YEŞİL PASAPORTTA GAZETECİLER ÖNCELİKLİ OLMALI
YEŞİL PASAPORTTA GAZETECİLER ÖNCELİKLİ OLMALI
Müslüm Aktürk yazdı...
Müslüm Aktürk yazdı...
Gazetecilik, zamanı önceden belli olmayan, her an yeni bir gelişmenin peşinden koşmayı gerektiren bir meslektir. Yeşil pasaport, basın mensupları için bir ayrıcalık değil, mesleki görevlerini zamanında yerine getirebilmelerinin önemli bir aracıdır.
Yeşil pasaport konusu yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündeminde. Hekimlerden mühendislere, mimarlardan eczacılara, muhtarlardan farklı meslek gruplarına kadar pek çok kesim için hususi damgalı pasaport hakkı tanınmasına yönelik kanun teklifleri tartışılıyor.
Elbette bu meslek gruplarının taleplerine karşı değiliz. Her mesleğin kendine özgü ihtiyaçları, uluslararası bağlantıları ve çalışma koşulları vardır. Ancak gazetecilik mesleğinin kendine has bir özelliği bulunuyor: Gazeteci, çoğu zaman ne zaman, nerede ve hangi gelişmenin karşısında görev yapacağını önceden bilemez.
İşte bu nedenle gazeteciler, yeşil pasaport düzenlemesinde öncelikli olarak değerlendirilmelidir.
GAZETECİLİKTE ZAMANIN ÖNEMİ
Bir doktorun uluslararası kongresi, bir mühendisin mesleki toplantısı veya bir bilim insanının konferansı çoğunlukla aylar öncesinden planlanır. Tarih bellidir, program bellidir. Katılımcılar seyahatlerini buna göre organize edebilir, vize işlemlerini zamanında başlatabilir.
Gazetecilikte ise durum çok farklıdır.
Bir savaş, diplomatik kriz, doğal afet, siyasi gelişme veya uluslararası toplantı bir anda gündeme gelebilir. Gazeteci, gelişmenin yaşandığı yere ulaşmak, olayın tanıklarına ve kaynaklarına erişmek, doğru bilgiyi zamanında kamuoyuna aktarmak zorundadır.
Vize başvurusu için randevu bekleyen, evrak hazırlayan, seyahat izni sonuçlanana kadar zaman kaybeden gazeteci, bazen haberin daha başında yarışın dışında kalabilir.
Üstelik gazetecilikte yalnızca hızlı olmak yetmez. Hızlı ve isabetli karar vermek gerekir. Gecikme, haberin kaçırılmasına; yanlış karar ise mesleki itibarın zedelenmesine yol açabilir.
Anadolu Ajansı’nda muhabirlik yaptığım, Şanlıurfa’dan Diyarbakır’a, Van’dan Ankara ve İstanbul’a uzanan görevler üstlendiğim yıllarda bu gerçeği defalarca yaşadım. Özellikle bölge müdürlüğü görevim sırasında, aniden gelişen olaylarda doğru ekibi, doğru yere, doğru zamanda yönlendirmek zorundaydık.
Gazetecilik, çoğu zaman planların değil, gelişmelerin peşinden gitmektir.
YEŞİL PASAPORT BİR MESLEKİ İHTİYAÇTIR
Bugün uluslararası gelişmelerin Türkiye’yi doğrudan etkilediği bir dönemde yaşıyoruz. Diplomatik temaslar, ekonomik iş birlikleri, uluslararası zirveler ve kriz bölgelerindeki gelişmeler, gazetecilerin yurt dışında daha etkin görev yapmasını gerektiriyor.
Ancak vize süreçlerinde yaşanan gecikmeler, gazetecilerin hareket kabiliyetini ciddi biçimde sınırlayabiliyor.
Gazetecilere yeşil pasaport verilmesi, dünyayı gezmek veya kişisel seyahatleri kolaylaştırmak amacıyla istenen bir ayrıcalıktan öte, mesleki görevlerin önündeki bürokratik engelleri azaltmaya yönelik bir ihtiyaçtır.
Uluslararası bir gelişmeyi yerinde takip edebilen gazeteci, yalnızca kendi kurumuna değil, ülkesinin kamuoyuna da hizmet eder.
Bu nedenle gazetecilerin yeşil pasaport talebi, mesleğin uluslararası niteliği ve kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilmelidir.
SİYASETÇİLERE AHDE VEFA ÇAĞRISI
Konunun bir de ahde vefa yönü var.
Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapan milletvekillerinin, bakanların, siyasi parti yöneticilerinin ve kamuoyunda tanınan pek çok ismin siyasi yolculuğunda gazetecilerin emeği bulunuyor.
Gazeteciler, yıllarca siyasetçilerin açıklamalarını haberleştirdi. Toplantılarını, ziyaretlerini, projelerini, vaatlerini ve çalışmalarını kamuoyuna duyurdu. Seçim dönemlerinde kimi zaman gece gündüz çalışarak adayların mesajlarını seçmenlere ulaştırdı.
Kimi siyasetçinin ilk kez adının duyulmasına, kimisinin kamuoyunda tanınmasına, kimisinin de seçim başarısına gazetecilerin haberleri, yazıları ve yayınları katkı sağladı.
Elbette gazetecilik, siyasetçilere destek olmak için değil, kamuoyunu bilgilendirmek için yapılır. Ancak bu gerçek, basın mensuplarının yıllar boyunca ortaya koyduğu emeği ve mesleğin ülke hayatındaki yerini ortadan kaldırmaz.
Bugün gazetecilerin haklı bir talebi Meclis gündemindeyse, dün onların haberleriyle kamuoyuna ulaşan siyasetçilerin de bu talebe sahip çıkması beklenir.
Ahde vefa, yalnızca geçmişte yapılan iyilikleri hatırlamak değildir; verilen emeği, ortaya konulan katkıyı ve mesleki sorumluluğu da unutmamaktır.
MECLİS’E AÇIK ÇAĞRI
Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir’in en az 15 yıl mesleki kıdemi bulunan basın kartı sahibi gazetecilere yeşil pasaport verilmesine yönelik teklifi ile Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın gazetecileri kapsayan kanun teklifi, basın camiası adına önemli girişimlerdir.
Bu girişimlere teşekkür ediyor, diğer milletvekillerini de gazetecilerin talebine destek vermeye davet ediyoruz.
TBMM’de farklı meslek gruplarına yönelik yeşil pasaport düzenlemeleri ele alınırken gazetecilerin kapsam dışında bırakılması doğru olmayacaktır.
Mesleki kıdem, basın kartı geçmişi ve fiilî çalışma durumu gibi ölçütlerle hakkın kimlere tanınacağı elbette açıkça belirlenebilir. Önemli olan, gazeteciliğin kendine özgü çalışma koşullarının ve uluslararası görev sorumluluğunun dikkate alınmasıdır.
Gazeteciler yeşil pasaport konusunda listenin sonuna değil, en başına alınmalıdır.
Çünkü gazeteci, çoğu zaman yarın için değil, şimdi için yola çıkmak zorundadır.
Ve unutulmamalıdır ki; siyasetçinin sesini duyuran, çalışmalarını kamuoyuna taşıyan, seçim meydanlarından Meclis kürsüsüne kadar haberini yapan gazetecilerin mesleki ihtiyaçlarına sahip çıkmak, aynı zamanda bir ahde vefa meselesidir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

