Maksut Konyar
Türkiye’de siyasetin en belirgin hastalıklarından biri, gerçek sorunları konuşmak yerine şekil üzerinden tartışma üretmektir. Ne yazık ki bu alışkanlık iktidarın ve muhalefetin de sıkça başvurduğu bir yöntem hâline gelmiştir. Toplum ise çoğu zaman bu yapay gündemlerin içine çekilerek asıl meselelerden uzaklaştırılmaktadır.
Son günlerde bir valinin spor kıyafeti üzerinden yürütülen tartışmalar bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Oysa bir mülki idare amirinin başarısı, giydiği kıyafetle değil; hukuka bağlılığı, yönettiği ilin sorunlarına getirdiği çözümler, kamu kaynaklarını ne kadar etkin kullandığı ve vatandaşın hayatına ne ölçüde dokunduğuyla değerlendirilmelidir.
Devleti temsil etmek elbette önemlidir. Ancak temsil, yalnızca ceketin düğmesiyle, kravatın rengiyle veya spor ayakkabısıyla ölçülemez. Devletin gerçek itibarı; adaletle yönetilmesi, kamu hizmetlerinin kaliteli sunulması, liyakatin korunması ve vatandaşın devlete duyduğu güvenle oluşur.
Bugün Türkiye’nin birçok ilinde işsizlik, yoksulluk, yatırım eksikliği, göç, eğitimde fırsat eşitsizliği ve üretim sorunları devam ederken insanların enerjisini yöneticilerin kıyafetine yöneltmek, kamuoyunu gerçek gündemden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Özellikle ekonomik olarak geri kalmış şehirlerde vatandaşın önceliği, valinin eşofmanı, kıyafeti değil; açılan fabrikalar, yeni istihdam alanları, kaliteli eğitim, güvenli sokaklar ve etkin kamu hizmetleridir.
Ne yazık ki siyaset kurumu da zaman zaman gerçeklikten kopuk bu kolaycılığa teslim olmaktadır. İktidar da muhalefet de toplumu çözümler etrafında buluşturmak yerine semboller, görüntüler ve hamasi söylemler üzerinden siyasi kazanç elde etmeye çalışmaktadır. Böylece gerçek sorunlar geri plana itilmekte, kamuoyu ise gündelik polemiklerle meşgul edilmektedir.
Oysa gelişmiş demokrasilerde kamu yöneticileri, sonuçlarıyla değerlendirilir. Bir vali kaç yatırım çekti, afet yönetiminde nasıl bir performans gösterdi, kamu kaynaklarını şeffaf bir şekilde ne kadar verimli kullandı, vatandaşın sorunlarına ne kadar hızlı çözüm üretti? Sorulması gereken sorular bunlardır.
Bir mülki idare amiri hukukun üstünlüğüne bağlıysa, tarafsız davranıyorsa, kamu kaynaklarını israf etmeden yönetiyorsa ve bulunduğu ilin kalkınmasına katkı sağlıyorsa, spor yaparken giydiği kıyafetin bir ölçme değerlendirme kriteri yapmak kamu yönetimi açısından hiçbir belirleyici değeri yoktur. Tam tersine, sağlıklı yaşamı teşvik eden, halkın içinde olan ve ulaşılabilir bir yönetici profili, çağdaş kamu yönetimi anlayışıyla daha fazla örtüşmektedir.
Türkiye’nin artık şekilcilikten uzaklaşmaya ihtiyacı vardır. Kıyafetleri, protokol ayrıntılarını ve sembolik tartışmaları büyüten siyaset anlayışı, ülkeye ne refah ne de demokrasi kazandırmaktadır. Gerçek ilerleme; liyakatin, hukukun, üretimin, bilimin ve hesap verebilir kamu yönetiminin güçlenmesiyle mümkündür.
Toplum olarak yöneticilerden istediğimiz şey kusursuz bir görünüm değil; Şeffaflık, dürüstlük, adalet, ehliyet ve başarılı hizmettir. Çünkü vatandaşın hayatını değiştiren kravatın biçimi değil, alınan doğru kararlardır.
Türkiye’nin ihtiyacı hamaset değil akıl; polemik değil çözüm; şekilcilik değil nitelikli kamu yönetimidir. Yöneticileri görüntülerine göre değil, ortaya koydukları eserler ve hizmetlerle değerlendirebildiğimiz gün, hem demokrasimiz hem de kamu yönetimimiz daha güçlü olacaktır. Maksut KONYAR


