Hain Darbe Girişimin 10. Yıldönümünde….15 Temmuz 2026 Bartın’da Milli İrade Ruhu - Akademik ve Sivil Bütünleşme
Türk milletinin bekasına yönelik 15 Temmuz 2016 da gerçekleştirilen hain darbe girişimi, Bartın’da devlet ve milletin sarsılmaz bir iradeyle kenetlendiği tarihi bir direnişe dönüşmüştür.
15 Temmuz Gecesi Bartın’da İlk Kıvılcım ve Genel Panorama
15 Temmuz 2016 gecesi, Türk milletinin bekasına yönelik gerçekleştirilen hain darbe girişimi, Bartın’da devlet ve milletin sarsılmaz bir iradeyle kenetlendiği tarihi bir direnişe dönüşmüştür. Direnişin 10. yıl dönümünü idrak ettiğimiz 2026 yılı perspektifinden bakıldığında, Bartın’da sergilenen bu duruşun bir şehirden öte, tüm Türkiye’ye yayılan bir "milli irade" dalgasının parçası olduğu görülmektedir.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 10. yıla özel olarak belirlenen "İrade Bizim, Zafer Bizim" mottosu, Bartın’daki sivil ve akademik bütünleşmenin temel felsefesini oluşturmuştur. On yıl önce Cumhuriyet Meydanı’nda yakılan o ilk kıvılcım, bugün şehrin kurumsal kimliğinin ve toplumsal belleğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Cumhuriyet Meydanı’nda Tarihi Buluşma: Akademi, Siyaset ve Halkın Sentezi
Bartın Cumhuriyet Meydanı, darbe girişiminin başlaması ardından 15 Temmuz 2026 gece yarısından sonraki ilk saatlerinden itibaren sadece bir protesto alanı değil, akademik birikimin, siyasi iradenin ve halkın saf vatanseverliğinin buluştuğu bir sentez noktası olmuştur.
- Akademik Öncülük: Dönemin Rektörü Prof. Dr. Ramazan Kaplan, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yakup Civelek ve diğer Akademik birimler nezdinde, Bartın Üniversitesi (BARÜ) bazı akademisyenlerin ve akademik kurumlar için yakıştırılan "fildişi kulesinden iniş" yaparak halkla meydanda omuz omuza vermiştir. Bu durum, milli nitelikli akademinin toplumdan kopuk bir yapı olmadığını, aksine kriz anlarında sivil iradenin en güçlü dayanağı haline geldiğini kanıtlamıştır.
- Siyasi ve Sivil İrade: Yılmaz Tunç gibi siyasi figürlerin meydandaki kararlı varlığı, devlet mekanizmaları ile halk arasındaki sinerjiyi en üst düzeye çıkarmıştır. Bu bütünleşme, devletin asli unsurları ile milletin kendisini tek bir safta buluşturan sivil-devlet kaynaşması modeline dönüşmüştür.
- Türkiye Partisi Ruhu: Meydandaki birliktelik, ideolojik sınırların ortadan kalktığı ve herkesin sadece Türkiye'nin bekası için birleştiği bir "Türkiye Partisi" bilinci oluşturmuştur. Bu bilinç, on yıl sonra bugün bile Bartın’ın toplumsal dokusunda etkisini hissettirmektedir.

Rektör Ramazan Kaplan'ın meydandaki konuşması
Prof. Dr. Ramazan Kaplan'ın 15 Temmuz gecesi Cumhuriyet Meydanı'ndaki hitabında öne çıkan detaylar şunlardır:
- İhanete Karşı Tavizsiz ve Gür Sesli Duruş: Rektör Kaplan, meydandaki kürsüden gür bir sesle halka seslenerek yapılan hain darbe girişimine ve ihanete karşı duruşunu en net şekilde ortaya koymuştur. Onun sergilediği bu vakur ve cesur tavır, akademik camianın böylesi tarihi kırılma anlarında darbeye karşı nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğine dair adeta tarihi bir ders niteliğindedir.
- Meydandaki Ortak Sinir Hattı ve Devletle Bütünleşme: Hitabında ve meydandaki varlığında yalnız olmadığını hissettirmiş; Bartın Valisi, milletvekilleri (özellikle o dönem milletvekili olan Yılmaz Tunç) ve farklı siyasi parti temsilcileriyle yan yana gelerek tek yürek ve tek yumruk halinde hareket ettiklerini göstermiştir.
- Kendi Öğrencileri ve Personeliyle Duyduğu Gurur: Darbe girişiminin ilk anlarından itibaren Bartın Üniversitesi personelinin ve genç öğrencilerinin Cumhuriyet Meydanı'ndaki sivil direnişe ve demokrasi nöbetlerine aktif katılım göstermesini, şahsı ve üniversitesi adına son derece onur verici bir durum olarak tanımlamıştır.
- Ülke Genelindeki Tüm Öğrencilere Seferberlik Çağrısı: Rektör Kaplan'ın duruşunu bölgesel olmaktan çıkarıp ulusal boyuta taşıyan en önemli detay ise sadece Bartın'daki gençleri değil, aynı anda tüm yurttaki üniversite öğrencilerini de bulundukları şehirlerde meydanlara çıkmaya ve milli iradeye sahip çıkmaya davet etmesidir. Bu çağrısıyla sivil direnişi genç akademik dimağlar düzeyinde yaygınlaştırmayı amaçlamıştır.
Rektörün bu kararlı liderliği ve üniversitenin ortaya koyduğu net tavır, yükseköğretim tarihindeki yerini almış ve YÖK'ün resmi raporlarında da Bartın Üniversitesi'nin demokrasiden yana tavrı olarak tescillenmiştir.
İlahiyat Kurucu Dekanı Prof. Dr. Yakup Civelek’in Mesajları
Bartın İlahiyat Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr. Yakup Civelek, 15 Temmuz gecesi meydanlarda ilahiyatçı kimliğiyle halka şu kritik mesajları aktarmıştır:
- Siyasi Bir Darbeden Daha Fazlası: Bu hain girişimin sadece siyasi bir darbe teşebbüsü olmadığını; aslında Türk milletinin dini, kültürel ve milli kimliğine vurulmak istenen bir pranga olduğunu vurgulamıştır.
- FETÖ'nün İhaneti ve "İblis Oyunu": FETÖ adlı karanlık yapının bu topraklara nasıl bir ihanet tohumu ektiğini açıklayarak, o gece girişilen eylemi tam anlamıyla bir "iblisin oyunu" olarak nitelendirmiş ve halka bu tehlikeyi anlatmıştır.
- İlahi Yardım ve Birlik Lütfu: Savaş uçaklarının gürültüsü altında milletin bu denli kenetlenmesinin Allah’ın yardımı olmadan açıklanamayacağını ifade etmiş ve bu birliği millete bahşedilmiş en büyük lütuf olarak tanımlamıştır.
- Gerçek Gücün Sahibi: Hain darbecilerin halkı sadece tankla, tüfekle bastırabileceklerini zannettiklerini; ancak gerçek güç sahibinin Allah olduğunu ve O'nun bu gücü yalnızca Hakk’ın yolunda yürüyenlere lütfedeceğini unuttuklarını hatırlatmıştır.
- Şehadetin Değeri: Bugün ülkede huzur içinde yaşanabiliyorsa, bunun o gece meydanlarda "Allah!" diyerek şehadete yürüyen kahramanların ve meydanları hıncahınç dolduran milyonlarca sivilin cansiperane mücadelesi sayesinde olduğunu dile getirmiştir.
Bartın Üniversitesi öğrencilerinin meydanlardaki rolü
15 Temmuz darbe girişimi gecesinde üniversite gençliği, Bartın’daki sivil direnişin en dinamik, inançlı ve kararlı güçlerinden birini oluşturmuştur. Öğrencilerin meydanlardaki rolü ve üstlendikleri tarihi sorumluluklar şu şekilde detaylandırılabilir:
- Gönüllü ve Hızlı Seferberlik: Üniversite öğrencileri, hain darbe girişimi haberini alır almaz, hiçbir resmi çağrıya veya yönlendirmeye gerek duymadan kendi hür iradeleriyle sokaklara ve meydanlara dökülmüşlerdir. Bu kendiliğinden gelişen hızlı refleks, gençliğin milli iradeye bağlılığının en büyük kanıtı olmuştur.
- Akademik Kadroyla Omuz Omuza Direniş: Gençler, sadece dersliklerde değil hayatın her alanında milli iradenin ve demokrasinin savunucusu olduklarını göstermek için rektörlerinden dekanlarına ve hocalarına kadar tüm akademik kadroyla omuz omuza vererek meydanları doldurmuşlardır. İlahiyat Fakültesi Dekanı, o gece öğrencilerle yan yana sergilenen bu dayanışmayı "ömrü boyunca unutamayacağı en onurlu hatıralardan biri" olarak nitelendirmiştir.
- Siyaset ve Devletle Bütünleşme: Cumhuriyet Meydanı'nı dolduran öğrenciler, dönemin AK Parti Bartın Milletvekili (ve günümüzün Adalet Bakanı) Sayın Yılmaz Tunç ve diğer devlet temsilcileriyle yan yana saf tutmuştur. Fotoğraflara da yansıyan bu birliktelikte gençlerin yüzlerindeki kararlı duruş ve gözlerindeki inanç, darbecilerin karşısında aşılmaz bir sivil barikat görevi görmüştür.
- Demokrasi Nöbetlerinin Genç Muhafızları: Meydanlara inen öğrenciler, sadece ilk anlarda darbe girişimini püskürtmekle kalmamış; Bartın'ın o serin gecelerinde günlerce meydanlarda kalarak demokrasi nöbetleri tutmuş ve sivil iradenin sarsılmaz koruyucuları haline ge
lmişlerdir. - Ulusal Çaptaki Çağrıya Güç Verme: Bartın Üniversitesi öğrencilerinin Cumhuriyet Meydanı'ndaki güçlü varlığı, üniversite yönetimi adına büyük bir onur kaynağı oluşturmuştur. Dönemin Rektörü Prof. Dr. Ramazan Kaplan, Bartın'daki öğrencilerin meydandaki onurlu duruşundan güç alarak tüm yurttaki öğrencileri de bulundukları şehirlerde meydanlara çıkmaya davet etmiş ve bu sayede akademik gençlik hareketini ulusal bir boyuta taşımıştır.
Direniş Kalesi Bartın Üniversitesi ve Üniversite Gençliğin İradesi -Milli Birlik Duruşu
BARÜ, sadece akademik ve idari personeliyle değil, fiziksel varlığı ve kurumsal imkânlarıyla da direnişin kalesi olmuştur. Akademik ve idari personelin bir bütün halinde sergilediği tutum, bilginin toplumsal sorumlulukla harmanlandığı stratejik bir duruştur. Üniversite, darbe girişimi karşısında sadece tepki veren bir yapı değil, milli birliği kurumsallaştıran ve bilimsel temellerle destekleyen bir güç merkezi olarak öne çıkmıştır. Darbeye karşı duruşun en dinamik unsuru olan üniversite gençliği, BARÜ çatısı altında milli birlik ve beraberliğe sahip çıkmıştır.
Bir Mücadelenin ve Bütünleşmenin Mirası
15 Temmuz, Bartın özelinde akademi ve halkın kopmaz bağlarını pekiştiren, üniversiteyi toplumun kılcal damarlarına bağlayan bir milat olmuş, BARÜ’nün sadece bilimsel üretimde değil, milli iradenin korunmasında da öncü bir kurum olduğunu teyit etmiştir.


