Eğitimde Yeni Bir Dönemin Eşiğinde: Ortak Sınav Sistemi Yusuf Tekin’in Maarif Hamlesi
Eğitimde Yeni Bir Dönemin Eşiğinde: Ortak Sınav Sistemi Yusuf Tekin’in Maarif Hamlesi
Prof. Dr. Yakup Civelek yazdı...
Prof. Dr. Yakup Civelek yazdı...
Öğrencilerin başarılarının objektif, güvenilir ve hakkaniyetli ölçütlerle değerlendirilmesi konusu, Türkiye eğitim sisteminin üzerine yıllardır konuşup tartıştığı, raporların hazırlandığı fakat arzu edilen sonuçlara her zaman ulaşılamayan tem meselelerden biridir. Bir okulda kolaylıkla verilen yüksek notların başka bir okulda aynı başarı düzeyindeki öğrenciye verilmemesi, ölçme ve değerlendirmede ortak standartların yeterince sağlanamaması, yalnızca öğrenciler arasında değil, okullar ve eğitim kurumları arasında da ciddi bir adalet sorununu gündeme getirmektedir.
Millî Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’in eğitim sisteminde gerçekleştirmeye çalıştığı kapsamlı dönüşümün önemli halkalarından birini oluşturan ortak yazılı sınav uygulamaları, işte bu köklü meselenin çözümü açısından dikkate değer bir gelişmedir.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitim anlayışımızı yeniden şekillendirmeyi hedefleyen Bakan Tekin’in yalnızca öğretim programlarını değiştirmekle yetinmeyip ölçme ve değerlendirmeden öğretmenlerin mesleki uygulamalarına kadar eğitim sisteminin farklı alanlarında düzenlemeler gerçekleştirmesi, bütüncül bir reform iradesinin göstergesi olarak değerlendirilmelidir.
Ancak kanaatimizce bu gelişmenin hakkıyla anlaşılabilmesi için yalnızca bugün yapılan açıklamalara değil, meselenin geçmişine de bakılması gerekmektedir.
On dört yıl öncesinden bugüne uzanan bir arayış
Eğitimde sınavların niteliği, merkezî değerlendirme, öğrencilerin gerçek bilgi düzeylerinin tespiti ve sınav güvenliğinin sağlanması gibi meselelerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde bundan yıllar önce de tartışıldığını biliyoruz.
Nitekim Fikri Işık, 16 Aralık 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, sınavların yalnızca çoktan seçmeli sorulara dayanmaması gerektiğine işaret etmiş; açık uçlu soruların, süreç odaklı değerlendirmenin ve elektronik sınav altyapısının önemini dile getirmiştir. Bu açıklamalar doğrudan ÖSYM ve yükseköğretime giriş sınavları bağlamında yapılmış olmakla birlikte, ölçme ve değerlendirme anlayışının geliştirilmesine yönelik tarihî arayış bakımından önemlidir.
O dönemde eğitim politikalarına ilişkin Meclis çalışmalarında görev alan Fikri Işık’ın, 31 Ocak 2013 tarihinde TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanlığına seçildiğini de hatırlatmak gerekir. Bu noktada Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu’nun çalışmalarını da anmak yerinde olacaktır. Çavuşoğlu’nun yıllar önce Fikri Işık ile sınav ve değerlendirme sisteminin nasıl geliştirilebileceği konusunu görüşmüş, 16 Kasım 2016 tarihli TBMM araştırma komisyonunda sınav güvenliği, sınav sonuçlarının istatistiksel incelemesi ve kurumsal denetim konularında açıklamalar yapmıştır.
Geçmişte ortaya konulan düşüncelerin ve ilmî birikimin bugün daha gelişmiş imkânlarla yeniden ele alınması, eğitim politikalarının kurumsal sürekliliği bakımından son derece kıymetlidir. Zira devlet hayatında kalıcı başarı, yalnızca yeni projeler geliştirmekle değil, geçmişte ortaya konulan isabetli görüşleri değerlendirmekle de mümkündür.
Asıl mesele aynı sınav değil, aynı adalettir
Millî Eğitim Bakanlığının ortak yazılı sınav çalışmalarında üzerinde durduğu en önemli hususlardan biri, öğrencilerin başarılarının karşılaştırılabilir ölçütlerle değerlendirilmesidir.
Kanaatimizce burada üzerinde hassasiyetle durulması gereken nokta şudur: Öğrencilerin aynı sorularla sınava alınması, tek başına eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığı anlamına gelmez.
Anadolu’nun farklı bölgelerinde, birbirinden oldukça farklı sosyal ve ekonomik şartlarda öğrenim gören öğrencilerin aynı ölçütlerle değerlendirilmesi hedeflenirken bu öğrencilerin sahip oldukları öğrenme imkânlarının da geliştirilmesi gerekir.
Ortak sınav sistemi, öğretmenin mesleki tecrübesini ikinci plana itmemeli; aksine öğretmenlerin öğrencilerini daha sağlıklı tanımalarını, öğrenme eksikliklerini belirlemelerini ve öğretim yöntemlerini geliştirmelerini sağlayan bir yapıya dönüşmelidir.
Bunun yanında yapay zekâ destekli sınav analizi ve dijital değerlendirme uygulamaları da dikkatle ele alınmalıdır. Bu teknolojiler ölçme ve değerlendirmede önemli imkânlar sunmakla birlikte, öğrenci verilerinin korunması, değerlendirme süreçlerinin denetlenebilir olması ve öğretmenlerin karar alma süreçlerindeki sorumluluğunun sürdürülmesi vazgeçilmezdir.
Yusuf Tekin’in kararlılığı neden önemli?
Türkiye’nin eğitim alanındaki en büyük ihtiyaçlarından biri, belirlenen hedeflerin kısa süreli uygulamalar olarak kalmaması, kurumsallaşarak sürdürülebilir hâle gelmesidir.
Bakanımız Yusuf Tekin Beyefendinin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde ortaya koyduğu yaklaşımı bu açıdan önemli buluyor ve takdirle karşılıyoruz.
Maarif, yalnızca öğrenciye bilgi aktarmak değildir. Maarif; düşünen, sorgulayan, üreten, ahlaki sorumluluk taşıyan, millî ve manevi değerleriyle barışık, insanlığa katkıda bulunabilecek nesiller yetiştirme meselesidir.
Bu sebeple öğretim programlarında gerçekleştirilen yeniliklerin, sınav sisteminin geliştirilmesiyle desteklenmesi isabetli bir tercihtir. Çünkü ezberci anlayışı değiştirmeyi hedefleyen bir öğretim programının, yalnızca ezberi ödüllendiren ölçme yöntemleriyle sürdürülmesi mümkün değildir.
Burada başarıyı belirleyecek olan husus, reformların ilan edilmesinden ziyade sınıflarda, öğretmenlerin uygulamalarında ve öğrencilerin öğrenme düzeylerinde ne ölçüde karşılık bulacağıdır.
Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırım
Eğitimde reform yapmak kolay değildir. Köklü alışkanlıkların değiştirilmesi, kurumların yeni uygulamalara hazırlanması, öğretmenlerin desteklenmesi ve toplumun reformlara güven duyması zaman, emek ve kararlılık gerektirir.
Bu bakımdan Millî Eğitim Bakanlığımızın yürüttüğü çalışmaların yalnızca günlük siyasi tartışmaların konusu hâline getirilmemesi; akademisyenler, eğitimciler, veliler ve ilgili bütün kurumların katılımıyla bilimsel ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Başarılı uygulamaları takdir etmek ne kadar önemliyse eksiklikleri tespit ederek çözüm önerileri geliştirmek de o kadar önemlidir.
Bakanımızın eğitim sisteminin uzun yıllardır tartışılan sorunlarına yönelik ortaya koyduğu reform iradesini değerli buluyor; Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bilimsel verilerle desteklenerek, öğretmenlerin katılımıyla ve toplumun güvenini güçlendirecek biçimde kararlılıkla sürdürülmesini temenni ediyoruz.
Çünkü bir milletin geleceği, çocuklarına verdiği eğitimle; eğitimin itibarı ise bilgiye, emeğe ve başarıya gösterdiği adaletle şekillenir.
Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca ortak sınavlar değil; ortak hedefleri, güçlü değerleri ve adil ölçütleri bulunan bir maarif sistemidir.
Gerçek eğitim devrimi, sınavların aynı olmasıyla değil, her çocuğun hak ettiği eğitime ve hakkaniyetli değerlendirmeye ulaşmasıyla gerçekleşecektir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

