bölge ülkeleri arasında iş birliğini güçlendirmeye yönelik girişimleri önemli; ancak bu sorumluluk yalnızca Türkiye’ye bırakılamaz. Arap ve Müslüman ülkelerin de daha etkili bir diplomatik tutum geliştirmesi, sivillerin korunması için girişimlerde bulunması ve Filistin halkının bağımsızlık hakkını desteklemesi gerekiyor. Artık yalnızca açıklama yapmanın değil, somut sonuçlar elde etmenin zamanı. TARİH BU SESSİZLİĞİ DE KAYDEDECEK İsrail’de seçim tamamlandı. Şimdi koalisyon görüşmeleri ve yeni hükümetin politikaları gündemde. Netanyahu’nun iktidarda kalıp kalmayacağı henüz belli değil. Fakat hangi hükümet kurulursa kurulsun, Filistin halkının geleceğine ilişkin sorumluluk ortadan kalkmayacak. Temennimiz, Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin girişimlerinin daha güçlü bir iş birliğine dönüşmesi, Müslüman ülkelerin ortak sorunlar karşısında etkili bir tutum sergilemesi ve Filistin halkının özgürlüğüne kavuşmasıdır. Çünkü mesele yalnızca bir hükümetin kurulması ya da bir liderin iktidarda kalması değil. Mesele, bir halkın kendi toprağında özgürce yaşayıp yaşayamayacağıdır. Sandıklar kapanır, hükümetler değişir, liderler gider. Ancak Filistin halkının yaşadığı acılar devam ederse Ortadoğu’da gerçek huzurdan söz etmek mümkün olmayacaktır. Sıtkı Aloğlu @aloglu1453
M.Sıtkı Aloğlu yazdı...

İsrail’de sandıklar kapandı ancak siyasi belirsizlik sürüyor. Netanyahu’nun iktidar mücadelesi devam ederken Filistin halkı özgürlük ve bağımsızlık bekliyor. Peki, Müslüman ülkeler bu tabloyu değiştirmek için ne yapacak?

İsrail’de dün yapılan genel seçimlerin ardından gözler şimdi yeni hükümetin nasıl kurulacağına çevrildi. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki blok, geçici sonuçlara göre önde görünse de parlamentoda çoğunluğu sağlayacak 61 sandalyeye henüz ulaşamadı. Muhalefet de tek başına hükümet kurabilecek durumda değil. Bu nedenle önümüzdeki günlerde yürütülecek koalisyon görüşmeleri, Netanyahu’nun siyasi geleceği açısından belirleyici olacak.

Ancak benim asıl merak ettiğim, İsrail’de kimin başbakan olacağından çok, seçim sonrasında Filistin politikasının değişip değişmeyeceğidir.

Netanyahu iktidarını korumaya çalışırken Filistin halkı yıllardır evini, toprağını ve geleceğini koruma mücadelesi veriyor. Gazze’de yaşanan yıkım ve Batı Şeria’daki gelişmeler ortadayken, hükümetin kim olacağı kadar yeni yönetimin nasıl bir politika izleyeceği de önem taşıyor.

Sandıklar kapandı. Peki, Filistin halkının yaşadığı acılar da sona erecek mi?

FİLİSTİN İÇİN ZAMAN DARALIYOR

Filistin halkı yıllardır bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi veriyor. Silahlı mücadeleler, diplomatik girişimler ve uluslararası çağrılar bugüne kadar bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını sağlayamadı. Özellikle İsrail yerleşimlerinin genişlemesi ve Filistin topraklarının parçalı yapısı, geleceğe ilişkin kaygıları artırıyor.

İki devletli yaklaşımın hayata geçirilmesi, Filistinlilerin kendi topraklarında güven içinde yaşayabilmesi açısından önem taşıyor. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için uluslararası toplumun açıklamaların ötesine geçmesi gerekiyor.

Bugün atılmayan adımların bedelini yarın başka kuşaklar ödeyebilir. Eğer mevcut tablo değişmezse on yıl sonra bağımsız bir Filistin devletinin kurulması daha da zorlaşabilir.

PETROL VAR, İMKÂN VAR; PEKİ ORTAK İRADE NEREDE?

Ortadoğu’daki Müslüman ülkeler petrol, doğal gaz ve stratejik konumlarıyla önemli bir ekonomik ve diplomatik güce sahip. Buna rağmen Filistin meselesinde neden daha etkili bir ortak politika geliştiremiyorlar?

Ülkelerin farklı çıkarları, güvenlik kaygıları ve büyük güçlerle ilişkileri, birlikte hareket etmelerini zorlaştırıyor. ABD’nin İsrail’e verdiği siyasi ve askerî destek de bölgedeki dengeleri etkiliyor.

Ancak bütün sorumluluğu dış güçlere yüklemek de yeterli değil. Müslüman ülkelerin kendi aralarındaki ayrılıkları aşarak ekonomik ve diplomatik imkânlarını daha etkili kullanmaları gerekiyor.

Petrol zenginliği tek başına güç değildir. Asıl güç, ortak bir hedef belirleyebilmek ve bu hedef doğrultusunda kararlı adımlar atabilmektir.

TÜRKİYE’NİN ROLÜ

Türkiye, Filistin meselesinde diplomatik girişimleri ve insani yardımlarıyla öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Ankara’nın bölge ülkeleri arasında iş birliğini güçlendirmeye yönelik girişimleri önemli; ancak bu sorumluluk yalnızca Türkiye’ye bırakılamaz.

Arap ve Müslüman ülkelerin de daha etkili bir diplomatik tutum geliştirmesi, sivillerin korunması için girişimlerde bulunması ve Filistin halkının bağımsızlık hakkını desteklemesi gerekiyor.

Artık yalnızca açıklama yapmanın değil, somut sonuçlar elde etmenin zamanı.

TARİH BU SESSİZLİĞİ DE KAYDEDECEK

İsrail’de seçim tamamlandı. Şimdi koalisyon görüşmeleri ve yeni hükümetin politikaları gündemde. Netanyahu’nun iktidarda kalıp kalmayacağı henüz belli değil. Fakat hangi hükümet kurulursa kurulsun, Filistin halkının geleceğine ilişkin sorumluluk ortadan kalkmayacak.

Temennimiz, Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin girişimlerinin daha güçlü bir iş birliğine dönüşmesi, Müslüman ülkelerin ortak sorunlar karşısında etkili bir tutum sergilemesi ve Filistin halkının özgürlüğüne kavuşmasıdır.

Çünkü mesele yalnızca bir hükümetin kurulması ya da bir liderin iktidarda kalması değil. Mesele, bir halkın kendi toprağında özgürce yaşayıp yaşayamayacağıdır.

Sandıklar kapanır, hükümetler değişir, liderler gider. Ancak Filistin halkının yaşadığı acılar devam ederse Ortadoğu’da gerçek huzurdan söz etmek mümkün olmayacaktır.

Sıtkı Aloğlu
@aloglu1453

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.