Maksut Konyar
Köşe Yazarı
Maksut Konyar
 

Bir İddia, Topyekün Bir Aile ve Ülkenin Ekonomik Güveni Maksut KONYAR

Bir İddia, Topyekün Bir Aile ve Ülkenin Ekonomik Güveni Maksut KONYAR Türkiye’de siyaset ile medya arasındaki ilişkinin en zor sınavlarından biri, bugün Fatma Betül Sayan Kaya ve ailesi üzerinden yeniden karşımıza çıkıyor. Bu meseleye yalnızca bir siyasetçinin adı üzerinden bakmak, yaşanan tartışmanın asıl ağırlığını görmemize engel olur. Çünkü burada aynı anda üç ayrı konu iç içe geçmiş durumda: Bir siyasetçi hakkında ortaya atılan finansal iddialar… Bir ailenin farklı fertlerinin kamu hayatındaki konumları… Ve bütün bunların Türkiye’nin sermaye piyasalarına, yatırımcı güvenine ve ekonomik itibarına yansıması. Tam da bu nedenle meseleye ne körü körüne savunma refleksiyle ne de peşin hükümle yaklaşmak gerekir. İhtiyacımız olan şey taraf olmak değil, gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacak zemini korumaktır. Çünkü hukuk devletinde iddia ile hüküm arasında bir mesafe vardır. O mesafe kaybolduğunda yalnızca bir insanın hakkı değil, toplumun adalet duygusu da zarar görür. Önce tabloyu doğru koyalım Fatma Betül Sayan Kaya, uzun yıllardır Türk siyasetinin içinde bulunan kıymetli bir isimdir. Milli Görüş çizgisinden gelen, merhum Erbakan Hocamızdan bugüne davasına hizmet etmiş, çok geniş bir aile mensubudur. Bilkent Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunu, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitirmiş, New York Üniversitesi’nde lisansüstü çalışması olan ve 2009’dan itibaren AK Parti teşkilatlarında fiilen aktif görev almış bir evladımızdır. Son günlerde ise ismi, fon ve sermaye piyasası soruşturması bağlamında ortaya atılan iddialarla gündeme geldi. 26 Eylül 2026 tarihinde Kaya, hakkında gündeme getirilen iddiaların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla AK Parti’deki görevlerinden ayrılma kararı aldı. Bu ayrılma kararı tek başına iddiaların doğru olduğunun kanıtı değildir. Bu karar, haklılığını hukuk içinde göstermek için atılmış sorumlu bir adımdır. İddia başka, soruşturma başka, hüküm başka Türkiye’nin en fazla ihtiyaç duyduğu hukuki ayrım budur. Masumiyet karinesi gözetilmelidir. Anayasa’nın 38. maddesi çok açıktır: “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” TCK Madde 20 ise “Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz” der. Araştırılmayacak hiçbir iddia yoktur. Ancak delilsiz hiçbir suçlama da hükme dönüşemez. Aile bağı delilin kendisi değildir Bir ailenin fertlerinin kamu görevlerinde bulunması sorulabilir, incelenebilir. Fakat akrabalık tek başına hukuki sorumluluk değildir. Bir kardeşin görevi, diğer kardeşin işleminin delili değildir. Aile bağı bir araştırma başlığı olabilir ama delilin kendisi değildir. Mesele sadece bir isim değil, ekonomik güven meselesidir Burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Benim şahsi kanaatim şudur: Bugün Fatma Betül Kaya ismi üzerinden yürütülen tartışma, sadece bir siyasetçiyi hedef alan bir tartışma olmanın ötesine geçmiştir. Özelde Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsına, AK Parti Hükümetine ve genelde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ekonomisine ve sermaye piyasalarına yönelik sistematik bir güven sarsma girişimine dönüşmüştür. Çünkü sermaye piyasalarında güven yalnızca rakamlardan oluşmaz. Yatırımcı hukuk sistemine, denetim mekanizmalarına ve kurumların tarafsızlığına bakar. Kurallar belli mi? Denetim çalışıyor mu? Manipülasyon iddiaları soruşturuluyor mu? Soruşturma siyasi kimliğe göre değişiyor mu? İşte bu soruların cevabını bulanıklaştırarak Türkiye’nin yatırım iklimini ve ekonomik itibarını zedelemeye çalışan bir akıl var. Bu oyunu görmek zorundayız. Bu nedenle yapılacak en büyük hizmet, iddiaları hukuk içinde, şeffafça, deliliyle ortaya koyarak Türkiye’nin denetim sisteminin çalıştığını göstermektir. Fitne zamanında hak nerede aranır? Tam da bu noktada İmam Şafii’ye nispet edilen o hikmetli söz akla geliyor. Sordular: “Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız?” Dedi ki: “Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür.” Bugün okların nereden geldiğine, kime ve neye zarar verdiğine bakmak lazım. Oklar sadece bir kişiye değil, Türkiye’nin istikrarına ve ekonomisine atılıyorsa, orada durup düşünmek gerekir. Bu sözü kimseyi suçlamak için değil, ölçümüzün ne olması gerektiğini hatırlamak için söylüyorum. Aile olmak zor zamanda belli olur Sevgili yeğenim Fatma Betül Bakanım, Son günlerde isminin gündeme gelmesi elbette aile olarak hepimizi derinden etkiledi. Seni yalnızca makamlarınla değil, karakterinle, çalışkanlığınla ve emeğinle tanıyoruz. Böyle zamanlarda insanın asıl sınavı, vakarını ve hukuk içinde hakkını arama iradesini koruyabilmesidir. İddiaların araştırılmasını istemek zayıflık değil, gerçeğe duyulan güvenin göstergesidir. Ben de bir dayın olarak iyi günde olduğu kadar zor günde de yanında olduğumuzu bilmeni isterim. Dört evladımın hukukçu olması hasebiyle ihtiyaç duyabileceğin hukuki konularda da elimizden gelen tüm desteği bilâ bedel vermeye hazır olduğumuzu bil. Biz senin yanında olurken hukukun karşısında değil, hukukun yanında duracağız. Çünkü en güçlü savunma, gerçeğin ortaya çıkmasını istemektir. Önce gerçek Ben Fatma Betül Sayan Kaya’nın akrabasıyım. Gönlüm onun yanındadır. Fakat bu durum hukuki gerçeğin yerine geçmez. Bizim ihtiyacımız ne körü körüne savunma ne de körü körüne suçlamadır. Bizim ihtiyacımız gerçektir. Kimse peşinen suçlu değildir. Hiç kimse de makamı nedeniyle peşinen aklanmış değildir. Gerçeği ortaya çıkaracak olan dezenformasyon propaganda değil; hukuk, delil ve adalettir. Sevgili yeğenim Fatma Betül… Allah yolunu açık etsin. Bu zor günlerin hukuk ve hakkaniyetle geride kalmasını diliyorum. Aile olarak iyi günde de zor günde de yanındayız. Maksut KONYAR
Ekleme Tarihi: 01 Ekim 2026 -Perşembe

Bir İddia, Topyekün Bir Aile ve Ülkenin Ekonomik Güveni Maksut KONYAR


Bir İddia, Topyekün Bir Aile ve Ülkenin Ekonomik Güveni

Maksut KONYAR

Türkiye’de siyaset ile medya arasındaki ilişkinin en zor sınavlarından biri, bugün Fatma Betül Sayan Kaya ve ailesi üzerinden yeniden karşımıza çıkıyor.

Bu meseleye yalnızca bir siyasetçinin adı üzerinden bakmak, yaşanan tartışmanın asıl ağırlığını görmemize engel olur. Çünkü burada aynı anda üç ayrı konu iç içe geçmiş durumda:

Bir siyasetçi hakkında ortaya atılan finansal iddialar…
Bir ailenin farklı fertlerinin kamu hayatındaki konumları…
Ve bütün bunların Türkiye’nin sermaye piyasalarına, yatırımcı güvenine ve ekonomik itibarına yansıması.

Tam da bu nedenle meseleye ne körü körüne savunma refleksiyle ne de peşin hükümle yaklaşmak gerekir. İhtiyacımız olan şey taraf olmak değil, gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacak zemini korumaktır.

Çünkü hukuk devletinde iddia ile hüküm arasında bir mesafe vardır. O mesafe kaybolduğunda yalnızca bir insanın hakkı değil, toplumun adalet duygusu da zarar görür.

Önce tabloyu doğru koyalım

Fatma Betül Sayan Kaya, uzun yıllardır Türk siyasetinin içinde bulunan kıymetli bir isimdir. Milli Görüş çizgisinden gelen, merhum Erbakan Hocamızdan bugüne davasına hizmet etmiş, çok geniş bir aile mensubudur. Bilkent Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunu, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitirmiş, New York Üniversitesi’nde lisansüstü çalışması olan ve 2009’dan itibaren AK Parti teşkilatlarında fiilen aktif görev almış bir evladımızdır.

Son günlerde ise ismi, fon ve sermaye piyasası soruşturması bağlamında ortaya atılan iddialarla gündeme geldi. 26 Eylül 2026 tarihinde Kaya, hakkında gündeme getirilen iddiaların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla AK Parti’deki görevlerinden ayrılma kararı aldı.

Bu ayrılma kararı tek başına iddiaların doğru olduğunun kanıtı değildir. Bu karar, haklılığını hukuk içinde göstermek için atılmış sorumlu bir adımdır.

İddia başka, soruşturma başka, hüküm başka

Türkiye’nin en fazla ihtiyaç duyduğu hukuki ayrım budur. Masumiyet karinesi gözetilmelidir.

Anayasa’nın 38. maddesi çok açıktır: “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” TCK Madde 20 ise “Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz” der.

Araştırılmayacak hiçbir iddia yoktur. Ancak delilsiz hiçbir suçlama da hükme dönüşemez.

Aile bağı delilin kendisi değildir

Bir ailenin fertlerinin kamu görevlerinde bulunması sorulabilir, incelenebilir. Fakat akrabalık tek başına hukuki sorumluluk değildir. Bir kardeşin görevi, diğer kardeşin işleminin delili değildir. Aile bağı bir araştırma başlığı olabilir ama delilin kendisi değildir.

Mesele sadece bir isim değil, ekonomik güven meselesidir

Burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum.

Benim şahsi kanaatim şudur: Bugün Fatma Betül Kaya ismi üzerinden yürütülen tartışma, sadece bir siyasetçiyi hedef alan bir tartışma olmanın ötesine geçmiştir. Özelde Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsına, AK Parti Hükümetine ve genelde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ekonomisine ve sermaye piyasalarına yönelik sistematik bir güven sarsma girişimine dönüşmüştür.

Çünkü sermaye piyasalarında güven yalnızca rakamlardan oluşmaz. Yatırımcı hukuk sistemine, denetim mekanizmalarına ve kurumların tarafsızlığına bakar.

Kurallar belli mi? Denetim çalışıyor mu? Manipülasyon iddiaları soruşturuluyor mu? Soruşturma siyasi kimliğe göre değişiyor mu?

İşte bu soruların cevabını bulanıklaştırarak Türkiye’nin yatırım iklimini ve ekonomik itibarını zedelemeye çalışan bir akıl var. Bu oyunu görmek zorundayız.

Bu nedenle yapılacak en büyük hizmet, iddiaları hukuk içinde, şeffafça, deliliyle ortaya koyarak Türkiye’nin denetim sisteminin çalıştığını göstermektir.

Fitne zamanında hak nerede aranır?

Tam da bu noktada İmam Şafii’ye nispet edilen o hikmetli söz akla geliyor. Sordular:

“Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız?”
Dedi ki: “Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür.”

Bugün okların nereden geldiğine, kime ve neye zarar verdiğine bakmak lazım. Oklar sadece bir kişiye değil, Türkiye’nin istikrarına ve ekonomisine atılıyorsa, orada durup düşünmek gerekir.

Bu sözü kimseyi suçlamak için değil, ölçümüzün ne olması gerektiğini hatırlamak için söylüyorum.

Aile olmak zor zamanda belli olur

Sevgili yeğenim Fatma Betül Bakanım,

Son günlerde isminin gündeme gelmesi elbette aile olarak hepimizi derinden etkiledi. Seni yalnızca makamlarınla değil, karakterinle, çalışkanlığınla ve emeğinle tanıyoruz.

Böyle zamanlarda insanın asıl sınavı, vakarını ve hukuk içinde hakkını arama iradesini koruyabilmesidir. İddiaların araştırılmasını istemek zayıflık değil, gerçeğe duyulan güvenin göstergesidir.

Ben de bir dayın olarak iyi günde olduğu kadar zor günde de yanında olduğumuzu bilmeni isterim. Dört evladımın hukukçu olması hasebiyle ihtiyaç duyabileceğin hukuki konularda da elimizden gelen tüm desteği bilâ bedel vermeye hazır olduğumuzu bil.

Biz senin yanında olurken hukukun karşısında değil, hukukun yanında duracağız. Çünkü en güçlü savunma, gerçeğin ortaya çıkmasını istemektir.

Önce gerçek

Ben Fatma Betül Sayan Kaya’nın akrabasıyım. Gönlüm onun yanındadır. Fakat bu durum hukuki gerçeğin yerine geçmez.

Bizim ihtiyacımız ne körü körüne savunma ne de körü körüne suçlamadır. Bizim ihtiyacımız gerçektir.

Kimse peşinen suçlu değildir. Hiç kimse de makamı nedeniyle peşinen aklanmış değildir.

Gerçeği ortaya çıkaracak olan dezenformasyon propaganda değil; hukuk, delil ve adalettir.

Sevgili yeğenim Fatma Betül… Allah yolunu açık etsin. Bu zor günlerin hukuk ve hakkaniyetle geride kalmasını diliyorum. Aile olarak iyi günde de zor günde de yanındayız.

Maksut KONYAR

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.