Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Prof. Dr. Yakup Civelek
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Yakup Civelek
 

‎65 Yıllık Yüzleşme: Yurt Dışı Türkleri Kazanmak, Türkiye’nin Geleceğini ‎Kurtarmaktır

Salih Altınışık;  gerçekleştirdiğim Almanya seyahatinde bizzat tanışma fırsatı bulduğum, sohbet ettiğim,  nadir entelektüel birikime sahip,  ekonomist,  KÜMEDER Almanya Temsilcisi, ATDF  (Avrupa Trabzon Dernekler Federasyonu) Başkanı, TULİP  Forum Düşünce Kuruluşu Sözcüsü Avrupalı Türklerin önemli isimlerinden biridir. Başarılı iş insanı kimliğinin yanı sıra, o; STK larda yürüttüğü görevleri yanı sıra, ufku geniş, meselelere analitik yaklaşan, artı5tv de yazılar yayınlayan, yorumlar yapan,  değerli bir araştırmacı ve yazardır. Yıllardır Avrupalı Türklerin ve genel anlamda yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarını hem Avrupa'daki Türk toplumuna hem de Türkiye'deki devlet kademelerine, siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına doğru bir zeminde aktarmaya çalışan, tabiri caizse kendini, değerlerinde, ideallerine ve  bu davaya adamış güzel bir dava insanıdır.   https://altinisik.org/ https://altinisik.org/yazilarim/ Onun yazılarında ısrarla vurguladığı gerçekler, bugün 1961 Almanya’ya doğru başlayan iş gücü göçünün 65. yılında devletin, medyanın ve siyaset kurumunun yüzleşmesi gereken en büyük ödevdir. https://altinisik.org/yurt-disindaki-turkleri-kaybetmek-sadece-oy-kaybetmek-degildir/   Artık karşımızda tahta bavullu "gurbetçiler" yok. Dördüncü nesline ulaşmış; doğduğu, büyüdüğü ve eğitim gördüğü ülkelerin toplumsal, siyasi ve ekonomik hayatına entegre olmuş, o toplumlarda söz sahibi bir kitle var. Sayın Altınışık'ın haklı uyarısıyla; bu insanları 1960'ların sığ bakış açısıyla "gurbetçi" olarak etiketlemek veya sürgün travması çağrıştıran "diaspora" kelimesinin içine hapsetmek sosyolojik bir körlüktür. Karşımızdaki muazzam toplumsal gerçekliğin adı; Avrupalı Türkler, Amerikalı Türkler ve en kapsayıcı haliyle "Yurt Dışı Türkler"dir. Unutulmamalıdır ki devletin dili, vatandaşına verdiği değeri gösterir. Yanlış kavramlarla doğru politika üretilemez. https://altinisik.org/kumeder-almanya-temsilcisi-salih-altinisik-turkler-almanyanin-gelecegidir-gecici-misafir-degil/   Ancak mesele sadece terminolojik bir düzeltmeden ibaret değildir. Asıl yüzleşmemiz gereken acı tablo, Ankara'nın 65 yıllık bu kronik meseleye yaklaşım biçimidir. Altınışık’ın yazılarında ısrarla altını çizdiği "Avrupalı Türklerin sorunlarının Ankara’ya yanlış aktarılması" tespiti tam da bu noktada hayati bir önem taşıyor. https://altinisik.org/avrupali-turklerin-sorunlari-ankaraya-yanlis-aktariliyor/   Yurt dışı Türkler meselesi, seçimden seçime hatırlanan bir "oy deposu" veya yaz aylarında ülke ekonomisine katkı sağlayan bir döviz kaynağı meselesi asla değildir. Bu mesele; özünde bir dil, kimlik ve aidiyet meselesidir. Altınışık’ın "Dil Giderse" diyerek dikkat çektiği tehlike kapıdadır; dilini kaybeden kimliğini, kimliğini kaybeden aidiyetini yitirir. Yurt dışındaki Türkleri kaybetmek, sandıkta sadece birkaç puanlık oy kaybetmek demek değildir; asıl nesilleri, o stratejik kültürel derinliği ve Türkiye'nin geleceğini kaybetmektir. https://altinisik.org/dil-giderse/   Artık hamasi nutukların, duygusal fakat altı boş sıla hasreti edebiyatının miadı dolmuştur. "Çağrı tamam, ya sonrası?" diye sormanın, yetkililerden vitrine değil öze yönelik somut icraatlar beklemenin vaktidir. Devlet kurumları, bürokratlar ve siyasiler; asimilasyon tehdidinden anadil eğitimine, kurumsal ırkçılıktan bürokratik engellere kadar dağ gibi büyüyen bu dertlere kalıcı ve kurumsal çözümler üretmek zorundadır. Yurt dışı Türklerin feryatlarına kulak tıkamak, Türkiye'nin kendi kollarına pranga vurması demektir. https://altinisik.org/cagri-tamam-ya-sonrasi/ Bu 65 yıllık hikâye, Türkiye’nin sınırları ötesindeki en büyük gücünün varoluş mücadelesidir. Yurt dışı Türkleri 2026'nın gerçekliğine uygun vizyoner politikalarla kucaklamak, bağları hamasetle değil akılcı ve kalıcı stratejilerle güçlendirmek; sadece bu cefakâr insanlara karşı tarihi bir borcumuz değil, aynı zamanda Türkiye’nin küresel geleceğini kurtarmanın da yegâne yoludur. https://altinisik.org/cagri-tamam-ya-sonrasi/ Vakit; kelimeleri düzeltme, o kelimelerin içini gerçek teşebbüslerle doldurma ve bu 65 yıllık kronik sorunu bir an evvel çözüme kavuşturma vaktidir.  
Ekleme Tarihi: 10 Ağustos 2026 -Pazartesi

‎65 Yıllık Yüzleşme: Yurt Dışı Türkleri Kazanmak, Türkiye’nin Geleceğini ‎Kurtarmaktır

Salih Altınışık;  gerçekleştirdiğim Almanya seyahatinde bizzat tanışma fırsatı bulduğum, sohbet ettiğim,  nadir entelektüel birikime sahip,  ekonomist,  KÜMEDER Almanya Temsilcisi, ATDF  (Avrupa Trabzon Dernekler Federasyonu) Başkanı, TULİP  Forum Düşünce Kuruluşu Sözcüsü Avrupalı Türklerin önemli isimlerinden biridir. Başarılı iş insanı kimliğinin yanı sıra, o; STK larda yürüttüğü görevleri yanı sıra, ufku geniş, meselelere analitik yaklaşan, artı5tv de yazılar yayınlayan, yorumlar yapan,  değerli bir araştırmacı ve yazardır. Yıllardır Avrupalı Türklerin ve genel anlamda yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarını hem Avrupa'daki Türk toplumuna hem de Türkiye'deki devlet kademelerine, siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına doğru bir zeminde aktarmaya çalışan, tabiri caizse kendini, değerlerinde, ideallerine ve  bu davaya adamış güzel bir dava insanıdır.
 

https://altinisik.org/
https://altinisik.org/yazilarim/

Onun yazılarında ısrarla vurguladığı gerçekler, bugün 1961 Almanya’ya doğru başlayan iş gücü göçünün 65. yılında devletin, medyanın ve siyaset kurumunun yüzleşmesi gereken en büyük ödevdir.
https://altinisik.org/yurt-disindaki-turkleri-kaybetmek-sadece-oy-kaybetmek-degildir/

 

Artık karşımızda tahta bavullu "gurbetçiler" yok. Dördüncü nesline ulaşmış; doğduğu, büyüdüğü ve eğitim gördüğü ülkelerin toplumsal, siyasi ve ekonomik hayatına entegre olmuş, o toplumlarda söz sahibi bir kitle var. Sayın Altınışık'ın haklı uyarısıyla; bu insanları 1960'ların sığ bakış açısıyla "gurbetçi" olarak etiketlemek veya sürgün travması çağrıştıran "diaspora" kelimesinin içine hapsetmek sosyolojik bir körlüktür. Karşımızdaki muazzam toplumsal gerçekliğin adı; Avrupalı Türkler, Amerikalı Türkler ve en kapsayıcı haliyle "Yurt Dışı Türkler"dir. Unutulmamalıdır ki devletin dili, vatandaşına verdiği değeri gösterir. Yanlış kavramlarla doğru politika üretilemez.

https://altinisik.org/kumeder-almanya-temsilcisi-salih-altinisik-turkler-almanyanin-gelecegidir-gecici-misafir-degil/

 

Ancak mesele sadece terminolojik bir düzeltmeden ibaret değildir. Asıl yüzleşmemiz gereken acı tablo, Ankara'nın 65 yıllık bu kronik meseleye yaklaşım biçimidir. Altınışık’ın yazılarında ısrarla altını çizdiği "Avrupalı Türklerin sorunlarının Ankara’ya yanlış aktarılması" tespiti tam da bu noktada hayati bir önem taşıyor.

https://altinisik.org/avrupali-turklerin-sorunlari-ankaraya-yanlis-aktariliyor/

 

Yurt dışı Türkler meselesi, seçimden seçime hatırlanan bir "oy deposu" veya yaz aylarında ülke ekonomisine katkı sağlayan bir döviz kaynağı meselesi asla değildir. Bu mesele; özünde bir dil, kimlik ve aidiyet meselesidir. Altınışık’ın "Dil Giderse" diyerek dikkat çektiği tehlike kapıdadır; dilini kaybeden kimliğini, kimliğini kaybeden aidiyetini yitirir. Yurt dışındaki Türkleri kaybetmek, sandıkta sadece birkaç puanlık oy kaybetmek demek değildir; asıl nesilleri, o stratejik kültürel derinliği ve Türkiye'nin geleceğini kaybetmektir.

https://altinisik.org/dil-giderse/

 

Artık hamasi nutukların, duygusal fakat altı boş sıla hasreti edebiyatının miadı dolmuştur. "Çağrı tamam, ya sonrası?" diye sormanın, yetkililerden vitrine değil öze yönelik somut icraatlar beklemenin vaktidir. Devlet kurumları, bürokratlar ve siyasiler; asimilasyon tehdidinden anadil eğitimine, kurumsal ırkçılıktan bürokratik engellere kadar dağ gibi büyüyen bu dertlere kalıcı ve kurumsal çözümler üretmek zorundadır. Yurt dışı Türklerin feryatlarına kulak tıkamak, Türkiye'nin kendi kollarına pranga vurması demektir.

https://altinisik.org/cagri-tamam-ya-sonrasi/

Bu 65 yıllık hikâye, Türkiye’nin sınırları ötesindeki en büyük gücünün varoluş mücadelesidir. Yurt dışı Türkleri 2026'nın gerçekliğine uygun vizyoner politikalarla kucaklamak, bağları hamasetle değil akılcı ve kalıcı stratejilerle güçlendirmek; sadece bu cefakâr insanlara karşı tarihi bir borcumuz değil, aynı zamanda Türkiye’nin küresel geleceğini kurtarmanın da yegâne yoludur.

https://altinisik.org/cagri-tamam-ya-sonrasi/

Vakit; kelimeleri düzeltme, o kelimelerin içini gerçek teşebbüslerle doldurma ve bu 65 yıllık kronik sorunu bir an evvel çözüme kavuşturma vaktidir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akturkhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.