Dr. İbrahim Özcan
Köşe Yazarı
Dr. İbrahim Özcan
 

Ruhun Sızısını Neşter Dindiremez

Akran zorbalığı çocukları estetik ameliyatlara yönlendiriyor" haberinin gerçeğiyle yüzleştiğimiz bu günlerde, okulların açılmasıyla birlikte sınıflarda, koridorlarda ve dijital ekranların arkasında sessizce büyüyen akran zorbalığı, çocukların ve gençlerin ruh dünyasını zedeleyerek onları erken yaşta neşter masalarına ve telafisi imkansız estetik girdabına mahkûm etmektedir. Kulakları, burnu ya da kilosu yüzünden alay konusu edilen çocuklar, bu acıdan kurtulmayı aynadaki yansımalarını değiştirmekte aramakta; liselerde ve ortaokul çağında artan estetik operasyon talepleri, hepimiz için uyanılması gereken acı bir alarm niteliği taşımaktadır. Atalarımızın dediği gibi yılan zehrini bir kez akıtır, fakat acımasız ve incitici bir söz insan ruhunda ömür boyu kanayan bir yara açar; Hazreti Mevlana'nın buyurduğu üzere "zorbalığa uğrayan bir çocuk kusur arayan değil, başkalarının yarattığı zalim aynalarda benliğini kaybedendir". Çocukların sosyal medyanın ve akran zorbalığının açtığı mental yaraları dış görünüşlerini değiştirerek kapatamayacağı gerçeğinden hareketle, ruhun sızısını hiçbir neşterin dindiremeyeceği unutulmamalıdır. Bu artan şiddetin ve zorbalığın önüne geçilebilmesi için toplumun tüm kesimlerinin ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi şarttır; bu noktada ailelerin çocuklarına dış dünyanın zalim eleştirileri karşısında güvenli bir liman olmaları, özgüveni dış görünüşün geçici kabuğuna değil benzersiz yeteneklere dayandırmaları gerekmektedir. Evde duyulan onay ve sevgi dışarıdaki yaraları iyileştiren en güçlü ilaç olurken, akran zorbalığının tamamen önlenebilmesi ve bu şiddet sarmalının azaltılması için Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenler, sivil toplum kuruluşları (STK) ve devlet kurumlarının ailelerle el ele vererek bütüncül bir mücadele yürütmesi hayati önem taşımaktadır. Mesele çocukların burnunu, kulağını veya yüzünü değiştirmek değil; onlara bu dünyada olduğumuz gibi güzel ve değerli olduğumuzu hatırlatacak şefkatli dili yeniden kurmaktır, çünkü asıl estetiğe ihtiyacı olan çocukların yüzü değil çocukların kalbine bakan dünyamızın ta kendisidir.  
Ekleme Tarihi: 10 Eylül 2026 -Perşembe

Ruhun Sızısını Neşter Dindiremez

Akran zorbalığı çocukları estetik ameliyatlara yönlendiriyor" haberinin gerçeğiyle yüzleştiğimiz bu günlerde, okulların açılmasıyla birlikte sınıflarda, koridorlarda ve dijital ekranların arkasında sessizce büyüyen akran zorbalığı, çocukların ve gençlerin ruh dünyasını zedeleyerek onları erken yaşta neşter masalarına ve telafisi imkansız estetik girdabına mahkûm etmektedir. Kulakları, burnu ya da kilosu yüzünden alay konusu edilen çocuklar, bu acıdan kurtulmayı aynadaki yansımalarını değiştirmekte aramakta; liselerde ve ortaokul çağında artan estetik operasyon talepleri, hepimiz için uyanılması gereken acı bir alarm niteliği taşımaktadır. Atalarımızın dediği gibi yılan zehrini bir kez akıtır, fakat acımasız ve incitici bir söz insan ruhunda ömür boyu kanayan bir yara açar; Hazreti Mevlana'nın buyurduğu üzere "zorbalığa uğrayan bir çocuk kusur arayan değil, başkalarının yarattığı zalim aynalarda benliğini kaybedendir". Çocukların sosyal medyanın ve akran zorbalığının açtığı mental yaraları dış görünüşlerini değiştirerek kapatamayacağı gerçeğinden hareketle, ruhun sızısını hiçbir neşterin dindiremeyeceği unutulmamalıdır. Bu artan şiddetin ve zorbalığın önüne geçilebilmesi için toplumun tüm kesimlerinin ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi şarttır; bu noktada ailelerin çocuklarına dış dünyanın zalim eleştirileri karşısında güvenli bir liman olmaları, özgüveni dış görünüşün geçici kabuğuna değil benzersiz yeteneklere dayandırmaları gerekmektedir. Evde duyulan onay ve sevgi dışarıdaki yaraları iyileştiren en güçlü ilaç olurken, akran zorbalığının tamamen önlenebilmesi ve bu şiddet sarmalının azaltılması için Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenler, sivil toplum kuruluşları (STK) ve devlet kurumlarının ailelerle el ele vererek bütüncül bir mücadele yürütmesi hayati önem taşımaktadır. Mesele çocukların burnunu, kulağını veya yüzünü değiştirmek değil; onlara bu dünyada olduğumuz gibi güzel ve değerli olduğumuzu hatırlatacak şefkatli dili yeniden kurmaktır, çünkü asıl estetiğe ihtiyacı olan çocukların yüzü değil çocukların kalbine bakan dünyamızın ta kendisidir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.