Akran zorbalığı çocukları estetik ameliyatlara yönlendiriyor" haberinin gerçeğiyle yüzleştiğimiz bu günlerde, okulların açılmasıyla birlikte sınıflarda, koridorlarda ve dijital ekranların arkasında sessizce büyüyen akran zorbalığı, çocukların ve gençlerin ruh dünyasını zedeleyerek onları erken yaşta neşter masalarına ve telafisi imkansız estetik girdabına mahkûm etmektedir. Kulakları, burnu ya da kilosu yüzünden alay konusu edilen çocuklar, bu acıdan kurtulmayı aynadaki yansımalarını değiştirmekte aramakta; liselerde ve ortaokul çağında artan estetik operasyon talepleri, hepimiz için uyanılması gereken acı bir alarm niteliği taşımaktadır. Atalarımızın dediği gibi yılan zehrini bir kez akıtır, fakat acımasız ve incitici bir söz insan ruhunda ömür boyu kanayan bir yara açar; Hazreti Mevlana'nın buyurduğu üzere "zorbalığa uğrayan bir çocuk kusur arayan değil, başkalarının yarattığı zalim aynalarda benliğini kaybedendir". Çocukların sosyal medyanın ve akran zorbalığının açtığı mental yaraları dış görünüşlerini değiştirerek kapatamayacağı gerçeğinden hareketle, ruhun sızısını hiçbir neşterin dindiremeyeceği unutulmamalıdır. Bu artan şiddetin ve zorbalığın önüne geçilebilmesi için toplumun tüm kesimlerinin ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi şarttır; bu noktada ailelerin çocuklarına dış dünyanın zalim eleştirileri karşısında güvenli bir liman olmaları, özgüveni dış görünüşün geçici kabuğuna değil benzersiz yeteneklere dayandırmaları gerekmektedir. Evde duyulan onay ve sevgi dışarıdaki yaraları iyileştiren en güçlü ilaç olurken, akran zorbalığının tamamen önlenebilmesi ve bu şiddet sarmalının azaltılması için Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenler, sivil toplum kuruluşları (STK) ve devlet kurumlarının ailelerle el ele vererek bütüncül bir mücadele yürütmesi hayati önem taşımaktadır. Mesele çocukların burnunu, kulağını veya yüzünü değiştirmek değil; onlara bu dünyada olduğumuz gibi güzel ve değerli olduğumuzu hatırlatacak şefkatli dili yeniden kurmaktır, çünkü asıl estetiğe ihtiyacı olan çocukların yüzü değil çocukların kalbine bakan dünyamızın ta kendisidir.
