ÖVÜNÇ DEMİR, ŞEHRÜL-EMİN OLMAK ULAŞILABİLİR OLMAKTAN GEÇER!

Siyaset 01.09.2026 - 18:08, Güncelleme: 01.09.2026 - 18:15
 

ÖVÜNÇ DEMİR, ŞEHRÜL-EMİN OLMAK ULAŞILABİLİR OLMAKTAN GEÇER!

Müslüm Aktürk yazdı...

Belediye başkanlığı makamı, vatandaştan ve basından uzaklaşma makamı değildir. Bunu neden yazıyorum? Çünkü Övünç Demir’le yaşadığım küçük bir olay, bana bu makamın ne kadar ulaşılabilir olduğunu sorgulattı. BİR TELEFON NUMARASI VERMEK BU KADAR MI ZOR? Bir düğünde Övünç Demir’le karşılaştık. Kendimi tanıttım. Gazeteci olduğumu, Torbalı’ya yeni taşındığımızı söyledim. TİNGADER Genel Başkan Yardımcısı olduğumu belirttim ve içinde kendi köşe yazımın da bulunduğu dergimizi kendisine takdim ettim. Yazılarımı WhatsApp’tan göndermek ve Torbalı’yla ilgili konularda gerektiğinde doğrudan iletişim kurma düşüncesiyle de telefon numarasını istedim. Telefon numarasını kendisi vermek yerine korumasına, benim numaramı alması yönünde talimat verdi. Koruma numaramı aldı. Bekledim. Ne arayan oldu ne soran. İlk anda telefon numarasını vermek istemediğini belli etti ama ben yine de kötü düşünmedim. “Belki koruması iletmeyi unutmuştur” dedim. Bu nedenle Özel Kalem Müdürlüğü’nü aradım. Yaşananları anlattım. İlgilenilip dönüş yapılacağı söylendi. Yine dönüş olmadı. Övünç demir sana soruyorum: Özel telefon numarasını vermek istemiyorsan, bunu açıkça söylemek neden bu kadar zor? “Özel numaramı paylaşmıyorum” dersin, mesele kapanır. Benim itirazım numaraya değil. İletişim biçimine. BEN BU MESLEĞE DÜN BAŞLAMADIM Ben bu mesleğe, Övünç Demir’in yaşına yakın bir süre emek verdim. Yıllarca sahada çalıştım, siyasetçilerle, bürokratlarla, belediye başkanlarıyla görüştüm. Dolayısıyla bir gazeteciyle nasıl iletişim kurulması gerektiğini bilecek kadar tecrübem var. Kendisinden ayrıcalık istemedim. Sadece iletişim kurmak istedim. Karşılığında yaşadığım tavrı asla doğru bulmadım. ŞEHRÜL-EMİN BÖYLE OLMAZ! “Şehrül-Emin”... Şehrin emini. Güvenilen, ulaşılabilen, vatandaşın derdini dinleyen yönetici. Belediye başkanının özel telefonunu vermemesi elbette kendi tercihidir. Fakat o makamın sahibi, vatandaşına ve basına ulaşabileceği bir kapıyı açık tutmalıdır. Gazeteciyi korumaya, sekretere, özel kaleme gönderip aklınca atlatma taktiği, benim anladığım belediyecilik anlayışına uymuyor. Övünç Demir’in kendince bu uyanıklığı "Şehrül-Emin" kavramının taşıdığı ağırlığa, güven esasına kesinlikle yakışmaz. "Şehrül-Emin", kelime anlamı olarak "şehrin en güvenilir, kendisine her konuda itimat edilen kişisi" demektir. Osmanlı’dan günümüze taşınan bu sıfat, belediye başkanları için sadece idari bir unvan değil, aynı zamanda çok yüksek bir ahlaki sorumluluk ifadesidir. Özetle; Şehrül-Emin olmak, ulaşılmaz olmak değildir. TOKİ’DE YÜZLERCE AİLE NEYİ BEKLİYOR? Gelelim Övünç Demir’in 2,5 yıllık karnesine. 14 aydan beri ikamet ettiğimiz Bahçelievler TOKİ’den başlayalım. Yaklaşık 800 hanenin yaşadığı bölgede vatandaşlar; bozuk kilit parke yolları, bakımsız çocuk parklarını, söküldüğü belirtilen kamelyaları, çevre düzenlemesi eksiklerini ve okul çevresindeki trafik güvenliği sorunlarını dile getiriyor. Bunlar ertelenebilecek lüks talepler değil. Daha önemlisi, bölge sakinlerinin aktardığına göre Övünç Demir seçim döneminde TOKİ’ye geleceğini, sorunları yerinde göreceğini ve ilgileneceğini söylemiş. Ben o sözü şahsen duymadım. Bu nedenle bunu vatandaşların beyanı olarak aktarıyorum. Fakat aradan yaklaşık 2,5 yıl geçti. Bölge sakinlerinin iddiasına göre Övünç Demir bu süre içinde TOKİ’ye gelip sorunları yerinde incelemedi. O zaman soralım: Övünç Demir, seçim döneminde verdiğin söylenen sözün üzerinden yaklaşık 2,5 yıl geçti. Bahçelievler TOKİ’ye ne zaman geleceksin? Sözünü tutacak mısın? ÇOCUK PARKI VE YOLLAR BEKLEMEZ TOKİ’deki çocuk parklarının bazı bölümlerinin bakım ve onarıma ihtiyaç duyduğu görülüyor. Kırık, yıpranmış veya güvenlik riski taşıyan oyun ekipmanları söz konusuysa, burada öncelik bellidir: Çocukların güvenliği. Aynı şekilde bazı yollardaki kilit parke taşlarının bozulduğu, çökmeler meydana geldiği görülüyor. Okul çevresinde hız kesici talebi de vatandaşların gündeminde. Övünç Demir’in bunları görmesi için illa bir musibet mi gerekiyor? BİLBOARDLAR DEĞİL, MAHALLELER KONUŞUR Belediye elbette hizmetlerini tanıtacak. Ama billboard başka, sokak başka. Vatandaşın ölçüsü çok daha basit: Yolu düzgün mü? Parkı güvenli mi? Sorununu anlatınca karşısında muhatap bulabiliyor mu? Verilen söz tutuluyor mu? Cevap bunlardadır. YENİ PARTİ YÖNETİMİNE: KULAĞINI ÇEKİN! Övünç Demir artık YENİ Parti’nin belediye başkanı. Buradan parti yöneticilerine açık bir çağrım var: Övünç Demir’in kulağını çekin. Çünkü bir belediye başkanının tavrı yalnızca kendisini bağlamaz. Partisinin kamuoyundaki algısını da etkiler. Yeni bir parti, yeni bir siyasi iddia ortaya koyuyorsa, yerel yöneticilerinin vatandaşla ve basınla ilişkisini de önemsemek zorunda. Övünç Demir’in bugün sergilediği ulaşılmaz başkan görüntüsü, yarın kendi siyasi geleceğine de zarar verebilir. Bunu parti yönetiminin görmesi gerekiyor. Kulağını çekmek, düşmanlık değil; bazen siyasette yapılabilecek en doğru uyarıdır. ÖVÜNÇ DEMİR’E... Telefon numaranı vermek istemiyorsan verme. Ama açıkça söyle. Ben senden ayrıcalık istemedim. Gazeteci olarak iletişim kurmak istedim. Seninle ilgili güzel bir haber yapılacaksa da yazacağız, eleştirilecek bir konu varsa onu da yazacağız. Çünkü gazetecinin işi budur. Bahçelievler TOKİ’de yaşayan yüzlerce insanın sorunu varsa onu da soracağız. Seçim döneminde verildiği söylenen bir söz varsa, üzerinden 2,5 yıl geçtiğinde “Ne oldu?” diyeceğiz. Bundan rahatsız olabilirsin. Ama belediye başkanlığı biraz da buna katlanma makamıdır. Şehrül-Emin olmak; makamın arkasına saklanmak değil, gerektiğinde vatandaşın ve gazetecinin karşısına çıkabilmektir. Unutma! Makamlar geçer. Geriye ise nasıl bir başkan olduğun kalır…
Müslüm Aktürk yazdı...

Belediye başkanlığı makamı, vatandaştan ve basından uzaklaşma makamı değildir.

Bunu neden yazıyorum?

Çünkü Övünç Demir’le yaşadığım küçük bir olay, bana bu makamın ne kadar ulaşılabilir olduğunu sorgulattı.

BİR TELEFON NUMARASI VERMEK BU KADAR MI ZOR?

Bir düğünde Övünç Demir’le karşılaştık.

Kendimi tanıttım. Gazeteci olduğumu, Torbalı’ya yeni taşındığımızı söyledim. TİNGADER Genel Başkan Yardımcısı olduğumu belirttim ve içinde kendi köşe yazımın da bulunduğu dergimizi kendisine takdim ettim.

Yazılarımı WhatsApp’tan göndermek ve Torbalı’yla ilgili konularda gerektiğinde doğrudan iletişim kurma düşüncesiyle de telefon numarasını istedim.

Telefon numarasını kendisi vermek yerine korumasına, benim numaramı alması yönünde talimat verdi.

Koruma numaramı aldı.

Bekledim.

Ne arayan oldu ne soran.

İlk anda telefon numarasını vermek istemediğini belli etti ama ben yine de kötü düşünmedim. “Belki koruması iletmeyi unutmuştur” dedim. Bu nedenle Özel Kalem Müdürlüğü’nü aradım. Yaşananları anlattım. İlgilenilip dönüş yapılacağı söylendi.

Yine dönüş olmadı.

Övünç demir sana soruyorum: Özel telefon numarasını vermek istemiyorsan, bunu açıkça söylemek neden bu kadar zor?

“Özel numaramı paylaşmıyorum” dersin, mesele kapanır.

Benim itirazım numaraya değil.

İletişim biçimine.

BEN BU MESLEĞE DÜN BAŞLAMADIM

Ben bu mesleğe, Övünç Demir’in yaşına yakın bir süre emek verdim. Yıllarca sahada çalıştım, siyasetçilerle, bürokratlarla, belediye başkanlarıyla görüştüm.

Dolayısıyla bir gazeteciyle nasıl iletişim kurulması gerektiğini bilecek kadar tecrübem var.

Kendisinden ayrıcalık istemedim.

Sadece iletişim kurmak istedim.

Karşılığında yaşadığım tavrı asla doğru bulmadım.

ŞEHRÜL-EMİN BÖYLE OLMAZ!

“Şehrül-Emin”...

Şehrin emini.

Güvenilen, ulaşılabilen, vatandaşın derdini dinleyen yönetici.

Belediye başkanının özel telefonunu vermemesi elbette kendi tercihidir. Fakat o makamın sahibi, vatandaşına ve basına ulaşabileceği bir kapıyı açık tutmalıdır.

Gazeteciyi korumaya, sekretere, özel kaleme gönderip aklınca atlatma taktiği, benim anladığım belediyecilik anlayışına uymuyor.

Övünç Demir’in kendince bu uyanıklığı "Şehrül-Emin" kavramının taşıdığı ağırlığa, güven esasına kesinlikle yakışmaz. "Şehrül-Emin", kelime anlamı olarak "şehrin en güvenilir, kendisine her konuda itimat edilen kişisi" demektir. Osmanlı’dan günümüze taşınan bu sıfat, belediye başkanları için sadece idari bir unvan değil, aynı zamanda çok yüksek bir ahlaki sorumluluk ifadesidir.

Özetle; Şehrül-Emin olmak, ulaşılmaz olmak değildir.

TOKİ’DE YÜZLERCE AİLE NEYİ BEKLİYOR?

Gelelim Övünç Demir’in 2,5 yıllık karnesine.

14 aydan beri ikamet ettiğimiz Bahçelievler TOKİ’den başlayalım.

Yaklaşık 800 hanenin yaşadığı bölgede vatandaşlar; bozuk kilit parke yolları, bakımsız çocuk parklarını, söküldüğü belirtilen kamelyaları, çevre düzenlemesi eksiklerini ve okul çevresindeki trafik güvenliği sorunlarını dile getiriyor.

Bunlar ertelenebilecek lüks talepler değil.

Daha önemlisi, bölge sakinlerinin aktardığına göre Övünç Demir seçim döneminde TOKİ’ye geleceğini, sorunları yerinde göreceğini ve ilgileneceğini söylemiş.

Ben o sözü şahsen duymadım. Bu nedenle bunu vatandaşların beyanı olarak aktarıyorum.

Fakat aradan yaklaşık 2,5 yıl geçti.

Bölge sakinlerinin iddiasına göre Övünç Demir bu süre içinde TOKİ’ye gelip sorunları yerinde incelemedi.

O zaman soralım:

Övünç Demir, seçim döneminde verdiğin söylenen sözün üzerinden yaklaşık 2,5 yıl geçti. Bahçelievler TOKİ’ye ne zaman geleceksin? Sözünü tutacak mısın?

ÇOCUK PARKI VE YOLLAR BEKLEMEZ

TOKİ’deki çocuk parklarının bazı bölümlerinin bakım ve onarıma ihtiyaç duyduğu görülüyor.

Kırık, yıpranmış veya güvenlik riski taşıyan oyun ekipmanları söz konusuysa, burada öncelik bellidir: Çocukların güvenliği.

Aynı şekilde bazı yollardaki kilit parke taşlarının bozulduğu, çökmeler meydana geldiği görülüyor.

Okul çevresinde hız kesici talebi de vatandaşların gündeminde.

Övünç Demir’in bunları görmesi için illa bir musibet mi gerekiyor?

BİLBOARDLAR DEĞİL, MAHALLELER KONUŞUR

Belediye elbette hizmetlerini tanıtacak.

Ama billboard başka, sokak başka.

Vatandaşın ölçüsü çok daha basit:

Yolu düzgün mü?

Parkı güvenli mi?

Sorununu anlatınca karşısında muhatap bulabiliyor mu?

Verilen söz tutuluyor mu?

Cevap bunlardadır.

YENİ PARTİ YÖNETİMİNE: KULAĞINI ÇEKİN!

Övünç Demir artık YENİ Parti’nin belediye başkanı.

Buradan parti yöneticilerine açık bir çağrım var:

Övünç Demir’in kulağını çekin.

Çünkü bir belediye başkanının tavrı yalnızca kendisini bağlamaz. Partisinin kamuoyundaki algısını da etkiler.

Yeni bir parti, yeni bir siyasi iddia ortaya koyuyorsa, yerel yöneticilerinin vatandaşla ve basınla ilişkisini de önemsemek zorunda.

Övünç Demir’in bugün sergilediği ulaşılmaz başkan görüntüsü, yarın kendi siyasi geleceğine de zarar verebilir.

Bunu parti yönetiminin görmesi gerekiyor.

Kulağını çekmek, düşmanlık değil; bazen siyasette yapılabilecek en doğru uyarıdır.

ÖVÜNÇ DEMİR’E...

Telefon numaranı vermek istemiyorsan verme.

Ama açıkça söyle.

Ben senden ayrıcalık istemedim.

Gazeteci olarak iletişim kurmak istedim.

Seninle ilgili güzel bir haber yapılacaksa da yazacağız, eleştirilecek bir konu varsa onu da yazacağız.

Çünkü gazetecinin işi budur.

Bahçelievler TOKİ’de yaşayan yüzlerce insanın sorunu varsa onu da soracağız.

Seçim döneminde verildiği söylenen bir söz varsa, üzerinden 2,5 yıl geçtiğinde “Ne oldu?” diyeceğiz.

Bundan rahatsız olabilirsin.

Ama belediye başkanlığı biraz da buna katlanma makamıdır.

Şehrül-Emin olmak; makamın arkasına saklanmak değil, gerektiğinde vatandaşın ve gazetecinin karşısına çıkabilmektir.

Unutma!

Makamlar geçer.

Geriye ise nasıl bir başkan olduğun kalır…

İzmir HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.